KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

VEKALET ÜCRETİ AÇISINDAN DA USÛLÎ KAZANILMIŞ HAK DOĞAR.

T.C.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ

Esas No       : 2025/2030
Karar No      : 2025/2522

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                       :
 İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
TARİHİ                                 : 29.05.2024
SAYISI                                 : 2022/2638 E., 2024/1283 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.01.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davacılar Neriman G. vd. vekili Av. A.F.Ç. ile temyiz edilen davalı Necdet Ü. vekili Av. B.D. geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer davalılar gelmedi. Yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulü ile önceki günlü geri çevirme kararı ile getirtilen evraklarla birlikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili asıl davada; müvekkillerinin murisi Mesut Ü. adına kayıtlı iken Çatalca 1. Noterliğinin 06.10.1998 tarih 13209 yevmiye numaralı sözleşmesine istinaden F. Mahallesi, 122 ada 18, 74 ada 28, 230 ada 5, 232 ada7, 239 ada 112, 239 ada 71 parsel, M. Mahallesi, 6, 9 230, 386, 422, 477, 490, 608, 613, 674, 711, 766, 777, 799, 828, 829, 1014, 1087, 1133, 1190, 1208, 1248, 1295, 1386, 1531, 1532, 1612 parseller ile davalının muristen alıp 3.kişilere devrettiği M. Mahallesi, 662, 103, 204, 194, 1532, 954, 611 parsel ve Çatalca ilçesinde kain 5 parsel sayılı taşınmazlara yönelik murisin veraset ilamı uyarınca hak sahiplikleri oranında mirasçı olan müvekkilleri adına kayıt ve tescili, devredilen taşınmazlar yönünden ise zararın tazmini için Mahkemenin 2001/222 Esas, 2003/375 Karar sayılı dosyası ile dava açtıklarını, Çatalca 1. Noterliğinde yapılan sözleşmenin mirastan feragat sözleşmesi olarak kabul edilerek muvazaanın ispat edilmediği gerekçesi ile davanın reddedildiğini ve derecattan geçerek kesinleştiğini; bunun üzerine Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/17 Esas, 2011/81 Karar sayılı dava dosyasında Çatalca 1. Noterliğinin 06.10.1998 tarih 13209 yevmiye numaralı sözleşmesinin iptali için açılan davada Mahkemenin davayı reddettiğini, temyiz yoluna başvurulduğunu ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin ilgili kararı ile TMK'nın 613. maddesi uyarınca yapılmış sözleşme olup mirasbırakanın sözleşmeye katılması veya muvafakat etmesi halinde sözleşmenin geçerli olacağı, mirasbırakanın sözleşme tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığının saptandığı, dolayısıyla sözleşmenin geçersiz olup ileri sürülmesinin hak düşürücü süre ya da zamanaşımına tabi olmadığından bahisle kararın bozulduğu, Mahkemece Yargıtay bozma kararına uyularak 2013/522 Esas, 2014/337 Karar sayılı kararla sözleşmenin hükümsüzlüğüne karar verildiği ve derecattan geçerek kesinleştiğini; bu ilamın kesin delil niteliğinde olduğunu, HMK'nın 375/(1)-ç, d ve ı bendleri uyarınca talep hakkının Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının kesinleştiği tarih olan 20.06.2016 tarihinde doğduğunu ve üç aylık yasal süre içerisinde başvuruda bulunduklarını ileri sürerek yargılamanın iadesini talep etmiştir.

Bu dava ile birleştirilen Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/299 Esas, 2016/286 Karar sayılı davasında davacılar vekili; dava dosyasının Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/481 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesi talepleri bulunduğunu, davalılardan Göksel ve Gürol'un davalı Necdet'in oğulları, davalı Aykut ve Ahmet'in ise Necdet'in yakınları ve ortakları olduğunu, yargılamanın iadesine konu taşınmazların bir kısmının halen davalı Necdet adına tapuda kayıtlı olup bir kısım taşınmazları ise muvazaalı olarak diğer davalılara devrettiğini, yargılamanın iadesine konu maddi vakıaları yinelediklerini, mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle davalılar adına oluşan tapu kaydının yolsuz olduğunu ileri sürerek İstanbul ili, Çatalca ilçesi, 122 ada 18, 74 ada 28, 230 ada 5, 232 ada 7, 239 ada 112, 239 ada 71 parsel; M. beldesinde kain 6,9, 230, 386, 422, 477, 490, 608, 613, 674, 711, 766, 777, 799, 828, 829, 1014, 1087, 1133, 1190, 1208, 1248, 1295, 1386, 1531, 1532 ve1612 parsel, davalı Necdet tarafından üçüncü kişilere devredilen ve tazminata konu M. beldesi 662, 103, 204, 194, 1532, 954 ve 611 parsel, Çatalca ilçesinde kain 5 parsel, davalı Necdet tarafından diğer davalılara devredilen M. Mahallesi 109 ada 15, 129 ada 126 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile muris Maksut Ü.'in mirasçılık belgesindeki payları oranında müvekkili davacılar adına tesciline, bunun mümkün görülmemesi halinde taşınmazların rayiç değerlerinin tespiti ile dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile payları oranında müvekkillerine verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Necdet Ü. vekili; derdestlik itirazında bulunduklarını, dava konusu taşınmazların değerinin 50.000,00 TL’nin çok üzerinde olduğunu, eksik harcın tamamlanması gerektiğini, aynı konuda kesin hüküm bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

1. Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.12.2016 tarihli ve 2016/481 Esas, 2016/701 Karar sayılı kararıyla; asıl ve birleştirilen davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 12.12.2017 tarihli ve 2017/899 Esas, 2017/1238 Karar sayılı kararıyla; davacının asıl davada yargılamanın iadesini, birleştirilen davada ise yolsuz tescile dayalı tapu iptali ve tescil-bedel isteminde bulunduğu, birleştirilen dava açısından derdestlikten bahsedilemeyeceği, 2015/684 Esas, 2015/678 Karar sayılı davanın bekletici mesele yapılarak asıl ve birleştirilen davada ayrı ayrı karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

3. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma-gönderme kararı üzerine, Mahkemece birleştirilen davanın tefrikine karar verilerek birleştirilen Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/299 Esas, 2016/286 Karar (gönderme sonrası Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/385 Esas) sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin 11.02.2021 tarihli ve 2020/385 Esas, 2021/94 Karar sayılı kararıyla; davanın tapu iptali ve tescil, kabul görmemesi halinde tazminat davası olarak açıldığı, mevcut davada ileri sürülen hukuki sebeplerin daha önceden Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/222 Esas, 2003/375 Karar sayılı davasında tartışıldığı ve reddedilerek kesinleştiği, yine benzer nitelikteki Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/84 Esas sayılı davasının da reddildiği, Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/222 Esas sayılı davası ile alakalı olarak yapılan yargılamanın iadesi talebinin de reddedilerek kesinleştiği, 2001/222 Esas sayılı dava dosyasının gerekçesinden de anlaşıldığı üzere davacıların taleplerinin aynı olduğu ve gerekçenin tartışma bölümünde bunlara değinildiği ve sonuç itibariyle reddedilip mevcut haliyle kesinleştiği gerekçeleri ile açılan davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 12.07.2021 tarihli ve 2021/1029 Esas, 2021/1057 Karar sayılı kararıyla; Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/684 Esas, 2015/678 Karar sayılı 27.10.2015 tarihli kararı ile davacılar tarafından Necdet Ü. aleyhine açılan Mahkemenin 2001/222 Esas, 2003/375 Karar sayılı dosyası ile ilgili yargılamanın iadesi davasında, HMK'nın 375. maddesinde tahdidi olarak sayılan yargılamanın iadesi sebeplerinin bulunmadığından bahisle mesmu olmayan davanın reddine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2016/11329 Esas, 2019/2616 Karar sayılı kararı ile "Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 377. maddesinde b, c, ç, d, e bentleri ayrık tutularak her halde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesi tarihinden itibaren 10 yıl düzenlemesine yer verilmiş olup iadesi istenen hüküm 11.10.2004 tarihinde kesinleşmiş, eldeki dava ise 02.10.2015 tarihinde açılmış, dolayısı ile 10 yıllık süre geçmiştir. Davanın reddi kararı bu gerekçe ve sonucu itibari ile doğru olduğuna göre, davacıların yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına," şeklinde karar verildiği; karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2019/3163-5898 Esas-Karar sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verildiği, kararın 18.11.2019 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat isteğine ilişkin olup yargılamanın iadesi talebi reddolunduğuna ve kesinleştiğine göre davalı Necdet ve ondan taşınmazları devralan davalılar yönünden yolsuz tescil koşullarının varlığından söz edilemeyeceği, kaldı ki, bir mahkeme kararının aynı düzeyde bir başka mahkemece yok sayılamayacağı ve ortadan kaldırılamayacağı, bu nedenle davanın esastan reddi gerekirken, kesin hükmün varlığından davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davanın esastan reddine dava değeri dikkate alınmak suretiyle kesin olarak karar verilmiş, davacılar vekilinin temyiz başvurusu 23.09.2021 tarihli ek kararla reddedilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin 12.07.2021 tarih ve 2021/1029 Esas, 2021/1057 Karar sayılı kararı ve 23.09.2021 tarihli ek kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 26.05.2022 tarihli ve 2021/9775 Esas, 2022/4272 Karar sayılı kararı ile “...dava konusu taşınmazlar başında keşif yapılarak Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca taşınmazların dava tarihindeki değerlerinin belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ek kararının ortadan kaldırılmasına, 12.07.2021 tarihli asıl kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/684 Esas, 2015/678 Karar sayılı 27.10.2015 tarihli kararı ile davacılar tarafından Necdet Ü. aleyhine açılan Mahkemenin 2001/222 Esas, 2003/375 Karar sayılı dosyası ile ilgili yargılamanın iadesi davasında HMK'nın 375. maddesinde tahdidi olarak sayılan yargılamanın iadesi sebeplerinin bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verildiği, kararın derecattan geçerek 18.11.2019 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın, yolsuz tescile dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat isteğine ilişkin olup yargılamanın iadesi talebi reddolunduğuna ve kesinleştiğine göre davalı Necdet ve ondan taşınmazları devralan davalılar yönünden yolsuz tescil koşullarının varlığından söz edilemeyeceği, kaldı ki, bir mahkeme kararının aynı düzeyde bir başka mahkemece yok sayılamayacağı ve ortadan kaldırılamayacağı gerekçesi ile davanın esastan reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların önceki malikinin tarafların murisi Maksut Ü. olduğunu, mirasbırakan Maksut Ü.’in dava konusu taşınmazlarını mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak davalı oğlu Necdet Ü.’e satış suretiyle devrettiğini, bu nedenle davacılar tarafından Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/222 Esas sayılı dosyası ile muris muvazaası hukuki sebebine dayalı olarak davalı Necdet Ü. aleyhine tapu iptali ve tescil davası açıldığını, bu dosyada davalı Necdet’in, Çatalca 1. Noterliğinin 06.10.1998 tarih ve 13209 yevmiye nolu sözleşmesi ile davacıların mirastan feragat ettiğini, bu nedenle hak sahibi olmadıklarını savunduğunu, Mahkemece de yapılan yargılama sonunda, belirtilen sözleşmenin mirastan feragat sözleşmesi olarak kabul edilerek davanın reddine karar verildiği, ancak bu davanın ardından davacılarca Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/522 Esas sayılı dosyası ile Çatalca 1. Noterliğinin 06.10.1998 tarih ve 13209 yevmiye nolu mirastan feragat sözleşmesinin iptali için dava açıldığını, bu davada yapılan yargılamada anılan sözleşmenin TMK’nın 475. maddesinde belirtilen mirastan feragat sözleşmesi olmayıp henüz açılmamış bir miras hakkında TMK’nın 613. maddesi uyarınca yapılmış bir sözleşme olduğu, böyle bir sözleşmenin geçerli olabilmesi için mirasbırakanın sözleşmeye katılması ve muvafakat etmesinin zaruri olduğu, murisin tasarruf ehliyetinin bulunmadığının Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunun 28.04.2006 tarih 1392 sayılı raporu ile anlaşıldığından davanın kabulü ile Çatalca 1. Noterliğinin 06.10.1998 tarih ve 13209 yevmiye nolu sözleşmenin hükümsüzlüğüne karar verildiğini, bu kararın ardından yargılamanın iadesi talebinde bulunulduğunu, bu talebin Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/684 Esas, 2015/678 Karar sayılı kararı ile reddedildiğini, ret gerekçesinin ise 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olmasına dayandığını, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğunda Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/522 Esas sayılı dosyasının hünüz kesinleşmemiş olduğunu, bu nedenle HMK’nın 375/1-ı maddesi şartının gerçekleşmediğini, ayrıca mülkiyete dayalı davalarda yargılamanın iadesi bakımından zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin öngörülmediğini, Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/522 Esas, 2014/337 Karar sayılı kararının kesinleşmesinden sonra yeni yargılamanın iadesi sebeplerinin oluştuğunu, bu nedenle de 2. kez Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/47 Esas sayılı dosyası ile yargılamanın iadesi talebinde bulunulduğunu, ancak bu dava üzerine davalının, adına kayıtlı dava konusu taşınmazların bir kısmını davalı oğulları Göksel ve Gürol’a, bir kısımını da davalı yakınları Aykut ve Ahmet’e muvazaalı olarak devrettiğini, bunun üzerine eldeki davanın açıldığını, eldeki davada tapu iptali ve tescil isteminin yanında tazminat talebinin de bulunduğunu, davanın önce yargılamanın iadesi davası ile birleştirildiğini, ancak Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra tekrar eldeki davanın tefrik edildiğini ve Mahkemece Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/222 Esas sayılı dosyasının eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabul edildiği, ancak Bölge Adliye Mahkemesince de davanın esastan reddine karar verildiğini, anılan kararın Dairece bozulduğunu, bozma ilamından sonra eksik araştırma yapıldığını, bir kısım taşınmazlara ait tapu kayıtlarının bulunmadığının tespit edildiğini, ancak bu eksikliklerin yerine getirilmediğini, taşınmazların yargılama sırasında devredilmesi halinde HMK’nın 125. maddesinin gündeme geleceğini, bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, dava konusu taşınmazların yargılama sırasında imar gördüğünü, yeni oluşan parsel kayıtlarının dosya içinde mevcut olmadığını, buna rağmen ezbere hesaplanan 40.343.162,14 TL dava değeri üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/684 Esas sayılı dosyası ile ( birinci yargılamanın iadesi davası) eldeki davanın hiç bir ilgi ve alakasının olmadığını, Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/684 Esas sayılı dosyasının eldeki dava bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceği, davacıların Çatalca 1. Noterliğinin 06.10.1998 tarih ve 13209 yevmiye nolu sözleşmesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi ile tekrardan mirasçılıktan kaynaklanan haklarını talep edebilir hale geldiklerini, Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/222 Esas sayılı dosyasının reddedilmesinin sebebinin tamamen anılan sözleşme olduğunu, Mahkemece de bu sözleşmenin geçersizliğine karar verildiğini, davalı tarafça da davacılar aleyhine anılan sözleşmenin hükümsüzlüğüne karar verilmesi üzerine Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/430 Esas sayılı dosyası ile mirastan feragat sözleşmesi nedeni ile davacılara ödediği bedelin iadesi istemli dava açtığını, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, davalı Necdet’in dava konusu taşınmazları muristen muvazaalı devir yoluyla edindiğini, ayrıca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.

1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, muris Maksut Ü.’in 27.04.2001 tarihinde öldüğü, geride mirasçıları olarak davacı kızları Nazmiye, Nezahat, Nedret ve Neriman ile davalı oğlu Necdet‘in kaldığı, mirasbırakanın dava konusu taşınmazların bir kısmını kadastro tespitlerinden önce tapu kaydı ile, bir kısmını da kadastro tespitlerinden sonra davalı oğlu Necdet’e satış suretiyle devrettiği, davacılarca, anılan temliklerin muris tarafından muvazaalı ve mal kaçırma amacıyla yapıldığı ileri sürülerek davalı Necdet aleyhine Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/222 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, Mahkemenin 09.12.2002 tarih 2001/222 Esas, 2003/375 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, kararın derecattan geçerek kesinleştiği, bu kez davacılar tarafından kesinleşen mahkeme kararına karşı, Mahkemenin Çatalca 1. Noterliğinin 06.10.1998 tarih ve 13209 yevmiye numaralı sözleşmesinin mirastan feragat sözleşmesi kabul edilerek davanın reddine karar verildiği, ancak anılan sözleşmenin iptali için Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2013/522 Esas sayılı davada davanın kabulüne karar verilerek Çatalca 1. Noterliğinin 06.10.1998 tarih ve 13209 yevmiye numaralı sözleşmenin iptaline karar verildiği, bu kararın da derecattan geçerek kesinleştiği ileri sürülerek Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/684 Esas sayılı dosyası ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu, Mahkemenin 27.10.2015 tarihli 2015/684 Esas, 2015/678 Karar sayılı kararı ile yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verildiği, kararın derecattan geçerek kesinleştiği, taşınmazlar imar gördüğünden bir çok parselin oluştuğu ve bazı taşınmazların Necdet tarafından dahili davalılar Ahmet, Aykut, Göksel ve Gürol’a satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır.

2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulması sonucunu doğuracak nitelikte görülmediğinden davacılar vekilinin işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

4. Davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; İlk Derece Mahkemesinin 08.12.2016 tarihli 2016/481 Esas, 2016/701 Karar sayılı kararı ile davanın usulden reddine karar verilerek davalı Necdet vekili lehine 1.800,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedildiği, anılan kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, gönderme kararından sonra yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesinin 11.02.2021 tarihli 2020/385 Esas, 2021/94 Karar sayılı kararı ile yine davanın usulden reddine karar verilerek davalılar lehine 4.080,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedildiği, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, eldeki davada yolsuz tescil koşullarının varlığından söz edilemeyeceği, davanın esastan reddi gerekirken kesin hükmün varlığından davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davanın esastan reddine karar verildiği ve davalılar vekili lehine 4.080,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı tarafça temyiz edilmediği ve bu hususta davacılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınarak, Daire bozma ilamından sonra Bölge Adliye Mahkemesince davalı Necdet vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek nispi vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsizdir.

Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacılar vekilinin işin esasına yönelik yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 3. bendinin hüküm yerinden çıkarılmasına, yerine 3. bent olarak: “Davalı Necdet Ü. kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı Necdet Ü.’e verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,

03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacılar vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı Necdet Ü.’den alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Başkan                   Üye                              Üye                   Üye                  Üye
Öznur Kakillioğlu     Tümer Türkeş Genç     İsmail Aysal      Fikret Demir     İsmail Uçar

BİLGİ : “Yargılama giderlerinden olan vekalet ücreti için de usuli kazanılmış hak doğar” şeklindeki Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 18 Şubat 2020 tarihli kararı için bkz.

https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/yargilama-giderlerinden-olan-vekalet-ucreti-alacagi-icin-de-usuli-kazanilmis-hak-dogar