KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/blog_yargitay.php internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

EVLENMENİN MADDİ ŞARTLARI TARAFLARIN MİLLİ HUKUKUNA VE ŞEKLİ ŞARTLARI İSE EVLİLİĞİN GERÇEKLEŞTİĞİ ÜLKE HUKUKUNA GÖRE BELİRLENİR.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU

Esas No        : 2023/2-470
Karar No       : 2024/295

T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                :
 Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla)
TARİHİ                          : 04.10.2022
SAYISI                          : 2022/413 E., 2022/393 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.04.2022 tarihli ve 2021/8121 Esas,
                                        2022/3734 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki mal rejiminden kaynaklanan katkı payı alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 1984 yılında fiilen bir arada yaşamak suretiyle evlendiklerini, ancak resmî nikah kıyılmadığını, bu evlilikten 1985 doğumlu Gözde ve 1987 doğumlu Umut isimli iki çocuklarının dünyaya geldiğini, evlendikten sonra eşlerin İsveç'e yerleştiklerini, orada birlikte çalıştıklarını, tarafların İsveç vatandaşlığına geçerek çifte vatandaşlık elde ettiklerini, zaman içinde anlaşamayan eşlerin İsveç resmî makamlarınca 27.03.2001 tarihinde boşanmalarına karar verildiğini, boşanan tarafların 09.10.2001 tarihinde Gaziantep’te yeniden evlendiklerini, Türkiye’de gerçekleşen ikinci evliliğin Osmaniye Aile Mahkemesinin 13.09.2011 tarihinde kesinleşen 2006/40 Esas ve 2009/712 Karar sayılı kararı ile boşanmayla sonuçlandığını, öncesinde eşlerin İsveç'te çalışmaları karşılığında elde edilen gelirlerle Antalya ili Kemer ilçesi Göynük Köyünde kayıtlı 130 parsel numaralı taşınmazın 09.10.1992 tarihinde satın alınarak davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile taşınmazdan kaynaklanan 300.000,00 TL katkı payının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, tarafların 09.10.2001 tarihinde evlendiklerini, davaya konu taşınmazın ise 09.10.1992 tarihinde edinildiğini, dolayısıyla dava konusu taşınmazın müvekkilinin kişisel malı niteliğinde olduğunu, ayrıca davacının talep haklarının zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 26.11.2019 tarihli ve 2012/188 Esas, 2019/761 Karar sayılı kararı ile; katkı payına ilişkin eldeki davada taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlığın evlilik birliğinin kurulduğu tarih hususunda olduğu, davacı tarafça İsveç Mahkemesi kararına dayanılarak evlilik birliğinin 1984 yılında kurulduğu iddia edilmiş ise de davacının cevaba cevap dilekçesinde "İsveç Hükümetine evli oldukları şeklinde beyanda bulunduklarını, bu nedenle kendilerine evliymiş gibi muamele yapıldığını" belirttiği, bu beyandan anlaşıldığı üzere taraflar arasında İsveç makamlarınca herhangi bir nikâh kıyılmadığı, beyan üzerine evliymiş gibi muamele gören tarafların 2001 yılında İsveç Mahkemelerince boşanmalarına karar verildiği, boşanma kararından sonra Türkiye'ye dönen eşlerin 2001 yılında resmî nikâh kıyarak evlendikleri, dolayısıyla davalı eşin evlilik birliği öncesinde edinmiş olduğu dava konu taşınmazın kişisel mal niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 07.07.2021 tarihli ve 2020/579 Esas, 2021/1667 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece mahkemesi kararının dayandığı deliller ve özellikle Gaziantep 4. Aile Mahkemesinin 2011/1121 Esas ve 2013/549 Karar sayılı dosyasında davacının "taraflar arasında 13.09.2001 tarihinden önce mevcut bir evliliğin bulunmadığını açıkça ifade ettiği" gözetildiğinde, tarafların 13.09.2001 tarihinden önce yurt dışında evlendiklerinin davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince, tarafların İsveç ülkesinde beyanla evli gibi muamele gördükleri ve boşandıkları, fakat Türkiye’de 2001 yılındaki evlenmelerinin evlilik tarihi olarak dikkate alınması gerektiği, dava konusu taşınmazın 1992 yılında evlilik öncesi alındığından davalının kişisel malı olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, davacının istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince de başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, dosya kapsamında mahkemece istinabe yoluyla İsveç’e yazılan müzekkereye cevaben gelen belgelerde, tarafların 29.08.1984 yılında evlendikleri, 27.03.2001 tarihinde İsveç’te boşandıklarının bildirildiği, tarafların Türkiye’de 09.10.2001 tarihinde yeniden evlendikleri 31.08.2006 tarihinde açılan boşanma davasının 13.09.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşandıkları anlaşılmaktadır. MÖHUK 13. maddesinin 2. fıkrası "Evliliğin şekline yapıldığı ülke hukuku uygulanır" hükmüne havidir. Buna göre, yabancı ülkede evli olarak kabul edilen tarafların bu evliliğinin Türkiye’deki resmi kurumlara bildirilmemesi evlenmenin geçersiz olduğu sonucunu doğurmayacağından tarafların 1984 yılında evlendikleri kabul edilerek gösterdikleri deliller toplandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir..."

gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki kararda yer alan gerekçenin yanında; tarafların 1984 yılında Türkiye’de yaşadıkları, Tük vatandaşı oldukları ve Türk hukuku açısından yasal şartları karşılayan şekilde bir evlilik yapmadıkları gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Yargıtay bozma ilâmı doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 09.10.1992 tarihinde satın alınarak davalı adına tescil edildiği anlaşılan taşınmaza ilişkin davacının katkı payı talep ettiği eldeki davada, Bollnas (İsveç) Yerel Mahkemesinin 06.02.2001 tarihli ve 523-00 Dosya Numaralı boşanma kararı gözetildiğinde tarafların 1984 ilâ 2001 yılları arasında resmî olarak evli sayılmalarının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 13 üncü maddesi.

Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun (5490 sayılı Kanun) 24 üncü maddesi.

18921 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Evlendirme Yönetmeliği'nin 11 ve 12 nci maddeleri.

2. Değerlendirme

1. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir.

2. Bilindiği üzere 5718 sayılı Kanun'un "Evlilik ve genel hükümleri" başlıklı 13 üncü maddesi "(1) Evlenme ehliyeti ve şartları, taraflardan her birinin evlenme anındaki millî hukukuna tâbidir. (2) Evliliğin şekline yapıldığı ülke hukuku uygulanır. (3) Evliliğin genel hükümleri, eşlerin müşterek millî hukukuna tâbidir. Tarafların ayrı vatandaşlıkta olmaları hâlinde müşterek mutad mesken hukuku, bulunmadığı takdirde Türk hukuku uygulanır" hükmünü taşımaktadır.

3. Evlilik, hukuk nizamlarında genellikle şekle tâbi bir akit olarak nitelendirilmektedir. Evlenmenin geçerli olarak meydana gelebilmesi, birtakım şartların gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bu şartlar maddi ve şekli olmak üzere iki grupta toplanmaktadır. Geçerli bir evliliğin meydana gelebilmesi için hem maddi şartların hem de şekli şartların birlikte yerine gelmesi lazımdır (Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul-2017, s. 237-238).

4. Türk hukukunda evlenme ehliyetinin bulunması ve evlenme engellerinin bulunmamasına ilişkin "evlenmenin maddi şartları" her bir eş yönünden, onun evlenme anındaki milli hukukuna tâbi kılınmıştır (5718 sayılı Kanun md. 13/1). Bu kural gerek yabancı ülkelerde evlenen Türkler gerekse Türkiye'de evlenen yabancılar için kabul edilmiş bir kuraldır (Ergin Nomer, s. 239).

5. Evlenmenin şekli şartları ise, evliliğin gerçekleştiği ülke hukukuna göre belirlenir (5718 sayılı Kanun md. 13/2). Türk Milletlerarası Özel Hukukunda evlenmenin şekli, orta çağlardan itibaren benimsenen "logus regit actum (LRA)" kaidesine yani "evlenme yeri hukuku" kuralına bağlanmıştır. Bu kurala göre Türkiye'de yapılacak evlenmeler yalnız Kanun'un emrettiği (4721 sayılı Kanun md. 141 ve 142; Evlendirme Yönetmeliği md. 12) şekil merasimine uyulmak şartıyla gerçekleştirilebilir. Dolayısıyla Türkiye'de evlenmek isteyen yabancılar da, ancak 4721 sayılı Kanun'un emrettiği medeni evlenme şekline uymak mecburiyetindedir.

6. Mülga 2675 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinde yer alan "Evlenmenin şekli yapıldığı yer hukukuna tabidir. Milletlerarası sözleşmeler hükümlerine göre konsolosluklarda yapılan evlenmeler geçerlidir" şeklindeki düzenlemeye karşılık gelen 5718 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin hükümet gerekçesinde; konsolosluklarda yapılan evlenmelerle ilgili olarak evlenmenin şekliyle ilgili milletlerarası sözleşmelere yapılan atfın kaldırıldığı, çünkü konsolosluk evlilikleri konusunda hem iki yanlı hem de çok yanlı milletlerarası sözleşmeler mevcut olabileceğinden "Evliliğin şekline yapıldığı ülke hukuku uygulanır" şeklindeki genel atfın dikkate alınarak uygulanmasının yeterli olduğu açıklamasına yer verilmiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere Türk hukuku "ülkede yapılan evlilikte, ülkedeki şekil geçerlidir" prensibine her zaman katı olarak bağlı kalmıştır.

7. Evlenmede hangi hususların şekilden sayılacağını Türk hukuku tayin eder. Özellikle; tarafların birbirleriyle evlenme kararlarının beyanı ve tarzı, ilanı, evliliğin evlendirme memuru önünde yapılması, tarafların aynı zamanda şahsen evlendirme memuru önünde hazır bulunmaları, evlenmeyi kabul beyanlarının şekli ve zamanı, evlenme akdinin tamamlandığı an ve nihayet dini merasimin yapılabilme zamanı Türk hukukuna göre evlenmenin şekline ilişkin kabul ettiği hususlardır (Nomer, s. 248).

8. Türk hukuku Türkiye'de yapılan evlenmelerde 4721 sayılı Kanun'un evlenme şeklini mecbur kıldığı hâlde, yabancı ülkelerde yapılan evlenmelerde daha müsamahalı hareket etmiştir. Taraflar ister yabancı isterse Türk vatandaşı olsun, yabancı bir ülkede yapılan evlenmenin şekli, o ülkenin hukukuna tâbi kılınmıştır. Bu hukukun evlenmenin geçerliliği için kabul ettiği şekilde yapılan evlilikler Türk hukuku bakımından da geçerlidir. Nitekim bu husus Evlendirme Yönetmeliği'nin "Yabancı Yetkili Makam Önünde Evlenme" başlıklı 11 inci maddesinde de "Yurtdışında Türk vatandaşı kadın ve erkek veya bir Türk vatandaşı ile bir yabancı, bulundukları ülkenin evlendirmeye yetkili makamları huzurunda evlenebilirler. Böyle bir evlenme, Türk mevzuatına aykırı olmaması şartıyla Türkiye'de de geçerlidir" şeklinde hüküm altına alınmıştır.

9. Aynı şekilde 5490 sayılı Kanun'un "Yurt dışında yapılan evlendirmeler" başlıklı 24 üncü maddesi de "(1) Yurt dışında yabancı yetkili makamlar önünde Türk vatandaşlarının yaptığı evlenmeler, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine uygun olmak ve butlanla batıl olmayı gerektiren bir sebep bulunmamak kaydıyla geçerlidir" hükmünü taşımaktadır.

10. Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 24 üncü maddesinde; Türk vatandaşlarının, yabancı yetkili makamlar önünde yapmış oldukları evliliği, Türk nüfus siciline hangi şekilde tescil edebilecekleri hususuna da ayrıca yer verilmiştir. Buna göre bu evliliklerin koca, kocanın yabancı olması halinde kadın tarafından en geç otuz gün içerisinde evlenmeyi yapan yabancı makamdan alınmış belgenin o yerdeki dış temsilciliğe verilmesi veya dış temsilciliğe gönderilmesi suretiyle yapılacağı düzenlenmiştir. Benzer husus Evlendirme Yönetmeliği'nin 11/2 nci maddesinde de ele alınmıştır.

11. Eldeki davaya gelince; tarafların 1984 yılında resmî nikah olmaksızın evlendikleri, bu evlilikten 1985 doğumlu Gözde ve 1987 doğumlu Umut isimli iki çocuklarının dünyaya geldiği, evlendikten sonra eşlerin İsveç'e yerleştikleri ve İsveç vatandaşlığına geçerek çifte vatandaşlık elde ettikleri, dosyada mevcut İsveç Devleti Vergi Dairesinin 26.02.2015 tarihli nüfus kayıt örneğinde davacı Fatma K. hakkında "Uyruğu: İsveç, Kimlik No: 69.101-1.04, 29.08.1984 tarihinde 61.401-1.93 kimlik numaralı Yakup Ş. ile evlendi, 27.03.2001 tarihinde boşandılar, 23.04.2014 tarihinde İsveç'ten taşındı" bilgilerine yer verildiği, yine dosyada mevcut Bollnas Yerel Mahkemesinin 06.03.2001 tarihli ve 523-00 Dosya Numaralı kararında eşler hakkında "Mahkeme, Evlilik Yasası'nın 5/1 maddesi gereğince tarafların boşanmasına karar vermiştir" ve gerekçesinde "Tarafların boşanması için gerekli şartlar oluşmuştur" şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Tarafların, Türkiye'de ki nüfus kayıtları incelendiğinde ise İsveç Devleti yasa kurallarına göre hukuka uygun olarak tamamlanmış olan bu evliliğin Türk nüfusuna tescil edilmediği görülmüştür. Somut olayda davacı; davalı "Yakup Ş. ile İsveç Devleti yasalarına göre hukuka uygun olarak doğan ve İsveç Devleti mahkeme kararıyla boşanma ile sonuçlanmış" olan bu evliliğe dayanarak katkı payı alacağı talebinde bulunmuş, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada "taraflar arasında İsveç makamlarınca herhangi bir nikah kıyılmamıştır" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuru esastan reddedilmiştir.

12. Öncelikle belirtmek gerekir ki yetkili yabancı makamlar önünde yapılan bir evliliğin Türk nüfus siciline tescil edilmemiş olması, evliliğin geçerliliğine etkili bir husus değildir. Nitekim bu husus Yargıtay'ın yerleşik kararlarında "yetkili yabancı makamlar önünde yapılan evlenmelerden sonra, Türk vatandaşlarının evliliğin nüfus siciline kaydı için takip edecekleri usul, yapılmış olan evliliğin geçerliliğine etkili değildir" şeklinde vurgulanmaktadır. Dolayısıyla dosyadaki bilgi ve belgelerden aynı zamanda İsveç vatandaşı da oldukları anlaşılan tarafların; İsveç Devleti yasalarına göre 29.08.1984 tarihinde kurulduğu kabul edilerek 27.03.2001 tarihinde kesinleşen mahkeme kararı uyarınca boşanma ile sonuçlanan evliliklerini, yetkili Türk makamlarına bildirmemiş olmaları bu evliliğin geçersiz olduğu sonucunu doğurmaz.

13. Toplanan delillerle; İsveç yasalarına göre 29.08.1984 tarihinde evlendikleri kabul edilen 01.01.1969 doğumlu davacı Fatma ile 01.04.1961 doğumlu davalı Yakup arasındaki evlenmenin maddi şartları tarafların milli hukukuna göre belirlenmesi gerektiğinden belirtilen tarihte her bir eşin Türk hukuku uyarınca evlenme ehliyetinin bulunduğu ve aralarında evlenme engelinin de bulunmadığı, böyle olunca uyuşmazlık konusu olarak ele alınan evlilikte "evlenmenin maddi şartlarının" gerçekleştiği kanıtlanmıştır. 5718 sayılı Kanun'un 13/2 inci maddesi uyarınca evlenmenin şekli şartları; evliliğin gerçekleştiği ülke hukukuna göre belirlenmesi gerektiğinden İsveç Devleti nüfus kayıtlarında yer alan "Fatma K. ile Yakup Ş. 29.08.1984 tarihinde evlendi" şeklindeki ibare ile taraflar arasında evlenme yeri hukuku kuralına uygun "evlenmenin şekli şartlarının" gerçekleştiğinin de kabulü gerekmiştir. Diğer yandan yabancı ülkede geçerli şekilde yapıldığı kabul edilen uyuşmazlık konusu evlilik; Türk Medenî Kanunu hükümlerine uygun olmayan bir yön barındırmadığı gibi butlanla batıl olmayı gerektiren bir sebep de taşımamaktadır. Bu durumda 09.10.1992 tarihinde satın alınarak davalı adına tescil edildiği anlaşılan taşınmaza ilişkin davacının katkı payı talep ettiği eldeki davada, eşler arasında geçerli bir evliliğin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. O hâlde İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, eşler arasında 29.08.1984 tarihinde kurulup 27.03.2001 tarihinde kesinleşen mahkeme kararıyla boşanma ile sonuçlanan evliliğin, hukuken geçerli olduğunun kabulü ile işin esası hakkında bir karar vermekten ibarettir.

14. Hâl böyle olunca; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

15. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 maddesinin ikinci fıkrası uyarınca direnme kararını veren Kemer 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.