KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/blog_yargitay.php internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

VASİYETNAMENİN TENFİZ VE TANINMASINDA DAVACININ VEKİLLİĞİNİ ÜSTLENDİKTEN SONRA İSTİFA EDİP DAVALI TARAFIN VEKİLİ OLUNAMAZ.

T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
BAŞKANLIĞI

ESAS NO       : 2020/3632 
KARAR NO    : 2021/5150

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L A M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ              : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

TARİHİ                        : 09/06/2020
NUMARASI                : 2020/691 - 2020/703
DAVACI                      : 1- A.Ş. 2-S.Ç.,
                                      3- Z.S.Ş. VEK. AV. U.Ç.
DAVALI                      : 1- C.Ş. VEK. AV. S.A.
                                      2- S. K.
İLK DERECE
MAHKEMESİ             : İSTANBUL ANADOLU 30. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ                       : 09/11/2017
NUMARASI                : 2014/473 - 2017/348

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen yabancı mahkeme kararının tanınması davasının kabulüne dair verilen hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı Cengiz Ş.'in istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı Cengiz Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y   K A R A R I

Davacılar; muris Abdurrahman Ş.'in 28/09/2007 tarihinde Almanya'da notere başvurarak vasiyetname düzenlediğini, murisin 26/09/2013 tarihinde vefat ettiğini, söz konusu vasiyetnamenin Almanya'da Seligenstadt Sulh Mahkemesinin 50IV 363/07 (2017) nolu ve 08/08/2014 tarihli kararı ile açılıp okunduğunu ileri sürerek, vasiyetin açılmasına ilişkin yabancı ilamın tenfiz ve tanınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cengiz Ş.; vasiyetnamenin Türkiye'deki taşınmazlara ilişkin olup, Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren konularda tenfizin mümkün olmayacağını, vasiyet tarihinde murisin ehliyetinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı Serap K.; vasiyet tarihinde murisin ehliyetinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince; murisin 28/09/2007 tarihinde düzenlediği vasiyetin, yabancı mahkemece 08/08/2014 tarihinde açılıp okunduğu, iki ülke arasında vasiyete ilişkin kararların tanınacağına yönelik anlaşma bulunduğu, murisin vasiyet tarihinde ehliyetinin olmadığı savunulmuşsa da, bu savunmanın vasiyetnamenin okunmasına ilişkin davalarda incelenmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, Seligenstadt Sulh Mahkemesinin 50IV 363/07 (2017) nolu ve 08/08/2014 tarihli kararın tanınmasına karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı, davalı Cengiz Ş. tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge adliye mahkemesince; dava konusu vasiyetnamenin tanınması için yasal koşulların bulunduğu, incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davalı Cengiz Ş.'in istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar davalı Cengiz Ş. tarafından temyiz edilmiştir.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/b maddesinde, avukata aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa, işi red etmesi gerektiği kuralı yer almaktadır. Yasa ile izlenen amaç, avukatın aldığı vekâlet sonucu vakıf olduğu sırları önceki müvekkilinin aleyhine kullanmayı önlemektir. Yasa maddesi ile öngörülen husus kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece re'sen gözetilir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinde; tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları, kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip olması, dava takip yetkisine sahip olunması ve vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamesinin bulunmasının hususlarının dava şartlarından olduğu, yine aynı yasanın 115. maddesinde; mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar vereceği, ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre vereceği, bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedeceği düzenlenmiştir.

Somut olayda; Kadıköy 21. Noterliğince düzenlenen 04/11/2013 tarihli ve 31.79 yevmiye sayılı vekaletname uyarınca davalı Cengiz Ş.'in, Av. U.Ç. ile vekaletnamede ismi geçen diğer avukatları vekil tayin ettiği, söz konusu vekaletnamenin işbu dosyaya 05/12/2014 tarihinde sunulduğu, 04/02/2015 tarihinde davalı Cengiz Ş.'in vekaletnamede ismi geçen vekillerinden birinin diğer vekillerle birlikte vekillik görevlerinden istifa ettiğine dair dilekçeyi ibraz ettiği, akabinde Frankfurt Başkonsolosluğunca düzenlenen 24/03/2017 tarihli ve 15.5 sayılı vekaletname uyarınca davacılar Abdullah Ş., Serpil Ç. ve Zeynep Servet Ş.'in, Av. U.Ç.'ı vekil tayin ettiği, söz konusu vekaletnamenin dosyaya 27/04/2017 tarihinde sunulduğu anlaşılmaktadır. Bu durum, Avukatlık Kanunu 38/b maddesine aykırı bir eylem oluşturmaktadır.

O halde mahkemece; davacılar vekilinin, davacıları temsile yetkisi olmadığı belirtilerek HMK'nın 114/f ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığını tamamlamak için davacı asillere kesin süre verilip, kesin sürenin sonucuna göre yargılamaya devam olunması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.

2-) Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına, aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 20/05/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan            Üye                Üye               Üye                Üye
M. DUMAN       A. ÇOLAK     Ş. BOZER     F. TEMEL      F. TAŞKIN