GELİNEN AŞAMADA DAVACININ KEFALETİ BENİMSEYEN İŞLEMLERİ NEDENİYLE ARTIK KEFALETİN GEÇERSİZLİĞİNİ İLERİ SÜRMESİ HAKKIN KÖTÜYE KULLANIMI MAHİYETİNDE OLACAKTIR.
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/4595
Karar No : 2025/3283
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 25.04.2024
SAYISI : 2021/2275 Esas, 2024/706 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı N-P.t Petrol San. Tic. ve Dağ. Ltd. Şti.'nin (N-P.t) davalıdan yapacağı ürün alımlarından doğacak borçları için müvekkili tarafından davalıya iki adet kefaletname ve bu kefaletnameler kapsamında da toplamda 500.000,00 TL tutarında iki adet teminat mektubu verildiğini, kefaletin teminatı olarak davalıya verilen teminat mektuplarının ne dava dışı N-P.t'e, ne de müvekkiline ihtar edilmeden ve yasal şartların hiçbirine uyulmadan davalı tarafından nakde çevrildiğini, davalı tarafından alınan kefaletnamelerde tarih, kefalet miktarı ve kefaletin niteliği konusunda müvekkilinin herhangi bir el yazısının bulunmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, müvekkilinin dava dışı N-P.t'e herhangi bir borcunun kalmadığını, bu nedenle 22.12.2014 tarihinde davalıya gönderilen yazı ile verilen teminat mektuplarının iadesinin istendiğini, ancak davalının herhangi bir cevap vermediğini ve 13.01.2015 tarihinde teminat mektuplarını nakde çevirerek tahsil ettiğini ileri sürerek davalı tarafından paraya çevrilen teminat mektuplarının şimdilik 10.000,00 TL'sinin faizi ile istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı N-P.t ile müvekkili arasındaki ticari ilişki kapsamında işbu şirketin ödemelerinde gecikmeler yaşanması üzerine Eylül 2014 tarihinden itibaren dava dışı bu şirketin teminat mektubu ile çalışma oranının düşürüldüğünü, Adana 11. İcra Müdürlüğünün 11.12.2014 tarih ve 2014/17444 E. sayılı haciz ihbarnamesinin 16.12.2014 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, bu ihbarname ile dava dışı N-P.t'in vadesi geçen borç bakiyesini ödeyemeyeceğinin anlaşıldığını, bu nedenle davacı tarafından verilen toplamda 500.000,00 TL tutarındaki teminat mektuplarının nakde tahvil edilmek üzere ilgili bankalara ibraz edildiğini, 400.000,00 TL bedelli teminat mektubunun nakde çevrildiği ileri sürülmüşse de, davalı teminat mektubu bedelinin davacı tarafından banka aracılığı ile nakit ödenmesi nedeniyle teminat mektubunun nakde çevrilmeden ilgili bankaya geri verildiğini, davacı tarafından düzenlenen 13.02.2012 tarihli kefaletnamenin kanuna uygun olduğunu, dava dışı N-P.t tarafından tedarik edilen ürünlerin ödeme vade tarihlerinin belirli olduğunu, bu nedenle temerrüt oluşumunda ihtara gerek bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davaya konu QNB Finansbank Trabzon Şubesinden verilen 11.07.2014 tarih 400.000,00 TL bedelli teminat mektubu ile Türkiye İş Bankasından verilen 14.02.2012 tarihinde düzenlenen 100.000,00 TL bedelli teminat mektupları ile dayanağı kefalet sözleşmeleri incelendiğinde, Türkiye İş Bankasının 100.000,00 TL bedelli teminat mektubunun 20.06.2015 tarihine kadar vadesinin uzatıldığı, QNB Finansbank Trabzon Şubesinden verilen 400.000,00 TL bedelli teminat mektubunun ise iade statüsünde olması sebebiyle nakde çevrilmediği ve buna buna bağlı olarak da herhangi bir belge de olmadığının bildirildiği, kefalet sözleşmelerine göre dava dışı N-P.t şirketinin Tüpraşa 9 adet teminat mektubu verdiği, 400.000,00 TL bedelli QNB Finansbank’a ait olan teminat mektubu dışındakilerin nakde dönüştürüldüğü, nakde çevrim sonrası 8 adet mektubun hesaba kaydedildiği ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 89/1 hükmü kapsamında haczedilip ödendiği, teminat mektubu ile üçüncü kişi lehine doğmuş ve doğacak olan bir hak bulunmadığından üçüncü kişinin borcu nedeniyle verilen teminat mektubu hangi iş için verilmişse o iş için teminat teşkil edip ancak o nedenle haczedilebileceği, somut uyuşmazlıkta davacının dava dışı N-P.t ile davalı arasındaki ilişkide kefil olarak kefalet sözleşmesinde imzasının bulunduğu ve buna istinaden de teminat mektuplarının verildiği, kefaletname sayesinde davalının asıl borçlu N-P.t’e başvurmadan önce davacıya başvurabileceği, kefaletnameye göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 586. maddesine göre kefil sıfatı bulunan davacının dava dışı N-P.t’in borçlarından sorumlu olacağı ve teminat mektuplarının istirdatına ilişkin şartlar oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 12.12.2012 ve 20.06.2014 tarihli belgelerin kefalet iradesiyle imzalandıkları hususunda tarafların mutabık olduğu, TBK'nun 583/1 hükmü uyarınca kefalet tarihi, kefil olunan azam miktar, müteselsil ibaresi davacı şirket yetkilisinin el yazısı ile yazılmadığı için kefaletlerin şekil eksikliği nedeniyle geçersiz oldukları, öte yandan davacının bu kefalet sözleşmelerinden doğacak borcun teminatını teşkil etmek üzere davalıya teminat mektupları vermeyi taahhüt ederek iki ayrı teminat mektubu verildiği, 2012 tarihli teminat mektubunun vadesinin ise uzatıldığı, diğer ifade ile kefalet sözleşmesinin ifasına başlandığı, dava dışı N-P.t’in davalıdan akaryakıt tedarik eden dağıtımcı olduğu, davacının da dava dışı şirketin bayii olduğu ve akaryakıt ürünlerini dava dışı şirketten tedarik ettiğinin de tarafların kabulünde bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava dışı şirkete kendi kefaleti sayesinde sağlanan davalıdan vadeli akaryakıt alımı imkanından davacının da bayii sıfatıyla dolaylı olarak yararlandığı, yine davacının 20.06.2014 tarihli kefalet sözleşmesinden doğan edimini 400.000,00 TL'nin doğrudan davalıya ve çekincesiz ödenmesiyle ifa ettiği nazara alındığında, kefaletlerin şekil noksanlığının üstelik edimin ifasından sonra ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılmasını teşkil edeceği, dava dışı N-P.t'in şirketinin takip alacaklısı tarafından davalıya 1.600.000,00 TL tutarlı alacak için 16.12.2014 tarihinde İİK'nın 89/1 maddesi kapsamında haciz ihbarnamesi tebliğ edilmiş olması ve aynı tarihlerde davalının da dava dışı şirketten yaklaşık 9.000.000,00 TL alacağı bulunması karşısında TBK'nın 586/1 hükmü uyarınca asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğü için de olduğu kabul edilerek davacı kefile başvurulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan kefaletnamelerin geçersiz olduğu kabul edilse dahi davacının 20.06.2014 tarihli kefaletten doğan borcunu bizzat ifa ettiği, 13.12.2012 tarihli kefaletten doğan borcunun teminatı olarak yine bizzat davalıya teminat mektubu verdiği, TBK'nın 78/1 hükmü uyarınca borçlanmadığı edimi kendi isteği ile yerine getiren kimsenin bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebileceği, somut olayda geçersizliğin şekle aykırılıktan kaynaklandığı ve şekle aykırılığın açık bir geçersizlik sebebi olduğu, tüzel kişi tacir olan davacının edimin ifa ve sözleşmelerin imza tarihi itibariyle şekle aykırılık nedeniyle geçersizliği ve bu nedenle sorumluluğu bulunmadığını ispat etmediği sürece ifa ettiği kefaletten doğan edimin iadesini isteyemeyeceği, davalı alacaklının kazanımının korunacağı, hükme esas alınan 28.12.2016 tarihli bilirkişi raporunun mali inceleme kısmında tespit edildiği üzere; davalının 100.000,00 TL bedelli teminat mektubunu tazmin ettiği, yine davacının teminat mektubunun nakde çevrilmesini önlemek için 20.06.2014 tarihli kefaletnameye dayalı olarak davalıya 400.000,00 TL ödeme yaptığı tarihin 13.01.2015 tarihi olduğu, dava dışı N-P.t'in davalıya 01.01.2015 tarihi itibariyle 9.000.717,26 TL borçlu göründüğü, davacıdan doğrudan ve teminat mektubunun tazmini suretiyle toplam 500.000,00 TL tahsilat yapılması ile dava dışı şirket borcunun 8.500.717,26 TL'ye gerilediği, akabinde davalı şirketin dava dışı N-P.t'ten almış olduğu ve dava konusu olmayan dosyaya örnekleri de sunulan, yedi ayrı teminat mektubunu 13.01.2015 ve 14.01.2015 tarihlerinde nakde çevirerek toplam 8.800.000,00 TL daha tahsilat sağladığı ve böylece 14.01.2015 tarihi itibariyle dava dışı N-P.t'in 299.282,74 TL alacaklı konuma geçtiği, davalı şirketin kendisine tebliğ edilen 89/1 haciz ihbarnamesine istinaden dava dışı N-P.t alacaklısı adına Adana 11. İcra Müdürlüğü'nün 2014/17444 E. sayılı dosyasına 195.476,87 TL ödeme yaptığı, dava dışı N-P.t'in kalan alacağını da vade farkı faturası ve Ocak 2015 aydınlatma katılım bedeli açıklamalı iki ayrı kayıt ile borç kaydı yaparak bakiyeyi sıfırladığı, bu tespitlere göre davacının davalıya yaptığı toplam 500.000,00 TL ödeme akabinde dava dışı şirketin halen davalıya 8.500.717,26 TL borçlu olduğu, diğer ifade ile davalının davacıdan tahsil ettiği tutarlardan alacağını tahsil ettikten sonra uhdesinde bakiye kaldığı yönündeki davacı iddiasının yerinde olmadığı, 14.01.2015 tarihi itibariyle oluşan alacak bakiyesinin dava dışı şirketin davalıya verdiği toplam 8.800.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının tahsili sonucu oluştuğu, alacaklı hale geçenin davacı değil dava dışı N-P.t olduğu, davalının dava dışı şirketin kendisinden olan alacağını 89/1 haciz ihbarnamesine istinaden dava dışı N-P.t'e ödemesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, istirdat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "Duruşma Yapmadan Verilecek Kararlar" başlığını taşıyan 353/1.b.1 alt bendiyle, bölge adliye mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde başvurunun esastan reddine karar verileceği düzenleme altına alınmış, aynı Kanun hükmünün 2. alt bendinde ise, bölge adliye mahkemesince yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği belirtilmiştir.
Anılan Kanun hükümlerinden açıkça anlaşıldığı üzere, bölge adliye mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilebilmesi ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde söz konusu olabilecek olup ilk derece mahkemesi kararını eksik ya da hatalı bulan veyahut davanın esası hakkında farklı gerekçelerle bir karar verilmesi gerektiğine hükmeden bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp, esas hakkında yeniden hüküm kurması gerekmektedir. Aksi hal HMK ile benimsenen istinaf sistemine aykırılık oluşturacağı gibi, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi gerekçeleri arasında ve bölge adliye mahkemesinin gerekçesi ve hükmü arasında çelişki oluşmasına da sebebiyet verebilecektir.
Somut olayda İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada, davacının dava dışı N-P.t lehine verdiği kefaletin geçerli olduğundan hareketle sonuca ulaşılarak davanın reddi yönünde hüküm tesis edilmiş olmasına rağmen, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince kefalet sözleşmelerinin usule uygun olmadığından geçersiz olduğu ancak buna rağmen gelinen aşamada davacının kefaleti benimseyen işlemleri nedeniyle artık kefaletin geçersizliğini ileri sürmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereği hakkın kötüye kullanımı mahiyetinde olacağı gerekçesiyle dava reddedilmiş ve böylece davanın esası hakkında İlk Derece Mahkemesinden farklı bir gerekçe ortaya konularak neticeten davanın ortaya konulan bu yeni gerekçe sebebiyle reddi isabetli görülmüştür.
Bu hale göre, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp davanın esası hakkında ortaya konulan bu yeni gerekçe kapsamında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen bozulması gerekmiştir.
V.SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle re'sen Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan V. Üye Üye Üye Üye
Hafize Gülgün Vuraloğlu Dr. Orhan Sekmen Mikail Özdemir İsmail Yavuz Okan Albayrak
GELİNEN AŞAMADA DAVACININ KEFALETİ BENİMSEYEN İŞLEMLERİ NEDENİYLE ARTIK KEFALETİN GEÇERSİZLİĞİNİ İLERİ SÜRMESİ HAKKIN KÖTÜYE KULLANIMI MAHİYETİNDE OLACAKTIR.
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/4595
Karar No : 2025/3283
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 25.04.2024
SAYISI : 2021/2275 Esas, 2024/706 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı N-P.t Petrol San. Tic. ve Dağ. Ltd. Şti.'nin (N-P.t) davalıdan yapacağı ürün alımlarından doğacak borçları için müvekkili tarafından davalıya iki adet kefaletname ve bu kefaletnameler kapsamında da toplamda 500.000,00 TL tutarında iki adet teminat mektubu verildiğini, kefaletin teminatı olarak davalıya verilen teminat mektuplarının ne dava dışı N-P.t'e, ne de müvekkiline ihtar edilmeden ve yasal şartların hiçbirine uyulmadan davalı tarafından nakde çevrildiğini, davalı tarafından alınan kefaletnamelerde tarih, kefalet miktarı ve kefaletin niteliği konusunda müvekkilinin herhangi bir el yazısının bulunmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, müvekkilinin dava dışı N-P.t'e herhangi bir borcunun kalmadığını, bu nedenle 22.12.2014 tarihinde davalıya gönderilen yazı ile verilen teminat mektuplarının iadesinin istendiğini, ancak davalının herhangi bir cevap vermediğini ve 13.01.2015 tarihinde teminat mektuplarını nakde çevirerek tahsil ettiğini ileri sürerek davalı tarafından paraya çevrilen teminat mektuplarının şimdilik 10.000,00 TL'sinin faizi ile istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı N-P.t ile müvekkili arasındaki ticari ilişki kapsamında işbu şirketin ödemelerinde gecikmeler yaşanması üzerine Eylül 2014 tarihinden itibaren dava dışı bu şirketin teminat mektubu ile çalışma oranının düşürüldüğünü, Adana 11. İcra Müdürlüğünün 11.12.2014 tarih ve 2014/17444 E. sayılı haciz ihbarnamesinin 16.12.2014 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, bu ihbarname ile dava dışı N-P.t'in vadesi geçen borç bakiyesini ödeyemeyeceğinin anlaşıldığını, bu nedenle davacı tarafından verilen toplamda 500.000,00 TL tutarındaki teminat mektuplarının nakde tahvil edilmek üzere ilgili bankalara ibraz edildiğini, 400.000,00 TL bedelli teminat mektubunun nakde çevrildiği ileri sürülmüşse de, davalı teminat mektubu bedelinin davacı tarafından banka aracılığı ile nakit ödenmesi nedeniyle teminat mektubunun nakde çevrilmeden ilgili bankaya geri verildiğini, davacı tarafından düzenlenen 13.02.2012 tarihli kefaletnamenin kanuna uygun olduğunu, dava dışı N-P.t tarafından tedarik edilen ürünlerin ödeme vade tarihlerinin belirli olduğunu, bu nedenle temerrüt oluşumunda ihtara gerek bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davaya konu QNB Finansbank Trabzon Şubesinden verilen 11.07.2014 tarih 400.000,00 TL bedelli teminat mektubu ile Türkiye İş Bankasından verilen 14.02.2012 tarihinde düzenlenen 100.000,00 TL bedelli teminat mektupları ile dayanağı kefalet sözleşmeleri incelendiğinde, Türkiye İş Bankasının 100.000,00 TL bedelli teminat mektubunun 20.06.2015 tarihine kadar vadesinin uzatıldığı, QNB Finansbank Trabzon Şubesinden verilen 400.000,00 TL bedelli teminat mektubunun ise iade statüsünde olması sebebiyle nakde çevrilmediği ve buna buna bağlı olarak da herhangi bir belge de olmadığının bildirildiği, kefalet sözleşmelerine göre dava dışı N-P.t şirketinin Tüpraşa 9 adet teminat mektubu verdiği, 400.000,00 TL bedelli QNB Finansbank’a ait olan teminat mektubu dışındakilerin nakde dönüştürüldüğü, nakde çevrim sonrası 8 adet mektubun hesaba kaydedildiği ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 89/1 hükmü kapsamında haczedilip ödendiği, teminat mektubu ile üçüncü kişi lehine doğmuş ve doğacak olan bir hak bulunmadığından üçüncü kişinin borcu nedeniyle verilen teminat mektubu hangi iş için verilmişse o iş için teminat teşkil edip ancak o nedenle haczedilebileceği, somut uyuşmazlıkta davacının dava dışı N-P.t ile davalı arasındaki ilişkide kefil olarak kefalet sözleşmesinde imzasının bulunduğu ve buna istinaden de teminat mektuplarının verildiği, kefaletname sayesinde davalının asıl borçlu N-P.t’e başvurmadan önce davacıya başvurabileceği, kefaletnameye göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 586. maddesine göre kefil sıfatı bulunan davacının dava dışı N-P.t’in borçlarından sorumlu olacağı ve teminat mektuplarının istirdatına ilişkin şartlar oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 12.12.2012 ve 20.06.2014 tarihli belgelerin kefalet iradesiyle imzalandıkları hususunda tarafların mutabık olduğu, TBK'nun 583/1 hükmü uyarınca kefalet tarihi, kefil olunan azam miktar, müteselsil ibaresi davacı şirket yetkilisinin el yazısı ile yazılmadığı için kefaletlerin şekil eksikliği nedeniyle geçersiz oldukları, öte yandan davacının bu kefalet sözleşmelerinden doğacak borcun teminatını teşkil etmek üzere davalıya teminat mektupları vermeyi taahhüt ederek iki ayrı teminat mektubu verildiği, 2012 tarihli teminat mektubunun vadesinin ise uzatıldığı, diğer ifade ile kefalet sözleşmesinin ifasına başlandığı, dava dışı N-P.t’in davalıdan akaryakıt tedarik eden dağıtımcı olduğu, davacının da dava dışı şirketin bayii olduğu ve akaryakıt ürünlerini dava dışı şirketten tedarik ettiğinin de tarafların kabulünde bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava dışı şirkete kendi kefaleti sayesinde sağlanan davalıdan vadeli akaryakıt alımı imkanından davacının da bayii sıfatıyla dolaylı olarak yararlandığı, yine davacının 20.06.2014 tarihli kefalet sözleşmesinden doğan edimini 400.000,00 TL'nin doğrudan davalıya ve çekincesiz ödenmesiyle ifa ettiği nazara alındığında, kefaletlerin şekil noksanlığının üstelik edimin ifasından sonra ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılmasını teşkil edeceği, dava dışı N-P.t'in şirketinin takip alacaklısı tarafından davalıya 1.600.000,00 TL tutarlı alacak için 16.12.2014 tarihinde İİK'nın 89/1 maddesi kapsamında haciz ihbarnamesi tebliğ edilmiş olması ve aynı tarihlerde davalının da dava dışı şirketten yaklaşık 9.000.000,00 TL alacağı bulunması karşısında TBK'nın 586/1 hükmü uyarınca asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğü için de olduğu kabul edilerek davacı kefile başvurulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan kefaletnamelerin geçersiz olduğu kabul edilse dahi davacının 20.06.2014 tarihli kefaletten doğan borcunu bizzat ifa ettiği, 13.12.2012 tarihli kefaletten doğan borcunun teminatı olarak yine bizzat davalıya teminat mektubu verdiği, TBK'nın 78/1 hükmü uyarınca borçlanmadığı edimi kendi isteği ile yerine getiren kimsenin bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebileceği, somut olayda geçersizliğin şekle aykırılıktan kaynaklandığı ve şekle aykırılığın açık bir geçersizlik sebebi olduğu, tüzel kişi tacir olan davacının edimin ifa ve sözleşmelerin imza tarihi itibariyle şekle aykırılık nedeniyle geçersizliği ve bu nedenle sorumluluğu bulunmadığını ispat etmediği sürece ifa ettiği kefaletten doğan edimin iadesini isteyemeyeceği, davalı alacaklının kazanımının korunacağı, hükme esas alınan 28.12.2016 tarihli bilirkişi raporunun mali inceleme kısmında tespit edildiği üzere; davalının 100.000,00 TL bedelli teminat mektubunu tazmin ettiği, yine davacının teminat mektubunun nakde çevrilmesini önlemek için 20.06.2014 tarihli kefaletnameye dayalı olarak davalıya 400.000,00 TL ödeme yaptığı tarihin 13.01.2015 tarihi olduğu, dava dışı N-P.t'in davalıya 01.01.2015 tarihi itibariyle 9.000.717,26 TL borçlu göründüğü, davacıdan doğrudan ve teminat mektubunun tazmini suretiyle toplam 500.000,00 TL tahsilat yapılması ile dava dışı şirket borcunun 8.500.717,26 TL'ye gerilediği, akabinde davalı şirketin dava dışı N-P.t'ten almış olduğu ve dava konusu olmayan dosyaya örnekleri de sunulan, yedi ayrı teminat mektubunu 13.01.2015 ve 14.01.2015 tarihlerinde nakde çevirerek toplam 8.800.000,00 TL daha tahsilat sağladığı ve böylece 14.01.2015 tarihi itibariyle dava dışı N-P.t'in 299.282,74 TL alacaklı konuma geçtiği, davalı şirketin kendisine tebliğ edilen 89/1 haciz ihbarnamesine istinaden dava dışı N-P.t alacaklısı adına Adana 11. İcra Müdürlüğü'nün 2014/17444 E. sayılı dosyasına 195.476,87 TL ödeme yaptığı, dava dışı N-P.t'in kalan alacağını da vade farkı faturası ve Ocak 2015 aydınlatma katılım bedeli açıklamalı iki ayrı kayıt ile borç kaydı yaparak bakiyeyi sıfırladığı, bu tespitlere göre davacının davalıya yaptığı toplam 500.000,00 TL ödeme akabinde dava dışı şirketin halen davalıya 8.500.717,26 TL borçlu olduğu, diğer ifade ile davalının davacıdan tahsil ettiği tutarlardan alacağını tahsil ettikten sonra uhdesinde bakiye kaldığı yönündeki davacı iddiasının yerinde olmadığı, 14.01.2015 tarihi itibariyle oluşan alacak bakiyesinin dava dışı şirketin davalıya verdiği toplam 8.800.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının tahsili sonucu oluştuğu, alacaklı hale geçenin davacı değil dava dışı N-P.t olduğu, davalının dava dışı şirketin kendisinden olan alacağını 89/1 haciz ihbarnamesine istinaden dava dışı N-P.t'e ödemesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, istirdat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "Duruşma Yapmadan Verilecek Kararlar" başlığını taşıyan 353/1.b.1 alt bendiyle, bölge adliye mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde başvurunun esastan reddine karar verileceği düzenleme altına alınmış, aynı Kanun hükmünün 2. alt bendinde ise, bölge adliye mahkemesince yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği belirtilmiştir.
Anılan Kanun hükümlerinden açıkça anlaşıldığı üzere, bölge adliye mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilebilmesi ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde söz konusu olabilecek olup ilk derece mahkemesi kararını eksik ya da hatalı bulan veyahut davanın esası hakkında farklı gerekçelerle bir karar verilmesi gerektiğine hükmeden bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp, esas hakkında yeniden hüküm kurması gerekmektedir. Aksi hal HMK ile benimsenen istinaf sistemine aykırılık oluşturacağı gibi, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi gerekçeleri arasında ve bölge adliye mahkemesinin gerekçesi ve hükmü arasında çelişki oluşmasına da sebebiyet verebilecektir.
Somut olayda İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada, davacının dava dışı N-P.t lehine verdiği kefaletin geçerli olduğundan hareketle sonuca ulaşılarak davanın reddi yönünde hüküm tesis edilmiş olmasına rağmen, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince kefalet sözleşmelerinin usule uygun olmadığından geçersiz olduğu ancak buna rağmen gelinen aşamada davacının kefaleti benimseyen işlemleri nedeniyle artık kefaletin geçersizliğini ileri sürmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereği hakkın kötüye kullanımı mahiyetinde olacağı gerekçesiyle dava reddedilmiş ve böylece davanın esası hakkında İlk Derece Mahkemesinden farklı bir gerekçe ortaya konularak neticeten davanın ortaya konulan bu yeni gerekçe sebebiyle reddi isabetli görülmüştür.
Bu hale göre, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp davanın esası hakkında ortaya konulan bu yeni gerekçe kapsamında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen bozulması gerekmiştir.
V.SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle re'sen Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan V. Üye Üye Üye Üye
Hafize Gülgün Vuraloğlu Dr. Orhan Sekmen Mikail Özdemir İsmail Yavuz Okan Albayrak

