KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

AVAL VERENİN, SENEDİN TEMİNAT ALTINA ALDIĞI BORCUN KARŞILIĞI EDİMİN YERİNE GETİRİLDİĞİNİ, BORCUN KALMADIĞINI, SONA ERDİĞİNİ İLERİ SÜRMESİ MÜMKÜNDÜR.

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ

Esas No       : 2024/3652
Karar No      : 2025/3850

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                       : 
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
TARİHİ                                 : 18.04.2024 
SAYISI                                 : 2023/222 Esas, 2024/658 Karar 

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı Yasemin Ö. vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 27.05.2025 günü tebliğata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı T. A.Ş. ile aralarındaki ticari ilişki sebebiyle verilen teminat senetlerinden 500.000,00 TL bedelli, 20.03.2020 ve 15.03.2020 vade tarihli senetlerin diğer davalıya ciro edildiğini, senetler sebebiyle borçlarının bulunmadığını, bu iki senedin Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün 2021/4824 E. sayılı dosyasında takibe konu edildiğini ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunmuş, dilekçesinin sonuç kısmında takibe konu edilen senetler dışında yine 500.000,00 TL bedelli, 25.03.2020 ve 30.03.2020 vade tarihli senetler bakımından da menfi tespit isteminde bulunarak bu senetlerin iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı K.t Medikal Hububat İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; T. adlı şirket müvekkiline maske teslim edimini yerine getiremediği ve taraflarının da maskelerin bedelini T. adlı şirkete ödediği için geri iade edemediği borcuna karşılık davacılardan C. Tekstil'den aldığı davaya konu bonoları cirolamak suretiyle müvekkili şirkete teslim ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı T. Group Danışmanlık Anonim Şirketi ibraz ettiği dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, 4 senet alındığına dair iddianın doğru olmadığını, icra dosyasına konu 2 adet senedin bulunduğunu, davalı ile davacının sözleşme ve ek sözleşme imzaladığını, davacının 6.600,00 ve fazlası 3 katlı tek kullanımlık maskeyi teslim etmeyi taahhüt ettiğini, buna karşılık bedelini ödemeyi taahhüt ettiklerini, ancak davacının edimlerini yerine getirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin dava dilekçesinde, icra takibi dışında kalan 25.03.2020 ve 30.03.2020 vade tarihli, 500.000,00 TL bedelli senetlerin iptalini isteyerek bu senetler yönünden de menfi tespit talebinde bulunduğu, ancak bu kısma ilişkin talebini harçlandırmadığı, bu iki senede ilişkin (1.000.000,00 TL) dava değeri üzerinden hesaplanan 17.077,50 TL nispi peşin harcın yatırılması için gerekli ihtarat yapılarak 2 hafta kesin süre verildiği, muhtıra tebliğine rağmen harç yatırılmadığından 25.02.2022 tarihli celsede takip dışı bu senetler yönünden menfi tespit davasının işlemden kaldırılmasına karar verilerek yargılamaya icra takibine konu yapılan 15.03.2020 ve 20.03.2020 tarihli senetler açısından devam edildiği, davacılar tarafından birlikte açılan davalarda, objektif dava birleşmesi sözkonusu olduğundan ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan her bir davacının davasını bizzat ya da vekili aracılığıyla takip etmesi gerektiği, davacılar vekilinin 30.05.2022 tarihli dilekçesi ile vekillikten çekildiği, davacı Yasemin Ö.'ün kendisini yeni bir vekil ile temsil ettirdiği, diğer davacılara vekillikten çekilme hususunun yeni duruşma günü ile birlikte tebliğ edildiği, davacı şirket ve davacı İsmail H.'nun bir sonraki duruşma olan 18.07.2022 tarihli duruşmaya mazeretsiz olarak katılmadıkları, kendilerini vekil ile temsil ettirmedikleri, davalı tarafın davayı takip etmediği, anılan bu davacılar tarafından açılmış olan davaların 18.07.2022 tarihinde işlemden kaldırıldığı, yargılamaya davacılar Osman ve Yasemin açısından devam edildiği, davacı Osman'ın 26.10.2022 tarihli duruşmadan haberdar olmasına ve hazır bulunduğu bir önceki celsede yasal ihtarat kendisine yapılmış olmasına rağmen 26.10.2022 tarihli duruşmaya katılmadığı, mazeret bildirmediği, davalı tarafın da davayı takip etmemesi sebebiyle davacı Osman tarafından açılan davanın 26.10.2022 tarihi itibariyle işlemden kaldırıldığı, hükümle birlikte Osman hakkındaki davanın tefrik edildiği, yargılamaya davacı Yasemin Ö. yönünden devam edildiği, davacı Yasemin'in dava konusu senetlerde aval veren sıfatının bulunduğu, davacının bonoların teminat senedi olduğu ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istediği, senedin zorunlu şekil şartlarına ilişkin bir eksikliğin ileri sürülmediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 702/2 maddesi hükmü gereğince aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdünün geçerli olacağı gerekçesiyle davacı Osman tarafından açılan ve işlemden kaldırılan menfi tespit davasının bu dosyadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine, davacılar (şahıs şirketi) İsmail H. - C. Tekstil İnşaat (tür değişikliğinden önceki C. Teks. İnş. Sağ. Ür. San. ve Tic. Ltd Şti) ve (gerçek kişi) İsmail H. tarafından açılan davaların ayrı ayrı açılmamış sayılmalarına, davacı Yasemin Ö. tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı Yasemin Ö. vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bononun ön yüzünde T. Temizlik İnşaat Taşımacılık San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kaşesinin yanında iki imza, Osman T. ve Yasemin Ö. isimlerinin altında birer imza olduğu, bononun altında üç kişinin adına atfen atılmış üç imza olmakla düzenleyen imzasının bulunduğunun kabulü gerektiği, imzanın kaşenin üzerinde değil yanında olmasının düzenleyen imzasını geçersiz hâle getirmeyeceği, davacı Yasemin Ö. vekilinin şekil noksanlığına ilişkin istinaf itirazının reddi gerektiği, davacı Yasemin'in C. Ltd. Şti. tarafından düzenlenen dava konusu senetlerde düzenleyen lehine aval veren olarak yer aldığı, teminat iddiası düzenleyenin şahsi def'isi olup aval veren tarafından ileri sürülemeyeceğinden davacı Yasemin Ö. vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazının da reddi gerektiği gerekçesiyle davacı Yasemin Ö. vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı Yasemin Ö. vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, iki adet bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı Yasemin Ö.'ün aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2. Davacı taraf, davalılardan T. Şirketi ile maske satış sözleşmesi akdedildiğini, dava konusu senetlerin teminat olarak verildiğini, akdedilen maske satış sözleşmesi nedeniyle davalı T. Şirketi'nin 1.295.107,50 TL gönderdiğini, gönderilen ödemeye karşılık fatura kesildiğini, davalı şirkete malların teslim edildiğini, ancak davalı T. Şirketi'nin teminat olarak aldığı senetleri, diğer davalı K.t Şirketi'ne ciro ettiğini, K.t Şirketi'nin de senetleri takibe koyduğunu, senetlerin bedelsiz kaldığını ileri sürerek borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı taraflar ise, dava konusu senetlerin davalı T. Şirketi tarafından yapılan ödemeye karşılık verildiğini, mal teslim ediminin yerine getirilmediğini, mal teslim edimi yerine getirilmediği ve K.t Şirketi de diğer davalı T. Şirketi'ne ödeme yaptığı için davacı taraftan alınan senetlerin T. Şirketi tarafından K.t Şirketi'ne ciro edildiğini savunmuş olup dava konusu iki adet 500.000,00 TL bedelli, 20.03.2020 ve 15.03.2020 vade tarihli senetlerin maske satış sözleşmesi nedeniyle verildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, mal teslim ediminin yerine getirilip getirilmediği noktasında toplanmaktadır.

Temyiz eden davacı Yasemin Ö. dava konusu edilen iki adet senedi, düzenleyen lehine avalist sıfatıyla imzalamıştır. TTK'nın 702. maddesi; "(1) Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. (2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. (3) Aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap eder." düzenlemesini içermektedir. Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile fer'î nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. TTK 702/2 maddesi hükmü gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).

Bununla birlikte aval verenin, senedin teminat altına aldığı borcun karşılığı edimin yerine getirildiğini, borcun kalmadığını, sona erdiğini ileri sürmesi mümkündür (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28.04.2025 tarihli, 2024/4316 E. ve 2025/2825 K. sayılı kararı). Bu çerçevede dava dosyasına sunulan ve getirtilen faturalar, BA ve BS formları, teslime ilişkin belgeler, ödemelere ilişkin belgeler, tarafların ticari defter ve kayıtları konusunda uzman bir bilirkişiye ya da bilirkişi kuruluna incelettirilerek dava konusu iki adet senedin teminat altına aldığı edimin yerine getirilip getirilmediği, lehine aval verilenin borcunun sona erip ermediği hususunda denetime elverişli bir rapor alınıp dosyadaki tüm deliller (sözleşmeler, tarafların iddia ve savunmaları vs.) hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve bu hükme yönelen istinaf isteminin esastan reddi yerinde görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. SONUÇ : Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı Yasemin Ö.'ün diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı Yasemin Ö.'ün temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan                  Üye                        Üye                            Üye                           Üye   
Abdullah Yaman     Mehmet Durgun     Dr. Orhan Sekmen     Döndü Deniz Bilir     Okan Albayrak

BİLGİ :  "Aval veren kişinin bono zamanaşımına uğramadığı veya bononun bedeli ödenmediği bedelsiz olmadığı hallerde sorumluluğu devam etmektedir" şeklinki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 16 Şubat 2023 tarihli kararı için bkz.

https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/aval-veren-kisinin-bono-zamanasimina-ugramadigi-veya-bononun-bedeli-odenmedigi-bedelsiz-olmadigi-hallerde-sorumlulugu-devam-etmektedir

"Aval veren sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir" şeklindeki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 13 Şubat 2023 tarihli kararı için bkz.

https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/aval-veren-sadece-kambiyo-senedindeki-zorunlu-sekil-eksikligini-ileri-surebilir

"Lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile aval veren bu geçersizliği ileri süremez" şeklindeki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Mart 2023 tarihli kararı için bkz.

https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/lehine-aval-verilenin-borcu-gecersiz-olsa-bile-aval-veren-bu-gecersizligi-ileri-suremez

"Borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir" şeklindeki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18 Aralık 2018 tarihli kararı için bkz.

https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/borc-sekle-ait-noksandan-baska-sebepten-batil-olsa-da-aval-verenin-taahhudu-gecerlidir