TAŞINMAZ MURİS TARAFINDAN BİLÂ BEDEL VE KAYITSIZ ŞARTSIZ OLARAK DAVALIYA HİBE EDİLDİĞİ İÇİN MURİSİN TEREKEYE İADE KASTI BULUNMADIĞINDAN DENKLEŞTİRME TALEBİ REDDEDİLMELİDİR.
T.C.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/3849
Karar No : 2025/2719
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 15.05.2024
SAYISI : 2024/1159 E., 2024/1357 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; mirasbırakanları Halil İbrahim T.'un 1996’da öldüğünü, mirasçı olarak müvekkilleri, davalı ve dava dışı Fatma A.’in olduğunu, murisin sağlığında oğlu davalı Zeki’ye ivazsız olarak bir taşınmaz bağışladığını ileri sürerek; davanın kabulünü, murisin davalıya bağışladığı tarla niteliğindeki taşınmaz karşılığı davalı tarafından edinilen bağımsız bölümlerin dava tarihi itibarıyla değerlerinin tespiti ile terekeye iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “tarafların murisi Halil İbrahim T.'un 12/05/1996 tarihinde vefat ettiği, geride Nizamettin, Sebahattin, Dudu, Fatma ve Zeki'nin kaldığı, bütün mirasçıların dosyada taraf sıfatının bulunduğu, murisin vefat tarihi itibariyle 743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisinin uygulanması gerektiği, davaya konu 1125 ada 16 parsel (eski 508 parsel) sayılı taşınmazın muris tarafından davalıya ‘kayıtsız, şartsız, bedelsiz’ 30/09/1992 tarihinde bağışlandığı, bağış tarihinden 3 ay sonra taşınmaz üzerine Ziraat Bankası lehine ipotek tesis işlemi yapıldığı, bağış tarihinde tarla vasfında olduğu, 2008 yılında imar uygulaması yapıldığı, taşınmaz üzerinde sonradan yapı inşa edildiği ve kat mülkiyetine geçildiği görülmekle murise ait tüm taşınmazların dava konusu taşınmazın bağış yapıldığı tarih, vefat ve dava tarihi itibari ile değerlerinin tespiti hususunda keşif yapıldığı, hazırlanan raporda tablo halinde değer tespiti yapıldığı, dinlenen tanık beyanlarında davacı tanıklarının dava konusu taşınmazın, davalıya muris tarafından tavuk çiftliği kurması için verildiği ve taşınmazın devrinden sonra kredi kullanarak tavuk çiftliği kurduğu beyan edilmekle beyanların tutarlı olduğu ve devirden 3 ay sonra taşınmaz aleyhine kurulan ipotek tesisi ile uyumlu olduğu, murisin davalıya dava konusu yeri iş kurması için verdiği, artık karine olarak miras hissesine mahsuben verildiğinin kabulünün gerektiği ve murisin ölüm tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 743 sayılı Kanunun 603 vd. maddelerinden bu taşınmazın iadeye tabi olduğu, yine bu hususta 604. madde gereğince davalının seçimlik hakkı bulunduğu, davalıya verilen sürede davalının seçimlik hakkını ‘hissesinden fazla olsa bile kıymetinin mahsubu’ yönünde kullandığı, 607. madde gereğince TMK'dan farklı olarak denkleştirme tarihi değil, taşınmazın mirasın açıldığı (murisin ölümü) tarih itibari ile tespit edilen değerinin terekeye eklenmesi sureti ile miras payının mahsubu sonucu belirlenmesi gerektiği, murisin vefat tarihinde eşi Emine hayatta olduğundan ve onun payında yeniden bütün mirasçıların hakkı bulunduğundan bilirkişi raporunda murisin terekesi 20 pay olarak kabul edilerek hesaplama yapılmış olup, murisin ölüm tarihi itibari ile (dava konusu taşınmazın tarla vasfında olduğu da nazara alınarak) murisin net terekesinin 53.470,24 TL olduğu, davalının yasal miras payının 3/20 olduğu (Emine o dönem sağ olduğundan), dava konusu taşınmazın muris ölüm tarihi itibari ile değerinin 21.136,06 TL olarak belirlendiği, davalının miras payının 8.020,53 TL olması gerekirken, dava konusu taşınmazın terekeden mahsubu sonucu 32.334,18 TL den de 4.850,12 TL miras payı aldığı anlaşılmakla 21.136,06 + 4.850,12 =25.986,18 TL pay aldığı, alması gereken miras payının mahsubu ile 17.965,65 TL'nin diğer mirasçıların miras payına ait olduğu, dosya kapsamında eksik harç tamamlatılıp, tahkikatın tamamlanacağı bildirilmesine rağmen, davacı tarafından 10.000,00 TL üzerinden açılan kısmi davada ıslah yapılmadığı, beyan dilekçesinde sunulan şartın geçerli olmadığı, eski kanun hükümlerine göre iade edilecek tutarın güncel değerinin hesaplanmasının mümkün olmadığı, davalının seçimlik hakkı ve davacının talebi ile bağlı kalınarak davanın dava dilekçesindeki değer üzerinden” davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 hükmü uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; denkleştirmeye tabi tasarrufun murisin ölüm tarihi yani 12.05.1996 itibarıyla 21.136,06 TL olduğu gerekçesiyle bu değer üzerinden karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, davalının bilahare 13 adet bağımsız bölüm sahibi olduğunu, murisin ölüm tarihi olan 12.05.1996 tarihindeki eski para ile 21.136,06 TL olan bedelin günümüz tarihindeki ekonomik karşılığı tespit edilerek, bedel üzerinden dosyayı ıslah edebilmeleri için süre verilmesini talep etmelerine rağmen beyanları dikkate alınmaksızın bilirkişi raporu ve kanun hükümleri hatalı yorumlanarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bağışın koşullu yapılmadığını, bağışlamaya yüklemeler koyulmadığını, murisin tasarrufunun tenkise tabi kazandırma olduğu, davanın bu nedenle reddinin gerektiğini, davacıların saklı paylarının zedelendiğini Emine ile yaptıkları anlaşma senedi tarihi olan 26.08.2016 tarihinde öğrendikleri varsayımıyla ve bu tarihten itibaren bir yıl geçtiğinden (TMK 571) tenkis davası da açamayacaklarını anlayınca görülmekte olan davayı açtıklarını, davacıların kötü niyetli olduklarını, tenkis davası açamayacaklarını anlayınca denkleştirme davası açtıklarını, murisin miras payına karşılık olsun düşüncesi ve kastı altında bir bağışta bulunmadığı, aksine kayıtsız ve şartsız iadeye tabi olmayan bağışta bulunduğu halde davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin bağış niteliğindeki murisin tasarrufu hakkında tenkis davası açamayacaklarını anlayan kötü niyetli davacıların davasının reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, mirasta denkleştirme istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının değerlendirilmesinde; 4721 sayılı TMK’nın “Mirasta Denkleştirme” başlığını taşıyan 669. maddesi; “Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler. Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tabidir.” düzenlemesini ihtiva etmektedir.
Toplanan delillerden; dava konusu 508 parsel (yeni 16 parsel) sayılı taşınmazın 30.09.1992 tarihinde muris tarafından bilâ bedel ve kayıtsız şartsız olarak davalıya hibe edildiği, murisin terekeye iade kastının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Murisin tahakkuk eden bu kastı karşısında, Türk Medeni Kanunu'nun 669. maddesinin şartlarının oluşmadığı ve davanın reddi gerektiği düşünülmeden, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) No.lu bentte açıklanan nedenlerle reddine,
3. (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Başkan V. Üye Üye Üye Üye
Ayşe Tartıcı Çevikbaş Sevinç Türközmen Suat Arslan Mustafa Erol Bayram Şen
TAŞINMAZ MURİS TARAFINDAN BİLÂ BEDEL VE KAYITSIZ ŞARTSIZ OLARAK DAVALIYA HİBE EDİLDİĞİ İÇİN MURİSİN TEREKEYE İADE KASTI BULUNMADIĞINDAN DENKLEŞTİRME TALEBİ REDDEDİLMELİDİR.
T.C.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/3849
Karar No : 2025/2719
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 15.05.2024
SAYISI : 2024/1159 E., 2024/1357 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; mirasbırakanları Halil İbrahim T.'un 1996’da öldüğünü, mirasçı olarak müvekkilleri, davalı ve dava dışı Fatma A.’in olduğunu, murisin sağlığında oğlu davalı Zeki’ye ivazsız olarak bir taşınmaz bağışladığını ileri sürerek; davanın kabulünü, murisin davalıya bağışladığı tarla niteliğindeki taşınmaz karşılığı davalı tarafından edinilen bağımsız bölümlerin dava tarihi itibarıyla değerlerinin tespiti ile terekeye iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “tarafların murisi Halil İbrahim T.'un 12/05/1996 tarihinde vefat ettiği, geride Nizamettin, Sebahattin, Dudu, Fatma ve Zeki'nin kaldığı, bütün mirasçıların dosyada taraf sıfatının bulunduğu, murisin vefat tarihi itibariyle 743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisinin uygulanması gerektiği, davaya konu 1125 ada 16 parsel (eski 508 parsel) sayılı taşınmazın muris tarafından davalıya ‘kayıtsız, şartsız, bedelsiz’ 30/09/1992 tarihinde bağışlandığı, bağış tarihinden 3 ay sonra taşınmaz üzerine Ziraat Bankası lehine ipotek tesis işlemi yapıldığı, bağış tarihinde tarla vasfında olduğu, 2008 yılında imar uygulaması yapıldığı, taşınmaz üzerinde sonradan yapı inşa edildiği ve kat mülkiyetine geçildiği görülmekle murise ait tüm taşınmazların dava konusu taşınmazın bağış yapıldığı tarih, vefat ve dava tarihi itibari ile değerlerinin tespiti hususunda keşif yapıldığı, hazırlanan raporda tablo halinde değer tespiti yapıldığı, dinlenen tanık beyanlarında davacı tanıklarının dava konusu taşınmazın, davalıya muris tarafından tavuk çiftliği kurması için verildiği ve taşınmazın devrinden sonra kredi kullanarak tavuk çiftliği kurduğu beyan edilmekle beyanların tutarlı olduğu ve devirden 3 ay sonra taşınmaz aleyhine kurulan ipotek tesisi ile uyumlu olduğu, murisin davalıya dava konusu yeri iş kurması için verdiği, artık karine olarak miras hissesine mahsuben verildiğinin kabulünün gerektiği ve murisin ölüm tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 743 sayılı Kanunun 603 vd. maddelerinden bu taşınmazın iadeye tabi olduğu, yine bu hususta 604. madde gereğince davalının seçimlik hakkı bulunduğu, davalıya verilen sürede davalının seçimlik hakkını ‘hissesinden fazla olsa bile kıymetinin mahsubu’ yönünde kullandığı, 607. madde gereğince TMK'dan farklı olarak denkleştirme tarihi değil, taşınmazın mirasın açıldığı (murisin ölümü) tarih itibari ile tespit edilen değerinin terekeye eklenmesi sureti ile miras payının mahsubu sonucu belirlenmesi gerektiği, murisin vefat tarihinde eşi Emine hayatta olduğundan ve onun payında yeniden bütün mirasçıların hakkı bulunduğundan bilirkişi raporunda murisin terekesi 20 pay olarak kabul edilerek hesaplama yapılmış olup, murisin ölüm tarihi itibari ile (dava konusu taşınmazın tarla vasfında olduğu da nazara alınarak) murisin net terekesinin 53.470,24 TL olduğu, davalının yasal miras payının 3/20 olduğu (Emine o dönem sağ olduğundan), dava konusu taşınmazın muris ölüm tarihi itibari ile değerinin 21.136,06 TL olarak belirlendiği, davalının miras payının 8.020,53 TL olması gerekirken, dava konusu taşınmazın terekeden mahsubu sonucu 32.334,18 TL den de 4.850,12 TL miras payı aldığı anlaşılmakla 21.136,06 + 4.850,12 =25.986,18 TL pay aldığı, alması gereken miras payının mahsubu ile 17.965,65 TL'nin diğer mirasçıların miras payına ait olduğu, dosya kapsamında eksik harç tamamlatılıp, tahkikatın tamamlanacağı bildirilmesine rağmen, davacı tarafından 10.000,00 TL üzerinden açılan kısmi davada ıslah yapılmadığı, beyan dilekçesinde sunulan şartın geçerli olmadığı, eski kanun hükümlerine göre iade edilecek tutarın güncel değerinin hesaplanmasının mümkün olmadığı, davalının seçimlik hakkı ve davacının talebi ile bağlı kalınarak davanın dava dilekçesindeki değer üzerinden” davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 hükmü uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; denkleştirmeye tabi tasarrufun murisin ölüm tarihi yani 12.05.1996 itibarıyla 21.136,06 TL olduğu gerekçesiyle bu değer üzerinden karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, davalının bilahare 13 adet bağımsız bölüm sahibi olduğunu, murisin ölüm tarihi olan 12.05.1996 tarihindeki eski para ile 21.136,06 TL olan bedelin günümüz tarihindeki ekonomik karşılığı tespit edilerek, bedel üzerinden dosyayı ıslah edebilmeleri için süre verilmesini talep etmelerine rağmen beyanları dikkate alınmaksızın bilirkişi raporu ve kanun hükümleri hatalı yorumlanarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bağışın koşullu yapılmadığını, bağışlamaya yüklemeler koyulmadığını, murisin tasarrufunun tenkise tabi kazandırma olduğu, davanın bu nedenle reddinin gerektiğini, davacıların saklı paylarının zedelendiğini Emine ile yaptıkları anlaşma senedi tarihi olan 26.08.2016 tarihinde öğrendikleri varsayımıyla ve bu tarihten itibaren bir yıl geçtiğinden (TMK 571) tenkis davası da açamayacaklarını anlayınca görülmekte olan davayı açtıklarını, davacıların kötü niyetli olduklarını, tenkis davası açamayacaklarını anlayınca denkleştirme davası açtıklarını, murisin miras payına karşılık olsun düşüncesi ve kastı altında bir bağışta bulunmadığı, aksine kayıtsız ve şartsız iadeye tabi olmayan bağışta bulunduğu halde davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin bağış niteliğindeki murisin tasarrufu hakkında tenkis davası açamayacaklarını anlayan kötü niyetli davacıların davasının reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, mirasta denkleştirme istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının değerlendirilmesinde; 4721 sayılı TMK’nın “Mirasta Denkleştirme” başlığını taşıyan 669. maddesi; “Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler. Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tabidir.” düzenlemesini ihtiva etmektedir.
Toplanan delillerden; dava konusu 508 parsel (yeni 16 parsel) sayılı taşınmazın 30.09.1992 tarihinde muris tarafından bilâ bedel ve kayıtsız şartsız olarak davalıya hibe edildiği, murisin terekeye iade kastının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Murisin tahakkuk eden bu kastı karşısında, Türk Medeni Kanunu'nun 669. maddesinin şartlarının oluşmadığı ve davanın reddi gerektiği düşünülmeden, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) No.lu bentte açıklanan nedenlerle reddine,
3. (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Başkan V. Üye Üye Üye Üye
Ayşe Tartıcı Çevikbaş Sevinç Türközmen Suat Arslan Mustafa Erol Bayram Şen

