KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/blog_yargitay.php internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

CEBRİ İCRA İLE EDİNİLEN TAŞINMAZIN REDDEDİLEN TESCİL TALEBİNE DAİR UYUŞMAZLIK İDARİ YARGIDA GÖRÜLÜR.

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

ESAS NO      : 2020/1-568 
KARAR NO   : 2021/194

T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L A M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ               :
 Safranbolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ                         : 30/10/2013
NUMARASI                 : 2013/521 - 2013/636
DAVACI                       : O.O. vekili Av. T.B.
DAVALI                       : Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü vekili Av. N.K.

1. Taraflar arasındaki “tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Safranbolu Asliye Hukuk Mahkemesince davanın yargı yolu nedeniyle usulden reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:  

4. Davacı vekili; müvekkilinin Safranbolu İcra Dairesinin 2005/129 talimat sayılı dosyası üzerinden yapılan ihalede, dava konusu 131 ada 79 parsel sayılı taşınmazın 1250/7352 payını satın aldığını, ihalenin kesinleşmesi üzerine tapuda tescili sağlamak için İcra Dairesinin 05.09.2011 tarihli yazısı ile Safranbolu Tapu Müdürlüğüne müracaat ettiğini, ancak talebinin 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca taşınmazın bölünemez nitelikte tarım arazisi olduğundan bahisle reddedildiğini, ret kararına karşı süresi içerisinde Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne itirazda bulunmasına ve itiraz üzerinden 60 gün geçmesine karşın müvekkiline cevap verilmediğini, böyle olunca ret kararının iptali için Zonguldak İdare Mahkemesinde dava açtığını, mahkemece davanın tapuya tescile ilişkin olduğu ve adli yargı yerinin görevine ilişkin bulunduğu gerekçesiyle reddedildiğini, kararın 13.02.2012 tarihinde kesinleştiğini, oysa ki davacının usulüne uygun olarak mülkiyeti iktisap ettiğini, tescil sonucunda taşınmazın bölünmesi, parçalanması ya da hissedarların çoğalması gibi bir durumun da söz konusu olmadığını ileri sürerek, dava dışı Hatice U. adına kayıtlı 1250/7352 payın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Cevabı:

5. Davalı vekili; dava konusu taşınmazın 5578 sayılı Kanun ile değiştirilen 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 8. maddesine göre bölünemez nitelikte tarım arazisi olduğunu, bölünemez büyüklükteki tarım arazilerinin mirasa konu olmaları ve üzerlerinde her ne şekilde gerçekleşmiş olursa olsun birlikte mülkiyete konu olmaları durumunda bu arazilerin ifraz edilemez paylarının üçüncü şahıslara satılamayacağını, devredilemeyeceğini ve rehnedilemeyeceğini, bunların ancak aynı parseldeki diğer paydaşlara satışının mümkün olduğunu, davacının ise dava konusu taşınmazda ihale öncesinde bir payının bulunmadığını, bu nedenle tescil talebinin reddine dair işlemin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararı:

6. Safranbolu Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.09.2012 tarihli ve 2012/51 E., 2012/316 K. sayılı kararı ile; idari makam ve mercilerin, idari işleviyle ilgili kamu hukuku alanında tesis ettikleri tek taraflı doğrudan uygulanabilir nitelikte hukuki tasarruflar olan idari işlemlere karşı açılan davaların görüm ve çözümünün idari yargıya ait bulunduğu, uyuşmazlık konusu taşınmazın davacı adına tescil talebinin reddine ilişkin işlemin de idari işlem niteliğinde olduğu, davacı taraf her ne kadar cebri icra yoluyla edindiği ve Hatice U. adına kayıtlı 1250/7352 payın adına tescilini talep etmiş ise de gerçek amacının tescil talebinin reddine ilişkin idari işlemi iptal ettirerek taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının tapuya tescilini temin etmek olduğundan talebin idari yargıda görülmesi gerektiği, bu nedenle Zonguldak İdare Mahkemesinin 30.12.2011 tarihli görevsizlik kararının yerinde olmadığı, nitekim benzer bir uyuşmazlıkta Danıştay 10. Dairesinin 17.06.1993 tarih ve 1991/2447 E., 1993/2562 K. sayılı kararında davanın idari yargıda çözümlenmesi gerektiğine karar verildiği gerekçesiyle davanın yargı yolu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.04.2013 tarihli ve 2013/3157 E., 2013/5646 K. sayılı kararı ile;

"... Davacı, çekişme konusu taşınmazdan cebri ihale yoluyla pay satın aldığını, ancak Tapu Müdürlüğüne yaptığı tescil talebinin 5403 sayılı Kanun uyarınca reddedildiğini ileri sürerek, tescili sağlamak amacıyla eldeki davayı açmıştır.

Mahkemece, uyuşmazlığın İdari Yargıda çözülmesi gerektiği belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir.

Ne var ki, eldeki davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde mülkiyet hakkından kaynaklanan bir dava olduğu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır.

Hal böyle olunca, işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir..." gerekçesi ile karar bozulmuştur.

Direnme Kararı:

9. Safranbolu Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.10.2013 tarihli ve 2013/521 E., 2013/636 K. sayılı kararı ile ilk hükümdeki gerekçeler tekrar edilerek; mülkiyet hakkına dayalı davaların kayıt maliki olarak görünen kişi ile taşınmaz üzerinde hak iddia eden kişi arasında görüldüğü, davacının ise bu davayı tapuda malik olarak görünen Hatice U.'ya değil Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne yöneterek idari işlemin iptal edilmesi yönündeki iradesini ortaya koyduğu, idari işlemin iptaline ilişkin davanın ise idari yargıda görülmesi gerektiği belirtilerek direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; yargı yoluna ilişkin olup, davacının cebri icra ihalesi ile edindiği payın tapuda kendi adına tescili için yaptığı başvurunun 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca taşınmazın bölünemez nitelikte tarım arazisi olduğundan bahisle reddi üzerine, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü aleyhine tescil istemi ile açtığı eldeki davanın, idari yargı da mı, yoksa adli yargı da mı görülmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

12. İdarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunu sağlamak için çeşitli denetim yolları bulunmakla birlikte bunlar içerisinde en etkin ve nesnel olanı yargı denetimidir. İdarenin hukuk kuralları ile bağlı olması ve yaptığı işlemlere karşı yargı yolunun açık olması hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Nitekim Anayasa’nın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hükme bağlanmıştır.

13. Ülkemizde yargı ayrılığı sistemi geçerli olduğundan birden fazla yargı kolu bulunmaktadır. İdari makamların idare hukuku alanındaki faaliyetlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar ülkenin genel mahkemeleri olan adliye mahkemelerinde değil, bu amaçla kurulmuş olan idare mahkemelerinde çözümlenmektedir.

14. İdari yargı; Devletin merkezi ve yerel yönetim sistemleri içinde örgütlenmiş olan idare makamlarının kamu hukuku alanındaki eylem ve işlemlerinden doğan ihtilafların çözümlenmesini konu alan yargı koludur. Anayasa’nın 155. maddesine göre; idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olan Danıştay’ın yapısı ve işleyişine dair düzenleme 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nda yapılmıştır. Bu yargı kolu bünyesindeki bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin kuruluş ve görevlerine dair genel hükümler ise 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri Ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş Ve Görevleri Hakkındaki Kanun ile hüküm altına alınmıştır.

15. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda ise idari yargı kolundaki mahkemelerin görevine giren uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak usul hükümleri düzenlenmiş ve aynı Kanun’un 2. maddesinin 1.fıkrasında idari dava türleri;

“a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,

c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar” şeklinde sayılmıştır. Dolayısıyla, idari eylem, işlem ve sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar, kural olarak idari yargının görev alanına girmektedir.

16. Uygulama ve öğretide, kamu idarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında, kamu gücü kullanarak tek yanlı irade açıklamalarıyla yapmış oldukları kesin ve yürütülmesi gereken işlemler, idari işlem olarak tanımlanmaktadır. Kamu gücü ayrıcalığı ile yapılan bu işlemler idare hukukuna tabi olup, hukuka aykırı olmaları durumunda, menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılacak dava sonucunda, işlem tarihinden itibaren bütün hüküm ve sonuçlarıyla birlikte iptal edilirler.

17. Diğer taraftan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15. maddesinin 1-a bendinde, adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği hükme bağlanarak, kanunların açıkça adli yargıyı görevli saydığı hâller idari yargının kapsamı dışında bırakılmıştır. Uygulamada, adli yargı ile idari yargının görev paylaşımı konusunda kimi zaman görüş ayrılıkları yaşanmakta ise de idari eylem, işlem ve sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların, idare hukuku kurallarına göre idari yargıda çözümlenmesinin temel sebebi bunların kamu gücü ayrıcalığına dayalı olarak hukuk alanında varlık kazanmış olmalarıdır.

18. Somut olayda uyuşmazlık, mülkiyet hakkının tapu siciline tescili isteminin reddine dair işlemden kaynaklandığından bu konu ile ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin de açıklanması gerekmektedir.

19. Tapu sicili, tescil ve açıklık ilkelerine göre taşınmazlar ile üzerlerindeki hakların durumlarını göstermek üzere tutulan resmi sicildir. Devletin denetim ve sorumluluğu altında tutulan tapu sicilinin, taşınmazların hukuki durumu hakkında bilgi verme ve taşınmazlar üzerindeki aynî haklarda açıklığı sağlama gibi iki önemli işlevi bulunmaktadır.

20. Tapu sicili, tapu kütüğü ve kat mülkiyeti kütüğü ile bunları tamamlayan yevmiye defteri ve belgeler ile plânlardan oluşur. Sicil kapsamındaki kütük ve belgeler, taşınmazın malikini, edinme sebebi ve tarihini, üzerindeki sınırlı aynî hakları, konumunu, yüzölçümünü, türünü ve planı gibi tüm hususları gösterir; taşınmazla ilgili bazı şahsi haklar ile devir ve temlik hakkı üzerinde kısıtlama varsa bunları da gösterir. Her ilçenin idari sınırları bir tapu sicili bölgesidir. Taşınmazlar, bulundukları bölgenin tapu siciline kaydedilir ve üzerlerindeki aynî hakların kurulması, devri, terkini gibi tüm işlemler sicilde gerçekleştirilir.

21. 6083 sayılı Tapu Ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2. maddesine göre tapu sicillerinin düzenli bir biçimde tutulmasını, taşınmazlarla ilgili her türlü akitli ve akitsiz tapu işlemleri ile tescil işlerinin yapılmasını, siciller üzerindeki değişikliklerin takibini, denetlenmesini, sicil ve belgelerin arşivlenerek korunmasını sağlama görev ve yetkisi Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne aittir.

22. Genel Müdürlüğün taşra teşkilatı ise bölge müdürlükleri ile bu müdürlüklere bağlı kadastro müdürlükleri ve tapu müdürlüklerinden oluşur. Mevzuat çerçevesinde taşınmaz mallara ait akitli ve akitsiz her türlü tescil, düzeltme, terkin işlemlerini yapmak, mevzuata aykırı istemleri Türk Medeni Kanunu ve Tapu Sicil Tüzüğünün ilgili maddeleri gereğince reddetmek, bu tür ret kararlarına karşı ilgilisinin itirazı hâlinde gerekli evrakları bölge müdürlüğüne göndermek gibi işler tapu müdürlüklerinin görevleri arasındadır.

23. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Tescil” başlıklı 705. maddesinin birinci fıkrasına göre taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Ancak, aynı maddenin hemen ikinci fıkrasında tescilsiz kazanım durumları düzenlenmiş ve miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyetin tescilden önce kazanılacağı öngörülmüştür.

24. Bir taşınmazın mülkiyetini miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma hâllerinden biri ile tescilsiz olarak kazanan kişi ise TMK’nın 716. maddesine göre tescili doğrudan yaptırabilir. Bu bağlamda, 17.08.2013 tarihli ve 28738 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2013/5150 sayılı yeni Tapu Sicili Tüzüğünün 17. maddesinde; kanuni istisnalar dışında, tapu sicilinde hak sahibi olan kişilerin istemde bulunabileceği belirtildikten sonra tescilden önce hak sahibi olmuş kişilerin de hakkın tescili için gerekli belgeleri ibraz ederek istemde bulunabilecekleri düzenlenmiştir.

25. Cebri icra veya ortaklığın giderilmesi yoluyla yapılan satışlarda; gerçek kişi ihale alıcısının ayni hakkın tescili isteminde bulunabilmesi için Tüzüğün “Resmi Senet Düzenlenmesini Gerektirmeyen İşlemler” başlıklı 20. maddesinin (d) bendinde; Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaralı nüfus bilgilerini ve fotoğrafını içeren, ihalenin kesinleştiğini ve tescili belirten yetkili merciin yazısını ibraz etmesi yeterli görülmüştür.

26. Davaya konu tescil isteminin reddine dair kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga Tapu Sicili Tüzüğünün 12 ve 13. maddeleri ile 21. maddesinin (e) bendinde de, hâlen yürürlükte olan yeni Tapu Sicil Tüzüğüne paralel şekilde hak sahibinin belirlenmesine esas kimlik belgesi ile cebri icra veya ortaklığın giderilmesi yoluyla yapılan satışlarda, taşınmaz malın kime ihale edildiğini belirten ve tescili içeren ilgili merciin yazısının tapu sicil müdürlüğüne sunulması hâlinde tescil işleminin gerçekleştirilebileceği hüküm altında alınmıştır.

27. Hak sahiplerince yapılan tescil isteminin hangi durumda ne şekilde reddedileceği ise 2013/5150 sayılı yeni Tapu Sicili Tüzüğünün 26. maddesinde;

“(1) Mevzuat ve bu Tüzükte yer alan hükümlere uygun olmayan ve 4721 sayılı Kanunun 1011 inci maddesine göre geçici tescil şerhine de imkân bulunmayan istemler geciktirilmeden, gerekçesi, itiraz yeri ve süresi de belirtilmek suretiyle reddedilir.

(2) Ret kararının varlığı, tarih ve yevmiye numarası esas alınarak kütüğün beyanlar sütununda belirtilir. İstemin reddi halinde, ret gerekçesi giderilmeden reddin konusu tapu işlemi yapılamaz.

(3) Ret kararı, istem sahibine elden veya 11/2/1959 tarih ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir.

(4) Ret kararına, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde müdürlüğün bağlı bulunduğu bölge müdürlüğüne, bölge müdürlüğünün kararına karşı da tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Genel Müdürlüğe itiraz edilebilir” şeklindeki düzenleme ile mülga Tapu Sicil Tüzüğünün 23. maddesine paralel olarak hükme bağlanmıştır.

28. Yukarıda açıklanan tüm bu yasal mevzuat çerçevesinde dava konusu olay ele alındığında, davacı Safranbolu İcra Dairesinin 2005/129 Talimat sayılı takip dosyası kapsamında gerçekleştirilen ihale neticesinde 131 ada 79 parselde dava dışı Hatice U. adına kayıtlı 1250/7352 payı satın almış, ihalenin kesinleşmesi üzerine tescili yaptırmak için yetkili merciin yazısı ile Safranbolu Tapu Müdürlüğüne müracaat etmiş, ancak idarenin 22.09.2011 tarih ve 3254 sayılı kararı ile 5578 sayılı Kanun ile değişik 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca taşınmazın bölünemez nitelikte tarım arazisi olduğundan işlem yapılamayacağı belirtilerek tescil istemi reddedilmiştir. Davacının bölge müdürlüğüne yaptığı itiraz da reddedilmiş, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne yaptığı itiraz ise cevapsız bırakılmıştır. Ret kararının iptali ve taşınmazın tescili talebiyle açtığı dava ise Zonguldak İdare Mahkemesinin 30.12.2011 tarih ve 2011/2411 E., 2011/2124 K. sayılı kararı ile adli yargının görevli bulunduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu şekilde sonuç alamayan davacı, 17.02.2012 tarihinde Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü aleyhine eldeki davayı açarak, idari işlemin yerinde olmadığından bahisle maliki olduğu taşınmazın tescilini istemiştir.

29. Görüleceği üzere, Safranbolu Tapu Müdürlüğü tek taraflı ve kamu gücüne dayanan olumsuz bir idari işlemle davacının tescil talebini reddetmiştir. Ret kararlarına karşı Tapu Sicil Tüzüğünde idari itiraz yolu öngörülmüş olmasına karşın bu şekilde sonuç alamayan, idare mahkemesinde açtığı iptal davası da yargı yolu nedeniyle reddedilen davacı, adli yargı yerine gelerek bu davayı açmak zorunda kalmıştır.

30. Ne var ki davacı ihalenin kesinleşmesi ile mülkiyet hakkını iktisap etmiş olup, eldeki davada TMK’nın mülkiyet hükümlerine çözümlenmesi gereken bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davada tescil istemi bulunmakta ise de yukarıda açıklanan süreç ve dava dilekçesindeki anlatım dikkate alındığında, davacının asıl amacı elindeki belgelerin tescil için yeterli olduğu kanaati ile idareye yaptığı müracaatın reddi nedeniyle bu olumsuz idari işlemin hukuka aykırı olduğu iddiası ile iptalini sağlamaktır. Davanın Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne yöneltilerek açılması da bu amacın en açık göstergesidir.

31. Davanın temelinde, idarenin 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile kamu yararına getirilen yasal kısıtlamayı resen dikkate alarak ve kamu gücüne dayanarak tesis ettiği idari işlem yer almaktadır.

32. Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu tarafından, davada taşınmaz mülkiyetinin iktisap yollarına ilişkin bir ihtilafın bulunmadığı, idarenin kamu hizmetinin yürütümü sırasında tesis ettiği işlemin hukuka aykırılığının ileri sürüldüğü, böyle olunca ilgili kararın yerindeliğinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu değerlendirmeyi yapma görevinin de idari yargı yerlerine ait olduğu sonucuna varılmıştır.

33. Nitekim, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını çözümlemekle görevli olan Uyuşmazlık Mahkemesi de; benzer şekilde açılan davaların idari yargı yerinde görülmesi gerektiğine karar vermiştir (06.04.2015 tarihli ve 2015/217 E., 2015/232 K.; 25.12.2017 tarihli ve 2017/604 E., 2017/774 K. sayılı kararları).

34. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, somut olayda cebri icra ihalesi ile mülkiyet kazanıldığı hâlde buna uygun tescil işlemi yapılmadığı için tapu sicilinin doğruyu yansıtmadığı iddiası ile sicildeki mülkiyetin düzeltilmesi için dava açıldığı, böyle olunca taşınmazın davacı adına tescil edilip edilemeyeceğini inceleme görevinin Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre adli yargının görevinde olduğu, bu nedenle mahkemece yargı yoluna ilişkin olarak verilen direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

35. O hâlde, yerel mahkemenin yukarıda açıklanan hususlara değinen direnme kararı usul ve yasa hükümlerine uygundur.

36. Usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.

IV. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,

Gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına,

6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/III-3 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 04.03.2021 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY

İdari yargının görev alanı genel olarak 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 2. maddede düzenlenmiştir. Bu hükümde idari dava türleri arasında sayılan; idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları (İYUK 1/1-a), idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları (İYUK 1/1-b) ile tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar (İYUK 1/1-c) idari yargıda görülür.

İdari işlemler, idarenin, idare hukuku alanındaki faaliyetiyle ilgili olmak üzere, kamu gücü yetkisi ile hareket ederek, tek yanlı irade açıklamasıyla aldığı, doğrudan hukuki sonuç doğuran karar veya tedbirleridir. İdari eylemler ise idarenin kamu gücü yetkisi ve yükümlülüğüyle ilgili olan ancak bir idari işleme veya sözleşmeye dayanmayan her türlü fiziki faaliyeti veya hareketsiz kalmasıdır. Her ikisi de idare işlevinin yerine getirilmesiyle ilgili olup idare hukuku alanında sonuç doğurur. İdarenin özel hukuk alanında da sözleşmeler yapması mümkün olup bu sözleşmeler kamu gücü ayrıcalığından yararlanılarak yapılmış olmadığından hüküm ve sonuçlarını özel hukuk alanında doğururlar.

Mülkiyetin kazanılması ve tescille ilgili olarak Türk Medeni Kanununda ve Tapu Sicil Tüzüğünde ayrıntılı hükümler bulunmakta olup şu hükümlere bakmak gerekir:

Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur (TMK 705/1).

Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır (TMK 705/2).

Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukukî sebebe dayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek hususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması hâlinde hâkimden, mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir (TMK 716/1).

Bir taşınmazın mülkiyetini işgal, miras, kamulaştırma, cebrî icra veya mahkeme kararına dayanarak kazanan kişi tescili doğrudan doğruya yaptırabilir (TMK 716/2).

Tescil, tasarrufa konu olan taşınmaz malikinin yazılı beyanı üzerine yapılır (TMK 1013/1).

Edinen kimse, kanun hükmüne, kesinleşmiş mahkeme kararına veya buna eşdeğer bir belgeye dayanıyorsa, bu beyana gerek yoktur (TMK 1013/2).

Bir aynî hakkı tescilden önce kazanan kimse, gerekli belgeleri ibraz ederek tescili isteyebilir (TMK 1013/3).

İlgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memuru, tapu sicilindeki yanlışlığı ancak mahkeme kararıyla düzeltebilir (TMK 1027/1).

Düzeltme, eski tescilin terkini ve yeni bir tescilin yapılması biçiminde de olabilir (TMK 1027/2).

Tapu memuru, basit yazı yanlışlıklarını, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik uyarınca resen düzeltir (TMK 1027/3). Burada sözü edilen Yönetmelik çıkarılmış olmadığından bu konuda hâlen yürürlükte olan Tapu Sicil Tüzüğü uygulanacaktır.

Bu tüzüğün 74. maddesinde; ana veya yardımcı siciller üzerindeki düzeltmelerin nasıl yapılacağı düzenlenmiş olup bu hükme göre;

Kütük, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde, belgelere aykırı basit yazım hatası yapıldığının tespit edilmesi hâlinde, müdür tarafından nedeni düzeltmeler sicilinde açıklanarak, resen düzeltme yapılır (md. 74/1).

İstem belgesinde yapılan yanlışlık veya eksiklik düzeltilerek belgenin uygun bir yerine yazılmak suretiyle taraflar ve tapu görevlilerince imzalanır ve sicilde buna uygun düzeltme yapılır (md. 74/2).

Ana veya yardımcı siciller üzerinde yapılmış hata veya eksikliklerin, ilgililerce sunulan veya başka idarelerce düzenlenen belgelerden kaynaklanması hâlinde, ilgililerin gerçek durumu kanıtlayıcı belgelere dayalı başvuruları üzerine, istem yevmiye defterine kaydedilerek gerekli düzeltme yapılır (md. 74/3).

Kütük, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde, belgelere aykırı tescil veya esaslı yazım hatasının düzeltilebilmesi için ilgililerin yazılı olurunun alınması gerekir. İlgililerden birisinin yazılı oluru olmazsa, bu durum beyanlar sütununda belirtilerek, 26/9/2011 tarih ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre işlem yapılır (md. 74/4).

Yapılacak düzeltmeler hatalı yazımdan sonra hak sahibi olmuş kişilerin hakkını etkileyici nitelikte ise, bu hak sahiplerinin de yazılı olurları aranır (md. 74/5).

Müdürlük, ilgililerin bilgisi dışında yaptığı işlemleri tebliğ etmekle yükümlüdür (md. 74/6).

Bu hükümlerin sonucu olarak bir tescilin yapılması veya yanlış olan tescilin düzeltilmesi için bir mahkeme kararı gerekiyorsa bu konudaki uyuşmazlık adli yargıya tabi mahkemeler tarafından incelenecektir.

Bazen Kanunlarda idari işleme dayalı olarak tescilin yapılabileceğine dair hükümler de yer almaktadır. Bu durumda tescilin dayanağı mahkeme kararı gerektirmeyen ve Türk Medeni Kanununa dayanmayan bir idari işlem olacağından bu gibi hâllerde tescile esas idari işlemin iptali için açılan davalar için ise adli yargı değil idari yargı görevli olacaktır.

Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; cebri icra ihalesiyle mülkiyet kazanıldığı hâlde buna uygun tescil yapılmadığı için tapu sicilinin doğruyu yansıtmadığı ileri sürülerek, tapu sicilindeki mülkiyetin düzeltilmesi amaçlanarak tescil talepli dava açıldığından taşınmazın davacı adına tescil edilip edilmeyeceğiyle ilgili bir uyuşmazlık vardır. Böyle bir uyuşmazlıkta idari yargının görev alanına giren idari işlemin iptalini amaçlayan bir dava bulunmadığı açıktır. Taşınmazın davacı adına tescil edilip edilmeyeceğine yönelik uyuşmazlığın, Medeni Kanun hükümlerine göre çözümlenmesinde adli yargı yerleri görevli bulunmaktadır.

Belirtilen nedenlerle adli yargı kolu görevli olduğu için direnme kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, idari yargının görevli olduğu kabul edilerek kararın onanması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.

Adem ALBAYRAK            Nebahat ŞİMŞEK         Fadime AKBABA
Birinci Başkanvekili           Üye                              Üye

Bektaş KAR                     Sevil KARTAL               Sevinç TÜRKÖZMEN

Fatma AKYÜZ                 Zeki GÖZÜTOK            Ali Kemal ÜNSOY
Üye                                  Üye                               Üye

BİLGİ : Safranbolu Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/521 E., 2013/636 K. sayılı dosyada 30/10/2013 tarihinde, bozma ilamına karşı direnerek yeniden "Davanın HMK'nın 114/1-b ve 115/2 maddeleri gereğince yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle usulden reddine" karar vermiş, bu karar da Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarihli ve 2020/568 E., 2021/194 K. sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.

Davacı vekilinin 08/06/2021 tarihli müracaatı üzerine, oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için Safranbolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 17/09/2021 tarihli ve 2013/521 E. sayılı üst yazısıyla dava dosyasını, idari yargı dosyası bilgileri ile beraber Uyuşmazlık Mahkemesin'e göndermiştir.

Uyuşmazlık Mahkemesi ise "İcraen satış ihalesi sonucu satın alınan taşınmazın davacı adına tescilinin yapılmaması yolundaki Tapu Sicil Müdürlüğü işleminin iptali istemine ilişkin uyuşmazlığın ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği" konusunda karar vermiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 29 Kasım 2021 tarihli kararı için bkz.

https://bit.ly/3Zqjlg8