
EŞİN HABERİ OLMAKSIZIN, ONUN BİLGİSİ VE RIZASI DIŞINDA MÜŞTEREK KONUTA SES KAYIT CİHAZI YERLEŞTİRİLMEK SURETİYLE ELDE EDİLEN SES KAYITLARI HUKUKA AYKIRI DELİL NİTELİĞİNDEDİR.
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/658
Karar No : 2024/8815
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2332 E., 2023/3066 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı- karşı davalı erkek vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; kadının birlik görevlerini yerine getirmediğini, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, sözlü şiddet uyguladığını, erkeğe haber vermeden sıklıkla arkadaşlarında veya kardeşinde kaldığını, hakaret ettiğini, sosyal medya üzerinden farklı farklı erkeklerle sesli ve görüntülü olarak konuştuğunu, 1 yıldır erkeğin ailesiyle görüşmeyi reddettiğini, erkeğe küçültücü davranışta bulunduğunu ve duygusal şiddet uyguladığını iddia ederek, evlilik birliğinin sarsılması nedeni ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine, 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı- karşı davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; erkeğin evine ve çocuğuna karşı sorumluluklarını yerine getirmediğini, özel günlerde kadını yalnız bıraktığını, çocuğuna ve eşine ilgisiz davrandığını, hakaret ettiğini, cinsel ilişkiden kaçındığını, erkeğin işten arta kalan zamanlarda kök ailesi ile vaktini geçirdiğini, eve geç saatlerde geldiğini, kadının kilosuna ilişkin onur kırıcı söylemlerde bulunduğunu, kadın ve çocuğu ile birlikte hiçbir etkinliğe katılmadığını, kadına hediye edilen 2 adet 15'er gr.'lık 22 ayar bilezik, 5 adet 15'er gr.'lık 22 ayar bilezik, 18 ayar altın bileklik, gerdanlık ve küpeden oluşan takı setinin kadından habersiz erkek tarafından alınarak kendi babasının borçlarının ödenmesi amacıyla satıldığını, çocuğunun doğumundan sonra gelin 3 adet çeyrek altının da kadının bilgisi dışında satılıp kullanıldığın iddia ederek, evlilik birliğinin sarsılması nedeni ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, aylık 2.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, yoksulluk ve iştirak nafakasının her yıl % 20 oranında artırılmasına, 100,000,00 TL manevî tazminata, ziynetlerin ve düğünde takılan nakit paranın aynen iadesine mümkün değilse bedelinin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Davalı- karşı davacı kadın vekili ıslah dilekçesinde özetle; ziynet alacağını 149.372,00 TL olarak ıslah ettiğini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının erkeği beğenmediği, başka erkekle müstehcen konuşmalar yaparak güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, sık sık kız kardeşinin evine gittiği, ayrı yatakta yatarak ve eşini yanında istemeyerek eşine cinsel şiddet uyguladığı, dinlenen kadın tanıklarının sözlerinin bir kısmının sebep ve saiki açıklamayan, duyuma dayalı beyanlardan ibaret olup, bir kısım tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere; erkeğin hafta sonlarında köyde kendi ailesiyle vakit geçirerek üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği, kadının özel günlerini kutlamadığı, eşi ve çocuğu ile ilgilenmediği, son zamanlarda eve gelmediği, eve ses kayıt cihazı yerleştirdiği, erkek tarafından delil olarak ses kaydı sunulmuş ise de, kadının haberi olmaksızın, onun bilgisi ve rızası dışında ortak konuta ses kayıt cihazı yerleştirilmek suretiyle elde edilen ses kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğundan bu delile itibar edilmediği, erkek tarafından delil olarak GSM kayıtlarına dayanmış ve bu delil celp edilmiş ise de, erkek tarafından gerekli açıklamanın yapılmadığı, olayların akışı karşısında üzerine eşini beğenmeyen, eşine cinsel şiddet uygulayan, güven sarsıcı davranışlarda bulunan, sık sık kız kardeşinin evine giden davalı- karşı davacı kadının boşanmaya yol açan olaylarda ağır kusurlu olduğu, üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeyen, özel günleri kutlamayan, eşi ve çocukları ile ilgilenmeyen ve eve ses kayıt cihazı yerleştiren davacı- karşı davalı erkeğin boşanmaya yol açan olaylarda az da olsa kusurlu olduğu, kadın tanıklarının beyanlarının duyuma dayalı ve kadının ağzından aktarılan beyanlar olup, bu beyanlara itibar edilmeyeceği, kadın vekiline ziynet eşyaları hususunda yemin teklif etme hakkının hatırlatılmasına rağmen bu hakkın kullanılmadığı, kadının rızası dışında ziynet eşyalarının alındığına dair ciddi ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesi ile evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebi ile açılan asıl ve karşı boşanma davasının ayrı ayrı kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk ile baba arasında yatılı şahsi ilişki tesisine, erkek lehine 15.000,00 TL manevî tazminata, ortak çocuk için takdir edilen aylık 700,00 TL tedbir nafakasının karar tarihi itibariyle aylık 900,00 TL'ye arttırılmasına, kararın kesinleşmesinden itibaren iştirak nafakası olarak devamına, kadın için aylık 850,00 TL tedbir nafakasına, kadının yoksulluk nafakası talebi ile maddî ve manevî tazminat talebinin reddine, kadının ziynet eşyası isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı- karşı davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, manevî tazminat miktarı ve velâyet yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Davalı- karşı davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, erkek lehine kabul edilen manevî tazminat, reddedilen yoksulluk nafakası ve manevi tazminat talebi, iştirak nafakası miktarı, reddedilen ziynet alacağı davası yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ortak çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakasının az olduğu, nafakaların her yıl %20 oranında artırılmasına karar verilmesinin talep edildiği anlaşıldığından, ortak çocuklar yararına hükmedilen nafakaların kararın kesinleştiği tarihi takip eden yıllarda % 20'yi aşmamak üzere, TÜİK’in yayınladığı yıllık ÜFE oranınında artış uygulanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, kadının maddî tazminat istemi olmadığı halde kesin hüküm oluşturacak şekilde ret kararı verilmesinin doğru olmadığı, kadının maddî tazminat istemi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin gerektiği gerekçesi ile kadının ortak çocuk için tedbir nafakasına yönelik isteminin kısmen kabulü ile; tahsilde tekerrüre neden olmamak kaydı ile dava tarihinden 07.02.2023 tarihine kadar 350,00 TL, 07.02.2023 tarihinden 30.05.2023 tarihine kadar 700,00 TL, 30.05.2023 tarihinden boşanma hükmü kesinleşinceye kadar aylık 900,00 TL tedbir nafakasına, kesinleşmeden itibaren aylık 1.000,00 TL iştirak nafakasına, söz konusu nafakalara kararın kesinleştiği tarihi takip eden yıllarda %20'yi aşmamak üzere, TUİK’in yayınladığı yıllık ÜFE oranınında artış uygulanmasına, kadının manevî tazminat isteminin reddine, kadının maddî tazminat istemi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, erkeğin tüm, kadının sair istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı- karşı davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, reddedilen ve kabul edilen manevî tazminat, reddedilen ziynet alacağı davası, çocuk için kabul edilen tedbir ve iştirak nafakası miktarı, reddedilen yoksulluk nafakası talebi ile kadının maddî tazminat istemi yönünden verilen karar verilmesine yer olmadığı kararı yönünden temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davasında geçimsizlikte kusurun kimden kaynaklandığı, kusur belirlemesine bağlı olarak erkek yararına manevî tazminatın yasal koşullarının oluşup oluşmadığı, kadının manevi tazminat, yoksulluk nafakası ve ziynet alacağı isteminin reddine, maddî tazminat istemi hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı, çocuk yararına kabul edilen nafakaların miktarının hakkaniyete ve dosya kapsamına uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'un (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 182 inci, 330 uncu, 220 nci, 222 nci ve 226 ncı maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince boşanmaya yol açan olaylarda eşini beğenmeyen, eşine cinsel şiddet uygulayan, güven sarsıcı davranışlarda bulunan, sık sık kız kardeşinin evine giden kadının ağır kusurlu, üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeyen, özel günleri kutlamayan, eşi ve çocukları ile ilgilenmeyen ve eve ses kayıt cihazı yerleştiren erkeğin ise az kusurlu olduğu kabul edilmiş, erkek tarafından delil olarak dayanılan GSM kayıtları dosyaya celp edilmiş ise de, bu delile yönelik erkek tarafından gerekli açıklamanın yapılmadığı, yine erkek tarafından dosyaya delil olarak sunulan ses kaydının da kadının haberi olmaksızın, onun bilgisi ve rızası dışında müşterek konuta ses kayıt cihazı yerleştirilmek suretiyle elde edildiğinden hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu, bu nedenle bu delile de itibar edilmeyeceği belirtilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince tarafların tespit edilen kusurlarının yerinde olduğu kabul edilerek erkeğin tüm, kadının sair istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, bu karara karşı kadın vekilince temyiz talebinde bulunulmuştur.
Hukuka aykırı olarak elde edilen herhangi bir delil, yargılama esnasında kullanılamaz ve delil olma vasfını yitirir. Mahkemece tanık M.A.'nın beyanı nazara alınarak “kadının başka erkekle müstehcen konuşmalar yaparak güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu” vakıası kadına kusur olarak yüklenmişse de, tanığın “davacının ses kayıt cihazını kendi evine şüphe üzerine yerleştirdiğini, bilgisayar işlerinden daha iyi anlamakta olduğunu, davacıya programın nasıl çalışacağını anlattığını, davacı ile birlikte ses kaydından bir kısmını dinlediğini, davalının başka bir erkekle gece geç saatte yaptığı uygunsuz müstehcen konuşmalarının olduğunu” beyan ettiği, Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere kadının haberi olmaksızın, onun bilgisi ve rızası dışında müşterek konuta ses kayıt cihazı yerleştirilmek suretiyle elde edilen ses kayıtları hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu gibi hukuka aykırı olarak elde edilen ses kayıtlarının dinlenmesi sonucu tanık M.A.'nın ses kayıtlarının aktarımını içeren beyanları da hükme esas alınamaz. Bu suretle kadına yüklenen güven sarsıcı davranış vakıasını ispata yarar delillerin hukuka uygun yollarla elde edildiğinin kabulü mümkün olmadığından bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenmesinin hatalı olduğu, kadına yüklenen diğer kusurlu davranışların ise gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda tarafların kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışları uyarınca boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekmektedir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı kadının ağır, davacı- karşı davalı erkeğin az kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3. Boşanma sonucu manevî tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre daha az kusurlu olması gerekir. Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurlu olup eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez. Hal böyle iken Mahkemece kadının erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak erkek yararına manevî tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince kadının boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmişse de; yukarıda (2) numaralı paragrafta belirtildiği üzere boşanmaya sebep olan olaylarda kadın daha ağır kusurlu olmadığı gibi boşanmakla yoksulluğa düşeceği de anlaşılmaktadır. O halde tarafların kusur durumları ile ekonomik ve sosyal durumları nazara alınarak kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken hatalı kusur belirlemesi sonucu isteğin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, erkek lehine hükmedilen manevi tazminat ve kadının reddedilen yoksulluk nafakası talebi yönünden kadın yararına BOZULMASINA,
2. Davalı- karşı davacı kadının sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Mehmet Kasım Çetin Seydi Kahveci Çetin Durak Sevil Kartal Harun Can
EŞİN HABERİ OLMAKSIZIN, ONUN BİLGİSİ VE RIZASI DIŞINDA MÜŞTEREK KONUTA SES KAYIT CİHAZI YERLEŞTİRİLMEK SURETİYLE ELDE EDİLEN SES KAYITLARI HUKUKA AYKIRI DELİL NİTELİĞİNDEDİR.
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/658
Karar No : 2024/8815
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2332 E., 2023/3066 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı- karşı davalı erkek vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; kadının birlik görevlerini yerine getirmediğini, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, sözlü şiddet uyguladığını, erkeğe haber vermeden sıklıkla arkadaşlarında veya kardeşinde kaldığını, hakaret ettiğini, sosyal medya üzerinden farklı farklı erkeklerle sesli ve görüntülü olarak konuştuğunu, 1 yıldır erkeğin ailesiyle görüşmeyi reddettiğini, erkeğe küçültücü davranışta bulunduğunu ve duygusal şiddet uyguladığını iddia ederek, evlilik birliğinin sarsılması nedeni ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine, 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı- karşı davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; erkeğin evine ve çocuğuna karşı sorumluluklarını yerine getirmediğini, özel günlerde kadını yalnız bıraktığını, çocuğuna ve eşine ilgisiz davrandığını, hakaret ettiğini, cinsel ilişkiden kaçındığını, erkeğin işten arta kalan zamanlarda kök ailesi ile vaktini geçirdiğini, eve geç saatlerde geldiğini, kadının kilosuna ilişkin onur kırıcı söylemlerde bulunduğunu, kadın ve çocuğu ile birlikte hiçbir etkinliğe katılmadığını, kadına hediye edilen 2 adet 15'er gr.'lık 22 ayar bilezik, 5 adet 15'er gr.'lık 22 ayar bilezik, 18 ayar altın bileklik, gerdanlık ve küpeden oluşan takı setinin kadından habersiz erkek tarafından alınarak kendi babasının borçlarının ödenmesi amacıyla satıldığını, çocuğunun doğumundan sonra gelin 3 adet çeyrek altının da kadının bilgisi dışında satılıp kullanıldığın iddia ederek, evlilik birliğinin sarsılması nedeni ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, aylık 2.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, yoksulluk ve iştirak nafakasının her yıl % 20 oranında artırılmasına, 100,000,00 TL manevî tazminata, ziynetlerin ve düğünde takılan nakit paranın aynen iadesine mümkün değilse bedelinin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Davalı- karşı davacı kadın vekili ıslah dilekçesinde özetle; ziynet alacağını 149.372,00 TL olarak ıslah ettiğini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının erkeği beğenmediği, başka erkekle müstehcen konuşmalar yaparak güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, sık sık kız kardeşinin evine gittiği, ayrı yatakta yatarak ve eşini yanında istemeyerek eşine cinsel şiddet uyguladığı, dinlenen kadın tanıklarının sözlerinin bir kısmının sebep ve saiki açıklamayan, duyuma dayalı beyanlardan ibaret olup, bir kısım tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere; erkeğin hafta sonlarında köyde kendi ailesiyle vakit geçirerek üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği, kadının özel günlerini kutlamadığı, eşi ve çocuğu ile ilgilenmediği, son zamanlarda eve gelmediği, eve ses kayıt cihazı yerleştirdiği, erkek tarafından delil olarak ses kaydı sunulmuş ise de, kadının haberi olmaksızın, onun bilgisi ve rızası dışında ortak konuta ses kayıt cihazı yerleştirilmek suretiyle elde edilen ses kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğundan bu delile itibar edilmediği, erkek tarafından delil olarak GSM kayıtlarına dayanmış ve bu delil celp edilmiş ise de, erkek tarafından gerekli açıklamanın yapılmadığı, olayların akışı karşısında üzerine eşini beğenmeyen, eşine cinsel şiddet uygulayan, güven sarsıcı davranışlarda bulunan, sık sık kız kardeşinin evine giden davalı- karşı davacı kadının boşanmaya yol açan olaylarda ağır kusurlu olduğu, üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeyen, özel günleri kutlamayan, eşi ve çocukları ile ilgilenmeyen ve eve ses kayıt cihazı yerleştiren davacı- karşı davalı erkeğin boşanmaya yol açan olaylarda az da olsa kusurlu olduğu, kadın tanıklarının beyanlarının duyuma dayalı ve kadının ağzından aktarılan beyanlar olup, bu beyanlara itibar edilmeyeceği, kadın vekiline ziynet eşyaları hususunda yemin teklif etme hakkının hatırlatılmasına rağmen bu hakkın kullanılmadığı, kadının rızası dışında ziynet eşyalarının alındığına dair ciddi ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesi ile evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebi ile açılan asıl ve karşı boşanma davasının ayrı ayrı kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk ile baba arasında yatılı şahsi ilişki tesisine, erkek lehine 15.000,00 TL manevî tazminata, ortak çocuk için takdir edilen aylık 700,00 TL tedbir nafakasının karar tarihi itibariyle aylık 900,00 TL'ye arttırılmasına, kararın kesinleşmesinden itibaren iştirak nafakası olarak devamına, kadın için aylık 850,00 TL tedbir nafakasına, kadının yoksulluk nafakası talebi ile maddî ve manevî tazminat talebinin reddine, kadının ziynet eşyası isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı- karşı davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, manevî tazminat miktarı ve velâyet yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Davalı- karşı davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, erkek lehine kabul edilen manevî tazminat, reddedilen yoksulluk nafakası ve manevi tazminat talebi, iştirak nafakası miktarı, reddedilen ziynet alacağı davası yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ortak çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakasının az olduğu, nafakaların her yıl %20 oranında artırılmasına karar verilmesinin talep edildiği anlaşıldığından, ortak çocuklar yararına hükmedilen nafakaların kararın kesinleştiği tarihi takip eden yıllarda % 20'yi aşmamak üzere, TÜİK’in yayınladığı yıllık ÜFE oranınında artış uygulanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, kadının maddî tazminat istemi olmadığı halde kesin hüküm oluşturacak şekilde ret kararı verilmesinin doğru olmadığı, kadının maddî tazminat istemi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin gerektiği gerekçesi ile kadının ortak çocuk için tedbir nafakasına yönelik isteminin kısmen kabulü ile; tahsilde tekerrüre neden olmamak kaydı ile dava tarihinden 07.02.2023 tarihine kadar 350,00 TL, 07.02.2023 tarihinden 30.05.2023 tarihine kadar 700,00 TL, 30.05.2023 tarihinden boşanma hükmü kesinleşinceye kadar aylık 900,00 TL tedbir nafakasına, kesinleşmeden itibaren aylık 1.000,00 TL iştirak nafakasına, söz konusu nafakalara kararın kesinleştiği tarihi takip eden yıllarda %20'yi aşmamak üzere, TUİK’in yayınladığı yıllık ÜFE oranınında artış uygulanmasına, kadının manevî tazminat isteminin reddine, kadının maddî tazminat istemi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, erkeğin tüm, kadının sair istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı- karşı davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, reddedilen ve kabul edilen manevî tazminat, reddedilen ziynet alacağı davası, çocuk için kabul edilen tedbir ve iştirak nafakası miktarı, reddedilen yoksulluk nafakası talebi ile kadının maddî tazminat istemi yönünden verilen karar verilmesine yer olmadığı kararı yönünden temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davasında geçimsizlikte kusurun kimden kaynaklandığı, kusur belirlemesine bağlı olarak erkek yararına manevî tazminatın yasal koşullarının oluşup oluşmadığı, kadının manevi tazminat, yoksulluk nafakası ve ziynet alacağı isteminin reddine, maddî tazminat istemi hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı, çocuk yararına kabul edilen nafakaların miktarının hakkaniyete ve dosya kapsamına uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'un (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 182 inci, 330 uncu, 220 nci, 222 nci ve 226 ncı maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince boşanmaya yol açan olaylarda eşini beğenmeyen, eşine cinsel şiddet uygulayan, güven sarsıcı davranışlarda bulunan, sık sık kız kardeşinin evine giden kadının ağır kusurlu, üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeyen, özel günleri kutlamayan, eşi ve çocukları ile ilgilenmeyen ve eve ses kayıt cihazı yerleştiren erkeğin ise az kusurlu olduğu kabul edilmiş, erkek tarafından delil olarak dayanılan GSM kayıtları dosyaya celp edilmiş ise de, bu delile yönelik erkek tarafından gerekli açıklamanın yapılmadığı, yine erkek tarafından dosyaya delil olarak sunulan ses kaydının da kadının haberi olmaksızın, onun bilgisi ve rızası dışında müşterek konuta ses kayıt cihazı yerleştirilmek suretiyle elde edildiğinden hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu, bu nedenle bu delile de itibar edilmeyeceği belirtilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince tarafların tespit edilen kusurlarının yerinde olduğu kabul edilerek erkeğin tüm, kadının sair istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, bu karara karşı kadın vekilince temyiz talebinde bulunulmuştur.
Hukuka aykırı olarak elde edilen herhangi bir delil, yargılama esnasında kullanılamaz ve delil olma vasfını yitirir. Mahkemece tanık M.A.'nın beyanı nazara alınarak “kadının başka erkekle müstehcen konuşmalar yaparak güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu” vakıası kadına kusur olarak yüklenmişse de, tanığın “davacının ses kayıt cihazını kendi evine şüphe üzerine yerleştirdiğini, bilgisayar işlerinden daha iyi anlamakta olduğunu, davacıya programın nasıl çalışacağını anlattığını, davacı ile birlikte ses kaydından bir kısmını dinlediğini, davalının başka bir erkekle gece geç saatte yaptığı uygunsuz müstehcen konuşmalarının olduğunu” beyan ettiği, Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere kadının haberi olmaksızın, onun bilgisi ve rızası dışında müşterek konuta ses kayıt cihazı yerleştirilmek suretiyle elde edilen ses kayıtları hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu gibi hukuka aykırı olarak elde edilen ses kayıtlarının dinlenmesi sonucu tanık M.A.'nın ses kayıtlarının aktarımını içeren beyanları da hükme esas alınamaz. Bu suretle kadına yüklenen güven sarsıcı davranış vakıasını ispata yarar delillerin hukuka uygun yollarla elde edildiğinin kabulü mümkün olmadığından bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenmesinin hatalı olduğu, kadına yüklenen diğer kusurlu davranışların ise gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda tarafların kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışları uyarınca boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekmektedir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı kadının ağır, davacı- karşı davalı erkeğin az kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3. Boşanma sonucu manevî tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre daha az kusurlu olması gerekir. Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurlu olup eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez. Hal böyle iken Mahkemece kadının erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak erkek yararına manevî tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince kadının boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmişse de; yukarıda (2) numaralı paragrafta belirtildiği üzere boşanmaya sebep olan olaylarda kadın daha ağır kusurlu olmadığı gibi boşanmakla yoksulluğa düşeceği de anlaşılmaktadır. O halde tarafların kusur durumları ile ekonomik ve sosyal durumları nazara alınarak kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken hatalı kusur belirlemesi sonucu isteğin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, erkek lehine hükmedilen manevi tazminat ve kadının reddedilen yoksulluk nafakası talebi yönünden kadın yararına BOZULMASINA,
2. Davalı- karşı davacı kadının sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Mehmet Kasım Çetin Seydi Kahveci Çetin Durak Sevil Kartal Harun Can