KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

DAVANIN AÇILMASINA KENDİ HÂL VE DAVRANIŞLARIYLA SEBEBİYET VERMEYEN DAVALILARIN HMK 312/2 HÜKMÜNE GÖRE YARGILAMA GİDERLERİNİ VE NİSPİ VEKÂLET ÜCRETİNİ ÖDEMEYE MAHKÛM EDİLMEMELERİ GEREKİR

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU

Esas No        : 2024/(14)7-539
Karar No       : 2025/509

T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                :
 Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ                          : 21.10.2021
SAYISI                          : 2021/381 E., 2021/465 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 21.06.2021 tarihli ve
                                        2018/5082 Esas, 2021/4196 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yurt dışında çalışmakta iken, kendi adına mülkiyet edinmek amacıyla kazançlarının bir bölümünü anne ve babasına gönderdiğini, bu para ile İstanbul'da davalı anne adınada bir adet bağımsız bölüm, muris baba adına bir adet arsa satın alındığını, müvekkilinin tapuları üzerine almak istemesi üzerine anne ve babasının taşınmazları devretmeyeceklerini beyan ettiklerini ileri sürerek dava konusu İstanbul ili, Küçük Çekmece ilçesi, 308 sayılı parseldeki 1 numaralı bağımsız bölümün davalı Letife S. adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, ayrıca İstanbul İli, Küçük Çekmece İlçesi 217 ada, 14 sayılı parselde bulunan ve davacının muris babası Ahmet S. adına kayıtlı arsanın 1/2 payının tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı Ceyhun S. Letife S. vekili; davanın 05.01.2015 tarihinde açıldığını tapu iptali ve tescil iddialarının 10 yıllık zamanaşımına tâbi olduğunu belirterek davanın zamanaşımı yönünden reddini savunmuştur.

2. Diğer davalılar Nedime ve Fadime S.; dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmamış olup, ön inceleme duruşmasında; dava konusu taşınmazların davacının anne ve babasına gönderdiği paralarla alındığını belirterek davayı kabul etmişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 07.09.2017 tarihli ve 2015/1 Esas, 2017/213 Karar sayılı kararıyla; davacının, davalı Letife S. ve davalı Ceyhun S. aleyhine açtığı davasını yasanın öngördüğü delillere göre ispatlayamadığından reddine, diğer davalılar Fadime S. ve Nedime S. aleyhine açtığı davanın ise bu davalıların kabul beyanları dikkate alınarak kabulü ile tarafların murisi Ahmet S. adına kayıtlı 217 ada, 14 sayılı taşınmazın davalılardan Nedime S.'un miras hissesine isabet eden 3/16 payının ve davalı Fadime S.'un miras hissesine isabet eden 3/16 payı ile iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 17.05.2018 tarihli ve 2018/434 Esas, 2018/927 Karar sayılı kararıyla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

''... Davayı kazanan taraf davasını bir vekil vasıtası ile takip etmiş ise, haksız çıkan (davayı kaybeden) taraf yargılama gideri olarak vekalet ücretine de mahkum edilir. (HMK 323 1/ğ).Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi uyarınca; tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Davanın tamamen veya kısmen kazanılması ya da reddedilmesi halinde ise, nispi vekalet ücreti kabul ya da reddedilen müddeabihin değeri üzerinden hesaplanır. Somut olaya gelince; dava 25.000,00TL üzerinden harçlandırılarak açılmış, ardından mahkemece yapılan keşif sonucu aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda taşınmazların dava tarihindeki değeri olarak hesaplanan 495.033,75TL üzerinden davacı vekili tarafından harç tamamlanmıştır. İlk derece mahkemesince davalılar Letife S. ve Ceyhun S. aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar Fadime S. ve Nedime S. aleyhine açılan davanın ise kabulüne karar verilmiştir. Davacı konusu para olan davada yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden davacı lehine, davayı kabul eden davalılar aleyhine harçlandırılmış ve kısmen kabul edilen dava değeri üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi de gözetilerek, nisbi vekalet ücreti takdir edilmesi ve yargılama giderlerinin de kabul-red oranı dikkate alınarak aleyhine hüküm kurulanlar yönünden hesaplanması gerekirken ilk derece mahkemesi tarafından yazılı şekilde hüküm kuruması,

Doğru görülmemiştir,…'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karardaki gerekçeye ek olarak davalı Fadime S. ve Nedime S. tarafından açılan dava kapsamında 27.05.2015 tarihli ön inceleme duruşma tutanağına yansıtılan kabul beyanlarına dayalı olarak 217 ada 14 parsel sayılı taşınmazda bu davalıların miras hisselerine isabet eden oranlarda payın iptali, davacı adına kayıt ve tesciline hükmedildiği, yargılamanın ön inceleme aşamasında kabul beyanında bulunan davalıların davanın açılmasına kendi hâl ve davranışlarıyla sebebiyet vermedikleri ve HMK 312/2. maddesine göre yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmelerinin yasaya uygun olmayacağı, bozma ilâmında yer alan vekâlet ücretinin de HMK'nın 323/1-ğ maddesine göre yargılama giderlerinden sayıldığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; davalı Latife ve muris Ahmet’in dava konusu taşınmazı alacak maddi güçlerinin olmadığını, dosyaya sunulan ve davalı Latife ve Muris Ahmet’in taşınmazı devir iradesini gösteren vekâletnameler, davacının aile birliğine gönderdiği paralara ilişkin belgelerin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık: inançlı işleme dayalı tapu iptal tescil istemine ilişkin eldeki davada, ön inceleme duruşmasında davayı kabul eden bir kısım davalıların davanın açılmasına sebebiyet verip vermedikleri; buradan varılacak sonuca göre kendini vekille temsil ettiren davacı lehine davayı kabul eden davalılar aleyhine nispi vekâlet ücretine ve aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 308, 309, 310, 311, 312, 323, 326. maddeleri

2. Değerlendirme

1. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Davayı kabul" başlıklı 308/1. maddesi; "Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir.”, aynı Kanun'un 309/1. maddesi; "Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır.", 311/1. maddesi ise, "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir" şeklinde düzenlenmiştir.

2. Açıklanan bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere davayı kabul, davalının mahkemeye ulaşması gerekli tek taraflı irade beyanı ile davacının dava dilekçesindeki talep sonucu kısmına kısmen veya tamamen muvafakat etmesi şeklinde tanımlanabilir (Baki Kuru; Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, C. IV., İstanbul 2001, s. 3674; Süha Tanrıver; Mahkeme Huzurunda Yapılan Kabuller, AÜHFD, 1995/I, s. 221).

3. Kural olarak davayı kabul ancak davalı tarafından yapılabilir. Nitekim HMK'nın 308/1. maddesinde kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesi şeklinde ifade edilmiştir. İhtiyari dava arkadaşlığının varlığı hâlinde her bir dava arkadaşı sadece kendisi bakımından etki doğuracak olan usul işlemlerini yapabildiği ve sadece dava konusunun kendisine ilişkin bulunan kısmı üzerinde tasarrufta bulunabildiğinden her davalı kendisi bakımından etki doğuracak şekilde davayı kabul edebilir.

4. Kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabilir (HMK md. 309/1). Kabulün zamanı ise Kanun'un 310. maddesinde düzenlenmiş ve feragatta olduğu gibi hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği öngörülmüştür. Böyle olunca mahkemece verilen bir kararın temyizi aşamasında, usul hukuku çerçevesinde kesinleşmiş bir karar olmadığından davanın kabul edilmesi mümkündür.

5. Gelinen aşamada “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti” kavramlarına değinilmesinde yarar vardır.

6. Genel olarak yargılama giderleri, bir davanın açılması, uyuşmazlığın esasını çözmeye yönelik belli bazı işlemlerin yapılması ve sonuçlandırılması için ödenmesi gereken paradır.

7. Yargılama giderlerinin kapsamı ise 6100 sayılı Kanun'un 323. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti de yargılama giderlerinden sayılmıştır.

8. Yargılama giderleri mahkemece kural olarak davada haksız çıkan ve bu sebeple aleyhine hüküm verilen tarafa yüklenir (6100 sayılı Kanun md. 326/1). Mahkemenin davayı kaybeden tarafı yargılama giderlerine mahkûm etmesi için mutlaka karşı tarafça talepte bulunulmuş olması gerekmez, bu konudaki karar mahkemece kendiliğinden verilir (6100 sayılı Kanun md. 332/1). Bu yargılama giderleri hem davayı kazanan tarafça daha önce peşin olarak ödenen hem de dava sonunda ödenmesi gereken harç ve masraflar ile yargılama gideri olan vekâlet ücretidir. Davada haklı çıkan taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise vekâlet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir.

9. Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 312. maddesinde; feragat veya kabul beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği, ancak davalının davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş olması hâlinde, yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmeyeceği belirtilmiştir.

10. Somut olay ve dosya kapsamına göre, 27.05.2015 tarihli ön inceleme tutanağında, davalılar Nedime ve Fadime açılan davayı kabul ettiklerinden tarafların ortak murisi Ahmet S. adına kayıtlı taşınmazdaki paylarının iptal edilerek davacı adına tesciline, diğer davalılar Latife ve Ceyhun bakımından ise inanç sözleşmesine dayalı iddianın yazılı belge ile ispat edilemediği, yazılı delil veya yazılı delil başlangıcının bulunmadığı, yemin deliline de açıkça dayanılmadığı gerekçesiyle davanın bu davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.

11. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davalılar Fadime S. ve Nedime S.'un aleyhlerine açılan davayı 27.05.2015 tarihli ön inceleme duruşmasında kabul ettikleri, ön inceleme aşamasında kabul beyanında bulunan davalıların davanın açılmasına kendi hâl ve davranışlarıyla sebebiyet vermedikleri ve HMK 312/2. maddesine göre yargılama giderlerini ve nispi vekâlet ücretini ödemeye mahkûm edilmelerinin yasaya uygun olmayacağı açıktır.

12. Hâl böyle olunca yukarıda değinilen yasal düzenlemelere dayanılarak verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanmalıdır.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,

Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.