BOŞANMA AŞAMASINDA OLAN KİRALANAN KONUTTA YAŞAYAN EŞ, AİLE MAHKEMESİNDEN ALDIĞI KORUMA KARARINA DAYALI OLARAK İİK 276 HÜKMÜNDEN FAYDALANMASI MÜMKÜNDÜR.
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/473
KARAR NO : 2024/2900
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MUĞLA İCRA HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/11/2023
NUMARASI : 2023/282 Esas, 2023/419 Karar
DAVA : Şikayet (İcra Memur Muamelesi)
KARAR TARİHİ : 25/10/2024
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2024
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karara karşı süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ikametgah adresi olan E. Mah. Umut 1 Sk. No:9. İç Kapı No:5. Menteşe/Muğla adresine 20.07.2023 tarihinde alacaklı vekili ve icra memurlarınca tahliye emri için gelindiğini ve evin tahliyesi için müvekkiline 15 gün süre verildiğini, müvekkilinin ikamet ettiği adrese ilişkin yapılan tahliye emrini ve mevcut dosyayı icra memurlarınca 20/07/2023 tarihinde ikametgahına gelindiği zaman öğrendiğini, müvekkiline tahliye emrinin tebliğ edilmediğini, tahliye emrinin müvekkilinin boşanma aşamasında olduğu Sezayi Ç.'e tebliğ edildiğini, Sezayi Ç.'in 16/11/2022 tarihinde uzaklaştırma ve koruma kararı sebebi ile bu tarihte konuttan ayrıldığını ve halen uzaklaştırma kararının devam ettiğini, bu konutta yaşamadığını, borçlunun uzaklaştırma kararından sonra elektrik su aboneliklerinin iptal edildiğini, mahkeme kararı ile bu aboneliklerin müvekkili tarafından tekrar açtırıldığını, bunun borçlunun anılan konutta ikamet etmediğinin en açık göstergesi olduğunu, ev sahibinin tarafların boşanma aşamasında olduğuna dair ve Sezayi Ç.'in bu konutta yaşamadığına dair bilgisinin bulunduğunu, tahliye taahhütnamesine konu taşınmazda müvekkili Yeşim Ç.'in kızı ile birlikte ikamet ettiği ev sahibi alacaklı tarafından bilinmesine rağmen tahliye emrinin 16/11/2022 tarihinden bu yana koruma/ uzaklaştırma kararı sebebiyle adreste ikamet etmeyen müvekkilinin boşanma aşamasında olduğu eşi Sezayi Ç.'e tebliğ edildiğini, bu nedenlerle tahliye emrinin müvekkiline tebliğ edilmeden ikametgahta bulunmayan 3. kişiye tebliğ edilerek kesinleşmesi sebebiyle tahliye taahhütnamesinin tarafınca incelenemediğini ve bu hususta yasal haklarının kullanılamadığını belirterek hukuka aykırı tahliye emri tebliği ve tahliye tutanağına ilişkin işlemlerin kaldırılmasına ve tahliyenin/ takibin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı Ayser B. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının müvekkil aleyhine açmış olduğu davaya dayanak kira sözleşmesi incelendiğinde kiraya verenin müvekkili Ayser B., kiracının Sezayi Ç. olup; davacı yanın kira sözleşmesinin tarafı olmadığı halde bahse konu davayı açtığını, taraf ehliyeti bulunmayan davacının davasının hukuki sonuç doğurmayacağını, müvekkilinin kiracısının Sezayi Ç. olup müvekkili tarafından usulüne uygun bir şekilde tebligatların gönderildiğini ve takibin kesinleştiğini, bunun üzerine icra müdürlüğü ile tahliyeye gidildiğini ve davacı yanın evi boşaltacağına ilişkin icra müdürlüğünün tutanağına imza attığını belirterek davacının şikayetinin reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Muğla İcra Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davalı Ayser B.'nun İİK. 276/3 maddesi hükmü gereğince tahliye için 7 gün içerisinde mahkemeye müracaatına, bu müddet içinde mahkemeye müracaat edilmemesi halinde iddiasından vazgeçilmiş sayılacağının ihtarına, ilamın bir örneği icra dosyasına eklenerek takip dosyasının ait olduğu daireye iadesine karar verilmiştir.
Davalı alacaklı Ayser B. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrarla, davacı yanın kira sözleşmesinin tarafı olmadığı halde bahse konu davayı açtığını, taraf ehliyeti bulunmayan davacının davasının hukuki sonuç doğurmayacağını, icra müdürünün 20.07.2023 tarihinde tahliye için gittiği taşınmazda, kiracının eşi olduğunu beyan eden davacının İİK. mad. 276 anlamında "üçüncü kişi" sayılmayacağını (İİK. mad. 276/IV), yani, icra müdürü tarafından "kiracı gibi" bu kişilerin de taşınmazdan zorla çıkarılacağını, tahliye emrinin tebliğinden sonra evlilik bağının ortadan kalkmış olması halinde dahi boşanan eşe üçüncü kişi durumunu kazanma hakkını vermediğini, İİK.’nun 276. maddesinin son fıkrası hükmüne göre "karı veya koca borçluya tebaan kiralanan yerde oturuyorlar ise 276. maddenin uygulanması bakımından üçüncü kişi sayılamazlar" düzenlemesi uyarınca asıl borçluya bağlı olarak kendilerinin mecurdan çıkarılmaları gerektiğini, her ne kadar Yerel Mahkeme tarafından 7 gün için tahliye davası açmak için süre verilmiş ise de bu sürenin verilebilmesi için tahliye esnasında 3. şahsın burayı daha önceden beri işgal ettiğini beyan etmesi gerektiğini, ancak davacının tahliyeye gidildiği esnada böyle bir beyanı olmayıp kiracının eşi olduğunu ve verilen 15 günlük sürede tahliye edeceğine ilişkin tutanağı imzaladığını belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Muğla 2. İcra Dairesinin 2023/68.2 Esas sayılı takip dosyasının UYAP sistemi üzerinden incelenmesinde; alacaklı Ayser B. tarafından borçlu Sezai Ç. aleyhine tahliye taahhüdüne dayalı olarak Yazılı Sözleşme İle Kiralanan Taşınmazın Kira Süresinin Bitmesi nedeniyle icra takibine başlandığı, örnek 14 tahliye emrinin borçluya 18/05/2023 tarihinde tebliğ edildiği, tahliye emrinde kira süresi bitmiş taşınmazın 15 gün içerisinde tahliye ve teslimi, varsa itirazın 7 gün içinde yapılması gerektiğinin ihtar edildiği, dosyada taraf olmayan Yeşim Ç. tarafından takibe itiraz edildiği ve icra müdürlüğünün 25/07/2023 tarihli tensip kararı ile taraf bilgileri uyuşmadığından itirazın reddine karar verildiği görülmüştür.
İİK'nun 276. maddesinde “Tahliyesi istenen yerde kiracıdan başka bir şahıs bulunur ve işgalde haklı olduğuna dair resmi bir vesika gösteremezse derhal tahliye olunur. Şu kadar ki, bu şahıs resmi bir vesika gösterememekle beraber daireye ibraz olunan mukavele tarihinden evvelki bir zamandan beri orayı işgal etmekte bulunduğunu beyan eder ve bu beyanı icra memuru tarafından mahallinde yapılacak tahkikatla teeyyüt ederse memur, tahliyeyi tehirle üç gün içinde keyfiyeti icra mahkemesine bildirir.
İcra mahkemesi, tarafları dinliyerek icabına göre tahliyeyi emreder veya taraflardan birinin yedi gün içinde mahkemeye müracaat etmesi lüzumuna karar verir. Bu müddet içinde mahkemeye müracaat edilirse, davanın neticesine göre hareket olunur. 36 ncı madde hükümleri burada da uygulanır. Dava etmiyen taraf iddiasından vazgeçmiş sayılır. Borçlunun nesep ve sebepten usul ve füruu, karı veya kocası, ikinci dereceye kadar kan ve sıhri hısımları ve iş ortakları ile borçluya tebaan mecurda oturdukları anlaşılan diğer şahıslar, bu madde hükmünün tatbikında üçüncü şahıs sayılmazlar.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
Somut olayda, davacı olan borçlunun eşi ile borçlu arasında mevcut boşanma davasının söz konusu olduğu, dosya içerisinde bulunan Muğla Aile Hukuk Mahkemesi'nin 16/11/2022 tarihli, 2022/8.5 D. İş koruma kararı ve 15/05/2023 tarihli, 2022/8.5 D. İş sayılı ek koruma uyarınca davacıya karşı borçlu eşi tarafından şiddet uygulanması sebebiyle borçlunun tahliyeye konu müşterek konuttan uzaklaştırılmasına ve müşterek konutun korunan davacı eşe tahsis edilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davalı alacaklı vekili tarafından istinaf başvurusunda, davacının borçlunun eşi olup İİK'nun son fıkrası uyarınca 3. kişi sayılamayacağı ileri sürülmüşse de, her şikayetin kendi içinde mevcut somut özelliklere göre değerlendirilmesi gerektiği, davacı ve borçlu arasında mevcut boşanma davası ve davacı eşi şiddetten korumaya yönelik koruma tedbirleri uyarınca kamu düzeninden olan aile hukuku hükümlerinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamına göre davalı Ayser B.'nun İİK. 276/3 maddesi hükmü gereğince tahliye için 7 gün içerisinde mahkemeye müracaatına karar vermesinin şikayet konusu ve somut olay itibariyle yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, istinaf olunan ilk derece mahkemesinin kararında yazılı gerekçelere göre istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine aykırılık bulunmayan karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b(1) maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Muğla İcra Hukuk Mahkemesi'nin 01/11/2023 tarih, 2023/282 Esas, 2023/419 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1- b(1) maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın istinaf edenden tahsili ile hazineye irat kaydına,
3- İstinaf kanun yolu yargılama giderlerinin, istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4- HMK 333. madde gereğince kararın kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine,
5- Kararın taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 361 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/10/2024
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2025/265
KARAR NO : 2025/1868
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 25.10.2024
NUMARASI : 2024/473 - 2024/2900
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalılardan Ayser B. tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi İlker Taşdemir tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre ilgilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 03.03.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
A. TUNCAL Dr. Ş. KELEŞ S. ÖZTEMİZ M. T. UYAR Y. ÇİFTCİ
(M)
Üye M. T. Uyar’ın Karşı Oy Yazısı:
İİK’nın “KİRALANAN TAŞINMAZDA ÜÇÜNCÜ ŞAHIS BULUNURSA” başlıklı 276. maddesi "Tahliyesi istenen yerde kiracıdan başka bir şahıs bulunur ve işgalde haklı olduğuna dair resmi bir vesika gösteremezse derhal tahliye olunur.
Şu kadar ki, bu şahıs resmi bir vesika gösterememekle beraber daireye ibraz olunan mukavele tarihinden evvelki bir zamandan beri orayı işgal etmekte bulunduğunu beyan eder ve bu beyanı icra müdürü tarafından mahallinde yapılacak tahkikatla teeyyüt ederse memur, tahliyeyi tehirle üç gün içinde keyfiyeti icra mahkemesine bildirir.
İcra mahkemesi, tarafları dinliyerek icabına göre tahliyeyi emreder veya taraflardan birinin yedi gün içinde mahkemeye müracaat etmesi lüzumuna karar verir. Bu müddet içinde mahkemeye müracaat edilirse, davanın neticesine göre hareket olunur. 36'ncı madde hükümleri burada da uygulanır. Dava etmiyen taraf iddiasından vazgeçmiş sayılır.
Borçlunun nesep ve sebepten usul ve füruu, karı veya kocası, ikinci dereceye kadar kan ve sıhri hısımları ve iş ortakları ile borçluya tebaan mecurda oturdukları anlaşılan diğer şahıslar, bu madde hükmünün tatbikında üçüncü şahıs sayılmazlar."
BK'nın "Kefalet sözleşmesi tanımı" başlıklı 581. maddesi "Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir." şeklindedir.
İcra ve İflas dairesi, İcra ve İflas Kanununu birinci derecede uygulamakla görevlidir. Bu görevleri yaparken kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa usul ve yasaya aykırı hareket etmiş olur. İcra ve iflas dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabilir. Şikayet; icra ve iflas dairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı).
İİK’nın 16. maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kural; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tabi olmasıdır. Bu kuralın (süreye tâbi şikayetin) iki önemli istisnası vardır:
1- İİK'nın 16/2. maddesi gereğince “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman (süresiz) şikayet olunabilir.” Bu hükmün amacı ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır.
2- Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna başvurulabilir. Anılan ilke doktrinde bu şekilde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir.
Somut olayda; Muğla 2. İcra Müdürlüğünün 2023/68.2 Esas sayılı takip dosyasıyla davalı/kiralayan Ayser B. tarafından davalı/kiracı Sezayi Ç. aleyhine örnek 14 nolu tahliye taahhüdüne dayalı tahliye emri gönderildiği, takip dayanağı olarak 20.05.2022 tanzim tarihli taahhüt edenler Sezayi Ç. ve şikayetçi Yeşim Ç. imzalı taahhüt ve 25.04.2022 başlangıç tarihli kiracısı Sezayi Ç. ile kefili Yeşim Ç. olan 3 sayfadan oluşan kira sözleşmesinin eklendiği, 20.07.2023 tarihinde icra müdürlüğünce örnek 57 nolu "Adrese gelindi. Adreste borçlunun eşi Yeşim Ç. hazır geliş nedeni anlatıldı. Anladım dedi. Alacaklı vekili söz aldı. Adresin tahliyesi için taraflara 15 gün süre verilsin dedi. Mahalde hazır Yeşim Ç.'e adresin tahliyesi için 15 gün süre verildi. Kendisine ihtarı yapıldı. Mahalde yapılacak başkaca bir işlem kalmadı." şeklinde tahliye tutanağı oluşturulduğu, bunun üzerine şikayetçinin kiracı/borçlu ile boşanma aşamasında olduklarını, aile mahkemesince verilen koruma kararı nedeniyle tahliye istenilemeyeceğini belirtir nedenlerle müdürlük işlemini şikayette bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince "şikayetin kabulü" şeklinde hüküm kurulduğu, bu kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği görülmüştür.
İcra müdürlüğünce tahliyenin yerine getirilmesi, bir diğer anlatımla taşınmazın boşaltılması için mahalline gidildiğinde, taşınmazda takip borçlusundan başka biri bulunur ise, ortaya çıkan sorun İİK'nın 276. maddesine göre çözümlenecektir. Madde başlığında da görüldüğü üzere kiralanan taşınmazda "ÜÇÜNCÜ ŞAHIS" bulunursa bu madde devreye girecektir. Takip dayanağı kira sözleşmesine göre şikayetçi aynı zamanda kiracı/borçlunun kefilidir. Borçlar Kanun'unda kefalet sözleşmesinin tanımına bakıldığında; kefil, borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olan kişi olup takip hukukuna göre de borçludur.
Takip dayanağı tahliye taahhütnamesi incelendiğinde; taahhüt edenler olarak borçlu/kiracı ile kefil eş/şikayetçinin tahliyesi istenen adreste birlikte ikamet ettikleri bir tarihte (20.05.2022'de) verdikleri taahhütnameye istinaden tahliye yapılmasının istendiği, bu durumda borçlu/ kiracının kefili olan ve aynı zamanda tahliye taahhüdünde bulunan eşi şikayetçi "üçüncü kişi" sayılamayacağından icra marifetiyle zorla tahliyesi gerekir. Bu durumda üçüncü kişi sayılamayan şikayetçinin, aile mahkemesinden aldığı koruma kararına dayalı olarak İİK'nın 276. maddesinden faydalanması da hukuken mümkün değildir.
Belirtilen tüm bu sebeplerle temyizen incelenen kararın bozulması gerekirken, aksi yöndeki Dairemizin sayın çoğunluğunun onama şeklindeki görüşüne katılamıyorum. 03.03.2025
Üye
M.T.UYAR
BOŞANMA AŞAMASINDA OLAN KİRALANAN KONUTTA YAŞAYAN EŞ, AİLE MAHKEMESİNDEN ALDIĞI KORUMA KARARINA DAYALI OLARAK İİK 276 HÜKMÜNDEN FAYDALANMASI MÜMKÜNDÜR.
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/473
KARAR NO : 2024/2900
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MUĞLA İCRA HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/11/2023
NUMARASI : 2023/282 Esas, 2023/419 Karar
DAVA : Şikayet (İcra Memur Muamelesi)
KARAR TARİHİ : 25/10/2024
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2024
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karara karşı süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ikametgah adresi olan E. Mah. Umut 1 Sk. No:9. İç Kapı No:5. Menteşe/Muğla adresine 20.07.2023 tarihinde alacaklı vekili ve icra memurlarınca tahliye emri için gelindiğini ve evin tahliyesi için müvekkiline 15 gün süre verildiğini, müvekkilinin ikamet ettiği adrese ilişkin yapılan tahliye emrini ve mevcut dosyayı icra memurlarınca 20/07/2023 tarihinde ikametgahına gelindiği zaman öğrendiğini, müvekkiline tahliye emrinin tebliğ edilmediğini, tahliye emrinin müvekkilinin boşanma aşamasında olduğu Sezayi Ç.'e tebliğ edildiğini, Sezayi Ç.'in 16/11/2022 tarihinde uzaklaştırma ve koruma kararı sebebi ile bu tarihte konuttan ayrıldığını ve halen uzaklaştırma kararının devam ettiğini, bu konutta yaşamadığını, borçlunun uzaklaştırma kararından sonra elektrik su aboneliklerinin iptal edildiğini, mahkeme kararı ile bu aboneliklerin müvekkili tarafından tekrar açtırıldığını, bunun borçlunun anılan konutta ikamet etmediğinin en açık göstergesi olduğunu, ev sahibinin tarafların boşanma aşamasında olduğuna dair ve Sezayi Ç.'in bu konutta yaşamadığına dair bilgisinin bulunduğunu, tahliye taahhütnamesine konu taşınmazda müvekkili Yeşim Ç.'in kızı ile birlikte ikamet ettiği ev sahibi alacaklı tarafından bilinmesine rağmen tahliye emrinin 16/11/2022 tarihinden bu yana koruma/ uzaklaştırma kararı sebebiyle adreste ikamet etmeyen müvekkilinin boşanma aşamasında olduğu eşi Sezayi Ç.'e tebliğ edildiğini, bu nedenlerle tahliye emrinin müvekkiline tebliğ edilmeden ikametgahta bulunmayan 3. kişiye tebliğ edilerek kesinleşmesi sebebiyle tahliye taahhütnamesinin tarafınca incelenemediğini ve bu hususta yasal haklarının kullanılamadığını belirterek hukuka aykırı tahliye emri tebliği ve tahliye tutanağına ilişkin işlemlerin kaldırılmasına ve tahliyenin/ takibin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı Ayser B. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının müvekkil aleyhine açmış olduğu davaya dayanak kira sözleşmesi incelendiğinde kiraya verenin müvekkili Ayser B., kiracının Sezayi Ç. olup; davacı yanın kira sözleşmesinin tarafı olmadığı halde bahse konu davayı açtığını, taraf ehliyeti bulunmayan davacının davasının hukuki sonuç doğurmayacağını, müvekkilinin kiracısının Sezayi Ç. olup müvekkili tarafından usulüne uygun bir şekilde tebligatların gönderildiğini ve takibin kesinleştiğini, bunun üzerine icra müdürlüğü ile tahliyeye gidildiğini ve davacı yanın evi boşaltacağına ilişkin icra müdürlüğünün tutanağına imza attığını belirterek davacının şikayetinin reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Muğla İcra Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davalı Ayser B.'nun İİK. 276/3 maddesi hükmü gereğince tahliye için 7 gün içerisinde mahkemeye müracaatına, bu müddet içinde mahkemeye müracaat edilmemesi halinde iddiasından vazgeçilmiş sayılacağının ihtarına, ilamın bir örneği icra dosyasına eklenerek takip dosyasının ait olduğu daireye iadesine karar verilmiştir.
Davalı alacaklı Ayser B. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrarla, davacı yanın kira sözleşmesinin tarafı olmadığı halde bahse konu davayı açtığını, taraf ehliyeti bulunmayan davacının davasının hukuki sonuç doğurmayacağını, icra müdürünün 20.07.2023 tarihinde tahliye için gittiği taşınmazda, kiracının eşi olduğunu beyan eden davacının İİK. mad. 276 anlamında "üçüncü kişi" sayılmayacağını (İİK. mad. 276/IV), yani, icra müdürü tarafından "kiracı gibi" bu kişilerin de taşınmazdan zorla çıkarılacağını, tahliye emrinin tebliğinden sonra evlilik bağının ortadan kalkmış olması halinde dahi boşanan eşe üçüncü kişi durumunu kazanma hakkını vermediğini, İİK.’nun 276. maddesinin son fıkrası hükmüne göre "karı veya koca borçluya tebaan kiralanan yerde oturuyorlar ise 276. maddenin uygulanması bakımından üçüncü kişi sayılamazlar" düzenlemesi uyarınca asıl borçluya bağlı olarak kendilerinin mecurdan çıkarılmaları gerektiğini, her ne kadar Yerel Mahkeme tarafından 7 gün için tahliye davası açmak için süre verilmiş ise de bu sürenin verilebilmesi için tahliye esnasında 3. şahsın burayı daha önceden beri işgal ettiğini beyan etmesi gerektiğini, ancak davacının tahliyeye gidildiği esnada böyle bir beyanı olmayıp kiracının eşi olduğunu ve verilen 15 günlük sürede tahliye edeceğine ilişkin tutanağı imzaladığını belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Muğla 2. İcra Dairesinin 2023/68.2 Esas sayılı takip dosyasının UYAP sistemi üzerinden incelenmesinde; alacaklı Ayser B. tarafından borçlu Sezai Ç. aleyhine tahliye taahhüdüne dayalı olarak Yazılı Sözleşme İle Kiralanan Taşınmazın Kira Süresinin Bitmesi nedeniyle icra takibine başlandığı, örnek 14 tahliye emrinin borçluya 18/05/2023 tarihinde tebliğ edildiği, tahliye emrinde kira süresi bitmiş taşınmazın 15 gün içerisinde tahliye ve teslimi, varsa itirazın 7 gün içinde yapılması gerektiğinin ihtar edildiği, dosyada taraf olmayan Yeşim Ç. tarafından takibe itiraz edildiği ve icra müdürlüğünün 25/07/2023 tarihli tensip kararı ile taraf bilgileri uyuşmadığından itirazın reddine karar verildiği görülmüştür.
İİK'nun 276. maddesinde “Tahliyesi istenen yerde kiracıdan başka bir şahıs bulunur ve işgalde haklı olduğuna dair resmi bir vesika gösteremezse derhal tahliye olunur. Şu kadar ki, bu şahıs resmi bir vesika gösterememekle beraber daireye ibraz olunan mukavele tarihinden evvelki bir zamandan beri orayı işgal etmekte bulunduğunu beyan eder ve bu beyanı icra memuru tarafından mahallinde yapılacak tahkikatla teeyyüt ederse memur, tahliyeyi tehirle üç gün içinde keyfiyeti icra mahkemesine bildirir.
İcra mahkemesi, tarafları dinliyerek icabına göre tahliyeyi emreder veya taraflardan birinin yedi gün içinde mahkemeye müracaat etmesi lüzumuna karar verir. Bu müddet içinde mahkemeye müracaat edilirse, davanın neticesine göre hareket olunur. 36 ncı madde hükümleri burada da uygulanır. Dava etmiyen taraf iddiasından vazgeçmiş sayılır. Borçlunun nesep ve sebepten usul ve füruu, karı veya kocası, ikinci dereceye kadar kan ve sıhri hısımları ve iş ortakları ile borçluya tebaan mecurda oturdukları anlaşılan diğer şahıslar, bu madde hükmünün tatbikında üçüncü şahıs sayılmazlar.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
Somut olayda, davacı olan borçlunun eşi ile borçlu arasında mevcut boşanma davasının söz konusu olduğu, dosya içerisinde bulunan Muğla Aile Hukuk Mahkemesi'nin 16/11/2022 tarihli, 2022/8.5 D. İş koruma kararı ve 15/05/2023 tarihli, 2022/8.5 D. İş sayılı ek koruma uyarınca davacıya karşı borçlu eşi tarafından şiddet uygulanması sebebiyle borçlunun tahliyeye konu müşterek konuttan uzaklaştırılmasına ve müşterek konutun korunan davacı eşe tahsis edilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davalı alacaklı vekili tarafından istinaf başvurusunda, davacının borçlunun eşi olup İİK'nun son fıkrası uyarınca 3. kişi sayılamayacağı ileri sürülmüşse de, her şikayetin kendi içinde mevcut somut özelliklere göre değerlendirilmesi gerektiği, davacı ve borçlu arasında mevcut boşanma davası ve davacı eşi şiddetten korumaya yönelik koruma tedbirleri uyarınca kamu düzeninden olan aile hukuku hükümlerinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamına göre davalı Ayser B.'nun İİK. 276/3 maddesi hükmü gereğince tahliye için 7 gün içerisinde mahkemeye müracaatına karar vermesinin şikayet konusu ve somut olay itibariyle yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, istinaf olunan ilk derece mahkemesinin kararında yazılı gerekçelere göre istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine aykırılık bulunmayan karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b(1) maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Muğla İcra Hukuk Mahkemesi'nin 01/11/2023 tarih, 2023/282 Esas, 2023/419 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1- b(1) maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın istinaf edenden tahsili ile hazineye irat kaydına,
3- İstinaf kanun yolu yargılama giderlerinin, istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4- HMK 333. madde gereğince kararın kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine,
5- Kararın taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 361 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/10/2024
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2025/265
KARAR NO : 2025/1868
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 25.10.2024
NUMARASI : 2024/473 - 2024/2900
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalılardan Ayser B. tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi İlker Taşdemir tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre ilgilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 03.03.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
A. TUNCAL Dr. Ş. KELEŞ S. ÖZTEMİZ M. T. UYAR Y. ÇİFTCİ
(M)
Üye M. T. Uyar’ın Karşı Oy Yazısı:
İİK’nın “KİRALANAN TAŞINMAZDA ÜÇÜNCÜ ŞAHIS BULUNURSA” başlıklı 276. maddesi "Tahliyesi istenen yerde kiracıdan başka bir şahıs bulunur ve işgalde haklı olduğuna dair resmi bir vesika gösteremezse derhal tahliye olunur.
Şu kadar ki, bu şahıs resmi bir vesika gösterememekle beraber daireye ibraz olunan mukavele tarihinden evvelki bir zamandan beri orayı işgal etmekte bulunduğunu beyan eder ve bu beyanı icra müdürü tarafından mahallinde yapılacak tahkikatla teeyyüt ederse memur, tahliyeyi tehirle üç gün içinde keyfiyeti icra mahkemesine bildirir.
İcra mahkemesi, tarafları dinliyerek icabına göre tahliyeyi emreder veya taraflardan birinin yedi gün içinde mahkemeye müracaat etmesi lüzumuna karar verir. Bu müddet içinde mahkemeye müracaat edilirse, davanın neticesine göre hareket olunur. 36'ncı madde hükümleri burada da uygulanır. Dava etmiyen taraf iddiasından vazgeçmiş sayılır.
Borçlunun nesep ve sebepten usul ve füruu, karı veya kocası, ikinci dereceye kadar kan ve sıhri hısımları ve iş ortakları ile borçluya tebaan mecurda oturdukları anlaşılan diğer şahıslar, bu madde hükmünün tatbikında üçüncü şahıs sayılmazlar."
BK'nın "Kefalet sözleşmesi tanımı" başlıklı 581. maddesi "Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir." şeklindedir.
İcra ve İflas dairesi, İcra ve İflas Kanununu birinci derecede uygulamakla görevlidir. Bu görevleri yaparken kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa usul ve yasaya aykırı hareket etmiş olur. İcra ve iflas dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabilir. Şikayet; icra ve iflas dairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı).
İİK’nın 16. maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kural; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tabi olmasıdır. Bu kuralın (süreye tâbi şikayetin) iki önemli istisnası vardır:
1- İİK'nın 16/2. maddesi gereğince “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman (süresiz) şikayet olunabilir.” Bu hükmün amacı ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır.
2- Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna başvurulabilir. Anılan ilke doktrinde bu şekilde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir.
Somut olayda; Muğla 2. İcra Müdürlüğünün 2023/68.2 Esas sayılı takip dosyasıyla davalı/kiralayan Ayser B. tarafından davalı/kiracı Sezayi Ç. aleyhine örnek 14 nolu tahliye taahhüdüne dayalı tahliye emri gönderildiği, takip dayanağı olarak 20.05.2022 tanzim tarihli taahhüt edenler Sezayi Ç. ve şikayetçi Yeşim Ç. imzalı taahhüt ve 25.04.2022 başlangıç tarihli kiracısı Sezayi Ç. ile kefili Yeşim Ç. olan 3 sayfadan oluşan kira sözleşmesinin eklendiği, 20.07.2023 tarihinde icra müdürlüğünce örnek 57 nolu "Adrese gelindi. Adreste borçlunun eşi Yeşim Ç. hazır geliş nedeni anlatıldı. Anladım dedi. Alacaklı vekili söz aldı. Adresin tahliyesi için taraflara 15 gün süre verilsin dedi. Mahalde hazır Yeşim Ç.'e adresin tahliyesi için 15 gün süre verildi. Kendisine ihtarı yapıldı. Mahalde yapılacak başkaca bir işlem kalmadı." şeklinde tahliye tutanağı oluşturulduğu, bunun üzerine şikayetçinin kiracı/borçlu ile boşanma aşamasında olduklarını, aile mahkemesince verilen koruma kararı nedeniyle tahliye istenilemeyeceğini belirtir nedenlerle müdürlük işlemini şikayette bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince "şikayetin kabulü" şeklinde hüküm kurulduğu, bu kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği görülmüştür.
İcra müdürlüğünce tahliyenin yerine getirilmesi, bir diğer anlatımla taşınmazın boşaltılması için mahalline gidildiğinde, taşınmazda takip borçlusundan başka biri bulunur ise, ortaya çıkan sorun İİK'nın 276. maddesine göre çözümlenecektir. Madde başlığında da görüldüğü üzere kiralanan taşınmazda "ÜÇÜNCÜ ŞAHIS" bulunursa bu madde devreye girecektir. Takip dayanağı kira sözleşmesine göre şikayetçi aynı zamanda kiracı/borçlunun kefilidir. Borçlar Kanun'unda kefalet sözleşmesinin tanımına bakıldığında; kefil, borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olan kişi olup takip hukukuna göre de borçludur.
Takip dayanağı tahliye taahhütnamesi incelendiğinde; taahhüt edenler olarak borçlu/kiracı ile kefil eş/şikayetçinin tahliyesi istenen adreste birlikte ikamet ettikleri bir tarihte (20.05.2022'de) verdikleri taahhütnameye istinaden tahliye yapılmasının istendiği, bu durumda borçlu/ kiracının kefili olan ve aynı zamanda tahliye taahhüdünde bulunan eşi şikayetçi "üçüncü kişi" sayılamayacağından icra marifetiyle zorla tahliyesi gerekir. Bu durumda üçüncü kişi sayılamayan şikayetçinin, aile mahkemesinden aldığı koruma kararına dayalı olarak İİK'nın 276. maddesinden faydalanması da hukuken mümkün değildir.
Belirtilen tüm bu sebeplerle temyizen incelenen kararın bozulması gerekirken, aksi yöndeki Dairemizin sayın çoğunluğunun onama şeklindeki görüşüne katılamıyorum. 03.03.2025
Üye
M.T.UYAR

