KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/blog_yargitay.php internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

AKIL HASTALIĞI VEYA AKIL ZAYIFLIĞI SEBEBİYLE İŞLERİNİ GÖREMEYEN YETİŞKİN HAKKINDA KORUMA KARARI VERİLMESİ TALEPLERİNDE AİLE MAHKEMELERİ GÖREVLİDİR.

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

ESAS NO      : 2021/2-173
KARAR NO   : 2022/1782

T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L A M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                        :
 Mersin 5. Aile Mahkemesi
TARİHİ                                  : 18/12/2019
NUMARASI                          : 2019/266 - 2019/805
DAVACI                                : Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili Av. Ş.V.
KORUMA ALTINA 
ALINMAK İSTENEN İLGİLİ :
M.D.
VASİ                                      : R.D.

1. Taraflar arasındaki “2828 sayılı Kanun uyarınca koruma talebi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mersin 5. Aile Mahkemesince verilen görevsizlik kararı davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Mersin Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü vekili 14.11.2012 tarihli dava dilekçesinde; 25.07.1941 doğumlu Mustafa D.’ya Mersin Devlet Hastanesinin 28.12.2009 tarihli raporu doğrultusunda Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.04.2010 tarihli ve 2009/893 E., 2010/434 K. sayılı kararı ile Raziye D'nun vasi olarak atandığını, vasinin 25.09.2012 tarihli dilekçe ile bakıma muhtaç özürlü statüsünde bulunan kişinin özürlü bakım merkezine yerleştirilmesini talep ettiğini, kurum tarafından yapılan incelemede ilgilinin özel bakım merkezine yerleştirilmesinin uygun bulunduğunu, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun 26. maddesi ve ilgili yönetmeliğin 6/ç maddesi uyarınca Mustafa D. hakkında izin kararı alınması gerektiğini ileri sürülerek Mustafa D.'nun koruma altına alınarak yatılı ve sürekli bakım için özürlülere yönelik bir bakım kuruluşuna yerleştirilmesine izin verilmesini talep etmiştir.

Mahkeme Kararı:

5. Mersin 5. Aile Mahkemesinin 15.11.2012 tarihli ve 2012/812 E., 2012/800 K. sayılı kararı ile; 4721 sayılı TMK’nın 432. maddesi gereğince akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık veya serserilik sebeplerinden biriyle toplum için tehlike oluşturan her ergin kişinin kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamaması hâlinde tedavisi, eğitimi veya ıslahı için elverişli bir kuruma yerleştirileceği veya alıkonulabileceğinin düzenleme altına alındığı, görevlerini yaparken bu sebeplerden birinin varlığını öğrenen kamu görevlilerinin bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorunda olduğu, aynı Kanun’un 433. maddesi uyarınca yerleştirme veya alıkoymaya karar verme yetkisinin ilgilinin yerleşim yerindeki vesayet makamına ait olduğu, somut olayda TMK’nın 405. maddesine göre bakıma muhtaç özürlüye vasi atandığı, vasinin ilgiliyi özürlü bakım merkezine yerleştirmeyi talep ettiği, hâl böyle olunca TMK’nın 432 ve 433. maddeleri gereği kuruma yerleştirmeye karar verilmesi hususunda görevli ve yetkili mahkemenin Mersin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

6. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı yasal süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

7. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.06.2013 tarihli ve 2012/25453 E., 2013/17682 K. sayılı kararı ile;

“… Dava, 25.7.1941 doğumlu Mustafa D. hakkında “bakıma muhtaç engelli” olduğundan bahisle 2828 sayılı Yasa uyarınca koruma kararı verilmesine ilişkindir.

Talep, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 6/1-c maddesine dayanmaktadır. Bu talep hakkında karar verme görevi Aile Mahkemesine aittir. Bu itibarla işin esasının incelenmesi gerekirken; yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Mahkemenin Birinci Direnme Kararı:

8. Mersin 5. Aile Mahkemesinin 12.11.2013 tarihli ve 2013/592 E., 2013/756 K. sayılı kararı ile önceki kararda yer alan gerekçenin yanında; TMK’nın 462/13. maddesi gereğince vesayet altındaki kişinin bir eğitim, bakım veya sağlık kurumuna yerleştirilmesine izin verme görevinin vesayet makamına ait olduğu, 09.01.2003 tarihli ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 5133 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince 4787 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1 numaralı bendine “Türk Medeni Kanunu’nun” ibaresinden sonra gelmek üzere “Üçüncü Kısım hariç olmak üzere” ibaresinin eklendiği, yapılan yasal değişiklik sonucunda aile mahkemelerinin vesayet konularındaki görevinin kaldırılmış bulunduğu, olayları açıklamanın taraflara hukukî nitelendirmenin ise hâkime ait olduğu, hâl böyle olunca vesayet davasına ilişkin olarak “vesayet altındaki bir kişinin özel bakım merkezine yerleştirilmesine izin” istemli eldeki davada karar vermeye görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu Kararı:

9. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı yasal süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

10. Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2018 tarihli ve 2017/2-2451 E., 2018/1941 K. sayılı kararı ile; usul hükümlerine uygun kısa karar ve gerekçeli karar oluşturulmadığı, kararda sadece “direnilmesine” denilmekle yetinildiği, hâl böyle olunca direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmünün bulunmadığı, bu durumda mahkemece yapılması gereken işin dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulması gerektiği gerekçesiyle karar usulden bozulmuştur.

Mahkemenin İkinci Direnme Kararı:

11. Mersin 5. Aile Mahkemesinin 18.12.2019 tarihli ve 2019/266 E., 2019/805 K. sayılı kararı ile; belirtilen usulü sorun giderilerek önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

12. Direnme kararı yasal süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kısıtlı ergin kişi hakkında 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun 22. maddesine dayalı koruma kararı verilmesine ilişkin istemlerde görevli mahkemenin aile mahkemesi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

14. Uyuşmazlığın çözümü için ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir.

15. Yargılama hukukunda görev kavramı; bir davaya hangi mahkemenin bakacağını ifade eder. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 142. maddesinde yer alan “Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir” şeklindeki düzenlemeyle “yargılama hukukunda görev kavramı” Anayasal güvence altına alındıktan sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) “Görevin belirlenmesi ve niteliği” başlıklı 1. maddesi “Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir” şeklinde belirtilmiştir. Görevin kanunla belirlenmesi kuralı, evrensel hukuk kurallarından “tabii hâkim” ilkesinin sonucudur. Tabii hâkim ilkesi; bir davanın yargılamasının hangi mahkemede yapılacağının, uyuşmazlığın doğmasından önce belirlenmiş olmasıdır. Kanunlarımız bu ilke çerçevesinde, hangi mahkemenin hangi uyuşmazlıklara bakacağını açıkça düzenlemiş bulunmaktadır. HMK'nın 1. madde metninde yer alan “kanun” terimi ile ifade edilmek istenen, öncelikle, mahkemelerin kuruluş ve görevlerini belirten kanunlardır. Kanunda açıklık bulunmayan durumlarda görev genel mahkemelere aittir (05.12.1977 tarihli ve 1977/4 E., 1977/4 K. sayılı İçtihatları Birleştirme Karar gerekçesinden).

16. Medeni yargılamada ilk derece mahkemeleri, genel mahkemeler ve özel mahkemeler olarak ayrılmışlardır. Genel mahkeme ile özel mahkeme arasındaki ilişkinin bir görev ilişkisi olduğu ve görevle ilgili kuralların kamu düzenine ilişkin bulunduğu konusunda öğreti ve uygulamada duraksama yoktur.

17. Genel mahkemelerin bakacakları davalar belirli kişi ve iş gruplarına göre sınırlandırılmamış olup, aksi belirtilmedikçe, medeni yargılama hukukuna giren her türlü işe bakmakla görevlidirler. Açık kanun hükmü ile özel mahkemelerde görüleceği belirtilmemiş olan bütün davalar genel mahkemelerin görevine girer.

18. Buna karşın özel mahkemeler, belirli kişiler arasında çıkan veya belirli uyuşmazlıklara bakmakla görevlidir. Eş söyleyişle özel mahkemeler özel yasalarla kurulmuş olup, bu özel yasalarda belirtilen davaları yürütür.

19. Genel mahkemelerin kuruluşunda olduğu gibi özel mahkemelerin (veya ihtisas mahkemelerinin) kuruluşu da mutlaka ayrı (özel) bir kanun hükmü ile düzenlenir. Özel mahkemelerin kuruluşunun tabii hâkim ilkesine aykırı düşmeyeceği Anayasa’nın 37. maddesinde belirtilmiştir.

20. Türk medeni yargılama hukukunda özel yasalarla kurulmuş özel mahkemeler; İş Mahkemeleri (7036 sayılı Kanun), Kadastro Mahkemeleri (3402 sayılı Kanun), Tüketici Mahkemeleri (6502 sayılı Kanun), Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri (551 sayılı KHK m. 146, 554 sayılı KHK m. 58, 555 sayılı KHK m. 30, 556 sayılı KHK m. 71, 5846 sayılı Kanun’un 21.02.2001 tarihli ve 4630 sayılı kanunla değişik 76. maddesi) ile 09.01.2003 tarihinde kabul edilen ve 18.01.2003 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun ile kurulan aile mahkemeleridir.

21. Aile Mahkemelerinin kuruluş, görev ve yargılama usullerine dair Kanun’un 1. maddesinde “Amaç ve Kapsam” başlığı altında; “Bu Kanunun amacı, aile mahkemelerinin kuruluş, görev ve yargılama usullerini düzenlemektir. Bu Kanun, aile hukukundan doğan dava ve işleri görmek üzere kurulan aile mahkemelerine dair hükümleri kapsar” hükmü düzenleme altına alınmıştır.

22. Aynı Kanun’un 4. maddesi ile de “Aile mahkemelerinin görevleri” başlığı altında,

“Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler:

1. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 3.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler,(2)

2. 20.5.1982 tarihli ve 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi,

3. Kanunlarla verilen diğer görevler” düzenlemesine yer verilerek aile mahkemelerinin görevi düzenlenmiştir. Maddede hariç tutulan Üçüncü Kısım ise TMK’nın 396 ilâ 494 maddelerini içermektedir.

23. Diğer yandan; 4787 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile genel anlamda aile mahkemelerinin görevlerine ilişkin düzenleme yaptıktan sonra “Koruyucu, eğitici ve sosyal önlemler” başlıklı 6/1-c. maddesi ile de yetişkinler hakkında “Resmî veya özel sağlık veya sosyal hizmet kurumlarına, huzur evlerine veya benzeri yerlere yerleştirmeye” karar verebilecekleri düzenleme altına alınmıştır.

24. Uyuşmazlığın çözümünde sosyal hizmet kavramının da incelenmesine gerek bulunmaktadır.

25. Sosyal hizmetler; kişi ve ailelerin kendi bünye ve çevre şartlarından doğan veya kontrolleri dışında oluşan maddi, manevi ve sosyal yoksunluklarının giderilmesine ve ihtiyaçlarının karşılanmasına, sosyal sorunlarının önlenmesi ve çözümlenmesine yardımcı olunmasını ve hayat standartlarının iyileştirilmesi ve yükseltilmesini amaçlayan sistemli ve programlı hizmetler bütününü ifade etmektedir.

26. Türk Medeni Kanunu’nun 366. maddesi uyarınca korunmaya muhtaç kişilerin bakımı, bununla yükümlü kurumlar tarafından sağlanır. Bu kurumlar, yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilirler.

27. 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanun’un 3. maddesinin b, c, d ve e bentlerine göre “korunmaya ihtiyacı olan çocuk, engelli, bakıma ihtiyacı olan engelli ve ihtiyacı olan yaşlılar” ile sosyal veya ekonomik yönden yoksunluk içinde olup korunmaya, bakıma ve yardıma ihtiyacı olan yaşlı statüsündeki kişiler, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Genel Müdürlüğü Kurumları (2828 sayılı Kanun m. 3-g) tarafından tespit edilerek, Kanun’un amacına ve belirtilen esaslara uygun faaliyette bulunan Sosyal Hizmet Kuruluşlarına (2828 sayılı Kanun m. 3-f) yerleştirmekle görevli kılınmıştır.

28. Eldeki davaya gelince; 25.07.1941 doğumlu Mustafa D.’ya Mersin Devlet Hastanesinin 28.12.2009 tarihli raporu doğrultusunda mahkeme kararı ile Raziye D.'nun vasi olarak atandığı, vasinin 25.09.2012 tarihli dilekçe ile bakıma muhtaç özürlü statüsünde bulunan ilgili Mustafa D.’nun özürlü bakım merkezine yerleştirilmesini talep ettiği, kurum tarafından yapılan incelemede ilgilinin özel bakım merkezine yerleştirilmesinin uygun bulunduğu ve 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun 26 ve Bakıma Muhtaç Engellilerin Tespiti Ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik’in 6/ç maddeleri uyarınca Mustafa D.’nun koruma altına alınarak yatılı ve sürekli bakım için özürlülere yönelik bir bakım kuruluşuna yerleştirilmesine izin verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.

29. Talebin dayanağı 2828 sayılı Kanun’un gerek 26 ve gerekse ilgili Yönetmeliğin 6/ç maddelerinde görevli ve yetkili mahkemenin hangi mahkeme olacağı gösterilmemiş ise de, korunmaya muhtaç kişinin bakımının sağlanması için koruma kararı verilmesi talebinin ve davacı Kurumun sorumluluğunun TMK’nın 366. maddesinden kaynaklanması ile bakım görevinin 2828 sayılı Kanun ile Kuruma verilmiş olması karşısında talep konusunun hukukî nitelik bakımından aile hukuku hükümleriyle sıkı sıkıya bağlantılı olduğu açıkça görülmektedir.

30. Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen, korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken bakıma muhtaç yetişkin hakkında koruma kararı verilmesi taleplerinde aile mahkemeleri görevlidir.

31. Hâl böyle olunca, Mahkemece işin esasının incelenerek izin talebi hakkında bir karar verilmesi ve bu bağlamda aynı yönlere işaret eden Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

32. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

IV. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,

Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.