KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

GERÇEĞE EN YAKIN VERİLERİN KULLANILMASI GEREKLİLİĞİ KARŞISINDA BAKİYE ÖMÜR SÜRESİNİN BELİRLENMESİNDE ÜLKEMİZE ÖZGÜ VE GÜNCEL VERİLERİ İÇEREN TRH 2010 YAŞAM TABLOSU ESAS ALINMALIDIR.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU

Esas No        : 2023/4-1155
Karar No       : 2025/263

T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                :
 Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
TARİHİ                          : 23.03.2022
SAYISI                          : 2022/334 E., 2022/427 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.10.2021 tarihli ve 2021/22485 Esas,
                                        2021/7332 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan O. Market Hiz. Gıda Paz. San. Tic. Ltd. Şti’nin (O. Market Ltd. Şti) işlettiği markete gittiğini ve asansöre binmek istediği esnada asansör boşluğuna düşmek suretiyle yaralanarak malul kaldığı, diğer davalıların da bina maliki olduklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25.573,13 TL tedavi gideri, 5.000,00 TL mahrum kaldığı kâr ve 5.000,00 TL iş gücü kaybı sebebiyle oluşan maddi tazminat ile 500.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuş, 26.04.2019 tarihli dilekçe ile talebini 26.473,54 TL geçici iş göremezlik, 291.501,36 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 23.486,56 TL tedavi gideri olarak artırmıştır.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana geldiği iş yerinin davalılardan Adil M.'ya ait bağımsız bölüm olduğunu, müvekkilleri Mehmet M. ve Murat M.'nın aynı zamanda marketi işleten şirketin ortağı ve 4 No.lu bağımsız bölüm maliki olduklarını, dava konusu asansör kazasının olduğu işyeri ile kiracılık ilişkileri dışında hiçbir bağları bulunmayan Mehmet Yalçın N. ve Hasan K.'a husumet yöneltmesinin yasal olarak mümkün olmadığını, kazanın davacının birleşik kullanılan ve dört ayrı bağımsız bölümün kiracısı olan O. Market Ltd. Şti'ye ait marketin müşteri girişi ile ilgisi olmayan sadece mal girişi yapılan ve (1 ) No.lu bağımsız bölüm olarak doğu cephe yan tarafta bulunan yük asansörünün bulunduğu yerden marketin bodrum katında bulunan et hazırlama bölümüne girmek istemesinden kaynaklandığını, asansörü yaptıranın da kiracı O. Market olduğunu, diğer davalı mal sahipleri ile bir ilgisinin bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 12.09.2019 tarihli ve 2014/9 Esas, 2019/349 Karar sayılı kararı ile; binanın market kısmına ait yük asansörünün onaylı mimari projesinin bulunmadığı, asansör ile ilgili belediye tarafından herhangi bir ruhsatlandırma ya da tescil işleminin yapılmadığı, marketin ve asansörün O. Market Ltd. Şti. tarafından kullanıldığı, davacının işi nedeniyle market çalışanı ile görüşmek için markete geldiği, müşteri giriş kapısını kullanmak yerine yük asansörüne yöneldiği, dikkatsizliği nedeniyle yük asansöründeki boşluğu fark edemeyip adım attığında asansör boşluğuna düşerek %22,2 oranında sürekli, 15 ay geçici iş gücü kaybına yol açacak şekilde yaralandığı, davacının %10, davalılardan O. Market Ltd. Şti. yetkilisi Mehmet M.'nın projesiz ve ruhsatsız asansör kullanımı nedeniyle %60 oranında kusurlu oldukları, bina maliki olan diğer davalıların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nın 69. maddesi gereğince yapı malikinin sorumluluğu gereğince kusursuz sorumluluklarının bulunduğu, 22.04.2019 tarihli aktüerya bilirkişi ek raporunun hüküm kurmaya elverişli nitelikte bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 26.473,54 TL geçici iş göremezlik, 291.501,36 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 23.486,56 TL tedavi gideri ile 18.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 03.06.2021 tarihli ve 2019/2155 Esas, 2021/941 Karar sayılı kararı ile; davacının marketin normal giriş kapısı varken dikkatsizce farklı bir girişten giriş yaptığından bu hususun zararın oluşumunda tali de olsa etkili olduğu, TBK'nın 52. maddesi uyarınca kusur indirimsiz hesap edilen tazminattan %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, ancak müterafik kusur indirimi yönünden karşı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği, hükme esas hazırlanan 11.12.2018 tarihli raporda ticaret odasının verdiği bilgiye göre hayvan ticaretiyle uğraşan ve ayda 7.500,00 TL geliri olan birinin gelirinin %75’inin sermaye, araç gereç vs., %25’inin ise kişisel katkısı olduğu değerlendirilerek gelirin asgari ücretin 2,62 katı olarak kabul edildiği, PMF yaşam tablosu progresif rant, pasif devrede asgari geçim indirimsiz asgari ücret kullanılarak tazminat hesabının mahkeme tarafından hüküm altına alındığı, alınan raporun usul ve yasaya uygun olduğu, her ne kadar artık PMF yaşam tablosu yerine TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılması yargı kararlarıyla kabul edilmiş ise de; TRH 2010 tablosunun kullanılmasının davalı aleyhine sonuç doğuracak olması nedeniyle bu yöne ilişkin itirazlara da itibar edilmediği, kaza sonrası davacının ağır şekilde yaralandığı, uzun süre tedavi gördüğü, işlerinin beden gücüne dayanmasına, davacıdaki yaralanma ve maluliyet oranına, maluliyetinin yaşamı üzerindeki etkisine, olay tarihindeki yaşına, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına, paranın satın alma gücüne, yukarıda açıklanan ilkelere göre mahkemece hükmolunan manevi tazminat miktarının az olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 23.532,03 TL geçici iş göremezlik, 259.112,32 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 18.476,94 TL tedavi giderine ve 25.000,00 TL manevi tazminata karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.10.2021 tarihli ve 2021/22485 Esas, 2021/7332 Karar sayılı kararı ile; “… 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlerle ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2- Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;

a-) Dava, cismani zarar sebebiyle maddi ve manevi tazminatına ilişkin olup mahkemece hesap bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda PMF 1931 yaşam tablosu verilerinin kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Gerçek zarar miktarı; hak sahiplerinin ve desteğin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır.

Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.

Buna göre, kazanılmış haklar gözetilerek (tazminata esas alınan gelir, esas alınan asgari ücret yılı, işlemiş/işleyecek dönem tarihleri gibi) davacılar murisinin muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi suretiyle tazminat miktarının hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

b-) Davacı lehine hesaplanan tazminattan, davacının müterafik kusuru nedeniyle bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan indirim sonucu belirlenen tazminat tutarları hüküm altına alınırken, davanın kısmen reddine karar verildiğinden, davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Oysa, yasal düzenlemeler gereği, BK'nun 43. ve 44. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinin göz önüne alınması gerekirken, davalı yararına müterafik kusur indiriminden dolayı reddedilen kısım için vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değildir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemenin ilk kararının hem davacı, hemde davalılar vekilince istinaf edildiği, davacının maddi tazminat miktarına yönelik olarak hesaplamaya esas alınan gelir noktasında istinafa başvurduğu, hesaplamanın diğer unsurlarına ilişkin olarak istinafta bulunmadığı, davalılar vekilinin ise hükme esas alınan raporun usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürdüğü, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin davacının gelirine yönelik istinaf başvurusunun reddedildiği, davalılar vekilinin istinafının ise ".....her ne kadar artık PMF yaşam tablosu yerine TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılması yargı kararlarıyla kabul edilmiş ise de; TRH 2010 tablosunun kullanılmasının davalı aleyhine sonuç doğuracak olması nedeniyle bu yöne ilişen itirazlara da itibar edilmemiştir..." denilmek suretiyle reddedildiği, TRH 2010 yaşam tablosundaki bakiye ömür sürelerinin PMF yaşam tablosunun çok üzerinde olduğu, bu tablonun kullanılmasının her hâlde davalı aleyhine sonuç doğuracağı, davacının bu yönde istinafı bulunmaması nedeniyle usulî kazanılmış haklar da nazara alındığında TRH 2010 tablosuna göre yapılacak yeni bir hesaplamanın yargılama sonucuna bir etkisinin olmayacağı, istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceği, ancak Bölge Adliye Mahkemesinin kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözeteceği ve tarafların dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı inceleme yapılacağı zarar görenlerin farazi zarar hesaplarında kullanılan muhtemel yaşam tablolarından hangisinin kullanılacağı hususunun kamu düzeninden sayılmasının mümkün olmadığı, TRH 2010 yaşam tablosu yerine PMF yaşam tablosunun kullanılmasının kanunun açık emrine aykırılık teşkil etmediği gerekçesiyle bozma ilâmına kısmen direnilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili, gerçek zarar hesabının özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesaplama olması nedeniyle gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekliliği karşısında bakiye ömür süresinin belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin somut olayda, tazminat miktarı hesabı yapılırken, davacının muhtemel yaşam süresinin PMF-1931 yaşam tablosuna göre mi yoksa TRH 2010 yaşam tablosuna göre mi tespit edilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

6098 sayılı Kanun'un 49 vd. maddeleri.

2. Değerlendirme

1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.

2. Türk Borçlar Kanun'un 49. maddesine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar veren kimse bu zararı tazmine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk, tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmüyle düzenlenmemiş bütün hâllerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğunun söz konusu olması, TBK'nın 49. maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Başka bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmayan kusur sorumluluğu hâllerinde, TBK'nın 49. maddesi ve devamında yer alan esaslar uygulanır.

3. Dava bedensel zarar nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu tür davalarda gerçek zarar hesabı, tazminat hukukuna ilişkin genel ilkeler doğrultusunda yapılmalı, zarar gören sürekli iş göremezlik durumuna girmişse bedensel zarar, ölüm hâlinde destekten yoksun kalma tazminatı hesabı dikkate alınmalıdır.

4. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesaplama olması nedeniyle gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu kapsamda olmak üzere zarar ve tazminata doğrudan etkili olan ölen ya da bedensel zarara uğrayanın gerçek kazancı, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş göremezlik ve karşılık kusur oranları, destek görenlerin bakiye ömrü ve gelirden alacakları pay oranları, kız çocuklarının muhtemel evlenme yaşı, eşin evlenme olasılığı, varsa Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri gibi tüm veriler toplandıktan sonra aktif ve pasif dönem için ayrı ayrı hesaplama yapılmaktadır.

5. Görüldüğü üzere gerçek zararın ne kadar süre için hesaplanacağı tazminatın ana unsurlarındandır. Destekten yoksunluk tazminatı yönünden desteğin yaşam süresi ile aktif ve pasif dönemi, destekten yoksun kalanların yaşam süreleri ve ne kadar süre ile destek görecekleri, bedensel zararlarda ise zarar görenin yaşam süresi tazminat hesabının temel taşlarından birini teşkil etmektedir.

6. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki; zarar görenin ya da desteğin ve hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin (muhtemel yaşam sürelerinin) belirlenmesinde hayat (yaşam) tabloları kullanılmaktadır. Yaşam tabloları hayatta kalma ve ölüm istatistiklerinden elde edilen sonuçların değerlendirilmesi suretiyle her bir yaşta bir yıl içinde kaç kişinin hayatta kalacağının ve kaç kişinin öleceğinin ve muhtemel yaşam sürelerinin öngörüldüğü tablolardır.

7. Ülkemizde uzun yıllar 1931 tarihli PMF (Population Mesculine et Fèminine) adı verilen Fransa nüfus verisinden oluşturulan ve cinsiyet ayrımı olmayan Fransız Yaşam Tablosu kullanılmış olup bu tablonun yasal dayanağını mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun (506 sayılı Kanun) 22. maddesi oluşturmaktadır.

8. Daha sonra Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesinin çalışmalarıyla "TRH-2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" kadın ve erkekler için ayrı ayrı hazırlanmıştır.

9. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 93. maddesinin 1. fıkrası gereği zorunlu malî sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmî Gazete'de yayımlanır. Böylece Hazine Müsteşarlığı kanundan aldığı yetki ile zorunlu malî sorumluluk sigortası genel şartlarını belirlemektedir.

10. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın C.10. maddesindeki hüküm ile 12.8.2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası Genel Şartları yürürlükten kaldırılmıştır.

11. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde 14.4.2016 tarihinde 6704 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile yapılan değişiklikle zorunlu malî sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olacağı hükmü getirilmiştir.

12. Yeni genel şartların C.11. maddesine göre yeni genel şartlar, yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacak olup, Genel Şartların 1. maddesinde “Bu genel şartlar ekleriyle bir bütündür” hükmü bulunmaktadır. Genel Şartların destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasına ilişkin (2) numaralı Ek'inin ve sürekli sakatlık tazminatının hesaplanmasına ilişkin (3) numaralı Ek'inin 3. maddelerinde hesaplamalarda TRH 2010 hayat tablosunun kullanılacağı, tablonun belirli periyotlarda güncellenmesi hâlinde vefat veya kaza tarihindeki güncel versiyonun esas alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu arada belirtmek gerekir ki, Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihli ve 2019/40 E., 2020/40 K. sayılı kararı ile, 2918 sayılı Kanun'un 90. maddesinin 1. cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve 2. cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.

13. Son olarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin 1. fıkrasına 09.06.2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile eklenen hüküm ile,

"b) Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,

c) Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,...” hesaplanacağı yönünde düzenleme yapılmıştır.

14. Danıştay tarafından da ölüm veya bedensel zarardan kaynaklanan maddi tazminat hesaplamalarında TRH 2010 yaşam tablosunun kullanıldığı görülmektedir. Nitekim Danıştay 10. Dairesinin 17.06.2021 tarihli ve 2019/6828 Esas, 2021/3429 Karar sayılı kararında; “..Öncelikle, söz konusu raporda bakiye ömür belirlenmesinde PMF 1931 Hayat Tablosunun esas alındığı görülmektedir.

Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; bilirkişi raporunun ilgililerin gerçek maddi zararlarını göstermesi için raporda gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosunun esas alınması…” gerektiği belirtilmiştir.

15. Bu noktada vurgulanmalıdır ki, yaşam sürelerinin tespitinde kullanılan tablolar arasında farklılık bulunması tazminat miktarını önemli ölçüde etkilemektedir. Şöyle ki; PMF 1931 yaşam tablosu cinsiyet ayırımı gözetmeyen bir tablo olup, kadın-erkek ayrımı yapılmamıştır. Bu tabloda yeni doğan bir insanın ömrü ortalama 56,64 olarak kabul edilmiştir. Oysa TRH 2010 yaşam tablosunda çok yerinde olarak kadın ve erkekler için ikili bir ayrıma gidilmiştir. TRH 2010 yaşam tablosunda yeni doğan bir insanın ömrü kadınlarda 78,02 erkeklerde ise 71,93 olarak belirlenmiştir. Her iki tablo karşılaştırıldığında başlangıçta yaşam süreleri arasında 15 ilâ 22 yıl arasında değişen sürelerde farklar doğmakta, orta yaşlarda yaşam süreleri birbirine yaklaşmakla birlikte sonuç olarak muhtemel yaşam ve bakiye ömür sürelerinin PMF 1931 tablosunda daha az, TRH 2010 tablosunda daha fazla olduğu anlaşılmaktadır.

16. Hukuk Genel Kurulunda da hangi yaşam tablosunun esas alınması gerektiği yönündeki uyuşmazlık tartışılmış ve gerçek zarar hesabının özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesaplama olması nedeniyle gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekliliği karşısında bakiye ömür süresinin belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerektiği sonucuna varılmıştır (Hukuk Genel Kurulunun 02.12.2021 tarihli, 2017/(21)10-1179 Esas, 2021/1563 Karar ve 21.12.2021 tarihli 2018/10-1027 Esas, 2021/1708 Karar sayılı kararları).

17. Şu hâlde yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; gerçek zarar hesabının özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesaplama olması nedeniyle gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekliliği karşısında bakiye ömür süresinin belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerekmektedir.

18. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.

19. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine gönderilmesine,

30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.