KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

DAVADAN FERAGAT BEYANINDAN ÖNCE DAVALININ EKSİK HARCI ÖDEMESİ VE DAVAYA DEVAM ETMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU

Esas No        : 2024/7-540
Karar No       : 2025/818

T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                :
 Antalya 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ                          : 18.01.2024
SAYISI                          : 2023/483 E., 2024/28 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 25.09.2023 tarihli ve 2023/3427 Esas,
                                        2023/4102 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hissedarı olduğu Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, Yenigöl Mahallesindeki 27.82 ada 29 parsel sayılı taşınmazda davalının 03.08.2022 tarihinde 11/12 pay satın aldığını, payın satış bedelinin 4.000.000,00 TL olarak gösterildiğini ileri sürerek müvekkiline yasal önalım hakkı tanınmak suretiyle tapuda davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ödediği 4.000.000,00 TL satış bedeli ile tapu harç ve masraflarının mahkeme veznesine depo edilmesi koşulu ile açılan davayı kabul ettiklerini beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2022 tarihli ve 2022/745 Esas, 2022/184 Karar sayılı kararıyla; davanın feragat nedeniyle reddine, davalı yanın yatırdığı 67.797,67 TL tamamlama harcının karar kesinleştiğinde ve istek hâlinde davalıya ödenmesine, davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 268.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 10.05.2023 tarihli ve 2023/651 Esas, 2023/712 Karar sayılı kararıyla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

''... Somut olayda; davacı tarafından dava 30.000,00 TL üzerinden harçlandırılarak açılmış, Mahkemece ön alım hakkına konu senetteki satış bedelinin 4.000.000,00 TL olduğu gerekçesiyle 27.10.2022 tarihli ön inceleme duruşmasında senetteki satış bedeli üzerinden eksik harcın bir sonraki celseye kadar tamamlanması için davacı vekiline kesin süre verilmiş, harcın yatırılmaması hâlinde dava dosyasının HMK'nın 150 nci maddesi uyarınca işlemden kaldırılacağı davacı vekiline ihtar edilmiştir.

Eksik harcın davacı tarafça bir sonraki celse için tayin edilen 13.12.2022 tarihli duruşma gününe kadar yatırılmadığı, duruşmaya davacı vekilinin katılarak davadan feragat ettiği, Mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği; ancak eksik harcın davalı tarafça tamamlandığı gerekçe gösterilerek davalı lehine 4.000.000,00 TL üzerinden nispi olarak hesaplanan 268.000,00 TL vekâlet ücreti takdir edilmiştir.

6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi uyarınca, davalı tarafından davanın takip edilebilmesi ve eksik harcın davalı tarafından yatırılabilmesi için davacı tarafın davayı takip etmiyor olması gerekir. Davacının davadan feragat etmesi durumunda, davalının eksik harcı ödemesi ve davaya devam etmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, Mahkemece kendisine eksik harcı tamamlaması için süre verilmeyen davalının, 6100 sayılı Kanun'un 150 ve Harçlar Kanunu'nun 32 nci maddesine dayanarak kendiliğinden harcı tamamlamış olması lehine nispi vekâlet ücreti takdiri için yeterli ve hukuki değildir.

Davacının davayı takip etmemesi durumunda, davalının 6100 sayılı HMK’nın 150 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davayı takip edebilmesi için mahkemeden talepte bulunması ve mahkemenin gerekli harcın davalı tarafından tamamlatılmasına ilişkin ara kararı vermesi gereklidir.

Davacı Mahkemece kendisine kesin süre verilen 13.12.2022 tarihli duruşmaya katılmış ve davasından feragat ettiğinden HMK'nın 309 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince davalı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı bulunmaksızın hukuki sonuçlarını doğurmuştur.

Davalı, daha sonra yenilenmesi mümkün olduğundan takipsiz bırakılan bir davayla yeniden muhatap olmamak adına, açılan davanın sonuçlanması için harcı ikmal ederek yargılamanın devamını talep edebilirdi. Böyle bir durumda, davalının harcı ikmal etmesinde hukuki bir yararının olduğundan bahsedilebilirdi.

Davacı, davayı takipsiz bırakmadığından, dava konusu hakkın özünden feragat ederek davalı tarafı dava ile muhatap etmediğinden, mahkemece davalıya harcı ikmal etmesi için süre verilmesine gerek bulunmamaktadır. Mahkemece kendisine yetki verilmeyen davalının, kendi isteği doğrultusunda harcı ikmal etmesi davacı aleyhine sonuç doğurmayacağından 30.000,00 TL üzerinde hesaplanması gereken vekâlet ücreti yerine, 4.000.000,00 TL üzerinden nispi vekâlet ücreti hesaplanması, kararın bozulmasını gerektirmiştir…'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçeye ek olarak, davacı vekili davadan feragat etmeden önce davalı tarafından tamamlama harcı yatırıldığı davalının davayı takip etme arzusunun açık bir şekilde ortaya konulduğu, davacı vekili davadan feragat etmemiş olsaydı dahi dosyanın işlemden kaldırılmayarak işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilerek tamamlanan harç üzerinden kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekâlet ücreti takdir edildiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin tamamlama harcını ve satış bedelini kesin sürede depo etmediğini, aksine ilk duruşmada davasından feragat ettiğini, davalının kötüniyetli olarak sırf vekâlet ücreti alabilmek adına duruşmadan yarım saat önce harcı yatırdığını, bu durum dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık: önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle açılan davada, davalı tarafından noksan harcın tamamlanmasından sonra davacı vekili tarafından davadan feragat edilmesi karşısında, tamamlanan harç miktarı gözetilerek kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekâlet ücretine karar verilip verilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. ve 32. maddeleri.

2. Değerlendirme

1. Bilindiği üzere harç; bazı kamu hizmetlerinden yararlanan ve hatta Kanun hükmü ile yararlanmak zorunda bırakılan özel ve tüzel kişilerin, özel menfaatlerine ilişkin olarak, kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında, belli bir ölçüde bu hizmetlerin maliyetine katılmaları amacıyla konulan ve zor unsuruna dayanan malî yükümlülüklerdir (Burak Pınar, Yargı ve İcra Harçları, Ankara, 2009, s.1-3).

2. Harçlar konusunda genel düzenleme içeren 492 sayılı Kanun'un gerekçesinde harcın tanımı ise; “fertlerin özel menfaatlerine ilişkin olarak, kamu kurumları ve hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir” biçiminde yapılmıştır.

3. Buna göre, bir hizmetin harç konusu olabilmesi için; kişilerin bir kamu kurumundan yararlanmaları, kişilere kamu eliyle özel bir yarar sağlanması ve kamu idaresinin kişilerin özel bir işiyle uğraşması gerekmektedir.

4. Bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin kanunla belirlenmesine ve bu hususla ilgili harç alınmasına ilişkin düzenlemelerin de kanunda yer almasına bağlıdır. Nitekim, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 73/3. maddesinde; “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır” hükmünü içermektedir. Bu Anayasa kuralının, vergi, resim ve harç gibi parasal yükümlülüklerin veya bunlardan bağışıklığın, kapsam ve içeriğinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ve açıkça gösterilmesi amacına yönelik bulunduğu bellidir.

5. O hâlde, harca ilişkin bir Kanun hükmünün yorumu ve uygulanmasında, bu ilke ve amacı gözden uzak tutmamak gerekir. Aksi hâlde, kişi ve kurumların yasal dayanağı olmayan bir yükümlülük altına sokulmaları veya Devletin önemli bir gelir kaynağından yoksun bırakılması gibi, kanun koyucunun amacına aykırı ve sakıncalı sonuçların doğmasına yol açılmış olur.

6. Bu kanunilik ilkesine paralel olarak, 492 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, bu Kanuna göre alınacak harçlar arasında yargı harçları da bulunmaktadır. Aynı Kanun'un 2. maddesinde ise yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların, yargı harçlarına tâbi olduğu vurgulanmıştır.

7. Yargı harcı ise devletin mahkemeler aracılığıyla yaptığı adli hizmete, ondan yararlananların katkısıdır (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 16.11.1983 tarihli ve 1983/5 Esas, 1983/6 Karar). Yargı harçlarının konusuna giren, yani yargı harcına tâbi işlemleri genel olarak mahkeme harçları, icra ve iflas harçları olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür.

8. Yargı harçlarının konusunu oluşturan harçlardan ilki mahkemelerde ödenecek harçlar olup; bunlar başvurma harcı, celse harcı ile karar ve ilâm harcıdır. Genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişiler ödemekle mükelleftir (492 sayılı Kanun md. 11/2).

9. Gereksiz davaların açılmasının ve diğer tarafın haksız yere ızrar edilmesinin önlenmesi için ihdas edilen karar ve ilâm harcı, yargılama giderlerinin de önemli bir kısmını oluşturmaktadır.

10. Karar ve ilâm harcı, maktu ve nispi olmak üzere iki çeşittir. Bu anlamda davanın maktu veya nispi harca tabî olup olmaması, kural olarak dava konusunun para ile değerlendirilebilir olup olmamasına göre değişmektedir. Nispi harç konusu belli bir değerle (para veya para ile değerlendirilebilen bir şey) ilgili davalarda, hüküm altına alınan değer üzerinden tarifedeki belli nisbete göre alınan harçtır. Maktu harç ise konusu belli bir değerle tespit edilemeyen davalarda ve davanın reddine ilişkin kararlardan alınan harçtır.

11. Değer esası 492 sayılı Kanun'un 16. maddesinde düzenlenmiş olup bu ölçüye göre harca tâbi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler üzerinden nispi harç alınır. Yine aynı madde uyarınca müdahalenin önlenmesi, tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değerinin esas alınacağı gibi taşınmazın aynına ilişkin davalarda ecrimisil ve tazminat taleplerinde de bulunulması hâlinde harç, taşınmazın değeri ile talep edilen ecrimisil ve tazminat tutarlarının toplamı üzerinden alınır. Tapu iptali ve tescil isteği ile açılan davaların taşınmazın aynına ilişkin olduğu, dava konusu edilen taşınmaz ya da birden çok taşınmaz hakkında dava açılmış ise taşınmazların, diğer bir deyişle davanın konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün olduğu açıktır. Dolayısıyla bu tür davaların değer esasına göre nispi harca tâbi olacağı konusunda bir kuşku bulunmamaktadır.

12. Harçlar Kanunu’nun 16. maddesinde “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahelenin men'i tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taallük eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır” hükmü öngörülmüştür.

13. Anılan Kanun’un “Nispi harçlarda ödeme zamanı” başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasında “(1) sayılı tarifede yazılı nispi harçlar aşağıdaki zamanlarda ödenir” denildikten sonra 23.07.2010 tarihli ve 6009 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile değişik (a) bendinde “Karar ve ilam harcı” alt başlığı ile “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın verilmesinden itibaren iki ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez” düzenlemesine yer verilmiştir.

14. Dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken harcın eksik ödenmesi hâlinde eksik harcın ne şekilde tamamlatılacağı 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, yargılama sırasında tespit olunan dava değerinin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için yargılamaya devam olunacağı, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilâm harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı açıktır.

15. Kanun’un “Harcı ödenmeyen işlemler” başlığını taşıyan 32. maddesinde ise, “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır” öngörülmektedir.

16. Görüldüğü üzere Harçlar Kanunu’nda, harç alınması veya tamamlanması tarafların isteklerine bırakılmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (resen) gözetilmesi hükme bağlanmış ve yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır.

17.Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tâbi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması hâlinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ve davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamıdır.

18. Somut olayda; dava 30.000,00 TL üzerinden harçlandırılarak açılmış, Mahkemece 27.10.2022 tarihli ön inceleme duruşmasında önalım hakkına konu resmî senetteki satış bedeli üzerinden eksik harcın bir sonraki celseye kadar tamamlanması için davacı vekiline kesin süre verilmiş, harcın yatırılmaması hâlinde dava dosyasının HMK'nın 150. maddesi uyarınca işlemden kaldırılacağı davacı vekiline ihtar edilmiştir.

19. Davacı taraf eksik harcı yatırmamış, davacı vekili duruşmaya katılarak davadan feragat etmiş, Mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş ancak eksik harcın davalı tarafça tamamlandığı gerekçe gösterilerek davalı lehine 4.000.000,00 TL üzerinden nispi olarak hesaplanan 268.000,00 TL vekâlet ücreti takdir edilmiştir.

20. Davacının davayı takip etmemesi durumunda, 6100 sayılı Kanun'un 150. maddesi uyarınca, davalı tarafından davanın takip edilebilmesi için eksik harcın davalı tarafından yatırılması gerekir. Ancak davacı tarafından davadan feragat edildiğinden bu durum HMK'nın 309. maddesinin 2. fıkrası gereğince davalı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı bulunmaksızın hukuki sonuçlarını doğurduğundan davalının eksik harcı ödemesi ve davaya devam etmesi mümkün değildir.

21. Davalının, takipsiz bırakılan ve yeniden açılması mümkün olan bir davayla ileride tekrar muhatap olmamak için yargılamanın sonuçlanmasını sağlamak amacıyla harç ikmâl ederek yargılamanın devamını istemekte hukuki yararı vardır. Ne var ki somut olayda davacı, dava konusu hakkın özünden feragat ederek dava hakkını ortadan kaldırdığından, davalının harcı ikmâl etmesinde hukuki bir yararı da bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle davalı lehine 30.000,00 TL yerine, 4.000.000,00 TL üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

22. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde; önalım davalarında dava değerinin satış akdinde gösterilen satış bedeli olduğu, dava dilekçesinde bu değerin 4.000.000,00 TL olduğunun açıkça belirtildiği, davacının davasını açarken açıkça belli olan dava değeri üzerinden peşin nispi harcı yatırmakla yükümlü olduğu, davalının harcı yatırdığı sırada davacının davadan feragat edeceğinden haberi olmadığından davayla ileride tekrar muhatap olmamak için yargılamanın sonuçlanmasını sağlamak amacıyla harç ikmâl ederek yargılamanın devamını istemekte hukuki yararı bulunduğu, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

23. Hâl böyle olunca Mahkemece önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.12.2025 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

" K A R Ş I  O Y "

Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı vekili; müvekkilinin hissedarı olduğu taşınmazda davalının 03.08.2022 tarihinde 11/12 pay satın aldığını ve önalım hakkının bulunduğunu ileri sürerek dava konusu 27.82 ada 29 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili, müvekkilinin ödediği 4.000.000,00 TL satış bedeli ile tapu harç ve masraflarının mahkeme veznesine depo edilmesi koşulu ile açılan davayı kabul ettiklerini beyan etmiştir.

Dosyada yer alan 03.08.2022 tarihli resmî satış senedinde davaya konu payın 4.000.000,00 TL bedelle satıldığı belirlenmiştir.

Tapu iptali ve tescil isteği ile açılan davaların taşınmazın aynına ilişkin olduğu, dolayısıyla bu tür davaların değer esasına göre nispi harca tabî olacağı konusunda bir kuşku bulunmamaktadır.

Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur.

Önalım hakkına dayanan tapu iptali ve tescil davalarında dava değeri resmî satış akdinde gösterilen satış bedelidir. Davanın başında bu bedel üzerinden dava açılıp harç yatırılması gerekirken sadece 30.000,00 TL üzerinden dava açılıp harç yatırılması esasen mümkün değildir.

492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 32. maddesi gereğince; “Yargı işlemlerinden alınacak harclar ödenmedikçe mütaakıp işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmiyen harcları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır”.

Harçlar Kanunu'nun 32. maddesinde yargı hizmetlerinin karşılığı olan ve kanunda yer alan harca tâbi işlemlerin yapılması o işleme ilişkin harcın tahsili koşuluna bağlanmış, eksik harcın diğer tarafça ödenmesini yasaklayıcı bir hüküm getirilmemiştir.

Eksik harcın tamamlanmaması hâlinde HMK 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına, yasal yenileme süresinde harç tamamlanmadığında davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

Somut olayda bedelde muvazaa iddiası ileri sürülmemiş, davacı dava dilekçesinde davaya konu payın 4.000.000,00 TL bedelle satıldığını belirtmesine ve dava değerinin bu miktar gösterilmesi gerekmesine rağmen davayı 30.000,00 TL üzerinden harçlandırarak açmıştır. Davalı ise cevap dilekçesinde davayı kabul ettiğini, resmî senette gösterilen satış bedeli ile müvekkilinin ödediği harç ve masrafların mahkeme veznesine depo edilmesi için muhtıra gönderilmesini talep etmiştir.

27.10.2022 tarihli ön inceleme duruşmasında senetteki satış bedeli üzerinden eksik harcın bir sonraki celseye kadar tamamlanması için davacı vekiline kesin süre verilmiş, harcın yatırılmaması hâlinde dava dosyasının HMK'nın 150. maddesi uyarınca işlemden kaldırılacağı davacı vekiline ihtar edilmiştir. Davacı tarafça eksik harç tamamlanmamıştır.

Davalı vekili sonraki celse için tayin edilen 13.12.2022 tarihinde saat 11:45’e bırakılan duruşmadan önce 6100 sayılı Kanun'un 150 ve Harçlar Kanunu'nun 32. maddesine dayanarak kendiliğinden harcı tamamlamıştır. Davacı vekili duruşmaya katılarak davadan feragat etmiş, Mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verilerek eksik harcın davalı tarafça tamamlandığı gerekçe gösterilerek davalı lehine 4.000.000,00 TL üzerinden nispi olarak hesaplanan 268.000,00 TL vekâlet ücreti takdir edilmiştir.

Davalı taraf eksik harcı tamamladığında davacının davadan feragat edeceğini bilmemektedir. Davalı vekili yasanın verdiği yetkiyi kullanarak dava tehdidiyle karşı karşıya olan müvekkilinin menfaatlerini korumak amacıyla, tespit edilen harcı 13.12.2022 tarihinde saat 11:26’da tamamlamıştır.

Tüm bu hususlardan hareketle; İlk Derece Mahkemesince davalı tarafça tamamlanan harç dikkate alınarak resmî satış akdinde gösterilen satış bedeli üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi usul ve yasaya uygundur. Neticeten bu yöndeki gerekçeye dayalı olarak İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararı yerinde olup onanması gerekir.

Hâl böyle olunca, direnme kararının Özel Daire kararında gösterilen nedenlerle bozulmasına ilişkin değerli çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Birinci Başkanvekili
Adem Albayrak

" K A R Ş I  O Y "

Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tâbi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması hâlinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Önalım hakkının kullanılmasıyla, bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur.

Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ve davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.

Davaya konu satış aktinde satış bedeli 4.000.000,00 TL olarak belirtilmiştir. Davacı dava dilekçesinde dava değerini otuz bin TL olarak göstermiş ve bu miktar üzerinden harç yatırmış olmakla beraber, dava dilekçesinin 4. maddesinde satış bedelinin 4.000.000,00 TL olduğunu ve bu miktar üzerinden eksik harcı tamamlayacağını, satış bedelinin tamamını mahkeme kararı üzerine depo edeceğini beyan etmiştir.

Mahkemece, 27.10.2022 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında, davacı tarafa satış bedeli ile harç ve masrafların toplam tutarını yatırması için duruşma gününe kadar kesin mehil verilmiş, davacı ara karar gereğini verilen sürenin sonuna kadar yerine getirmemiştir. Tamamlanması gereken eksik harç kesin sürenin sonunda davalı tarafından yatırılmıştır.

Aynı gün yapılan duruşma sırasında davacı vekili davadan feragat etmiştir. Davacının feragati üzerine mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davalı lehine harcı tamamlanmış olan dava değeri esas alınarak nispi avukatlık ücretine hükmedilmiştir.

Sayın çoğunluk, davacının feragat beyanına rağmen kendisine süre verilmemiş davalının eksik nispi harcı ödemesinin ve bu sebeple lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuki niteliğinin olmadığını belirterek hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiğini söylemektedir.

492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 32. maddesi gereğince; “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteaakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır”.

Yasanın bu hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere harcın diğer tarafça ödenmesine yönelik yasaklayıcı bir hüküm bulunmamaktadır. Bunun yanında Harçlar Kanunu harcın yükümlüsü tarafından ödenmemesi hâlinde diğer tarafın harcı ödeyebileceği açık bir hükümle ifade edilmiştir. Ayrıca eksik nispi harç, davacı henüz davacı tarafından davadan feragat edilmeden önce davalı tarafından tamamlanmıştır.

Yukarıda da açıklandığı üzere önalım davalarında dava değeri satış aktinde gösterilen satış bedelidir. Buna aykırı olacak şekilde davacının kendince dava değerini belirleme yetkisi yoktur. Satış bedelinin satış aktinde olandan yüksek olarak gösterildiğine yönelik bedelde muvazaa iddiası da bulunmadığına göre, davacının dava açarken dava değerini doğru olarak göstermesi ve bunun üzerinden de harcı yatırması, herkesin uymak zorunda olduğu özen yükümlülüğü gereğidir.

Davacı, aynı günkü duruşmada davadan feragat ederek eksik harcı tamamlamayacağı iradesini ortaya koymuştur.

Önalım davalarında davanın kabulü hâlinde satış bedelinin davalıya ödenmek üzere mahkemece davacı tarafa depo ettirilmesi gerekir. Bu nedenle davalının paranın satın alma gücünde oluşacak azalmanın önüne geçmek için yargılamanın hızlandırılması için kendince tedbirler alması yararınadır. Yine davalı taraf, lehine olacak şekilde kesin hüküm almak hakkına sahiptir.

Davalı, Harçlar Kanunu'nun kendisine de tanımış olduğu hakkı kullanmıştır. Bir hakkın kullanılması, dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmez.

Bu nedenle mahkemece satış bedelini esas alarak avukatlık ücretine hükmedilmesi doğru olup, kararın onanması gerekmektedir.

7. H.D. Bşk.
Hikmet Onat

" K A R Ş I  O Y "

Dava, şufa hakkı nedeniyle açılmış tapu iptal-tescil davasıdır.

Mahkemece feragat nedeniyle davanın reddine karar verilerek dava değeri üzerinden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmiş, Özel Dairece, Davacı tarafından peşin nispi harcı yatırılan değer üzerinden davalı yararına vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekçesiyle oy çokluğu ile karar bozulmuş, Yerel Mahkemece önceki kararda ısrar edilmiştir.

Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık; davanın başında dava değeri belirli olmasına rağmen peşin nispi harcın eksik yatırılması, bunun üzerine mahkemece verilen süre içerisinde bu eksik harcın davalı tarafından tamamlanmasından sonra davadan feragat hâlinde davalı lehine takdir edilecek vekâlet ücretinin hangi bedel üzerinden olacağına, bir başka ifade ile, davacının harcını yatırdığı 30.000,00 TL üzerinden mi?, yoksa dava değeri olan 4.080.000,00 TL üzerinden mi olacağına ilişkindir.

Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nın 119/1-d maddesi gereğince “ Davanın konusu ve mal varlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri” dava dilekçesinde açıkça gösterilmelidir. Gösterilen bu değer üzerinden ise Harçlar Kanunu ve buna ekli (1) Sayılı Harçlar Tarifesi gereğince dava değerinin %068,31'inin 1/4'ü oranında peşin harç yatırılmalıdır. (HMK 120/1.md.) Ne var ki uygulamada dava açarken dava değeri tam olarak belli değilse “harca esas değer” adıyla bir miktar değer gösterilerek bu miktarın peşin nispi harcı yatırılmakta, kalan kısım ise yargılama sırasında tamamlatılmaktadır.

Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi “…tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrımenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrımenkulün değeri nazara alınır… Değer tayini mümkün olan hâllerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesi mecburidir. Gösterilmemişse davacıya tespit ettirilir. Tespitten kaçınma hâlinde, dava dilekçesi muameleye konmaz. Noksan tespit edilen değerler hakkında 30. madde hükmü uygulanır” diyerek hangi bedelin nazara alınacağı, değerin nasıl belirleneceği açıkça düzenlenmiştir.

Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi ise “Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur…” demektedir. 32. maddede ise “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılamaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır” şeklinde düzenlenmiştir.

Diğer yandan Türk Medeni Kanunu 2. maddesi “Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” derken, 6100 sayılı HMK'nın 29. maddesi ise “Taraflar dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar. Taraflar, davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlüdürler” demektedir.

Uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak mevzuatı belirledikten sonra somut olaya döndüğümüzde; davacı vekili dava dilekçesi ile “Harca esas değer” namıyla 30.000,00 TL dava değeri göstererek bu miktarın peşin nispi harcını yatırmış, dilekçenin devamında taşınmazın değerinin 4.000.000,00 TL olduğunu açıkça belirtmiştir. Buradan anlaşılıyor ki davanın devamı sırasında belirlenmesi gereken bir dava değeri bulunmamakta, aksine davanın başında dava değeri davacı tarafından da tereddüte yer verilmeyecek şekilde bilinmektedir. Bu durumda davacı, gerek TMK 2. maddesi, gerekse HMK'nın 29. maddesi gereğince dürüst davranarak belli olan dava değeri üzerinden Harçlar Kanunu 16. ve HMK'nın 120. maddesini de gözeterek peşin nispi harcın tamamını yatırmalıdır. Ne var ki bu harç eksik yatırılmış, mahkemece verilen süreye rağmen tamamlanmamış, duruşmadan önce Harçlar Kanunu 32. maddenin verdiği yetkiye dayanarak davalı vekilince eksik harç tamamlanmıştır.

Somut olayda her iki tarafta, diğer tarafı dürüst davranmamakla itham etmektedir. Şüphesiz öncelikle hangi tarafın dürüst davranma yükümlülüğü olduğu, hangi davranışın dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği somut olayın çözümü bakımından önem arz etmektedir.

Davacı, yukarıda belirtilen yasal mevzuat çerçevesinde daha davasını açarken açıkça belli olan dava değeri üzerinden peşin nispi harcı yatırmış olsaydı tartışma konusu hiç olmayacaktı. Yasa'nın kendisine yüklediği yükümlülükten kaçarak eksik harç yatırması, dava değerini bile isteye eksik göstermesi, davacının başından dürüst davranmadığının açık delilidir. Uygulamada bir kısım davalarda, dava değerinin tam olarak bilinmemesi nedeniyle eksik dava değeri gösterilmesi ile, somut olay aynı nitelikte kabul edilemez. Diğer yandan davalı vekilinin, yasanın verdiği yetkiyi kullanarak davacının yatırması gereken eksik harcı tamamlaması da kötüniyet çerçevesinde değerlendirilemez. Davalı vekilinin daha fazla vekâlet ücreti almak istemesi nedeniyle bu işlemi yapmış olması onun kötüniyetli olduğunu göstermez. Zira davacı gerçek değer üzerinden harcı tamamlasaydı zaten aynı vekâlet ücretini alacaktı.

Ayrıca, “Değer tayini mümkün olan hâllerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesi mecburidir.” diyen yasanın emredici bu düzenlemesine bile isteye aykırı davranan davacı yerine, yasanın kendisine verdiği yetkiyi kullanan davalının kötüniyetli sayılması da mümkün değildir.

Sonuç itibariyle, gerek direnme, gerekse Özel Daire bozma kararında yazılan muhalefet gerekçesi ve yukarıda açıklanan sebeplerle direnme kararının onanması gerektiği düşüncesiyle, yasanın kendisine yüklediği yükümlülüğü yerine getirmeyen davacı yerine, yasanın kendisine verdiği hakkı kullanarak eksik harcı tamamlayan davalının kötüniyetli sayılarak, alması gereken vekâlet ücretinden daha azının ödenmesi sonucunu doğuracak bozma görüşüne katılmıyorum.

Üye
Hasan Kaya

BİLGİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda bulunan 25 üyenin 15’i BOZMA, 10’u ise ONAMA yönünde oy kullanmışlardır.