ZARARIN TÜMÜ ÜZERİNDEN KANUN YOLU BAŞVURUSUNDA BULUNULSA BİLE BOZMA KONUSU ZARARIN BELİRLİ BİR KISMINA İLİŞKİN OLDUĞUNDAN KESİNLİK SINIRI ZARARIN O KISMINA İLİŞKİN OLARAK BELİRLENİR.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No : 2025/9-6
Karar No : 2025/710
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 07.03.2024
SAYISI : 2024/269 E., 2024/540 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 20.12.2023 tarihli ve 2023/14532 Esas,
2023/20147 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı Hicabi A. yönünden sulh sözleşmesinin onanmasına, davalı Feti Ahmet G. yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Feti Ahmet G. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı Feti Ahmet G. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı Hicabi A. yönünden sulh sözleşmesinin onanmasına, davalı Feti Ahmet G. yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
A. Ön Sorun
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle direnme kararına yönelik davacı vekilinin temyiz başvurusunun miktardan reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
B. Gerekçe
1. Değerlendirme
1. Bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı, karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise ona bağlı kalınmalıdır. Buradaki “karar” teriminin Özel Daire bozmasına karşı verilen direnme kararını da kapsayacağı açıktır.
2. Bu aşamada Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasındaki uyuşmazlık konusunun ve miktarının ne olduğunun açıklanmasında yarar vardır.
3. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince davalı Feti Ahmet G. yönünden davanın kabulüne ilişkin karar bu davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle bu davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine ise Özel Dairece davalı Feti Ahmet G.'ın dava konusu zararın 5.332,50 TL'sinden sorumlu olduğuna karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, davalı Feti Ahmet G.'ın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, sorumluluğu bulunmakta ise 5.332,50 TL'den mi sorumlu tutulması gerektiği noktasında toplanmakta olup bu hâli ile uyuşmazlık konusu miktarın 5.332,50 TL olduğu açıktır.
4. Bu itibarla Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında uyuşmazlık konusu miktar olan 5.332,50 TL'nin direnme kararının verildiği 07.03.2024 tarihi itibarıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-a maddesinde öngörülen 378.290,00 TL olan kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır.
5. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, davacı vekilinin zararın tamamı olan 524.767,08 TL üzerinden kararı temyiz ettiği, buna göre ön sorunun bulunmadığı ve işin esasına girilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş, Kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmemiştir.
6. Hâl böyle olunca davacı vekilinin temyiz başvurusunun miktardan reddine karar verilmelidir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz başvurusunun miktardan REDDİNE,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin direnme kararını veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
BİLGİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda bulunan 25 üyenin 17’si ÖNSORUN VAR, 8’i ise ÖNSORUN YOK yönünde oy kullanmışlardır.
ZARARIN TÜMÜ ÜZERİNDEN KANUN YOLU BAŞVURUSUNDA BULUNULSA BİLE BOZMA KONUSU ZARARIN BELİRLİ BİR KISMINA İLİŞKİN OLDUĞUNDAN KESİNLİK SINIRI ZARARIN O KISMINA İLİŞKİN OLARAK BELİRLENİR.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No : 2025/9-6
Karar No : 2025/710
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 07.03.2024
SAYISI : 2024/269 E., 2024/540 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 20.12.2023 tarihli ve 2023/14532 Esas,
2023/20147 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı Hicabi A. yönünden sulh sözleşmesinin onanmasına, davalı Feti Ahmet G. yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Feti Ahmet G. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı Feti Ahmet G. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı Hicabi A. yönünden sulh sözleşmesinin onanmasına, davalı Feti Ahmet G. yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
A. Ön Sorun
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle direnme kararına yönelik davacı vekilinin temyiz başvurusunun miktardan reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
B. Gerekçe
1. Değerlendirme
1. Bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı, karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise ona bağlı kalınmalıdır. Buradaki “karar” teriminin Özel Daire bozmasına karşı verilen direnme kararını da kapsayacağı açıktır.
2. Bu aşamada Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasındaki uyuşmazlık konusunun ve miktarının ne olduğunun açıklanmasında yarar vardır.
3. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince davalı Feti Ahmet G. yönünden davanın kabulüne ilişkin karar bu davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle bu davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine ise Özel Dairece davalı Feti Ahmet G.'ın dava konusu zararın 5.332,50 TL'sinden sorumlu olduğuna karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, davalı Feti Ahmet G.'ın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, sorumluluğu bulunmakta ise 5.332,50 TL'den mi sorumlu tutulması gerektiği noktasında toplanmakta olup bu hâli ile uyuşmazlık konusu miktarın 5.332,50 TL olduğu açıktır.
4. Bu itibarla Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında uyuşmazlık konusu miktar olan 5.332,50 TL'nin direnme kararının verildiği 07.03.2024 tarihi itibarıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-a maddesinde öngörülen 378.290,00 TL olan kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır.
5. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, davacı vekilinin zararın tamamı olan 524.767,08 TL üzerinden kararı temyiz ettiği, buna göre ön sorunun bulunmadığı ve işin esasına girilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş, Kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmemiştir.
6. Hâl böyle olunca davacı vekilinin temyiz başvurusunun miktardan reddine karar verilmelidir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz başvurusunun miktardan REDDİNE,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin direnme kararını veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
BİLGİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda bulunan 25 üyenin 17’si ÖNSORUN VAR, 8’i ise ÖNSORUN YOK yönünde oy kullanmışlardır.

