KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

ALACAĞIN GERÇEK OLMADIĞI YÖNÜNDEKİ HER SOYUT İDDİA İÇİN TASARRUFUN İPTALİ DAVASI HÂKİMİ, ALACAĞA DAİR TİCARET HUKUKU İLKELERİ İÇERİSİNDE MENFİ TESBİT YARGILAMASI GİBİ ARAŞTIRMA YAPAMAZ.

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ

Esas No       : 2022/2332
Karar No      : 2025/2217

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                       :
 Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
TARİHİ                                 : 14.12.2021
SAYISI                                 : 2020/1886 E., 2021/2071 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu şirket aleyhine yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazını diğer davalı Orhan'a sattığını belirterek bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama sırasında taşınmazın borçlu tarafından 18.11.2016 tarihinde Handan B.'ya ondan da 29.11.2016 tarihinde davalı Orhan E.'ye satıldığı anlaşıldığından, Handan B. mecburi dava arkadaşı olarak davaya dahil edilmiş, davacı vekili bu tasarrufların tümünün iptalini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı Orhan E. vekili cevap dilekçesinde , müvekkilinin taşınmazı borçlu şirketten değil davalı Handan B.'dan aldığını, iyiniyetli dördüncü kişi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı Handan B. vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı definde bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı borçlu şirket, cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ivazlar arasında önemli oransızlık bulunmadığı, kısa aralıklarla yapılan satışın tek başına mal kaçırma amacını göstermeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Handan B. vekili ve davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddini, davalı Handan B. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davacının alacağının gerçek olduğunun ispatlanmadığından davanın ön koşul yokluğundan reddi gerektiğini belirterek, hükmün, HMK.nun 353/1.b.2 gereğince düzeltilmesi suretiyle davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmiştir.

 V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde, davalıların borçlu şirketin mali durumunu bildiklerini İİK'nın 280/1 inci madde koşullarının oluştuğunu, davanın kabulü gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.

1. Tasarrufun iptali davaları hukuki niteliği itibariyle, dava konusu malın aynına ilişkin olmayıp, şahsi bir davadır. Bunun doğal sonucu olarak da dava ve tasarrufa konu mal devir alanın mal varlığından çıkartılarak borçlunun mal varlığına iade edilmez. Sadece alacaklıya malın bedelinden alacağını alma imkanı sağlar. İptal davasının amacı, İİK 277. ve devamı maddelerinde öngörüldüğü gibi borçlunun mevcudunu azaltmaya yönelik tasarruflarını iptal ettirmektir. İİK.nun 283. maddesi hükmüne göre iptal davasının konusu taşınmaz mal olduğu takdirde, davalı 3.şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan bu taşınmazın haciz ve satışı istenebilir. Diğer söyleyişle bu dava alacaklıya borçlunun mal kaçırma amacıyla yaptığı tasarrufla ilgili mal üzerinde alacağın tahsilini sağlama yetkisini verir. Bu yetki de alacak miktarı ile sınırlıdır.

Bu özelliklerin doğal sonucu olarak davanın görülebilirlik şartlarından birisi alacağın varlığı diğer söyleyişle tasarrufta bulunan kişinin borçlu olması, bir diğeri de alacağın aciz vesikasına bağlanmış olmasıdır.

Diğer bir yönüyle de konu ele alındığında, İİK.277. vd maddelerine göre açılan iptal davalarında takip borçlusundan hak iktisap eden 3.kişilerin davacının takip borçlusundan alacaklı olmadığına ilişkin savunmasının araştırılmasında zorunluluk vardır. Aksi takdirde takip alacaklısıyla anlaşarak veya nasıl olsa kendisinin borca batık olması nedeniyle gerekli çabayı göstermeyerek icra takibine itiraz etmeyen, itiraz üzerine durması söz konusu olmayan kambiyo senetlerine dayalı takibe karşı menfi tespit davası açmayan takip borçlusunun bu davranışı karşısında borçludan mal edinen üçüncü kişilerin yargı eliyle zarara uğratılması söz konusu olur ki bunun kabulüne olanak yoktur. Hatta tasarrufta bulunurken borçlu olmayan kötü niyetli kişilerin malvarlığındaki bir unsuru iyi niyetli üçüncü kişilere devrettikten sonra hileli işbirliği halinde olduğu kimselere eski tarihli borç senedi vererek elinden çıkardığı malları iptal davası yoluyla dolaylı olarak geri alması dahi imkan dahiline sokulabilir. Elbette ki bunlar yasaca amaçlanan durumlar değildir. Tasarrufun iptali davalarında alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlanırken bu alacaklının alacağının şeklen varlığının değil, gerçekliğinin amaçlandığını göz ardı etmemek gerekir. Ancak bu amaç için ve davalı üçüncü kişinin alacağın gerçek olmadığı yönündeki her soyut iddiası için tasarrufun iptali davasına bakan hakimi, alacağın var olup olmadığını ticaret hukuku ilkeleri içerisinde bir menfi tesbit yargılaması gibi araştırma zorunluluğunu da doğurmaz. Öncelikle, davalı üçüncü kişinin alacağın gerçek olmadığı iddiasının gerisinde alacaklı ve borçlunun anlaşma ile böyle bir borcu yaratabileceği yönünde ciddi şüphe uyandıran verilerin sunulması gerekir.

Somut olayda, davacının alacağı 25.11.2016 tarihli çeke dayalı olup, çek A. Akaryakıt Otomativ tarafından dava dışı borçlu şirket ortağı Sadettin T. lehin düzenlenmiş, anılan şahıs davacı alacaklı şirkete ciro ettikten sonra o da başka şahsılara ciro etmiştir. Borçlu ve alacaklı aynı sektörde çalıştığı, aralarında ticari ilişki olduğu ve hatta borçlunun alacaklıya borcu olduğu sabittir. Davalı dördüncü kişi Orhan E. dava konusu taşınmazın satışından sonra borçlu ile satış konusunda uyuşmazlık olduğu, anlaşmalı olarak yapılan bir takip ve dava ile taşınmazın satışının iptalinin sağlanmak istendiği yönünde de bir iddia ve ispatı bulunmaktadır. Hal böyle olduğu halde mahkemece alacağın varlığı yönünde bir kısım araştırmalar yapılmış ve var olduğu tesbit edilmiştir. Salt davalı dördüncü kişinin soyut ve altı doldurulmamış iddiaları üzerine araştırma yapılarak ve bununda ötesine geçilerek çekin hangi alacağa istinaden verildiği ispat edilemediği gibi bir gerekçe ile alacağın var olmadığı sonucuna varılması, tasarrufun iptali davalarının amacının dışında bir yargılamaya zorlar ki, bu adil yargılama hakkının ihlaline neden olur.

Bu nedenlerle, davanın alacağın gerçek olmadığı gerekçesi ile reddi usul ve yasaya aykırıdır .

2. Bozma nedenine göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmemiştir.

IV. KARAR

Değerlendirme bölümünün (1) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

11.02.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.

Başkan                      Üye                Üye                          Üye                                 Üye
Kadri Özerdoğan      Ali Çolak       Hüseyin Tuztaş       Ömer Faruk Aydıner     Mehmet Arı