KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

SOMUT OLAYDA, İDARENİN KANUN TARAFINDAN KENDİSİNE TANINAN YETKİ VE GÖREVİ DOLAYISIYLA YAPTIĞI YIKIM SONUCU UĞRANILAN ZARAR NEDENİYLE TAZMİNAT SORUMLULUĞU BULUNMAMAKTADIR.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU

Esas No        : 2024/7-233
Karar No       : 2025/351

T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                :
 Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ                          : 26.09.2023
SAYISI                          : 2023/218 E., 2023/357 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 21.09.2022 tarihli ve 2022/901 Esas,
                                        2022/5348 Karar sayılı BOZMA kararı

1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi

4. Davacı vekili; dava konusu 3259 ada 8 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının imar planında tamamının kamusal alanda kalması nedeniyle davalı Melikgazi Belediyesi tarafından kamulaştırma yapılmaksızın yıkıldığını ileri sürerek bina bedeline ilişkin olarak 19.470,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı Cevabı

5. Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı

6. Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.01.2016 tarihli ve 2015/240 Esas, 2016/13 Karar sayılı kararı ile; iddianın ileri sürülüş biçimine göre davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı

7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

8. Yargıtay (kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 12.03.2020 tarihli ve 2016/18936 Esas, 2020/3100 Karar sayılı kararı ile;

"... Somut olaya gelince; dosya kapsamından, 3259 ada 8 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması kapsamına alındığı daha sonra davalı belediyenin 07.07.2015 tarih ve 879 karar numaralı encümen kararı ile anılan taşınmaz üzerindeki bina hakkında yıkım kararı alındığı ve bu karar üzerine binanın yıkıldığı anlaşılmıştır.

Bu durumda davada yıkılan bina bedelinin tahsili isteğinde bulunulduğuna göre, bu tür ihtilafların inceleme yerinin Adli Yargı Yeri olduğu gözetilmeksizin, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliğine, bu nedenle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.

Hal böyle olunca, işin esasına girilerek, yapılacak inceleme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulmasına karar verilmiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince Verilen İkinci Karar

9. Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.11.2021 tarihli ve 2021/98 Esas, 2021/426 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; her ne kadar mahkemece yapılan keşif esnasında davaya konu yapının fiili olarak parsel üzerinde bulunmadığı anlaşılmış ise de celp edilen Kayseri 2. İdare Mahkemesinin 2017/481Esas, 2017/559 Karar sayılı dosyası içerisinde bulunan yapıya ait fotoğrafların delil mahiyetinde olduğu ve bilirkişilerce yapının değerinin belirlenmesinde esas alındığı, raporun denetime açık ve hüküm vermeye elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı

10. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

11. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 21.09.2022 tarihli ve 2022/901 Esas, 2022/5348 Karar sayılı kararı ile;

“… Somut olayda davacıların murisi adına kayıtlı 3259 ada 8 parsel sayılı taşınmazın uygulama imar planında ana arter yol kapsamında kaldığı, tazminata konu yapının tamamının yıkılacak derecede tehlike arz ettiği, can ve mal güvenliği açısından tehlike oluşturduğunun 23.06.2015 tarihli fen bilirkişisi raporuyla tespit edildiği, yapının izalesi için Melikgazi Belediyesi tarafından 10 günlük süre verildiği, tebligat varakasının tebliğ yerine geçmek üzere dava konusu yapıya asıldığı ve keyfiyetin muhtarla birlikte bir zabıtla tespit edildiği, Melikgazi Belediyesi tarafından verilen süreye rağmen tehlikenin giderilmediğinin 23.06.2015 tarihli tetkikten anlaşılması üzerine 07.07.2015 tarihli Belediye Encümen Kararı ile yapının Belediye tarafından yıkılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece davalının 3194 sayılı İmar Kanununun 39. maddesinde öngörülen usule uygun olarak yapının tehlike arz ettiğini tespit ettirdiği, yapı sahibine usulüne uygun tebligat yaparak maili inhidam kararına karşı dava veya itiraz hakkı veya yapısını kaldırıp enkaz alma hakkı tanıdığı, davalı tarafından tanınan süreye rağmen tehlikenin giderilmediğini tespit etmesi üzerine Encümen kararına dayanarak yapının yıkımını gerçekleştirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Direnme Kararı

12. Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.09.2023 tarihli ve 2023/218 Esas, 2023/357 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi aynen tekrarlanmak suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi

13. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davaya konu taşınmaz üzerinde bulunan yapının yıkılacak derecede görüntü kirliliği ve tehlike arz etmesi nedeniyle Belediye encümen kararına dayanılarak davalı Belediye Başkanlığı tarafından yıkılmasında hukuka aykırılık bulunup bulunmadığı noktasındadır.

III. GEREKÇE

15. Dava, 3194 sayılı İmar Kanununun 39. maddesi uyarınca maili inhidam durumda olması nedeniyle yıkılan yapı bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

16. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuyla ilgili yasal düzenleme ve kavramlar üzerinde kısaca durmak gerekir.

17. Yıkım tarihinde yürürlükte olan, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun "Yıkılacak derecede tehlikeli yapılar" başlıklı 39. maddesinde 04.07.2019 tarihli ve 7181 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle yapılan değişiklikten önce "Bir kısmı veya tamamının yıkılacak derecede tehlikeli olduğu belediye veya valilik tarafından tespit edilen yapıların sahiplerine tehlike derecesine göre bunun izalesi için belediye veya valilikçe on gün içinde tebligat yapılır. Yapı sahibinin bulunmaması halinde binanın içindekilere tebligat yapılır. Onlar da bulunmazsa tebligat varakası tebliğ yerine kaim olmak üzere tehlikeli yapıya asılır ve keyfiyet muhtarla birlikte bir zabıtla tespit edilir” hükmü öngörülmüş; aynı maddenin yıkım için süre tanınması hakkındaki 2. fıkrasında ise; tebligatı müteakip süresi içinde yapı sahibi tarafından tamir edilerek veya yıktırılarak tehlike ortadan kaldırılmazsa bu işlerin belediye veya valilikçe yapılacağı ve masrafın %20 fazlası ile yapı sahibinden tahsil edileceği hüküm altına alınmıştır.

18. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; 23.06.2015 tarihli fen bilirkişisi raporuyla davaya konu yapının tamamının yıkılacak derecede tehlike arz ettiği, can ve mal güvenliği açısından tehlike oluşturduğunun tespit edildiği, tehlikenin ortadan kaldırılmaması hâlinde İmar Kanunu'nun 39. maddesi gereğince işlem yapılacağı hususunda çıkarılan ihtarnamenin davacının adresinde bulunmaması nedeniyle mahalle muhtarına tebliğ edildiği, bir suretinin de yapının kapısı yıkıldığı için duvara asıldığı; 02.07.2015 tarihinde tehlikenin giderilmediğinin belediye fen memuru ve zabıta memuru tarafından tespit edilerek tutanak düzenlenmesi üzerine 07.07.2015 tarihli Belediye Encümen Kararı ile yapının Belediye tarafından yıkılmasına karar verildiği, sonrasında dava konusu yapının Belediyece yıktırıldığı anlaşılmaktadır.

19. Şu hâlde yukarıda değinilen mevzuat hükümleri ile yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu yapının Belediyece yıktırılmasının o tarihte yürürlükte bulunan usul ve yasa hükümlerine uygun olduğu, idarenin kanun tarafından kendisine tanınan yetki ve görevi dolayısıyla yaptığı yıkım sonucu uğranılan zarar nedeniyle tazminat sorumluluğunun bulunmadığı, hâl böyle olunca mahkemece önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmaktadır.

 20. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında davalı Belediye, tehlikenin ortadan kaldırılması için süre verme yazısını gerek Belediye kayıtları gerekse adres kayıt sistemini kullanarak kanuna uygun bir şekilde ilgilisine tebliğ etmediğinden, yıkım sonucu uğranılan zarar nedeniyle tazminat sorumluluğunun bulunduğu, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği ileri sürülmüşse de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

21. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

22. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.                  

IV. KARAR                                                                                                      

Açıklanan sebeplerle;

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Aynı Kanun’un 440-III/1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

28.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

''K A R Ş I  O Y''

3194 sayılı İmar Kanunu 39. maddenin yıkım tarihinde yürürlükte olan değişiklik öncesi hükmüne göre; “Bir kısmı veya tamamının yıkılacak derecede tehlikeli olduğu belediye veya valilik tarafından tespit edilen yapıların sahiplerine tehlike derecesine göre bunun izalesi için belediye veya valilikçe on gün içinde tebligat yapılır. Yapı sahibinin bulunmaması hâlinde binanın içindekilere tebligat yapılır. Onlar da bulunmazsa tebligat varakası tebliğ yerine kaim olmak üzere tehlikeli yapıya asılır ve keyfiyet muhtarla birlikte bir zabıtla tespit edilir (39/1). Tebligatı müteakip süresi içinde yapı sahibi tarafından tamir edilerek veya yıktırılarak tehlike ortadan kaldırılmazsa bu işler belediye veya valilikçe yapılır ve masrafı %20 fazlası ile yapı sahibinden tahsil edilir (39/2).

Bu hüküm yıkılacak derecede tehlikeli binaların yıkımı için belediyeye yetki vermekte ise de yıkım işleminin hukuka uygun olduğundan söz edebilmek için bu madde hükmüne uygun bir işlemle yıkımın gerçekleştirilmesi gerekir. Aksi takdirde binanın hukuka aykırı bir şekilde yıkılması söz konusu olacaktır.

Belediye tarafından binanın tehlike arzettiğine dair rapor alınmış ve tehlikenin izalesi veya yıkımın gerçekleştirilmesi için süre verilmesi yönünde karar verilmiş ise de bu karar taşınmaz malikine tebliğ edilmemiştir. Sunulan belgeler arasında buna dair bir tebliğ belgesi sunulmamıştır. Sunulan belgeler arasında tebliğ belgesi var ise de bu tebliğ tehlikenin giderilmesi için yapılan bir tebliğ olmayıp sonrasında verilen yıkım kararına ilişkin bir tebliğdir.

Tehlikenin giderilmesi için tebliğ yapılmamış olmakla birlikte buna ilişkin yazı binaya asılmıştır. Binaya asma ilgiliye tebliğin mümkün olmaması hâlinde yapılabilecek bir işlem olup yıkım kararını tebliğ eden idarenin tehlikenin giderilmesi için süre verme yazısını da tebliğ edebilecek durumda anlaşılmaktadır. Kaldı ki gerek belediye kayıtları gerekirse adres kayıt sistemi (AKS) kullanılarak da tebliğ yapılabilecektir. Bu nedenle idare ilgilisine kanuna uygun biçimde süre verme işlemi yapmadığından taşınmaz malikine tehlikenin giderilmesi için tamirat imkânı tanımamıştır. Hukuka aykırı bir şekilde idarece yıkım gerçekleştirildiğinden idarenin yıkım sonucu uğranılan zarar nedeniyle tazminat sorumluluğu bulunduğunun kabulü gerekir.

Davaya bakmaya adli yargı görevlidir. Nitekim ilk bozma kararı da adli yargının görevli olduğu yönünde olup dosyada adli yargının görevli olduğu Yargıtay kararı ile belirlenmiştir.

Somut olayda yıkılan bina imar planına göre yolda kalmakta olup taşınmazın tapusu ise kişi adına kayıtlıdır. Taşınmazın bulunduğu arsaya ilişkin bir kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma yok ise de yolun açılması sırasında binanın da kamulaştırılması gerekeceğinden binanın yıkılmış olmasını ileride yolun açılması amacına yönelik kamulaştırmasız el atma olarak kabul etmek gerekir.

Tüm bu nedenlerle Mahkemece idarenin tazminat sorumluluğu bulunduğu kabul edilerek önceki hükümde direnilmesi isabetli ve yerinde olduğu için direnme uygun bulunarak tazminat miktarı yönünden işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmek üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan Özel Daire kararı gibi bozma yönünde oluşan Değerli Çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Üye
Zeki Gözütok