BORÇLU BELEDİYE TACİR OLMASA BİLE İŞİN NİTELİĞİ TİCARİ İŞ OLDUĞUNDAN ALACAKLI ŞİRKET TİCARİ TEMERRÜT FAİZİ İSTEYEBİLİR.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No : 2024/12-779
Karar No : 2025/294
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Büyükçekmece 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20.02.2024
SAYISI : 2023/1184 E., 2024/265 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.05.2023 tarihli ve 2022/11125 Esas,
2023/3499 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki itirazın kaldırılması isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince istemin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. TALEP
Alacaklı vekili; borçlu B. Belediye Başkanlığı (Belediye) aleyhine başlattıkları genel haciz yoluyla ilâmsız icra takibine karşı borçlu vekilinin itiraz ettiğini, takip talebinde takip tarihinden itibaren işleyecek faiz olarak talep edilen %19,50 oranında ticari temerrüt faizinin mevzuata uygun olmasına rağmen borçlu vekili tarafından faize ilişkin yapılan itirazda Belediyenin kamu kurumu olması gerekçesiyle yasal faiz işletilmesi gerektiğinin belirtildiğini, ancak sözleşmenin taraflarından birinin idare olmasının işin ticari iş niteliğini etkilemediğini, işin ticari iş niteliğinde olup müvekkilinin ticari işletmesini ilgilendirdiğini, Özel Dairenin yerleşik içtihatları uyarınca takip dayanağı faturaların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 68. maddesinde belirtilen belgeler niteliğinde olmasa da borçlu tarafından dosya borcunun 132.853,52 TL'lik kısmı kabul edildiğinden artık 2004 sayılı Kanun’un 68. maddesinde belirtilen bir belgenin olup olmadığı konusu üzerinde durulmasına gerek olmadığını, takip konusu faturalarda belirtilen ilişkinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) uyarınca ticari iş olduğu konusunda şüphe bulunmadığını, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun (3095 sayılı Kanun) uyarınca bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlunun ticari işlerde yıllık %19,50 oranında temerrüt faizi ödemeye mecbur olduğunu ileri sürerek faiz oranına yapılan itirazın kaldırılmasına, takibin işleyecek %19,50 oranında faiz ile devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Borçlu vekili; takip konusu alacağın ticari bir işten kaynaklanmadığını, alacaklı şirket tacir ise de müvekkili Belediyenin tacir olmadığını, icra dosyasındaki itiraz dilekçesinde belirtildiği üzere takip konusu alacağın Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılan kamu yararına yönelik bir sözleşmeden kaynaklandığını, müvekkili tacir olmadığından işlerinin de ticari iş olmasının söz konusu olmayıp ticari olmayan bir işte yasal faiz dışında bir faiz oranının talep edilemeyeceğini, müvekkili Belediyenin kamu kurumu olması ve yapılan iş Kamu İhale Kanunu kapsamında ve kamu yararına yapıldığından takip sonrası ancak yasal faiz istenebileceğini belirterek istemin reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.09.2020 tarihli ve 2019/1966 Esas, 2020/1116 Karar sayılı kararı ile; 6102 sayılı TTK'nın 3/1. maddesine göre bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu, aynı Kanun’un 19/2. maddesinde ise taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmelerin, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılacağının düzenlendiği, alacaklı şirketin tacir olup takip konusu faturalardan kaynaklı hak edişe ilişkin alacağın alacaklı şirketin ticari işletmesiyle ilgili olduğundan takip konusu alacak için ticari faiz istenmesinin kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istemin kabulüne ve faiz oranına yapılan itirazın kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.06.2022 tarihli ve 2020/2563 Esas, 2022/1348 Karar sayılı kararı ile; borçlunun borç doğuran hukuki ilişkiyi kabul etmesi hâlinde alacaklının artık İİK'nın 68/1. maddesinde belirtilen belgelere dayanmasına gerek olmadığı, bu durumda faize ilişkin uyuşmazlığın dosyadaki mevcut belgelere ve tarafların sıfatlarına göre çözümlenmesi gerektiği, borçlunun takibe konu işin Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu kapsamında yapılan sözleşmeye dayandığı yönündeki beyanı ve takibe konu alacağa ilişkin faaliyetin alacaklının ticari işletmesiyle ilgili olduğundan 6102 sayılı TTK'nın 3 ve 19/2. maddelerine göre ticari iş söz konusu olup 3095 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi gereğince avans faizi oranının uygulanabileceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“… Alacaklı tarafından borçlu aleyhine faturadan kaynaklı hakediş alacağı için genel haciz yoluyla icra takibi yapıldığı, borçlunun, icra müdürlüğüne başvurarak, asıl alacağın 8.000 TL sine ve işin ticari nitelikte olmaması sebebiyle alacağa ticari faiz uygulanamayacağını ileri sürerek faize ve faiz oranına itiraz ettiği, alacaklı tarafından, faize yapılan itirazın kaldırılması talebiyle icra mahkemesine başvurulduğu ilk derece mahkemesince; TTK'nun 19/2 maddesine göre alacaklı şirketin tacir olduğu, takip konusu faturalardan kaynaklı hak edişe ilişkin alacak,alacaklının ticari işletmesi ile ilgili olduğu için takip konusu alacağa ticari faiz istenmesi kanuna uygun olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile faiz oranına yapılan itirazın kaldırılmasına karar verildiği, kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, davalı borçlu tarafından kararın temyiz edildiği anlaşılmıştır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 68/1. maddesi gereğince; talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenit ise, alacaklı itirazın kaldırılmasını isteyebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16/2. maddesinde "Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar." düzenlemesi yer almaktadır.
(HGK'nun 16.09.2015 tarih 2015/15-440 E. 2015/1769 K. vurgulandığı üzere belediyelerin tacir olarak kabulü mümkün olmadığı gibi davacı alacaklının tacir olması ve işlerinin ticari olması ilkesi burada işlevsiz hale gelmiştir.. Bu durumda, davalı borçlu tacir olmadığına göre takipte ticari faiz ile sorumlu tutulması doğru değildir.
O halde mahkemece, faize ve oranına yönelik itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi ve bölge adliye mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddi isabetsiz olup bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. .." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6102 sayılı TTK'nın 16/2. maddesi gereğince Belediyenin tacir olarak kabul edilemeyeceği hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın Belediyeden ticari faiz istenip istenemeyeceğine ilişkin olduğu, ticari faiz uygulanması için mutlak surette tarafların tacir olmasının gerekmeyip işin niteliğinin ticari iş olması durumunda da ticari faiz istenmesinin mümkün olduğu, somut olayda tacir olmayan Belediyeden ticari faiz istenmesinin mümkün olup olmadığını belirlemek için takip konusu alacağın kaynaklandığı işin ticari iş niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, 6102 sayılı TTK'nın 3/1 ve 19/2. maddelerine tüzel kişi tacir olan alacaklı açısından ticari bir iş bulunduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmaması karşısında tacir olmasa dahi Belediye için de ticari iş sayılması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Borçlu vekili; müvekkili Belediye tacir olmadığından 6102 sayılı TTK'nın 19/2. maddesinin uygulanamayacağını, takip konusu alacağın Kamu İhale Kanunu'ndan kaynaklandığını, kamu yararına yapılmış bir hizmet söz konusu olduğunu, bir taraf için ticari iş sayılan işin diğer taraf için de ticari sayılır hükmünün uygulanamayacağını, takipten sonrası için işletilmesi gereken faiz oranının yasal faiz olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda alacaklı şirket vekili tarafından borçlu Belediye aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla ilâmsız takipte takip talebinde istenen işleyecek avans faizi oranına itirazın kaldırılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
1. İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesi.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3 ve 19. maddeleri.
3. 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi.
2. Değerlendirme
1. Uyuşmazlığın çözümü için konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar vardır.
2. İtirazın kaldırılması teknik anlamda bir dava olmayıp borçlunun itirazıyla İİK'nın 66. maddesine göre duran ilâmsız icra takibine yine ilâmsız icra prosedürü içinde devam edilmesini sağlayan bir yoldur. Alacaklı, alacağını yalnız İİK'nın 68/1. maddesinde sayılan belgelerden biriyle ispat edebilir.
3. Alacaklının icra takibine dayanak yaptığı belgenin, iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olması hâlinde alacaklının edimini yerine getirdiğinin sözleşmeden anlaşılamaması veya sözleşmede belirtilen edimini yerine getirdiğine dair bir belgeyi icra takibine dayanak göstermemesi durumda sözleşmede belirtilen şartların yerine getirilip getirilmediği, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden icra mahkemesince alacaklının itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi gerekir. Fakat borçlu alacaklı ile aralarındaki hukuki ilişki ve borcu kabul edip itirazını ödeme olgusuna dayandırırsa artık takip dayanağı belgenin İİK'nın 68/1. maddesinde sayılan belgelerden olması aranmaz. Çünkü, anılan maddede yazılı belgelerle ispatlanacak olan hukuki ilişkiden kaynaklanan borç olup bu husus da kabul edildiğine göre ayrıca ispatına gerek bulunmamaktadır. Nitekim bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.05.2019 tarihli ve 2017/12-724 Esas, 2019/529 Karar sayılı kararında da benimsenmiştir.
4. Temerrüt faizi ise bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşülmesi sebebiyle ödenen faiz türüdür.
5. 3095 sayılı Kanun'un “Temerrüt faizi” başlıklı 2/2. maddesi uyarınca yanlar arasında sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizinin Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranın istenmesi mümkündür.
6. 6102 sayılı TTK'nın 3. maddesi uyarınca “Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir”. Aynı Kanun’un 19. maddesi gereğince bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır ve taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler kanunda aksine hüküm olmadıkça diğeri için de ticari iş sayılır. Bu bağlamda ticari temerrüt faizinin uygulanabilmesi için uyuşmazlığın taraflardan birisi yönünden ticari iş olması ve bu ticari işin tacir olan kişi ile tacir olmayan kişi arasında mevcut akdi ilişkiden kaynaklanması şarttır.
7. Somut olayda; alacaklı şirket vekili tarafından borçlu Belediye aleyhine faturalara dayalı olarak başlatılan genel haciz yoluyla ilâmsız takipte borçlu vekilinin icra müdürlüğüne yasal süresinde verdiği itiraz dilekçesinde, alacaklıya 8.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu nedenle fazla istenen 8.000,00 TL asıl alacak bakımından takibe itiraz ettiklerini, borçlu Belediyenin kamu kurumu olup yapılan işin Kamu İhale Kanunu kapsamında kamu yararı amacıyla yapıldığını, Belediyenin tacir olmayıp yapılan işin de ticari bir iş olmadığını, bu nedenle avans faizi istenemeyeceğini ileri sürerek yasal faiz dışında talep edilen 19,50 ticari faiz oranına itiraz ettiklerini bildirmiştir.
8. Eldeki uyuşmazlıkta borçlu vekili hukuki ilişkiyi kabul etmiştir. Alacaklı şirket tacir olup 6102 sayılı TTK'nın 19. maddesi gereğince bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır ve taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler kanunda aksine hüküm olmadıkça diğeri için de ticari iş sayılır. Bu durumda borçlu Belediye tacir olmasa bile işin niteliği ticari iş olduğundan alacaklı şirket ticari temerrüt faizi isteyebilir.
9. O hâlde alacaklı şirket 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesine göre ticari temerrüt faizi isteyebileceğinden işleyecek faiz oranına itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.
10. Hâl böyle olunca İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine
14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
BORÇLU BELEDİYE TACİR OLMASA BİLE İŞİN NİTELİĞİ TİCARİ İŞ OLDUĞUNDAN ALACAKLI ŞİRKET TİCARİ TEMERRÜT FAİZİ İSTEYEBİLİR.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No : 2024/12-779
Karar No : 2025/294
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Büyükçekmece 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20.02.2024
SAYISI : 2023/1184 E., 2024/265 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.05.2023 tarihli ve 2022/11125 Esas,
2023/3499 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki itirazın kaldırılması isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince istemin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. TALEP
Alacaklı vekili; borçlu B. Belediye Başkanlığı (Belediye) aleyhine başlattıkları genel haciz yoluyla ilâmsız icra takibine karşı borçlu vekilinin itiraz ettiğini, takip talebinde takip tarihinden itibaren işleyecek faiz olarak talep edilen %19,50 oranında ticari temerrüt faizinin mevzuata uygun olmasına rağmen borçlu vekili tarafından faize ilişkin yapılan itirazda Belediyenin kamu kurumu olması gerekçesiyle yasal faiz işletilmesi gerektiğinin belirtildiğini, ancak sözleşmenin taraflarından birinin idare olmasının işin ticari iş niteliğini etkilemediğini, işin ticari iş niteliğinde olup müvekkilinin ticari işletmesini ilgilendirdiğini, Özel Dairenin yerleşik içtihatları uyarınca takip dayanağı faturaların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 68. maddesinde belirtilen belgeler niteliğinde olmasa da borçlu tarafından dosya borcunun 132.853,52 TL'lik kısmı kabul edildiğinden artık 2004 sayılı Kanun’un 68. maddesinde belirtilen bir belgenin olup olmadığı konusu üzerinde durulmasına gerek olmadığını, takip konusu faturalarda belirtilen ilişkinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) uyarınca ticari iş olduğu konusunda şüphe bulunmadığını, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun (3095 sayılı Kanun) uyarınca bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlunun ticari işlerde yıllık %19,50 oranında temerrüt faizi ödemeye mecbur olduğunu ileri sürerek faiz oranına yapılan itirazın kaldırılmasına, takibin işleyecek %19,50 oranında faiz ile devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Borçlu vekili; takip konusu alacağın ticari bir işten kaynaklanmadığını, alacaklı şirket tacir ise de müvekkili Belediyenin tacir olmadığını, icra dosyasındaki itiraz dilekçesinde belirtildiği üzere takip konusu alacağın Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılan kamu yararına yönelik bir sözleşmeden kaynaklandığını, müvekkili tacir olmadığından işlerinin de ticari iş olmasının söz konusu olmayıp ticari olmayan bir işte yasal faiz dışında bir faiz oranının talep edilemeyeceğini, müvekkili Belediyenin kamu kurumu olması ve yapılan iş Kamu İhale Kanunu kapsamında ve kamu yararına yapıldığından takip sonrası ancak yasal faiz istenebileceğini belirterek istemin reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.09.2020 tarihli ve 2019/1966 Esas, 2020/1116 Karar sayılı kararı ile; 6102 sayılı TTK'nın 3/1. maddesine göre bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu, aynı Kanun’un 19/2. maddesinde ise taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmelerin, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılacağının düzenlendiği, alacaklı şirketin tacir olup takip konusu faturalardan kaynaklı hak edişe ilişkin alacağın alacaklı şirketin ticari işletmesiyle ilgili olduğundan takip konusu alacak için ticari faiz istenmesinin kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istemin kabulüne ve faiz oranına yapılan itirazın kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.06.2022 tarihli ve 2020/2563 Esas, 2022/1348 Karar sayılı kararı ile; borçlunun borç doğuran hukuki ilişkiyi kabul etmesi hâlinde alacaklının artık İİK'nın 68/1. maddesinde belirtilen belgelere dayanmasına gerek olmadığı, bu durumda faize ilişkin uyuşmazlığın dosyadaki mevcut belgelere ve tarafların sıfatlarına göre çözümlenmesi gerektiği, borçlunun takibe konu işin Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu kapsamında yapılan sözleşmeye dayandığı yönündeki beyanı ve takibe konu alacağa ilişkin faaliyetin alacaklının ticari işletmesiyle ilgili olduğundan 6102 sayılı TTK'nın 3 ve 19/2. maddelerine göre ticari iş söz konusu olup 3095 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi gereğince avans faizi oranının uygulanabileceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“… Alacaklı tarafından borçlu aleyhine faturadan kaynaklı hakediş alacağı için genel haciz yoluyla icra takibi yapıldığı, borçlunun, icra müdürlüğüne başvurarak, asıl alacağın 8.000 TL sine ve işin ticari nitelikte olmaması sebebiyle alacağa ticari faiz uygulanamayacağını ileri sürerek faize ve faiz oranına itiraz ettiği, alacaklı tarafından, faize yapılan itirazın kaldırılması talebiyle icra mahkemesine başvurulduğu ilk derece mahkemesince; TTK'nun 19/2 maddesine göre alacaklı şirketin tacir olduğu, takip konusu faturalardan kaynaklı hak edişe ilişkin alacak,alacaklının ticari işletmesi ile ilgili olduğu için takip konusu alacağa ticari faiz istenmesi kanuna uygun olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile faiz oranına yapılan itirazın kaldırılmasına karar verildiği, kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, davalı borçlu tarafından kararın temyiz edildiği anlaşılmıştır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 68/1. maddesi gereğince; talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenit ise, alacaklı itirazın kaldırılmasını isteyebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16/2. maddesinde "Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar." düzenlemesi yer almaktadır.
(HGK'nun 16.09.2015 tarih 2015/15-440 E. 2015/1769 K. vurgulandığı üzere belediyelerin tacir olarak kabulü mümkün olmadığı gibi davacı alacaklının tacir olması ve işlerinin ticari olması ilkesi burada işlevsiz hale gelmiştir.. Bu durumda, davalı borçlu tacir olmadığına göre takipte ticari faiz ile sorumlu tutulması doğru değildir.
O halde mahkemece, faize ve oranına yönelik itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi ve bölge adliye mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddi isabetsiz olup bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. .." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6102 sayılı TTK'nın 16/2. maddesi gereğince Belediyenin tacir olarak kabul edilemeyeceği hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın Belediyeden ticari faiz istenip istenemeyeceğine ilişkin olduğu, ticari faiz uygulanması için mutlak surette tarafların tacir olmasının gerekmeyip işin niteliğinin ticari iş olması durumunda da ticari faiz istenmesinin mümkün olduğu, somut olayda tacir olmayan Belediyeden ticari faiz istenmesinin mümkün olup olmadığını belirlemek için takip konusu alacağın kaynaklandığı işin ticari iş niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, 6102 sayılı TTK'nın 3/1 ve 19/2. maddelerine tüzel kişi tacir olan alacaklı açısından ticari bir iş bulunduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmaması karşısında tacir olmasa dahi Belediye için de ticari iş sayılması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Borçlu vekili; müvekkili Belediye tacir olmadığından 6102 sayılı TTK'nın 19/2. maddesinin uygulanamayacağını, takip konusu alacağın Kamu İhale Kanunu'ndan kaynaklandığını, kamu yararına yapılmış bir hizmet söz konusu olduğunu, bir taraf için ticari iş sayılan işin diğer taraf için de ticari sayılır hükmünün uygulanamayacağını, takipten sonrası için işletilmesi gereken faiz oranının yasal faiz olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda alacaklı şirket vekili tarafından borçlu Belediye aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla ilâmsız takipte takip talebinde istenen işleyecek avans faizi oranına itirazın kaldırılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
1. İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesi.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3 ve 19. maddeleri.
3. 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi.
2. Değerlendirme
1. Uyuşmazlığın çözümü için konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar vardır.
2. İtirazın kaldırılması teknik anlamda bir dava olmayıp borçlunun itirazıyla İİK'nın 66. maddesine göre duran ilâmsız icra takibine yine ilâmsız icra prosedürü içinde devam edilmesini sağlayan bir yoldur. Alacaklı, alacağını yalnız İİK'nın 68/1. maddesinde sayılan belgelerden biriyle ispat edebilir.
3. Alacaklının icra takibine dayanak yaptığı belgenin, iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olması hâlinde alacaklının edimini yerine getirdiğinin sözleşmeden anlaşılamaması veya sözleşmede belirtilen edimini yerine getirdiğine dair bir belgeyi icra takibine dayanak göstermemesi durumda sözleşmede belirtilen şartların yerine getirilip getirilmediği, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden icra mahkemesince alacaklının itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi gerekir. Fakat borçlu alacaklı ile aralarındaki hukuki ilişki ve borcu kabul edip itirazını ödeme olgusuna dayandırırsa artık takip dayanağı belgenin İİK'nın 68/1. maddesinde sayılan belgelerden olması aranmaz. Çünkü, anılan maddede yazılı belgelerle ispatlanacak olan hukuki ilişkiden kaynaklanan borç olup bu husus da kabul edildiğine göre ayrıca ispatına gerek bulunmamaktadır. Nitekim bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.05.2019 tarihli ve 2017/12-724 Esas, 2019/529 Karar sayılı kararında da benimsenmiştir.
4. Temerrüt faizi ise bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşülmesi sebebiyle ödenen faiz türüdür.
5. 3095 sayılı Kanun'un “Temerrüt faizi” başlıklı 2/2. maddesi uyarınca yanlar arasında sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizinin Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranın istenmesi mümkündür.
6. 6102 sayılı TTK'nın 3. maddesi uyarınca “Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir”. Aynı Kanun’un 19. maddesi gereğince bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır ve taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler kanunda aksine hüküm olmadıkça diğeri için de ticari iş sayılır. Bu bağlamda ticari temerrüt faizinin uygulanabilmesi için uyuşmazlığın taraflardan birisi yönünden ticari iş olması ve bu ticari işin tacir olan kişi ile tacir olmayan kişi arasında mevcut akdi ilişkiden kaynaklanması şarttır.
7. Somut olayda; alacaklı şirket vekili tarafından borçlu Belediye aleyhine faturalara dayalı olarak başlatılan genel haciz yoluyla ilâmsız takipte borçlu vekilinin icra müdürlüğüne yasal süresinde verdiği itiraz dilekçesinde, alacaklıya 8.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu nedenle fazla istenen 8.000,00 TL asıl alacak bakımından takibe itiraz ettiklerini, borçlu Belediyenin kamu kurumu olup yapılan işin Kamu İhale Kanunu kapsamında kamu yararı amacıyla yapıldığını, Belediyenin tacir olmayıp yapılan işin de ticari bir iş olmadığını, bu nedenle avans faizi istenemeyeceğini ileri sürerek yasal faiz dışında talep edilen 19,50 ticari faiz oranına itiraz ettiklerini bildirmiştir.
8. Eldeki uyuşmazlıkta borçlu vekili hukuki ilişkiyi kabul etmiştir. Alacaklı şirket tacir olup 6102 sayılı TTK'nın 19. maddesi gereğince bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır ve taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler kanunda aksine hüküm olmadıkça diğeri için de ticari iş sayılır. Bu durumda borçlu Belediye tacir olmasa bile işin niteliği ticari iş olduğundan alacaklı şirket ticari temerrüt faizi isteyebilir.
9. O hâlde alacaklı şirket 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesine göre ticari temerrüt faizi isteyebileceğinden işleyecek faiz oranına itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.
10. Hâl böyle olunca İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine
14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

