KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/blog_yargitay.php internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

DAMADINA EV ALINMASI İÇİN GÖNDERİLEN PARA İLE EV ALINMASA BİLE DAMATTAN BU PARA TALEP EDİLEBİLİR.

T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
BAŞKANLIĞI

ESAS NO       : 2020/6502
KARAR NO    : 2021/7131

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L A M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ              : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

TARİHİ                        : 19/12/2019
NUMARASI                : 2018/1417 - 2019/2203
DAVACI                      : H.K. VEK. AV. M.K.
DAVALI                      : K. Y. VEK. AV. M.Y.
İLK DERECE
MAHKEMESİ             : ESKİŞEHİR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ                       : 12/12/2017
NUMARASI                : 2015/1884 - 2017/687

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; tarafların istinaf başvurularının esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; davacının temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y   K A R A R I

Davacı, davalı ile kızı Yeliz K.'ın 2010 yılında evlendiklerini, 2014 yılında boşandıklarını, davalının evliliklerinin devam ettiği sürede Türkiye'den ev satın alacağını söyleyerek kendisinden borç istediğini, davalıya 10/10/2011 tarihinde 103.622,18 TL borç para verdiğini, vermiş olduğu borcu davalıdan geri alamadığını, bunun üzerine davalı hakkında icra takibi başlattığını, ancak davalının icra takibine itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı; HMK m. 127 gereği belirlenen süre içerisinde cevap dilekçesini sunmamış; süresinden sonra sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, davacı tarafa herhangi bir borcu olmadığını, davacının hesabına yatırmış olduğu paranın sadece 35.000 TL'sinin davacıya ait olduğunu, bu parayı davacıya iade etmesi için davacının akrabası olan Dinçer S.'a gönderdiğini, geri kalan kısmın ise kendisine ait olduğunu, evlilik birliği kurulmadan önceki birikimleri ile ev satın almak istediğini, tüm bu birikimlerini ev almak üzere yardımcı olması amacıyla davacıya emanet olarak verdiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.

İlk derece mahkemesince, takibe konu alacağın 35.000 TL'lik kısmı dışında bakiye alacağın borç olarak verildiği hususunun davalı tarafından kabul edilmediği, davalının ikrarının vasıflı ikrar niteliğinde olduğu, bu nedenle ispat yükü kendisine düşen davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 35.000 TL asıl alacak yönünden iptaline, alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesinin kararına karşı, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesince, tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

1- Davalının temyiz talebi açısından yapılan incelemede;

6763 sayılı Kanun ile 6100 sayılı HMK'ya eklenen ek 1. madde uyarınca; aynı Kanunun 362. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 01.01.2019 tarihinden itibaren 58.880 TL’ye çıkartılmıştır.

İstinaf incelemesi sonucunda verilen karar, karar tarihi itibariyle kesin niteliktedir. HMK'nın 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca, kesin olan kararlar hakkında Yargıtay tarafından temyiz isteminin reddine karar verilebilir.

Bu nedenle, davalının temyiz dilekçesinin miktar itibariyle reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Davacının temyiz talebi açısından yapılan incelemede;

HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Usul hukukumuzda senetle ispat zorunluluğu ( HMK m. 200 ), yine senede karşı da senetle ispat zorunluluğu (HMK m. 201) ilkesi benimsenmiştir. Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk lirasından az miktarda olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da HMK'nın 203. maddesinde düzenlenmiştir.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. maddesinde; "(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Aynı Yasanın 203. maddesinde ise, senetle ispat zorunluluğunun istisnaları sayma yöntemiyle belirlenmiştir. Bunlardan biri de altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler olup, bu kişiler arasındaki işlemler miktar ve değerine bakılmaksızın tanıkla ispat edilebilir.

Somut olayda; ilk derece mahkemesince, davacı tanıkları dinlenilmiş, tanık anlatımlarında davacı ile davalı arasındaki görüşmelere ilişkin bizzat duyuma dayalı bir beyan bulunmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; bölge adliye mahkemesince, aynı gerekçeyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Dinlenen tanıklardan İsmail T. beyanında, davacının kendisinden ricada bulunması üzerine birlikte damadının almış olduğu evi görmeye gittiklerini, ancak gittikleri yerde inşaat yetkilileri ile yaptıkları görüşmede davacının damadının zannedildiği gibi bir ev almadığını öğrendiklerini, o sırada davacının yanındaki kızına dönerek "parayı da yolladık ama ev alınmamış" dediğini duyduğunu belirtmiştir. Yine tanıklardan Nihal Y. beyanında, davacı ile bankada sıra beklerken karşılaştıklarını, davalının damadına ev alması için para göndereceğini söylediğini belirtmiştir.

Davacının, aynı gün yaklaşık yirmi dakikalık bir zaman dilimi içerisinde kendi hesabında bulunan bir miktar parayı çekerek, davalının hesabına 103.622,18 TL yatırmış olduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dinlenen tanık beyanları neticesinde davacı tarafından davalı hesabına yatırılan paranın davalıya ev alma konusunda yardımcı olmak amacıyla yatırıldığı ve dolayısıyla borç olarak verildiği ispatlanmış olmakla mahkemece, tanık beyanlarına itibar edilmek suretiyle davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulmuş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz dilekçesinin miktar itibariyle REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nun 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 23/06/2021 tarihinde davalının temyiz yönünden oy birliği ile davacının temyizi yönünden oy çokluğu ile karar verildi.

Başkan            Üye                   Üye               Üye               Üye
M. DUMAN      H. ÖZDEMİR     H. KANIK      E. ATEŞ        İ. ULUKUL
                                                                        (Muhalif)

K A R Ş I   O Y 

Dava, ödünç verme sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptaline ilişkindir.

Davacı, eski damadı olan davalının, kızı ile evliyken ev almak için kendisinden aldığı borcu iade etmediği iddiasında bulunmuş, davalı ise, davacının vermiş olduğu paranın 35.000 TL'lik kısmı dışında kalan miktarının kendisine ait olup daha önce davacı kayın pederine emanet olarak bırakılan şahsi parası olduğunu, 35.000 TL'yi ise ödediği savunmasında bulunmuştur.

İlk derece mahkemesince, banka yoluyla davalıya gönderilen dekontta hiçbir açıklama bulunmadığından davalının borç olarak gönderdiğini kabul ettiği 35.000 TL'lik kısım yönünden davanın kabulüne, kalan yönünden davanın reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince tarafların istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir.

Sayın çoğunluk, tanık beyanlarına itibar ederek davacının, davalıya ev alması amacıyla borç para verdiğini ispatlamış olması nedeniyle davanın tümden kabulü gerektiğinden bahisle bozma kararı vermiştir.

Davacının, kızı ile evli olduğu sırada banka yoluyla davalıya 10/10/2011 tarihinde 103.622 TL gönderdiği konusunda taraflar arasında bir çekişme yoktur. Davalı, gönderilen paranın sadece 35.000 TL'sinin borç para olduğunu, kalanın daha önce davacı kayın pederine emanet olarak bıraktığı kendi parası olduğu savunmasında bulunmaktadır. Görüldüğü üzere davalı 35.000 TL dışında kalan istem yönünden karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını kabul etmekle birlikte onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğunu bildirmektedir. Davalının bu ikrarının vasıflı ikrar (gerekçeli inkar) mahiyetinde olduğu açıktır. Bu halde, ispat yükü davacıdadır. Davacı bunun için davalı ile akraba olduğunu da gözeterek tanık delillerine dayanmıştır. Davacının dinlettiği tanık Nihal Y. ile Ferdi K. "davacı, damadına ev alacağını, bu amaçla para göndereceğini söylediğini", tanık İsmail T. ise "davacının damadına ev aldığını söylediğini" beyan etmişlerdir. Bunun dışında her üç tanıkta davacının, davalı damadına ev almak için borç para verdiğini söylediği yönünde beyanları mevcut değildir. Her üç tanığın anlatımları duyuma dayalıdır. Sadece davacıdan duyduklarını aktarmışlardır. Tanıkların anlatımları davanın ispatı için yeterli değildir. Tanıkların sadece davacıdan duyduklarını aktarır tarzdaki anlatımlarına itibar edilemez. HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddesi gereğince herkes iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Şu durumda davacı iddiasını kanıtlayamamıştır. Banka havalesinde paranın ödünç verildiğine dair bir ibare mevcut değildir.

Bu nedenlerle yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğundan yerel mahkeme kararının ONANMASI gerektiğinden sayın çoğunluğun bozma gerekçelerine katılmadığıma ilişkin karşı oyumdur. 23/06/2021

Üye
Emir ATEŞ