MURİS AÇISINDAN VEKALET GÖREVİNİN KÖTÜYE KULLANILMASI VE EHLİYETSİZLİK HUKUKÎ NEDENİNE DAYALI TALEPLERDE PAY ORANINDA AÇILAN DAVA SÜRDÜRÜLEMEYECEĞİ İÇİN TEREKE ADINA DAVA AÇILMALIDIR.
T.C.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/3129
Karar No : 2025/3029
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 03.05.2024
SAYISI : 2022/2348 E., 2024/982 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacılar; muris Cafer’in 4583 ada 100 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, murisin 30.04.2019 tarihinde davalı torunu Hidayet’i vekil tayin ettiğini, anılan vekaletname ile Hidayet’in dava konusu taşınmazı davalı Nermin’e sembolik bir değer göstermek suretiyle bağışladığını, davalıların el ve iş birliği içerisinde olduklarını, murisin vekaletname ve temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığını, davalı Nermin’in murisle 15-20 sene birlikte yaşayıp ona bakıcılık yaptığını, vekalet görevinin de kötüye kullanıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmazsa rayiç bedelin faizi ile tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalılar; murisin fiil ehliyetini haiz olduğunu, vekalet görevinin kötüye kullanılmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmazın, öncesinde kök muris Cafer T. adına kayıtlı olduğu, torunu olan davalı Hidayet T.'ın muris Cafer’den aldığı vekaletname ile dava konusu 4583 ada 100 sayılı parseldeki taşınmazı Nermin Uluçay'a bağış olarak devrettiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 09.02.2022 tarihli raporunda, murisin vekaletnamenin verildiği 30.04.2019 tarihinde ve bağış işleminin yapıldığı 27.05.2019 tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığının tespit edildiği, davalılarca dava konusu taşınmazda yapılan bağış işleminin muvazaalı olduğu, yapılan işlemlerinin ve devirlerin hukuken geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl ve birleştirilen davada davacıların ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı talebi bakımından mirasbırakan Cafer T.'ın ölüm tarihi itibariyle terekesi el birliği mülkiyetine tabi olduğu, asıl davada davacılar dışında ve birleştirilen davada davacı dışında başka mirasçı bulunduğu, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı olarak mirasçı olmayan davalı Nermin'e karşı miras payları oranında açılan tescil istemli davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, tereke adına dava açılmadığına göre terekeye mümessil tayin edilerek yargılamaya devam edilmesi ve birleştirilen dava ile mirasçıların davada yer alması da pay oranında açılan davanın dinlenmesini mümkün hale getirmediği; asıl ve birleştirilen davada davacıların muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı talebi bakımından muris tarafından taşınmazın vekil eliyle davalı Nermin'e 27.05.2019 tarihinde bağış suretiyle temlik edildiği, davalıya yapılan temlik bağış olduğundan ve davacının tenkis isteği de bulunmadığından muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal-tescil, olmadığı takdirde bedel isteği de dinlenemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle müvekkilleri adına miras payları oranında tesciline karar verilmesi için dava açıldığını, murisin dört mirasçısı olduğunu, üçünün asıl davayı açtığını, kalan mirasçının da birleştirilen davayı açtığını ve davanın eldeki dava ile birleştirildiğini, tüm mirasçıların dava açmış olduklarını, taleplerin aynı olduğunu, dosyaların esası bakımından iki ayrı davadan bahsetmenin mümkün olmadığını, terekeye temsilci atanmasına gerek olmadığını, ATK raporunda murisin 30.04.2019 ve 27.05.2019 tarihlerinde fiil ehliyetini haiz olmadığının tespit edildiğini, muris muvazaasına dayalı talepleri olmamasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesinin hatalı nitelendirme yaptığını, tüm mirasçıların davada yer aldığını, İlk Derece Mahkemesi kabul kararının müşterek mülkiyet hükümleri çerçevesinde vermiş ise de çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince müşterek mülkiyet hükümlerinin el birliği mülkiyet hükümlerini de kapsadığını, istinaf taleplerini tekrar ettiklerini, taşınmazın tamamı üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleştirilen dava, ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenlerine dayalı miras payı oranında tapu iptali-tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya içeriğinden; muris Cafer adına kayıtlı 4583 ada 100 parsel sayılı taşınmazı vekili olan torunu Hidayet’in kayıtsız ve şartsız olarak 27.05.2019 tarihinde Nermin’e hibe ettiği, murisin 08.06.2019 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak çocukları Bilal, Mehmet, Aysel ve Yüksel’in kaldıkları, asıl davanın Mehmet, Aysel ve Yüksel, birleştirilen davanın da Bilal tarafından miras payları oranında talepte bulunularak açıldığı, asıl ve birleştirilen davada davacıların muris muvazaasına dayalı bir talepleri olmadığı gibi ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenlerine dayalı olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı talepler yönünden, ehliyetsizlik iddiasının incelenmesinde olduğu gibi asıl ve birleştirilen davada dava dışı mirasçı olduğu, mirasçı olmayan Nermin'e karşı miras payları oranında açılan tapu iptal-tescil istemli asıl ve birleştirilen davanın dinlenilme olanağının bulunmadığı, tereke adına dava açılmadığına göre terekeye mümessil tayin edilerek yargılamaya devam edilmesi ve birleştirilen dava ile mirasçıların davada yer alması da pay oranında açılan davanın dinlenilmesini mümkün hale getirmediğine karar verilmesi gerekirken muris muvazaası hukuki nedenine göre değerlendirme yapılmış olması doğru değildir.
Ne var ki anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması 6100 sayılı Kanun’un 370/4 hükmü gereğidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilerek ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Öznur Kakillioğlu Tümer Türkeş Genç Metin Tepe Yakup Moğul Hasan Yılmaz
BİLGİ : “Eldeki dava diğer mirasçıların paylarını kapsamayıp onlar adına da açılmadığından diğer mirasçıların yahut tereke temsilcisinin katılmasına olanak yoktur” şeklindeki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06 Haziran 2024 ve 09 Nisan 2025 tarihli kararı için bkz.
“Terekeyle ilgili taşınmaz için bir mirasçı üçüncüye kişiye karşı kendi payına hasren tapu iptali davası açamaz” şeklindeki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16 Mart 2021 tarihli kararı için bkz.
MURİS AÇISINDAN VEKALET GÖREVİNİN KÖTÜYE KULLANILMASI VE EHLİYETSİZLİK HUKUKÎ NEDENİNE DAYALI TALEPLERDE PAY ORANINDA AÇILAN DAVA SÜRDÜRÜLEMEYECEĞİ İÇİN TEREKE ADINA DAVA AÇILMALIDIR.
T.C.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/3129
Karar No : 2025/3029
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 03.05.2024
SAYISI : 2022/2348 E., 2024/982 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacılar; muris Cafer’in 4583 ada 100 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, murisin 30.04.2019 tarihinde davalı torunu Hidayet’i vekil tayin ettiğini, anılan vekaletname ile Hidayet’in dava konusu taşınmazı davalı Nermin’e sembolik bir değer göstermek suretiyle bağışladığını, davalıların el ve iş birliği içerisinde olduklarını, murisin vekaletname ve temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığını, davalı Nermin’in murisle 15-20 sene birlikte yaşayıp ona bakıcılık yaptığını, vekalet görevinin de kötüye kullanıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmazsa rayiç bedelin faizi ile tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalılar; murisin fiil ehliyetini haiz olduğunu, vekalet görevinin kötüye kullanılmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmazın, öncesinde kök muris Cafer T. adına kayıtlı olduğu, torunu olan davalı Hidayet T.'ın muris Cafer’den aldığı vekaletname ile dava konusu 4583 ada 100 sayılı parseldeki taşınmazı Nermin Uluçay'a bağış olarak devrettiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 09.02.2022 tarihli raporunda, murisin vekaletnamenin verildiği 30.04.2019 tarihinde ve bağış işleminin yapıldığı 27.05.2019 tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığının tespit edildiği, davalılarca dava konusu taşınmazda yapılan bağış işleminin muvazaalı olduğu, yapılan işlemlerinin ve devirlerin hukuken geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl ve birleştirilen davada davacıların ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı talebi bakımından mirasbırakan Cafer T.'ın ölüm tarihi itibariyle terekesi el birliği mülkiyetine tabi olduğu, asıl davada davacılar dışında ve birleştirilen davada davacı dışında başka mirasçı bulunduğu, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı olarak mirasçı olmayan davalı Nermin'e karşı miras payları oranında açılan tescil istemli davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, tereke adına dava açılmadığına göre terekeye mümessil tayin edilerek yargılamaya devam edilmesi ve birleştirilen dava ile mirasçıların davada yer alması da pay oranında açılan davanın dinlenmesini mümkün hale getirmediği; asıl ve birleştirilen davada davacıların muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı talebi bakımından muris tarafından taşınmazın vekil eliyle davalı Nermin'e 27.05.2019 tarihinde bağış suretiyle temlik edildiği, davalıya yapılan temlik bağış olduğundan ve davacının tenkis isteği de bulunmadığından muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal-tescil, olmadığı takdirde bedel isteği de dinlenemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle müvekkilleri adına miras payları oranında tesciline karar verilmesi için dava açıldığını, murisin dört mirasçısı olduğunu, üçünün asıl davayı açtığını, kalan mirasçının da birleştirilen davayı açtığını ve davanın eldeki dava ile birleştirildiğini, tüm mirasçıların dava açmış olduklarını, taleplerin aynı olduğunu, dosyaların esası bakımından iki ayrı davadan bahsetmenin mümkün olmadığını, terekeye temsilci atanmasına gerek olmadığını, ATK raporunda murisin 30.04.2019 ve 27.05.2019 tarihlerinde fiil ehliyetini haiz olmadığının tespit edildiğini, muris muvazaasına dayalı talepleri olmamasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesinin hatalı nitelendirme yaptığını, tüm mirasçıların davada yer aldığını, İlk Derece Mahkemesi kabul kararının müşterek mülkiyet hükümleri çerçevesinde vermiş ise de çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince müşterek mülkiyet hükümlerinin el birliği mülkiyet hükümlerini de kapsadığını, istinaf taleplerini tekrar ettiklerini, taşınmazın tamamı üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleştirilen dava, ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenlerine dayalı miras payı oranında tapu iptali-tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya içeriğinden; muris Cafer adına kayıtlı 4583 ada 100 parsel sayılı taşınmazı vekili olan torunu Hidayet’in kayıtsız ve şartsız olarak 27.05.2019 tarihinde Nermin’e hibe ettiği, murisin 08.06.2019 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak çocukları Bilal, Mehmet, Aysel ve Yüksel’in kaldıkları, asıl davanın Mehmet, Aysel ve Yüksel, birleştirilen davanın da Bilal tarafından miras payları oranında talepte bulunularak açıldığı, asıl ve birleştirilen davada davacıların muris muvazaasına dayalı bir talepleri olmadığı gibi ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenlerine dayalı olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı talepler yönünden, ehliyetsizlik iddiasının incelenmesinde olduğu gibi asıl ve birleştirilen davada dava dışı mirasçı olduğu, mirasçı olmayan Nermin'e karşı miras payları oranında açılan tapu iptal-tescil istemli asıl ve birleştirilen davanın dinlenilme olanağının bulunmadığı, tereke adına dava açılmadığına göre terekeye mümessil tayin edilerek yargılamaya devam edilmesi ve birleştirilen dava ile mirasçıların davada yer alması da pay oranında açılan davanın dinlenilmesini mümkün hale getirmediğine karar verilmesi gerekirken muris muvazaası hukuki nedenine göre değerlendirme yapılmış olması doğru değildir.
Ne var ki anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması 6100 sayılı Kanun’un 370/4 hükmü gereğidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilerek ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Öznur Kakillioğlu Tümer Türkeş Genç Metin Tepe Yakup Moğul Hasan Yılmaz
BİLGİ : “Eldeki dava diğer mirasçıların paylarını kapsamayıp onlar adına da açılmadığından diğer mirasçıların yahut tereke temsilcisinin katılmasına olanak yoktur” şeklindeki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06 Haziran 2024 ve 09 Nisan 2025 tarihli kararı için bkz.
“Terekeyle ilgili taşınmaz için bir mirasçı üçüncüye kişiye karşı kendi payına hasren tapu iptali davası açamaz” şeklindeki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16 Mart 2021 tarihli kararı için bkz.

