KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

KREDİ SÖZLEŞMESİNDE EŞ MUVAFAKATİ, KEFALETİ VE İMZASININ BULUNMADIĞINDAN TAKİBİN İPTALİNE İLİŞKİN TALEP, KAMU DÜZENİNE İLİŞKİNSE DE İCRA HUKUK MAHKEMESİNDE BU TALEP DEĞERLENDİRİLEMEZ.

T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi

ESAS NO       : 2025/2700
KARAR NO    : 2025/5169

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L A M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ           :
 Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
TARİHİ                     : 03/03/2025
NUMARASI             : 2025/54 - 2025/257

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Meltem Duyan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Alacaklı tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibinde, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda özetle; Konya İli, Ereğli İlçesi, Zengen Mahallesi 3.0 ada 585 parselde bulunan tarla niteliğindeki taşınmazın değerinin düşük olduğunu, taşınmaz değerinin en az 20.000,000 TL civarında olduğunu, kıymet takdirinin yeniden yapılması gerektiğini ve eş muvafakati, kefaleti ve imzasının bulunmadığını, banka kredi sözleşmesinde bu şartların yerine getirilmediğini ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince; borçlunun, kıymet takdirine itirazının reddine, eş muvafakatı, kefaleti ve imzası bulunmadığından takibin iptaline yönelik şikayetinin ise süreden reddine hükmedildiği, kararın şikayetçi tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; kıymet takdirine itirazına yönelik istinaf başvurusunun kesin nitelikte bulunduğundan İİK'nın 363, 365. maddeleri uyarınca reddine, takibin iptali yönünden ise esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

1- Borçlunun kıymet taktirine itiraz üzerine verilen karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;

02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, kıymet takdirine itiraza (vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hükmedilmediğine) ilişkin olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır.

Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nın 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE),

2- Borçlunun eş muvafakatı, kefaleti ve imzası bulunmadığından takibin iptaline yönelik şikayeti üzerine verilen karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;

İcra memurunun işleminin yasaya veya olaya uygun bulunmaması nedeniyle icra mahkemesine başvurularak şikayet yolu ile kaldırılmasının istenmesi kural olarak yedi günlük süreye tâbidir. Şikayet süresi, şikayet konusu işlemin öğrenildiği günden başlar (İİK'nun 16/1). Bu kuralın iki önemli istisnası vardır.

1- Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir (m.16/2). Bu hükmün amacı, ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır.

2- Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna gidilebilir. Anılan ilke doktrinde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir.

Borçlunun, üçüncü kişilerin ve kamunun menfaatini korumak için konulmuş "amir hükümlere" aykırı olarak yapılmış işlemler kamu düzenine aykırıdır. Bu işlemler için her zaman şikayet yoluna gidilebilir (Prof. Dr. Baki Kuru İcra İflas Hukuku-1988 Baskı cilt:1, sh:94-HGK. 22.01.2003 tarih, 2003/12-17 E. 2003/29 K.).

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194/1. maddesi aynen "Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz" hükmünü içermektedir.

Somut olayda, borçlunun talebi, banka kredi sözleşmesinde eş muvafakati, kefaleti ve imzasının bulunmadığından takibin iptaline ilişkin olup, talep konusu kamu düzenine ilişkin olduğundan İİK’nun 16/2. maddesi gereğince süresiz şikayete tabi olsa da, borçlunun bu itirazlarının dar yetkili icra hukuk mahkemesinde değerlendirilmesi mümkün değildir.

O halde, İlk Derece Mahkemesince; şikayetin yukarıda yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken, süre aşımından reddine hükmolunması ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetsiz ise de, sonuçta istem reddedildiğinden sonucu doğru Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.      

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddesi uyarınca (ONANMASINA), alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkmesi'ne gönderilmesine, 03.07.2025 gününde oy çokluğuyla karar verildi.

Başkan            Üye                 Üye                     Üye                  Üye
A. TUNCAL      M. ÇAMUR     Dr. Ş. KELEŞ      M. T. UYAR      Y. ÇİFTCİ
                                                                            (M)

Üye M.T.UYAR’ın Karşı Oy Yazısı;

Alacaklı tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibinde, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda özetle; Konya İli, Ereğli İlçesi, Zengen Mahallesi 3.0 ada 585 parselde bulunan tarla niteliğindeki taşınmazın değerinin düşük olduğunu, taşınmaz değerinin en az 20.000.000 TL civarında olduğunu, kıymet takdirinin yeniden yapılması gerektiğini ve eş muvafakati, kefaleti ve imzasının bulunmadığını, banka kredi sözleşmesinde bu şartların yerine getirilmediğini ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, icra takibine ve borca itirazda bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince; asıl dava yönünden kıymet takdirine itirazın kabulü ile Konya İli, Ereğli İlçesi, Zengen Mahallesi 3.0 ada 585 parsel sayılı taşınmazın değerinin 12.698.760 TL olarak tespitine, birleşen 2024/153 E. sayılı dava dosya yönünden ise; kıymet takdirine itirazın reddine, haczin kaldırılmasına yönelik şikayetin reddine, eş muvafakatı, kefaleti ve imzası bulunmadığından tabini iptaline yönelik şikayetin yasal 7 günlük süre aşımından reddine karar verildiği, kararın birleşen dosya şikayetçisi borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; kıymet takdirine itirazına yönelik istinaf başvurusunun kesin nitelikte bulunduğundan İİK'nın 363. ve 365. maddeleri uyarınca usulden reddine, takibin iptali yönünden ise esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Birleşen dosyada şikayetçi/borçlu vekilinin, eş muvafakati, kefaleti ile imzası alınmadan takip yapıldığına ve borca itiraza ilişkin şikayeti yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde;

İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibinde kural olarak limit aşımı dışındaki tüm şikayetler, İİK'nın 16/1. maddesi kapsamında kaldığından yasal 7 günlük süreye tâbi olup, ipotek limitinin aşıldığı yönündeki şikayetler ise İİK'nın 16. maddesinin 2. fıkrası uyarınca süresiz şikayete tâbidir.

İİK'nın 149/a maddesi göndermesiyle uygulanması gereken aynı yasanın 33. maddesi gereğince, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takipte limit aşımı şikayeti dışında şikayetler ve borca itirazlar 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde icra mahkemesine yapılması zorunludur.

Somut uyuşmazlıkta; borçlunun eş muvafakati, kefaleti ile imzası alınmadan takip yapıldığına ilişkin şikayet ve borca itirazı 7 günlük yasal süreye tâbi olup, 12/03/2024 icra emri tebliğ tarihi dikkate alındığında, 19/05/2024 şikayet tarihi itibariyle yasal 7 günlük sürede şikayette bulunulmadığından istemin süre aşımından reddine karar verilmiştir. (Zira, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 23.05.2011 tarih ve 2010/29829 Esas - 2011/9948 Karar, 02.05.2024 tarih ve 2023/8337 Esas - 2024/4240 Karar sayılı emsal kararları da benzer niteliktedir.)

02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, kıymet takdirine itiraza ve eş muvafakati, kefaleti ile imzası alınmadan takip yapıldığına ve borca itiraza ilişkin şikayetin yasal 7 günlük süre aşımından reddine ilişkin olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 23.05.2011 tarih ve 2010/29829 Esas - 2011/9948 Karar, 02.05.2024 tarih ve 2023/8337 Esas - 2024/4240 Karar sayılı emsal kararları da dikkate alınarak Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nın 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin TÜMDEN REDDİNE karar verilmesi gerektiğinden, Dairemizin sayın çoğunluğunun "eş muvafakati, kefaleti ile imzası alınmadan takip yapıldığına ve borca itiraza ilişkin şikayeti" yönünden işin esasına girilerek sonucu doğru Bölge Adliye Mahkemesi kararının onaması yönündeki kararına katılamıyorum. 03.07.2025

Üye
M.T.UYAR