
COVID 19 SALGIN HASTALIĞI SEBEBİYLE ALINAN İDARİ YASAK VE TEDBİRLERİN ETKİN OLDUĞU DÖNEMLE SINIRLI OLMAK ÜZERE TBK 138 HÜKMÜ UYARINCA UYARLAMA TALEP EDİLEBİLİR.
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2023/3741
Karar No : 2024/1584
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 28.03.2023
SAYISI : 2022/1181 E., 2023/654 K.
Taraflar arasındaki kira bedelinin uyarlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı belediyeye ait olan garajda mevcut 180 adet dükkânın müvekkili tarafından 04.04.2017 tarihli ve 10 yıl süreli sözleşmeyle kiralandığını, Covid 19 pandemisi nedeniyle ekonomideki olumsuzluklar, sokağa çıkma yasakları ve köylünün otobüslerle garaja gelişlerinin mümkün olmaması nedeniyle esnafın dükkan kapattığını, 31.03.2020 tarihinde davalı belediyeye başvuruda bulunulduğunu, kira bedeli ödeme süresinin dolması, dükkanların açılamaması ve işyerlerinin çalışmıyor olması sebebiyle ekonomik kriz içerisinde bulunan esnafın kira bedeli ödemesinin mümkün olmaması nedeniyle yargılama sırasında kira bedellerinin ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesini, kira sözleşmesinde yıllık kira bedelinin yüksek olması ve her yıl kira bedelinin TEFE-TÜFE oranında artışı ile birlikte daha da yükseleceği gözetildiğinde kira bedelinin esnafın ödeyebileceği bir konuma çekilmesi gerektiğini ileri sürerek kira bedelinin makul oranlara çekilmesi için kira bedellerinin bilirkişi kurulu raporları ile uyarlanmasına/ ödenebilir düzeye çekilmesine karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda yıllık 795.150,88 TL üzerinden eksik harç tamamlanmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili; uyarlama koşullarının oluşmadığını, 7244 sayılı Kanun kapsamında tesis edilen işlemlerle davacının talebinin karşılandığını, kiralananda ticaret yapan esnafın durumunun iyileştirilmesinin sağlandığını, dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusunun pandemi nedeniyle kira bedellerinin ödenmesinde yaşanan aşırı ifa güçlüğünden kaynaklandığı, pandeminin sözleşmenin yapıldığı 2017 yılında öngörülmesinin mümkün olmadığından mücbir sebep sayılacağı, dosya kapsamındaki belgeler ve dinlenen tanık beyanları ile mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporları çerçevesinde davacı kiracının pandemi nedeniyle işlerinin olumsuz etkilendiği, her ne kadar davalı vekilince 28.04.2020 tarihli Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı encümen kararı ile 17.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 7244 sayılı Kanun gereğince, faaliyette bulunamayan işletmelerin faaliyette bulunamadığı dönem kira bedellerinin tahsil edilmemesine, faaliyette bulunan işletmelerin kira bedellerinin 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gereken kısımlarının 3 ay ertelenmesine ilişkin karar alındığı belirtilmiş ise de buna ilişkin herhangi bir Belediye Meclis kararı dosyaya sunulmadığından davalı vekilinin bu beyanına itibar edilmediği gerekçeleriyle 23.06.2021 tarihli bilirkişi raporu ışığında tespit edilebilen emsal taşınmazlar, dava konusu taşınmazın emsal taşınmazlara göre eksiklik ve üstün yönleri, piyasa şartları ve pandemi koşulları dikkate alınarak hak ve nesafet ilkesi gereğince, belediye tarafından belirlenen 1.060.201,15 TL yıllık kira bedeli üzerinden %25 (hakkaniyet indirimi) (1/4) kira indirimi uygulanmak suretiyle kira bedelinin uyarlanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; cevap dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunun da savunmalarını destekler nitelikte olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 180 adet dükkanın 10 yıl süreyle kiralanmasına ilişkin yazılı kira sözleşmesi bulunduğu, şartnamenin 18. maddesine istinaden kiracı Dernek tarafından, sözleşmeye konu dükkanların üyelerine alt kiraya verildiği, dükkanlarda çeşitli esnaf ve ticarethanelerin faaliyet gösterdiği, uyarlama davasının açılma tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak uyarlama kararı verilemeyeceğinden talebin dava tarihinden itibaren devam etmekte olan kira ilişkisi açısından değerlendirilmesi gerektiği, COVİD-19 pandemisi nedeniyle uyarlama taleplerinde kiralananın durumu, kiralananda yapılan işin niteliği, pandeminin dava tarihinden itibaren devam eden etkilerinin yapılan işe etkileri, pandemiden önceki yıllarda aynı kira sezonu açısından ciro kaybı olup olmadığı, ciro kaybı varsa ne kadar olduğu, talep edenin bu süreçten ve alınan tedbirlerden talep tarihinden sonraki dönem için ne şekilde etkilendiği, somut kira sözleşmesine konu olan kiralananlarda gelirlerinin önemli bir oranda düşüp düşmediği yönünde aylık KDV beyannameleri, gelir veya kurum geçici vergi beyannameleri ve eki mizanlar, SGK prim ve hizmet beyannameleri, emniyet kayıtları, ticari defterler, pandemi sürecine kiralanandaki işyerlerine Devlet tarafından teşvik verilip verilmediği, verilmiş ise meblağı yönünden araştırma yapılarak sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerektiği ancak davacı tarafından üyeleri olan işyeri sahiplerinin menfaatlerinin korunması adına açıldığı anlaşılan eldeki davada her bir işyeri itibariyle yukarıda belirtilen şekilde bir araştırma ve inceleme yapılmadan İlk Derece Mahkemesi'nce karar verildiği, kiralananda toplam 180 adet dükkan olduğuna göre her bir dükkanın yıllık kirası 5.890,00 TL, aylık kirasının ise 490,83 TL olduğu, COVİD-19 pandemisi ve bu pandemi ile ilgili olarak alınan tedbirlerin kiralanan dükkanlarda faaliyet gösteren işyerleri bakımından bir kısım olumsuz etkileri söz konusu ise de bu etkilerin, (tarafların iştigal konuları ile kiralananların nitelikleri de dikkate alındığında) sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirdiğinin söylenemeyeceğini (yıllık ve aylık bazdaki kira bedelleri dikkate alındığında), Resmi Gazetenin 26.03.2020 tarih ve 31080 (Mükerrer) sayısı ile yayınlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 2. maddesi ayrıca 16.04.2020 tarih ve 7244 sayılı Yeni Koronavirüs Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun md. 1/ç-g hükümleriyle getirilen yasal düzenlemeler uyarınca COVİD-19 pandemisinin etkileri bakımından intibak düzenlemelerinin yapıldığı, belediye tarafından kiralanan işyerleri bakımından kira bedeli ödemelerinin ertelendiği, faaliyeti durdurulan veya faaliyette bulunamayan işletmelerin faaliyette bulunamadığı döneme ilişkin olarak kira bedellerinin tahsil edilmeyeceği hükmü getirildiği, dosya arasındaki Kayseri Büyükşehir Belediyesi Encümen Kararı'nda da, “faaliyette bulunamayan işletmelerin faaliyette bulunamadığı dönem kira bedellerinin tahsil edilmemesine, faaliyette bulunan işletmelerin kira bedellerinin 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gereken kısımlarının 3 ay ertelenmesine" ifadelerine yer verildiği, kararın hilafına işlem yapıldığı iddia ve ispat edilemediğine göre bu hususta alınmış herhangi bir belediye meclisi kararı sunulmasa da encümen kararının dikkate alınmasına, bu haliyle; sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguların, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olma şartının gerçekleşmediği, sözleşme şartları bakımından bir kısım uyarlama ve iyileştirmelerin gerek yasal düzenlemeler ile gerekse davalı idare tarafından re'sen yapıldığı, uyarlama koşullarının somut olay bakımından gerçekleşmediğinden davacının uyarlama isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü kararının hatalı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; pandeminin öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen bir durum olduğunu, uyarlama koşullarının oluştuğunu, 31.03.2020 tarihli dilekçe ile belediyeye başvurulduğunu, alınan tedbirler kapsamında iş yerlerinin günlerce kapalı kaldığını, kira bedelinden herhangi bir indirim yapılmaksızın tahsili yoluna gidildiğini, kararın hatalı olduğunu belirterek bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kira bedelinin uyarlanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 138 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Sözleşme hukukunda temel ilke ahde vefa (Pacta sund servanda) ise de, sözleşmenin kurulması sonrasında şartlarda meydana gelen olağanüstü değişikliklere bağlı olarak sözleşme koşullarında meydana gelen dengenin yeniden sağlanması için "beklenmeyen hal şartı" (clausula rebus sic stantibus) ilkesi öğreti ve uygulamada kabul edilmiştir. Özellikle sürekli borç ilişkisi kuran sözleşmeler bakımından ilk sözleşme koşullarında aşırı olarak gerçekleşen olumsuz değişikliklere bağlı olarak, sözleşmenin kurulduğu tarihte taraf edimleri arasında kurulan denge daha sonradan meydana gelen bu olağanüstü durumlar sebebiyle bir taraf zararına olacak şekilde bozulabilir. Bu durum sözleşmenin kurulduğu tarihteki işlem temelinin çökmesine, aşırı ifa güçlüğüne sebep olabilir. Ayrıca meydana gelen olağanüstü duruma bağlı olarak bir tarafın durumunun kötüleşmesi halinde aşırı ifa güçlüğü çeken tarafın sözleşmeye bağlı kalmasını istemek dürüstlük ilkesine aykırılık oluşturduğundan, çöken işlem temelinin yeniden tesisi için uyarlamaya gerek duyulur. Sözleşme koşullarının değişen şart ve durumlara uyarlanmasına sözleşmenin uyarlanması denir. Uyarlama daha çok sözleşmenin içeriğinin, yani tarafların hak ve borçlarının değiştirilmesi şeklinde olur.
2. Sürekli edimli sözleşmelerden olan kira sözleşmelerinde uyarlama talebi daha çok süre ve kira bedeli için yapılmaktadır. Türk hukukunda, hem clausula rebus sic stantibus ilkesi, hem de işlem temelinin çökmesi kuramı uygulanmak suretiyle, uyarlanma davalarının görülebilir olduğu Yargıtay kararları ile benimsenmiş ise de; işlem temelinin çökmesi kavramının uygulanabilmesi için, sonradan meydana gelen değişikliklerin önceden teşhis ve tahmin edilememiş olması gerekir.
3. Nitekim bu hususu yasal düzenlemeye kavuşturan 6098 sayılı Kanun’un “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138 inci maddesinde; ''Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.'' şeklinde bir düzenlenmeye yer verilmiştir.
4. İki tarafa borç yükleyen ve özellikle sürekli edimli sözleşmelerde sözleşmenin kurulması sonrasında taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum sebebiyle bir taraf aleyhine sözleşme ifasının güçleştiği durumda anılan hüküm uyarınca sözleşme koşullarının uyarlanması gündeme gelir. Bunun için;
1) Sözleşme yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir durum borçludan kaynaklanmayan bir nedenle sonradan ortaya çıkmış olmalıdır.
2) Olağanüstü durum, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olan olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine ağırlaştırmak suretiyle değiştirmiş olmalıdır.
3) Borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır.
5. Uyarlamanın bütün koşulları gerçekleşmişse borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir.
6. Dünyada ilk defa 2019 yılı Aralık ayında Çin'in Wuhan Şehrinde ortaya çıkan, tüm dünyada hızla yayılan, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11.03.2020 tarihi itibariyle "pandemi" (bölgeler ve gruplar üstü coğrafi salgın) olarak ilan edilen, ülkemizde ise 2020 yılının Mart ayının 2. yarısından itibaren görülen Covid-19 virüsünün yayılmasının önlenmesi, öldürücülüğünün azaltılması amaçlı olarak TBMM tarafından bir kısım yasal düzenlemeler yapıldığı gibi Cumhurbaşkanlığı Kararları ve İçişleri Bakanlığının genelgeleri ile umuma açık istirahat yerleri ile eğlence mekanları kısmen veya tamamı kapatılmış, sokağa çıkma yasağı konulmuştur. Salgın hastalığa bağlı idari yasak ve tedbirler zaman içinde hafifletilse de, tedbirlerin büyük bir bölümü 01.07.2021 tarihine kadar devam etmiştir. Bu salgından doğrudan veya alınan idari tedbirler nedeniyle dolaylı olarak belli faaliyetlerin icra edildiği ticari işletmeler, okullar, hastaneler vs. gibi iş yerleri olumsuz olarak etkilenmiştir. Buna bağlı olarak, salgın döneminde TBMM tarafından çıkarılan kanuni düzenlemelerde de Covid-19 salgın hastalığı olağanüstü durum (mücbir sebep) sayılmıştır (Özellikle 7226 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesiyle Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi için bazı sürelerin durdurulmasına karar verilmiştir.).
7. Nitekim, Yargıtay içtihatlarında olağanüstü durum (mücbir sebep); sözleşmenin yapıldığı sırada önceden dikkate alınması ve önüne geçilmesi imkansız olan ve dış etkilerden kaynaklanan sel, yangın, deprem, salgın hastalıklar gibi olaylar olarak tarif edilmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-90 E., 2018/1259 K., Dairemizin 2022/6903 E., 2022/8128 K. sayılı ilamları).
8. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; 11.03.2020 tarihi öncesinde yapılmış olan kira sözleşmelerinde; Covid-19 salgın hastalığının, kiralananın sözleşmede öngörülen kullanım amacını ve tarafların borçlarını etkilediği ölçüde, sözleşmenin yapılması sırasında öngörülemeyen olağanüstü bir durumun sonradan ortaya çıktığının ve buna bağlı olarak 6098 sayılı Kanun’un 138. maddesinde öngörülen uyarlamanın ilk koşulunun gerçekleştiği kabul edilmelidir.
9. Diğer taraftan; davacı kiracı, Covid-19 salgın hastalığının önlenmesi için alınan idari tedbirler sonucunda birçok işletmenin bulunduğu kiralananda ekonomideki olumsuzluklar, sokağa çıkma yasakları ve köylünün otobüslerle garaja gelişlerinin mümkün olmaması nedeniyle esnafın dükkan kapattığı belirtilerek kira bedelinin uyarlanmasını talep etmektedir. Yaşanan bu salgın nedeniyle, idarece alınan önlemler salgın hastalık öncesine göre davacı kiracının kira bedelini ödeme yükümlüğünü zorlaştırmış, eş söyleyişle, sözleşmenin ifasını dürüstlük kurallarına aykırı düşecek şekilde etkilediğinin kabulü gerekir.
10. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; Covid-19 salgın hastalığı sebebiyle alınan idari yasak ve tedbirlerin etkin olduğu dönemle sınırlı olmak üzere, davacı kiracının 6098 sayılı Kanun'un 138 inci maddesi uyarınca uyarlamaya dayalı olarak kira bedelinin tenzili talepli dava açmakta haklı bulunduğu gözetilmek suretiyle makul ve hakkaniyete uygun bir kira bedeli belirlenmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Ömer Kerkez Halil Özdemir Mustafa Özer Hikmet Kanık Ferhan Temel
(Muhalif)
KARŞI OY
Dava, TBK 138 inci maddesi kapsamanda Covid-19 salgını nedeniyle kira bedelinin uyarlanması istemidir. Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, uyarlama şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından K.D.G. Yardımlaşma Derneğine 180 adet dükkân 10 yıl süreyle kiraya verilmiştir. Kira bedeli dükkân başına yıllık 490,83 TL’dir. Davacı dernek dükkânları üyelerine alt kiraya vererek kullandıracaktır.
Covid-19 salgın hastalığının ekonomide daralmaya neden olduğu bu nedenle kira sözleşmelerinde kira bedeli yönünden uyarlamaya gerekçe oluşturduğu kabul edilmekte ise de Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi, kira bedelinin davalı tarafından sembolik olarak belirlenmesi, yasal düzenlemeler ile belediye tarafından kiralanan işyerleri bakımından kira bedeli ödemelerinin ertelendiği, boş kalan dükkânlar yönünden kira bedelinin tahsil edilmeyeceği hükmü getirildiği, somut olay bakımından uyarlama şartlarının oluşmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğu görüşüne katılmıyorum.
Üye
Halil Özdemir
BİLGİ : Her ne kadar içtihatta karar tarihi "08.05.2023" olarak yazılmış ise de Yargıtay Dosya Sorgu Ekranı'na göre içtihatın karar tarihi "08.05.2024" olarak belirtilmektedir.
BİLGİ : “Covid-19 salgın hastalığı sebebiyle alınan idari yasak ve tedbirlerin etkin olduğu dönemle sınırlı olmak üzere kiracı uyarlama davası açabilir” şeklindeki Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 01 Kasım 2022 tarihli kararı için bkz.
İÇTİHAT YORUMU : Sözleşmenin uyarlanması ile ilgili verilmiş olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.11.2019, 2017/13-515 E. - 2019/1233 K. ve 14.09.2021, 2017/(13)3-2308 E. - 2021/994 K. sayılı kararında ve kararın karşı oyuna ilişkin olarak 09.03.2020 tarihinde “İçtihat Yorumu” olarak şu şekilde paylaşım yapmıştık.
“Kanımızca, ilk bakışta, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28 Kasım 2019 tarihli kararında ve karşı oyunda, basım yılına göre sıralanacak olursa; ARAT, Ayşe, Sözleşmenin Değişen Şartlara Uyarlanması, Ankara, 2006; TOPUZ, Seçkin, Türk - İsviçre ve Alman Borçlar Hukukunda Denge Bozulması ve İfa Güçlüğü Durumlarında Sözleşmeye Müdahale, Ankara, 2009; BAYSAL, Başak, Sözleşmenin Uyarlanması, İstanbul, 2009, CANBOLAT, Ferhat, Sözleşmelerde Amacın Gerçekleşmesi, Çökmesi ve Boşa Çıkması, Ankara, 2012 isimli ve künyeli eserlere yer verilmemesi büyük bir eksiklik olmuştur. Yine, basım yılına göre sıralanacak olursa; YILMAZ, Süleyman, Dövize Endeksli Tüketici Kredilerinde Uyarlama Sorunu ve Yargıtay’ın Bakışı, AÜHFD, C: 59, Y: 2010, S: 1, s. 131-172; KARAMERCAN, Fatih, Dövize Endeksli Tüketici Kredilerinde Tüketicilerin Açmış Olduğu Sözleşmenin Uyarlanması Davaları İle İlgili Uygulama Sorunları ve Yargıtay’ın Tutumu, Terazi Hukuk Dergisi, S: 78, Y: 2013, s. 81-88; TÜZÜNER, Özlem; ÖZ, Kerem, Aşırı İfa Güçlüğüne İlişkin İçtihat İncelemesi, Ankara Barosu Dergisi, Y: 2015, S: 3, s. 421-470 künyeli ve isimli makalelere de yer verilmemesi büyük bir eksiklik olmuştur.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin de, Yargıtay'ın daha önceki vermiş olduğu kararlarda olduğu gibi 2005 yılından sonra sözleşmenin uyarlanması ile ilgili yapılmış çalışmaların göz ardı etmesinin yanı sıra yukarıda yer verilen çalışmalar haricinde 08.05.2024 tarihine kadar sözleşmenin uyarlanması ile ilgili olarak (basım yılına göre sıralanacak olursa) belirtilen eserleri de dikkate almaması büyük bir eksiklik olmuştur.
ŞAHİN, Hale, Mücbir Sebep Nedeniyle Borcun İfa Edilememesi, Ankara, 2020; TİLE, Latif, Uyarlama Sebebi Olarak Aşırı İfa Güçlüğü, Ankara, 2021; ÇAVDAR, Pelin, Karşılıklı Borç Yükleyen Sözleşmelerde İfa Güçsüzlüğü ve Hukuki Sonuçları (TBK md. 98), İstanbul, 2021; ŞAFAK SARIKAYA, Esma Elif, Teorik Boyutuyla İfa İmkânsızlığı, İstanbul, 2022; GÜMÜŞ, Mustafa Alper, Teorisiyle ve Yargıtay Uygulamasıyla Sözleşmenin Uyarlanması (TBK m. 138), Ankara, 2022; ALTIN ŞAHİN, Hayrunnisa, Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Karşılıklı Borç Yükleyen Sözleşmelerde Borçlunun İfa Güçsüzlüğü, Ankara, 2022; ERDOĞAN, Ersin, Medenî Usûl Hukuku Açısından Uyarlama Davası, Ankara, 2023; KAHRAMAN, Zafer, Beklenmedik Haller ve Hukuki Sonuçları, İstanbul, 2023; ŞAHİN, Hale, Uyarlama Kayıtları, Ankara, 2024.
COVID 19 SALGIN HASTALIĞI SEBEBİYLE ALINAN İDARİ YASAK VE TEDBİRLERİN ETKİN OLDUĞU DÖNEMLE SINIRLI OLMAK ÜZERE TBK 138 HÜKMÜ UYARINCA UYARLAMA TALEP EDİLEBİLİR.
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2023/3741
Karar No : 2024/1584
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 28.03.2023
SAYISI : 2022/1181 E., 2023/654 K.
Taraflar arasındaki kira bedelinin uyarlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı belediyeye ait olan garajda mevcut 180 adet dükkânın müvekkili tarafından 04.04.2017 tarihli ve 10 yıl süreli sözleşmeyle kiralandığını, Covid 19 pandemisi nedeniyle ekonomideki olumsuzluklar, sokağa çıkma yasakları ve köylünün otobüslerle garaja gelişlerinin mümkün olmaması nedeniyle esnafın dükkan kapattığını, 31.03.2020 tarihinde davalı belediyeye başvuruda bulunulduğunu, kira bedeli ödeme süresinin dolması, dükkanların açılamaması ve işyerlerinin çalışmıyor olması sebebiyle ekonomik kriz içerisinde bulunan esnafın kira bedeli ödemesinin mümkün olmaması nedeniyle yargılama sırasında kira bedellerinin ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesini, kira sözleşmesinde yıllık kira bedelinin yüksek olması ve her yıl kira bedelinin TEFE-TÜFE oranında artışı ile birlikte daha da yükseleceği gözetildiğinde kira bedelinin esnafın ödeyebileceği bir konuma çekilmesi gerektiğini ileri sürerek kira bedelinin makul oranlara çekilmesi için kira bedellerinin bilirkişi kurulu raporları ile uyarlanmasına/ ödenebilir düzeye çekilmesine karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda yıllık 795.150,88 TL üzerinden eksik harç tamamlanmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili; uyarlama koşullarının oluşmadığını, 7244 sayılı Kanun kapsamında tesis edilen işlemlerle davacının talebinin karşılandığını, kiralananda ticaret yapan esnafın durumunun iyileştirilmesinin sağlandığını, dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusunun pandemi nedeniyle kira bedellerinin ödenmesinde yaşanan aşırı ifa güçlüğünden kaynaklandığı, pandeminin sözleşmenin yapıldığı 2017 yılında öngörülmesinin mümkün olmadığından mücbir sebep sayılacağı, dosya kapsamındaki belgeler ve dinlenen tanık beyanları ile mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporları çerçevesinde davacı kiracının pandemi nedeniyle işlerinin olumsuz etkilendiği, her ne kadar davalı vekilince 28.04.2020 tarihli Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı encümen kararı ile 17.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 7244 sayılı Kanun gereğince, faaliyette bulunamayan işletmelerin faaliyette bulunamadığı dönem kira bedellerinin tahsil edilmemesine, faaliyette bulunan işletmelerin kira bedellerinin 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gereken kısımlarının 3 ay ertelenmesine ilişkin karar alındığı belirtilmiş ise de buna ilişkin herhangi bir Belediye Meclis kararı dosyaya sunulmadığından davalı vekilinin bu beyanına itibar edilmediği gerekçeleriyle 23.06.2021 tarihli bilirkişi raporu ışığında tespit edilebilen emsal taşınmazlar, dava konusu taşınmazın emsal taşınmazlara göre eksiklik ve üstün yönleri, piyasa şartları ve pandemi koşulları dikkate alınarak hak ve nesafet ilkesi gereğince, belediye tarafından belirlenen 1.060.201,15 TL yıllık kira bedeli üzerinden %25 (hakkaniyet indirimi) (1/4) kira indirimi uygulanmak suretiyle kira bedelinin uyarlanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; cevap dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunun da savunmalarını destekler nitelikte olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 180 adet dükkanın 10 yıl süreyle kiralanmasına ilişkin yazılı kira sözleşmesi bulunduğu, şartnamenin 18. maddesine istinaden kiracı Dernek tarafından, sözleşmeye konu dükkanların üyelerine alt kiraya verildiği, dükkanlarda çeşitli esnaf ve ticarethanelerin faaliyet gösterdiği, uyarlama davasının açılma tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak uyarlama kararı verilemeyeceğinden talebin dava tarihinden itibaren devam etmekte olan kira ilişkisi açısından değerlendirilmesi gerektiği, COVİD-19 pandemisi nedeniyle uyarlama taleplerinde kiralananın durumu, kiralananda yapılan işin niteliği, pandeminin dava tarihinden itibaren devam eden etkilerinin yapılan işe etkileri, pandemiden önceki yıllarda aynı kira sezonu açısından ciro kaybı olup olmadığı, ciro kaybı varsa ne kadar olduğu, talep edenin bu süreçten ve alınan tedbirlerden talep tarihinden sonraki dönem için ne şekilde etkilendiği, somut kira sözleşmesine konu olan kiralananlarda gelirlerinin önemli bir oranda düşüp düşmediği yönünde aylık KDV beyannameleri, gelir veya kurum geçici vergi beyannameleri ve eki mizanlar, SGK prim ve hizmet beyannameleri, emniyet kayıtları, ticari defterler, pandemi sürecine kiralanandaki işyerlerine Devlet tarafından teşvik verilip verilmediği, verilmiş ise meblağı yönünden araştırma yapılarak sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerektiği ancak davacı tarafından üyeleri olan işyeri sahiplerinin menfaatlerinin korunması adına açıldığı anlaşılan eldeki davada her bir işyeri itibariyle yukarıda belirtilen şekilde bir araştırma ve inceleme yapılmadan İlk Derece Mahkemesi'nce karar verildiği, kiralananda toplam 180 adet dükkan olduğuna göre her bir dükkanın yıllık kirası 5.890,00 TL, aylık kirasının ise 490,83 TL olduğu, COVİD-19 pandemisi ve bu pandemi ile ilgili olarak alınan tedbirlerin kiralanan dükkanlarda faaliyet gösteren işyerleri bakımından bir kısım olumsuz etkileri söz konusu ise de bu etkilerin, (tarafların iştigal konuları ile kiralananların nitelikleri de dikkate alındığında) sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirdiğinin söylenemeyeceğini (yıllık ve aylık bazdaki kira bedelleri dikkate alındığında), Resmi Gazetenin 26.03.2020 tarih ve 31080 (Mükerrer) sayısı ile yayınlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 2. maddesi ayrıca 16.04.2020 tarih ve 7244 sayılı Yeni Koronavirüs Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun md. 1/ç-g hükümleriyle getirilen yasal düzenlemeler uyarınca COVİD-19 pandemisinin etkileri bakımından intibak düzenlemelerinin yapıldığı, belediye tarafından kiralanan işyerleri bakımından kira bedeli ödemelerinin ertelendiği, faaliyeti durdurulan veya faaliyette bulunamayan işletmelerin faaliyette bulunamadığı döneme ilişkin olarak kira bedellerinin tahsil edilmeyeceği hükmü getirildiği, dosya arasındaki Kayseri Büyükşehir Belediyesi Encümen Kararı'nda da, “faaliyette bulunamayan işletmelerin faaliyette bulunamadığı dönem kira bedellerinin tahsil edilmemesine, faaliyette bulunan işletmelerin kira bedellerinin 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gereken kısımlarının 3 ay ertelenmesine" ifadelerine yer verildiği, kararın hilafına işlem yapıldığı iddia ve ispat edilemediğine göre bu hususta alınmış herhangi bir belediye meclisi kararı sunulmasa da encümen kararının dikkate alınmasına, bu haliyle; sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguların, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olma şartının gerçekleşmediği, sözleşme şartları bakımından bir kısım uyarlama ve iyileştirmelerin gerek yasal düzenlemeler ile gerekse davalı idare tarafından re'sen yapıldığı, uyarlama koşullarının somut olay bakımından gerçekleşmediğinden davacının uyarlama isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü kararının hatalı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; pandeminin öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen bir durum olduğunu, uyarlama koşullarının oluştuğunu, 31.03.2020 tarihli dilekçe ile belediyeye başvurulduğunu, alınan tedbirler kapsamında iş yerlerinin günlerce kapalı kaldığını, kira bedelinden herhangi bir indirim yapılmaksızın tahsili yoluna gidildiğini, kararın hatalı olduğunu belirterek bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kira bedelinin uyarlanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 138 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Sözleşme hukukunda temel ilke ahde vefa (Pacta sund servanda) ise de, sözleşmenin kurulması sonrasında şartlarda meydana gelen olağanüstü değişikliklere bağlı olarak sözleşme koşullarında meydana gelen dengenin yeniden sağlanması için "beklenmeyen hal şartı" (clausula rebus sic stantibus) ilkesi öğreti ve uygulamada kabul edilmiştir. Özellikle sürekli borç ilişkisi kuran sözleşmeler bakımından ilk sözleşme koşullarında aşırı olarak gerçekleşen olumsuz değişikliklere bağlı olarak, sözleşmenin kurulduğu tarihte taraf edimleri arasında kurulan denge daha sonradan meydana gelen bu olağanüstü durumlar sebebiyle bir taraf zararına olacak şekilde bozulabilir. Bu durum sözleşmenin kurulduğu tarihteki işlem temelinin çökmesine, aşırı ifa güçlüğüne sebep olabilir. Ayrıca meydana gelen olağanüstü duruma bağlı olarak bir tarafın durumunun kötüleşmesi halinde aşırı ifa güçlüğü çeken tarafın sözleşmeye bağlı kalmasını istemek dürüstlük ilkesine aykırılık oluşturduğundan, çöken işlem temelinin yeniden tesisi için uyarlamaya gerek duyulur. Sözleşme koşullarının değişen şart ve durumlara uyarlanmasına sözleşmenin uyarlanması denir. Uyarlama daha çok sözleşmenin içeriğinin, yani tarafların hak ve borçlarının değiştirilmesi şeklinde olur.
2. Sürekli edimli sözleşmelerden olan kira sözleşmelerinde uyarlama talebi daha çok süre ve kira bedeli için yapılmaktadır. Türk hukukunda, hem clausula rebus sic stantibus ilkesi, hem de işlem temelinin çökmesi kuramı uygulanmak suretiyle, uyarlanma davalarının görülebilir olduğu Yargıtay kararları ile benimsenmiş ise de; işlem temelinin çökmesi kavramının uygulanabilmesi için, sonradan meydana gelen değişikliklerin önceden teşhis ve tahmin edilememiş olması gerekir.
3. Nitekim bu hususu yasal düzenlemeye kavuşturan 6098 sayılı Kanun’un “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138 inci maddesinde; ''Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.'' şeklinde bir düzenlenmeye yer verilmiştir.
4. İki tarafa borç yükleyen ve özellikle sürekli edimli sözleşmelerde sözleşmenin kurulması sonrasında taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum sebebiyle bir taraf aleyhine sözleşme ifasının güçleştiği durumda anılan hüküm uyarınca sözleşme koşullarının uyarlanması gündeme gelir. Bunun için;
1) Sözleşme yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir durum borçludan kaynaklanmayan bir nedenle sonradan ortaya çıkmış olmalıdır.
2) Olağanüstü durum, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olan olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine ağırlaştırmak suretiyle değiştirmiş olmalıdır.
3) Borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır.
5. Uyarlamanın bütün koşulları gerçekleşmişse borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir.
6. Dünyada ilk defa 2019 yılı Aralık ayında Çin'in Wuhan Şehrinde ortaya çıkan, tüm dünyada hızla yayılan, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11.03.2020 tarihi itibariyle "pandemi" (bölgeler ve gruplar üstü coğrafi salgın) olarak ilan edilen, ülkemizde ise 2020 yılının Mart ayının 2. yarısından itibaren görülen Covid-19 virüsünün yayılmasının önlenmesi, öldürücülüğünün azaltılması amaçlı olarak TBMM tarafından bir kısım yasal düzenlemeler yapıldığı gibi Cumhurbaşkanlığı Kararları ve İçişleri Bakanlığının genelgeleri ile umuma açık istirahat yerleri ile eğlence mekanları kısmen veya tamamı kapatılmış, sokağa çıkma yasağı konulmuştur. Salgın hastalığa bağlı idari yasak ve tedbirler zaman içinde hafifletilse de, tedbirlerin büyük bir bölümü 01.07.2021 tarihine kadar devam etmiştir. Bu salgından doğrudan veya alınan idari tedbirler nedeniyle dolaylı olarak belli faaliyetlerin icra edildiği ticari işletmeler, okullar, hastaneler vs. gibi iş yerleri olumsuz olarak etkilenmiştir. Buna bağlı olarak, salgın döneminde TBMM tarafından çıkarılan kanuni düzenlemelerde de Covid-19 salgın hastalığı olağanüstü durum (mücbir sebep) sayılmıştır (Özellikle 7226 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesiyle Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi için bazı sürelerin durdurulmasına karar verilmiştir.).
7. Nitekim, Yargıtay içtihatlarında olağanüstü durum (mücbir sebep); sözleşmenin yapıldığı sırada önceden dikkate alınması ve önüne geçilmesi imkansız olan ve dış etkilerden kaynaklanan sel, yangın, deprem, salgın hastalıklar gibi olaylar olarak tarif edilmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-90 E., 2018/1259 K., Dairemizin 2022/6903 E., 2022/8128 K. sayılı ilamları).
8. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; 11.03.2020 tarihi öncesinde yapılmış olan kira sözleşmelerinde; Covid-19 salgın hastalığının, kiralananın sözleşmede öngörülen kullanım amacını ve tarafların borçlarını etkilediği ölçüde, sözleşmenin yapılması sırasında öngörülemeyen olağanüstü bir durumun sonradan ortaya çıktığının ve buna bağlı olarak 6098 sayılı Kanun’un 138. maddesinde öngörülen uyarlamanın ilk koşulunun gerçekleştiği kabul edilmelidir.
9. Diğer taraftan; davacı kiracı, Covid-19 salgın hastalığının önlenmesi için alınan idari tedbirler sonucunda birçok işletmenin bulunduğu kiralananda ekonomideki olumsuzluklar, sokağa çıkma yasakları ve köylünün otobüslerle garaja gelişlerinin mümkün olmaması nedeniyle esnafın dükkan kapattığı belirtilerek kira bedelinin uyarlanmasını talep etmektedir. Yaşanan bu salgın nedeniyle, idarece alınan önlemler salgın hastalık öncesine göre davacı kiracının kira bedelini ödeme yükümlüğünü zorlaştırmış, eş söyleyişle, sözleşmenin ifasını dürüstlük kurallarına aykırı düşecek şekilde etkilediğinin kabulü gerekir.
10. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; Covid-19 salgın hastalığı sebebiyle alınan idari yasak ve tedbirlerin etkin olduğu dönemle sınırlı olmak üzere, davacı kiracının 6098 sayılı Kanun'un 138 inci maddesi uyarınca uyarlamaya dayalı olarak kira bedelinin tenzili talepli dava açmakta haklı bulunduğu gözetilmek suretiyle makul ve hakkaniyete uygun bir kira bedeli belirlenmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Ömer Kerkez Halil Özdemir Mustafa Özer Hikmet Kanık Ferhan Temel
(Muhalif)
KARŞI OY
Dava, TBK 138 inci maddesi kapsamanda Covid-19 salgını nedeniyle kira bedelinin uyarlanması istemidir. Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, uyarlama şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından K.D.G. Yardımlaşma Derneğine 180 adet dükkân 10 yıl süreyle kiraya verilmiştir. Kira bedeli dükkân başına yıllık 490,83 TL’dir. Davacı dernek dükkânları üyelerine alt kiraya vererek kullandıracaktır.
Covid-19 salgın hastalığının ekonomide daralmaya neden olduğu bu nedenle kira sözleşmelerinde kira bedeli yönünden uyarlamaya gerekçe oluşturduğu kabul edilmekte ise de Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi, kira bedelinin davalı tarafından sembolik olarak belirlenmesi, yasal düzenlemeler ile belediye tarafından kiralanan işyerleri bakımından kira bedeli ödemelerinin ertelendiği, boş kalan dükkânlar yönünden kira bedelinin tahsil edilmeyeceği hükmü getirildiği, somut olay bakımından uyarlama şartlarının oluşmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğu görüşüne katılmıyorum.
Üye
Halil Özdemir
BİLGİ : Her ne kadar içtihatta karar tarihi "08.05.2023" olarak yazılmış ise de Yargıtay Dosya Sorgu Ekranı'na göre içtihatın karar tarihi "08.05.2024" olarak belirtilmektedir.
BİLGİ : “Covid-19 salgın hastalığı sebebiyle alınan idari yasak ve tedbirlerin etkin olduğu dönemle sınırlı olmak üzere kiracı uyarlama davası açabilir” şeklindeki Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 01 Kasım 2022 tarihli kararı için bkz.
İÇTİHAT YORUMU : Sözleşmenin uyarlanması ile ilgili verilmiş olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.11.2019, 2017/13-515 E. - 2019/1233 K. ve 14.09.2021, 2017/(13)3-2308 E. - 2021/994 K. sayılı kararında ve kararın karşı oyuna ilişkin olarak 09.03.2020 tarihinde “İçtihat Yorumu” olarak şu şekilde paylaşım yapmıştık.
“Kanımızca, ilk bakışta, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28 Kasım 2019 tarihli kararında ve karşı oyunda, basım yılına göre sıralanacak olursa; ARAT, Ayşe, Sözleşmenin Değişen Şartlara Uyarlanması, Ankara, 2006; TOPUZ, Seçkin, Türk - İsviçre ve Alman Borçlar Hukukunda Denge Bozulması ve İfa Güçlüğü Durumlarında Sözleşmeye Müdahale, Ankara, 2009; BAYSAL, Başak, Sözleşmenin Uyarlanması, İstanbul, 2009, CANBOLAT, Ferhat, Sözleşmelerde Amacın Gerçekleşmesi, Çökmesi ve Boşa Çıkması, Ankara, 2012 isimli ve künyeli eserlere yer verilmemesi büyük bir eksiklik olmuştur. Yine, basım yılına göre sıralanacak olursa; YILMAZ, Süleyman, Dövize Endeksli Tüketici Kredilerinde Uyarlama Sorunu ve Yargıtay’ın Bakışı, AÜHFD, C: 59, Y: 2010, S: 1, s. 131-172; KARAMERCAN, Fatih, Dövize Endeksli Tüketici Kredilerinde Tüketicilerin Açmış Olduğu Sözleşmenin Uyarlanması Davaları İle İlgili Uygulama Sorunları ve Yargıtay’ın Tutumu, Terazi Hukuk Dergisi, S: 78, Y: 2013, s. 81-88; TÜZÜNER, Özlem; ÖZ, Kerem, Aşırı İfa Güçlüğüne İlişkin İçtihat İncelemesi, Ankara Barosu Dergisi, Y: 2015, S: 3, s. 421-470 künyeli ve isimli makalelere de yer verilmemesi büyük bir eksiklik olmuştur.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin de, Yargıtay'ın daha önceki vermiş olduğu kararlarda olduğu gibi 2005 yılından sonra sözleşmenin uyarlanması ile ilgili yapılmış çalışmaların göz ardı etmesinin yanı sıra yukarıda yer verilen çalışmalar haricinde 08.05.2024 tarihine kadar sözleşmenin uyarlanması ile ilgili olarak (basım yılına göre sıralanacak olursa) belirtilen eserleri de dikkate almaması büyük bir eksiklik olmuştur.
ŞAHİN, Hale, Mücbir Sebep Nedeniyle Borcun İfa Edilememesi, Ankara, 2020; TİLE, Latif, Uyarlama Sebebi Olarak Aşırı İfa Güçlüğü, Ankara, 2021; ÇAVDAR, Pelin, Karşılıklı Borç Yükleyen Sözleşmelerde İfa Güçsüzlüğü ve Hukuki Sonuçları (TBK md. 98), İstanbul, 2021; ŞAFAK SARIKAYA, Esma Elif, Teorik Boyutuyla İfa İmkânsızlığı, İstanbul, 2022; GÜMÜŞ, Mustafa Alper, Teorisiyle ve Yargıtay Uygulamasıyla Sözleşmenin Uyarlanması (TBK m. 138), Ankara, 2022; ALTIN ŞAHİN, Hayrunnisa, Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Karşılıklı Borç Yükleyen Sözleşmelerde Borçlunun İfa Güçsüzlüğü, Ankara, 2022; ERDOĞAN, Ersin, Medenî Usûl Hukuku Açısından Uyarlama Davası, Ankara, 2023; KAHRAMAN, Zafer, Beklenmedik Haller ve Hukuki Sonuçları, İstanbul, 2023; ŞAHİN, Hale, Uyarlama Kayıtları, Ankara, 2024.