TEBLİĞ TARİHİNDE TUTUKLU OLAN DAVACIYA TEBLİGATIN ULAŞTIRILDIĞINA DAİR CEZA İNFAZ KURUMU MÜDÜRÜ VEYA YETKİLİ MEMURUNCA DÜZENLENMİŞ TUTANAK YER ALMADIĞINDAN YAPILAN TEBLİGAT USÛLSÜZDÜR.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No : 2025/2-390
Karar No : 2025/937
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
TARİHİ : 05.03.2025
SAYISI : 2023/2 E., 2025/6 K.
1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 2. Hukuk Dairesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı dava dilekçesinde; İstanbul Anadolu 16. Aile Mahkemesinin 2017/134 Esas sayılı babalık davasında davacı olduğunu, Ankara 10. Aile Mahkemesinin 2020/167 Talimat sayılı dosyasında istinabe yoluyla yapılan fethi kabir işleminin kararlaştırılan saatten önce yapıldığını, sonrasında ise tüm itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, yapılan işlemlerin taraflı ve adaletten uzak olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı
5. Davalı Maliye Hazinesi vekili cevap dilekçesinde; zarar, kast ve illiyet bağı bulunmadığından tazminatın koşullarının oluşmadığını, ayrıca zamanaşımı def'in de bulunduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
6. İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.01.2023 tarihli ve 2023/6 Esas, 2023/4 Karar sayılı kararı ile davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46. maddesi kapsamında tazminat davası olup Devlet aleyhine açılan tazminat davalarının Kanun’un 47/1. maddesi gereğince Yargıtay ilgili hukuk dairesinin görevine girdiği gerekçesiyle dosyanın Yargıtay ilgili hukuk dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Özel Daire Kararı
7. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 05.03.2025 tarihli ve 2023/2 Esas, 2025/6 Karar sayılı kararı ile; “… Davacı tarafın 12.11.2024 günlü oturuma gelmediği mazeret bildirmediği ve davalı vekilinin de dosyayı takip etmediklerini bildirmesi üzerine dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği 12.11.2024 tarihinden bugüne kadar HMK.150/5 maddesinde belirtilen 3 aylık süre geçtiği halde yenilenmeyen dava dosyasının açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanısına varılmıştır.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
HMK.nun 150/5 maddesi gereğince, DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı Hazine yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı Hazine vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. maddesinin 3 numaralı bendi gereğince 46,500,00-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı hazineye verilmesine,…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi
8. Özel Daire kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
II. GEREKÇE
9. Dava, HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
10. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde adil yargılanma hakkı; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde ifade edilmiştir.
11. Yine Anayasanın 90/son hükmü uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınacağı ifade edilmiştir.
12. Bu bağlamda, ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (Sözleşme) 6. maddesinde adil yargılanma hakkı ayrıntılı bir şekilde yer almış olup, gerek Anayasa gerekse Sözleşme düzenlemelerine koşut olarak da hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir.
13. Hukuki dinlenilme hakkı HMK’nın 27. maddesinde;
“(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir” şeklinde yer almış olup yargılama sırasında yapılacak tebligatların sıhhati de kişinin kendisi ile ilgili yargılamadan haberdar olma ve bilgilenme hakkıyla doğrudan ilgilidir.
14. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olmakla birlikte, hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak yargılama sırasındaki tebligatların da 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) ve bu Kanun kapsamında çıkarılan Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in (Tebligat Yönetmeliği) öngördüğü usul dairesinde gerçekleştirilmesi gerekir.
15. 7201 sayılı Kanun’un “Mevkuf ve mahkümlara tebligat” başlıklı 19. maddesine göre tutuklu ve hükümlülere ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder. Aynı şekilde Tebligat Yönetmeliğinin “Tutuklu ve hükümlülere tebligat” başlıklı 28. maddesi de;
“(1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.
(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.
(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.
(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır” şeklindedir.
16. Önemi nedeniyle hemen belirtilmesi gereken bir diğer husus da HMK’nın 150. maddesinde düzenlenen davanın takipsiz bırakılması hâlidir. HMK’nın “Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması” başlıklı 150. maddesi;
“(1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
(2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.
(3) Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır.
(4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.
(5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
(6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.
(7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır.” şeklinde olup taraflarca takipsiz bırakılan dosyanın işlemden kaldırılması ve nihayetinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilebilmesinin ön koşulu, madde metninden de anlaşıldığı üzere, tarafların usulüne uygun şekilde davet edilmiş olmasıdır ki bu dahi usulüne uygun tebligatın hukuki dinlenilme hakkı ile ne derece sıkı bir ilişki içinde olduğuna işaret eder.
17. Yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelindiğinde; dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, davacının İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/2.3 Esas sayılı dosyası kapsamında 02.09.2024 ilâ 22.10.2024 ve 24.10.2024 ilâ 31.01.2025 tarihleri arasında tutuklu olduğu, tutuklu bulunduğu sırada vekili Avukat P.S.A.’ın davacı vekilliğinden istifa ettiğine dair 16.09.2024 tarihli dilekçe sunduğu, istifa dilekçesinin üzerine Özel Dairece 12.11.2024 tarihli duruşma gün ve saatinin mazbatayla davacının adresine tebliğe çıkarıldığı, bu ilk tebligatın 04.10.2024 tarihinde “Muhatabın geçici olarak cezaevinde gittiğini, muhatapla aynı konutta ikamet ettiğini beyan eden görünüşe göre 18 yaşını bitirmiş ve ehliyeti olan annesi Hatice Gülten E.” şerhiyle tebliğ edildiği; akabinde Özel Dairece aynı içerik ve şekildeki ikinci tebligatın ise Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna çıkarıldığı ve 09.10.2024 tarihinde üzerine “Gösterilen adreste muhatap iş takibinde olduğundan daimi çalışanı işçisi olduğunu beyan eden Fadime Kübra A. imzasına tebliğ edildi” şerhi işlenerek Fadime Kübra A. imzasına tebliğ edildiği, dosya kapsamında tebliğ tarihinde tutuklu olan davacıya başkaca tebligatın ulaştırıldığına dair Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu müdürü veya yetkili memuru tarafından düzenlenmiş tutanak yer almadığı, anılan bu tebligatlar doğrultusunda Özel Dairece 12.11.2024 tarihli duruşmada takipsiz kalan dosyanın işlemden kaldırılmasına ve nihayetinde de 05.03.2025 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
18. Şu hâlde, davacının tutuklu olduğu sırada istifa eden vekilinin istifa dilekçesi ile 12.11.2024 tarihli duruşma gün ve saatinin yukarıda anılan 7201 sayılı Kanun ve Tebligat Yönetmeliği kapsamında usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği kabul edilemeyeceğinden, 12.11.2024 tarihli duruşmada taraflarca takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılması ve nihayetinde de 05.03.2025 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
19. Hâl böyle olunca usul ve yasaya aykırı olduğu tespit edilen Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın bozulması gerekir.
III. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
TEBLİĞ TARİHİNDE TUTUKLU OLAN DAVACIYA TEBLİGATIN ULAŞTIRILDIĞINA DAİR CEZA İNFAZ KURUMU MÜDÜRÜ VEYA YETKİLİ MEMURUNCA DÜZENLENMİŞ TUTANAK YER ALMADIĞINDAN YAPILAN TEBLİGAT USÛLSÜZDÜR.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No : 2025/2-390
Karar No : 2025/937
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
TARİHİ : 05.03.2025
SAYISI : 2023/2 E., 2025/6 K.
1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 2. Hukuk Dairesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı dava dilekçesinde; İstanbul Anadolu 16. Aile Mahkemesinin 2017/134 Esas sayılı babalık davasında davacı olduğunu, Ankara 10. Aile Mahkemesinin 2020/167 Talimat sayılı dosyasında istinabe yoluyla yapılan fethi kabir işleminin kararlaştırılan saatten önce yapıldığını, sonrasında ise tüm itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, yapılan işlemlerin taraflı ve adaletten uzak olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı
5. Davalı Maliye Hazinesi vekili cevap dilekçesinde; zarar, kast ve illiyet bağı bulunmadığından tazminatın koşullarının oluşmadığını, ayrıca zamanaşımı def'in de bulunduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
6. İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.01.2023 tarihli ve 2023/6 Esas, 2023/4 Karar sayılı kararı ile davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46. maddesi kapsamında tazminat davası olup Devlet aleyhine açılan tazminat davalarının Kanun’un 47/1. maddesi gereğince Yargıtay ilgili hukuk dairesinin görevine girdiği gerekçesiyle dosyanın Yargıtay ilgili hukuk dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Özel Daire Kararı
7. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 05.03.2025 tarihli ve 2023/2 Esas, 2025/6 Karar sayılı kararı ile; “… Davacı tarafın 12.11.2024 günlü oturuma gelmediği mazeret bildirmediği ve davalı vekilinin de dosyayı takip etmediklerini bildirmesi üzerine dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği 12.11.2024 tarihinden bugüne kadar HMK.150/5 maddesinde belirtilen 3 aylık süre geçtiği halde yenilenmeyen dava dosyasının açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanısına varılmıştır.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
HMK.nun 150/5 maddesi gereğince, DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı Hazine yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı Hazine vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. maddesinin 3 numaralı bendi gereğince 46,500,00-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı hazineye verilmesine,…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi
8. Özel Daire kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
II. GEREKÇE
9. Dava, HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
10. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde adil yargılanma hakkı; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde ifade edilmiştir.
11. Yine Anayasanın 90/son hükmü uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınacağı ifade edilmiştir.
12. Bu bağlamda, ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (Sözleşme) 6. maddesinde adil yargılanma hakkı ayrıntılı bir şekilde yer almış olup, gerek Anayasa gerekse Sözleşme düzenlemelerine koşut olarak da hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir.
13. Hukuki dinlenilme hakkı HMK’nın 27. maddesinde;
“(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir” şeklinde yer almış olup yargılama sırasında yapılacak tebligatların sıhhati de kişinin kendisi ile ilgili yargılamadan haberdar olma ve bilgilenme hakkıyla doğrudan ilgilidir.
14. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olmakla birlikte, hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak yargılama sırasındaki tebligatların da 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) ve bu Kanun kapsamında çıkarılan Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in (Tebligat Yönetmeliği) öngördüğü usul dairesinde gerçekleştirilmesi gerekir.
15. 7201 sayılı Kanun’un “Mevkuf ve mahkümlara tebligat” başlıklı 19. maddesine göre tutuklu ve hükümlülere ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder. Aynı şekilde Tebligat Yönetmeliğinin “Tutuklu ve hükümlülere tebligat” başlıklı 28. maddesi de;
“(1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.
(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.
(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.
(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır” şeklindedir.
16. Önemi nedeniyle hemen belirtilmesi gereken bir diğer husus da HMK’nın 150. maddesinde düzenlenen davanın takipsiz bırakılması hâlidir. HMK’nın “Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması” başlıklı 150. maddesi;
“(1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
(2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.
(3) Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır.
(4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.
(5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
(6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.
(7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır.” şeklinde olup taraflarca takipsiz bırakılan dosyanın işlemden kaldırılması ve nihayetinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilebilmesinin ön koşulu, madde metninden de anlaşıldığı üzere, tarafların usulüne uygun şekilde davet edilmiş olmasıdır ki bu dahi usulüne uygun tebligatın hukuki dinlenilme hakkı ile ne derece sıkı bir ilişki içinde olduğuna işaret eder.
17. Yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelindiğinde; dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, davacının İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/2.3 Esas sayılı dosyası kapsamında 02.09.2024 ilâ 22.10.2024 ve 24.10.2024 ilâ 31.01.2025 tarihleri arasında tutuklu olduğu, tutuklu bulunduğu sırada vekili Avukat P.S.A.’ın davacı vekilliğinden istifa ettiğine dair 16.09.2024 tarihli dilekçe sunduğu, istifa dilekçesinin üzerine Özel Dairece 12.11.2024 tarihli duruşma gün ve saatinin mazbatayla davacının adresine tebliğe çıkarıldığı, bu ilk tebligatın 04.10.2024 tarihinde “Muhatabın geçici olarak cezaevinde gittiğini, muhatapla aynı konutta ikamet ettiğini beyan eden görünüşe göre 18 yaşını bitirmiş ve ehliyeti olan annesi Hatice Gülten E.” şerhiyle tebliğ edildiği; akabinde Özel Dairece aynı içerik ve şekildeki ikinci tebligatın ise Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna çıkarıldığı ve 09.10.2024 tarihinde üzerine “Gösterilen adreste muhatap iş takibinde olduğundan daimi çalışanı işçisi olduğunu beyan eden Fadime Kübra A. imzasına tebliğ edildi” şerhi işlenerek Fadime Kübra A. imzasına tebliğ edildiği, dosya kapsamında tebliğ tarihinde tutuklu olan davacıya başkaca tebligatın ulaştırıldığına dair Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu müdürü veya yetkili memuru tarafından düzenlenmiş tutanak yer almadığı, anılan bu tebligatlar doğrultusunda Özel Dairece 12.11.2024 tarihli duruşmada takipsiz kalan dosyanın işlemden kaldırılmasına ve nihayetinde de 05.03.2025 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
18. Şu hâlde, davacının tutuklu olduğu sırada istifa eden vekilinin istifa dilekçesi ile 12.11.2024 tarihli duruşma gün ve saatinin yukarıda anılan 7201 sayılı Kanun ve Tebligat Yönetmeliği kapsamında usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği kabul edilemeyeceğinden, 12.11.2024 tarihli duruşmada taraflarca takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılması ve nihayetinde de 05.03.2025 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
19. Hâl böyle olunca usul ve yasaya aykırı olduğu tespit edilen Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın bozulması gerekir.
III. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

