ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI KARARININ İCRASINDA İYUK 28 HÜKMÜ UYGULANAMAZ.

KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/blog_yargitay.php internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.


21 Kas
2021

Yazdır

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

ESAS NO      : 2017/8-1676
KARAR NO   : 2021/823

T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L A M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                             : 
Ankara 7. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ                                        : 31/05/2016
NUMARASI                                : 2016/328 - 2016/578
ŞİKÂYETÇİ-BORÇLU                : Sahil Güvenlik Komutanlığı vekili Av. T.Ö.
ŞİKÂYET OLUNAN ALACAKLI : Y.A. vekili Av. Ç.E.

1. Taraflar arasındaki "şikâyet” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Ankara 7. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin kabulüne ilişkin karar alacaklı vekil tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir.

2. Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. İNCELEME SÜRECİ

Borçlu İstemi:

4. Borçlu vekili şikâyet dilekçesinde; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2. Daire Başkanlığının 04.03.2015 tarihli ve 2013/770 E., 2015/346 K. sayılı kararı ile davacı Yusuf A.'a 18.000TL manevi tazminat verilmesine, hükmedilen bu miktara olay tarihi olan 14.12.2011 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar yıllık %9 yasal faiz yürütülmesine, 2.160,00TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınıp davacıya verilmesine karar verildiğini, davacı (alacaklı) vekilinin belirtilen karara dayanarak 20.04.2014 tarihli dilekçesiyle davalı idareye başvurarak idare aleyhine hükmedilen manevi tazminatın ve vekâlet ücretinin yasal faizi ile birlikte dilekçesinde belirttiği IBAN numarasına yatırılmasını talep ettiğini, idarenin bu dilekçeyi 21.04.2015 tarihinde tebliğ aldığını ve ödeme için gerekli prosedürün başlatıldığını, alacaklı vekili tarafından idareye dilekçe ile başvurulmasından sekiz gün sonra aynı ilama dayanarak Ankara 2. İcra Dairesinin 2015/9.45 E. sayılı dosyasında ilamlı takip başlatıldığını, alacaklı vekilinin otuz günlük süreyi beklemeden kötü niyetli ve hukuka aykırı olarak takip başlattığını, 05.07.2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun ile değişik 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK)’nun 28. maddesinin “Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.” hükmünü içerdiğini, bu hükümle alacaklıya idareye başvuru koşulu getirildiğini, Kanun değişikliği ile Kanun koyucunun idarenin gereksiz yere icra takipleriyle muhatap olmasını önlemeyi amaçladığını ve gerek sivil gerek askeri idari yargı kararları açısından uygulama alanı bulduğunu, ayrıca 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 63. maddesine göre de henüz altmış günlük genel sürenin dahi geçmediğini, tam yargı davalarının genel hükümler dahilinde infaz olunacağına ilişkin düzenleme gereğince idari yargılama hususunda genel kanun niteliği olan İYUK’nın 28. maddesinde yer alan genel hükmün uygulanacağı ve idareye başvuru yapılıp sonucu beklenmeksizin icra takibi başlatılamayacağını, alacaklı vekilinin gerek İYUK’da yer alan dilekçenin tebliğinden itibaren otuz günlük süre gerekse 1602 sayılı Kanun’da yer alan kararın tebliğinden itibaren altmış günlük süre geçmeden icra takibi başlattığını belirterek icra emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Alacaklı Cevabı:

5. Alacaklı cevap dilekçesinde; 1602 sayılı Kanun’un 56. maddesinin "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde; İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun hâkimin davaya bakmaktan memnuiyetini gerektiren haller, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, bağlılığı tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım ve duruşmanın inzibatına ilişkin hükümleri uygulanır." hükmünü içerdiğini, aynı Kanunun 56 (63). maddesinin son fıkrasında ise "Tam yargı davaları hakkında kararlar, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur." hükmünün bulunduğunu, tam yargı davalarında hükmedilen parasal değerlerin tahsilinin genel hükümlere yani 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’na tabi olduğunun düzenlendiğini, bu nedenle 1602 sayılı Kanun’da aksine bir hüküm bulunması nedeniyle İYUK'nın 28. maddesinin 2. fıkrasının takip konusu alacağın tahsilinde uygulanamayacağını belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.

Mahkeme Kararı:

6. Ankara 7. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 21.05.2015 tarihli ve 2015/575 E., 2015/405 K. sayılı kararı ile; 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 58. maddesi ile İYUK’nın 28. maddesinin 2 ve 6. fıkralarında değişiklik yapıldığı, buna göre idare mahkemesince hükmedilen miktarların davacının ya da vekilinin, davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına yatırılması gerektiği, otuz gün içerisinde ödeme yapılmaması hâlinde genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunacağı, somut olayda idareye başvuru tarihinden sonra otuz gün beklenmeden icra takibi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile dosya üzerinden şikâyetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

7. Ankara 7. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince 15.09.2015 tarihli ve 2015/13012 E., 2015/16383 K. sayılı kararı ile;

"... Alacaklılar vekili tarafından Sahil Güvenlik Komutanlığı aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2. Dairesi'nin 04.13.2015 tarihli ilamına dayalı olarak başlatılan takipte, borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; 2577 sayıl İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun'un 28. maddesi gereğince ödeme için başvurulmadan takip başlatıldığı gerekçesiyle takibin iptalini talep ettiği, Mahkemece, aynı gerekçeyle takibin iptaline karar verildiği, hükmün alacaklı vekili tarafından temyiz edildiği görülmüştür.

1062 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun (AYİMK) 36. maddesinde, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı HMK) hangi hükümlerinin uygulanabileceği sınırlı şekilde sayılmıştır. Anılan hükümler arasında İYUK 28. maddesine yer verilmemiştir.

Yine Askeri Yüksek İdare Mahkemeleri 1602 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulmuş ve yargılama yapan mahkemeler olup, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulüne göre yargılama yapan mahkemeler değildir, bu mahkeme kendi özel Kanunu'na göre yargılama yapar ve karar verir. Bu nedenle takip konusu Ankara Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ikinci Dairesi kararının icrasında 2577 sayılı İYUK'nun 28. maddesi de uygulanmaz. Bu nedenle şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü isabetsizdir…" gerekçesi ile karar oy çokluğu ile bozulmuştur.

Direnme Kararı:

9. Ankara 7. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 31.05.2016 tarihli ve 2016/328 E., 2016/578 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

10. Direnme kararı süresi içinde alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin manevi tazminat ilamındaki alacağın tahsilinde İYUK’nın 28. maddesinin uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

12. Genel olarak idari yargıda davalara “idari dava” denilmektedir. Bunlar idarenin, idare hukukuna dayanarak yaptığı eylem ve işlemlerden doğan davalardır. İdarenin özel hukuk alanındaki etkinliklerinden doğan davalar ile idare hukukundan doğmakla birlikte, yasa ile açıkça adliye mahkemelerinin görevi içinde sayılan davalar idari dava deyimin dışında kalmaktadır (Gözübüyük, A. Ş./ Tan, T.: İdare Hukuku, Ankara 2016, 8. B., C. 2, s. 247).

13. Genel olarak idari davalar; idari işlemler hakkında açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalardır.

14. Tam yargı davalarında genel görevli yargı yeri idare mahkemeleridir. Danıştay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve vergi mahkemeleri tam yargı davalarında özel görevli mahkemelerdir (Gözübüyük/ Tan, s. 611).

15. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1971 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile kurulmuş, kuruluş ve görevlerini göstermek üzere çıkarılan 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu 20.07.1972 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 25.12.1981 tarihli ve 2568 sayılı Kanun ile 1602 sayılı Kanun’da değişiklik yapılarak mahkemenin görevlerine açıklık getirilmiştir. 1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa)’nın 157. maddesinde de “…Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesidir…” şeklinde tanımlanmıştır. 11.02.2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyet Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 17. maddesi ile Anayasa’ya eklenen Geçici 21. maddesinin (e) fıkrasına göre bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Askerî Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmıştır. 25.08.2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 203. maddesi ile Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinde 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 08.03.2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7078 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaştırılmıştır.

16. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 20. maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevleri düzenlenmiş, aynı Kanunun 21. maddesinin 1. fıkrasında ise 20. maddede belirtilen kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak iptal davalarının, aynı idari işlem ve eylemlerin haklarını ihlal etmesi hâlinde açılacak tam yargı davalarının doğrudan doğruya ve kesin olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde çözümleneceği ve karara bağlanacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun’un 42 ve 43. maddelerinde de doğrudan doğruya tam yargı davası açılabileceği belirtilmiştir.

17. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kararlarının sonuçları” kenar başlıklı 63. maddesinin son fıkrasındaki “Tam yargı davaları hakkındaki kararlar, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.” hükmü uyarınca tam yargı davaları hakkında verilen kararlar 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre infaz olunur. 1602 sayılı Kanun’un 60. maddesinde ise ilamın tanımı yapılmıştır.

18. 1602 sayılı Kanun’un 63. maddesinde Kanun koyucunun altmış gün içinde yerine getirilmesini istediği kararlar, iptal kararlarıdır. Maddenin son fıkrasında genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunacağı hükme bağlanan tam yargı davası hakkındaki kararların tazminat davaları olduğu açıktır. Açtığı bir tam yargı davası sonunda askeri yüksek idare mahkemesinden karar alan ilgili, adliye mahkemesinden aldığı bir ilamın icrasını nasıl istiyorsa o şekilde icra edilmesini isteyebilir. Davalı İdareye başvurmadan doğrudan doğruya icra daireleri kanalıyla ilamın yerine getirilmesini talep edebilir. Davalı idare tazminat kararını yerine getirmez ya da gereği gibi yerine getirmez ise ilgilinin başvurabileceği yasal yollar adliye mahkemesinin kararının yerine getirilmemesi ya da eksik yerine getirilmesi hâlinde başvurulabilecek yollardır (Gözübüyük/ Tan, s. 710).

19. Somut olayda; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Daire Başkanlığının 04.03.2015 tarihli ve 2013/1616 E., 2013/770 K. sayılı kararında “…1- Davacı Yusuf A.’a takdiren 18.000TL (onsekizbin Türk Lirası) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, 2-Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 14.12.2011 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %9 (yüzde dokuz) yasal faiz yürütülmesine, 6- Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi olarak hesaplanan 2.160,00TL (ikibinyüzaltmış Türk Lirası) vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine…” hükmedildiği, ilamın tam yargı davasına ilişkin olduğu ve eda hükmü içerdiği, davacı Yusuf A. vekili tarafından İdare aleyhine 18.000TL manevi tazminat, 2.160TL ilam vekalet ücreti, 5.947,88TL işlemiş faiz alacağının tahsili için 29.04.2015 tarihinde İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre ilamlı takip başlatıldığı anlaşılmaktadır.

20. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kendi özel Kanunu’na göre yargılama yapan mahkemedir. 1602 sayılı Kanun’da mahkemenin yargılama usulü düzenlenmiş ve 56. maddesinde de “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde; İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun hakimin davaya bakmaktan memnuiyetini gerektiren haller, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, bağlılığı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım ve duruşmanın inzibatına ilişkin hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/21 md.) Bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.” hükmü düzenlenmiştir.

21. Anılan hükümde bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde İYUK ile (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447. maddesinin 2. fıkrası gereğince) Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun sayılan hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 1602 sayılı Kanun’un 63. maddesinde askeri yüksek idare mahkemesinin kararlarının sonuçları özel olarak düzenlenmiş olup, son fıkrada “Tam yargı davaları hakkındaki kararlar, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur” şeklindeki özel ve aksine hüküm karşısında idari yargı yerlerince verilen kararların sonuçları ile ilgili genel hüküm olan İYUK’nın 28. maddesinin uygulama alanı bulunmamaktadır.

22. Diğer taraftan 1602 sayılı Kanun’un 63. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen altmış günlük süre içinde yerine getirilmesi gereken kararlar iptal kararları olup, somut olayda infazı istenen ilam tam yargı davasına ilişkin olduğundan bu maddenin de uygulama alanı bulunmamaktadır.

23. O hâlde ilamlı takibe konu Ankara Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Daire Başkanlığı kararının icrasında İYUK'nın 28. maddesi uygulanmayacağından, otuz günlük ödeme süresinin beklenmesi gerekmediğinden şikayetin reddine karar verilmesi gerekir.

24. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında 1602 sayılı Kanun’un 56. maddesinde 6100 sayılı HMK’nın uygulanacak hükümlerinin tek tek sayıldığı ancak İYUK yönünden tek tek hükümler sayılmadığından İYUK’nın tamamının uygulanacağı, İYUK’nın 28. maddesinin takip şartı olduğu gerekçesi ile direnme kararının onanması gerektiği görüşü ile 1602 sayılı Kanun’un 63. maddesinin 2 ve 3. fıkraları gereğince açılacak tam yargı davasında alınan ilamın aynı maddenin son fıkrasına göre genel hükümler dairesinde infaz edileceği, direnme kararının bu değişik gerekçe ile onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüşler Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

25. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

26. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

IV. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen Geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 22.06.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Askeri Yüksek İdare Mahkemeleri Anayasanın Geçici 21. maddesiyle 14.07.2017 tarihinde, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemeleri Kanunu ise 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 25.08.2017 tarihinde kaldırılmıştır.

Askeri Yüksek İdare mahkemelerinin kaldırılması ve 1602 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılması bozma ve direnme kararının verildiği tarihten önce olduğundan 1602 sayılı Kanunun mülga hükümleri somut olayda değerlendirilmelidir.

1602 sayılı Kanunun 56. maddesinde bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde; İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanununun hâkimin davaya bakmaktan memnuiyetini gerektiren hâller, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, bağlılığı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım ve duruşmanın inzibatına ilişkin hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Maddede bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde Hukuk Muhakemeleri Kanununun hangi hükümlerinin uygulanacağı açıkça belirtilmiş ancak İdari Yargılama Usulü Kanunu yönünden bir sınırlı sayma metodu belirtilmeksizin bu Kanunun uygulanacağı düzenlenmiştir. Maddede sayılan hususlar Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile ilgili olup İdari Yargılama Usulü Kanunu yönünden sınırlanmış bir belirtme olmadığından hüküm bulunmayan konularda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı açıkça anlaşılmaktadır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 28/2. maddede, konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılacağı, birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması hâlinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunacağı düzenlemesi bulunmaktadır.

1602 sayılı Kanunun 56. maddesi gereğince Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararları hakkında da bu hüküm uygulanmalıdır. 56/son maddede, tam yargı davaları hakkındaki kararların, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunacağı düzenlenmiş ise de bu hüküm 2577 sayılı Kanunun 28/2. maddenin uygulanmamasını gerektirmemektedir. Zira aynı hüküm 28/2. maddede de yar almakta ancak bu yola gidilmeden önce idareye yazılı bildirimde bulunma koşulu getirildiğinden 28/2. maddeye göre daha özel bir hüküm bulunduğu ve 28/2. maddenin uygulanamayacağı sonucuna varılması mümkün değildir.

Mahkemece verilen direnme kararı yukarıdaki esaslara uygun olarak verilmiş olup onanması gerektiği görüşünde olduğumdan hükmün bozulması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Zeki GÖZÜTOK
Üye

BİLGİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda bulunan 18 üyenin 15’i BOZMA, 2’si ONAMA, 1’i ise DEĞİŞİK GEREKÇE İLE ONAMA yönünde oy kullanmışlardır.