BORÇLUNUN HÜKÜMLÜLÜK VE VASİNİN DE TUTUKLULUK HÂLİ NEDENİYLE SATIŞ İLANI TEBLİĞİNİN BEKLENEN AMACA UYGUN OLMADIĞI AÇIK OLDUĞUNDAN İHALENİN FESHİNE KARAR VERİLMESİ GEREKİR.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No : 2024/12-780
Karar No : 2025/377
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 02.04.2024
SAYISI : 2024/653 E., 2024/1056 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 29.11.2023 tarihli ve 2023/8280 Esas,
2023/7970 Karar sayılı Bozma kararı
Taraflar arasındaki ihalenin feshi isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın alacaklı vekili ile ihale alıcısı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, ihale alıcısı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle ihalenin feshine ilişkin şikâyetin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. TALEP
Borçlu vekili; alacaklı vekili tarafından müvekkili aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla ilâmsız takipte müvekkiline ait İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, Yakuplu Mah., 6.3 ada, 79 parsel sayılı taşınmazın ihale edildiğini, icra emri, kıymet takdiri raporu, mükellefiyetler listesi ve satış ilanının müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmediğini, hükümlülük nedeniyle müvekkiline vasi atandığını, tebligatın vasi Şahan Simurg S.'ya yapılması gerektiğini, vasi Şahan Simurg S.'nın 09.06.2022 tarihinde Silivri 2 No.lu cezaevinde tutuklu olduğunu, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (TK) 19. maddesi gereğince tebliğin vasinin tutuklu bulunduğu kuruma gönderilerek bizzat kendisine yapılması gerekirken hem satış ilanı hem de kıymet takdir raporunun vasinin ev adresine yapıldığını, kıymet takdir raporunun usulsüz olup günün koşullarına uygun olmadığını, taşınmazların bulunduğu konum itibariyle çok değerli olduğunu ileri sürerek ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Alacaklı vekili; satış ilanının vasiye Marmara 2 No.lu Cezaevinde 13.02.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, kıymet takdir tarihinden itibaren iki yıllık sürenin geçmediğini, ihaleye birden fazla kişinin katılarak teklif verdiğini ve taşınmazın %50 değerinin üzerinde satıldığını belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.
2. İhale alıcısı vekili; tüm tebligatların borçluya ve vasisine yapıldığını, vasi yönünden tebligatların hem cezaevine hem de ikamet adresine gönderilerek usulüne uygun tebliğ edildiğini, kıymet takdirinin kesinleştiğini ve kıymet takdir tarihinden itibaren iki yıllık sürenin geçmediğini belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2023 tarihli ve 2023/455 Esas, 2023/898 Karar sayılı kararı ile; Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/390 Esas, 2022/414 Karar sayılı kararıyla borçluya 22.04.2022 tarihinde Şahan Simurg S.'nın vasi olarak atandığı, vasinin 08.06.2022 tarihinde tutuklandığı ve 16.01.2023 tarihi itibarıyla hâlen ceza infaz kurumunda tutuklu olduğu, kıymet takdir raporunun 09.11.2022 tarihinde, satış ilanının ise 16.02.2023 tarihinde vasinin aynı konutta birlikte yaşayan annesi Elif Sarı imzasına tebliğ edildiği, vasinin tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumuna 13.02.2023 tarihinde müzekkere yazılarak satış ilanı ve eklerinin tebliğinin istendiği ancak müzekkere cevabı beklenmeden ihalenin yapıldığı, TK'nın 19. maddesi gereğince vasinin tutuklu olduğu tarihlerde kendisine yapılacak tebligatların ceza infaz kurumu aracılığıyla yapılması gerekirken bu kurala uyulmadığı gerekçesiyle şikâyetin kabulüne ve ihalenin feshine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili ile ihale alıcısı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.09.2023 tarihli ve 2023/2763 Esas, 2023/2591 Karar sayılı kararı ile; alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddinin gerektiği, ihale alıcısı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde ise, borçlunun vasisinin tutuklu olması nedeniyle ceza infaz kurumunda bizzat 14.02.2023 tarihinde tebligat yapıldığına dair evrakın 15.03.2023 tarihli müzekkere cevabı ile UYAP sistemindeki satış dosyası içerisinde bulunduğu, bu durumda 21.03.2023 tarihli ihaleden makul süre önce borçlunun vasisine bizzat satış ilanı tebliğ edilmiş olup satış ilanı tebliğ işleminin usulsüzlüğüne ilişkin iddianın yerinde olmadığı, usulüne uygun satış ilanı tebliği nedeniyle süresinde ileri sürülmeyen kıymet takdirine ilişkin şikâyetin fesih sebebi olmayacağı, kıymet takdirinden itibaren iki yıl içerisinde satış yapıldığı, satış bedelinin muhammen bedelinin %50'sini ve satış masraflarını karşıladığı, ihalede herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, ihale alıcısı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle ihalenin feshine ilişkin şikâyetin reddine, şikâyet konusu taşınmazın ihale bedeli olan 11.478.180,00 TL'nin %1'i oranında 1.147.818,00 TL para cezasının borçludan tahsiliyle hazineye irat kaydına karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"... Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Şikayetçi borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, sair fesih iddialarının yanı sıra satış ilanının vasiye tebliğ edilmediğini ileri sürerek ihalenin feshini istediği, İlk Derece Mahkemesince vasiye satış ilanı tebliğ edilmediği gerekçesi ile ihalenin feshine karar verildiği, alacaklı ve alıcı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, alacaklının istinaf başvurusunun yasal sürede olmadığı gerekçesi ile usulden reddine; ihale alıcısının istinaf başvurusunun incelenmesinde ise satış ilanının borçlu vasisine satıştan makul süre önce tebliğ edildiği gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, şikayetin reddi ile 11.478.180,00 TL'nin % 1'i oranında 1.147.818,00 TL para cezasının borçludan tahsili ile Hazineye irat kaydına karar verildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
İİK’nın 127. maddesi gereğince, taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneğinin borçluya tebliğ edilmesi gerekmektedir. Zira, satışa hazırlanabilmesi, kendince gerekli duyuruları yapabilmesi ve daha fazla müşteri bulabilmesi, borçlunun satıştan makul bir süre önce haberdar olmasını gerektirir.
Somut olayda, şikayetçi borçlunun 2 yıl 6 ay 716 gün hapis cezası ile hükümlü olması sebebiyle 19.02.2021 tarihinde cezasının infazına başlandığı, tahliye tarihinin 3.08.2025 olduğu, Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.04.2022 tarihli ve 2022/390 Esas ve 2022/414 Karar sayılı kararı ile borçluya TMK'nın 407. maddesi gereğince Şahan Simurg S.'nın vasi olarak atandığı, vasinin de Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2022/427 sorgu numaralı dosyası ile 08.06.2022 tarihinde tutuklandığı, satış ilanının tutuklu olması nedeni ile ceza infaz kurumunda 14.02.2023 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Satış ilanı tebliğ işlemi şeklen usulüne uygun ise de, borçlunun hükümlü ve kısıtlı, yasal temsilcisi olan vasisinin de tutuklu olması nedeniyle satışa hazırlanabilmeleri, gerekli duyuruları yapabilmeleri ve daha fazla alıcı bulabilmeleri için gerekli imkanların oluşmadığı, nitekim muhammen bedeli 11.478.180,00 TL olan taşınmazın 21.02.2023 tarihli ihalede 6.758.058,00 TL bedelle ihale edildiği görülmüştür.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Kabule göre de, 7343 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 134/5-3 maddesine göre ihalenin feshi şikayetinin reddi halinde, ihalenin feshini talep edenin feshi istenen ihale bedelinin % 10'una kadar para cezasına mahkum edileceği düzenlemesine yer verildiği halde, Bölge Adliye Mahkemesince ihale bedeli yerine muhammen bedel üzerinden para cezasına hükmedilmesi yerinde olmadığı gibi 11.478.180,00 TL'nin %1'i 114.781,8 TL'ye tekabül etmesine rağmen 1.147.818,00 TL'ye hükmedilmesi de doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlunun vasisine satış ilanının 14.02.2023 tarihinde usule uygun olarak tebliğ edildiği, ihalenin ise otuz beş gün sonra 21.03.2023 tarihinde yapıldığı ve Özel Dairenin yerleşik içtihatlarında makul sürenin yedi gün olarak kabul edildiği, ihalenin 21.03.2023 tarihinde yapılmış olmasına rağmen bozma ilâmında "21.02.2023 tarihli ihalede" şeklinde yazılarak ve tebliğ tarihine göre yedi gün geçmeden ihale yapıldığı kabul edilerek maddi hata yapıldığı, aksinin kabulü hâlinde sürenin makul kabul edilmemesi durumunda borçlu vasisinin tutukluluk hâli sona erene kadar ihalenin yapılamayacağı sonucunun çıkacağı, bu yönde yasal bir düzenleme de bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Borçlu vekili; icra müdürlüğünce evrak toplanmadan, cezaevine yapılan tebligatlara dair mazbatalar olmadan ihalenin yapıldığını, şikâyet tarihinde tebligatların yapıldığına dair mazbataların bulunmadığını, ihale ile tebliğ zamanı arasındaki otuz beş günlük sürenin satışa hazırlık bağlamında az bir zaman aralığı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; özgürlüğü bağlayıcı ceza sebebiyle borçluya atanan vasinin tutuklu olarak cezaevinde bulunduğu sırada satış ilanının vasiye 14.02.2023 tarihinde tebliğ edilmesi ve 11.478.180,00 TL muhammen bedeli taşınmazın 21.03.2023 tarihli ihalede 6.758.058,00 TL bedelle ihale edilmesi karşısında hükümlü borçlu ile tutuklu vasisinin satışa hazırlanabilmeleri, gerekli duyuruları yapabilmeleri ve daha fazla alıcı bulabilmeleri için gerekli imkâna sahip olup olmadıkları, buradan varılacak sonuca göre ihalenin feshinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 114/5, 126/1, 127 ve 134. maddeleri.
2. Tebligat Kanunu'nun 11 ve 19. maddeleri.
2. Değerlendirme
1. Uyuşmazlığın çözümü için konuya ilişkin yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır.
2. Öğretide ve Yargıtay uygulamasında cebri artırma ve ihalenin borçlar hukuku anlamında bir satım sözleşmesi değil bir cebri icra tasarrufu olduğu görüşü benimsenmektedir. Cebri artırma yolu ile satımın icra organının kamu gücüne dayanan bir kamusal işlemi olduğu kabul edilmektedir.
3. Satış talebi ile birlikte icra müdürlüğünce satışa hazırlık işlemleri yapılır. Satışa hazırlık işlemleri, arttırma şartnamesi düzenlenmesi, taşınmaz üzerindeki mükellefiyetler listesinin hazırlanması, satış ilanı ve satış ilanının bir suretinin borçlu, alacaklı ve ilgililere tebliğidir.
4. İcra ve İflas Kanunu'nun 127. maddesi uyarınca satış ilanının borçluya tebliği zorunludur. Aynı Kanun'un 21/1 ile 57/1. maddelerine göre icra işlerinde tebligat TK ve ilgili Yönetmelik hükümlerine göre yapılır.
5. Tebligat Kanunu'nun 11/3. maddesi uyarınca muhatabın kanuni temsilcisi varsa ve tebligatın muhatabın bizzat kendisine yapılması gerekmiyorsa tebligat temsilcisine yapılır. Aynı Kanun'un 19. maddesi uyarınca muhatabın tutuklu olması hâlinde tebligat muhatabın bizzat kendisine yapılır. Tutukevi veya cezaevi müdür veya memuru tebligatın tutukluya yapılmasını sağlar.
6. Hukuk Genel Kurulunun 19.02.2025 tarihli ve 2024/12-524 Esas, 2025/70 Karar; 03.11.2020 tarihli ve 2017/12-326 Esas, 2020/824 Karar ile 06.04.2016 tarihli ve 2014/12-1752 Esas, 2016/478 Karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere satış ilanının borçluya tebliğ edilmesindeki amaç borçlunun da satışa ilişkin hazırlıklar yapabilmesine ve imkân bulduğu ölçüde satışa katılımı arttırarak daha rekabetçi bir ortam oluşturulmasına, dolayısıyla ihalenin daha yüksek bir bedelle yapılmasına ve daha çok borçtan kurtulmasına imkân sağlanmasıdır.
7. Diğer taraftan İİK'nın 126/1. maddesinin göndermesiyle taşınmaz satışlarında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 114/5. maddesi "...İcra dairesince yapılması zaruri ilanlar dışında, taraflar elektronik satış portalında yer alan ilan metnini, masrafı kendilerine ait olmak üzere, diledikleri vasıtalarla ilan edebilir. Ancak hususi mahiyetteki bu ilan resmî muameleye tesir etmez." hükmünü içermektedir.
8. Uyuşmazlığın çözümü için belirtmek gerekir ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda (TMK) düzenlenen vesayete ilişkin hükümler kamu düzenine ilişkindir. TMK'nın 407. maddesi gereğince özgürlüğü bağlayıcı ceza nedeniyle vasi tayinindeki amaç kişinin cezasını çektiği sürede korunması, hak ve menfaatlerinin zarar görmesini önlemektir. TMK'nın 447. maddesi gereğince vasi, kısıtlıyı korumak ve bütün kişisel işlerinde ona yardım etmekle yükümlüdür. Anılan Kanun'un 483/2. maddesine göre vasinin görevini yapmakta yetersizliği sebebiyle vesayet altındaki kişinin menfaatleri tehlikeye düşerse, vesayet makamı kusuru olmasa bile vasiyi görevden alabilir. TMK'nın 484. maddesine göre ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi veya her ilgili vasinin görevden alınmasını isteyebilir. Görevden alınmayı gerektiren sebebin varlığını başka bir yoldan öğrenen vesayet makamı, vasiyi resen görevden almakla yükümlüdür. Aynı Kanun'un 487. maddesi uyarınca vesayet makamı, görevden alma ve uyarıda bulunmanın yanı sıra, vesayet altındaki kişinin korunması için gerekli diğer önlemleri de almakla yükümlüdür. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere vasinin görevini yapmakta yetersizliği sebebiyle vasinin görevden alınmasının istenebileceği gibi vesayet makamı da bunu resen gözeterek, kısıtlının korunması için gerekli diğer önlemleri de almakla yükümlüdür.
9. Somut olayda ise alacaklı vekili tarafından borçlu Mehmet Salih Sarı aleyhine 15.11.2019 tarihinde genel haciz yoluyla ilâmsız takip başlatılmıştır. Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.04.2022 tarihli ve 2022/390 Esas, 2022/414 Karar sayılı kararıyla hükümlülük nedeniyle borçluya Şahan Simurg S.'nın vasi atanmasına karar verilmiş ve karar 27.04.2022 tarihinde kesinleşmiştir.
10. Borçlunun vasisi Şahan Simurg S.'nın tutuklu olduğu Marmara 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun 16.01.2023 tarihli yazıyla bildirilmiştir. Satış ilanı ise vasi Şahan Simurg S.’ya cezaevinde 14.02.2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilerek tebligat parçası Marmara 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun 15.02.2023 tarihli yazıyla gönderilmiş ve 15.03.2023 tarihinde UYAP sistemine kaydedilmiştir. Satış ilanının usulüne uygun tebliğ edildiği hususu uyuşmazlık dışındadır.
11. Şikâyet konusu İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, Yakuplu Mah., 6.3 ada, 79 parsel sayılı taşınmaz 11.478.180,00 TL muhammen bedeli olup 21.03.2023 tarihli ihalede 6.758.058,00 TL bedelle üçüncü kişiye ihale edilmiş ve zarar unsuru gerçekleşmiştir.
12. Somut olayda zarar unsuru mevcut olduğundan, borçlunun hükümlü, vasisinin de tutuklu olması nedeniyle satışa hazırlanabilmeleri, gerekli duyuruları yapabilmeleri ve daha fazla alıcı bulabilmeleri için gerekli imkâna sahip olamadıkları anlaşılmaktadır. Vesayete ilişkin hükümler kamu düzenine ilişkin olup somut olayda kısıtlı borçlunun menfaati zarar görmüştür. Bu durumda borçlunun hükümlülük ve vasinin de tutukluluk hâli nedeniyle satış ilanı tebliğinin beklenen amaca uygun olmadığı açıktır. O hâlde ihalenin feshine karar verilmesi gerekir.
13. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, Özel Dairenin yerleşik içtihatlarında satış ilanının ihaleden yedi gün ve daha fazla süre önce tebliğ edilmesi hâlinde makul süre bulunduğunun kabul edildiği, somut olayda satış ilanının vasiye usulüne uygun olarak ihaleden otuz dört gün önce tebliğ edildiği, satış ilanı tebliği ile ihale arasında makul süre bulunduğu, tutukluluğun fiil ehliyetinin ve vasilik görevinin sona erme sebeplerinden olmadığı, vasinin fiil ehliyetine sahip olup cezaevinde Silivri 3. Noterliğinin 15.03.2023 tarihli ve 01776 yevmiye No.lu vekâletnamesiyle borçlunun vasisi olarak Av. Şeval V.’a vekâletname verdiği ve adı geçen vekilin ihalenin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, şikâyet dilekçesinde borçlunun hükümlülüğü ve vasinin tutukluluğu sebebiyle satış ilanının şekline ve içeriğine karşı şikâyet yoluna başvurmak için gerekli zamana ve borcu ödeyerek satışı önleyebilme imkânına sahip olamadıkları, muhtemel alıcılara satışı duyuramadıkları şeklinde iddialar ileri sürülmediği, borçlunun hükümlü ve vasisinin tutuklu olması hâlinde satışın yapılamayacağına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla borçlunun hükümlü ve vasisinin tutuklu olmasının fesih sebebi olmadığı gerekçesiyle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul Çoğunluğunca benimsenmemiştir.
14. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
15. O hâlde direnme kararı bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harçlarının yatıranlara geri verilmesine,
Dosyanın 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
"K A R Ş I O Y"
2004 sayılı Kanun'un 134. maddesinde ihalenin feshi nedenleri tek tek belirtilerek gösterilmemiş, 6098 sayılı Kanun'un 281. (818 sayılı Kanun 226.) maddesinde yazılı nedenler de dahil olmak üzere, satış ilanının tebliğ edilmemiş olması, satılan malın esaslı niteliklerindeki hata ve ihaledeki fesat nedenleriyle ihalenin bozulabileceğine değinilmiştir. İhalenin bozulma nedenleri gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamasında;
1) İhaleye fesat karıştırılmış olması,
2) Artırmaya hazırlık aşamasındaki hatalı işlemler,
3) İhalenin yapılması sırasındaki hatalı işlemler,
4) Alıcının taşınmazın önemli nitelikleri hakkında hataya düşürülmüş olması şeklinde sıralanmaktadır.
Satış talebi ile birlikte icra müdürlüğünce satışa hazırlık işlemleri yapılır. Satışa hazırlık işlemleri, arttırma şartnamesi düzenlenmesi, taşınmaz üzerindeki mükellefiyetler listesinin hazırlanması, satış ilanı ve satış ilanının bir suretinin borçlu, alacaklı ve ilgililere tebliğidir.
Satışı yapan icra müdürünün satışın (ihalenin) yapılmasını düzenleyen kanun, tüzük veya yönetmelik hükümlerine aykırı hareket etmiş olması hâlinde icra mahkemesinden ihalenin feshi istenebilir. Başka bir deyişle ihalenin feshi talebiyle ihalenin (satışın) usulüne uygun biçimde yapılmadığı ileri sürülür (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, s.701).
Somut olayda borçlu Mehmet Salih Sarı’nın vasisi Şahan Simurg S. vekili Av. Şeval V. icra mahkemesine başvurusunda borçluya hükümlülük nedeniyle vasi atandığını, tebligatın vasi Şahan Simurg S.'ya yapılması gerektiğini, vasi Şahan Simurg S.'nın 09.06.2022 tarihinde Silivri 2 No.lu cezaevinde tutuklu olduğunu, 7201 sayılı Kanun’un 19. maddesi gereğince tebliğin vasinin tutuklu bulunduğu kuruma gönderilerek bizzat kendisine yapılması gerekirken hem satış ilanı hem de kıymet takdir raporunun vasinin ev adresine yapıldığını, kıymet takdir raporunun usulsüz olup günün koşullarına uygun olmadığını, taşınmazların bulunduğu konum itibariyle çok değerli olduğunu ileri sürerek ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
Borçluya Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.04.2022 tarihli ve 2022/390 Esas, 2022/414 Karar sayılı kararıyla hükümlülük nedeniyle oğlu Şahan Simurg S.'nın vasi atanmasına karar verilmiş ve karar 27.04.2022 tarihinde kesinleşmiştir.
Marmara 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun 16.01.2023 tarihli yazı cevabında Şahan Simurg S.'nın tutuklu olduğu bildirilmiştir.
Kıymet takdir raporu vasi Şahan Simurg S.’nın Bahçelievler Mah. Amiral Necdet Uran Sk. No:9 İç Kapı No:14 Bahçelievler/İstanbul adresine “Muhatabın işe sebebiyle muhatap ile muhatap ile birlikte aynı konutta sürekli oturduğunu beyan eden görünüşüne göre 18 yaşını bitirmiş annesi 09.11.2022 tarihinde Elif Sarı’ya tebliğ edilmiştir” şerhiyle tebliğ edilmiştir.
Satış ilanı ise vasi Şahan Simurg S.’ya usulüne uygun olarak cezaevinde 14.02.2023 tarihinde tebliğ edilerek tebligat parçası Marmara 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun 15.02.2023 tarihli yazı cevabıyla gönderilmiş ve 15.03.2023 tarihinde UYAP sistemine kaydedilmiştir.
Satış ilanının vasi Şahan Simurg S.’ya usulüne uygun olarak cezaevinde 14.02.2023 tebliğ edildiği uyuşmazlık konusu olmayıp, kıymet takdir raporu tebliği usulsüz olsa da satış ilanı tebliğiyle muttali olunduğu tarihten itibaren 2004 sayılı Kanun’un 128/a maddesindeki yasal yedi günlük süre içerisinde vasi tarafından kıymet takdir raporuna itiraz edilmediğinden satışa esas alınan muhammen bedel kesinleşmiştir.
Şikâyet konusu ihalede 11.478.180,00 TL muhammen bedeli taşınmaz 21.03.2023 tarihli ihalede 6.758.058,00 TL bedelle ihale edilmiştir. Satış elektronik ortamda ilan edilmiş ve üç kişi tarafından elektronik ortamda teklif verilmiştir. İhale bedeli 2004 sayılı Kanun’un 129. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun’un 115. maddesinde belirtilen şartları karşılamakta olup muhammen bedelin yüzde ellisi ile paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 03.11.2020 tarihli ve 2017/12-326 Esas, 2020/824 Karar ile 06.04.2016 tarihli ve 2014/12-1752 Esas, 2016/478 Karar sayılı kararı kararlarında da benimsendiği üzere taşınmaz satışlarında 2004 sayılı Kanun’un 127. maddesi gereğince satış ilanı tebliği zorunlu olup borçlunun satışa hazırlanabilmesi, kendince özel ilan yapabilmesi ve daha fazla müşteri bulabilmesi için satış ilanının ihaleden makul bir süre önce tebliğ edilmesi gerekir. Özel Dairenin yerleşik içtihatlarında satış ilanının ihaleden yedi gün ve daha fazla süre önce tebliğ edilmesi hâlinde makul süre bulunduğu kabul edilmektedir.
Somut olayda ise satış ilanı vasiye usulüne uygun olarak ihaleden otuz dört gün önce tebliğ edilmiştir. Bu durumda satış ilanı tebliği ile ihale arasında makul süre bulunduğunun kabulü zorunludur.
Tutukluluk fiil ehliyetinin sona erme sebeplerinden değildir. Borçlunun vasisi Şahan Simurg S. fiil ehliyetine sahip olup cezaevinde Silivri 3. Noterliğinin 15.03.2023 tarihli ve 01776 yevmiye nolu vekâletnamesiyle borçlunun vasisi olarak Av. Şeval V.’a vekâletname vermiş ve adı geçen vekil tarafından ihalenin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurulmuştur. Şikâyet dilekçesinde borçlunun hükümlülüğü ve vasinin tutukluluğu sebebiyle satış ilanının şekline ve içeriğine karşı şikâyet yoluna başvurmak için gerekli zamana sahip olamadıkları, borcu ödeyerek satışı önleyebilme imkânına sahip olamadıkları, muhtemel alıcılara satışı duyuramadıkları şeklinde iddialar ileri sürülmemiştir.
Borçlunun vasisinin tutuklu olması fesih sebebi değildir. Borçlunun tutukluluk ve hükümlülük hâlini düzenleyen 2004 sayılı Kanun’un 54. maddesi “Mümessili olmıyan bir tutuklu veya hükümlü aleyhine takipte, mümessil tayini vesayet makamına ait olmadıkça, icra memuru bir mümessil tayin etmesi için kendisine münasip bir mühlet verir ve takibi bu sürenin bitmesine bırakır. Bu mühlet içinde temsilci tayin edip icra dairesine bildirmiyen tutuklu veya hükümlü hakkında takibe devam olunur.” hükmünü içermekte olup somut olayda hükümlü olan borçluya ihale tarihinden önce 22.04.2022 tarihinde vasi atanmıştır. Borçlunun hükümlü ve vasisinin tutuklu olması hâlinde satışın yapılamayacağına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla borçlunun hükümlü ve vasisinin tutuklu olması fesih sebebi değildir.
Tüm bu nedenlerle direnme kararının onanması gerektiği kanaatiyle, direnme kararının Özel Dairenin bozma kararındaki nedenlerin bozulmasına dair Değerli Çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Birinci Başkanvekili
Adem Albayrak
"K A R Ş I O Y"
Alacaklı tarafından birden fazla borçlu hakkında genel haciz yolu ile takibine başlandığı, borca itiraz üzerine duran takipte alacaklı tarafından alınan 17/12/2021 tarihli itirazın iptali kararı üzerine takibe devam edildiği, söz konusu ilamda borçlunun herhangi bir vekilinin bulunmadığı, takip sırasında 22/04/2022 tarihli Sulh Hukuk Mahkemesi kararına göre borçlunun hükümlülük hâli nedeni ile kendisine vasi atandığı, şikayetçi borçluya ait 4 ayrı taşınmaza 27/01/2022 tarihli müzekkere ile haciz konulduğu, taşınmazlar hakkında talimat dosyası üzerinden yapılan 04/10/2022 tarihli kıymet takdiri uyarınca şikayet konusu 6.3 ada 79 parsel sayılı taşınmaza 11.478.180,00 TL değer takdir edildiği, kıymet takdiri raporunun 09/11/2022 tarihinde borçlunun vasisine TK'nın 16. maddesi uyarınca tebliğ edildiği, hacze konu 4 taşınmazın 11/01/2023 tarihli satış kararı ile elektronik ortamda satışa çıkarıldığı, şikayete konu 6.3 ada 79 parsel sayılı taşınmazın 21/03/2023 tarihli ihalede 6.758.058,00 TL bedel ile davalı şirkete ihale edildiği, borçlunun vasisi Şahan Simurg S.'ya tutuklu olması nedeni ile ceza infaz kurumunda bizzat 14/02/2023 tarihinde tebligat yapıldığına dair evrakın 15/03/2023 tarihli müzekkere cevabı ile UYAP sistemindeki satış dosyası içerisinde mevcut olduğu görülmektedir.
Borçlu vekili icra mahkemesine başvurusunda; müvekkili hakkında İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesinin 2019/35392 Esas sayılı başlatılan takip neticesinde Büyükçekmece 2. İcra Dairesinin 2022/4061 Talimat sayılı dosyasında müvekkiline ait 79 parsel sayılı taşınmazın usulsüz olarak ihale edildiğini, icra emri, kıymet takdiri, mükellefiyetler listesi ve satış ilanının müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmediğini belirterek ihalenin feshi davası açmıştır.
Kıymet taktir raporunun vasi Şahan Simurg S.'nın Bahçelievler Mahallesi Amiral Necdet Uran Sokak No:9/14 Bahçelievler/İstanbul adresinde işe gittiğinden bahisle annesine tebliğ edildiği, satış ilanın Marmara 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünde hükmen tutuklu olan vasi Şahan Simurg S.'ya 14.02.2023 tarihinde kendisine bizzat yapıldığı anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine göre; "Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır".
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 19. maddesine göre; "Mevkuf ve mahkümlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder".
Bu itibarla; kıymet taktir raporu ile satış ilanının borçlu vasisine usulüne uygun tebliğ edildiği görülmüştür.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 9. maddesine göre; "Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi eylemleri ile hak edinebilir ve borç altına girebilir”.
Türk Medeni Kanunu'nun 9. maddesine göre fiil ehliyetine sahip olan kişiler aynı zamanda şu ehliyetleri kullanabilmektedir.
Hukuki İşlem Ehliyeti: Hukuki işlem ehliyeti, bir kişinin hukuki işlemler yapabilmesi, hukuki işlemlerle kendi lehine haklar ve aleyhine borçlar yaratabilmesidir.
Haksız Fiillerden Sorumlu Olma Ehliyeti: Doktrinde kısaca haksız fiil ehliyeti diye de isimlendirilen haksız fiillerden sorumlu olma ehliyeti, bir kişinin hukuka aykırı fiilleriyle başkalarına vermiş olduğu zararları bizzat ödemekle yükümlü tutulabilme ehliyetidir. Kişilerin bu ehliyeti de fiil ehliyetinin içeriğine dahildir.
Dava Ehliyeti: Fiil ehliyetinin içeriğine giren bir diğer ehliyet de dava ehliyetidir. Dava ehliyeti, bir kişinin mahkemelerde davacı veya davalı sıfatıyla yargılama (usul) hukukuna ait işlemleri bizzat yapabilme iktidarıdır.
Fiil ehliyetinin (hak ve borç yaratabilme) kanunda öngörülen sebeplerden birine dayanılarak mahkeme kararıyla kısmen veya tamamen kaldırılmamış olması gerekir. Borçlu vasisi Şahan Simurg S. hükmen tutuklu olup kısıtlanmasını gerektiren bir durum olmadığı için fiil ehliyetine sahiptir. İhale tarihinden 6 gün öncede borçlu vasisi olarak avukata vekâletname vererek vekil tayin etmiştir.
Bu nedenlerle; 21 Mart 2023 tarihli ihaleden makul süre önce, borçlunun vasisine bizzat 14 Şubat 2023 tarihinde satış ilanı tebliğ edilmiş olup, borçlu vekilinin satış ilanı tebliğ işleminin usulsüzlüğüne ilişkin iddiası yerinde olmadığı gibi, usulüne uygun satış ilanı tebliği nedeni ile süresinde ileri sürülmeyen kıymet takdirine ilişkin şikayet nedenleri de fesih nedeni olamayacaktır. 04/10/2022 tarihli kıymet takdirinin ardından 2 yıl içerisinde satış yapılmış olduğundan İİK'nın 128/a maddesi uyarınca gerçekleşen ihalede usulsüzlük bulunmamaktadır. İİK'nın 129. maddesinin göndermesi uyarınca İİK'nın 115. maddesine göre satış bedelinin ihale bedelinin %50'sini ve satış masraflarını karşıladığı anlaşılmakla ihalede herhangi bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bozma kararında borçluya (somut olayda vasisine) İİK'nın 127. maddesi uyarınca satış ilanı tebliğ edilmesi gerektiği, zira muhatabın satışa hazırlanabilmesi, kendince gerekli duyuruları yapabilmesi ve daha fazla müşteri bulabilmesinin, borçlunun satıştan makul bir süre önce haberdar olmasını gerektirdiği belirtilmiştir.
Ne var ki somut olayda, borçlunun vasisine satış ilanının 14 Şubat 2023 tarihinde usule uygun olarak tebliğ edildiği, ihalenin ise 21 Mart 2023 tarihinde 35 gün sonra yapıldığı ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında makul sürenin 7 gün olarak kabul edildiği, fiil ehliyetine sahip hükmen tutukluya daha fazla süre verilmesi gerekmediği ve UYAP ortamındaki ihaleye 4 kişinin katıldığı dikkate alındığında makul süre bulunmadığından ihalenin geçersiz olduğu yönündeki Özel Daire değerlendirmesinin doğru olmadığı, direnme kararının onanması görüşünde olduğumdan, Sayın Çoğunluğun bozma kararına iştirak edememekteyim.
Üye
Süleyman Yıldırım
BİLGİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda bulunan 25 üyenin 15’i BOZMA, 10’u ise ONAMA yönünde oy kullanmışlardır.
BORÇLUNUN HÜKÜMLÜLÜK VE VASİNİN DE TUTUKLULUK HÂLİ NEDENİYLE SATIŞ İLANI TEBLİĞİNİN BEKLENEN AMACA UYGUN OLMADIĞI AÇIK OLDUĞUNDAN İHALENİN FESHİNE KARAR VERİLMESİ GEREKİR.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No : 2024/12-780
Karar No : 2025/377
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 02.04.2024
SAYISI : 2024/653 E., 2024/1056 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 29.11.2023 tarihli ve 2023/8280 Esas,
2023/7970 Karar sayılı Bozma kararı
Taraflar arasındaki ihalenin feshi isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın alacaklı vekili ile ihale alıcısı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, ihale alıcısı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle ihalenin feshine ilişkin şikâyetin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. TALEP
Borçlu vekili; alacaklı vekili tarafından müvekkili aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla ilâmsız takipte müvekkiline ait İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, Yakuplu Mah., 6.3 ada, 79 parsel sayılı taşınmazın ihale edildiğini, icra emri, kıymet takdiri raporu, mükellefiyetler listesi ve satış ilanının müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmediğini, hükümlülük nedeniyle müvekkiline vasi atandığını, tebligatın vasi Şahan Simurg S.'ya yapılması gerektiğini, vasi Şahan Simurg S.'nın 09.06.2022 tarihinde Silivri 2 No.lu cezaevinde tutuklu olduğunu, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (TK) 19. maddesi gereğince tebliğin vasinin tutuklu bulunduğu kuruma gönderilerek bizzat kendisine yapılması gerekirken hem satış ilanı hem de kıymet takdir raporunun vasinin ev adresine yapıldığını, kıymet takdir raporunun usulsüz olup günün koşullarına uygun olmadığını, taşınmazların bulunduğu konum itibariyle çok değerli olduğunu ileri sürerek ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Alacaklı vekili; satış ilanının vasiye Marmara 2 No.lu Cezaevinde 13.02.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, kıymet takdir tarihinden itibaren iki yıllık sürenin geçmediğini, ihaleye birden fazla kişinin katılarak teklif verdiğini ve taşınmazın %50 değerinin üzerinde satıldığını belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.
2. İhale alıcısı vekili; tüm tebligatların borçluya ve vasisine yapıldığını, vasi yönünden tebligatların hem cezaevine hem de ikamet adresine gönderilerek usulüne uygun tebliğ edildiğini, kıymet takdirinin kesinleştiğini ve kıymet takdir tarihinden itibaren iki yıllık sürenin geçmediğini belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2023 tarihli ve 2023/455 Esas, 2023/898 Karar sayılı kararı ile; Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/390 Esas, 2022/414 Karar sayılı kararıyla borçluya 22.04.2022 tarihinde Şahan Simurg S.'nın vasi olarak atandığı, vasinin 08.06.2022 tarihinde tutuklandığı ve 16.01.2023 tarihi itibarıyla hâlen ceza infaz kurumunda tutuklu olduğu, kıymet takdir raporunun 09.11.2022 tarihinde, satış ilanının ise 16.02.2023 tarihinde vasinin aynı konutta birlikte yaşayan annesi Elif Sarı imzasına tebliğ edildiği, vasinin tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumuna 13.02.2023 tarihinde müzekkere yazılarak satış ilanı ve eklerinin tebliğinin istendiği ancak müzekkere cevabı beklenmeden ihalenin yapıldığı, TK'nın 19. maddesi gereğince vasinin tutuklu olduğu tarihlerde kendisine yapılacak tebligatların ceza infaz kurumu aracılığıyla yapılması gerekirken bu kurala uyulmadığı gerekçesiyle şikâyetin kabulüne ve ihalenin feshine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili ile ihale alıcısı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.09.2023 tarihli ve 2023/2763 Esas, 2023/2591 Karar sayılı kararı ile; alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddinin gerektiği, ihale alıcısı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde ise, borçlunun vasisinin tutuklu olması nedeniyle ceza infaz kurumunda bizzat 14.02.2023 tarihinde tebligat yapıldığına dair evrakın 15.03.2023 tarihli müzekkere cevabı ile UYAP sistemindeki satış dosyası içerisinde bulunduğu, bu durumda 21.03.2023 tarihli ihaleden makul süre önce borçlunun vasisine bizzat satış ilanı tebliğ edilmiş olup satış ilanı tebliğ işleminin usulsüzlüğüne ilişkin iddianın yerinde olmadığı, usulüne uygun satış ilanı tebliği nedeniyle süresinde ileri sürülmeyen kıymet takdirine ilişkin şikâyetin fesih sebebi olmayacağı, kıymet takdirinden itibaren iki yıl içerisinde satış yapıldığı, satış bedelinin muhammen bedelinin %50'sini ve satış masraflarını karşıladığı, ihalede herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, ihale alıcısı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle ihalenin feshine ilişkin şikâyetin reddine, şikâyet konusu taşınmazın ihale bedeli olan 11.478.180,00 TL'nin %1'i oranında 1.147.818,00 TL para cezasının borçludan tahsiliyle hazineye irat kaydına karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"... Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Şikayetçi borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, sair fesih iddialarının yanı sıra satış ilanının vasiye tebliğ edilmediğini ileri sürerek ihalenin feshini istediği, İlk Derece Mahkemesince vasiye satış ilanı tebliğ edilmediği gerekçesi ile ihalenin feshine karar verildiği, alacaklı ve alıcı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, alacaklının istinaf başvurusunun yasal sürede olmadığı gerekçesi ile usulden reddine; ihale alıcısının istinaf başvurusunun incelenmesinde ise satış ilanının borçlu vasisine satıştan makul süre önce tebliğ edildiği gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, şikayetin reddi ile 11.478.180,00 TL'nin % 1'i oranında 1.147.818,00 TL para cezasının borçludan tahsili ile Hazineye irat kaydına karar verildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
İİK’nın 127. maddesi gereğince, taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneğinin borçluya tebliğ edilmesi gerekmektedir. Zira, satışa hazırlanabilmesi, kendince gerekli duyuruları yapabilmesi ve daha fazla müşteri bulabilmesi, borçlunun satıştan makul bir süre önce haberdar olmasını gerektirir.
Somut olayda, şikayetçi borçlunun 2 yıl 6 ay 716 gün hapis cezası ile hükümlü olması sebebiyle 19.02.2021 tarihinde cezasının infazına başlandığı, tahliye tarihinin 3.08.2025 olduğu, Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.04.2022 tarihli ve 2022/390 Esas ve 2022/414 Karar sayılı kararı ile borçluya TMK'nın 407. maddesi gereğince Şahan Simurg S.'nın vasi olarak atandığı, vasinin de Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2022/427 sorgu numaralı dosyası ile 08.06.2022 tarihinde tutuklandığı, satış ilanının tutuklu olması nedeni ile ceza infaz kurumunda 14.02.2023 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Satış ilanı tebliğ işlemi şeklen usulüne uygun ise de, borçlunun hükümlü ve kısıtlı, yasal temsilcisi olan vasisinin de tutuklu olması nedeniyle satışa hazırlanabilmeleri, gerekli duyuruları yapabilmeleri ve daha fazla alıcı bulabilmeleri için gerekli imkanların oluşmadığı, nitekim muhammen bedeli 11.478.180,00 TL olan taşınmazın 21.02.2023 tarihli ihalede 6.758.058,00 TL bedelle ihale edildiği görülmüştür.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Kabule göre de, 7343 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 134/5-3 maddesine göre ihalenin feshi şikayetinin reddi halinde, ihalenin feshini talep edenin feshi istenen ihale bedelinin % 10'una kadar para cezasına mahkum edileceği düzenlemesine yer verildiği halde, Bölge Adliye Mahkemesince ihale bedeli yerine muhammen bedel üzerinden para cezasına hükmedilmesi yerinde olmadığı gibi 11.478.180,00 TL'nin %1'i 114.781,8 TL'ye tekabül etmesine rağmen 1.147.818,00 TL'ye hükmedilmesi de doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlunun vasisine satış ilanının 14.02.2023 tarihinde usule uygun olarak tebliğ edildiği, ihalenin ise otuz beş gün sonra 21.03.2023 tarihinde yapıldığı ve Özel Dairenin yerleşik içtihatlarında makul sürenin yedi gün olarak kabul edildiği, ihalenin 21.03.2023 tarihinde yapılmış olmasına rağmen bozma ilâmında "21.02.2023 tarihli ihalede" şeklinde yazılarak ve tebliğ tarihine göre yedi gün geçmeden ihale yapıldığı kabul edilerek maddi hata yapıldığı, aksinin kabulü hâlinde sürenin makul kabul edilmemesi durumunda borçlu vasisinin tutukluluk hâli sona erene kadar ihalenin yapılamayacağı sonucunun çıkacağı, bu yönde yasal bir düzenleme de bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Borçlu vekili; icra müdürlüğünce evrak toplanmadan, cezaevine yapılan tebligatlara dair mazbatalar olmadan ihalenin yapıldığını, şikâyet tarihinde tebligatların yapıldığına dair mazbataların bulunmadığını, ihale ile tebliğ zamanı arasındaki otuz beş günlük sürenin satışa hazırlık bağlamında az bir zaman aralığı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; özgürlüğü bağlayıcı ceza sebebiyle borçluya atanan vasinin tutuklu olarak cezaevinde bulunduğu sırada satış ilanının vasiye 14.02.2023 tarihinde tebliğ edilmesi ve 11.478.180,00 TL muhammen bedeli taşınmazın 21.03.2023 tarihli ihalede 6.758.058,00 TL bedelle ihale edilmesi karşısında hükümlü borçlu ile tutuklu vasisinin satışa hazırlanabilmeleri, gerekli duyuruları yapabilmeleri ve daha fazla alıcı bulabilmeleri için gerekli imkâna sahip olup olmadıkları, buradan varılacak sonuca göre ihalenin feshinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 114/5, 126/1, 127 ve 134. maddeleri.
2. Tebligat Kanunu'nun 11 ve 19. maddeleri.
2. Değerlendirme
1. Uyuşmazlığın çözümü için konuya ilişkin yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır.
2. Öğretide ve Yargıtay uygulamasında cebri artırma ve ihalenin borçlar hukuku anlamında bir satım sözleşmesi değil bir cebri icra tasarrufu olduğu görüşü benimsenmektedir. Cebri artırma yolu ile satımın icra organının kamu gücüne dayanan bir kamusal işlemi olduğu kabul edilmektedir.
3. Satış talebi ile birlikte icra müdürlüğünce satışa hazırlık işlemleri yapılır. Satışa hazırlık işlemleri, arttırma şartnamesi düzenlenmesi, taşınmaz üzerindeki mükellefiyetler listesinin hazırlanması, satış ilanı ve satış ilanının bir suretinin borçlu, alacaklı ve ilgililere tebliğidir.
4. İcra ve İflas Kanunu'nun 127. maddesi uyarınca satış ilanının borçluya tebliği zorunludur. Aynı Kanun'un 21/1 ile 57/1. maddelerine göre icra işlerinde tebligat TK ve ilgili Yönetmelik hükümlerine göre yapılır.
5. Tebligat Kanunu'nun 11/3. maddesi uyarınca muhatabın kanuni temsilcisi varsa ve tebligatın muhatabın bizzat kendisine yapılması gerekmiyorsa tebligat temsilcisine yapılır. Aynı Kanun'un 19. maddesi uyarınca muhatabın tutuklu olması hâlinde tebligat muhatabın bizzat kendisine yapılır. Tutukevi veya cezaevi müdür veya memuru tebligatın tutukluya yapılmasını sağlar.
6. Hukuk Genel Kurulunun 19.02.2025 tarihli ve 2024/12-524 Esas, 2025/70 Karar; 03.11.2020 tarihli ve 2017/12-326 Esas, 2020/824 Karar ile 06.04.2016 tarihli ve 2014/12-1752 Esas, 2016/478 Karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere satış ilanının borçluya tebliğ edilmesindeki amaç borçlunun da satışa ilişkin hazırlıklar yapabilmesine ve imkân bulduğu ölçüde satışa katılımı arttırarak daha rekabetçi bir ortam oluşturulmasına, dolayısıyla ihalenin daha yüksek bir bedelle yapılmasına ve daha çok borçtan kurtulmasına imkân sağlanmasıdır.
7. Diğer taraftan İİK'nın 126/1. maddesinin göndermesiyle taşınmaz satışlarında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 114/5. maddesi "...İcra dairesince yapılması zaruri ilanlar dışında, taraflar elektronik satış portalında yer alan ilan metnini, masrafı kendilerine ait olmak üzere, diledikleri vasıtalarla ilan edebilir. Ancak hususi mahiyetteki bu ilan resmî muameleye tesir etmez." hükmünü içermektedir.
8. Uyuşmazlığın çözümü için belirtmek gerekir ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda (TMK) düzenlenen vesayete ilişkin hükümler kamu düzenine ilişkindir. TMK'nın 407. maddesi gereğince özgürlüğü bağlayıcı ceza nedeniyle vasi tayinindeki amaç kişinin cezasını çektiği sürede korunması, hak ve menfaatlerinin zarar görmesini önlemektir. TMK'nın 447. maddesi gereğince vasi, kısıtlıyı korumak ve bütün kişisel işlerinde ona yardım etmekle yükümlüdür. Anılan Kanun'un 483/2. maddesine göre vasinin görevini yapmakta yetersizliği sebebiyle vesayet altındaki kişinin menfaatleri tehlikeye düşerse, vesayet makamı kusuru olmasa bile vasiyi görevden alabilir. TMK'nın 484. maddesine göre ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi veya her ilgili vasinin görevden alınmasını isteyebilir. Görevden alınmayı gerektiren sebebin varlığını başka bir yoldan öğrenen vesayet makamı, vasiyi resen görevden almakla yükümlüdür. Aynı Kanun'un 487. maddesi uyarınca vesayet makamı, görevden alma ve uyarıda bulunmanın yanı sıra, vesayet altındaki kişinin korunması için gerekli diğer önlemleri de almakla yükümlüdür. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere vasinin görevini yapmakta yetersizliği sebebiyle vasinin görevden alınmasının istenebileceği gibi vesayet makamı da bunu resen gözeterek, kısıtlının korunması için gerekli diğer önlemleri de almakla yükümlüdür.
9. Somut olayda ise alacaklı vekili tarafından borçlu Mehmet Salih Sarı aleyhine 15.11.2019 tarihinde genel haciz yoluyla ilâmsız takip başlatılmıştır. Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.04.2022 tarihli ve 2022/390 Esas, 2022/414 Karar sayılı kararıyla hükümlülük nedeniyle borçluya Şahan Simurg S.'nın vasi atanmasına karar verilmiş ve karar 27.04.2022 tarihinde kesinleşmiştir.
10. Borçlunun vasisi Şahan Simurg S.'nın tutuklu olduğu Marmara 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun 16.01.2023 tarihli yazıyla bildirilmiştir. Satış ilanı ise vasi Şahan Simurg S.’ya cezaevinde 14.02.2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilerek tebligat parçası Marmara 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun 15.02.2023 tarihli yazıyla gönderilmiş ve 15.03.2023 tarihinde UYAP sistemine kaydedilmiştir. Satış ilanının usulüne uygun tebliğ edildiği hususu uyuşmazlık dışındadır.
11. Şikâyet konusu İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, Yakuplu Mah., 6.3 ada, 79 parsel sayılı taşınmaz 11.478.180,00 TL muhammen bedeli olup 21.03.2023 tarihli ihalede 6.758.058,00 TL bedelle üçüncü kişiye ihale edilmiş ve zarar unsuru gerçekleşmiştir.
12. Somut olayda zarar unsuru mevcut olduğundan, borçlunun hükümlü, vasisinin de tutuklu olması nedeniyle satışa hazırlanabilmeleri, gerekli duyuruları yapabilmeleri ve daha fazla alıcı bulabilmeleri için gerekli imkâna sahip olamadıkları anlaşılmaktadır. Vesayete ilişkin hükümler kamu düzenine ilişkin olup somut olayda kısıtlı borçlunun menfaati zarar görmüştür. Bu durumda borçlunun hükümlülük ve vasinin de tutukluluk hâli nedeniyle satış ilanı tebliğinin beklenen amaca uygun olmadığı açıktır. O hâlde ihalenin feshine karar verilmesi gerekir.
13. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, Özel Dairenin yerleşik içtihatlarında satış ilanının ihaleden yedi gün ve daha fazla süre önce tebliğ edilmesi hâlinde makul süre bulunduğunun kabul edildiği, somut olayda satış ilanının vasiye usulüne uygun olarak ihaleden otuz dört gün önce tebliğ edildiği, satış ilanı tebliği ile ihale arasında makul süre bulunduğu, tutukluluğun fiil ehliyetinin ve vasilik görevinin sona erme sebeplerinden olmadığı, vasinin fiil ehliyetine sahip olup cezaevinde Silivri 3. Noterliğinin 15.03.2023 tarihli ve 01776 yevmiye No.lu vekâletnamesiyle borçlunun vasisi olarak Av. Şeval V.’a vekâletname verdiği ve adı geçen vekilin ihalenin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, şikâyet dilekçesinde borçlunun hükümlülüğü ve vasinin tutukluluğu sebebiyle satış ilanının şekline ve içeriğine karşı şikâyet yoluna başvurmak için gerekli zamana ve borcu ödeyerek satışı önleyebilme imkânına sahip olamadıkları, muhtemel alıcılara satışı duyuramadıkları şeklinde iddialar ileri sürülmediği, borçlunun hükümlü ve vasisinin tutuklu olması hâlinde satışın yapılamayacağına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla borçlunun hükümlü ve vasisinin tutuklu olmasının fesih sebebi olmadığı gerekçesiyle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul Çoğunluğunca benimsenmemiştir.
14. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
15. O hâlde direnme kararı bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harçlarının yatıranlara geri verilmesine,
Dosyanın 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
"K A R Ş I O Y"
2004 sayılı Kanun'un 134. maddesinde ihalenin feshi nedenleri tek tek belirtilerek gösterilmemiş, 6098 sayılı Kanun'un 281. (818 sayılı Kanun 226.) maddesinde yazılı nedenler de dahil olmak üzere, satış ilanının tebliğ edilmemiş olması, satılan malın esaslı niteliklerindeki hata ve ihaledeki fesat nedenleriyle ihalenin bozulabileceğine değinilmiştir. İhalenin bozulma nedenleri gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamasında;
1) İhaleye fesat karıştırılmış olması,
2) Artırmaya hazırlık aşamasındaki hatalı işlemler,
3) İhalenin yapılması sırasındaki hatalı işlemler,
4) Alıcının taşınmazın önemli nitelikleri hakkında hataya düşürülmüş olması şeklinde sıralanmaktadır.
Satış talebi ile birlikte icra müdürlüğünce satışa hazırlık işlemleri yapılır. Satışa hazırlık işlemleri, arttırma şartnamesi düzenlenmesi, taşınmaz üzerindeki mükellefiyetler listesinin hazırlanması, satış ilanı ve satış ilanının bir suretinin borçlu, alacaklı ve ilgililere tebliğidir.
Satışı yapan icra müdürünün satışın (ihalenin) yapılmasını düzenleyen kanun, tüzük veya yönetmelik hükümlerine aykırı hareket etmiş olması hâlinde icra mahkemesinden ihalenin feshi istenebilir. Başka bir deyişle ihalenin feshi talebiyle ihalenin (satışın) usulüne uygun biçimde yapılmadığı ileri sürülür (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, s.701).
Somut olayda borçlu Mehmet Salih Sarı’nın vasisi Şahan Simurg S. vekili Av. Şeval V. icra mahkemesine başvurusunda borçluya hükümlülük nedeniyle vasi atandığını, tebligatın vasi Şahan Simurg S.'ya yapılması gerektiğini, vasi Şahan Simurg S.'nın 09.06.2022 tarihinde Silivri 2 No.lu cezaevinde tutuklu olduğunu, 7201 sayılı Kanun’un 19. maddesi gereğince tebliğin vasinin tutuklu bulunduğu kuruma gönderilerek bizzat kendisine yapılması gerekirken hem satış ilanı hem de kıymet takdir raporunun vasinin ev adresine yapıldığını, kıymet takdir raporunun usulsüz olup günün koşullarına uygun olmadığını, taşınmazların bulunduğu konum itibariyle çok değerli olduğunu ileri sürerek ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
Borçluya Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.04.2022 tarihli ve 2022/390 Esas, 2022/414 Karar sayılı kararıyla hükümlülük nedeniyle oğlu Şahan Simurg S.'nın vasi atanmasına karar verilmiş ve karar 27.04.2022 tarihinde kesinleşmiştir.
Marmara 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun 16.01.2023 tarihli yazı cevabında Şahan Simurg S.'nın tutuklu olduğu bildirilmiştir.
Kıymet takdir raporu vasi Şahan Simurg S.’nın Bahçelievler Mah. Amiral Necdet Uran Sk. No:9 İç Kapı No:14 Bahçelievler/İstanbul adresine “Muhatabın işe sebebiyle muhatap ile muhatap ile birlikte aynı konutta sürekli oturduğunu beyan eden görünüşüne göre 18 yaşını bitirmiş annesi 09.11.2022 tarihinde Elif Sarı’ya tebliğ edilmiştir” şerhiyle tebliğ edilmiştir.
Satış ilanı ise vasi Şahan Simurg S.’ya usulüne uygun olarak cezaevinde 14.02.2023 tarihinde tebliğ edilerek tebligat parçası Marmara 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun 15.02.2023 tarihli yazı cevabıyla gönderilmiş ve 15.03.2023 tarihinde UYAP sistemine kaydedilmiştir.
Satış ilanının vasi Şahan Simurg S.’ya usulüne uygun olarak cezaevinde 14.02.2023 tebliğ edildiği uyuşmazlık konusu olmayıp, kıymet takdir raporu tebliği usulsüz olsa da satış ilanı tebliğiyle muttali olunduğu tarihten itibaren 2004 sayılı Kanun’un 128/a maddesindeki yasal yedi günlük süre içerisinde vasi tarafından kıymet takdir raporuna itiraz edilmediğinden satışa esas alınan muhammen bedel kesinleşmiştir.
Şikâyet konusu ihalede 11.478.180,00 TL muhammen bedeli taşınmaz 21.03.2023 tarihli ihalede 6.758.058,00 TL bedelle ihale edilmiştir. Satış elektronik ortamda ilan edilmiş ve üç kişi tarafından elektronik ortamda teklif verilmiştir. İhale bedeli 2004 sayılı Kanun’un 129. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun’un 115. maddesinde belirtilen şartları karşılamakta olup muhammen bedelin yüzde ellisi ile paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 03.11.2020 tarihli ve 2017/12-326 Esas, 2020/824 Karar ile 06.04.2016 tarihli ve 2014/12-1752 Esas, 2016/478 Karar sayılı kararı kararlarında da benimsendiği üzere taşınmaz satışlarında 2004 sayılı Kanun’un 127. maddesi gereğince satış ilanı tebliği zorunlu olup borçlunun satışa hazırlanabilmesi, kendince özel ilan yapabilmesi ve daha fazla müşteri bulabilmesi için satış ilanının ihaleden makul bir süre önce tebliğ edilmesi gerekir. Özel Dairenin yerleşik içtihatlarında satış ilanının ihaleden yedi gün ve daha fazla süre önce tebliğ edilmesi hâlinde makul süre bulunduğu kabul edilmektedir.
Somut olayda ise satış ilanı vasiye usulüne uygun olarak ihaleden otuz dört gün önce tebliğ edilmiştir. Bu durumda satış ilanı tebliği ile ihale arasında makul süre bulunduğunun kabulü zorunludur.
Tutukluluk fiil ehliyetinin sona erme sebeplerinden değildir. Borçlunun vasisi Şahan Simurg S. fiil ehliyetine sahip olup cezaevinde Silivri 3. Noterliğinin 15.03.2023 tarihli ve 01776 yevmiye nolu vekâletnamesiyle borçlunun vasisi olarak Av. Şeval V.’a vekâletname vermiş ve adı geçen vekil tarafından ihalenin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurulmuştur. Şikâyet dilekçesinde borçlunun hükümlülüğü ve vasinin tutukluluğu sebebiyle satış ilanının şekline ve içeriğine karşı şikâyet yoluna başvurmak için gerekli zamana sahip olamadıkları, borcu ödeyerek satışı önleyebilme imkânına sahip olamadıkları, muhtemel alıcılara satışı duyuramadıkları şeklinde iddialar ileri sürülmemiştir.
Borçlunun vasisinin tutuklu olması fesih sebebi değildir. Borçlunun tutukluluk ve hükümlülük hâlini düzenleyen 2004 sayılı Kanun’un 54. maddesi “Mümessili olmıyan bir tutuklu veya hükümlü aleyhine takipte, mümessil tayini vesayet makamına ait olmadıkça, icra memuru bir mümessil tayin etmesi için kendisine münasip bir mühlet verir ve takibi bu sürenin bitmesine bırakır. Bu mühlet içinde temsilci tayin edip icra dairesine bildirmiyen tutuklu veya hükümlü hakkında takibe devam olunur.” hükmünü içermekte olup somut olayda hükümlü olan borçluya ihale tarihinden önce 22.04.2022 tarihinde vasi atanmıştır. Borçlunun hükümlü ve vasisinin tutuklu olması hâlinde satışın yapılamayacağına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla borçlunun hükümlü ve vasisinin tutuklu olması fesih sebebi değildir.
Tüm bu nedenlerle direnme kararının onanması gerektiği kanaatiyle, direnme kararının Özel Dairenin bozma kararındaki nedenlerin bozulmasına dair Değerli Çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Birinci Başkanvekili
Adem Albayrak
"K A R Ş I O Y"
Alacaklı tarafından birden fazla borçlu hakkında genel haciz yolu ile takibine başlandığı, borca itiraz üzerine duran takipte alacaklı tarafından alınan 17/12/2021 tarihli itirazın iptali kararı üzerine takibe devam edildiği, söz konusu ilamda borçlunun herhangi bir vekilinin bulunmadığı, takip sırasında 22/04/2022 tarihli Sulh Hukuk Mahkemesi kararına göre borçlunun hükümlülük hâli nedeni ile kendisine vasi atandığı, şikayetçi borçluya ait 4 ayrı taşınmaza 27/01/2022 tarihli müzekkere ile haciz konulduğu, taşınmazlar hakkında talimat dosyası üzerinden yapılan 04/10/2022 tarihli kıymet takdiri uyarınca şikayet konusu 6.3 ada 79 parsel sayılı taşınmaza 11.478.180,00 TL değer takdir edildiği, kıymet takdiri raporunun 09/11/2022 tarihinde borçlunun vasisine TK'nın 16. maddesi uyarınca tebliğ edildiği, hacze konu 4 taşınmazın 11/01/2023 tarihli satış kararı ile elektronik ortamda satışa çıkarıldığı, şikayete konu 6.3 ada 79 parsel sayılı taşınmazın 21/03/2023 tarihli ihalede 6.758.058,00 TL bedel ile davalı şirkete ihale edildiği, borçlunun vasisi Şahan Simurg S.'ya tutuklu olması nedeni ile ceza infaz kurumunda bizzat 14/02/2023 tarihinde tebligat yapıldığına dair evrakın 15/03/2023 tarihli müzekkere cevabı ile UYAP sistemindeki satış dosyası içerisinde mevcut olduğu görülmektedir.
Borçlu vekili icra mahkemesine başvurusunda; müvekkili hakkında İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesinin 2019/35392 Esas sayılı başlatılan takip neticesinde Büyükçekmece 2. İcra Dairesinin 2022/4061 Talimat sayılı dosyasında müvekkiline ait 79 parsel sayılı taşınmazın usulsüz olarak ihale edildiğini, icra emri, kıymet takdiri, mükellefiyetler listesi ve satış ilanının müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmediğini belirterek ihalenin feshi davası açmıştır.
Kıymet taktir raporunun vasi Şahan Simurg S.'nın Bahçelievler Mahallesi Amiral Necdet Uran Sokak No:9/14 Bahçelievler/İstanbul adresinde işe gittiğinden bahisle annesine tebliğ edildiği, satış ilanın Marmara 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünde hükmen tutuklu olan vasi Şahan Simurg S.'ya 14.02.2023 tarihinde kendisine bizzat yapıldığı anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine göre; "Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır".
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 19. maddesine göre; "Mevkuf ve mahkümlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder".
Bu itibarla; kıymet taktir raporu ile satış ilanının borçlu vasisine usulüne uygun tebliğ edildiği görülmüştür.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 9. maddesine göre; "Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi eylemleri ile hak edinebilir ve borç altına girebilir”.
Türk Medeni Kanunu'nun 9. maddesine göre fiil ehliyetine sahip olan kişiler aynı zamanda şu ehliyetleri kullanabilmektedir.
Hukuki İşlem Ehliyeti: Hukuki işlem ehliyeti, bir kişinin hukuki işlemler yapabilmesi, hukuki işlemlerle kendi lehine haklar ve aleyhine borçlar yaratabilmesidir.
Haksız Fiillerden Sorumlu Olma Ehliyeti: Doktrinde kısaca haksız fiil ehliyeti diye de isimlendirilen haksız fiillerden sorumlu olma ehliyeti, bir kişinin hukuka aykırı fiilleriyle başkalarına vermiş olduğu zararları bizzat ödemekle yükümlü tutulabilme ehliyetidir. Kişilerin bu ehliyeti de fiil ehliyetinin içeriğine dahildir.
Dava Ehliyeti: Fiil ehliyetinin içeriğine giren bir diğer ehliyet de dava ehliyetidir. Dava ehliyeti, bir kişinin mahkemelerde davacı veya davalı sıfatıyla yargılama (usul) hukukuna ait işlemleri bizzat yapabilme iktidarıdır.
Fiil ehliyetinin (hak ve borç yaratabilme) kanunda öngörülen sebeplerden birine dayanılarak mahkeme kararıyla kısmen veya tamamen kaldırılmamış olması gerekir. Borçlu vasisi Şahan Simurg S. hükmen tutuklu olup kısıtlanmasını gerektiren bir durum olmadığı için fiil ehliyetine sahiptir. İhale tarihinden 6 gün öncede borçlu vasisi olarak avukata vekâletname vererek vekil tayin etmiştir.
Bu nedenlerle; 21 Mart 2023 tarihli ihaleden makul süre önce, borçlunun vasisine bizzat 14 Şubat 2023 tarihinde satış ilanı tebliğ edilmiş olup, borçlu vekilinin satış ilanı tebliğ işleminin usulsüzlüğüne ilişkin iddiası yerinde olmadığı gibi, usulüne uygun satış ilanı tebliği nedeni ile süresinde ileri sürülmeyen kıymet takdirine ilişkin şikayet nedenleri de fesih nedeni olamayacaktır. 04/10/2022 tarihli kıymet takdirinin ardından 2 yıl içerisinde satış yapılmış olduğundan İİK'nın 128/a maddesi uyarınca gerçekleşen ihalede usulsüzlük bulunmamaktadır. İİK'nın 129. maddesinin göndermesi uyarınca İİK'nın 115. maddesine göre satış bedelinin ihale bedelinin %50'sini ve satış masraflarını karşıladığı anlaşılmakla ihalede herhangi bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bozma kararında borçluya (somut olayda vasisine) İİK'nın 127. maddesi uyarınca satış ilanı tebliğ edilmesi gerektiği, zira muhatabın satışa hazırlanabilmesi, kendince gerekli duyuruları yapabilmesi ve daha fazla müşteri bulabilmesinin, borçlunun satıştan makul bir süre önce haberdar olmasını gerektirdiği belirtilmiştir.
Ne var ki somut olayda, borçlunun vasisine satış ilanının 14 Şubat 2023 tarihinde usule uygun olarak tebliğ edildiği, ihalenin ise 21 Mart 2023 tarihinde 35 gün sonra yapıldığı ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında makul sürenin 7 gün olarak kabul edildiği, fiil ehliyetine sahip hükmen tutukluya daha fazla süre verilmesi gerekmediği ve UYAP ortamındaki ihaleye 4 kişinin katıldığı dikkate alındığında makul süre bulunmadığından ihalenin geçersiz olduğu yönündeki Özel Daire değerlendirmesinin doğru olmadığı, direnme kararının onanması görüşünde olduğumdan, Sayın Çoğunluğun bozma kararına iştirak edememekteyim.
Üye
Süleyman Yıldırım
BİLGİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda bulunan 25 üyenin 15’i BOZMA, 10’u ise ONAMA yönünde oy kullanmışlardır.

