KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

BAŞKASINA AİT HABERLERİN İZİNSİZ KULLANILMASINA DAİR UYUŞMAZLIKLARA BAKMA GÖREVİ, FSEK 76 HÜKMÜ UYARINCA FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMELERİNE AİTTİR.

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ

Esas No       : 2025/4292
Karar No      : 2025/5784

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ KARARLARI ARASINDAKİ 
UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE DAİR 

Y A R G I T A Y   İ L  M I

I. BAŞVURU

Av. Mehmet Ali Emren'in, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlığına verdiği 17.06.2025 tarihli dilekçesinde özetle: müvekkilleri M. Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş. ile D. Ajansı A.Ş.'ye ait haberlerin izinsiz, hukuka aykırı ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) kapsamında haksız rekabet teşkil edecek biçimde rekabet halinde olunan kurum ve kuruluşlar tarafından internet sitelerinde yayınlanması nedeni ile tazminat talepli 6102 sayılı TTK'nın 54. maddesi uyarınca Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan 2023/297 E. sayılı davada ve 2023/232 E. sayılı davada, İlk Derece Mahkemelerince uyuşmazlığın çözümünde "Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin" görevli olduğu gerekçesiyle davaların reddine karar verildiğini, istinaf başvuruları üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 02.04.2024 tarihli 2024/921 E., 2024/1752 K. sayılı kararıyla ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 19.09.2024 tarihli 2024/1101 E., 2024/1298 K. sayılı kararıyla mahkeme kararlarının kaldırılarak "Asliye Ticaret Mahkemesinin" görevli olduğuna kesin olarak karar verildiğini, aynı konu, sebep ve mevzuat (6102 sayılı TTK'nın 54 vd. maddeleri ) uyarınca, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan ve görevsizlik kararı verilmeyip işin esasının karara bağlandığı davada, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 15.05.2025 tarihli 2025/575 E., 2025/734 K. sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının görevsizlik nedeniyle kaldırılarak "uyuşmazlığın çözümünde Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin" görevli olduğuna kesin olarak karar verildiğini, Daire kararları arasında çelişki bulunduğunu ve yargı kararlarında "öngörülebilirliğin zedelenmesine" ve "hukuk güvenliği ilkesinin ihlaline" yol açtığını ileri sürerek uyuşmazlığın 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca giderilmesini talep etmiştir.

II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 11.07.2025 tarihli ve 2025/14 E. sayılı kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin kararının gerekçesinde; "Gazete Mündericatı" başlıklı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (FSEK) 36. maddesinde, gazete haberlerinin iktibas serbestisinin ve iktibas hakkının mahfuz tutulması ve mahfuz tutulmaması halinde, alıntı yapılma koşullarının, alıntı yapılması halinde kaynak ve makale yazı sahibine ne şekilde atıf yapılacağının, FSEK'in 76/1 hükmünde ise "...Bu Kanun'un düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan dava ve işler ile bu Kanundan kaynaklanan ceza davalarında görevli mahkeme, Sınai Mülkiyet Kanununun 156'ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen mahkemelerdir." hükümlerinin düzenlendiği, maddi vakıa anlatımının taraflara, hukuki değerlendirmenin ise mahkemeye ait olduğu, davada 5846 sayılı FSEK'in 36 ve 37. madde hükümleri uygulanacağından, uyuşmazlığın çözümünde ihtisas mahkemesi olan "Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna" işaret edildiği, davaya konu uyuşmazlıkta, davacıya ait haber ve içeriklerinin, davalı tarafça alıntılanmasının, hukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesinde, 5846 sayılı FSEK'in 36 ve 37. madde hükmünün uygulanması, daha sonra davalı fiilinin iktibas serbestisi kapsamında olmadığı ve/veya alıntının usulüne uygun yapılmadığının tespiti yani hukuka aykırılığın belirlenmesi halinde ise davacı tarafça 6102 sayılı TTK'nın 54. maddesi ve devamında düzenlenen haksız rekabet hükümlerine dayanarak maddi ve manevi tazminat talep edilmekle ihtisas mahkemesince bu yönde değerlendirme yapılması gerektiğinden, yargılamanın görevli Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince yürütülmesi gerektiği sonucuna varıldığı,

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunda yapılan değerlendirme sırasında, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yeni tarihli kararlarında, 6102 sayılı TTK'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerinin, fikri mülkiyet hukuku hükümleri ile birlikte kümülatif olarak uygulanamayacağı görüşünün benimsendiği, bu durumda davacı tarafça haksız rekabet hükümlerine dayanarak dava açıldığından yargılamanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğine dikkat çekilmişse de uyuşmazlığın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda düzenlenen "marka, tasarım, coğrafi işaret, patent ve faydalı model" haklarından değil, FSEK'de düzenlenen telif haklarından kaynaklandığı, 6102 sayılı TTK'nın 55/1-a-4 hükmünde "Başka kişilerin malları ve iş ürünleri ile faaliyetleri yahut onların işleri ile karıştırılmaya neden olacak önlemler almak" şeklinde düzenleme yapıldığı, yasal düzenleme ve gerekçesinde "telif hakları" ile ilgili bir dışlama bulunmadığı gibi Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin içtihatlarında kümülatif koruma yönünden, FSEK'te düzenlenen telif hakları yönünden değişikliğe gidilmediğinden, mahkemenin görevli olup olmadığının tespitinde bu hususun belirleyici olmayacağı gerekçesiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 15.05.2025 tarihli 2025/575 E., 2025/734 K. sayılı kararının Başkanlar Kurulunca benimsenerek uyuşmazlığın çözümü için Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir.

III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR

A. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 02.04.2024 tarihli 2024/921 E., 2024/1752 K. sayılı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 19.09.2024 tarihli 2024/1101 E., 2024/1298 K. sayılı ilamlarıyla davanın, 6102 sayılı TTK'nın 54 vd. maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerine dayanılarak açıldığı, haksız rekabetin 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari davalardan olduğu, davacı vekilince Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine dayanılmadığı, ticari davaların aksine hüküm bulunmaması halinde Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle "uyuşmazlığın çözümünde Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin" görevli olduğu yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararlarının kaldırılarak, "Asliye Ticaret Mahkemesinin" görevli olduğuna kesin olarak karar verildiği, her iki Bölge Adliye Mahkemesi kararının aynı yönde olduğu anlaşılmıştır.

B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 15.05.2025 tarihli, 2025/575 E, 2025/734 K sayılı ilamı ile davacı vekilince Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan 2023/236 E. sayılı davada, müvekkiline ait haberlerin, haber içeriklerinin "izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz" yasal uyarısı bulunduğu halde izinsiz, hukuka aykırı ve 6102 sayılı TTK kapsamında haksız rekabet teşkil edecek biçimde rekabet halinde olunan kurum ve kuruluşlar tarafından internet sitelerinde yayınlanarak gelir elde edilmesi nedeni ile 6102 sayılı TTK'nın 54. maddesi uyarınca tazminat davası açıldığı, İlk Derece Mahkemesince davanın esası görülerek davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 15.05.2025 tarihli, 2025/575 E., 2025/734 K. sayılı kararıyla dava dilekçesinde, 6102 sayılı TTK'nın haksız rekabet hükümlerine dayanılmışsa da maddi vakıaların anlatımı taraflara, hukuki değerlendirme mahkemeye ait olmakla, davacıya ait haber içeriklerinin izinsiz olarak, davalı tarafça kendisine ait internet haber sitesinde yayınlandığı ileri sürüldüğünden, Mahkemece davanın FSEK'in 36 ve 37. maddeleri kapsamında kaldığı ve ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devam olunarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığından, davalı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin resen gözetilen sebeplerle istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın ilgili "Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine" gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

A. Uyuşmazlık

Uyuşmazlık, başkasına ait haberlerin izinsiz kullanılması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nın 54 ve devamı maddelerine dayanılarak açılan davalarda; görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi mi, FSEK'in 1, 2 ve devamı, 36, 37 ve devamı maddeleri de nazara alınmak suretiyle Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi mi olduğuna ilişkindir.

B. İlgili Hukuk

1. 6102 sayılı TTK'nın 54 ve devamı maddeleri.

2. 5846 sayılı FSEK'in 1,2,8, 36, 37, 76 ve devamı maddeleri.

3. 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 24 ve devamı maddeleri.

C. Değerlendirme

Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavram ve mevzuatın değerlendirilmesi gerekmektedir.

6102 sayılı TTK’nın "Haksız Rekabet" başlığı altında 54. maddesinin birinci fıkrasında, haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacının, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olduğu, ikinci fıkrasında, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğu düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un "Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar" başlıklı 55. maddesinde, haksız rekabet kabul edilen bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır. Anılan maddenin (c) bendinde de başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmaya dair haksız rekabet halleri düzenlenmiştir. Buna göre bir başkasının haklı olarak kullandığı mal veya iş ürününün ya da ticaret unvanı veya markasının aynısını ya da benzerini kendi iş ve faaliyetinde ticari amaçla kullanması, ilgili malı veya iş ürününü piyasaya sunması iltibasa yol açar ve haksız rekabet teşkil eder. Haksız rekabet dayalı olarak açılan davalarda görevli mahkeme 6102 sayılı TTK'nın 4/1-a hükmü ve 5. maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleridir.

Fikir ve sanat eserleri hukukunun en önemli kavramı eserdir. Bir fikrî çalışmanın, fikir ürününün korunabilmesi için, onun teknik anlamda eser niteliğini taşıması gerekir. Hangi fikir ürünlerinin eser olarak kabul edileceği ise FSEK hükümlerine göre belirlenir. FSEK'in 1. maddesinde eser; “sahibinin hususiyetini taşıyan ve aşağıdaki hükümler uyarınca ilim ve edebiyat, musikî, güzel sanatlar veya sinema eserleri sayılan her nevî fikir ve sanat mahsulüdür” şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre bir fikir ürününün eser olarak vasıflandırılabilmesi için, iki unsurun bulunması gerekir. Bunlar, fikrî çalışmasının sahibinin özelliğini taşıması ve Kanun’da sayılan eser türlerinden olmasıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli 2021/11-930 E.,2023/639 K. sayılı ilamı)

FSEK'te eser sahibinin hakları sayıldıktan sonra "B) Tahditler" başlığı altında "Gazete münderecatı" başlıklı 36. maddesinde "...Basın Kanununun 15 inci maddesi hükmü mahfuz kalmak üzere basın veya radyo tarafından umuma yayılmış bulunan günlük havadisler ve haberler serbestçe iktibas olunabilir. Gazete veya dergilerde çıkan içtimai, siyasi veya iktisadi günlük meselelere mütaallik makale ve fıkraların iktibas hakkı sarahaten mahfuz tutulmamışsa aynen veya işlenmiş şekilde diğer gazete ve dergiler tarafından alınması ve radyo vasıtasiyle veya diğer bir suretle yayılması serbesttir. İktibas hakkı mahfuz tutulsa bile sözü geçen makale ve fıkraların kısaltılarak basın özetleri şeklinde alınması, radyo vasıtasiyle veya diğer bir suretle yayılması caizdir. Bütün bu hallerde, iktibas edilen gazete, dergi ve ajansın ve eğer bunlar da başka bir kaynaktan alınmışlarsa o kaynağın adı, tarih ve sayısından başka makale sahiplerinin adı, müstear adı veya alameti zikredilmek icabeder...", hükmü düzenlenmiştir. Maddenin ilk fıkrasında Basın Kanunu hükmü saklı tutularak basın veya radyo yoluyla umuma yayılmış olan günlük olay ve haberlerin serbestçe iktibas olunabileceği belirtilmiş, ikinci fıkrada içtimai, siyasi veya iktisadi günlük meselelere ilişkin makale ve köşe yazılarının iktibas koşulları düzenlenmiş, son fıkrada ise iktibasın şekli koşullarına yer verilmiştir.

"Haber" başlıklı 37. maddesinde ise "...Haber mahiyetinde olmak ve bilgilendirme kapsamını aşmamak kaydıyla, günlük hadiselere bağlı olarak fikir ve sanat eserlerinden bazı parçaların işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan vasıtalara alınması mümkündür. Bu şekilde alınmış parçaların çoğaltılması, yayılması, temsil edilmesi veya radyo ve televizyon gibi araçlarla yayınlanması serbesttir. Bu serbestlik, hak sahibinin hukuki menfaatlerine zarar verecek şekilde veya eserden normal yararlanmaya aykırı biçimde kullanılamaz..." hükmü düzenlenmiştir. Yukarıda belirtilen 36. madde yayınlanmış bir haberin kendisinden iktibas koşullarını düzenlerken 37. madde haberin hazırlanışı veya yapılması sırasında bir eserden hangi koşullarda iktibas suretiyle yararlanılabileceğini belirler. Başka bir ifade ile 36. madde eser niteliğinden bağımsız olarak haberden iktisabı, 37. madde ise haber için, bir eserden iktisabı düzenler (YAVUZ, Levent/ ALICA, Türkay/ MERDİVAN, Fethi, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu, Cilt 1, 2.Baskı, sayfa;1309,1324).

Yine FSEK'in "Haksız rekabet" başlığı altında 83. maddesinde “ad, alamet ve eserin çoğaltılmış nüshalarının şekilleri” ile 84. maddesinde “işaret, resim ve ses”in korunmasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

Aynı Kanun'un 76. maddesi ise bu Kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan dava ve işler ile bu Kanundan kaynaklanan ceza davalarında görevli mahkemenin, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156/1 hükmünde belirtilen mahkemeler olduğunu belirtmiştir.

Yukarıda belirtilen hükümlerdeki atıftan hareketle Basın Kanunu'nun hükümlerine de bakmak gerekir.

Mülga 5680 sayılı Basın Kanunu'nun 3/1 hükmünde "mevkute" şu şekilde tanımlanmıştır. "Gazetelere, haber ajansları neşriyatına ve belli aralıklarla yayınlanan diğer bütün basılmış eserlere bu kanunda «mevkute» denir. FSEK'in 36. maddesinde atıf yapılan ve "Mevkute sahibinin hakları" başlığı altında düzenlenen (mülga)15. maddede ise "...Bir mevkutenin hususi fedakârlık ihtiyariyle elde edip yayınladığı haber yazı ve resimler mevkute sahibinden müsaade alınmadıkça neşirlerinden 24 saat geçmeden başka mevkuteler tarafından yayınlanamaz. Hususi fedakârlık ihtiyariyle elde edilen yazı ve resimler için mevkute sahibinden izin almak mecburidir..." hükmü düzenlenmiştir.

26.06.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 30. maddesi ile 5680 sayılı Basın Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 24. maddesinde, "Yeniden Yayım" başlığı altında "...Bir süreli yayında yayımlanmış haber, yazı ve resimleri kaynak göstermeksizin yeniden yayımlayanlar beşmilyar liradan onmilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Bu eserleri, yeniden yayım hakkı saklı tutulmuş olmasına rağmen, süreli yayın sahibinin izni olmadan yeniden yayımlayanlar yirmimilyar liradan kırkmilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar..." düzenlemesi getirilmiştir.

Her ne kadar konuyu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu'na taşıyan başvuran vekili, müvekkillerine ait haberlerin izinsiz, hukuka aykırı ve 6102 sayılı TTK kapsamında haksız rekabet teşkil edecek biçimde rekabet halinde olunan kurum ve kuruluşlar tarafından internet sitelerinde yayınlanması nedeni ile zarara uğradığını iddia ederek 6102 sayılı TTK'nın 54. ve devamı maddelerine dayalı tazminat davasında Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu iddia etmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 33. maddesine göre Hakim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, haberden izinsiz yararlanma iddiasına dayalı olarak açılan davalarda, iddia konusu haberin, FSEK kapsamında eser mahiyeti taşıyıp taşımadığı, eser niteliği taşıyıp taşımamasına göre sağlanacak korumanın kapsamı, iktibas serbestisi ve sınırı, kaynak gösterme zorunluluğu bulunup bulunmaması, hukuka uygun alıntı yapılmaması halinde ileri sürülebilecek talepler ve yaptırımı bakımından Mahkemece, yukarıda anılan Kanun hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekeceğinden söz konusu davalarda ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunun kabulü gerekir.

V. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, başkasına ait haberlerin izinsiz kullanılmasına dair uyuşmazlıklara bakma görevinin FSEK'in 76. maddesi uyarınca Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerine ait olacağına, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin 14 ve 43. Hukuk Daireleri ile 44. Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, 29.09.2025 tarihinde 5235 sayılı Kanun’un 35/4 maddesi gereğince oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

Başkan                     Üye                   Üye                         Üye                             Üye   
Abdullah Yaman        Ömür Topaç      Mehmet Durgun      Dr. Orhan Sekmen     Mikail Özdemir

K A R Ş I  O Y

Uyuşmazlık, davacıya ait haber içeriklerinin davalılarca izinsiz kullanılması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde (m) 54 vd. hükümlerine dayalı olarak açılan haksız rekabet davasında, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) m. 36 ve 37 vd hükümlerinin davanın dayanağı olup olamayacağı, buradan varılacak sonuca göre asliye ticaret mahkemesi (ATM)’nin mi, yoksa fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi (FSHHM)’nin mi grevli olması gerektiği noktasında toplanmaktadır.

Sağlıklı bir sonuca varabilmek için öncelikle ilgili hukuki düzenlemelerin belirtilmesinde fayda bulunmaktadır. Bu bağlamda belirtmeliyim ki; haksız rekabet genel olarak TTK m. 54 vd hükümleri ile düzenlenmiştir. TTK m. 54, fıkra (f) 2 hükmüne göre, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar kenar başlıklı TTK m. 55’de ise, haksız rekabet halleri sınırlı sayıda (numerus clausus) değil, örnekseme yöntemiyle belirtilmiş olup başkasının iş mahsullerinin izinsiz kullanılmasının da haksız rekabet hallerinden olduğu düzenlenmiştir. Haksız rekabet genel olarak TTK’da düzenlendiğinden, TTK m. 4/1-a hükmü ile m. 5 hükmü uyarınca haksız rekabet davasına bakmaya ATM’si görevlidir.

FSEK’in amaç kenar başlıklı birinci maddesi ile kapsam kenar başlıklı ikinci maddesinde, korunacak haklar ve kişiler belirtilmiştir. Diğer bir ifade ile bu hükümlerden koruma konularının ne olduğu anlaşılmaktadır. Kanunun devam eden maddelerinde koruma kapsamında olan eser, eserden doğan haklar, bağlantılı ve komşu haklar ile hak sahipleri dava türleri ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Uyuşmazlık bakımından önem arz eden konulardan biri “tahditler” üst başlığı altında m. 30 ilâ 40 hükümleriyle getirilen düzenlemelerdir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için ortada FSEK kapsamında bir eserin bulunması gerekir. Zira bu hükümler ile eser sahibinin haklarına bir sınırlama getirilmiştir. FSHHM’nin görevli olduğuna dayanak gösterilen m. 36 ve 37 hükümleri de “B) Tahditler” üst başlığı altında getirilen düzenlemeler olup eser sahibinin haklarına sınırlama getirmiştir. Bu hükümlerin devreye girmesi FSEK kapsamında bir eser olduğunun ileri sürülüp ispat edilmesine bağlıdır. Somut olayda ise davacı izinsiz kullanılan haber vs nin eser olduğunu iddia etmemiştir. Bilakis izinsiz kullanımın TTK m. 54 vd kapsamında haksız rekabet olduğunu belirtmiştir.

FSEK kapsamında haksız rekabetin özel halleri ise m. 83 vd. düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre eser niteliğinde olmayan ad ve alametlerin izinsiz kullanılması m. 83’de, işaret resim ve sesin izinsiz kullanılması ise m. 84’de, FSEK kapsamında özel haksız rekabet halleri olarak düzenlenmiştir.

FSHHM’nin görevi Kanunun 76. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre, FSEK’de düzenlenen hukuki ilişkilerden doğan davalara bakmaya FSHHM görevlidir. Bu durumda, FSHHM’nin görevli olması için ya ortada FSEK kapsamında bir eserin bulunduğunun iddia ve ispat edilmesi gerekir, ya da FSEK kapsamında haksız rekabetin özel olarak düzenlendiği m. 83 vd düzenlenen özel bir haksız rekabet halinin bulunması gerekir. Genel olarak haksız rekabetin düzenlendiği TTK m. 54 vd düzenlenen haksız rekabet hallerinden doğan davalarda FSHHM’si değil ATM görevlidir.

Bu açıklamadan sonra somut olay değerlendirildiğinde, davacı kendisine ait haber içeriklerinin izinsiz kullanıldığını, söz konusu izinsiz kullanımın ise TTK m. 54 vd kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu iddia edip davasını açmış dilekçesinin hiçbir yerinde söz konusu haber içeriklerinin FSEK kapsamında eser olduğunu iddia etmemiştir. O nedenle söz konusu içerikler iş mahsulü olup izinsiz kullanılması TTK m. 55 kapsamında haksız rekabet oluşturabilir. Zira söz konusu haber içerikleri FSEK m. 83 vd düzenlenen haksız rekabetin özel halleri kapsamında değildir. O nedenle somut olayda görevli mahkemenin ATM olduğunun kabulü gerekmektedir.

Hal böyle olunca, genel hükümlere göre açılan eldeki haksız rekabet davasında görevli mahkemenin ATM olduğunun kabulü ile bölge adliye mahkemesi hukuk daireleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamaktayım.

Üye
Dr. Orhan SEKMEN

BİLGİ : Son yıllarda hem uyuşmazlığın giderilmesi kararlarının birçoğunda, hem de içtihatların birleştirilmesi kararlarının hepsinde başvurucunun kimliği belirtilmemektedir. Kanımızca, kararın çıkmasında emeği geçen kişinin kararda belirtilmemesinin hiçbir gerekçesi olamaz. Umarız ki, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin başlatmış olduğu bu uygulamaya Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nden sonra diğer hukuk daireleri ve Yargıtay Birinci Başkanlığı katılır.