EŞLER TARAFINDAN ORTAK KULLANILAN BİLGİSAYARIN ŞİFRESİ EŞLER TARAFINDAN BİLİNİYORSA SUNULAN DELİL HUKUKA AYKIRI DELİL NİTELİĞİNDE OLMAYACAKTIR.
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/9995
Karar No : 2025/5421
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1253 E., 2024/1334 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından karşı davasının reddi, kusur belirlemesi ve reddedilen manevî tazminat talebi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak karşılıklı açılan boşanma davalarının İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda boşanmaya sebep olan olaylarda kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğu belirtilerek her iki davanın da kabulüyle tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın davacı -davalı kadın vekili tarafından; kusur belirlemesi, erkeğin davasının kabulü, aleyhine hükmedilen manevi tazminat, kendi tazminat ve yoksulluk nafakası talebinin reddine yönelik olarak davalı - davacı erkek tarafından ise; kusur belirlemesi, lehine hükmedilen manevi tazminatın miktarı ve kadın lehine hükmedilen tedbir nafakasına yönelik olarak istinafı üzerine istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince; kadına izafe edilen "sadakatsizlik" vakıasına yönelik erkeğin, ses kayıtlarına, kadının bilgisayarından elde ettiğini beyan ettiği rezervasyon kayıtları ile fotoğraflara hukuka uygun şekilde eriştiğinin görgüye dayalı tanık anlatımları ve dosya kapsamı ile ispat edilemediği, bu delillerin hukuka aykırı yolla elde edildiği, yine kadın tanıklarının tarafların ayrılmalarına neden olan son olaylara ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı, beyanlarının genel, soyut, yer ve zaman belirtilmeyen, duyuma dayalı beyanlar oluğu, bu nedenle kadın tanıklarının beyanlarının da hükme esas alınmasının doğru olmadığı, bu durumda her iki davanın da reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de; kadının kabul edilen davasında kurulan boşanmaya ilişkin hüküm istinafa getirilmediğinden hükmün boşanmaya ilişkin bölümünün kesinleştiği belirtilerek başvurunun kısmen kabulü ile yeniden hüküm tesisine, erkeğin karşı davasının ve manevi tazminat talebinin reddine, karşı dava yönünden harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin kadına yükletilmesine karar verilmiş, karar davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat hakkı” başlığını taşıyan 189. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; “Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz” hükmü ile açıkça hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin ispat gücü olamayacağı kabul edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.02.2012 gün ve 2011/2-703 E- 2012/70 K. sayılı ilamına göre; "... Bir davada ileri sürülebilecek her türlü delilin mutlaka hukuka uygun yollardan elde edilmiş olması ve hukuka aykırı olarak elde edildiği anlaşılan delillerin, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağı, yargılama sırasında taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkeme tarafından re’sen göz önüne alınması ve delilin her ne surette olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespit edilmesi halinde, diğer tarafça bir itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece caiz olmadığına karar verilerek, dosya kapsamında değerlendirilmemesi ilkesi benimsenmiştir.Bir delilin mahkemece kabul edilebilmesi için, gerek öğretide yer alan ağırlıklı görüş, gerekse de Hukuk Genel Kurulu Kararlarında ortaya konulan ölçüt; o delilin usulsüz olarak yaratılmamış olması ve hukuka aykırı biçimde elde edilmemesidir. Bir delilin usulsüz olarak elde edilmesi ayrı, usulsüz olarak yaratılması ayrı bir olaydır. Usulsüz olarak elde edilen bir delil somut olayın özelliğine göre değerlendirilebilirse de; usulsüz olarak yaratılan bir delilin hiçbir şekilde delil olarak kabulü olanaklı değildir..."
Somut uyuşmazlıkta; Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar erkek tarafından sunulan delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmediği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de dosyanın incelenmesinde dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında davalı -karşı davacı erkeğin "...kadının çocukluk aşkı olan N. E. isimli kişi ile onu aldattığını, kadın ile ortak kullandıkları bilgisayarda çalışırken ortak bilgisayarda kayıtlı şifreleri üzerinden açılan mail kutusunda fotoğraf önizlemesinin gözüne iliştiğini, açtığında kadının N. E. ile dudak dudağa fotoğrafını gördüğünü ..." beyan ettiği, davacı -karşı davalı kadının da "... erkeğin kendi telefonunda bulunan bahse konu fotoğrafları ve ses kayıtlarını kendisinin haberi olmadan ve iznini almadan aldığını, ortada özel hayatın gizliliğinin ihlalinin söz konusu olduğunu, erkeğin söz konusu fotoğraflarda ve ses kayıtlarında oynama yaptığını..." beyan etmesi karşısında dosyaya ibraz edilen fotoğrafların nasıl elde edildiğinin, bilgisayardan elde edildiği iddiası dikkate alındığında bilgisayarın tarafların ortak kullanımda olup olmadığının, ortak kullanımda değilse kimin kullanımında olduğunun, şifresinin bulunup bulunmadığının, şifresi var ise eşler tarafından bilinip bilinmediğinin araştırılarak, çıkarılacak sonuca göre delillerin hukuka aykırı olup olmadığı değerlendirilerek erkeğin davası hakkında karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
M. Kasım Çetin Seydi Kahveci Çetin Durak Sevil Kartal Şaban Kazdal
EŞLER TARAFINDAN ORTAK KULLANILAN BİLGİSAYARIN ŞİFRESİ EŞLER TARAFINDAN BİLİNİYORSA SUNULAN DELİL HUKUKA AYKIRI DELİL NİTELİĞİNDE OLMAYACAKTIR.
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/9995
Karar No : 2025/5421
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1253 E., 2024/1334 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından karşı davasının reddi, kusur belirlemesi ve reddedilen manevî tazminat talebi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak karşılıklı açılan boşanma davalarının İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda boşanmaya sebep olan olaylarda kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğu belirtilerek her iki davanın da kabulüyle tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın davacı -davalı kadın vekili tarafından; kusur belirlemesi, erkeğin davasının kabulü, aleyhine hükmedilen manevi tazminat, kendi tazminat ve yoksulluk nafakası talebinin reddine yönelik olarak davalı - davacı erkek tarafından ise; kusur belirlemesi, lehine hükmedilen manevi tazminatın miktarı ve kadın lehine hükmedilen tedbir nafakasına yönelik olarak istinafı üzerine istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince; kadına izafe edilen "sadakatsizlik" vakıasına yönelik erkeğin, ses kayıtlarına, kadının bilgisayarından elde ettiğini beyan ettiği rezervasyon kayıtları ile fotoğraflara hukuka uygun şekilde eriştiğinin görgüye dayalı tanık anlatımları ve dosya kapsamı ile ispat edilemediği, bu delillerin hukuka aykırı yolla elde edildiği, yine kadın tanıklarının tarafların ayrılmalarına neden olan son olaylara ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı, beyanlarının genel, soyut, yer ve zaman belirtilmeyen, duyuma dayalı beyanlar oluğu, bu nedenle kadın tanıklarının beyanlarının da hükme esas alınmasının doğru olmadığı, bu durumda her iki davanın da reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de; kadının kabul edilen davasında kurulan boşanmaya ilişkin hüküm istinafa getirilmediğinden hükmün boşanmaya ilişkin bölümünün kesinleştiği belirtilerek başvurunun kısmen kabulü ile yeniden hüküm tesisine, erkeğin karşı davasının ve manevi tazminat talebinin reddine, karşı dava yönünden harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin kadına yükletilmesine karar verilmiş, karar davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat hakkı” başlığını taşıyan 189. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; “Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz” hükmü ile açıkça hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin ispat gücü olamayacağı kabul edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.02.2012 gün ve 2011/2-703 E- 2012/70 K. sayılı ilamına göre; "... Bir davada ileri sürülebilecek her türlü delilin mutlaka hukuka uygun yollardan elde edilmiş olması ve hukuka aykırı olarak elde edildiği anlaşılan delillerin, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağı, yargılama sırasında taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkeme tarafından re’sen göz önüne alınması ve delilin her ne surette olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespit edilmesi halinde, diğer tarafça bir itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece caiz olmadığına karar verilerek, dosya kapsamında değerlendirilmemesi ilkesi benimsenmiştir.Bir delilin mahkemece kabul edilebilmesi için, gerek öğretide yer alan ağırlıklı görüş, gerekse de Hukuk Genel Kurulu Kararlarında ortaya konulan ölçüt; o delilin usulsüz olarak yaratılmamış olması ve hukuka aykırı biçimde elde edilmemesidir. Bir delilin usulsüz olarak elde edilmesi ayrı, usulsüz olarak yaratılması ayrı bir olaydır. Usulsüz olarak elde edilen bir delil somut olayın özelliğine göre değerlendirilebilirse de; usulsüz olarak yaratılan bir delilin hiçbir şekilde delil olarak kabulü olanaklı değildir..."
Somut uyuşmazlıkta; Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar erkek tarafından sunulan delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmediği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de dosyanın incelenmesinde dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında davalı -karşı davacı erkeğin "...kadının çocukluk aşkı olan N. E. isimli kişi ile onu aldattığını, kadın ile ortak kullandıkları bilgisayarda çalışırken ortak bilgisayarda kayıtlı şifreleri üzerinden açılan mail kutusunda fotoğraf önizlemesinin gözüne iliştiğini, açtığında kadının N. E. ile dudak dudağa fotoğrafını gördüğünü ..." beyan ettiği, davacı -karşı davalı kadının da "... erkeğin kendi telefonunda bulunan bahse konu fotoğrafları ve ses kayıtlarını kendisinin haberi olmadan ve iznini almadan aldığını, ortada özel hayatın gizliliğinin ihlalinin söz konusu olduğunu, erkeğin söz konusu fotoğraflarda ve ses kayıtlarında oynama yaptığını..." beyan etmesi karşısında dosyaya ibraz edilen fotoğrafların nasıl elde edildiğinin, bilgisayardan elde edildiği iddiası dikkate alındığında bilgisayarın tarafların ortak kullanımda olup olmadığının, ortak kullanımda değilse kimin kullanımında olduğunun, şifresinin bulunup bulunmadığının, şifresi var ise eşler tarafından bilinip bilinmediğinin araştırılarak, çıkarılacak sonuca göre delillerin hukuka aykırı olup olmadığı değerlendirilerek erkeğin davası hakkında karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
M. Kasım Çetin Seydi Kahveci Çetin Durak Sevil Kartal Şaban Kazdal

