KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

RESMÎ VASİYETNAMELERDE, RESMÎ MEMURUN VEYA YARDIMCILARININ İŞLEMLERİNDEN KAYNAKLANAN ŞEKLE AYKIRILIKLARIN, VASİYETNAME LEHİNE YORUM İLKESİ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİNE HİÇBİR ENGEL YOKTUR.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU

Esas No        : 2024/7-775
Karar No       : 2025/748

T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                :
 İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
TARİHİ                          : 08.05.2024
SAYISI                          : 2024/251 E., 2024/914 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 29.11.2023 tarihli ve 2023/3562 Esas,
                                        2023/5830 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasında görülen vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının teyzesi olan Penbe B.’in 15.01.2015 tarihinde vefat ettiğini, mirasbırakan Penbe’nin altsoyunun bulunmadığını, eşinin de kendisinden önce öldüğünü, böyle olunca geride kendinden önce ölen kardeşleri Fatma A., Davut Ç., Hatice D. ve Hacer E.’nin mirasçılarının kaldığını, murisin ölümü sonrasında İstanbul 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/374 Esas sayılı dosyası ile murise ait Çorlu 3. Noterliğinin 20.03.2003 tarihli ve 1954 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vasiyetnamesinin açıldığını, söz konusu vasiyet ile murisin tüm mal varlığını kardeşi Davud Ç.’nin kızları olan davalılar Şerife A. ve Güzin A.e’e bıraktığını, ne var ki murisin sonradan gerçekleştirdiği tasarruflar ile anılan vasiyetnamesinden döndüğünü ileri sürerek öncelikli olarak Çorlu 3. Noterliğinin 20.03.2003 tarihli ve 1954 yevmiye numaralı vasiyetnamenin 4721 sayılı Kanun’un 544/2 maddesi uyarınca hükümsüz olduğunun tespitine, mahkeme aksi kanaatte ise vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapıldığı gibi ayrıca kanunda öngörülen şekil şartını taşımadığını belirterek aynı Kanun’un 557/2-4 bentleri uyarınca iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar usulüne uygun tebliğe rağmen süresinde cevap dilekçesi sunmamış olup, yargılama aşamasından vekilleri tarafından sunulan beyan dilekçesi ile davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2018 tarihli ve 2016/314 Esas, 2018/540 Karar sayılı kararı ile; muris Penbe’ye ait Çorlu 3. Noterliğinin 20.03.2003 tarih ve 1954 yevmiye numaralı vasiyetname incelendiğinde "halen sahibi ve hissedarı bulunduğum ve bundan sonra satın alma ve miras yolu ile sahibi olacağım T.C hudutları dâhilindeki bilumum gayrimenkullerin ve gayrimenkullerdeki hak ve hisselerin tamamının eşit olarak yeğenleri Davut ve Fatma kızı, İzmit 19.05.1947 doğumlu Şerife A. ve 25.01.1950 doğumlu Güzin A.'e verilmesini vasiyet ediyorum, lehine vasiyette bulunduğum Şerife A. ve Güzin A., benden önce öldüğü takdirde vasiyet ettiğim mallarımın onların kanuni mirasçılarına verilmesini vasiyet ediyorum" şeklinde vasiyette bulunduğu, dava konusu vasiyetnamenin belirli mal bırakma vasiyeti olmayıp genel bir vasiyetname olduğu böyle olunca davacının 4721 sayılı Kanun’un 544/2 maddesi uyarınca vasiyetnamenin hükümsüzlüğüne ilişkin talebinin reddine, davacı tarafından vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapıldığı iddia edilmişse de bu iddianın ispatlanamadığı gibi vasiyetnamenin yasal koşulları taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 08.09.2021 tarihli ve 2021/1429 Esas, 2021/1766 Karar sayılı kararı ile; somut olayda murisin okur-yazar olmadığı, bu sebeple vasiyetnamenin 4721 sayılı Kanun’un 535. maddesine uygun olarak düzenlenmesi gerektiği, ilgili hükme göre vasiyetçinin "düzenlenen vasiyetnamenin son arzularına uygun olduğunu" beyan etmesinin yeterli olmadığı, ayrıca tanıkların da "vasiyetçinin kendi önlerinde beyanda bulunduğunu ve onu tasarrufa ehil gördüklerini ve vasiyetnamenin kendi yanlarında resmi memur tarafından vasiyetçiye okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ederek altını imzalamaları" gerektiği, belirtilen ilkelerin geçerlik şartı olduğu ve birinin eksikliği durumunda vasiyetnamenin geçersiz olacağı, eldeki vasiyetname incelendiğinde tanıkların "vasiyetnamenin Noter H.Ş. tarafından yazıldıktan sonra vasiyet eden Penbe B.'e önlerinde okunduğunu, adı geçenin vasiyetnamenin son ve gerçek isteklerine uygun olduğunu söylediğini ve kendisini bu işlemi yapmaya yetenekli gördüklerini" beyan ederek imzaladıkları, ne var ki tanıkların "mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını" tevsik eden ifadelerinin olmadığı, bu eksikliğin vasiyetnameyi geçersiz kıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle davanın kabulüne ve vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... 1. Davacı, TMK'nın 557 nci maddesi uyarınca irade sakatlığı şekil şartlarına aykırılık ve hükümsüzlük iddiasıyla vasiyetnamenin iptali için dava açmış, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılarak; tanıkların miras bırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını tevsik eden beyanlarının bulunmadığı gerekçesiyle şekil şartına aykırılıktan dolayı davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa iptali istenen vasiyetnamede yer alan ''Vasiyetname Noter H.Ş. tarafından yazıldıktan sonra vasiyet eden Penbe B.'e önümüzde okunduğunu, adı geçenin vasiyetnamenin son ve gerçek isteklerine uygun olduğunu söylediğini ve kendisini bu işlemi yapmaya yetenekli gördüğümüzü bildiririz.'' ifadesinin tanıkların murisin beyanının kendi önlerinde yapıldığını tevsik eden beyanlar olduğunda kuşku yoktur. Bu nedenle; vasiyetnamenin TMK nın 535 inci maddesindeki tüm koşullara sahip olduğu için geçerli bulunmaktadır.

2. Hal böyle olunca; murisin vasiyet yapma yönünde iradesi bulunduğu gözetilerek davanın reddi yönünde karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesi isabetsizdir..."

gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki karar gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu vasiyetnamenin 4721 sayılı Kanun hükümleriyle öngörülen şekil şatlarına uygun düzenlendiğini, dolayısıyla vasiyetnamenin iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda okur-yazar olmadığı anlaşılan mirasbırakan tarafından resmî şekilde düzenlenen vasiyetnamenin, Türk Medeni Kanunu’nun 535. maddesinde öngörülen şartları taşıyıp taşımadığı, burada varılacak sonuca göre dava konusu vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekle uyulmadan yapıldığı gerekçesiyle iptaline karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 535. maddesi.

2. Değerlendirme

1. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili kanun maddelerinin incelenmesinde yarar görülmektedir.

2. Mirasbırakanın ölümünden sonra meydana gelmesini arzu etmiş olduğu hususlara ilişkin her türlü irade açıklaması, ölüme bağlı tasarruf olarak nitelendirilir. Ölüme bağlı tasarruf ibaresinin kullanılmasının sebebi; mirasbırakanın, mal varlığı üzerinde, ölümünden sonra hüküm ifade edecek işlem yapması ve mal varlığının ölümünden sonraki kaderini belirlemesi nedeniyledir

(Bilge Öztan/Fırat Öztan, Ölüme Bağlı Tasarruflara İlişkin Medeni Kanunu’ndaki ve Noterlik Kanunu’ndaki Şekil Şartları, AÜHFD, 65(4)-2016, s. 3586). Yasa koyucu, miras bırakanın irade özgürlüğüne büyük önem verdiğinden, mirasbırakanın iradesinin öldükten sonra da ayakta tutulmasını ve değer taşımasını, yapacağı ölüme bağlı tasarrufların hukuk düzenince korunmasına bağlamıştır (Ahmet Kılıçoğlu, Miras Hukuku, Ankara 2018, s.32).

3. Ölüme bağlı tasarrufların şekli bakımından kanun koyucu iki farklı şekil şartı öngörmüştür. Bunlardan ilki mirasbırakanın tek taraflı yaptığı ve her zaman dönebileceği vasiyetname (4721 sayılı Kanun md. 531-544), diğeri ise iki taraflı ve bağlayıcı özelliği olan miras sözleşmesidir (4721 sayılı Kanun md. 545-549). Ölüme bağlı tasarrufların hüküm ve neticelerini, mirasbırakının ölümünden sonra meydana getirmesi söz konusu olduğu için, bu özelliği nedeniyle, kanun koyucu bu tasarrufların kurulmasını sıkı şekil şartına bağlamıştır.

4. Türk Medeni Kanunu'nun 531. maddesi "Vasiyet, resmî şekilde veya mirasbırakanın el yazısı ile ya da sözlü olarak yapılabilir" hükmünü taşımaktadır. Resmî vasiyetnamenin yapılabilmesi için, resmî memurun ve iki tanığın varlığı şarttır. 4721 sayılı Kanun'un 533 ve 534. maddelerinde okuma yazma bilenlerin okuyup imzalayarak düzenlettirecekleri resmî vasiyetnamelere ilişkin hükümlere yer verildikten sonra kanun koyucu okuma yazma bilmeyenlerin de vasiyetname yapmalarına imkân vermek amacıyla "Mirasbırakan tarafından okunmaksızın ve imzalanmaksızın düzenleme" başlığı altında 535. maddeyi hüküm altına almıştır.

5. Okuma yazma bilenlerin resmî vasiyetname düzenlemesine ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 534. maddesine göre; vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan hemen sonra mirasbırakan, vasiyetnameyi okuduğunu, bunun son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan eder. Tanıklar, bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar. Vasiyetname içeriğinin tanıklara bildirilmesi zorunlu değildir.

6. Buna karşılık okuma yazma bilmeyenlerin resmî vasiyetname düzenlemesine ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 535. maddesi "Mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur ve bunun üzerine mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder.

Bu durumda tanıklar, hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.

7. Her iki vasiyetnamenin düzenlenmesi de esasen iki safhadan oluşmaktadır. Birinci safhada mirasbırakan; son arzularını resmî memura bildirir. Memur gerekirse vasiyetçiye son arzuları hakkında açıklama yaptırır. Daha sonra bu arzuların son şekli resmî memur tarafından yazılır veya yazdırılır ve böylece birinci safha burada tamamlanmış olur.

8. İkinci safhada ise tanıklar vasiyetnamenin içeriğine alınır. Okuma yazma bilenler ile bilmeyenlerin düzenleyecekleri resmî vasiyetname arasındaki en büyük fark, tanıkların vasiyetnameye olan katkısı noktasında kendini gösterir. Zira okuma yazma bilenlerin düzenledikleri vasiyetnamelerde tanıkların vasiyetnamenin içeriğini bilme zorunlulukları bulunmamaktadır (4721 sayılı Kanun md. 534/3). Okuma yazma bilen vasiyetçinin tanıkları sadece "mirasbırakanın, vasiyeti memurun huzurunda okuduğuna, bunun son arzularını içerdiğine ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerine" şahitlik yaparlar.

9. Oysaki okuma yazma bilmeyenlerin düzenleyecekleri vasiyetnamelerin ikinci safhasında resmî memur "kaleme aldığı tasarrufun tamamını, iki tanık huzurunda sesli olarak" okumak zorundadır. Bunun üzerine vasiyetçi, vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini ve son arzularına uygun olduğunu yine tanıklar huzurunda beyan eder. İşte vasiyetçi tarafından yapılan bu beyan imzanın yerini tutmaktadır (Öztan/Öztan, s. 3606). Görüldüğü üzere okuma yazma bilmeyenlerin düzenleyecekleri vasiyetnamelerde vasiyetname içeriğinin tanıklardan gizleme olanağı bulunmamaktadır. Aksine burada tanıklar vasiyetnamenin içeriğine öylesine hakimlerdir ki "mirasbırakının kendi önlerinde beyanda bulunduğuna, yapılan bu beyana uygun şekilde düzenlenen vasiyetnamenin yine kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğuna, mirasbırakanın okunan vasiyetnameye ilişkin son arzularını içerdiğini beyan ettiğine ve ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerine" şahitlik ederler.

10. Bu arada belirtmek gerekir ki resmî vasiyetnamenin "işlemde birlik prensibi" uyarınca, vasiyetçinin vasiyetnameyi okumasından sonra, aşamalarında araya fasıla girmeksizin tamamlanması gerekir. Resmî memurun yaptığı işlemler, tevsik işlemi olduğu için baştan itibaren aynı memur tarafından yapılması ve son imza işleminin de tahriri alan, okuyan ve vasiyetçi ile tanık sözlerini dinleyen, yazdıran memur tarafından yapılması zorunludur. Bu yön işlemlerde birlik prensibinin zaruri bir sonucudur. Bu prensibe uyulmamasının, vasiyetnamenin iptali sebebi oluşturduğu Yargıtay’ın yerleşmiş uygulaması ile kabul edilmiştir.

11. Eldeki davaya gelince; iptali talep edilen davaya konu vasiyetnamede tanıkların "Vasiyetname Noter H.Ş. tarafından yazıldıktan sonra vasiyet eden Penbe B.'e önümüzde okuduğunu, adı geçenin vasiyetnamenin son ve gerçek isteklerine uygun olduğunu söylediğini ve kendisini bu işlemi yapmaya yetenekli gördüğümüzü bildiririz..." şeklinde beyanda bulundukları, ne var ki şahitlerin "mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını" tevsik eden beyanlarının vasiyetnamede yer almadığı görüldüğünden bu noktada "vasiyetname lehine yorum" ilkesinin de açıklanması gerekmektedir.

12. Vasiyetname lehine yorum ilkesi, Roma Hukukundan itibaren geniş uygulama alanı bulan "Favor Testemanti" prensibini ifade eder. Bu ilke iptal edilme ihtimali olan bir vasiyetnamenin yorum yoluyla ayakta tutulmasını sağlar. Amaç mirasbırakanın son arzusunun yerine getirilmesidir. Vasiyetname lehine yorum ilkesi, tasarrufların yorumlanması bakımından geçerli olan irade teorisinin doğal bir sonucudur. Bu yorum tarzı, ölüme bağlı tasarrufu imkân olduğu ölçüde geçerli saymaya, onu ayakta tutmaya, başka bir ifade ile tasarruf yapanın gerçek iradesini, son isteklerini elden geldiği kadar değerlendirmeye, onu üstün tutmaya, ona saygı ve bağlılık göstermeye yönelmiş bulunmaktadır. Vasiyetname lehine yorum ilkesinin uygulanabilmesi için; mirasbırakanın vasiyetname yapma iradesinin varlığı, vasiyetnamenin farklı biçimlerde yorumlanabilir olması ve mirasbırakanın gerçek iradesinin belirlenebilir olması koşullarının bir arada bulunması gerekir (Caner Taşatan, Vasiyetname Lehine Yorum İlkesi ve Bu İlkenin Türk Medeni Kanunu’na Yansımaları, Dergi Park, s.571).

13. Vasiyetname lehine yorum ilkesi, vasiyetnamenin şekle aykırılığı durumlarında da uygulanabilir. Elbette ki bu yorum, şekil kurallarını anlamsız kılacak bir genişliğe ulaşmamalıdır. Resmî vasiyetnamenin resmî memur tarafından düzenlenmemesi veya bu işleme iki tanığın katılmaması sebepleriyle oluşan şekle aykırılık, lehe yorum ilkesi kapsamında giderilemeyeceği şüphesizdir. Zira işlemin oluşma sürecine katılan bu kişiler, mirasbırakanın vasiyetname yapma iradesinin varlığını "kesin olarak ortaya koyan" ve vasiyetname içerisinde yer alan tasarrufların onun iradesine uygun olduğunu "beyan eden" konumdadırlar. Bunun dışında yer alan şekil koşulları bakımından ise her somut olay bazında amaca uygun değerlendirme yapılması gerekir. Bu kapsamda; resmî vasiyetnamelerde özellikle resmî memurun veya yardımcılarının işlemlerinden kaynaklanan şekle aykırılıkların, vasiyetname lehine yorum ilkesi kapsamında değerlendirilmesine hiçbir engel yoktur.

14. Tüm bu açıklamalar ışığında davaya konu resmî memur tarafından düzenlenen vasiyetnamenin incelenmesinde; resmî memurun ilk olarak "düzenleme şeklinde vasiyetname yapılmasını" isteyen vasiyetçi Penbe B.'i huzura alarak işleme başladığı, hemen sonrasında vasiyetçinin "yanında tanık olarak gelenlerden" bilgisi altında vasiyetname şahitleri İsmet Ç. ve Serkan M.'nin kimlik tespitlerini yaptığı, bu belirlemelerin ardından resmî memurun "Vasiyet eden tanıkların yanında şu surette sözlerine başladı:" şeklindeki beyanından sonra mirasbırakanın tasarruf iradesine yer verildiği, sonrasında resmî memur tarafından "Yazılan vasiyetnameyi tanıklar önünde vasiyet edene okudum. Vasiyet eden yazılanlardan tamamen son ve gerçek isteklerini kapsadığını söyledikten sonra,..." vasiyetçinin parmak izinin alındığı, bunun üzerine işlemin başından itibaren orada bulundukları anlaşılan şahitlerin "Vasiyetname Noter H.Ş. tarafından yazıldıktan sonra vasiyet eden Penbe B.'e önümüzde okuduğunu, adı geçenin vasiyetnamenin son ve gerçek isteklerine uygun olduğunu söylediğini ve kendisini bu işlemi yapmaya yetenekli gördüğümüzü bildiririz,..." şeklinde beyanda bulundukları, dolayısıyla vasiyetname işleminin bir bütün olarak araya süre girmeksizin tanıklar huzurunda tamamlandığı, böyle olunca işlemde birlik ilkesine uygun şekilde düzenlenen resmî vasiyetname lehine yorum yapılması gerektiği, vasiyetnamenin bütününden vasiyet edenin beyanının tanıklar huzurunda yapıldığının açıkça anlaşıldığı somut olayda vasiyetnamenin geçerli olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.

15. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

16. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;

Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine gönderilmesine,

26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.