5510 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ 68/8 HÜKMÜNDEN KAYNAKLANAN UYUŞMAZLIKTA, YÜKLENİCİNİN HAKEDİŞİNDEN YAPILAN KESİNTİLERİN YÜKLENİCİYE İADESİ MÜMKÜN BULUNMAMAKTADIR.
T.C.
YARGITAY
6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2025/3463
KARAR NO : 2025/4449
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu
TARİHİ : 06.10.2025
NUMARASI : 2025/3 E., 2025/3 K.
I. BAŞVURU
Talepte bulunan Av. Zeynep AKTUNA, 24.09.2025 tarihli dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kamu ihaleleri kapsamında idarelerle hizmet alım sözleşmeleri yaptığını, idarelerce dayanak bulunmaksızın müvekkilinin hakedişlerinde kesintiye gidildiğini, bu kesintilerin 5510 sayılı Yasa'nın geçici 68. maddesiyle ilgili olduğunu, ilgili hükmün prim indirimine ait teşvik düzenlemesini içerdiğini, yükleniciye tanınan teşvik indiriminin idareler tarafından hukuka aykırı şekilde hakedişlerden kesildiğini, müvekkilinin prim indiriminden faydalanması için tüm şartlara haiz olduğunu, benzer uyuşmazlıklarda farklı bölge adliye mahkemeleri hukuk daireleri arasında çelişkili uygulamalar olduğunu belirterek, bu çelişkinin giderilmesini, Konya Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu'nca konunun görüşülerek uyuşmazlığın giderilmesi için 5235 Sayılı yasanın 35/1-3. maddesi uyarınca Yargıtay'a başvurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU’NUN KARARI
Başvuru üzerine konu, 06.10.2025 tarihinde yapılan Konya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu’nda görüşülmüş, farklı bölge adliye mahkemelerinin hukuk dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlığın bulunduğu tespit edilmiş, idareler hakkında dava açılarak yapılan kesintinin iadesinin talep edilebilmesi için Hizmet İşleri Genel Şartnamesi (HİGŞ) nin 42. maddesi gereğince hakedişlere usulüne uygun olarak bir ihtirazi kayıt sunulması gerektiği, aksi hâlde talebin reddinin gerekeceği ve bu doğrultudaki Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararlarının isabetli olduğu görüşü benimsenerek, 5235 sayılı Kanun’un 35/3-4 maddesi uyarınca uyuşmazlığın kesin olarak giderilmesi için dosyanın Yargıtay 6 ncı Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KESİN NİTELİKTEKİ KARARLAR VE GEREKÇELERİ
A) Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 26.06.2025 tarih 2024/857 Esas, 2025/1022 Karar sayılı kararı,"...Dava; taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine dayalı olarak davacı hak edişinden yapılan kesintinin istirdatı istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 8.2.1 maddesi gereği eki sayılan Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesinde yüklenicinin geçici hakedişlere itirazı olduğu takdirde, karşı görüşlerinin neler olduğunu ve dayandığı gerekçeleri, idareye vereceği ve bir örneğini de hakediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması ve hakediş raporunu “idareye verilen ... tarihli dilekçemde yazılı ihtirâzi kayıtla.” cümlesini yazarak imzalaması gerekli olduğu, eğer yüklenicinin, hakediş raporunun imzalanmasından sonra tahakkuk işlemi yapılıncaya kadar, yetkililer tarafından hakediş raporunda yapılabilecek düzeltmelere bir itirazı olursa hakedişin kendisine ödendiği tarihten başlamak üzere en çok on gün içinde bu itirazını dilekçe ile idareye bildirmek zorunda olduğu, bu şekilde itiraz edilmediği takdirde hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin 42. maddesi 6100 sayılı HMK’nın 193/1. maddesi anlamında davalı idare ile davacı yüklenici arasında delil sözleşmesi niteliğinde olup hakedişlere itirazın ne şekilde yapılacağı açıkça düzenlendiğinden belirtilen usule uygun olarak itiraz edilmediği takdirde geçici hakedişler hizmet veren açısından kabul edilmiş sayılacaktır. Somut olayda; davacı şirket tarafından davalı idare ile yapılan sözleşme kapsamında tanzim edilen 2016 yılının 5. ayından 2016 yılının 12. ayına kadar yapılan kesintilerin talep edildiği, Dairemizce hakediş raporlarının celbedildiği, celbedilen hakediş raporları Dairemizce detaylıca incelenmekle hakedişlerde davacı şirketin bu yönde herhangi bir itirazın bulunmadığı, bilakis davacı şirketin hakediş raporlarını olduğu gibi kabulle birlikte hakediş raporuna istinaden davalı idareden ödeme talep eden yazıları bulunduğu, bu bağlamda söz konusu hakedişlerin kesinleştiği, davacının hakedişlerin kesinleşmesi nedeniyle bu bedelleri talep edemeyeceği gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. " şeklindedir.
B) Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 16.05.2025 tarih 2024/762 Esas, 2025/778 Karar sayılı kararı, "...Dava; taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine dayalı olarak davacı hak edişinden yapılan kesintinin istirdatı istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 8.2.1 maddesi gereği eki sayılan Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesinde yüklenicinin geçici hakedişlere itirazı olduğu takdirde, karşı görüşlerinin neler olduğunu ve dayandığı gerekçeleri, idareye vereceği ve bir örneğini de hakediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması ve hakediş raporunu “idareye verilen ... tarihli dilekçemde yazılı ihtirâzi kayıtla.” cümlesini yazarak imzalaması gerekli olduğu, eğer yüklenicinin, hakediş raporunun imzalanmasından sonra tahakkuk işlemi yapılıncaya kadar, yetkililer tarafından hakediş raporunda yapılabilecek düzeltmelere bir itirazı olursa hakedişin kendisine ödendiği tarihten başlamak üzere en çok on gün içinde bu itirazını dilekçe ile idareye bildirmek zorunda olduğu, bu şekilde itiraz edilmediği takdirde hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin 42. maddesi 6100 sayılı HMK’nın 193/1. maddesi anlamında davalı idare ile davacı yüklenici arasında delil sözleşmesi niteliğinde olup hakedişlere itirazın ne şekilde yapılacağı açıkça düzenlendiğinden belirtilen usule uygun olarak itiraz edilmediği takdirde geçici hakedişler hizmet veren açısından kabul edilmiş sayılacaktır. Somut olayda ; davacı şirket tarafından davalı idare ile yapılan sözleşme kapsamında tanzim edilen 2016 yılının 1. ayından 2018 yılının 3. ayına kadar yapılan kesintilerin talep edildiği, dosya kapsamında bulunan hakediş raporlarının incelenmesinde hakedişlerde davacının iş bedelinden 5510 sayılı Kanunun geçici 68/8 maddesine istinaden kesintilerin yapıldığı, davacı şirketin yapılan kesintiler nedeniyle Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 42. maddesi uyarınca hakediş raporlarına giren kesinti nedeniyle yöntemine uygun olarak herhangi bir itirazın bulunmadığı, bu bağlamda söz konusu hakedişlerin ve kesintilerin kesinleştiği, davacının hakedişlerin kesinleşmesi nedeniyle hakedişlerle yer alan kesinti bedellerini talep edemeyeceği gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. " şeklinde olup, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 11.07.2025 tarih 2024/740 Esas, 2025/1096 Karar sayılı, 15.04.2025 tarih 2024/109 Esas, 2025/482 Karar sayılı, 30.01.2025 tarih, 2023/1926 Esas, 2025/231 Karar sayılı kararlarında yukarıdaki aynı gerekçeler benimsenmiştir.
C) Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 31.05.2019 tarih, 2019/494 Esas, 2019/843 Karar sayılı kararı,"...Mahkemece 5510 sayılı yasaya geçici 68. madde ile eklenen Asgari Ücret Desteğinin hazinece karşılanacak kısmı için davacı şirketin hak edişlerinden yapılan kesintilerin SGK'nın 10.02.2016 tarihli ve 78 sayılı "Asgari Ücret Desteği" konulu 2016-4 sayılı genelgesine göre yerinde olmadığı, davacının borcunun bulunmaması halinde 2016 Şubat - Temmuz aylarına ilişkin kesintilerin davacıya iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne toplam 4.150,00 TL nin 500.00 TL'sinin dava tarihinden, 3.650,00 TL'sinin ıslah tarihi olan 24/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir, Davalı vekili 4734 sayılı kanun 2. maddesi ve SGK'nın 10.02.2016 tarihli 2016/-4 genelgesine göre kesintilerin yapıldığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme gereğince, davacının 2016 yılı Şubat - Temmuz dönemlerine ilişkin hak edişlerinden 5510 Sayılı Yasa'nın geçici 68. maddesi uyarınca kesilen bedellerin tahsili istemine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre; hükme esas alınan bilirkişi raporunun gerekçeli, denetimine elverişli ve somut olayın özelliklerine uygun olması, 5510 sayılı yasanın geçici 68. maddesi uyarınca davacıya verilen asgari ücret desteğinin Devlet tarafından sağlanan ek bir katkı olması, yüklenicinin kendi sorumluluğunu yerine getirirken ve bu arada Devletin sağladığı bu katkıdan yararlanırken, bu hakkın idareye geçirilmesinin yerinde olmaması nedeniyle, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine..." şeklindedir.
D) Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin 20.02.2025 tarih 2025/42 Esas, 2025/287 Karar sayılı kararı, "... 5510 sayılı Kanun'un davacıya sağladığı 5 puanlık Hazine desteğinin davacının hak edişlerinden kesilerek davalı idareye geçirilmesi, taraflar arasında yapılan 07/01/2011 tarihli Genel Temizlik ve İlaçlama İhalesi Hizmeti Alımına Ait Sözleşmeye göre davacı yüklenicinin işçi çalıştırması ve işçilere ait malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerini eksiksiz şekilde yatırmış olması, 5510 sayılı Kanun'un 81/1. maddesinin (ı) bendinin 13/02/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun gereğince sigorta teşvik kapsamından çıkarılmasına ilişkin kanun değişikliğinin 01/03/2011 tarihinde yürürlüğe girmesi, davacının talebinin dayanağını oluşturan hizmet sözleşmesinin ise 07/01/2011 tarihli olması, sigorta teşvikinin hak edilmesinde taraflar arasında yapılan sözleşme tarihinin esas alınmasının gerekmesi, sözleşme tarihi itibarıyla hak edişlerinden 5510 sayılı Kanun'un 81/1. maddesinin (ı) bendine göre kesinti yapılmasının kanunen mümkün olmaması, davacının sigorta primi teşvikinden yararlanılabilmesi koşullarını sağlamış olması, mahkemece hükmedilen alacak ve uygulanan faiz miktarlarında bir isabetsizlik bulunmaması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine..." şeklindedir.
IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Başvuru, 5235 sayılı Yasa'nın 35/3. maddesi kapsamında farklı bölge adliye mahkemeleri hukuk daireleri arasında benzer konularda ve kesin olarak verilen ayrık kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkindir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 31.05.2006 tarihinde kabul edilerek, 16 Haziran 2006 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanmıştır. Kanun'un ''Amaç'' başlıklı 1. maddesi, “Bu Kanunun amacı, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Kanun'un geçici 68. maddesinde ise “(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanan sigortalıları çalıştıran iş verenlerce;
a) 2015 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde prime esas günlük kazancı 85 TL ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2016 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde (Ek ibare: 6728 - 15.7.2016 / m.54/a) "veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde" bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,
b) 2016 yılı içinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,
2016 yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemleri için günlük 3,33 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar Hazinece karşılanır.
(2) Mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik bir ad, unvan ya da bir iş birimi olarak açılması veya yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi gibi Hazine katkısından yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan veya sigortalıların prime esas kazançlarını 2016 yılı için eksik bildirdiği tespit edilen işyerlerinden Hazinece karşılanan tutar gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte geri alınır ve bu işyerleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.
(3) İşverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili 2016 yılına ilişkin olarak, aylık prim ve hizmet belgelerini (Ek ibare: 6728 - 15.7.2016 / m.54/b) "veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini" yasal süresi içerisinde vermediği, sigorta primlerini yasal süresinde ödemediği, denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığı durumlarının tespit edilmesi, Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunması hâllerinde bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendine ilişkin hükümler uygulanmaz. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler bu tecil ve taksitlendirme devam ettiği sürece anılan fıkra hükmünden yararlandırılır.
(4) Birinci fıkranın (a) bendinin uygulanmasında, bir önceki yılın aym ayma ilişkin olarak aylık prim ve hizmet belgesi verilmemiş olması hâlinde bildirim yapılmış takip eden ilk aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesindeki bildirimler esas alınır. 2015 yılından önce bu Kanun kapsamına alınmış ancak 2015 yılında sigortalı çalıştırmamış işyerleri hakkında birinci fıkranın (b) bendi hükümleri uygulanır.
(5) Sigortalı ve işveren hisselerine ait sigorta primlerinin Devlet tarafından karşılandığı durumlarda işverenin ödeyeceği sigorta priminin Hazinece karşılanacak tutardan az olması hâlinde sadece sigorta prim borcu kadar mahsup işlemi yapılır.
(6) 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununun ek 9 uncu maddesi uyarınca ücretleri asgari ücretin iki katından az olamayacağı hükme bağlanan "Linyit" ve "Taşkömürü" çıkarılan işyerlerinde yer altında çalışan sigortalılar için birinci fıkranın uygulanmasında (a) bendinde belirtilen 85 TL günlük kazanç iki kat olarak ve 2015 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen prim ödeme gün sayısının yüzde 50'sini geçmemek üzere, 2016 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde (Ek ibare: 6728 - 15.7.2016 / m.54/c) "veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde" bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısı dikkate alınır.
(7) Bu madde hükümleri, 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde sayılan kamu idarelerine ait kadro ve pozisyonlarda 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışan sigortalılar için uygulanmaz.” denilerek maddede tanımlanan şartların gerçekleşmesi halinde bir kısım sigorta primlerinin hazinece karşılanacağı belirtildikten sonra 8. bentte “4734 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan idareler tarafından ilgili mevzuatı uyarınca yapılan ve sözleşmesinde fiyat farkı ödeneceği öngörülen hizmet alımlarında, ihale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler için birinci fıkra uyarınca Hazine tarafından karşılanacak tutarlar bu idarelerce işverenlerin hak edişinden kesilir.” hükmü getirilmiştir. 10. bentte ise Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığının görüşleri alınmak suretiyle Kurum tarafından belirlenir.'' hükmü bulunmaktadır.
5510 Sayılı Yasa'nın Geçici 68. maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çıkarılan 10.02.2016 Tarihli 2016-4 sayılı Genelge'nin 6. maddesinde, hakedişlerden kesilen tutarların genel bütçeye gelir kaydedilmek suretiyle illerde muhasebe müdürlüklerinin ilçelerde ise mal müdürlüklerinin banka hesaplarına aktarılacağı belirtilmiştir.
5510 Sayılı Kanunda benzer düzenlemeler sonraki yıllarda geçici 80,85,88,93,96,101 ve son olarak geçici 109. maddede yapılmış, bu maddelerde de aynı şekilde “4734 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan idareler tarafından ilgili mevzuatı uyarınca yapılan ve sözleşmesinde fiyat farkı ödeneceği öngörülen hizmet alımlarında, ihale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler için birinci fıkra uyarınca İşsizlik Sigortası Fonu tarafından karşılanacak tutarlar bu idarelerce işverenlerin hak edişinden kesilir.'' hükmü getirilmiştir.
Geçici 68 ve devamı niteliğindeki diğer maddelerdeki ifadeye bakıldığında, 4734 sayılı Kanun'un 2. maddesinde sayılan idarelerin yaptığı hizmet alım ihalelerinden bahsedildiği görülmektedir. Yapılan bu hizmet alımlarının ise “sözleşmelerinde fiyat farkının ödeneceği” belirtilen hizmet alımı olması ve yapılacak işin de “ihale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler” olarak tanımlanmış olması zorunludur.
4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında ihale edilen hizmet alımlarında ücret, SGK primi, vergi gibi işçilik maliyetleri hakediş içerisinde idare tarafından yükleniciye ödenir. Aynı iş için hem hakediş içerisinde prim maliyetlerini ödemek hem de 5510 sayılı yasa Geçici 68. madde kapsamında prim desteğinin ayrıca hazine tarafından karşılanması çifte ödeme sonucunu doğurur. İşte bu nedenle, geçici 68. maddeye “...personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler için birinci fıkra uyarınca Hazine tarafından karşılanacak tutarlar bu idarelerce işverenlerin hak edişinden kesilir.” düzenlemesi getirilmiştir.
Dairemizin yerleşik uygulamalarında, 5510 Sayılı Yasanın geçici 68/8 maddesine göre hakedişten yapılan kesintilerin doğrudan kanundan kaynaklı olduğu, HİGŞ'in sözleşme eki olmasının ve bu bağlamda hakedişe itiraz edilip edilmemesinin sonucu değiştirmediği kabul edilmektedir (Bkz. Dairemiz'in 30.04.2025 tarih, 2025/625E., 2025/1788K.; 10.02.2025 tarih ve 2024/3478 E, 2025/413K).
Diğer yandan, Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu kararında, hakedişlere ihtirazi kayıt sunulması gerektiği görüşü benimsenerek, Dairemizin 07.05.2025 tarih, 2024/321 E 2025/1867 K. sayılı ilamına emsal olarak işaret edildiği görülmektedir. Ne var ki, söz konusu uyuşmazlık doğrudan kanundan kaynaklı bir kesintiden değil, taraflar arasındaki sözleşmenin uygulanması sonucu meydana gelmiştir. Zira otoyol toprak işleri imalâtlarının yapılmasına dair ihale sözleşmesi gereği, paçal fiyat hesaplarındaki klasların yanlış alınması ile davacının zarara uğratıldığını, depo yeri nakliye mesafesi ölçümünde ihtilaf bulunduğunu, davacının yanlış hesaplamalara rağmen davalının baskısıyla kesin hakediş raporlarını imzalamak zorunda kaldığını ileri sürerek uğradığı zarara karşılık tazminat talebinde bulunduğu olayda, ilk derece mahkemesi tarafından ara hakedişlere giren ihtilaf konusu imalatlar yönünden sözleşme eki YİGŞ’e uygun ihtirazi kayıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesi'nce de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, temyiz incelemesi sonucunda bu kararın Dairemizce onandığı açıktır.
Sonuç olarak, 5510 sayılı Kanunu'nun geçici 68/8. maddesi kapsamında doğrudan kanundan kaynaklı bir kesintinin varlığı nedeniyle HİGŞ 42. maddesine göre hakedişlere ihtirazi kaydın tartışılmasına gerek olmadığı gibi, yüklenicinin hakedişinden yapılan kesintilerin 5510 sayılı Yasa'nın geçici 68/8. maddesi gereği yükleniciye iadesi de mümkün değildir.
V. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Konya Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu'nun uyuşmazlığın giderilmesi isteminin KABULÜNE,
''5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 68/8. maddesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkta, HİGŞ'in 42. madddesinin tartışılmasına gerek olmadığı ve yüklenicinin hakedişinden yapılan kesintilerin 5510 sayılı Yasa'nın geçici 68/8. maddesi gereği yükleniciye iadesinin mümkün olmadığı'' gözetilerek UYUŞMAZLIĞIN BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE,
2- Dosyanın talepte bulunan Konya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu'na GÖNDERİLMESİNE,
3. Karardan bir örneğin bölge adliye mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği'ne GÖNDERİLMESİNE, 23.12.2025 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Mahmut Coşkun Belkıs Karakaş Mehmet Aksu Mehmet Özdemir Doğan Ağırman
5510 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ 68/8 HÜKMÜNDEN KAYNAKLANAN UYUŞMAZLIKTA, YÜKLENİCİNİN HAKEDİŞİNDEN YAPILAN KESİNTİLERİN YÜKLENİCİYE İADESİ MÜMKÜN BULUNMAMAKTADIR.
T.C.
YARGITAY
6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2025/3463
KARAR NO : 2025/4449
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu
TARİHİ : 06.10.2025
NUMARASI : 2025/3 E., 2025/3 K.
I. BAŞVURU
Talepte bulunan Av. Zeynep AKTUNA, 24.09.2025 tarihli dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kamu ihaleleri kapsamında idarelerle hizmet alım sözleşmeleri yaptığını, idarelerce dayanak bulunmaksızın müvekkilinin hakedişlerinde kesintiye gidildiğini, bu kesintilerin 5510 sayılı Yasa'nın geçici 68. maddesiyle ilgili olduğunu, ilgili hükmün prim indirimine ait teşvik düzenlemesini içerdiğini, yükleniciye tanınan teşvik indiriminin idareler tarafından hukuka aykırı şekilde hakedişlerden kesildiğini, müvekkilinin prim indiriminden faydalanması için tüm şartlara haiz olduğunu, benzer uyuşmazlıklarda farklı bölge adliye mahkemeleri hukuk daireleri arasında çelişkili uygulamalar olduğunu belirterek, bu çelişkinin giderilmesini, Konya Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu'nca konunun görüşülerek uyuşmazlığın giderilmesi için 5235 Sayılı yasanın 35/1-3. maddesi uyarınca Yargıtay'a başvurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU’NUN KARARI
Başvuru üzerine konu, 06.10.2025 tarihinde yapılan Konya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu’nda görüşülmüş, farklı bölge adliye mahkemelerinin hukuk dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlığın bulunduğu tespit edilmiş, idareler hakkında dava açılarak yapılan kesintinin iadesinin talep edilebilmesi için Hizmet İşleri Genel Şartnamesi (HİGŞ) nin 42. maddesi gereğince hakedişlere usulüne uygun olarak bir ihtirazi kayıt sunulması gerektiği, aksi hâlde talebin reddinin gerekeceği ve bu doğrultudaki Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararlarının isabetli olduğu görüşü benimsenerek, 5235 sayılı Kanun’un 35/3-4 maddesi uyarınca uyuşmazlığın kesin olarak giderilmesi için dosyanın Yargıtay 6 ncı Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KESİN NİTELİKTEKİ KARARLAR VE GEREKÇELERİ
A) Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 26.06.2025 tarih 2024/857 Esas, 2025/1022 Karar sayılı kararı,"...Dava; taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine dayalı olarak davacı hak edişinden yapılan kesintinin istirdatı istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 8.2.1 maddesi gereği eki sayılan Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesinde yüklenicinin geçici hakedişlere itirazı olduğu takdirde, karşı görüşlerinin neler olduğunu ve dayandığı gerekçeleri, idareye vereceği ve bir örneğini de hakediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması ve hakediş raporunu “idareye verilen ... tarihli dilekçemde yazılı ihtirâzi kayıtla.” cümlesini yazarak imzalaması gerekli olduğu, eğer yüklenicinin, hakediş raporunun imzalanmasından sonra tahakkuk işlemi yapılıncaya kadar, yetkililer tarafından hakediş raporunda yapılabilecek düzeltmelere bir itirazı olursa hakedişin kendisine ödendiği tarihten başlamak üzere en çok on gün içinde bu itirazını dilekçe ile idareye bildirmek zorunda olduğu, bu şekilde itiraz edilmediği takdirde hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin 42. maddesi 6100 sayılı HMK’nın 193/1. maddesi anlamında davalı idare ile davacı yüklenici arasında delil sözleşmesi niteliğinde olup hakedişlere itirazın ne şekilde yapılacağı açıkça düzenlendiğinden belirtilen usule uygun olarak itiraz edilmediği takdirde geçici hakedişler hizmet veren açısından kabul edilmiş sayılacaktır. Somut olayda; davacı şirket tarafından davalı idare ile yapılan sözleşme kapsamında tanzim edilen 2016 yılının 5. ayından 2016 yılının 12. ayına kadar yapılan kesintilerin talep edildiği, Dairemizce hakediş raporlarının celbedildiği, celbedilen hakediş raporları Dairemizce detaylıca incelenmekle hakedişlerde davacı şirketin bu yönde herhangi bir itirazın bulunmadığı, bilakis davacı şirketin hakediş raporlarını olduğu gibi kabulle birlikte hakediş raporuna istinaden davalı idareden ödeme talep eden yazıları bulunduğu, bu bağlamda söz konusu hakedişlerin kesinleştiği, davacının hakedişlerin kesinleşmesi nedeniyle bu bedelleri talep edemeyeceği gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. " şeklindedir.
B) Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 16.05.2025 tarih 2024/762 Esas, 2025/778 Karar sayılı kararı, "...Dava; taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine dayalı olarak davacı hak edişinden yapılan kesintinin istirdatı istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 8.2.1 maddesi gereği eki sayılan Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesinde yüklenicinin geçici hakedişlere itirazı olduğu takdirde, karşı görüşlerinin neler olduğunu ve dayandığı gerekçeleri, idareye vereceği ve bir örneğini de hakediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması ve hakediş raporunu “idareye verilen ... tarihli dilekçemde yazılı ihtirâzi kayıtla.” cümlesini yazarak imzalaması gerekli olduğu, eğer yüklenicinin, hakediş raporunun imzalanmasından sonra tahakkuk işlemi yapılıncaya kadar, yetkililer tarafından hakediş raporunda yapılabilecek düzeltmelere bir itirazı olursa hakedişin kendisine ödendiği tarihten başlamak üzere en çok on gün içinde bu itirazını dilekçe ile idareye bildirmek zorunda olduğu, bu şekilde itiraz edilmediği takdirde hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin 42. maddesi 6100 sayılı HMK’nın 193/1. maddesi anlamında davalı idare ile davacı yüklenici arasında delil sözleşmesi niteliğinde olup hakedişlere itirazın ne şekilde yapılacağı açıkça düzenlendiğinden belirtilen usule uygun olarak itiraz edilmediği takdirde geçici hakedişler hizmet veren açısından kabul edilmiş sayılacaktır. Somut olayda ; davacı şirket tarafından davalı idare ile yapılan sözleşme kapsamında tanzim edilen 2016 yılının 1. ayından 2018 yılının 3. ayına kadar yapılan kesintilerin talep edildiği, dosya kapsamında bulunan hakediş raporlarının incelenmesinde hakedişlerde davacının iş bedelinden 5510 sayılı Kanunun geçici 68/8 maddesine istinaden kesintilerin yapıldığı, davacı şirketin yapılan kesintiler nedeniyle Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 42. maddesi uyarınca hakediş raporlarına giren kesinti nedeniyle yöntemine uygun olarak herhangi bir itirazın bulunmadığı, bu bağlamda söz konusu hakedişlerin ve kesintilerin kesinleştiği, davacının hakedişlerin kesinleşmesi nedeniyle hakedişlerle yer alan kesinti bedellerini talep edemeyeceği gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. " şeklinde olup, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 11.07.2025 tarih 2024/740 Esas, 2025/1096 Karar sayılı, 15.04.2025 tarih 2024/109 Esas, 2025/482 Karar sayılı, 30.01.2025 tarih, 2023/1926 Esas, 2025/231 Karar sayılı kararlarında yukarıdaki aynı gerekçeler benimsenmiştir.
C) Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 31.05.2019 tarih, 2019/494 Esas, 2019/843 Karar sayılı kararı,"...Mahkemece 5510 sayılı yasaya geçici 68. madde ile eklenen Asgari Ücret Desteğinin hazinece karşılanacak kısmı için davacı şirketin hak edişlerinden yapılan kesintilerin SGK'nın 10.02.2016 tarihli ve 78 sayılı "Asgari Ücret Desteği" konulu 2016-4 sayılı genelgesine göre yerinde olmadığı, davacının borcunun bulunmaması halinde 2016 Şubat - Temmuz aylarına ilişkin kesintilerin davacıya iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne toplam 4.150,00 TL nin 500.00 TL'sinin dava tarihinden, 3.650,00 TL'sinin ıslah tarihi olan 24/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir, Davalı vekili 4734 sayılı kanun 2. maddesi ve SGK'nın 10.02.2016 tarihli 2016/-4 genelgesine göre kesintilerin yapıldığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme gereğince, davacının 2016 yılı Şubat - Temmuz dönemlerine ilişkin hak edişlerinden 5510 Sayılı Yasa'nın geçici 68. maddesi uyarınca kesilen bedellerin tahsili istemine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre; hükme esas alınan bilirkişi raporunun gerekçeli, denetimine elverişli ve somut olayın özelliklerine uygun olması, 5510 sayılı yasanın geçici 68. maddesi uyarınca davacıya verilen asgari ücret desteğinin Devlet tarafından sağlanan ek bir katkı olması, yüklenicinin kendi sorumluluğunu yerine getirirken ve bu arada Devletin sağladığı bu katkıdan yararlanırken, bu hakkın idareye geçirilmesinin yerinde olmaması nedeniyle, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine..." şeklindedir.
D) Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin 20.02.2025 tarih 2025/42 Esas, 2025/287 Karar sayılı kararı, "... 5510 sayılı Kanun'un davacıya sağladığı 5 puanlık Hazine desteğinin davacının hak edişlerinden kesilerek davalı idareye geçirilmesi, taraflar arasında yapılan 07/01/2011 tarihli Genel Temizlik ve İlaçlama İhalesi Hizmeti Alımına Ait Sözleşmeye göre davacı yüklenicinin işçi çalıştırması ve işçilere ait malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerini eksiksiz şekilde yatırmış olması, 5510 sayılı Kanun'un 81/1. maddesinin (ı) bendinin 13/02/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun gereğince sigorta teşvik kapsamından çıkarılmasına ilişkin kanun değişikliğinin 01/03/2011 tarihinde yürürlüğe girmesi, davacının talebinin dayanağını oluşturan hizmet sözleşmesinin ise 07/01/2011 tarihli olması, sigorta teşvikinin hak edilmesinde taraflar arasında yapılan sözleşme tarihinin esas alınmasının gerekmesi, sözleşme tarihi itibarıyla hak edişlerinden 5510 sayılı Kanun'un 81/1. maddesinin (ı) bendine göre kesinti yapılmasının kanunen mümkün olmaması, davacının sigorta primi teşvikinden yararlanılabilmesi koşullarını sağlamış olması, mahkemece hükmedilen alacak ve uygulanan faiz miktarlarında bir isabetsizlik bulunmaması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine..." şeklindedir.
IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Başvuru, 5235 sayılı Yasa'nın 35/3. maddesi kapsamında farklı bölge adliye mahkemeleri hukuk daireleri arasında benzer konularda ve kesin olarak verilen ayrık kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkindir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 31.05.2006 tarihinde kabul edilerek, 16 Haziran 2006 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanmıştır. Kanun'un ''Amaç'' başlıklı 1. maddesi, “Bu Kanunun amacı, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Kanun'un geçici 68. maddesinde ise “(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanan sigortalıları çalıştıran iş verenlerce;
a) 2015 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde prime esas günlük kazancı 85 TL ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2016 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde (Ek ibare: 6728 - 15.7.2016 / m.54/a) "veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde" bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,
b) 2016 yılı içinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,
2016 yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemleri için günlük 3,33 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar Hazinece karşılanır.
(2) Mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik bir ad, unvan ya da bir iş birimi olarak açılması veya yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi gibi Hazine katkısından yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan veya sigortalıların prime esas kazançlarını 2016 yılı için eksik bildirdiği tespit edilen işyerlerinden Hazinece karşılanan tutar gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte geri alınır ve bu işyerleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.
(3) İşverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili 2016 yılına ilişkin olarak, aylık prim ve hizmet belgelerini (Ek ibare: 6728 - 15.7.2016 / m.54/b) "veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini" yasal süresi içerisinde vermediği, sigorta primlerini yasal süresinde ödemediği, denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığı durumlarının tespit edilmesi, Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunması hâllerinde bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendine ilişkin hükümler uygulanmaz. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler bu tecil ve taksitlendirme devam ettiği sürece anılan fıkra hükmünden yararlandırılır.
(4) Birinci fıkranın (a) bendinin uygulanmasında, bir önceki yılın aym ayma ilişkin olarak aylık prim ve hizmet belgesi verilmemiş olması hâlinde bildirim yapılmış takip eden ilk aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesindeki bildirimler esas alınır. 2015 yılından önce bu Kanun kapsamına alınmış ancak 2015 yılında sigortalı çalıştırmamış işyerleri hakkında birinci fıkranın (b) bendi hükümleri uygulanır.
(5) Sigortalı ve işveren hisselerine ait sigorta primlerinin Devlet tarafından karşılandığı durumlarda işverenin ödeyeceği sigorta priminin Hazinece karşılanacak tutardan az olması hâlinde sadece sigorta prim borcu kadar mahsup işlemi yapılır.
(6) 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununun ek 9 uncu maddesi uyarınca ücretleri asgari ücretin iki katından az olamayacağı hükme bağlanan "Linyit" ve "Taşkömürü" çıkarılan işyerlerinde yer altında çalışan sigortalılar için birinci fıkranın uygulanmasında (a) bendinde belirtilen 85 TL günlük kazanç iki kat olarak ve 2015 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen prim ödeme gün sayısının yüzde 50'sini geçmemek üzere, 2016 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde (Ek ibare: 6728 - 15.7.2016 / m.54/c) "veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde" bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısı dikkate alınır.
(7) Bu madde hükümleri, 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde sayılan kamu idarelerine ait kadro ve pozisyonlarda 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışan sigortalılar için uygulanmaz.” denilerek maddede tanımlanan şartların gerçekleşmesi halinde bir kısım sigorta primlerinin hazinece karşılanacağı belirtildikten sonra 8. bentte “4734 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan idareler tarafından ilgili mevzuatı uyarınca yapılan ve sözleşmesinde fiyat farkı ödeneceği öngörülen hizmet alımlarında, ihale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler için birinci fıkra uyarınca Hazine tarafından karşılanacak tutarlar bu idarelerce işverenlerin hak edişinden kesilir.” hükmü getirilmiştir. 10. bentte ise Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığının görüşleri alınmak suretiyle Kurum tarafından belirlenir.'' hükmü bulunmaktadır.
5510 Sayılı Yasa'nın Geçici 68. maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çıkarılan 10.02.2016 Tarihli 2016-4 sayılı Genelge'nin 6. maddesinde, hakedişlerden kesilen tutarların genel bütçeye gelir kaydedilmek suretiyle illerde muhasebe müdürlüklerinin ilçelerde ise mal müdürlüklerinin banka hesaplarına aktarılacağı belirtilmiştir.
5510 Sayılı Kanunda benzer düzenlemeler sonraki yıllarda geçici 80,85,88,93,96,101 ve son olarak geçici 109. maddede yapılmış, bu maddelerde de aynı şekilde “4734 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan idareler tarafından ilgili mevzuatı uyarınca yapılan ve sözleşmesinde fiyat farkı ödeneceği öngörülen hizmet alımlarında, ihale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler için birinci fıkra uyarınca İşsizlik Sigortası Fonu tarafından karşılanacak tutarlar bu idarelerce işverenlerin hak edişinden kesilir.'' hükmü getirilmiştir.
Geçici 68 ve devamı niteliğindeki diğer maddelerdeki ifadeye bakıldığında, 4734 sayılı Kanun'un 2. maddesinde sayılan idarelerin yaptığı hizmet alım ihalelerinden bahsedildiği görülmektedir. Yapılan bu hizmet alımlarının ise “sözleşmelerinde fiyat farkının ödeneceği” belirtilen hizmet alımı olması ve yapılacak işin de “ihale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler” olarak tanımlanmış olması zorunludur.
4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında ihale edilen hizmet alımlarında ücret, SGK primi, vergi gibi işçilik maliyetleri hakediş içerisinde idare tarafından yükleniciye ödenir. Aynı iş için hem hakediş içerisinde prim maliyetlerini ödemek hem de 5510 sayılı yasa Geçici 68. madde kapsamında prim desteğinin ayrıca hazine tarafından karşılanması çifte ödeme sonucunu doğurur. İşte bu nedenle, geçici 68. maddeye “...personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler için birinci fıkra uyarınca Hazine tarafından karşılanacak tutarlar bu idarelerce işverenlerin hak edişinden kesilir.” düzenlemesi getirilmiştir.
Dairemizin yerleşik uygulamalarında, 5510 Sayılı Yasanın geçici 68/8 maddesine göre hakedişten yapılan kesintilerin doğrudan kanundan kaynaklı olduğu, HİGŞ'in sözleşme eki olmasının ve bu bağlamda hakedişe itiraz edilip edilmemesinin sonucu değiştirmediği kabul edilmektedir (Bkz. Dairemiz'in 30.04.2025 tarih, 2025/625E., 2025/1788K.; 10.02.2025 tarih ve 2024/3478 E, 2025/413K).
Diğer yandan, Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu kararında, hakedişlere ihtirazi kayıt sunulması gerektiği görüşü benimsenerek, Dairemizin 07.05.2025 tarih, 2024/321 E 2025/1867 K. sayılı ilamına emsal olarak işaret edildiği görülmektedir. Ne var ki, söz konusu uyuşmazlık doğrudan kanundan kaynaklı bir kesintiden değil, taraflar arasındaki sözleşmenin uygulanması sonucu meydana gelmiştir. Zira otoyol toprak işleri imalâtlarının yapılmasına dair ihale sözleşmesi gereği, paçal fiyat hesaplarındaki klasların yanlış alınması ile davacının zarara uğratıldığını, depo yeri nakliye mesafesi ölçümünde ihtilaf bulunduğunu, davacının yanlış hesaplamalara rağmen davalının baskısıyla kesin hakediş raporlarını imzalamak zorunda kaldığını ileri sürerek uğradığı zarara karşılık tazminat talebinde bulunduğu olayda, ilk derece mahkemesi tarafından ara hakedişlere giren ihtilaf konusu imalatlar yönünden sözleşme eki YİGŞ’e uygun ihtirazi kayıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesi'nce de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, temyiz incelemesi sonucunda bu kararın Dairemizce onandığı açıktır.
Sonuç olarak, 5510 sayılı Kanunu'nun geçici 68/8. maddesi kapsamında doğrudan kanundan kaynaklı bir kesintinin varlığı nedeniyle HİGŞ 42. maddesine göre hakedişlere ihtirazi kaydın tartışılmasına gerek olmadığı gibi, yüklenicinin hakedişinden yapılan kesintilerin 5510 sayılı Yasa'nın geçici 68/8. maddesi gereği yükleniciye iadesi de mümkün değildir.
V. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Konya Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu'nun uyuşmazlığın giderilmesi isteminin KABULÜNE,
''5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 68/8. maddesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkta, HİGŞ'in 42. madddesinin tartışılmasına gerek olmadığı ve yüklenicinin hakedişinden yapılan kesintilerin 5510 sayılı Yasa'nın geçici 68/8. maddesi gereği yükleniciye iadesinin mümkün olmadığı'' gözetilerek UYUŞMAZLIĞIN BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE,
2- Dosyanın talepte bulunan Konya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu'na GÖNDERİLMESİNE,
3. Karardan bir örneğin bölge adliye mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği'ne GÖNDERİLMESİNE, 23.12.2025 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Mahmut Coşkun Belkıs Karakaş Mehmet Aksu Mehmet Özdemir Doğan Ağırman

