KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

DELİL AVANSI, YARGILAMADA GEREK DAVACI GEREKSE DAVALI TARAFINDAN TAMAMLANABİLECEK BİR MASRAF KALEMİDİR.

T.C.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ

Esas No       : 2025/1405
Karar No      : 2025/2940

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                       :
 Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ                                 : 16.06.2023
SAYISI                                 : 2022/1748 E., 2023/1616 K.

Mahkeme kararı davacılar vekili, davalı Mehmet A. vekili ve davalı Arif O. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:         

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde, tarafların maliki oldukları 109 parça üzerindeki ortaklığın; mümkünse öncelikle aynen taksim, mümkün olmaması hâlinde umuma açık satış suretiyle giderilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Niyazi A. vekili cevap dilekçesinde; bir kısım taşınmaz yönünden davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEMECE VERİLEN İLK KARAR VE EK KARAR

1. Mahkemenin 26.11.1998 tarih 1992/129 Esas, 1998/2271 Karar sayılı kararı ile; "... Davanın kabulüyle, 3851 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ve dava konusu diğer taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine..." karar verilmiştir.

2. İlk kararın temyiz yönünden; Mahkemece verilen 26.11.1998 tarihli karar, davalı Mehmet A. vekilince temyiz edilmiş olup, dava konusu 3851 ada 1 parsel sayılı taşınmazda Antalya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1992/399 Esas, 1997/1135 Karar sayılı ilâmı ile müvekkili Mehmet A.'ın (hükmen) paydaş olduğu hâlde davada taraf olarak yer almadığı, yargılamadan haberdar edilmediğini, taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapıldığını ileri sürerek müvekkilinin paydaş olduğu taşınmaz açısından hükmün bozulmasını talep etmiştir.

3. Ek karar yönünden; Mahkemenin 01.12.2020 tarihli aynı sayılı ek kararıyla; kararı temyiz eden Mehmet A.’ın taraf sıfatı bulunmadığından hükmü temyiz etmeye hakkı olmadığı gerekçesiyle; temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Ek kararı, davalı Mehmet A. vekili temyiz etmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına kararına ve ek karara karşı süresi içinde davalı Mehmet A. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 20.06.2022 tarihli ve 2022/3292 Esas, 2022/4339 Karar sayılı kararıyla; "... Ortaklığın giderilmesi davası devam ederken 03.10.1997 tarihinde kesinleşen Antalya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1992/399 Esas 1997/1135 Karar sayılı ilâmı ile dava konusu 3851 ada 1 parselde paydaş olması gereken Mehmet A. ve Hulusi U. için mahkeme hükmü infaz edilmediğinden, ortaklığın giderilmesi davasında taraf olarak yer almadıkları, ancak kesinleşen Mahkeme kararıyla tescilden önce taşınmazda malik oldukları anlaşıldığından, Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 01.12.2020 tarihli ek kararının kaldırılarak dava konusu 3851 ada 1 parsel sayılı taşınmaz için temyiz incelemesine geçildiği; paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardan olup paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açtığından HMK'nın 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer almasının zorunlu olduğu, paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerektiği, yukarıda anlatıldığı üzere, dava konusu 3851 ada 1 parsel sayılı taşınmazda Antalya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1992/399 E. - 1997/1135 K. sayılı ilâmı gereği Mehmet A. ve Hulusi U.’ın ortaklığın giderilmesi davasında taraf olarak yer alması gerekirken davaya dahil edilmeden yokluklarında yargılama yapılarak karar verilmiş olup, taraf teşkili sağlanmaksızın ve 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesi uyarınca hukuki dinlenme hakkı ihlal edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği, kaldı ki, dava konusu 3851 ada 1 parsel sayılı taşınmazın imar gördüğü ve başka parsellere ayrıldığı anlaşıldığından mahkemece 3851 ada 1 parselin gittiği bütün tapu kayıtları incelenerek davada taraf olanların malik bulundukları taşınmazlar yönünden ortaklığın giderilmesi talebiyle ilgili bir karar verilmesi gerekirken, geçerliliğini yitirmiş pasif tapu kaydı üzerinden hüküm kurulması da doğru görülmediğinden, Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 01.12.2020 tarihli ek kararının kaldırılması, davalı Mehmet A. vekilinin dava konusu 3851 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu parsel yönünden bozulması gerektiği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Temyiz İncelemesine Konu Karar

Mahkemenin başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "... Yargılamanın devamı için yapılması gereken tebligatlarda kullanılması gereken eksik gider avanslarını iki (2) haftalık kesin sürede yatırmaları hususunda 20.02.2023 ve 30.03.2023 tarihlerinde aynı içerikle yazılan ara kararların 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-g ve 115/2 maddeleri uyarınca davacılar Hatice Ilgın ve Hakime T. vekiline ve davacı Halil K. vekiline 26.02.2023 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, daha sonra davacılar Ali G. ve Murat G. vekiline 05.04.2023 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, davacı Melahat D. mirasçılarına da farklı tarihlerde usulüne uygun tebliğ edildiği halde kesin süre içerisinde eksik gider avansının yatırılmadığı" gerekçesiyle; davanın 6100 sayılı Kanun'un 114/1-g -115/2 hükmü gereğince usulden reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı Mehmet A. vekili ve davalı Arif O. vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacılar vekili: müvekkilleri Ali G. ve Murat G. aleyhine yargılama giderine hükmedilememesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı Mehmet A. vekili: davada taraf olduğumuz hâlde hükmün gerekçesinde belirtilen ara kararların taraflarına tebliğ edilmediğini, delil avansı eksikliğinin her iki tarafça da giderilebilecek bir eksiklik olup dava şartlarından olmadığını, tespit edilen eksik avansı yatırmaya müvekkilinin hazır olduğunu, ancak müvekkilinin bu eksiklikten son celse haberinin olup aynı celsede de zaten davanın usulden reddedildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.

3. Davalı Arif O. vekili: dava konusu taşınmazlarda hissedar olan müvekkilinin davaya devam etmeyi ve ortaklığın satış suretiyle giderilmesini talep ettiğini, eldeki davada Mahkemece usulden ret kararı verilemeyeceğini, zira Mahkemece taraflardan davaya devam etme arzusunda olup olmadıklarının sorulması gerektiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık; ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.

1. Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere; ortaklığın giderilmesi istemli davaların niteliği gereği geçerli olan "çift taraflı dava teorisi" gereğince bu davanın kazananı ve kaybedeni bulunmamaktadır.

2. Davanın açıldığı 16.01.1992 tarihinde yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun'da "gider avansı" alınmasına yönelik bir düzenleme mevcut değildir. Bir başka deyişle; gider avansına ilişkin 6100 sayılı Kanun'un 120. maddesinin dava konusu olayda uygulanması mümkün değildir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun'un 114/g hükmünde "gider avansı" dava şartı olarak düzenlenmiştir. "Gider avansı" ile "delil avansı" arasındaki en önemli fark; gider avansının dava şartı olmasına rağmen delil avansının dava şartları arasında sayılmamış olmasıdır (HMK m.114/1-g). Öte yandan 6100 sayılı Kanun'un 448. maddesinde, "Bu Kanun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır." düzenlemesi yer almakta olup, anılan düzenleme 6100 sayılı Kanun'un hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal yürürlüğe gireceğine yöneliktir.

Uyuşmazlığa konu davanın 1086 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde açıldığı, tahkikat aşamasına geçildiği gözetilerek bu aşamada 6100 sayılı Kanun'un 324. maddesi uyarınca sadece "delil avansı" istenebileceği, delil avansının, o delille iddiasını ispatlayacak tarafça yatırılması gerektiği, ancak ilgilisinin bu gerekliliği yerine getirmemesi hâlinde, diğer tarafın da delil avansını yatırabileceği, delil avansı yargılamada gerek davacı gerekse davalı tarafından tamamlanabilecek bir masraf kalemi olduğundan, yalnızca davacılardan eksikliğin tamamlanmasının istenilmesinin davalı tarafın davayı takip hakkını engellemekte olduğu, kaldı ki paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davalarının "çift taraflı dava teorisi" uyarınca iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardan olduğu, anılan hususların tamamı gözden kaçırılarak Mahkemece verilen kesin süre içerisinde gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.

IV. KARAR

Yukarıda açıklanan sebeplerle;

Temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan              Üye                             Üye                  Üye                    Üye 
Hikmet Onat       Sevinç Türközmen      Suat Arslan      Mustafa Erol      Cengiz Balıkçı