KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

HER HACİZ YENİ BİR ŞİKÂYET HAKKI DOĞURACAĞINDAN SÜRESİNDE YAPILAN HACZEDİLMEZLİK ŞİKÂYETİNDEKİ HER ŞİKÂYETTE BORÇLUNUN HACİZ TARİHİNDEKİ SOSYAL VE EKONOMİK DURUMU KISTAS ALINMALIDIR.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU

Esas No        : 2025/12-499
Karar No       : 2026/120

T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                :
 Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
TARİHİ                          : 06.02.2025
SAYISI                          : 2024/1578 E., 2025/132 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 10.10.2024 tarihli ve 2024/2893 Esas,
                                        2024/8391 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki meskeniyet şikâyeti isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikâyetin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. TALEP

Borçlu vekili; alacaklı vekili tarafından müvekkili aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte haczedilen taşınmazın müvekkilinin hâline münasip meskeni olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Alacaklı vekili; şikâyetin reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 06.07.2023 tarihli ve 2022/672 Esas, 2023/358 Karar sayılı kararı ile; hüküm kurmaya elverişli 02.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda şikâyet konusu taşınmaz değerinin haciz tarihi itibarıyla 1.950.000,00 TL, hâline münasip bir mesken değerinin ise 1.250.000,00 TL olduğunun belirtildiği gerekçesiyle şikâyetin kısmen kabulü ile şikâyet konusu bağımsız bölümün 1.250.000,00 TL'den az olmamak üzere satışının gerçekleştirilmesine, 1.250.000,00 TL'nin hâline uygun ev almak üzere borçluya bırakılmasına, fazlasının icra takip konusu alacağın tahsilinde değerlendirilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 18.01.2024 tarihli ve 2023/1435 Esas, 2024/51 Karar sayılı kararı ile; şikâyet konusu haczin 31.10.2022 tarihinde konulduğu, taşınmazın üzerine 15.04.2015 tarihinde A.bank T.A.Ş. lehine ipotek tesis edildiği, bankanın cevabi yazısında ipoteğin niteliğinin konut kredisi olduğunun bildirildiği, bu durumda ipoteğin zorunlu ipotek niteliğinde olduğu ve haczedilmezlik şikâyetine engel teşkil etmediği, İlk Derece Mahkemesince alınan 02.06.2023 tarihli bilirkişi raporunun hükme ve denetime elverişli olduğu, ancak İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporunda haciz tarihi itibariyle tespit edilen değerler esas alınarak karar verilmiş ise de taşınmaz değerlerindeki olası artışlar nedeniyle keşif tarihi itibarıyla hesaplanmasının hakkaniyete daha uygun olacağı, 02.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda keşif tarihi itibarıyla taşınmazın değerinin 2.100.000,00 TL, hâline münasip meskenin değerinin ise 1.350.000,00 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle şikâyetin kısmen kabulüne ve şikâyet konusu bağımsız bölümün borçlunun hâline münasip ev alabileceği 1.350.000,00 TL'den az olmamak üzere satılmasına, satış bedelinden bu kısmın borçluya, artan kısmın hak sahiplerine ödenmesine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

“1- Borçlunun temyiz dilekçesinin incelenmesinde;

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,

2- Alacaklının temyiz dilekçesinin incelenmesinde;

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senedine özgü ilamsız takipte, borçlunun meskeniyet şikayetinde bulunarak, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, şikayet konusu 1 nolu bağımsız bölüm numaralı taşınmazın 1.250.000,00 TL'den az olmamak üzere satışının gerçekleştirilmesine, 1.250.000,00 TL’nin haline uygun ev almak üzere şikayetçi borçluya bırakılmasına, fazlasının icra takip konusu alacağın tahsilinde değerlendirilmesine karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince borçlunun istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile taşınmazın şikayetçinin haline münasip ev alabileceği 1.350.000,00 TL'den aşağı olmamak üzere satılmasına, bu bedelin şikayetçi borçluya, satıştan arta kalan miktarının hak sahiplerine ödenmesine karar verildiği, kararın taraflarca temyiz edildiği anlaşılmıştır.

2004 sayılı İİK'nın 82. maddesinin 1. fıkrasının 12. bendinde; 'borçlunun "haline münasip" evi haczedilemez hükmüne yer verilmiştir.

Meskeniyet iddiası nedeniyle haczedilmezlik şikayetinde taşınmazın haline münasip ev değeri ve şikayete konu taşınmazın değerinin haciz tarihi itibariyle değerinin, taşınmazın bulunduğu bölgedeki diğer taşınmazlarla emsal mukayesesi yapılmak ve aynı vasıftaki taşınmazların alım-satım değerleri denetime elverişli ve somut veriler içerecek şekilde tespit edilmek suretiyle, İİK'nın 82/12. maddesi gereğince belirlendikten sonra borçlunun haline münasip evi alabileceği miktar, mahcuzun değerinden az ise mahcuzun satılarak, borçlunun haline münasip ev alması için gerekli bedelin kendisine, artanın hak sahiplerine ödenmesine, satışın borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılmasına; şayet borçlunun haline münasip evi alabileceği miktar mahcuzun değerinden fazla ise haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.

Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.

Borçlunun, şikayete konu taşınmazın bulunduğu yerde oturması zorunlu olmadığından, daha mütevazi semtlerde haline münasip meskenin değerinin bilirkişi marifeti ile tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir.

Somut olayda, mahallinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın haciz tarihi itibariyle değerinin 1.950.000,00 TL olduğu, daha mütevazi semtlerde haciz tarihi itibariyle haline münasip ev değerinin ise 1.250.000,00 TL olarak tespit edildiği ve İlk Derece Mahkemesince haciz tarihi itibariyle belirlenen değer üzerinden hüküm kurulduğu ancak Bölge Adliye Mahkemesince mahkeme keşif tarihi itibariyle borçlunun alabileceği haline münasip ev değerinin esas alınması gerektiği gerekçesiyle İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Meskeniyet iddiası bir haczedilmezlik şikayeti olup; mahcuzun değerinin ve borçlunun hale münasip alabileceği meskenin değerinin haciz tarihi itibariyle yapılması zorunluluktur. Bölge Adliye Mahkemesinin borçlunun alabileceği haline münasip evin değerinin mahkemenin keşif tarihi itibariyle esas alarak hüküm kurması doğru görülmemiştir.

O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin şikayetin kısmen kabul kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle dava konusu taşınmazın keşif tarihindeki değeri esas alınarak şikayetin kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.             

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Borçlu vekili; taşınmazın müvekkilinin sosyal statüsü, mesleği ve ailesi için hâline münasip evi olduğunu, evin satışına karar verilmesi halinde hükümde belirtilen meblağ ile müvekkilinin hâline münasip bir ev alamayacağı gibi taşınmazda bulunan ipotek nedeniyle alacaklının da alacağına ulaşamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; borçlunun meskeniyet şikâyetinde şikâyet konusu taşınmazın ve hâline münasip alabileceği evin değerinin haciz tarihi itibarıyla mı yoksa keşif tarihi itibarıyla mı belirlenmesinin gerektiği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 82/1-12. maddesi ve 7343 sayılı Kanun ile değişik 106 ve 110. maddeleri.

2. Değerlendirme

1. Şikâyetçi borçlu vekili icra mahkemesine verdiği dilekçede taşınmazın borçlunun hâline münasip evi olduğundan haczedilemeyeceği iddiasında bulunmuş olup İİK'nın 82/1-12. maddesinde düzenlenen haczedilmezlik iddiası şikâyet niteliğindedir.

2. İcra ve İflas Kanunu'nun 82/1-12. maddesine dayalı olarak haczedilmezlik şikâyetinde bulunulabilmesi için şikâyet tarihi itibarıyla hukuken geçerli bir haczin varlığı şarttır. Bu nedenle borçlunun haczedilmezlik şikâyetinde bulunması üzerine öncelikle İİK'nın 106 ve 110. maddeleri uyarınca haczin kalkıp kalkmadığının belirlenmesi gerekir. Şikâyet tarihinden önce haczin kalkmış olduğunun belirlenmesi hâlinde şikâyetin konusu olamayacağından başvurunun fuzuli yapıldığı kabul edilmelidir. Şikâyet tarihi itibarıyla satış isteme süresinin henüz dolmadığı hâllerde ise şikâyetin incelenmesi sırasında haczin kalkıp kalkmadığının mahkemece değerlendirilmesi ve haczin kalktığının tespiti hâlinde şikâyetin konusuz kaldığının kabulü gerekeceğinden şikâyetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.

3. İcra ve İflas Kanunu'nun 106. maddesinde belirtilen satış isteme süresinin hangi hâllerde duracağı Kanun'da açıkça düzenlenmiştir. Örneğin istihkak davası sırasında satış isteme süreleri işlemez (İİK md. 97/8), menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takip durdurulmuş ise haciz ve satış isteme süreleri de durur (İİK md. 72/2-3), İİK'nın 111/1. maddesi uyarınca taksitle ödeme hâlinde de satış isteme süresi durur.

4. Şikâyete başvurulması hâlinde İİK'nın 22. maddesi uyarınca şikâyet kendiliğinden icrayı durdurmaz. Şikâyet üzerine icra mahkemesi şikâyetin sonuçlanmasına kadar icranın durmasını gerekli görürse (talep üzerine veya kendiliğinden) icranın geri bırakılmasına karar verebilir (örneğin satışı durdurabilir). İcra mahkemesince böyle bir geri bırakma kararı verilmiş olmadıkça sadece şikâyet nedeniyle icra kendiliğinden durmaz (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, s.113).

5. Şikâyetin ileri sürülmesi şikâyete konu işlemin ve bu işlemin bağlı olduğu takibin icrasına engel olmayacağından şikâyet konusu işlemin ve bu işleme dayanılarak yapılacak işlemlerin icrasına devam edilir. Bununla şikâyetin zaman kazanmak amacıyla kötüye kullanılması önlenmek istenmiştir. Ancak hukuka aykırı bir işlemin şikâyete rağmen icrasına devam edilmesi bazı hâllerde zararlı sonuçlar doğurabilir. Özellikle şikâyet sonucunda işlemin iptal edilmesine ilişkin karara rağmen işlemin geri alınmamasında bu durum açıkça görülür. Bu nedenle kanun koyucu şikâyeti incelemekle yetkili icra mahkemesinin işlemin icrasının durdurulmasına karar verebileceğini kabul etmiştir (İİK md. 22) (Hakan Pekcanıtez, Cemil Simil, İcra ve İflas Hukukunda Şikâyet, İstanbul, 2017, s.323-325).

6. İcra mahkemesi şikâyeti ileri sürenin talebi üzerine veya kendiliğinden işlemin icrasının durdurulmasına karar verebilir. Kanun koyucu hangi hâllerde işlemin icrasının durdurulması gerektiği hakkında bir ölçü koymayıp bunu icra mahkemesinin takdirine bırakmıştır. İşlemin icrasının durdurulması borçlunun korunması amacıyla konulmuş bir düzenleme olarak görünmektedir. Şikâyet sırasında işlemin icrasına devam edilebilmesine karşılık işlem iptal edildikten sonra işlemin geri alınması veya düzeltilmesi mümkün olmadığı takdirde borçlu zarara uğrayabilir. Buna karşılık alacaklının da takibin mümkün olduğu kadar çabuk sonuçlandırılması ve alacağına kavuşmasında yararı vardır. Bu nedenle her şikâyet üzerine işlemin icrasının durdurulmasına karar verilmesi alacaklının zararınadır. İcra mahkemesince işlemin icrasının durdurulmasına karar verilirken takibin taraflarının birbirine zıt menfaatleri göz önünde tutulmalıdır. Şikâyet üzerine icra mahkemesinin sadece şikâyet konusu olan ve bu işleme dayanılarak daha sonra yapılacak işlemlerin icrasını durdurma yetkisi vardır. Ancak şikâyete konu edilmemiş işlemlerin veya tüm takibin icrasının durdurulması mümkün değildir. Örneğin borçlu haczedilen malların bazılarının haczedilemeyeceğini ileri sürmüşse bu şikâyet üzerine satışın durdurulması sadece şikâyet konusu mallar için söz konusu olup diğer haczedilen malların satışı durmaz (Pekcanıtez, Simil, s.324-326).

7. İcra mahkemesince verilen kararların uygulanması için kararın kesinleşmesi gerekmez. İİK'nın 363/4. maddesi uyarınca icra mahkemesi kararının istinaf edilmesi satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz. Başka bir anlatımla takibe yönelik itiraz ve şikâyetler hakkında verilen icra mahkemesi kararı kesinleşmeden satış yapılamaz (İbrahim Aşık vd., İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 2022, s.54). İcra mahkemesi kararının istinaf edilmesi satıştan başka icra işlemlerini durdurmayacağından borçlu icra mahkemesi kararını istinaf ederse, alacaklı haciz isteyebilir ve icra müdürü borçlunun mallarını haczeder. Ancak istinaf incelemesi sonuçlanmadan önce hacizli mallar satılamaz (Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 2021, s.347).

8. İcra ve İflas Kanunu'nun 363/4. maddesi uyarınca istinaf yoluna başvurulması durumunda icranın devamı için gereken evrak icra dosyasında alıkonulur ve bunların birer örneği Bölge Adliye Mahkemesine gönderilecek dosyaya konulur. Böylece istinaf yoluna başvurulmasından sonra da satış dışındaki icra işlemlerinin devam etmesi sağlanır. Ancak satışın yapılabilmesi için icra mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenir.

9. İcra ve İflas Kanunu'nun 365. maddesi uyarınca istinaf yoluna başvurma yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa icra mahkemesince istem reddedilir. Bu ret kararının istinaf edilmesi hâlinde satış dahil hiçbir icra işlemi durmaz.

10. Açıklanan bu ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2025 tarihli ve 2024/12-591 Esas, 2025/103 Karar ile 12.11.2025 tarihli ve 2025/12-141 Esas, 2025/712 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

11. Somut olayda ise alacaklı vekili tarafından borçlu aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte alacaklı vekili 28.10.2022 tarihinde şikâyet konu taşınmaza haciz konulmasını talep etmiş, icra müdürlüğünce haciz talebi 28.10.2022 tarihinde kabul edilmiş, haciz 31.10.2022 tarihinde tapu kaydına işlenmiştir. Borçlu vekili 08.11.2022 tarihinde meskeniyet şikâyetiyle icra mahkemesine başvurmuş ve şikâyet dilekçesinde İİK'nın 22. maddesine göre taşınmazın satış işlemlerinin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince 11.11.2022 tarihli tensip tutanağında “tedbir talebinin bu aşamada reddine, bilirkişi raporu dosyaya sunulduktan sonra talep halinde yeniden değerlendirilmesine,” karar verilmiş, bilirkişi raporu geldikten sonra satışın durdurulması talebiyle ilgili bir karar verilmemiştir.

12. Bu durumda haczedilmezlik şikâyetine başvurulması İİK'nın 22. maddesine göre tedbir kararı verilmedikçe satış isteme süresini kendiliğinden durdurmaz. Borçlunun haczedilmezlik şikâyetinde bulunması alacaklının satış talebine engel değildir. İİK'nın 363/4. maddesine göre şikâyet hakkında verilen icra mahkemesi kararı kesinleşmeden icra müdürlüğünce satış işlemi yapılamaz ise de istinaf yoluna başvurulması İİK'nın 106. maddesinde belirtilen alacaklının satış isteme süresini durdurmaz.

13. Şu hâle göre İlk Derece Mahkemesinin karar tarihinde şikâyet konusu 28.10.2022 tarihli haciz kalkmamış olup alacaklı şikâyet konusu taşınmazın satışını İİK'nın 106. maddesinde belirtilen bir yıllık sürede talep etmediğinden Bölge Adliye Mahkemesinin ilk karar tarihi olan 18.01.2024 tarihinden önce haciz kalkmıştır. O hâlde Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sırasında haciz kalktığından konusuz kalan şikâyetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.

14. Diğer taraftan İİK'da haczin yenilenmesi diye bir müessese mevcut olmayıp, aynı takip dosyasından da olsa konulan her haciz yeni bir hacizdir (Kuru, El Kitabı, s.608). Bir meskenin borçlunun hâline uygun olup olmadığı, borçlunun haciz tarihindeki sosyal ve ekonomik durumuna göre belirlenir (Kuru, El Kitabı, s.514). Hukuk Genel Kurulunun 28.11.2012 tarihli ve 2012/12-567 Esas, 2012/909 Karar ile 05.03.2025 tarihli ve 2024/12-591 Esas, 2025/103 Karar sayılı kararlarında da benimsendiği üzere meskeniyet şikâyetine konu taşınmazın bulunduğu yöreden geçirilecek bir otoyol, havaalanı, alışveriş merkezi veya taşınmazda yapılan iyileştirmelerle değer artışını sağlayacak etkenler sonucu taşınmazın değeri önceki hâlinden önemli farklılıklar arz edebilir. Böylece o dönemde hâline münasip olan ev, değerinde meydana gelebilecek etkenler sonucu daha sonra hâline münasip ev olmaktan çıkabilir. Borçlunun sosyal ve ekonomik durumunda da zaman içerisinde farklı gelişmeler olabilir. Bu nedenle her haciz yeni bir şikâyet hakkı doğuracağından, borçlunun süresinde haczedilmezlik (meskeniyet) şikâyetinde bulunma hakkı olup her şikâyette borçlunun haciz tarihindeki sosyal ve ekonomik durumuna göre değerlendirme yapılması gerekir.

15. O hâlde şikâyet konusu haciz kalkmış olup şikâyetin konusuz kaldığının kabulü gerekeceğinden şikâyetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.

16. Hâl böyle olunca direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Dosyanın HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

BİLGİ : "Her haciz yeni bir şikayet hakkı doğurur" şeklindeki Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 15 Mart 2018, 02 Temmuz 2020, 06 Şubat 2023 ve 19 Haziran 2025 tarihli kararı için bkz.

https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/her-haciz-yeni-bir-sikayet-hakki-dogurur