MUNZAM ZARAR İSTEMİ, BELİRSİZ ALACAK DAVASI ŞEKLİNDE TALEP EDİLEBİLİR.
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2025/317
Karar No : 2025/3606
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 18.11.2024
SAYISI : 2024/2815 E., 2024/2586 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda davalı Mehmet'in müvekkilinden cebir ve tehdit ile aldığı vekaletname ile müvekkiline ait taşınmazı dava dışı Şükriye’ye sattığını Şükriye’nin de taşınmazı Mehmet'in babası olan birleşen dava davalılarının murisi Süleyman'a devrettiğini, müvekkilinin davalılar hakkında açtığı tazminat davasının kabul edildiğini ancak hükmedilen tazminatın davanın açılmasından 19 yıl sonra tahsil edilebilmesi ve bu süreçte paranın alım gücü azalırken taşınmazın değerinin artmış olması nedeniyle müvekkilinin faiziyle birlikte tahsil ettiği tutarın gerçek zararını karşılamadığını ileri sürerek; munzam(aşkın) zararı için fazlaya dair hakkı saklı kalmak kaydıyla, hem asıl hem birleşen davada şimdilik 1.000,00 TL'nin en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Mehmet vekili; davanın reddini istemiş, birleşen davada davalılar davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; davacının davalılar aleyhine yolsuz tescil nedeniyle açtığı tapu iptal tescil davasında İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/228 E, 2020/313 K. sayılı ilamı ile bedel yönünden talebin kabulüne karar verildiğini, ilgili davanın dava açıldıktan 19 yıl sonra karara bağlanması nedeniyle hükmedilen bedelin yasal faizi ile davacıya ödenmiş olmasının davacının zararını karşılamadığını iddia ettiği ve davacının faiz ile karşılanmayan zararı ile taşınmazın, bedelin davacıya ödendiği tarih itibariyle gerçek değerinin davacının munzam zararını oluşturduğu, ayrıca davacının ilgili yargılama süresince yaptığı yargılama giderleri vekalet/karşı vekalet ücretinin, mahrum kaldığı gelirlerin davalılardan tahsili talebinde bulunduğu, faiz ile karşılanamayan ek zararlar açısından oluştuğu iddia edilen aşkın zararlar nedeniyle ayrıca tazminat istenilmesinin mümkün olduğu, ancak salt taşınmazın değerinin arttığı iddiasıyla aşkın zarar talep edilemeyeceği, ilgili davada davacının bedel talebinde bulunduğu ve talebi kapsamında belirlenen bedele hükmedilmiş olduğu, ayrıca davacı tarafça kendisine ödenen bedelin faiz ile karşılanmayacak biçimde başka yerlerde, başka şekillerde değerlendirileceğine dair somut bir delil ibraz edilmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl ve birleşen davanın 1.000,00 TL üzerinden harç ödenerek açıldığı, yargılama sırasında seçenekli hesaplamalar içeren bilirkişi raporunun alındığı, 06.02.2024 tarihli celsede verilen 2 nolu ara karar ile davacı vekiline talebi doğrultusunda talep artırım dilekçesini sunması için iki haftalık kesin süre verildiği, ancak davacı vekilinin talep artırım dilekçesi sunmadığı, Mahkemece başlangıçta belirtilen ve harcı yatırılan 1.000,00 TL dava değeri üzerinden 25.06.2024 tarihinde asıl ve birleşen davanın karara bağlandığı, hüküm tarihi itibarıyla istinaf sınırının 28.250,00 TL olup, kararın miktar itibariyle kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davaların belirsiz alacak davası olarak açıldığını, alacağın ancak yargılamayla belirlenebileceğini bu nedenle kararın miktar itibariyle kesin olmadığını belirterek, kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleşen davalarda uyuşmazlık, munzam zararın tazmini istemine ilişkin olup, temyiz incelemesinin konusunu, İlk Derece Mahkemesi kararının miktar itibariyle kesin nitelikte olup olmadığı oluşturmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 341.maddesinde miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarının kesin olduğu alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirleneceği, ek 1.maddesinin birinci fıkrasında 341. maddedeki parasal sınırın parasal her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı tarafından hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle açılan davaya belirsiz alacak davası denir (HMK m. 107).
Temyiz konusu edilen dava, HMK'nın 107. maddesinde belirtilen belirsiz alacak davası niteliğinde olup, alacağın bir kısmı dava konusu edilmiş, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda seçenekli hesaplama yapılmış ve davacı tarafça rapora itiraz edilmiştir. Şu halde alacağın belirli hale geldiğinden ve harcın verilen kesin süreye rağmen tamamlanmamış olması nedeniyle dava değerinin harcı yatırılan miktar kadar olduğu kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının miktar itibariyle kesin olduğundan söz edilemez.
Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesi yapılması gerekirken, istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, kararın kaldırılmasıyla dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Battal Yılmaz Filiz Pınarcı Emir Ateş Muzaffer Gürkanlı İsmail Ulukul
MUNZAM ZARAR İSTEMİ, BELİRSİZ ALACAK DAVASI ŞEKLİNDE TALEP EDİLEBİLİR.
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2025/317
Karar No : 2025/3606
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 18.11.2024
SAYISI : 2024/2815 E., 2024/2586 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda davalı Mehmet'in müvekkilinden cebir ve tehdit ile aldığı vekaletname ile müvekkiline ait taşınmazı dava dışı Şükriye’ye sattığını Şükriye’nin de taşınmazı Mehmet'in babası olan birleşen dava davalılarının murisi Süleyman'a devrettiğini, müvekkilinin davalılar hakkında açtığı tazminat davasının kabul edildiğini ancak hükmedilen tazminatın davanın açılmasından 19 yıl sonra tahsil edilebilmesi ve bu süreçte paranın alım gücü azalırken taşınmazın değerinin artmış olması nedeniyle müvekkilinin faiziyle birlikte tahsil ettiği tutarın gerçek zararını karşılamadığını ileri sürerek; munzam(aşkın) zararı için fazlaya dair hakkı saklı kalmak kaydıyla, hem asıl hem birleşen davada şimdilik 1.000,00 TL'nin en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Mehmet vekili; davanın reddini istemiş, birleşen davada davalılar davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; davacının davalılar aleyhine yolsuz tescil nedeniyle açtığı tapu iptal tescil davasında İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/228 E, 2020/313 K. sayılı ilamı ile bedel yönünden talebin kabulüne karar verildiğini, ilgili davanın dava açıldıktan 19 yıl sonra karara bağlanması nedeniyle hükmedilen bedelin yasal faizi ile davacıya ödenmiş olmasının davacının zararını karşılamadığını iddia ettiği ve davacının faiz ile karşılanmayan zararı ile taşınmazın, bedelin davacıya ödendiği tarih itibariyle gerçek değerinin davacının munzam zararını oluşturduğu, ayrıca davacının ilgili yargılama süresince yaptığı yargılama giderleri vekalet/karşı vekalet ücretinin, mahrum kaldığı gelirlerin davalılardan tahsili talebinde bulunduğu, faiz ile karşılanamayan ek zararlar açısından oluştuğu iddia edilen aşkın zararlar nedeniyle ayrıca tazminat istenilmesinin mümkün olduğu, ancak salt taşınmazın değerinin arttığı iddiasıyla aşkın zarar talep edilemeyeceği, ilgili davada davacının bedel talebinde bulunduğu ve talebi kapsamında belirlenen bedele hükmedilmiş olduğu, ayrıca davacı tarafça kendisine ödenen bedelin faiz ile karşılanmayacak biçimde başka yerlerde, başka şekillerde değerlendirileceğine dair somut bir delil ibraz edilmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl ve birleşen davanın 1.000,00 TL üzerinden harç ödenerek açıldığı, yargılama sırasında seçenekli hesaplamalar içeren bilirkişi raporunun alındığı, 06.02.2024 tarihli celsede verilen 2 nolu ara karar ile davacı vekiline talebi doğrultusunda talep artırım dilekçesini sunması için iki haftalık kesin süre verildiği, ancak davacı vekilinin talep artırım dilekçesi sunmadığı, Mahkemece başlangıçta belirtilen ve harcı yatırılan 1.000,00 TL dava değeri üzerinden 25.06.2024 tarihinde asıl ve birleşen davanın karara bağlandığı, hüküm tarihi itibarıyla istinaf sınırının 28.250,00 TL olup, kararın miktar itibariyle kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davaların belirsiz alacak davası olarak açıldığını, alacağın ancak yargılamayla belirlenebileceğini bu nedenle kararın miktar itibariyle kesin olmadığını belirterek, kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleşen davalarda uyuşmazlık, munzam zararın tazmini istemine ilişkin olup, temyiz incelemesinin konusunu, İlk Derece Mahkemesi kararının miktar itibariyle kesin nitelikte olup olmadığı oluşturmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 341.maddesinde miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarının kesin olduğu alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirleneceği, ek 1.maddesinin birinci fıkrasında 341. maddedeki parasal sınırın parasal her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı tarafından hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle açılan davaya belirsiz alacak davası denir (HMK m. 107).
Temyiz konusu edilen dava, HMK'nın 107. maddesinde belirtilen belirsiz alacak davası niteliğinde olup, alacağın bir kısmı dava konusu edilmiş, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda seçenekli hesaplama yapılmış ve davacı tarafça rapora itiraz edilmiştir. Şu halde alacağın belirli hale geldiğinden ve harcın verilen kesin süreye rağmen tamamlanmamış olması nedeniyle dava değerinin harcı yatırılan miktar kadar olduğu kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının miktar itibariyle kesin olduğundan söz edilemez.
Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesi yapılması gerekirken, istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, kararın kaldırılmasıyla dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Battal Yılmaz Filiz Pınarcı Emir Ateş Muzaffer Gürkanlı İsmail Ulukul

