DAVADAN ÖNCE GERÇEKLEŞEN VE MADDÎ HUKUK BAKIMINDAN SONUÇ DOĞURAN İŞLEMLER, İRADE AÇIKLAMALARI, HUKUKÎ SONUÇ DOĞURAN BEYANLAR, ISLAH YOLUYLA DÜZELTİLEMEZ VEYA DEĞİŞTİRİLEMEZ.
T.C.
YARGITAY
6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2025/1264
KARAR NO : 2025/2748
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 26.02.2025
NUMARASI : 2024/1841 E., 2025/212 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalılar vekilince duruşma istemli, asıl ve birleşen davada davacılar vekilince duruşma istemsiz temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davacılar vekili Avukat S.T.A. ile asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri Avukat H.İ.Y., Avukat G.D.S. ve Avukat O.D.’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı Ahmet T. ile A. Enerji San. ve Tic. A.Ş'nin hissedarı olduğu, "K. Enerji Elektrik Üretim ve Tic. Ltd. Şti'nin hisselerinin davalılara 10.06.2009 tarihinde satıldığını, ilgili sözleşme uyarınca bedellerinin davalılardan tahsil edildiğini, tarafların 10.06.2009 tarihinde yeni bir anlaşma daha yaparak "Alıcılar, şirketinin 23.05.2008 tarih ve EÜ/1613-8/1172 numara ile elektrik üretim lisansına sahip olduğu D. HES'in tamamlanıp üretime geçmesinden itibaren başlayarak ve lisans müddetince devam etmek üzere her yıl tesiste üretilen elektrik kwh başına 0,003 USD tutarında bir bedeli, satıcıların her yılın başında şirket ile şirket danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği Anasözleşmesi uygun bir firmaları arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden, satıcıların "Danışmanlık Şirketi tarafından şirkete kesecekleri fatura karşılığında yıllık olarak her yıl cari üretim yılının son gününde lisans sahibi şirket adına düzenlenecek fatura karşılığı takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar satıcılara şirket tarafından ödettirilmesini taahhüt etmektedir. Satıcılar bu hakkını alıcılara haber vermekle başkaca tüzel ve gerçek kişilere de devredebilir." hükmünün kararlaştırıldığını, bu ek sözleşmeye paralel olarak davalıların toplanarak K. Elektrik Üretim A.Ş'ne ortakları sıfatı ile 2009/03 numaralı ve 05.08.2009 tarihli ortaklar kurulu kararını aldıklarını, ilgili kararda "şirketin sahibi bulunduğu D. HES'in tamamlanıp üretime geçmesinden itibaren başlayarak ve lisans müddetince (Lisans Süresi Uzarsa, uzayan sürede herhangi bir ödeme yapılmamak kaydı ile) devam etmek üzere her yıl tesiste (Hidro Elektrik Santralinde) üretilecek elektriğin kwh başına 0,003 USD tutarında bedeli Ahmet T. ve/veya kendisinin belirleyeceği bir şirketinin şirketimize keseceği fatura karşılığında cari üretim yılını takip eden ocak ayı sonuna kadar ödemesine" şeklinde karar alındığını, bu sözleşmeler ve ortaklar kurulu kararı uyarınca davacılara ödeme yapılması gerektiğini davacı şirketin danışman şirket olarak atandığını, davalılardan D. Hes'in ne zaman üretime geçtiği, üretime geçmiş olduğu tarihten itibaren kaç kwh elektrik üretmiş olduğu, yapılmış olan ek sözleşme ve ortaklar kurulu kararında davacı şirkete ilgili bedelin ödenmesi hususunda ihtarnameler gönderildiğini, ancak davalılar tarafından geri dönüş olmadığı, ödemelerin yapılmadığını ileri sürerek, davacı şirketin ilgili sözleşmeler uyarınca "Danışman Şirket" olarak tespitine, davalı K. Elektrik Üretim A.Ş'nin D. Hes'i ne zaman üretime geçirdiği ve üretime geçmiş olduğu tarihten itibaren kaç kwh elektrik üretmiş olduğunu gösterir tüm bilgi ve belgelerin istenmesi için Devlet Su İşleri ve Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, ilgili kurumlardan gelecek olan bilgi ve belgeler ve ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak olan bilirkişi incelemesi doğrultusunda davalı K. Elektrik Üretim AŞ'nin üretmiş olduğu kwh elektrik üzerinden ek sözleşme ve ortaklar kurulu kararı doğrultusunda hesaplanacak olan alacağından şimdilik 1.000,00 TL'sinin ilgili sözleşmede belirtilen vadesinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 10.02.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 306.000,00 TL çıkarmıştır.
2. Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; asıl davadaki nedenlere dayanarak davalıların D. HES'de 2013 yılında üretmiş oldukları enerji karşılığı doğmuş davacı alacaklarının tespiti ile şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 71.346,52 USD'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ayrıca açmış oldukları bu davanın ek dava olduğunu ileri sürerek işbu davanın asıl dava dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların "danışman şirket" olarak tespitine dair talepleri yönünden A. Elektrik Üretim ve Tic. A.Ş'nin aktif husumet ehliyetinin olmadığı, yine müvekkillerinden K. Elektrik Üretim A.Ş'nin dava konusu edilen belgelerde taraf olmadığını, bu nedenle pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, davaya dayanak yapılan 10.06.2009 tarihli belgenin karşılıklı taahhütleri içeren borç doğurucu bir belge olmadığını, iyi ilişkilere dayanılarak yapılan bir tercih beyanı olduğunu, bir danışmana ihtiyaç duyulduğunda kendilerinin önereceği bir danışman firma ile çalışılacağının beyan edildiğini, ancak bu beyanın çelişkili olup hiçbir bağlayıcılığı olmadığını, paylarını satan satıcıların önereceği danışman ile sözleşme yapılmış olsaydı danışmanın keseceği faturaların bedellerinin satıcılara ödeneceğinin öngörüldüğünü, bu nedenle bir bağlayıcılığı olmadığını, davalı K. Elektrik Üretim AŞ'nin bir danışmana ihtiyacı olmadığını, hiçbir firmadan danışmanlık hizmeti almadığını, 05.08.2009 tarih ve 2009/3 sayılı ortaklar kurulu kararının uygulanmadan iptal edildiğini, yine davalı K. Elektrik Üretim A.Ş'nin sahip olduğu lisans sözleşmesinin 49 yıllık olduğunu, tarafları lisans sözleşmesi süresince bağlı saymanın davalıların ekonomik özgürlüklerini engelleyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalılardan K....AŞ'nin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, ek davanın birleştirilmesine muvafakatlerinin olmadığını, asıl davada tahkikat tamamlandığı için verilen birleştirme kararının hatalı olduğunu, ek dava ile yeni talep ve iddiaların ileri sürülemeyeceğini, asıl davada ıslah dilekçesi sunulmasına rağmen aynı talep yani 2013 yılı alacakları yönünden ek dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, tanık deliline muvafakatleri olmadığını, asıl davada dava dilekçesinde davacı şirketin danışman şirket olarak tespiti talep edilerek aradaki sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi olduğu ikrar edildiğinden bu ikrardan dönülmesine muvafakatleri olmadığını, müvekkilinin danışmanlık hizmeti almaması nedeniyle davacı alacağının oluşmadığını, şirketin tek aktifi lisansı olup lisansın ise tek başına devri yasak olduğundan şirketin tüm hak ve borçları ile devralınarak devir bedelinin tamamen ödendiğini, e-postaların gönderildiği Selahattin K.'in müvekkillerinin ticari vekili olmadığını, temsil yetkisi olmadığı için e-postaları kabul etmediklerini, davacı tarafça ek sözleşmenin niteliğinin sürekli farklı şekilde beyan edildiğini, ancak sözleşme açık olup tarafların danışmanlık sözleşmesi düzenlediklerini, bu nedenle sözleşmenin yorumlanmasına ihtiyaç olmadığını, danışmanlık hizmeti verilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile resmi ticaret sicil kayıtlarına göre Selahattin K. davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olmasa da, Selahattin K.'in şirketi ilzamı noktasında bir teamül oluştuğunun kabulünün gerektiği, bu noktada artık Selahattin K.'in şirketi ilzama yetkili kimse olmadığını ileri sürmenin TMK’nın 2. maddesine aykırılık teşkil ettiği, dinlenen bir kısım tanık beyanlarının da dava konusu sürecin de büyük ölçüde Selahattin K. ile yürütüldüğünü doğruladığı, bu kimse tarafından yapılan her işlemin ve e-posta olarak iletilen tekliflerin davalı tarafı bağladığının kabulünün gerektiği, Selahattin K. tarafından yapılan tüm yazışmalar ve tekliflerin de yazılı delil başlangıcı kabul edildiği, bu durumda, davalı tarafın kök ve ek sözleşmelerle kararlaştırılan bedelin davacılara ödenmesi gerektiği, 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin taraflar arasında imzalandığı, dava konusu 2013 yılı için davacıların davalılardan talep edebileceği alacak miktarının 153.673,20 USD olduğu gerekçesiyle, taleple bağlılık ilkesi gereği asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça dava dilekçesinde taraflar arasında imzalanan "ek sözleşme" gereğince davacı şirketin "danışman şirket" olarak tespiti ve ek sözleşme uyarınca bedelin hesaplanarak tahsili talep edilmiş, ıslah dilekçesinde ise ek sözleşmede belirtilen bedelin "danışmanlık" değil "49 yıllık lisans bedeli" olduğunu belirtilerek ayrıca dava miktar itibariyle de ıslah edildiği, davacı vekili tarafından sunulan dilekçenin davanın tamamen ıslahı mahiyetinde olduğu, ihtilaf konusunun lisansın ayrı olarak devredilemiyor olması nedeniyle hisse devir bedelinin lisans devir bedelini kapsamadığı ve bu yönde ek sözleşme yapıldığı olduğu, davalı ortaklar kurulunun almış olduğu kararda "danışmanlık", "danışmanlık ücreti" ifadelerinin kullanılmadığı, ancak tek başına lisans devri yasak olduğu için, şirketin külliyen devri ile lisans süresi boyunca ödenecek bedelin taraflar arasında muvazaalı olarak "danışmanlık sözleşmesi" adı altında belirledikleri, davacı tarafça bedelde ve sözleşmenin niteliğinde muvazaa iddiasına dayanıldığı anlaşılmakla, bu iddianın ancak yazılı delille ispatının mümkün olduğu, Selahattin K.'in sadece elektrik mühendisi olarak çalışan sıfatıyla yazışmaları yapmadığı, aksine taraflar arasındaki sözleşmenin nasıl uygulanacağına yönelik yazışmalarının mevcut olduğu, faturanın ne şekilde kesileceğini belirttiği, sözleşmede kararlaştırılan 0,003 USD/kWh bedelin 0,0016 USD/kWh olarak revize edilmesi gerektiğini ifade ettiği, yazışmaları K. Direktörü sıfatıyla yaptığı, ihtilaf konusuna ilişkin davalı şirket yetkisinin de katıldığı toplantıyı organize ettiğinin açık olduğu, Selahattin K. yönünden yazışmaların davalıları bağlamadığı yönündeki savunmalara itibar edilmediği, taraflar arasında belirlenen bedelin lisans süresi boyunca ve üretilen elektriğe karşılık kararlaştırılan bir bedel olduğu kanaatine ulaşıldığı, 2013 yılında üretilen 51.224.400 kwh elektrik nedeniyle 0,003 USD'den 153.673,20 USD hesaplama yapıldığı anlaşılmakla, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak asıl davada davacı tarafın seçimini Türk Lirası talep ederek yaptığı, asıl davada seçimlik hakkını Türk Lirası olarak kullanan davacının, birleşen dava ile bu talebinden dönmesinin mümkün olmadığı, birleşen davada 71.346,52 USD'nin değil karşılığı olan 265.187,91 TL'nin tahsiline dair hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu, ilk derece mahkemesi kararı faiz başlangıç tarihi yönünden asıl ve birleşen davalarda davalı tarafça istinaf edilmediğinden asıl ve birleşen davada davacı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu, asıl davada davalılar vekilinin, birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, birleşen davada davalılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının birleşen dava yönünden kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile birleşen davanın kabulü ile 265.187,91 TL'nin 01.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
a. Müvekkillerinin satın aldığı K. Enerji Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'nin tek mal varlığının bir üretim lisansı olduğunu, bu üretim lisansı kapsamında, projelendirme ve HES inşaatı dahil üretime geçişin sağlanması için gerekli yatırımın yapılarak tüm projenin tamamlanması ve üretime geçiş, oldukça maliyetli ve kapsamlı bir iş olduğunu, bu maliyetli ve meşakkatli yatırım süreci ve bu yatırım sürecinde üretim lisansının üretim kapasitesinin arttırılabileceği de düşünüldüğünde, müvekkillerin bu süreçte birçok anlamda danışmanlık hizmetine ihtiyaç duyabileceğinin açık olduğunu,
b. 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin şirketin danışmanlığa ihtiyaç duyması halinde, ihtiyaç duyacağı danışmanlık kapsamı ve şartlarının gelecekte imzalanacak danışmanlık sözleşmesi kapsamında belirlenmek üzere çerçeve bir danışmanlık sözleşmesi olduğunu, ek sözleşme içeriğinin ve lafzının oldukça açık olduğunu, tarafların irade beyanları şüpheye mahal vermeyecek şekilde ortada olduğunu,
c. Davacıların hiçbir iş yapmadan, hiçbir yatırım yapmadan, 250.000,00 TL’ye aldıkları tek mal varlığı üretim lisansı olan şirketi, yine hiçbir yatırım yapmadan, hiçbir iş yapmadan aynı şekilde 7.500.000 USD bedelle müvekkillere sattıktan sonra, 4 yılı aşkın bir süre müvekkiller canla başla uğraşırken bir gün bile müvekkilin kapısını çalmadan, tek bir hizmet vermeden, tek bir iş yapmadan, müvekkil 120.000.000,00 USD yatırım yapıp üretime geçtikten sonra adeta müvekkillerden karşılıksız ve haksız kazanç sağlamak kastı ile hareket ettiklerini, satış bedelinin piyasanın üstünde bir bedel olduğunu,
d. Davacı tarafın bahse konu ıslah işlemi ile açıkça ıslahının dava değerini yükseltmeye ilişkin olduğunu beyan ettiğini, diğer bir ifade ile kısmi ıslah yoluna gitmiş ise de davacı tarafın ıslahının süresinde olmadığı ve ıslah ile ikrardan dönülemeyeceği yönündeki itirazlarının yok sayılarak davacı tarafın ıslahının süresindeymişcesine ve tam ıslahmış gibi hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
e. Davacının ıslahının süresinde olmadığını, ıslah başvurusunu tahkikatın sona ermesinden sonra yaptığını,
f. Davacının ek dava dilekçesinde, bu kez taraflar arasında akdedilen ek sözleşmenin rödovans sözleşmesi ve hasılat kirası olduğunu iddia ettiğini,
g. Ana sözleşmenin 5.10. maddesinin (a) ve (b) bentleri ile taraflar, elektrik üretim lisansının iptal edilmesi halinde alış bedeli olarak satıcılara ödenen 7.500.000 USD'nin faizi ile alıcılara iade edileceğini ve alıcıların şirket için yaptığı harcama tutarlarının da yine gecikme faizi ile alıcılara ödeneceğini kararlaştırdıklarını, yani tarafların açıkça hisse devir bedelinin, tek mal varlığı üretim lisansı olan şirketin üretim lisansı karşılığı belirlendiğini, üretim lisansının iptal olması halinde şirketin hisselerinin herhangi bir değeri olmayacağını kabul, taahhüt ve ikrar ettiklerini,
h. Bölge Adliye Mahkemesinin hiçbir itirazlarını nazara almayarak, davacı tarafın dosyaya sunduğu e-posta yazışmalarının delil başlangıcı kabul edilmesi için adeta ilk derece mahkemesini zorladığını, e-postaları gönderen Selahattin K.’in davalıları temsil etmediğini, Selahattin K.'in yaptığı tüm yazışmaların bir elektrik mühendisinin işi kapsamında yaptığı ve yapmak zorunda olduğu olağan yazışmalardan ibaret olduğunu,
ı. Davacı tanıklarının verdikleri ifadelerde, imzalanan ek sözleşmenin çerçeve danışmanlık sözleşmesi olduğunu ancak herhangi bir danışmanlık hizmeti alınmadığını açıklıkla beyan ettiklerini beyan etmektedir.
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde;
a. Birleşen davada usd cinsinden hüküm kurulması gerektiğini, vekalet ücretinin de karar tarihindeki alacak üzerinden hesaplanması gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, taraflar arasındaki hisse devir ve temlik sözleşmelerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
1. Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalıların temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
Dava konusu uyuşmazlık taraflar arasında düzenlenen 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin danışmanlık hizmet sözleşmesi mi yoksa lisans devir bedelinin tespiti ve ödenmesine ilişkin sözleşme mi olduğu noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü ve değerlendirilmesi bakımından İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar gerekçelerinin değerlendirilmesi gerekmektedir:
2.1 Davacılar tarafından açılan davada, taraflar arasında imzalanan 10.6.2009 tarihli ek sözleşme gereğince davacı şirketin danışman olarak tespiti ile, davalı K. Elektrik Üretim A.Ş'nin D. Hes’te elektrik üretimine başladığı tarihin tespiti ile hesaplanacak danışmanlık ücretinin ödenmesi talep edilmiştir.
2.2 Davalılar cevap dilekçesinde, taraflar arasında sözleşmenin bir danışmana ihtiyaç duyulduğu takdirde danışman şirket atanmak suretiyle danışmanlık hizmeti verilerek düzenlenecek faturalar karşılığında bedelin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacıların danışmanlığına ihtiyaç duyulmadığını hizmet alınmadığını, davacılardan A. Elektrik Üretim A.Ş'nin aktif dava ehliyeti bulunmadığını davanın gerek husumet gerek esas yönünden reddini savunmuştur.
2.3 Yargılama aşamasında tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda gösterdikleri deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yapılmış, bilirkişi heyeti 01.08.2016 tarihli raporunda; dava konusu ek sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi yapılmasını konu alan ön sözleşme niteliğinde olduğu, danışmanlık hizmeti verilmediği, danışmanlık hizmetinin verildiğine ilişkin herhangi bir fatura düzenlenmediği, bir ücret alacağının da bulunmadığı tespit edilmiştir.
2.4 Mahkemece tahkikatın bittiği bildirildikten ve sözlü yargılama aşamasına geçildikten sonra asıl davada davacılar tarafından 10.2.2017 tarihli dilekçe ile dava tamamen ıslah edilerek dava konusu 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin danışmanlık hizmet sözleşmesi olmayıp elektrik üretim lisans devir bedeli olarak belirlendiği , tarafların sözleşmedeki gerçek ve ortak iradesinin 49 yıllık lisans bedelinin tespiti ve ödenmesine yönelik olduğu , dava dilekçesindeki miktarın arttırılarak tespit edilecek lisans bedelinin ödenmesi talep edilmiştir.
2.5 Aynı tarihte verilen dilekçe ile ayrı bir dava açılarak, 2013 yılına ait lisans devir bedelinin belirlenerek tahsili ve bu dava dosyasının asıl dava dosyası ile birleştirilmesi talep edilmiş ve mahkemece talep kabul edilerek açılan dava İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası 23.02.2017 tarihli ve 2017/132 E., 2017/147 K. sayılı ilamla HMK'nın 166. maddesi gereğince birleştirilmesine karar verilmiştir.
2.6 Birleşen dosya ve ıslah dilekçesi gözetilerek ilk derece mahkemesince yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmuş bilirkişi kurulu asıl raporunda ve özellikle uyuşmazlığın aydınlatılmasına katkı sağlayan ek raporunda tarafların ticaret sicil kayıtları, ticari defterleri, dosyadaki tüm delil ve belgeleri inceleyerek ve 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve bu kanuna dayalı olarak çıkarılan Yönetmelik hükümleri ile elektrik üretim sektöründeki uygulamaları gözeterek, elektrik piyasası uygulamasında elektrik üretim lisanslarının devri yasak olup, devir EPDK’nın iznine tabi olduğundan, elektrik üretim lisanslarının devrinin şirket sermaye paylarının devri suretiyle yapıldığı, elektrik üretim lisanslarına sahip şirketlerin hisselerinin bir kül (bütün) olarak devriyle mümkün olduğu, davalı K. Elektrik Üretim A.Ş’nin, 17.05.2006 tarihinde herhangi bir lisansa sahip olmaksızın davacılar devir alınmasından sonra 23.05.2008 tarihinde EU/1613-8/1172 numaralı ve 49 yıl süreli elektrik üretim lisansı alındığı , şirketin bu lisans dışında herhangi bir malvarlığının, yatırımının veya projesinin bulunmadığı, şirketin 250.000,00 TL'ye satın alındığı, 2004-2008 yılları arasında toplam 106.335,00 TL zarar ettiği, davalıların 05.08.2009 tarihinde şirketi devraldıktan sonra ticari defterlere göre 31.12.2013 tarihine kadar 228.247.870,73 TL yatırım harcaması yaptıkları davalılara yapılan devir karşılığı belirlenen 7.500.000 USD tutarlı ödemenin devirin yapıldığı tarihte şirketin hiçbir yatırımı olmadığı, şirketin zarar eden bir şirket olduğu , tek aktifinin sahip olduğu elektrik üretim lisansı olduğu gözetildiğinde, kararlaştırılan bu bedelin lisans devir bedeliyle uyumlu olduğu ve şirketin sahip olduğu lisansın devir bedeli olarak kararlaştırıldığı kanaatine varıldığını, diğer yandan defter kayıtlarına göre danışmanlık hizmetinin de verilmediği sonucuna varılmıştır.
2.7 İlk Derece Mahkemesince, 26.09.2018 tarihli ve 2015/156 E., 2018/1044 K. sayılı ilamda, birbirinin doğrulayan bilirkişi raporları da gözetilerek dava konusu ek sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi olduğu, lisans bedeline ilişkin olmadığı , lisans bedeli olarak bir bedel kararlaştırılmasına ve sözleşme yapılmasına da bir engel bulunmadığı, ön sözleşme niteliğinde ki danışmanlık hizmetinin verilmediği dolayısıyla bedele hak kazanılmadığı anılan ek sözleşmenin lisans devir bedeline ilişkin olduğu hususununda ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
3.1 İstinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 09.03.2022 tarihli ilk kararında TBK’nın 19. maddesi gereği tarafların gerçek ve ortak iradesinin tespiti bakımından mail yazışmaları değerlendirilerek, gerektiğinde tanık dinlenmek suretiyle ek sözleşmenin hukuki niteliğinin tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
3.2 İlk Derece Mahkemesi 15.06.2022 tarihli ikinci kararında Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin kabul kaldırma gerekçelerini değerlendirerek davacıların sunduğu maillerin bağlayıcı bir niteliğinin bulunmadığı, maillerde e-imzanın bulunmadığı, mailleri gönderen Selahattin K. isimli kişinin davalıların ortağı, yetkilisi, vekili, temsilcisi veya sigortalı çalışanı olmadığı , kaldı ki mail içeriklerinin de sözleşmede muvaaza yapıldığı iddiasını ispat edecek ve doğrulayacak bir hususun bulunmadığı, ek sözleşmenin 6446 sayılı Kanun ve bu kanunla ilgili Yönetmeliğ'in 5/3. md gereğince lisans devri yasak olduğundan, TBK’nın 27. md gereğince hukuki imkansızlık nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğu, ek sözleşmenin rödovans sözleşmesi olarak kabulunün de mümkün olmadığı, EPDK mevzuatında rödovans sözleşmelerine yer verilmediği, elektrik üretim lisansının başkalarına devri, kiralanması veya kullandırılmasının mümkün olmadığı gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın reddine karar vermiştir.
3.3 İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 09.11.2022 tarihli ikinci kararında, mailleri gönderen dava dışı Selahattin K.’in yaptığı yazışmaları direktör sıfatıyla yaptığı, anılan kişinin toplantıları organize ettiği, davalıların temsilcisi olarak hareket ettiğinin değerlendirilmesi gerektiğini, 6762 Sayılı TTK’nın 520. maddesi gereğince ek sözleşme resmi şekilde yapılmamış ise de hisse devir sözleşmesinin resmi olarak yapıldığından geçersizliği ileri sürülemeyeceği, sözleşmedeki 49 yıllık sürenin lisans süresi kadar olduğu, tarafların gerçek ve ortak iradelerinin esas alınması gerektiği gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararını ikinci kez kaldırılmıştır.
3.4 İlk Derece Mahkemesi'nin 18.09.2024 tarihli üçüncü kararında Bölge Adliye Mahkememesi kaldırma kararının gerekçelerini benimseyerek, asıl ve birleşen davaların kabulüne karar vermiştir. İstinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi temyiz edilen son kararında, dava dilekçesinde dayanılan hukuki nedenlerin davanın tamamen ıslah yoluyla değiştirilebileceği, ek sözleşmede her ne kadar danışmanlık sözleşmesi ve danışman ibareleri bulunsa da hangi konularda danışmanlık yapılacağının belirlenmediği, ek sözleşmenin aslında lisans devir bedeline ilişkin olduğu , dava dışı Selahattin K.’in davalıları temsil yetkisinin olduğunu kabul etmek gerektiği, belirlenen lisans bedeli yönünden asıl dosyada Türk Lirası cinsinden talepte bulunulduğu, ödemenin Türk Lirası olarak ödenmesi yönünde seçimlik hakkın kullanıldığı, bu nedenle birleşen davada döviz cinsinden talepte bulunulamayacağı gerekçesiyle diğer yönlerden İlk Derece Mahkemesi kararına karşı ayrı ayrı istinaf başvurularının reddine birleşen dosya yönünden yeniden esas hakkında asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
4.1 Yukarıda özetlenen ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi kararlarından anlaşılacağı üzere uyuşmazlığın temelini, hisse devir sözleşmesiyle aynı tarihte yapılan 10.06.2009 tarihli "ek sözleşmenin" danışmanlık hizmet sözleşmesi mi yoksa lisans devir bedelinin ödenmesi amacıyla yapılmış lisans devir bedelinin belirlenmesi ve ödenmesine ilişkin bir sözleşme mi olduğu hususu uyuşmazlığın odak noktasını oluşturmaktadır.
4.2 Bu kapsamda 10.06.2009 ek sözleşmenin uyuşmazlık bakımından önem arz eden hükümleri dikkate alındığında , " … şirket ile şirkete danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmalar arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden , satıcıların danışman şirketi tarafından şirkete kesilecek fatura karşılığı takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar satıcılara şirket tarafından ödettirilmesini taahhüt etmektedirler…" şeklinde ibarelere yer verildiği, TBK'nın 19. md gereğince sözleşmenin yorumunda sözleşmenin metninden tamamen ayrılmak suretiyle yorum yapmanın doğru bir yorum yöntemi olmadığı, sözleşmede açıkca sözleşmenin konusunun danışmanlık hizmeti olduğu , danışman atanacağı, atanan danışmanın danışmanlık hizmet faturası keseceği ve ücretin fatura karşılığı ödeneceği hususlarının açıkca kararlaştırıldığı dolayısıyla sözleşmenin lafzi yorumu ile sözleşme kapsamında yapılacak işlerin bir başka deyişle sözleşmenin içeriği, amacı ve konusu göz önünde bulundurulduğunda sözleşmenin danışmanlık hizmeti sözleşmesi olduğunun kabulü gerekmektedir.
4.3 Nitekim davacılar tarafından davadan önce Beşiktaş 19. Noterliği'nin 24 Ekim 2014 tarihli ve 23544 yevmiye numaralı davalı K. Elektrik Üretim A.Ş’ye gönderilen ihtarnamenin konu kısmında, ihtarnamenin konusunun “danışmanlık sözleşmesinin akdedilmesi hakkında” olduğu , ihtarnamenin ikinci maddesinde “Ayrıca 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin 1. maddesinde belirtilen danışmanlık sözleşmesinin ise keşideci şirketimiz ile sözleşme ve ek sözleşme gereğince iş bu ihtarın tebliğinden itibaren 7 gün içinde akdedilmesi” 3. maddesinde ise “Danışmanlık sözleşmesinin akdedilmesi ile tarafınıza keşide eden firma tarafından 10.6.2009 tarihli sözleşme ve ek sözleşme ile fatura düzenlenmesi ve fatura bedelinin de 7 gün içinde ödenmesi gerektiği” hususlarının, 4. maddesinde ise “Aksi halde keşideci şirketin danışman şirket olarak addedilecek olup keşideci şirket tarafından da aleyhinize dava ikame edeceğimizi” uyarısının yer aldığı aynı ihtarnamenin 5. maddesinde ise “Keşideci şirketin danışman şirket olarak 05.08.2009 tarihli ve 15095 yevmiyeli ortaklar kurulu kararı gereğince Ahmet T.’ın danışman şirket olarak atandığını” aynı hususların Beşiktaş 19. Noterliği’nin 14 Kasım 2014 tarihli ve 24817 yevmiye no’lu ihtarnamesi ile de diğer davalılara ihtar edildiği anlaşılmaktadır. Gönderilen ihtarnamede taraflar arasındaki akdi ilişkinin danışmanlık hizmet sözleşmesi olduğunun açıkça belirtildiği keşideci şirketin danışman olarak atanacağının ek sözleşme gereğince danışmanlık hizmetine karşılık fatura düzenlenerek ödeme talep edileceği hususlarına ihtarnamede yer verildiği görülmektedir.
4.4. Diğer yandan sözleşme metninde sözleşmenin lisans devir bedeli olarak yapıldığını kabul anlamına gelecek herhangi bir ibare de bulunmamaktadır. Sözleşmenin konusu ve içeriğinden anlaşılacağı üzere tarafların iştigal sahasıda gözetildiğinde danışmanlığın konusunun elektrik üretim ve yatırımına ilişkin olduğunun kabulü gerekeceği, 10.06.2009 tarihli ek sözleşmede “Şirkete danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmaları arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden” cümlesi dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi kabulünün aksine danışmanlığın hangi amaçla yapılacağı, atanacak şirketin ana sözleşmesinin danışmanlık yapmaya uygun bir şirket olması gerektiği hususlarınında ayrıca ve açıkça kararlaştırılmış olduğu, lisans süresi 49 yıl olduğundan danışmanlık süresinin de bu süreyle sınırlı olduğu, lisans sona erdiği ve üretim olmadığı takdirde danışmanlık hizmeti alınmasınada gerek bulunmadığı anlaşılmaktadır.
4.5. Bölge Adliye Mahkemesi kararı gerekçesinde, davacı şirket tarafından elektrik üretim lisansının devir yasağı olması nedeniyle tarafların gerçek ve ortak iradelerini sözleşmeye yansıtamadıkları, bu iradenin lisans devir bedeline ilişkin olduğu kabul edilmiş ise de 6446 Sayılı Enerji Piyasası Kanuna dayalı olarak çıkarılan ve devirin yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan 04.08.2002 tarihli Enerji Piyasası Lisans Yönetmeliğinin “… Lisans ve lisans alma yükümlülüğü” başlıklı 5. maddesinde;
“Lisans , bir tüzel kişinin piyasada faaliyet gösterebilmek için Kurumdan almak zorunda olduğu bir yetki belgesidir.
Lisanslar hiçbir suretle devredilemez. Ancak, lisans sahibi tüzel kişiye bankalar ve/veya finans kuruluşları tarafından sınırlı veya gayrikabili rücu proje finansmanı sağlanması halinde, kredi sözleşmesi yükümleri gereği, bankalar ve/veya finans kuruluşları kuruma gerekçeli olarak bildirimde bulunarak, bu Yönetmeliğin öngördüğü şartlar çerçevesinde önerecekleri bir başka tüzel kişiye lisans sahibi tüzel kişinin lisansı kapsamındaki tüm yükümlülüklerini üstlenmek şartıyla lisans verilmesini talep edebilir. Önerilen tüzel kişiye, bu Yönetmelik kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi kaydıyla lisans verilir.
Lisans sahibinin lisans kapsamındaki hakları, Kuruldan izin almaksızın üçüncü şahıslara temlik edilemez’’ hükümleri göz önünde bulundurulduğunda , kural olarak lisans devri yasaklanmış olmakla birlikte anılan yönetmeliğin 2. maddesinde Yönetmelik hükümlerine uymak koşuluyla lisans sahibi tüzel kişinin lisansı kapsamındaki tüm yükümlülükleri üstlenmek şartıyla önerilen tüzel kişiye lisans verilebileceği yine anılan maddenin 3. fıkrasına göre lisans sahibinin lisans kapsamındaki haklarının kuruldan izin almak suretiyle 3. kişilere temlik edilebileceğine ilişkin hükümler gözetildiğinde lisans kapsamındaki hakların devrinin yasağının mutlak olmadığı ilgili mevzuat hükümlerine bağlı kalınarak yapılabileceği , dolayısıyla tarafların bu konudaki gerçek iradelerini yansıtan bir sözleşme yapmalarına iddianın aksine yasal bir engel bulunmadığı, anılan düzenlemelerin amacının elektrik üretim lisansının piyasadaki güven ve istikrarı bozacak ve kurul denetimini ortadan kaldıracak şekilde 3. kişiler arasında kayıt dışı dolaşımını engelleme amacı taşıdığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede şirket hisse devrine ilişkin EPDK’dan gerekli izinlerin alınacağı kararlaştırıldığına göre tarafların bu yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla ek sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi adı altında yapıldığının kabulü doğru görülmemiştir.
4.6. Diğer yandan Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki kabul ve gerekçelerinin aksine, 2. bilirkişi ek raporunda açıklandığı üzere tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre hisse devrine konu şirketin başkaca hiçbir ticari faaliyetinin ve yatırımının bulunmadığı, davalılara devir öncesi davacılar tarafından davalı K. Elektrik Üretim A.Ş’nin hisselerinin davacılar tarafından 250.000,00 TL bedel ile satın alındığı ve davalılara satılmadan önceki son 4 yılda 106.335,00 TL zarar ettiği , elektrik piyasasındaki uygulamalara göre şirketin elektrik üretim lisansı dışında başkaca herhangi bir yatırımının, ticari faaliyetinin bulunmadığı ve başkaca bir aktifinin olmadığı, davalılar tarafından satın alındıktan sonra 228.247.807,73 TL yatırım yapıldığı da gözetildiğinde, hisse devir bedeli olarak ödenen 7.500,000 USD bedelin piyasa koşullarına uygun olduğu ödenen bedelin gerçekte lisans devir bedeli olarak ödenmiş olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmaktadır. Davalıların yetkili temsilcisi, vekili, sigortalı çalışanı olmayan ve mail yazışmalarını yapan dava dışı Selahattin K.’in yazışmalarının sözleşmenin açık hükümleri aksine ek sözleşmenin lisans bedelinin ödenmesi amacıyla yapıldığının kabulü, yazışmaların davalıları bağlamayacağı gibi içerik itibariyle yazışmalarda ek sözleşmenin lisans bedelinin ödenmesi niteliğinde olduğuna dair herhangi bir kabul ve irade açıklaması içermediğinin de gözetilmemesi doğru görülmemiştir.
4.7. Temyiz incelemesine konu Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde belirtildiği üzere 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin lisans devir bedelinin belirlenmesi amacıyla yapıldığına ilişkin kabul, taraflar arasındaki 10.06.2009 tarihli adi yazılı sözleşmelerden sonra davacılar ve davalılar arasında düzenlenen Kadıköy 13. Noterliği’nin 5 Ağustos 2009 tarihli 5088 ve 5089 yevmiye numaralı hisse devir sözleşmelerinde davalı K. Enerji Elektrik Üretim ve Ticaret Limited şirketi hisselerinin tüm aktif ve pasifi, tüm hak ve yükümlülükleriyle birlikte gayri kabili rücu olmak üzere toplam 11.500.000,00 TL bedelle devir ve temlik ve satış yapıldığı kararlaştırılmıştır. Elektrik Piyasası Kanunu ve Enerji Piyasası Yönetmeliğinin 2. maddesine göre elektrik üretim lisansı, lisans hakkı sahibi bakımından hem bir hak ve hem bir yükümlülük olarak kabul edildiği konusunda herhangi bir kuşku ve duraksama bulunmadığına göre adi yazılı sözleşmeden sonra noterde yapılan resmi devir sözleşmesinde şirket hisselerinin tüm hak ve yükümlülüklerle birlikte devredildiği, devredilen hak ve yükümlülükler içerisinde elektrik üretim lisansının da yer aldığı, devir bedelinin de tamamen ödendiği açıkça belirtildiğine göre bu bedel içerisinde lisans devir bedelini de kapsaması nedeniyle doğru görülmemiştir. Kaldı ki resmi senedin aksinin aynı mahiyette ve yazılı bir belge ile kanıtlanması gerekmesine karşılık, davacıların bu konuda aynı mahiyette bir belge ve delil sunamamış olduklarının da gözetilmemesi de doğru görülmemiştir.
4.8. Taraflar arasındaki 10.06.2009 tarihli ek sözleşme adi yazılı şekilde yapılmış olup resmi şekilde yapılan hisse devir sözleşmesinden ayrı olarak tarafların kendi aralarında adi yazılı şekilde ve sadece taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurmak üzere açıkça lisans devir bedeli adı altında bir sözleşme yapmalarına yasal bir engelde bulunmamaktadır. Zira taraflar arasındaki adi yazılı sözleşme şirket hisselerinin devrine ilişkin gerek noter devri sırasında ilgili notere gerekse hisse devrine ilişkin tescil işlemlerini yapan ilgili ticaret sicil müdürlüğüne veya lisansla ilgili işlemlerin yapıldığı EPDK gibi resmi kurum ve merciilere ibrazı gereken belgeler arasında olmadığı gibi , adi yazılı bu sözleşmenin ilgili kurumlara ibraz edildiği veya ibraz edilmesi gerektiği de ileri sürülmediğine göre dava konusu adi yazılı sözleşmenin yasal zorunluluk nedeniyle danışmanlık sözleşmesi olarak yapıldığı sonucuna varılması da doğru görülmemiştir.
5. Bölge Adliye Mahkemesince davanın tamamen ıslah edildiği yeni bir dava dilekçesi verildiği kabulünden hareketle taraflar arasındaki 10.06.2009 tarihli sözleşmenin davacının ilk dava dilekçesinde belirtildiği üzere danışmanlık hizmet sözleşmesi olmayıp lisans devir bedelinin belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilmiş ise de ıslah yoluna dava açıldıktan sonra sadece usul işlemleri için başvurulabileceği, dava dilekçesi de dahil sadece usul işlemlerinin bu kapsamda dava ve cevap dilekçelerinde ileri sürülen iddia ve savunmaların ıslah yoluyla değiştirilebileceği veya düzeltilebileceği, dava açılmadan önce gerçekleşen ve maddi hukuk bakımından sonuç doğuran işlemlerin, irade açıklamalarının, hukuki sonuç doğuran kabul ve beyanların bir usul hukuku işlemi olmaması nedeniyle ıslah yoluyla düzeltilmesine veya değiştirilmesine yasal olanak bulunmadığı davadan önce davacılar tarafından gönderilen ihtarnamede ek sözleşmede danışmanlık sözleşmesi olduğuna ilişkin hukuki sonuç doğuran irade açıklaması ve kabul beyanlarının ıslah suretiyle değiştirilemeyeceğinin gözetilmemesi de doğru görülmemiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.02.2024 tarihli ve 2023/(17)4-915 Esas.,2024/80 K., Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 29.04.2019 tarihli ve 2018/4777 E., 2019/1926 K., Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 25.02.2018 tarihli ve 2016/2289 E., 2018/223 K. ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 17.04.2015 tarihli 2014/2214 E., 2015/2649 K. sayılı ilamlar da aynı yöndedir. )
6. Dosya kapsamı , tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporları, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları, temyiz dilekçeleri ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında 10.06.2009 tarihli adi yazılı hisse devir sözleşmesi, 05.08.2009 tarihli noterden yapılan şirket hisse devir sözleşmeleri ile hisse devir bedellerinin ödendiği konularında yine danışman atanmadığı , danışmanlık hizmet sözleşmesi kapsamında bir hizmet verilmediği, danışmanlık hizmet faturası düzenlenmediği danışmanlık hizmetinden kaynaklanan bir alacak olmadığı konularında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, ek sözleşmenin ise asıl sözleşme olan hisse devir sözleşmesinin devamı ve ayrılmaz bir parçası olduğu lisans devir bedelinin hisse devir bedeli olarak ödendiği aksine bu sözleşmenin muvazalı olarak lisans devir bedeli yerine danışmanlık sözleşmesi olarak yapıldığının kabulü yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan gerekçeler ile yerinde görülmediğinden asıl ve birleşen davanın reddi yerine yazılı gerekçeler ile asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
Yukarıda 2 ve diğer devamı bentlerde gerekçeleri açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl ve birleşen davada davalılar yararına BOZULMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan asıl ve birleşen davada davalılar yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, asıl ve birleşen davada davacılardan tahsili ile asıl ve birleşen davada davalılara ödenmesine,
İstek halinde peşin alınan temyiz harcının ilgililere iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Mahmut Coşkun Belkıs Karakaş Bahri Aydoğan Mehmet Aksu Mehmet Özdemir
DAVADAN ÖNCE GERÇEKLEŞEN VE MADDÎ HUKUK BAKIMINDAN SONUÇ DOĞURAN İŞLEMLER, İRADE AÇIKLAMALARI, HUKUKÎ SONUÇ DOĞURAN BEYANLAR, ISLAH YOLUYLA DÜZELTİLEMEZ VEYA DEĞİŞTİRİLEMEZ.
T.C.
YARGITAY
6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2025/1264
KARAR NO : 2025/2748
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 26.02.2025
NUMARASI : 2024/1841 E., 2025/212 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalılar vekilince duruşma istemli, asıl ve birleşen davada davacılar vekilince duruşma istemsiz temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davacılar vekili Avukat S.T.A. ile asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri Avukat H.İ.Y., Avukat G.D.S. ve Avukat O.D.’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı Ahmet T. ile A. Enerji San. ve Tic. A.Ş'nin hissedarı olduğu, "K. Enerji Elektrik Üretim ve Tic. Ltd. Şti'nin hisselerinin davalılara 10.06.2009 tarihinde satıldığını, ilgili sözleşme uyarınca bedellerinin davalılardan tahsil edildiğini, tarafların 10.06.2009 tarihinde yeni bir anlaşma daha yaparak "Alıcılar, şirketinin 23.05.2008 tarih ve EÜ/1613-8/1172 numara ile elektrik üretim lisansına sahip olduğu D. HES'in tamamlanıp üretime geçmesinden itibaren başlayarak ve lisans müddetince devam etmek üzere her yıl tesiste üretilen elektrik kwh başına 0,003 USD tutarında bir bedeli, satıcıların her yılın başında şirket ile şirket danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği Anasözleşmesi uygun bir firmaları arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden, satıcıların "Danışmanlık Şirketi tarafından şirkete kesecekleri fatura karşılığında yıllık olarak her yıl cari üretim yılının son gününde lisans sahibi şirket adına düzenlenecek fatura karşılığı takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar satıcılara şirket tarafından ödettirilmesini taahhüt etmektedir. Satıcılar bu hakkını alıcılara haber vermekle başkaca tüzel ve gerçek kişilere de devredebilir." hükmünün kararlaştırıldığını, bu ek sözleşmeye paralel olarak davalıların toplanarak K. Elektrik Üretim A.Ş'ne ortakları sıfatı ile 2009/03 numaralı ve 05.08.2009 tarihli ortaklar kurulu kararını aldıklarını, ilgili kararda "şirketin sahibi bulunduğu D. HES'in tamamlanıp üretime geçmesinden itibaren başlayarak ve lisans müddetince (Lisans Süresi Uzarsa, uzayan sürede herhangi bir ödeme yapılmamak kaydı ile) devam etmek üzere her yıl tesiste (Hidro Elektrik Santralinde) üretilecek elektriğin kwh başına 0,003 USD tutarında bedeli Ahmet T. ve/veya kendisinin belirleyeceği bir şirketinin şirketimize keseceği fatura karşılığında cari üretim yılını takip eden ocak ayı sonuna kadar ödemesine" şeklinde karar alındığını, bu sözleşmeler ve ortaklar kurulu kararı uyarınca davacılara ödeme yapılması gerektiğini davacı şirketin danışman şirket olarak atandığını, davalılardan D. Hes'in ne zaman üretime geçtiği, üretime geçmiş olduğu tarihten itibaren kaç kwh elektrik üretmiş olduğu, yapılmış olan ek sözleşme ve ortaklar kurulu kararında davacı şirkete ilgili bedelin ödenmesi hususunda ihtarnameler gönderildiğini, ancak davalılar tarafından geri dönüş olmadığı, ödemelerin yapılmadığını ileri sürerek, davacı şirketin ilgili sözleşmeler uyarınca "Danışman Şirket" olarak tespitine, davalı K. Elektrik Üretim A.Ş'nin D. Hes'i ne zaman üretime geçirdiği ve üretime geçmiş olduğu tarihten itibaren kaç kwh elektrik üretmiş olduğunu gösterir tüm bilgi ve belgelerin istenmesi için Devlet Su İşleri ve Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, ilgili kurumlardan gelecek olan bilgi ve belgeler ve ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak olan bilirkişi incelemesi doğrultusunda davalı K. Elektrik Üretim AŞ'nin üretmiş olduğu kwh elektrik üzerinden ek sözleşme ve ortaklar kurulu kararı doğrultusunda hesaplanacak olan alacağından şimdilik 1.000,00 TL'sinin ilgili sözleşmede belirtilen vadesinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 10.02.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 306.000,00 TL çıkarmıştır.
2. Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; asıl davadaki nedenlere dayanarak davalıların D. HES'de 2013 yılında üretmiş oldukları enerji karşılığı doğmuş davacı alacaklarının tespiti ile şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 71.346,52 USD'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ayrıca açmış oldukları bu davanın ek dava olduğunu ileri sürerek işbu davanın asıl dava dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların "danışman şirket" olarak tespitine dair talepleri yönünden A. Elektrik Üretim ve Tic. A.Ş'nin aktif husumet ehliyetinin olmadığı, yine müvekkillerinden K. Elektrik Üretim A.Ş'nin dava konusu edilen belgelerde taraf olmadığını, bu nedenle pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, davaya dayanak yapılan 10.06.2009 tarihli belgenin karşılıklı taahhütleri içeren borç doğurucu bir belge olmadığını, iyi ilişkilere dayanılarak yapılan bir tercih beyanı olduğunu, bir danışmana ihtiyaç duyulduğunda kendilerinin önereceği bir danışman firma ile çalışılacağının beyan edildiğini, ancak bu beyanın çelişkili olup hiçbir bağlayıcılığı olmadığını, paylarını satan satıcıların önereceği danışman ile sözleşme yapılmış olsaydı danışmanın keseceği faturaların bedellerinin satıcılara ödeneceğinin öngörüldüğünü, bu nedenle bir bağlayıcılığı olmadığını, davalı K. Elektrik Üretim AŞ'nin bir danışmana ihtiyacı olmadığını, hiçbir firmadan danışmanlık hizmeti almadığını, 05.08.2009 tarih ve 2009/3 sayılı ortaklar kurulu kararının uygulanmadan iptal edildiğini, yine davalı K. Elektrik Üretim A.Ş'nin sahip olduğu lisans sözleşmesinin 49 yıllık olduğunu, tarafları lisans sözleşmesi süresince bağlı saymanın davalıların ekonomik özgürlüklerini engelleyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalılardan K....AŞ'nin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, ek davanın birleştirilmesine muvafakatlerinin olmadığını, asıl davada tahkikat tamamlandığı için verilen birleştirme kararının hatalı olduğunu, ek dava ile yeni talep ve iddiaların ileri sürülemeyeceğini, asıl davada ıslah dilekçesi sunulmasına rağmen aynı talep yani 2013 yılı alacakları yönünden ek dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, tanık deliline muvafakatleri olmadığını, asıl davada dava dilekçesinde davacı şirketin danışman şirket olarak tespiti talep edilerek aradaki sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi olduğu ikrar edildiğinden bu ikrardan dönülmesine muvafakatleri olmadığını, müvekkilinin danışmanlık hizmeti almaması nedeniyle davacı alacağının oluşmadığını, şirketin tek aktifi lisansı olup lisansın ise tek başına devri yasak olduğundan şirketin tüm hak ve borçları ile devralınarak devir bedelinin tamamen ödendiğini, e-postaların gönderildiği Selahattin K.'in müvekkillerinin ticari vekili olmadığını, temsil yetkisi olmadığı için e-postaları kabul etmediklerini, davacı tarafça ek sözleşmenin niteliğinin sürekli farklı şekilde beyan edildiğini, ancak sözleşme açık olup tarafların danışmanlık sözleşmesi düzenlediklerini, bu nedenle sözleşmenin yorumlanmasına ihtiyaç olmadığını, danışmanlık hizmeti verilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile resmi ticaret sicil kayıtlarına göre Selahattin K. davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olmasa da, Selahattin K.'in şirketi ilzamı noktasında bir teamül oluştuğunun kabulünün gerektiği, bu noktada artık Selahattin K.'in şirketi ilzama yetkili kimse olmadığını ileri sürmenin TMK’nın 2. maddesine aykırılık teşkil ettiği, dinlenen bir kısım tanık beyanlarının da dava konusu sürecin de büyük ölçüde Selahattin K. ile yürütüldüğünü doğruladığı, bu kimse tarafından yapılan her işlemin ve e-posta olarak iletilen tekliflerin davalı tarafı bağladığının kabulünün gerektiği, Selahattin K. tarafından yapılan tüm yazışmalar ve tekliflerin de yazılı delil başlangıcı kabul edildiği, bu durumda, davalı tarafın kök ve ek sözleşmelerle kararlaştırılan bedelin davacılara ödenmesi gerektiği, 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin taraflar arasında imzalandığı, dava konusu 2013 yılı için davacıların davalılardan talep edebileceği alacak miktarının 153.673,20 USD olduğu gerekçesiyle, taleple bağlılık ilkesi gereği asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça dava dilekçesinde taraflar arasında imzalanan "ek sözleşme" gereğince davacı şirketin "danışman şirket" olarak tespiti ve ek sözleşme uyarınca bedelin hesaplanarak tahsili talep edilmiş, ıslah dilekçesinde ise ek sözleşmede belirtilen bedelin "danışmanlık" değil "49 yıllık lisans bedeli" olduğunu belirtilerek ayrıca dava miktar itibariyle de ıslah edildiği, davacı vekili tarafından sunulan dilekçenin davanın tamamen ıslahı mahiyetinde olduğu, ihtilaf konusunun lisansın ayrı olarak devredilemiyor olması nedeniyle hisse devir bedelinin lisans devir bedelini kapsamadığı ve bu yönde ek sözleşme yapıldığı olduğu, davalı ortaklar kurulunun almış olduğu kararda "danışmanlık", "danışmanlık ücreti" ifadelerinin kullanılmadığı, ancak tek başına lisans devri yasak olduğu için, şirketin külliyen devri ile lisans süresi boyunca ödenecek bedelin taraflar arasında muvazaalı olarak "danışmanlık sözleşmesi" adı altında belirledikleri, davacı tarafça bedelde ve sözleşmenin niteliğinde muvazaa iddiasına dayanıldığı anlaşılmakla, bu iddianın ancak yazılı delille ispatının mümkün olduğu, Selahattin K.'in sadece elektrik mühendisi olarak çalışan sıfatıyla yazışmaları yapmadığı, aksine taraflar arasındaki sözleşmenin nasıl uygulanacağına yönelik yazışmalarının mevcut olduğu, faturanın ne şekilde kesileceğini belirttiği, sözleşmede kararlaştırılan 0,003 USD/kWh bedelin 0,0016 USD/kWh olarak revize edilmesi gerektiğini ifade ettiği, yazışmaları K. Direktörü sıfatıyla yaptığı, ihtilaf konusuna ilişkin davalı şirket yetkisinin de katıldığı toplantıyı organize ettiğinin açık olduğu, Selahattin K. yönünden yazışmaların davalıları bağlamadığı yönündeki savunmalara itibar edilmediği, taraflar arasında belirlenen bedelin lisans süresi boyunca ve üretilen elektriğe karşılık kararlaştırılan bir bedel olduğu kanaatine ulaşıldığı, 2013 yılında üretilen 51.224.400 kwh elektrik nedeniyle 0,003 USD'den 153.673,20 USD hesaplama yapıldığı anlaşılmakla, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak asıl davada davacı tarafın seçimini Türk Lirası talep ederek yaptığı, asıl davada seçimlik hakkını Türk Lirası olarak kullanan davacının, birleşen dava ile bu talebinden dönmesinin mümkün olmadığı, birleşen davada 71.346,52 USD'nin değil karşılığı olan 265.187,91 TL'nin tahsiline dair hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu, ilk derece mahkemesi kararı faiz başlangıç tarihi yönünden asıl ve birleşen davalarda davalı tarafça istinaf edilmediğinden asıl ve birleşen davada davacı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu, asıl davada davalılar vekilinin, birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, birleşen davada davalılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının birleşen dava yönünden kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile birleşen davanın kabulü ile 265.187,91 TL'nin 01.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
a. Müvekkillerinin satın aldığı K. Enerji Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'nin tek mal varlığının bir üretim lisansı olduğunu, bu üretim lisansı kapsamında, projelendirme ve HES inşaatı dahil üretime geçişin sağlanması için gerekli yatırımın yapılarak tüm projenin tamamlanması ve üretime geçiş, oldukça maliyetli ve kapsamlı bir iş olduğunu, bu maliyetli ve meşakkatli yatırım süreci ve bu yatırım sürecinde üretim lisansının üretim kapasitesinin arttırılabileceği de düşünüldüğünde, müvekkillerin bu süreçte birçok anlamda danışmanlık hizmetine ihtiyaç duyabileceğinin açık olduğunu,
b. 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin şirketin danışmanlığa ihtiyaç duyması halinde, ihtiyaç duyacağı danışmanlık kapsamı ve şartlarının gelecekte imzalanacak danışmanlık sözleşmesi kapsamında belirlenmek üzere çerçeve bir danışmanlık sözleşmesi olduğunu, ek sözleşme içeriğinin ve lafzının oldukça açık olduğunu, tarafların irade beyanları şüpheye mahal vermeyecek şekilde ortada olduğunu,
c. Davacıların hiçbir iş yapmadan, hiçbir yatırım yapmadan, 250.000,00 TL’ye aldıkları tek mal varlığı üretim lisansı olan şirketi, yine hiçbir yatırım yapmadan, hiçbir iş yapmadan aynı şekilde 7.500.000 USD bedelle müvekkillere sattıktan sonra, 4 yılı aşkın bir süre müvekkiller canla başla uğraşırken bir gün bile müvekkilin kapısını çalmadan, tek bir hizmet vermeden, tek bir iş yapmadan, müvekkil 120.000.000,00 USD yatırım yapıp üretime geçtikten sonra adeta müvekkillerden karşılıksız ve haksız kazanç sağlamak kastı ile hareket ettiklerini, satış bedelinin piyasanın üstünde bir bedel olduğunu,
d. Davacı tarafın bahse konu ıslah işlemi ile açıkça ıslahının dava değerini yükseltmeye ilişkin olduğunu beyan ettiğini, diğer bir ifade ile kısmi ıslah yoluna gitmiş ise de davacı tarafın ıslahının süresinde olmadığı ve ıslah ile ikrardan dönülemeyeceği yönündeki itirazlarının yok sayılarak davacı tarafın ıslahının süresindeymişcesine ve tam ıslahmış gibi hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
e. Davacının ıslahının süresinde olmadığını, ıslah başvurusunu tahkikatın sona ermesinden sonra yaptığını,
f. Davacının ek dava dilekçesinde, bu kez taraflar arasında akdedilen ek sözleşmenin rödovans sözleşmesi ve hasılat kirası olduğunu iddia ettiğini,
g. Ana sözleşmenin 5.10. maddesinin (a) ve (b) bentleri ile taraflar, elektrik üretim lisansının iptal edilmesi halinde alış bedeli olarak satıcılara ödenen 7.500.000 USD'nin faizi ile alıcılara iade edileceğini ve alıcıların şirket için yaptığı harcama tutarlarının da yine gecikme faizi ile alıcılara ödeneceğini kararlaştırdıklarını, yani tarafların açıkça hisse devir bedelinin, tek mal varlığı üretim lisansı olan şirketin üretim lisansı karşılığı belirlendiğini, üretim lisansının iptal olması halinde şirketin hisselerinin herhangi bir değeri olmayacağını kabul, taahhüt ve ikrar ettiklerini,
h. Bölge Adliye Mahkemesinin hiçbir itirazlarını nazara almayarak, davacı tarafın dosyaya sunduğu e-posta yazışmalarının delil başlangıcı kabul edilmesi için adeta ilk derece mahkemesini zorladığını, e-postaları gönderen Selahattin K.’in davalıları temsil etmediğini, Selahattin K.'in yaptığı tüm yazışmaların bir elektrik mühendisinin işi kapsamında yaptığı ve yapmak zorunda olduğu olağan yazışmalardan ibaret olduğunu,
ı. Davacı tanıklarının verdikleri ifadelerde, imzalanan ek sözleşmenin çerçeve danışmanlık sözleşmesi olduğunu ancak herhangi bir danışmanlık hizmeti alınmadığını açıklıkla beyan ettiklerini beyan etmektedir.
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde;
a. Birleşen davada usd cinsinden hüküm kurulması gerektiğini, vekalet ücretinin de karar tarihindeki alacak üzerinden hesaplanması gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, taraflar arasındaki hisse devir ve temlik sözleşmelerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
1. Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalıların temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
Dava konusu uyuşmazlık taraflar arasında düzenlenen 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin danışmanlık hizmet sözleşmesi mi yoksa lisans devir bedelinin tespiti ve ödenmesine ilişkin sözleşme mi olduğu noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü ve değerlendirilmesi bakımından İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar gerekçelerinin değerlendirilmesi gerekmektedir:
2.1 Davacılar tarafından açılan davada, taraflar arasında imzalanan 10.6.2009 tarihli ek sözleşme gereğince davacı şirketin danışman olarak tespiti ile, davalı K. Elektrik Üretim A.Ş'nin D. Hes’te elektrik üretimine başladığı tarihin tespiti ile hesaplanacak danışmanlık ücretinin ödenmesi talep edilmiştir.
2.2 Davalılar cevap dilekçesinde, taraflar arasında sözleşmenin bir danışmana ihtiyaç duyulduğu takdirde danışman şirket atanmak suretiyle danışmanlık hizmeti verilerek düzenlenecek faturalar karşılığında bedelin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacıların danışmanlığına ihtiyaç duyulmadığını hizmet alınmadığını, davacılardan A. Elektrik Üretim A.Ş'nin aktif dava ehliyeti bulunmadığını davanın gerek husumet gerek esas yönünden reddini savunmuştur.
2.3 Yargılama aşamasında tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda gösterdikleri deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yapılmış, bilirkişi heyeti 01.08.2016 tarihli raporunda; dava konusu ek sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi yapılmasını konu alan ön sözleşme niteliğinde olduğu, danışmanlık hizmeti verilmediği, danışmanlık hizmetinin verildiğine ilişkin herhangi bir fatura düzenlenmediği, bir ücret alacağının da bulunmadığı tespit edilmiştir.
2.4 Mahkemece tahkikatın bittiği bildirildikten ve sözlü yargılama aşamasına geçildikten sonra asıl davada davacılar tarafından 10.2.2017 tarihli dilekçe ile dava tamamen ıslah edilerek dava konusu 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin danışmanlık hizmet sözleşmesi olmayıp elektrik üretim lisans devir bedeli olarak belirlendiği , tarafların sözleşmedeki gerçek ve ortak iradesinin 49 yıllık lisans bedelinin tespiti ve ödenmesine yönelik olduğu , dava dilekçesindeki miktarın arttırılarak tespit edilecek lisans bedelinin ödenmesi talep edilmiştir.
2.5 Aynı tarihte verilen dilekçe ile ayrı bir dava açılarak, 2013 yılına ait lisans devir bedelinin belirlenerek tahsili ve bu dava dosyasının asıl dava dosyası ile birleştirilmesi talep edilmiş ve mahkemece talep kabul edilerek açılan dava İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası 23.02.2017 tarihli ve 2017/132 E., 2017/147 K. sayılı ilamla HMK'nın 166. maddesi gereğince birleştirilmesine karar verilmiştir.
2.6 Birleşen dosya ve ıslah dilekçesi gözetilerek ilk derece mahkemesince yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmuş bilirkişi kurulu asıl raporunda ve özellikle uyuşmazlığın aydınlatılmasına katkı sağlayan ek raporunda tarafların ticaret sicil kayıtları, ticari defterleri, dosyadaki tüm delil ve belgeleri inceleyerek ve 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve bu kanuna dayalı olarak çıkarılan Yönetmelik hükümleri ile elektrik üretim sektöründeki uygulamaları gözeterek, elektrik piyasası uygulamasında elektrik üretim lisanslarının devri yasak olup, devir EPDK’nın iznine tabi olduğundan, elektrik üretim lisanslarının devrinin şirket sermaye paylarının devri suretiyle yapıldığı, elektrik üretim lisanslarına sahip şirketlerin hisselerinin bir kül (bütün) olarak devriyle mümkün olduğu, davalı K. Elektrik Üretim A.Ş’nin, 17.05.2006 tarihinde herhangi bir lisansa sahip olmaksızın davacılar devir alınmasından sonra 23.05.2008 tarihinde EU/1613-8/1172 numaralı ve 49 yıl süreli elektrik üretim lisansı alındığı , şirketin bu lisans dışında herhangi bir malvarlığının, yatırımının veya projesinin bulunmadığı, şirketin 250.000,00 TL'ye satın alındığı, 2004-2008 yılları arasında toplam 106.335,00 TL zarar ettiği, davalıların 05.08.2009 tarihinde şirketi devraldıktan sonra ticari defterlere göre 31.12.2013 tarihine kadar 228.247.870,73 TL yatırım harcaması yaptıkları davalılara yapılan devir karşılığı belirlenen 7.500.000 USD tutarlı ödemenin devirin yapıldığı tarihte şirketin hiçbir yatırımı olmadığı, şirketin zarar eden bir şirket olduğu , tek aktifinin sahip olduğu elektrik üretim lisansı olduğu gözetildiğinde, kararlaştırılan bu bedelin lisans devir bedeliyle uyumlu olduğu ve şirketin sahip olduğu lisansın devir bedeli olarak kararlaştırıldığı kanaatine varıldığını, diğer yandan defter kayıtlarına göre danışmanlık hizmetinin de verilmediği sonucuna varılmıştır.
2.7 İlk Derece Mahkemesince, 26.09.2018 tarihli ve 2015/156 E., 2018/1044 K. sayılı ilamda, birbirinin doğrulayan bilirkişi raporları da gözetilerek dava konusu ek sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi olduğu, lisans bedeline ilişkin olmadığı , lisans bedeli olarak bir bedel kararlaştırılmasına ve sözleşme yapılmasına da bir engel bulunmadığı, ön sözleşme niteliğinde ki danışmanlık hizmetinin verilmediği dolayısıyla bedele hak kazanılmadığı anılan ek sözleşmenin lisans devir bedeline ilişkin olduğu hususununda ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
3.1 İstinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 09.03.2022 tarihli ilk kararında TBK’nın 19. maddesi gereği tarafların gerçek ve ortak iradesinin tespiti bakımından mail yazışmaları değerlendirilerek, gerektiğinde tanık dinlenmek suretiyle ek sözleşmenin hukuki niteliğinin tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
3.2 İlk Derece Mahkemesi 15.06.2022 tarihli ikinci kararında Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin kabul kaldırma gerekçelerini değerlendirerek davacıların sunduğu maillerin bağlayıcı bir niteliğinin bulunmadığı, maillerde e-imzanın bulunmadığı, mailleri gönderen Selahattin K. isimli kişinin davalıların ortağı, yetkilisi, vekili, temsilcisi veya sigortalı çalışanı olmadığı , kaldı ki mail içeriklerinin de sözleşmede muvaaza yapıldığı iddiasını ispat edecek ve doğrulayacak bir hususun bulunmadığı, ek sözleşmenin 6446 sayılı Kanun ve bu kanunla ilgili Yönetmeliğ'in 5/3. md gereğince lisans devri yasak olduğundan, TBK’nın 27. md gereğince hukuki imkansızlık nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğu, ek sözleşmenin rödovans sözleşmesi olarak kabulunün de mümkün olmadığı, EPDK mevzuatında rödovans sözleşmelerine yer verilmediği, elektrik üretim lisansının başkalarına devri, kiralanması veya kullandırılmasının mümkün olmadığı gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın reddine karar vermiştir.
3.3 İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 09.11.2022 tarihli ikinci kararında, mailleri gönderen dava dışı Selahattin K.’in yaptığı yazışmaları direktör sıfatıyla yaptığı, anılan kişinin toplantıları organize ettiği, davalıların temsilcisi olarak hareket ettiğinin değerlendirilmesi gerektiğini, 6762 Sayılı TTK’nın 520. maddesi gereğince ek sözleşme resmi şekilde yapılmamış ise de hisse devir sözleşmesinin resmi olarak yapıldığından geçersizliği ileri sürülemeyeceği, sözleşmedeki 49 yıllık sürenin lisans süresi kadar olduğu, tarafların gerçek ve ortak iradelerinin esas alınması gerektiği gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararını ikinci kez kaldırılmıştır.
3.4 İlk Derece Mahkemesi'nin 18.09.2024 tarihli üçüncü kararında Bölge Adliye Mahkememesi kaldırma kararının gerekçelerini benimseyerek, asıl ve birleşen davaların kabulüne karar vermiştir. İstinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi temyiz edilen son kararında, dava dilekçesinde dayanılan hukuki nedenlerin davanın tamamen ıslah yoluyla değiştirilebileceği, ek sözleşmede her ne kadar danışmanlık sözleşmesi ve danışman ibareleri bulunsa da hangi konularda danışmanlık yapılacağının belirlenmediği, ek sözleşmenin aslında lisans devir bedeline ilişkin olduğu , dava dışı Selahattin K.’in davalıları temsil yetkisinin olduğunu kabul etmek gerektiği, belirlenen lisans bedeli yönünden asıl dosyada Türk Lirası cinsinden talepte bulunulduğu, ödemenin Türk Lirası olarak ödenmesi yönünde seçimlik hakkın kullanıldığı, bu nedenle birleşen davada döviz cinsinden talepte bulunulamayacağı gerekçesiyle diğer yönlerden İlk Derece Mahkemesi kararına karşı ayrı ayrı istinaf başvurularının reddine birleşen dosya yönünden yeniden esas hakkında asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
4.1 Yukarıda özetlenen ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi kararlarından anlaşılacağı üzere uyuşmazlığın temelini, hisse devir sözleşmesiyle aynı tarihte yapılan 10.06.2009 tarihli "ek sözleşmenin" danışmanlık hizmet sözleşmesi mi yoksa lisans devir bedelinin ödenmesi amacıyla yapılmış lisans devir bedelinin belirlenmesi ve ödenmesine ilişkin bir sözleşme mi olduğu hususu uyuşmazlığın odak noktasını oluşturmaktadır.
4.2 Bu kapsamda 10.06.2009 ek sözleşmenin uyuşmazlık bakımından önem arz eden hükümleri dikkate alındığında , " … şirket ile şirkete danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmalar arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden , satıcıların danışman şirketi tarafından şirkete kesilecek fatura karşılığı takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar satıcılara şirket tarafından ödettirilmesini taahhüt etmektedirler…" şeklinde ibarelere yer verildiği, TBK'nın 19. md gereğince sözleşmenin yorumunda sözleşmenin metninden tamamen ayrılmak suretiyle yorum yapmanın doğru bir yorum yöntemi olmadığı, sözleşmede açıkca sözleşmenin konusunun danışmanlık hizmeti olduğu , danışman atanacağı, atanan danışmanın danışmanlık hizmet faturası keseceği ve ücretin fatura karşılığı ödeneceği hususlarının açıkca kararlaştırıldığı dolayısıyla sözleşmenin lafzi yorumu ile sözleşme kapsamında yapılacak işlerin bir başka deyişle sözleşmenin içeriği, amacı ve konusu göz önünde bulundurulduğunda sözleşmenin danışmanlık hizmeti sözleşmesi olduğunun kabulü gerekmektedir.
4.3 Nitekim davacılar tarafından davadan önce Beşiktaş 19. Noterliği'nin 24 Ekim 2014 tarihli ve 23544 yevmiye numaralı davalı K. Elektrik Üretim A.Ş’ye gönderilen ihtarnamenin konu kısmında, ihtarnamenin konusunun “danışmanlık sözleşmesinin akdedilmesi hakkında” olduğu , ihtarnamenin ikinci maddesinde “Ayrıca 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin 1. maddesinde belirtilen danışmanlık sözleşmesinin ise keşideci şirketimiz ile sözleşme ve ek sözleşme gereğince iş bu ihtarın tebliğinden itibaren 7 gün içinde akdedilmesi” 3. maddesinde ise “Danışmanlık sözleşmesinin akdedilmesi ile tarafınıza keşide eden firma tarafından 10.6.2009 tarihli sözleşme ve ek sözleşme ile fatura düzenlenmesi ve fatura bedelinin de 7 gün içinde ödenmesi gerektiği” hususlarının, 4. maddesinde ise “Aksi halde keşideci şirketin danışman şirket olarak addedilecek olup keşideci şirket tarafından da aleyhinize dava ikame edeceğimizi” uyarısının yer aldığı aynı ihtarnamenin 5. maddesinde ise “Keşideci şirketin danışman şirket olarak 05.08.2009 tarihli ve 15095 yevmiyeli ortaklar kurulu kararı gereğince Ahmet T.’ın danışman şirket olarak atandığını” aynı hususların Beşiktaş 19. Noterliği’nin 14 Kasım 2014 tarihli ve 24817 yevmiye no’lu ihtarnamesi ile de diğer davalılara ihtar edildiği anlaşılmaktadır. Gönderilen ihtarnamede taraflar arasındaki akdi ilişkinin danışmanlık hizmet sözleşmesi olduğunun açıkça belirtildiği keşideci şirketin danışman olarak atanacağının ek sözleşme gereğince danışmanlık hizmetine karşılık fatura düzenlenerek ödeme talep edileceği hususlarına ihtarnamede yer verildiği görülmektedir.
4.4. Diğer yandan sözleşme metninde sözleşmenin lisans devir bedeli olarak yapıldığını kabul anlamına gelecek herhangi bir ibare de bulunmamaktadır. Sözleşmenin konusu ve içeriğinden anlaşılacağı üzere tarafların iştigal sahasıda gözetildiğinde danışmanlığın konusunun elektrik üretim ve yatırımına ilişkin olduğunun kabulü gerekeceği, 10.06.2009 tarihli ek sözleşmede “Şirkete danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmaları arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden” cümlesi dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi kabulünün aksine danışmanlığın hangi amaçla yapılacağı, atanacak şirketin ana sözleşmesinin danışmanlık yapmaya uygun bir şirket olması gerektiği hususlarınında ayrıca ve açıkça kararlaştırılmış olduğu, lisans süresi 49 yıl olduğundan danışmanlık süresinin de bu süreyle sınırlı olduğu, lisans sona erdiği ve üretim olmadığı takdirde danışmanlık hizmeti alınmasınada gerek bulunmadığı anlaşılmaktadır.
4.5. Bölge Adliye Mahkemesi kararı gerekçesinde, davacı şirket tarafından elektrik üretim lisansının devir yasağı olması nedeniyle tarafların gerçek ve ortak iradelerini sözleşmeye yansıtamadıkları, bu iradenin lisans devir bedeline ilişkin olduğu kabul edilmiş ise de 6446 Sayılı Enerji Piyasası Kanuna dayalı olarak çıkarılan ve devirin yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan 04.08.2002 tarihli Enerji Piyasası Lisans Yönetmeliğinin “… Lisans ve lisans alma yükümlülüğü” başlıklı 5. maddesinde;
“Lisans , bir tüzel kişinin piyasada faaliyet gösterebilmek için Kurumdan almak zorunda olduğu bir yetki belgesidir.
Lisanslar hiçbir suretle devredilemez. Ancak, lisans sahibi tüzel kişiye bankalar ve/veya finans kuruluşları tarafından sınırlı veya gayrikabili rücu proje finansmanı sağlanması halinde, kredi sözleşmesi yükümleri gereği, bankalar ve/veya finans kuruluşları kuruma gerekçeli olarak bildirimde bulunarak, bu Yönetmeliğin öngördüğü şartlar çerçevesinde önerecekleri bir başka tüzel kişiye lisans sahibi tüzel kişinin lisansı kapsamındaki tüm yükümlülüklerini üstlenmek şartıyla lisans verilmesini talep edebilir. Önerilen tüzel kişiye, bu Yönetmelik kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi kaydıyla lisans verilir.
Lisans sahibinin lisans kapsamındaki hakları, Kuruldan izin almaksızın üçüncü şahıslara temlik edilemez’’ hükümleri göz önünde bulundurulduğunda , kural olarak lisans devri yasaklanmış olmakla birlikte anılan yönetmeliğin 2. maddesinde Yönetmelik hükümlerine uymak koşuluyla lisans sahibi tüzel kişinin lisansı kapsamındaki tüm yükümlülükleri üstlenmek şartıyla önerilen tüzel kişiye lisans verilebileceği yine anılan maddenin 3. fıkrasına göre lisans sahibinin lisans kapsamındaki haklarının kuruldan izin almak suretiyle 3. kişilere temlik edilebileceğine ilişkin hükümler gözetildiğinde lisans kapsamındaki hakların devrinin yasağının mutlak olmadığı ilgili mevzuat hükümlerine bağlı kalınarak yapılabileceği , dolayısıyla tarafların bu konudaki gerçek iradelerini yansıtan bir sözleşme yapmalarına iddianın aksine yasal bir engel bulunmadığı, anılan düzenlemelerin amacının elektrik üretim lisansının piyasadaki güven ve istikrarı bozacak ve kurul denetimini ortadan kaldıracak şekilde 3. kişiler arasında kayıt dışı dolaşımını engelleme amacı taşıdığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede şirket hisse devrine ilişkin EPDK’dan gerekli izinlerin alınacağı kararlaştırıldığına göre tarafların bu yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla ek sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi adı altında yapıldığının kabulü doğru görülmemiştir.
4.6. Diğer yandan Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki kabul ve gerekçelerinin aksine, 2. bilirkişi ek raporunda açıklandığı üzere tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre hisse devrine konu şirketin başkaca hiçbir ticari faaliyetinin ve yatırımının bulunmadığı, davalılara devir öncesi davacılar tarafından davalı K. Elektrik Üretim A.Ş’nin hisselerinin davacılar tarafından 250.000,00 TL bedel ile satın alındığı ve davalılara satılmadan önceki son 4 yılda 106.335,00 TL zarar ettiği , elektrik piyasasındaki uygulamalara göre şirketin elektrik üretim lisansı dışında başkaca herhangi bir yatırımının, ticari faaliyetinin bulunmadığı ve başkaca bir aktifinin olmadığı, davalılar tarafından satın alındıktan sonra 228.247.807,73 TL yatırım yapıldığı da gözetildiğinde, hisse devir bedeli olarak ödenen 7.500,000 USD bedelin piyasa koşullarına uygun olduğu ödenen bedelin gerçekte lisans devir bedeli olarak ödenmiş olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmaktadır. Davalıların yetkili temsilcisi, vekili, sigortalı çalışanı olmayan ve mail yazışmalarını yapan dava dışı Selahattin K.’in yazışmalarının sözleşmenin açık hükümleri aksine ek sözleşmenin lisans bedelinin ödenmesi amacıyla yapıldığının kabulü, yazışmaların davalıları bağlamayacağı gibi içerik itibariyle yazışmalarda ek sözleşmenin lisans bedelinin ödenmesi niteliğinde olduğuna dair herhangi bir kabul ve irade açıklaması içermediğinin de gözetilmemesi doğru görülmemiştir.
4.7. Temyiz incelemesine konu Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde belirtildiği üzere 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin lisans devir bedelinin belirlenmesi amacıyla yapıldığına ilişkin kabul, taraflar arasındaki 10.06.2009 tarihli adi yazılı sözleşmelerden sonra davacılar ve davalılar arasında düzenlenen Kadıköy 13. Noterliği’nin 5 Ağustos 2009 tarihli 5088 ve 5089 yevmiye numaralı hisse devir sözleşmelerinde davalı K. Enerji Elektrik Üretim ve Ticaret Limited şirketi hisselerinin tüm aktif ve pasifi, tüm hak ve yükümlülükleriyle birlikte gayri kabili rücu olmak üzere toplam 11.500.000,00 TL bedelle devir ve temlik ve satış yapıldığı kararlaştırılmıştır. Elektrik Piyasası Kanunu ve Enerji Piyasası Yönetmeliğinin 2. maddesine göre elektrik üretim lisansı, lisans hakkı sahibi bakımından hem bir hak ve hem bir yükümlülük olarak kabul edildiği konusunda herhangi bir kuşku ve duraksama bulunmadığına göre adi yazılı sözleşmeden sonra noterde yapılan resmi devir sözleşmesinde şirket hisselerinin tüm hak ve yükümlülüklerle birlikte devredildiği, devredilen hak ve yükümlülükler içerisinde elektrik üretim lisansının da yer aldığı, devir bedelinin de tamamen ödendiği açıkça belirtildiğine göre bu bedel içerisinde lisans devir bedelini de kapsaması nedeniyle doğru görülmemiştir. Kaldı ki resmi senedin aksinin aynı mahiyette ve yazılı bir belge ile kanıtlanması gerekmesine karşılık, davacıların bu konuda aynı mahiyette bir belge ve delil sunamamış olduklarının da gözetilmemesi de doğru görülmemiştir.
4.8. Taraflar arasındaki 10.06.2009 tarihli ek sözleşme adi yazılı şekilde yapılmış olup resmi şekilde yapılan hisse devir sözleşmesinden ayrı olarak tarafların kendi aralarında adi yazılı şekilde ve sadece taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurmak üzere açıkça lisans devir bedeli adı altında bir sözleşme yapmalarına yasal bir engelde bulunmamaktadır. Zira taraflar arasındaki adi yazılı sözleşme şirket hisselerinin devrine ilişkin gerek noter devri sırasında ilgili notere gerekse hisse devrine ilişkin tescil işlemlerini yapan ilgili ticaret sicil müdürlüğüne veya lisansla ilgili işlemlerin yapıldığı EPDK gibi resmi kurum ve merciilere ibrazı gereken belgeler arasında olmadığı gibi , adi yazılı bu sözleşmenin ilgili kurumlara ibraz edildiği veya ibraz edilmesi gerektiği de ileri sürülmediğine göre dava konusu adi yazılı sözleşmenin yasal zorunluluk nedeniyle danışmanlık sözleşmesi olarak yapıldığı sonucuna varılması da doğru görülmemiştir.
5. Bölge Adliye Mahkemesince davanın tamamen ıslah edildiği yeni bir dava dilekçesi verildiği kabulünden hareketle taraflar arasındaki 10.06.2009 tarihli sözleşmenin davacının ilk dava dilekçesinde belirtildiği üzere danışmanlık hizmet sözleşmesi olmayıp lisans devir bedelinin belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilmiş ise de ıslah yoluna dava açıldıktan sonra sadece usul işlemleri için başvurulabileceği, dava dilekçesi de dahil sadece usul işlemlerinin bu kapsamda dava ve cevap dilekçelerinde ileri sürülen iddia ve savunmaların ıslah yoluyla değiştirilebileceği veya düzeltilebileceği, dava açılmadan önce gerçekleşen ve maddi hukuk bakımından sonuç doğuran işlemlerin, irade açıklamalarının, hukuki sonuç doğuran kabul ve beyanların bir usul hukuku işlemi olmaması nedeniyle ıslah yoluyla düzeltilmesine veya değiştirilmesine yasal olanak bulunmadığı davadan önce davacılar tarafından gönderilen ihtarnamede ek sözleşmede danışmanlık sözleşmesi olduğuna ilişkin hukuki sonuç doğuran irade açıklaması ve kabul beyanlarının ıslah suretiyle değiştirilemeyeceğinin gözetilmemesi de doğru görülmemiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.02.2024 tarihli ve 2023/(17)4-915 Esas.,2024/80 K., Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 29.04.2019 tarihli ve 2018/4777 E., 2019/1926 K., Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 25.02.2018 tarihli ve 2016/2289 E., 2018/223 K. ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 17.04.2015 tarihli 2014/2214 E., 2015/2649 K. sayılı ilamlar da aynı yöndedir. )
6. Dosya kapsamı , tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporları, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları, temyiz dilekçeleri ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında 10.06.2009 tarihli adi yazılı hisse devir sözleşmesi, 05.08.2009 tarihli noterden yapılan şirket hisse devir sözleşmeleri ile hisse devir bedellerinin ödendiği konularında yine danışman atanmadığı , danışmanlık hizmet sözleşmesi kapsamında bir hizmet verilmediği, danışmanlık hizmet faturası düzenlenmediği danışmanlık hizmetinden kaynaklanan bir alacak olmadığı konularında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, ek sözleşmenin ise asıl sözleşme olan hisse devir sözleşmesinin devamı ve ayrılmaz bir parçası olduğu lisans devir bedelinin hisse devir bedeli olarak ödendiği aksine bu sözleşmenin muvazalı olarak lisans devir bedeli yerine danışmanlık sözleşmesi olarak yapıldığının kabulü yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan gerekçeler ile yerinde görülmediğinden asıl ve birleşen davanın reddi yerine yazılı gerekçeler ile asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
Yukarıda 2 ve diğer devamı bentlerde gerekçeleri açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl ve birleşen davada davalılar yararına BOZULMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan asıl ve birleşen davada davalılar yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, asıl ve birleşen davada davacılardan tahsili ile asıl ve birleşen davada davalılara ödenmesine,
İstek halinde peşin alınan temyiz harcının ilgililere iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Mahmut Coşkun Belkıs Karakaş Bahri Aydoğan Mehmet Aksu Mehmet Özdemir

