DİNLENMESİNDEN VAZGEÇİLMEYEN TANIĞIN DOĞRUDANLIK İLKESİ GEREĞİ DURUŞMADA DİNLENMESİ MÜMKÜNKEN HMK 241 HÜKMÜNDEKİ ŞART DA OLUŞMADIĞINDAN KONSOLOSLUKTA İMZALANMIŞ YAZILI BEYANIYLA YETİNİLEMEZ.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No : 2024/7-767
Karar No : 2025/747
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29.02.2024
SAYISI : 2024/17 E., 2024/105 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 23.10.2023 tarihli ve 2023/3087 Esas,
2023/4953 Karar sayılı BOZMA kararı
1. Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların mirasbırakan Rasim Ş.'ün yasal mirasçıları olduğunu, murisin ölümünden sonra Küçükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/444 Esas sayılı dosyası ile açılmasına karar verilen Bakırköy 40. Noterliğinin 14.06.2012 tarih ve 13496 yevmiye nolu düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin vasiyette bulunan murisin ehliyetsizliği, içeriği ve bağlandığı koşulların hukuka ve ahlâka aykırı olması, ayrıca murisin iradesinin fesada uğratılmış olması sebebiyle geçersiz olduğunu ileri sürerek vasiyetnamenin geçersizliğine ve iptaline, mümkün olmazsa kanuna, hukuka ve ahlâka aykırı hususların vasiyetname metninden çıkarılarak iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar Cevabı
5. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, taraf teşkilinin eksik olduğunu, mirasbırakanın tasarruf ehliyetine sahip olduğu gibi vasiyetnameyi herhangi bir baskı ve tehdit altında düzenlemediğini, vasiyetnamenin kanuna, hukuka ve ahlâka uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
6. Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli ve 2015/406 Esas, 2015/566 Karar sayılı kararı ile; gider avansının tamamlanması için davacı tarafa iki kez ihtaratlı tebligat yapılmasına rağmen verilen sürede gider avansının tamamlanmadığı, HMK'nın 114/1-g maddesinde belirtilen gider avansının dava şartlarından olduğu, dava şartlarının davanın esasına girilmeden önce ve tahkikata başlamadan önce ön inceleme aşamasında irdelenmesi gerektiği ve dava şartı eksikliğinin davacı tarafça giderilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
8. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 27.02.2018 tarihli ve 2016/14189 Esas, 2018/1718 Karar sayılı kararı ile;
"… Tüm bu açıklamaların ışığında somut olaya gelince;davacı yetkisiz mahkemede dava açarken 280 TL gider avansı yatırmıştır, mahkemece verilen yetkisizlik kararı sonucunda dosya kendisine gelen mahkemece tensip tutanağının 5.maddesinde "Tarafların HMK 121 ve 129/2 madde gereği delil olarak gösterdikleri belgelerini dilekçelerine eklemek suretiyle vermelerine, başka yerlerden getirilecek belgelere ilişkin davacı tarafın delilleri için yatırdığı gider avansının kullanılmasına, davalı tarafın delilleri için masraf verdiğinde celp edilecek yerlerden belgelerinin celp edilmesine, taraflar dosyaya delillerini sunmadıkları takdirde HMK 140/5 madde gereği ön inceleme duruşmasında bunları tamamlamak için kesin süre verileceği, aksi halde delil sunmaktan vazgeçilmiş sayılacakları hususunun tespitine" şeklinde arar karar oluşturulmuş, bu karar üzerine davacı vekiline söz konusu tensip zabtı ekli tebligat çıkarılmış, tebligat zarfı üzerine HMK 114. maddesi uyarınca yatırılması gereken gider avansını (en az 200TL) tamamlamak üzere iş bu davetiyenin tebliğinden itibaren 2 hafta süre verildiği hususu ihtaren bildirilmiştir.
Mahkemece, tensip zaptında davacı tarafa gider avansı veya delil avansı yatırması için kesin süre verilmediği gibi, davacı tarafça başta gider avansı yatırılmış olmasına rağmen yatırılması gereken gider avansının neye ilişkin olduğu açıklanmadan gönderilen ihtar sonucunda dosya üzerinden davacının HMK. 'nun 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı korunmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bozma nedenine göre, davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı
9. Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.12.2022 tarihli ve 2018/206 Esas, 2022/376 Karar sayılı kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde dosya kapsamında toplanan deliller, tanık anlatımları ve 04.10.2019 ve 12.08.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporlarında mirasbırakan Rasim Ş.'ün bu tarihte vasiyetnameyi düzenlemeye ehil olduğu ve vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte alınan raporun usulüne uygun olduğunun bildirildiği, mirasbırakanın, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte ehliyetsiz olduğu iddiasının sübuta ermediği, davacı ve davalıların mirasbırakanı Rasim Ş.'ün iradesinin baskı ile sakatlanarak vasiyetnamenin düzenlendiği iddiasının ispatlanamadığı, vasiyetnamede geçen ifadelerin Türk Medeni Kanunu'nun 515. maddesi gereğince iptalini gerektirecek ya da hükümsüz sayılmasına neden olacak şekilde üçüncü kişileri rahatsız edecek nitelikte taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı
10. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
11. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 23.10.2023 tarihli ve 2023/3087 Esas, 2023/4953 Karar sayılı kararı ile; "... Bilindiği üzere; yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi için, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanması gerekir. 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi uluslararası sözleşmeler ve Anayasanın 36 ncı maddesiyle en temel yargısal hak olarak kabul edilen hukuki dinlenilme hakkı gözetilerek, mahkeme, tarafları dinlemeden, onların iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usûlüne uygun olarak davet etmeden, açıklama ve ispat haklarını kullanmalarını sağlamadan hükmünü veremez.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu 240 ıncı maddesi uyarınca davacı vekili, dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunmuştur. Davacı vekilinin sunduğu 11.12.2018 tarihli tanık listesinin ilk sırasında Üzeyir D. yer almıştır. 17.02.2022 tarihli celsede ise davacı vekilinin tanığın yurt dışı adresine tebligat çıkarılması yönündeki talebine yönelik Mahkemece davacı tanığının yurt dışında olması ve yazılı beyanda bulunmuş olması gerekçe gösterilerek, davacı tanığı Üzeyir D. yerine yeni bir tanık bildirmesi için iki haftalık kesin süre verilmiştir. Davacı ise bu tanığın dinlenilmesinden vazgeçmemiştir. Bu haliyle usulüne uygun olarak bildirilen tanık hakkında Mahkemece yurt dışında olması nedeniyle dinlenilmesinden vazgeçilse de Mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 241 inci maddesinde belirtilen gerekçeler ileri sürülmeksizin ve şartları oluşmaksızın tanığın dinlenilmemesi doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle bozulmuştur.
Direnme Kararı
12. Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.02.2024 tarihli ve 2024/17 Esas, 2024/105 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesine ek olarak; davacı vekilinin 15.11.2018 tarihli dilekçesinde tanık Üzeyir D.’in konsolos huzurunda imzalanmış yazılı beyanını dosyaya ibraz ettiği, 17.02.2022 tarihli duruşmada davalı vekili ve vasiyeti tenfiz memurunun bu tanığın yazılı beyanının davaya esas alınmasını kabul ve talep ettiği, mahkemece aynı duruşmada Üzeyir D.'in hangi nedenle dinlenmediğine ilişkin olarak HMK'nın 241. maddesini de içerecek şekilde ara karar kurulduğu, davacı vekilinin bu tanığı hangi vakıaya ilişkin olarak dinletmek istediğini bildirmediği, dosyanın tüm taraflarınca tanığın yazılı beyanın esas alınmasının talep edildiği, usul ekonomisi ilkesi ve yargılamanın makul sürede bitirilmesine ilişkin ilkeler de gözetildiğinde bozmaya konu edilen tanığın dinlenmesinin gerekli olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi
13.Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı tanığı Üzeyir D.‘in konsolos huzurunda imzalanmış yazılı beyanı dikkate alındığında anılan tanığın Mahkemece dinlenmemesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
15. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal düzenlemelerin açıklanmasında fayda bulunmaktadır.
16. Mahkeme iki tarafa eşit şekilde hukuki dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Bu hak aynı zamanda, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesi ile teminat alınan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi ile düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurlarından biridir.
17. Davada taraflar arasında çekişmeli olan, geçmişte meydana gelmiş olaylar ve durumlar ile ilgili sahip olduğu bilgi ve algılarını mahkemeye aktaran kişiye tanık denir. Burada bahsedilen bilgi; tanığın gördükleri ve işittikleridir (Örneğin, gördüğü bir trafik kazasını veya işittiği konuşmaları mahkemeye aktarması). Tanık sadece gördüklerini ya da duyduklarını mahkemeye aktarır, olayları yorumlamaz ( Pekcanıtez, H./ Atalay, O./Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s. 506).
18. Doğrudanlık ilkesi, davanın açılmasından hüküm verilinceye kadar ki bütün delil toplama evrelerinin kararı verecek olan hâkim veya hâkimlerin denetiminde ve gözetiminde gerçekleşmesinden sonra bu şekilde elde edilen delillerin araya fazla zaman girmeden değerlendirilerek, içlerinden adil bir hüküm tesisine doğrudan doğruya katkı sağlayacak olanların mahkeme tarafından seçilmesini konu alan bir usul hukuku ilkesidir ( Arslan,A.S. :Medeni Usul Hukukunda Delillerin Toplanması ve Doğrudanlık İlkesi, Ankara 2012, s. 7).
19. Kanunda belirtilen hâller dışında, deliller davaya bakan mahkeme huzurunda, mümkün olduğunca birlikte ve aynı duruşmada incelenir (HMK 197). Bu kural, yargılama usulünde doğrudanlık ilkesinin bir sonucudur. Doğrudanlık ilkesi, mahkemenin aracısız bir şekilde yargılama süreçlerine hakim olması anlamına gelir. Uyuşmazlık hakkında mahkeme delilleri bizzat değerlendirerek karar vermelidir. Hakim, aracısız bir şekilde delilleri görüp incelerse daha doğru karar verecektir.
20. Doğrudanlık ilkesi gereğince, kural olarak tanıklar davaya bakan mahkemede dinlenir (HMK 259). Tanık, mahkemenin yargı çevresi dışındaysa istinabe yoluyla dinlenmesine karar verilebilir. Yine mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, tanığın olayın gerçekleştiği veya şeyin bulunduğu yerde dinlenilmesine karar verebilir. Buna göre, taşınmaza ilişkin davalarda tanığın taşınmazın başında keşif esnasında dinlenmesi gerekir. Tanık davetiye ile çağrılır. Tanığın taraflarca getirilmesini zorunlu kılan bir kural bulunmamaktadır.
21. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 241. maddesi uyarınca, mahkeme gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir. “Tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi” başlıklı 241. madde, davayı uzatma niyetiyle hareket etmek isteyen tarafın bu konudaki çabalarını önleme amacını güden, mahkemeye tanınmış bir imkândır. Bu bağlamda mahkemece, taraflarca tanık listesinde gösterilen tanıklardan bir kısmının dinlenmesiyle yeterli derecede sonuç alınmış ise diğerlerinin dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılmasına karar verilebilecektir. Ancak madde ile tanınan bu imkân mahkemece çok dikkatli değerlendirilmeli; her tanığın aynı bilgiye sahip olmayabileceği, diğer tanığın olay hakkında aydınlatıcı bilgileri mahkemeye sunabileceği, tanık sayısını sınırlandırılması ile tarafların adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlâline yol açabileceği gözden kaçırılmamalıdır.
22. Eldeki davada davacı vekilince, dinlenmeyen tanık Üzeyir D.‘in görgü ve bilgisine başvurulduğu taktirde davanın aydınlanacağı, konsolos huzurunda imzalanmış yazılı beyanı dikkate alındığında mirasbırakanın gerçek bir korku ve baskı altında olduğu, davanın haklılığı ile alakalı somut ve gerçek bir kanaat oluşabileceği, bu tanığın dinlenmesi yönündeki talebin davayı uzatma amacını taşımadığı açıklanmıştır. Mahkemece davacı tanığı Üzeyir D. dinlenmeden karar verilmiştir. Burada Üzeyir D.'in beyanının alınmasındaki amaç, mirasbırakanın iradesinin fesada uğratıldığı hususundaki davacı iddialarının açıklığa kavuşturulmasıdır.
23. Mahkemece, yukarıda izah edilen doğrudanlık ilkesi gereğince tanık Üzeyir D.'in duruşma esnasında dinlenmesi mümkünken, konsolos huzurunda imzalanmış yazılı beyanı ile yetinilmesi, 17.02.2022 tarihli celsede davacı vekiline tanık Üzeyir D. yerine başka tanık bildirmesi için süre verilmekle de bu tanık ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli derecede bilgi edinilmediğinin ortaya konulması karşısında HMK'nın 241. maddesi şartları oluşmaksızın, davacı tarafça dinlenmesinden vazgeçilmeyen tanığın dinlenmemesi doğru görülmemiştir.
24. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde; davacı vekiline başka bir tanığı dinletmesi için süre verildiği, HMK'nın 241. maddesi şartlarının oluştuğundan direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
25. Hâl böyle olunca, Mahkemece önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun'un Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
26.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
BİLGİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda bulunan 25 üyenin 22’si BOZMA, 3’ü ise ONAMA yönünde oy kullanmışlardır.
DİNLENMESİNDEN VAZGEÇİLMEYEN TANIĞIN DOĞRUDANLIK İLKESİ GEREĞİ DURUŞMADA DİNLENMESİ MÜMKÜNKEN HMK 241 HÜKMÜNDEKİ ŞART DA OLUŞMADIĞINDAN KONSOLOSLUKTA İMZALANMIŞ YAZILI BEYANIYLA YETİNİLEMEZ.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No : 2024/7-767
Karar No : 2025/747
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29.02.2024
SAYISI : 2024/17 E., 2024/105 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 23.10.2023 tarihli ve 2023/3087 Esas,
2023/4953 Karar sayılı BOZMA kararı
1. Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların mirasbırakan Rasim Ş.'ün yasal mirasçıları olduğunu, murisin ölümünden sonra Küçükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/444 Esas sayılı dosyası ile açılmasına karar verilen Bakırköy 40. Noterliğinin 14.06.2012 tarih ve 13496 yevmiye nolu düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin vasiyette bulunan murisin ehliyetsizliği, içeriği ve bağlandığı koşulların hukuka ve ahlâka aykırı olması, ayrıca murisin iradesinin fesada uğratılmış olması sebebiyle geçersiz olduğunu ileri sürerek vasiyetnamenin geçersizliğine ve iptaline, mümkün olmazsa kanuna, hukuka ve ahlâka aykırı hususların vasiyetname metninden çıkarılarak iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar Cevabı
5. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, taraf teşkilinin eksik olduğunu, mirasbırakanın tasarruf ehliyetine sahip olduğu gibi vasiyetnameyi herhangi bir baskı ve tehdit altında düzenlemediğini, vasiyetnamenin kanuna, hukuka ve ahlâka uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
6. Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli ve 2015/406 Esas, 2015/566 Karar sayılı kararı ile; gider avansının tamamlanması için davacı tarafa iki kez ihtaratlı tebligat yapılmasına rağmen verilen sürede gider avansının tamamlanmadığı, HMK'nın 114/1-g maddesinde belirtilen gider avansının dava şartlarından olduğu, dava şartlarının davanın esasına girilmeden önce ve tahkikata başlamadan önce ön inceleme aşamasında irdelenmesi gerektiği ve dava şartı eksikliğinin davacı tarafça giderilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
8. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 27.02.2018 tarihli ve 2016/14189 Esas, 2018/1718 Karar sayılı kararı ile;
"… Tüm bu açıklamaların ışığında somut olaya gelince;davacı yetkisiz mahkemede dava açarken 280 TL gider avansı yatırmıştır, mahkemece verilen yetkisizlik kararı sonucunda dosya kendisine gelen mahkemece tensip tutanağının 5.maddesinde "Tarafların HMK 121 ve 129/2 madde gereği delil olarak gösterdikleri belgelerini dilekçelerine eklemek suretiyle vermelerine, başka yerlerden getirilecek belgelere ilişkin davacı tarafın delilleri için yatırdığı gider avansının kullanılmasına, davalı tarafın delilleri için masraf verdiğinde celp edilecek yerlerden belgelerinin celp edilmesine, taraflar dosyaya delillerini sunmadıkları takdirde HMK 140/5 madde gereği ön inceleme duruşmasında bunları tamamlamak için kesin süre verileceği, aksi halde delil sunmaktan vazgeçilmiş sayılacakları hususunun tespitine" şeklinde arar karar oluşturulmuş, bu karar üzerine davacı vekiline söz konusu tensip zabtı ekli tebligat çıkarılmış, tebligat zarfı üzerine HMK 114. maddesi uyarınca yatırılması gereken gider avansını (en az 200TL) tamamlamak üzere iş bu davetiyenin tebliğinden itibaren 2 hafta süre verildiği hususu ihtaren bildirilmiştir.
Mahkemece, tensip zaptında davacı tarafa gider avansı veya delil avansı yatırması için kesin süre verilmediği gibi, davacı tarafça başta gider avansı yatırılmış olmasına rağmen yatırılması gereken gider avansının neye ilişkin olduğu açıklanmadan gönderilen ihtar sonucunda dosya üzerinden davacının HMK. 'nun 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı korunmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bozma nedenine göre, davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı
9. Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.12.2022 tarihli ve 2018/206 Esas, 2022/376 Karar sayılı kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde dosya kapsamında toplanan deliller, tanık anlatımları ve 04.10.2019 ve 12.08.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporlarında mirasbırakan Rasim Ş.'ün bu tarihte vasiyetnameyi düzenlemeye ehil olduğu ve vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte alınan raporun usulüne uygun olduğunun bildirildiği, mirasbırakanın, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte ehliyetsiz olduğu iddiasının sübuta ermediği, davacı ve davalıların mirasbırakanı Rasim Ş.'ün iradesinin baskı ile sakatlanarak vasiyetnamenin düzenlendiği iddiasının ispatlanamadığı, vasiyetnamede geçen ifadelerin Türk Medeni Kanunu'nun 515. maddesi gereğince iptalini gerektirecek ya da hükümsüz sayılmasına neden olacak şekilde üçüncü kişileri rahatsız edecek nitelikte taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı
10. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
11. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 23.10.2023 tarihli ve 2023/3087 Esas, 2023/4953 Karar sayılı kararı ile; "... Bilindiği üzere; yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi için, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanması gerekir. 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi uluslararası sözleşmeler ve Anayasanın 36 ncı maddesiyle en temel yargısal hak olarak kabul edilen hukuki dinlenilme hakkı gözetilerek, mahkeme, tarafları dinlemeden, onların iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usûlüne uygun olarak davet etmeden, açıklama ve ispat haklarını kullanmalarını sağlamadan hükmünü veremez.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu 240 ıncı maddesi uyarınca davacı vekili, dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunmuştur. Davacı vekilinin sunduğu 11.12.2018 tarihli tanık listesinin ilk sırasında Üzeyir D. yer almıştır. 17.02.2022 tarihli celsede ise davacı vekilinin tanığın yurt dışı adresine tebligat çıkarılması yönündeki talebine yönelik Mahkemece davacı tanığının yurt dışında olması ve yazılı beyanda bulunmuş olması gerekçe gösterilerek, davacı tanığı Üzeyir D. yerine yeni bir tanık bildirmesi için iki haftalık kesin süre verilmiştir. Davacı ise bu tanığın dinlenilmesinden vazgeçmemiştir. Bu haliyle usulüne uygun olarak bildirilen tanık hakkında Mahkemece yurt dışında olması nedeniyle dinlenilmesinden vazgeçilse de Mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 241 inci maddesinde belirtilen gerekçeler ileri sürülmeksizin ve şartları oluşmaksızın tanığın dinlenilmemesi doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle bozulmuştur.
Direnme Kararı
12. Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.02.2024 tarihli ve 2024/17 Esas, 2024/105 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesine ek olarak; davacı vekilinin 15.11.2018 tarihli dilekçesinde tanık Üzeyir D.’in konsolos huzurunda imzalanmış yazılı beyanını dosyaya ibraz ettiği, 17.02.2022 tarihli duruşmada davalı vekili ve vasiyeti tenfiz memurunun bu tanığın yazılı beyanının davaya esas alınmasını kabul ve talep ettiği, mahkemece aynı duruşmada Üzeyir D.'in hangi nedenle dinlenmediğine ilişkin olarak HMK'nın 241. maddesini de içerecek şekilde ara karar kurulduğu, davacı vekilinin bu tanığı hangi vakıaya ilişkin olarak dinletmek istediğini bildirmediği, dosyanın tüm taraflarınca tanığın yazılı beyanın esas alınmasının talep edildiği, usul ekonomisi ilkesi ve yargılamanın makul sürede bitirilmesine ilişkin ilkeler de gözetildiğinde bozmaya konu edilen tanığın dinlenmesinin gerekli olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi
13.Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı tanığı Üzeyir D.‘in konsolos huzurunda imzalanmış yazılı beyanı dikkate alındığında anılan tanığın Mahkemece dinlenmemesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
15. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal düzenlemelerin açıklanmasında fayda bulunmaktadır.
16. Mahkeme iki tarafa eşit şekilde hukuki dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Bu hak aynı zamanda, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesi ile teminat alınan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi ile düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurlarından biridir.
17. Davada taraflar arasında çekişmeli olan, geçmişte meydana gelmiş olaylar ve durumlar ile ilgili sahip olduğu bilgi ve algılarını mahkemeye aktaran kişiye tanık denir. Burada bahsedilen bilgi; tanığın gördükleri ve işittikleridir (Örneğin, gördüğü bir trafik kazasını veya işittiği konuşmaları mahkemeye aktarması). Tanık sadece gördüklerini ya da duyduklarını mahkemeye aktarır, olayları yorumlamaz ( Pekcanıtez, H./ Atalay, O./Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s. 506).
18. Doğrudanlık ilkesi, davanın açılmasından hüküm verilinceye kadar ki bütün delil toplama evrelerinin kararı verecek olan hâkim veya hâkimlerin denetiminde ve gözetiminde gerçekleşmesinden sonra bu şekilde elde edilen delillerin araya fazla zaman girmeden değerlendirilerek, içlerinden adil bir hüküm tesisine doğrudan doğruya katkı sağlayacak olanların mahkeme tarafından seçilmesini konu alan bir usul hukuku ilkesidir ( Arslan,A.S. :Medeni Usul Hukukunda Delillerin Toplanması ve Doğrudanlık İlkesi, Ankara 2012, s. 7).
19. Kanunda belirtilen hâller dışında, deliller davaya bakan mahkeme huzurunda, mümkün olduğunca birlikte ve aynı duruşmada incelenir (HMK 197). Bu kural, yargılama usulünde doğrudanlık ilkesinin bir sonucudur. Doğrudanlık ilkesi, mahkemenin aracısız bir şekilde yargılama süreçlerine hakim olması anlamına gelir. Uyuşmazlık hakkında mahkeme delilleri bizzat değerlendirerek karar vermelidir. Hakim, aracısız bir şekilde delilleri görüp incelerse daha doğru karar verecektir.
20. Doğrudanlık ilkesi gereğince, kural olarak tanıklar davaya bakan mahkemede dinlenir (HMK 259). Tanık, mahkemenin yargı çevresi dışındaysa istinabe yoluyla dinlenmesine karar verilebilir. Yine mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, tanığın olayın gerçekleştiği veya şeyin bulunduğu yerde dinlenilmesine karar verebilir. Buna göre, taşınmaza ilişkin davalarda tanığın taşınmazın başında keşif esnasında dinlenmesi gerekir. Tanık davetiye ile çağrılır. Tanığın taraflarca getirilmesini zorunlu kılan bir kural bulunmamaktadır.
21. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 241. maddesi uyarınca, mahkeme gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir. “Tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi” başlıklı 241. madde, davayı uzatma niyetiyle hareket etmek isteyen tarafın bu konudaki çabalarını önleme amacını güden, mahkemeye tanınmış bir imkândır. Bu bağlamda mahkemece, taraflarca tanık listesinde gösterilen tanıklardan bir kısmının dinlenmesiyle yeterli derecede sonuç alınmış ise diğerlerinin dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılmasına karar verilebilecektir. Ancak madde ile tanınan bu imkân mahkemece çok dikkatli değerlendirilmeli; her tanığın aynı bilgiye sahip olmayabileceği, diğer tanığın olay hakkında aydınlatıcı bilgileri mahkemeye sunabileceği, tanık sayısını sınırlandırılması ile tarafların adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlâline yol açabileceği gözden kaçırılmamalıdır.
22. Eldeki davada davacı vekilince, dinlenmeyen tanık Üzeyir D.‘in görgü ve bilgisine başvurulduğu taktirde davanın aydınlanacağı, konsolos huzurunda imzalanmış yazılı beyanı dikkate alındığında mirasbırakanın gerçek bir korku ve baskı altında olduğu, davanın haklılığı ile alakalı somut ve gerçek bir kanaat oluşabileceği, bu tanığın dinlenmesi yönündeki talebin davayı uzatma amacını taşımadığı açıklanmıştır. Mahkemece davacı tanığı Üzeyir D. dinlenmeden karar verilmiştir. Burada Üzeyir D.'in beyanının alınmasındaki amaç, mirasbırakanın iradesinin fesada uğratıldığı hususundaki davacı iddialarının açıklığa kavuşturulmasıdır.
23. Mahkemece, yukarıda izah edilen doğrudanlık ilkesi gereğince tanık Üzeyir D.'in duruşma esnasında dinlenmesi mümkünken, konsolos huzurunda imzalanmış yazılı beyanı ile yetinilmesi, 17.02.2022 tarihli celsede davacı vekiline tanık Üzeyir D. yerine başka tanık bildirmesi için süre verilmekle de bu tanık ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli derecede bilgi edinilmediğinin ortaya konulması karşısında HMK'nın 241. maddesi şartları oluşmaksızın, davacı tarafça dinlenmesinden vazgeçilmeyen tanığın dinlenmemesi doğru görülmemiştir.
24. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde; davacı vekiline başka bir tanığı dinletmesi için süre verildiği, HMK'nın 241. maddesi şartlarının oluştuğundan direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
25. Hâl böyle olunca, Mahkemece önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun'un Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
26.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
BİLGİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda bulunan 25 üyenin 22’si BOZMA, 3’ü ise ONAMA yönünde oy kullanmışlardır.

