KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

MADDÎ VE MANEVÎ TAZMİNAT TALEBİM YOKTUR. ANCAK ORTAK OLAN EVE İLİŞKİN TAPUNUN TAMAMININ BANA BIRAKILMASINI TALEP ETMEKTEYİM ŞEKLİNDEKİ BEYAN, KAYITSIZ VE ŞARTSIZ FERAGAT SAYILAMAZ.

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

Esas No       : 2024/7735
Karar No      : 2025/5164

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                       : 
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI                                 :  2024/228 E., 2024/1182 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından birleşen davada reddedilen maddi ve manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40 ıncı ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18 inci maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı- davalı kadın vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edildiği, bu sebeple de temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı belirlenmiştir.

Adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir.

Adli yardım, 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir.

Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebinde bulunan tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

2. Davacı- davalı kadın vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

6100 sayılı Kanun'un "Davadan feragat" başlıklı 307. maddesinde feragat; davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun’un “Feragat ve kabulün şekli” başlıklı 309 ncu maddesinin birinci fıkrasında feragatin, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, ikinci fıkrasında feragatin hüküm ve sonuç doğurmasının karşı tarafın veya mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, dördüncü fıkrasında ise feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Davaya son veren taraf işlemlerinden biri olan feragat, davacının talep sonucundan (6100 sayılı Kanun md. 119/1-ğ) kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davadan feragat eden davacı, bununla dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan tamamen veya kısmen vazgeçmektedir. Hiç kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamayacağı gibi (6100 sayılı Kanun md. 24), davacı da açmış olduğu bir davayı sonuna kadar takip etmeye zorlanamaz. Usul hukukumuzda kural olarak hüküm kesinleşinceye kadar az sayıda istisna davalar dışında her davadan feragat edilebilir. Yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.05.1987 tarihli 1986/4 E, 1987/5 K. sayılı kararının gerekçesinde, yasaların uygulanmasında, hakların korunması doğrultusunda hareket etme gereği karşısında, açık bir irade beyanı olmadan davadan feragat edildiği sonucunun çıkarılamayacağı kabul edilmiştir. Yukarda açıklandığı üzere 6100 sayılı Kanu'un 309 ncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre “feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.” Aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu'nun 13.04.2005 tarihli ve 2005/11-242 E., 2005/249 K.; 29.04.2009 tarihli ve 2009/13-76 E., 2009/120 K.; 29.04.2009 tarihli ve 2009/12-112 E., 2009/126 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir (Feragatin açık olmasına ve söylenen sözün özüne bakılmasına dair Hukuk Genel Kurulunun 07.01.1970 tarihli ve 1969/2-681 E., 1970/11 K.; 13.01.1972 tarihli ve 1970/8-773 E., 1972/164 K.; 01.11.1978 tarihli ve 1977/575 E., 1978/906 K. sayılı kararları bulunmaktadır). Öğretide de feragatin; açık ve kesin olması gerektiği belirtilmektedir (Belgesay, M.R.: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Cilt: I, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No: 78-95, İstanbul 1939, s. 254; Üstündağ, S.: Medeni Yargılama Hukuku, Cilt: I-II, 6. Bası, İstanbul 1997, s. 573; Pekcanıtez, H./Atalay, O./Özekes, M.: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011, s. 552-553).

Somut olayda, davacı kadın asıl dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde ''...Maddi ve manevi tazminat talebim yoktur. Ancak ortak olan eve ilişkin tapunun tamamının bana bırakılmasını talep etmekteyim.'' şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı kadın tarafından açılan asıl boşanma davası ve birleşen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 ncü maddesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda, İlk Derece Mahkemesince davalı erkeğin evlilik birliğinin yükümlülüklerini yerine getirmediği, kadına şiddet uyguladığı, hakaret ettiği, buna karşın davacı kadına davalı erkek tarafından atfedilen kusurların ispatlanmadığı, tarafların gerçekleşen bu kusurlu davranışları dikkate alındığında, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında ve boşanmaya neden olan olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu kabul edilerek asıl boşanma davasının kabulü ile evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebi ile tarafların boşanmalarına, asıl davada süresi içinde talepte bulunulmadığından ve davalının acık muvafakati olmadığından davacı kadının maddi ve manevi tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davada davacı kadının asıl dava dosyasında bulunan dava dilekçesinin 9. paragrafında "maddi ve manevi tazminat talebim yoktur." şeklinde beyanda bulunduğu, bu beyanın feragat niteliğinde kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla asıl dava dosyası ile talep edilmeyen, boşanmanın ferisi niteliğindeki maddi ve manevi tazminat taleplerinin sonradan ayrı bir dava açılarak da talep edilmesinin mümkün olmadığı kabul edilerek birleşen dava dosyasında maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, kararın davacı kadın vekili tarafından birleşen davada reddedilen tazminatlar yönünden istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar davacı kadın vekili tarafından aynı yönlerden temyiz edilmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı kadının asıl dava dosyasındaki dava dilekçesindeki beyan içeriğinden, ortak olan evin tapusunun tamamının tarafına bırakılması amacıyla maddi ve manevi tazminat talebinin olmadığını beyan ettiği, bu kapsamda davacı beyanının kanunun aradığı anlamda “kayıtsız ve şartsız” feragat beyanı olarak nitelendirilemeyeceği, kadın vekilinin asıl dava dosyasında ön inceleme duruşmasında tapu iptal tescil talebinden vazgeçtiklerini, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduklarını beyan ettikleri, karşı tarafın muvafakat etmediklerini bildirdikleri, davacı kadının sonrasında birleşen dava ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğu, bu hâliyle davacı kadının dava dilekçesindeki beyan içeriğinden, boşanmanın feri niteliğindeki 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinde düzenlenen maddi ve manevi tazminat talebinden açık, kesin ve koşulsuz feragat ettiği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak birleşen davada davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu davacının dava dilekçesindeki beyanının maddi ve manevi tazminat talebinden feragat beyanı olarak kabulü ve birleşen davada davacı kadının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının birleşen davada maddi ve manevi tazminatın reddi yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının birleşen davada maddi ve manevi tazminatın reddi yönünden BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan                  Üye                        Üye                  Üye                 Üye
M. Kasım Çetin      Sedat Demirtaş      Sevil Kartal      Harun Can       Hatıran Alper