DAVA KONUSU TALEP, BÖLÜNEBİLİR NİTELİKTEKİ PARA ALACAĞINA YÖNELİK OLDUĞUNA GÖRE MİRASÇILARIN BİRLİKTE HAREKET ETME ZORUNLULUĞU BULUNMADIĞI KABUL EDİLMELİDİR.
T.C.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/1033
Karar No : 2025/175
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 08.11.2023
SAYISI : 2021/2522 E., 2023/2561 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Kemal A. mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin murisi ve babası olan Ali İhsan A.'ın 19.12.2015 tarihinde öldüğünü, ölümünden önce ağır derecede kanser hastası olduğunu, 26.11.2015 tarihinde Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesine nefes alamadığı için acil olarak götürüldüğünü ve hastanede yapılan tetkikler sonucunda yaygın karaciğer ve kemik metaztazı olarak hastalığı teşhis edildiğini, doktorlar tarafından en fazla 2 ay kadar yaşayacağının söylendiğini, 01.12.2015 tarihinde hastanede yapılacak bir müdahale olmadığı için taburcu edildiğini, davalının dava dışı diğer mirasçı olan Asuman A.'ın oğlu olduğunu, murisin davalı tarafından Ziraat Bankası Beşyüzevler Şubesine götürülerek vadeli hesapta bulunan parasının vadesinin dolması dahi beklenmeden nakit olarak çektirildiğini, davalının bu işlemden iki gün sonrasına denk gelen 14.12.2015 tarihinde muris hesabından çekilen 1.673.017,70 TL tutarındaki parayı Akbank Küçükköy Şubesinde kendisine ait bir hesap açarak yatırdığını, davalının müvekkil ile murise ait olan şirkette asgari ücretle çalışmakta olduğunu, davalının hesabına yatırdığı bu parayı biriktirmesinin ve başkaca yollardan edinmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak üzere, müvekkilin miras payına isabet eden 836.538,00 TL'nın bankalarca mevduata fiilen uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; muris Ali İhsan A.'ın mirasçıları olan davacı Kemal A. ve dava dışı Asuman A.'ın saklı paylarının belirlenebilmesi açısından terekenin tespiti dava açılması zorunluluğu bulunduğunu, terekenin tespitinden sonra mirasçı olmayan davalı müvekkiline yapılan sağlararası karşılıksız kazandırmanın tasarruf nisabını aşıp aşmadığı tespit edilmesi gerektiğini, eğer dava konusu kazandırma tasarruf nisabını aşıyorsa davacının ancak saklı payının karşılığını alamadığı miktar için, müvekkiline yapılmış olan kazandırmanın bu miktarı kadarını talep ve dava edebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.03.2021 tarihli ve 2015/597 Esas, 2021/234 Karar sayılı kararı ile "... mirasbırakanın ölüm tarihine göre terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi bulunduğu, murisin davacı dışında başkaca mirasçısının bulunduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğu, terekeye karşı yapılan mülkiyetten kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası ve elatmanın önlenmesi gibi davaların dışında ehliyetsizlik, vekalet görevinin kötüye kullanılması hata-hile-gabin vs.gibi davalarla ecrimisil ve tazminat istemi ile açılan davalarda, TMK'nın 640. maddesi gereği terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca, mirasçılardan birinin terekeye iade şeklinde dava açması halinde de tüm mirasçılarının davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerektiği, mevcut durumda, pay oranında açılan davanın dinlenemeyeceği ..." gerekçesiyle "...davanın reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2023 tarihli ve 2021/2522 Esas, 2023/2561 Karar sayılı kararı ile "...davacı tarafından miras payı oranında alacağın tahsilinin talep edildiği ve tereke adına açılmış bir dava olmadığı, davanın terekenin korunması olarak nitelendirilmesinin de mümkün bulunmadığı, davalının murisin mirasçısı olmayıp terekeye göre üçüncü kişi konumunda olduğu, yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği... davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf talebi değerlendirildiğinde ise mahkemece dava usulden reddi nedeniyle davalı taraf lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde görüldüğü..." gerekçesiyle "... taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine...." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Temyiz dilekçesinde özetle ve dava dilekçesinde yer verilen nedenlere dayalı olarak;
a. Davalı eyleminin terekeye karşı yapılmış bir haksız fiil niteliğinde işlem olduğunu,
b. Mahkemece dava reddedilmeden önce terekeye temsilci atanması için süre vermesi gerekirken, bu işlem yaptırılmadan hüküm tesis edildiğini,
c. Davanın reddinin TMK'nın 640 ve 702/4. maddelerine aykırılık teşkil ettiğini,
d. Kararlara ait gerekçelerin çelişkili olduğunu belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
4721 sayılı Türk Medenin Kanunu'nun II. Bölümünün "Miras Sebebiyle İstihkak Davası" başlıklı beşinci ayrımda yer alan 637. maddesinde:
"Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir.
Bu davada hâkim, mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer.
Hâkim, davacının istemi üzerine hakkın korunması için davalının güvence göstermesi veya tapu kütüğüne şerh verilmesi gibi gerekli her türlü önlemi alır.
Kanunun "Miras Ortaklığı" başlıklı 640. maddesinde :
"Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır.
Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler"
Kanunun 3. Bölümünün "Mirasta Denkleştirme" başlıklı III. ayrımında yer alan 669. maddesinde:
"Miras bırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir"
Kanunun "Elbirliği Mülkiyeti" başlıklı 701. maddesinin 1. fıkrasında:
"Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir"
702. maddesinde ise:
"Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir.
Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir.
Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz.
Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır" düzenlemelerine yer verilmiştir.
Dava, murise ait paranın davalıda kaldığı savunmasına ilişkin ise Türk Medeni Kanunu'nun 637. maddesinde düzenlenen mirasta istihkak; miras bırakanın sağlar arası tasarruf işlemi ile karşılıksız kazandırma amacına dayalı yaptığı bir işlem ise Kanun'un 669. maddesinde düzenlenen mirasta denkleştirme isteğine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu'nun 640, 701 ve 702. maddeleri gereğince, miras bırakanın ölümü ile beraber terekede ortaklar arasında kendiliğinden elbirliği ortaklığı oluşmaktadır. Bu nedenle terekeye göre üçüncü kişi konumunda olanlara karşı elbirliği ortakların birlikte hareket etmesi zorunlu ise de, bu zorunluluğun terekeyle ilgili bölünemeyen nitelikteki ayni haklara yönelik olacağı, bölünebilir nitelikteki para alacağı vs. haklara ilişkin taleplerde ise bu zorunluluğun uygulanmasının gerekmediği Yargıtay kararlarında benimsenmiştir.
Dava konusu talep, bölünebilir nitelikteki para alacağına yönelik olduğuna göre mirasçıların birlikte hareket etme zorunluluğu bulunmadığı kabul edilmelidir. Bir başka ifade ile davacının payı oranında bu davayı açması mümkündür. Şu halde, davanın usulen dinlenebilir olduğu gözetilerek işin esasına girilmek suretiyle Mahkemece bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (IV.B) numaralı bentte açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Hikmet Onat Gülfem Saygılı Ramazan Ülger Mustafa Erol Bayram Şen
DAVA KONUSU TALEP, BÖLÜNEBİLİR NİTELİKTEKİ PARA ALACAĞINA YÖNELİK OLDUĞUNA GÖRE MİRASÇILARIN BİRLİKTE HAREKET ETME ZORUNLULUĞU BULUNMADIĞI KABUL EDİLMELİDİR.
T.C.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/1033
Karar No : 2025/175
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 08.11.2023
SAYISI : 2021/2522 E., 2023/2561 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Kemal A. mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin murisi ve babası olan Ali İhsan A.'ın 19.12.2015 tarihinde öldüğünü, ölümünden önce ağır derecede kanser hastası olduğunu, 26.11.2015 tarihinde Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesine nefes alamadığı için acil olarak götürüldüğünü ve hastanede yapılan tetkikler sonucunda yaygın karaciğer ve kemik metaztazı olarak hastalığı teşhis edildiğini, doktorlar tarafından en fazla 2 ay kadar yaşayacağının söylendiğini, 01.12.2015 tarihinde hastanede yapılacak bir müdahale olmadığı için taburcu edildiğini, davalının dava dışı diğer mirasçı olan Asuman A.'ın oğlu olduğunu, murisin davalı tarafından Ziraat Bankası Beşyüzevler Şubesine götürülerek vadeli hesapta bulunan parasının vadesinin dolması dahi beklenmeden nakit olarak çektirildiğini, davalının bu işlemden iki gün sonrasına denk gelen 14.12.2015 tarihinde muris hesabından çekilen 1.673.017,70 TL tutarındaki parayı Akbank Küçükköy Şubesinde kendisine ait bir hesap açarak yatırdığını, davalının müvekkil ile murise ait olan şirkette asgari ücretle çalışmakta olduğunu, davalının hesabına yatırdığı bu parayı biriktirmesinin ve başkaca yollardan edinmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak üzere, müvekkilin miras payına isabet eden 836.538,00 TL'nın bankalarca mevduata fiilen uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; muris Ali İhsan A.'ın mirasçıları olan davacı Kemal A. ve dava dışı Asuman A.'ın saklı paylarının belirlenebilmesi açısından terekenin tespiti dava açılması zorunluluğu bulunduğunu, terekenin tespitinden sonra mirasçı olmayan davalı müvekkiline yapılan sağlararası karşılıksız kazandırmanın tasarruf nisabını aşıp aşmadığı tespit edilmesi gerektiğini, eğer dava konusu kazandırma tasarruf nisabını aşıyorsa davacının ancak saklı payının karşılığını alamadığı miktar için, müvekkiline yapılmış olan kazandırmanın bu miktarı kadarını talep ve dava edebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.03.2021 tarihli ve 2015/597 Esas, 2021/234 Karar sayılı kararı ile "... mirasbırakanın ölüm tarihine göre terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi bulunduğu, murisin davacı dışında başkaca mirasçısının bulunduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğu, terekeye karşı yapılan mülkiyetten kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası ve elatmanın önlenmesi gibi davaların dışında ehliyetsizlik, vekalet görevinin kötüye kullanılması hata-hile-gabin vs.gibi davalarla ecrimisil ve tazminat istemi ile açılan davalarda, TMK'nın 640. maddesi gereği terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca, mirasçılardan birinin terekeye iade şeklinde dava açması halinde de tüm mirasçılarının davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerektiği, mevcut durumda, pay oranında açılan davanın dinlenemeyeceği ..." gerekçesiyle "...davanın reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2023 tarihli ve 2021/2522 Esas, 2023/2561 Karar sayılı kararı ile "...davacı tarafından miras payı oranında alacağın tahsilinin talep edildiği ve tereke adına açılmış bir dava olmadığı, davanın terekenin korunması olarak nitelendirilmesinin de mümkün bulunmadığı, davalının murisin mirasçısı olmayıp terekeye göre üçüncü kişi konumunda olduğu, yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği... davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf talebi değerlendirildiğinde ise mahkemece dava usulden reddi nedeniyle davalı taraf lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde görüldüğü..." gerekçesiyle "... taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine...." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Temyiz dilekçesinde özetle ve dava dilekçesinde yer verilen nedenlere dayalı olarak;
a. Davalı eyleminin terekeye karşı yapılmış bir haksız fiil niteliğinde işlem olduğunu,
b. Mahkemece dava reddedilmeden önce terekeye temsilci atanması için süre vermesi gerekirken, bu işlem yaptırılmadan hüküm tesis edildiğini,
c. Davanın reddinin TMK'nın 640 ve 702/4. maddelerine aykırılık teşkil ettiğini,
d. Kararlara ait gerekçelerin çelişkili olduğunu belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
4721 sayılı Türk Medenin Kanunu'nun II. Bölümünün "Miras Sebebiyle İstihkak Davası" başlıklı beşinci ayrımda yer alan 637. maddesinde:
"Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir.
Bu davada hâkim, mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer.
Hâkim, davacının istemi üzerine hakkın korunması için davalının güvence göstermesi veya tapu kütüğüne şerh verilmesi gibi gerekli her türlü önlemi alır.
Kanunun "Miras Ortaklığı" başlıklı 640. maddesinde :
"Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır.
Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler"
Kanunun 3. Bölümünün "Mirasta Denkleştirme" başlıklı III. ayrımında yer alan 669. maddesinde:
"Miras bırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir"
Kanunun "Elbirliği Mülkiyeti" başlıklı 701. maddesinin 1. fıkrasında:
"Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir"
702. maddesinde ise:
"Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir.
Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir.
Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz.
Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır" düzenlemelerine yer verilmiştir.
Dava, murise ait paranın davalıda kaldığı savunmasına ilişkin ise Türk Medeni Kanunu'nun 637. maddesinde düzenlenen mirasta istihkak; miras bırakanın sağlar arası tasarruf işlemi ile karşılıksız kazandırma amacına dayalı yaptığı bir işlem ise Kanun'un 669. maddesinde düzenlenen mirasta denkleştirme isteğine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu'nun 640, 701 ve 702. maddeleri gereğince, miras bırakanın ölümü ile beraber terekede ortaklar arasında kendiliğinden elbirliği ortaklığı oluşmaktadır. Bu nedenle terekeye göre üçüncü kişi konumunda olanlara karşı elbirliği ortakların birlikte hareket etmesi zorunlu ise de, bu zorunluluğun terekeyle ilgili bölünemeyen nitelikteki ayni haklara yönelik olacağı, bölünebilir nitelikteki para alacağı vs. haklara ilişkin taleplerde ise bu zorunluluğun uygulanmasının gerekmediği Yargıtay kararlarında benimsenmiştir.
Dava konusu talep, bölünebilir nitelikteki para alacağına yönelik olduğuna göre mirasçıların birlikte hareket etme zorunluluğu bulunmadığı kabul edilmelidir. Bir başka ifade ile davacının payı oranında bu davayı açması mümkündür. Şu halde, davanın usulen dinlenebilir olduğu gözetilerek işin esasına girilmek suretiyle Mahkemece bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (IV.B) numaralı bentte açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Hikmet Onat Gülfem Saygılı Ramazan Ülger Mustafa Erol Bayram Şen

