KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

İCRA TAKİBİNİN İLAMLI YA DA İLAMSIZ OLDUĞUNA BAKILMAKSIZIN MÜKERRER TAKİBİN İPTALİ TALEBİNİN, TAKİP ŞARTI OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİR.

T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ

Esas No       : 2022/10392
Karar No      : 2023/2986

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                       :
 Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
TARİHİ                                 : 07.07.2022
SAYISI                                 : 2022/860 E., 2022/1305 K.

Taraflar arasındaki mükerrer takip şikayetinden dolayı yapılan inceleme sonunda, İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.

Kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi Ayşe Kürtün tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Borçlu icra mahkemesine başvurusunda; alacaklı tarafından daha önce Düzce İcra Müdürlüğü'nün 2016/27123 Esas sayılı dosyası ile kambiyo takibi başlatmasına rağmen, Düzce İcra Müdürlüğü 2018/24754 Esas sayılı dosyası ile de icra takibi başlattığını, başlatılan takibin mükerrer olduğunu belirterek icra takibinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Alacaklı cevap dilekçesinde; takipte tahsilde tekerrür olmamak kaydı olduğu, başlatılan takibin genel haciz yoluyla ilamsız takip olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mükerrer olduğu iddia edilen takibin genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi olduğu, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren icra dairesine itiraz edilmesi gerektiği, icra mahkemesine yapılan mükerrerlik şikayeti fuzuli olup hukuki bir sonuç doğurmayacağı belirtilerek şikayetin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Borçlu istinaf başvurusunda; somut olayda takibin mükerrerliği iddiasında hukuki yararı olduğunu, yerel mahkemece eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mükerrerlik iddiasının borca itiraz niteliğinde olduğu, bu itirazın genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde İİK'nın 62/1. maddesi uyarınca, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra müdürlüğüne yapılması gerektiği, icra müdürlüğü yerine icra mahkemesine yapılan itirazın hukuki sonuç doğurmayacağı belirtilerek davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Borçlu temyiz başvurusunda; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık mükerrer takip olduğu iddiası ile takibin iptali talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

İİK'nın 62/1. maddesi,

3. Değerlendirme

Borçlu hakkında başlatılan icra takibinin devamı sırasında, aynı alacağa dayalı olarak aynı borçlu hakkında yeni bir takip başlatılmasının usulsüz olduğuna dair iddia, takip hukukunda mükerrerlik şeklinde nitelendirilmiş olup, medeni usul hukukundaki karşılığı ise derdestliktir. 1086 sayılı HUMK’nın 187/1-4 ve 194. maddelerindeki düzenlemede derdestlik, ilk itiraz olarak nitelendirilmiş iken, 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girmesi ile 114/1-ı maddesinde yapılan düzenleme ile derdestlik, dava şartı haline getirilmiştir. Dava şartının takip hukukundaki karşılığı ise takip şartıdır. HMK’daki değişiklikte değerlendirilerek, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 20.01.2023 tarih ve 2021/2 E. - 2023/1 K. sayılı kararı ile; alacaklının tercih hakkını ilk başlatılan takip türünden yana kullanmış olduğu durumda, aynı borca ilişkin olarak yeni başlatılan takibin mükerrer olacağından bahisle ikinci takibin iptali gerektiğine ve bu hususun süresiz şikayete tabi olduğuna karar verilmiştir. Bunun üzerine Dairemizce ilamsız icra takiplerinde, mükerrerlik iddiasının borca itiraz olduğu yönündeki kabulde değişikliğe gidilerek, aynı alacağa dayalı olarak mevcut bir takip varken yeni bir takip başlatıldığına dair iddianın, takip şartı olarak değerlendirilmesi ve buna bağlı olarak mükerrer takibin iptali talebinin icra mahkemesine şikayet yolu ile getirileceği, söz konusu şikayetin ise süresiz olarak incelenebileceği sonucuna varılmıştır.

Somut olayda; borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; alacaklı tarafından Düzce İcra Müdürlüğü'nün 2016/27123 E. sayılı dosyasında aynı alacağa ilişkin verilen senetlere dayanılarak kambiyo senetlerine özgü genel haciz yoluyla başlatılan takiplerin halen derdest olduğu, alacaklının bu kez de aynı genel kredi sözleşmesine dayanılarak genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlattığı, takibin mükerrer olduğu ileri sürülmüştür.

Bu durumda, Dairemizin değişen içtihadı gereğince borçlunun icra mahkemesine başvurusu İİK’nın 16/2. maddesine dayalı şikayet niteliğinde olup, mahkemece istemin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, talebin itiraz olarak nitelendirilmesi ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Başkan                 Üye                  Üye                        Üye                        Üye
Ayhan Tuncal        Refik Cemal      Mehmet Çamur     Dr. Şanver Keleş    Sabahattin Öztemiz
                              Hanedan                                         (M)

Üye Dr. Şanver Keleş'in Karşı Oy Yazısı:

Şikayetçi borçlu aynı kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili sözleşme uyarınca alınan teminat bonolarına dayalı takip yapıldıktan sonra tahsilde tekerrür olmama kaydı ile aynı alacak için genel haciz yolu ile Düzce İcra Müdürlüğünde 2018/24754 Esas ile takip yapıldığını mükerrer takibin iptali talep etmiştir.

Derdestlik HMK 114/I-ı maddesine göre dava şartı olup, niteliğine uygun düştüğü ölçüde HMK kurallarının İcra ve İflas Hukukunda da uygulanması ilkesi gözetildiğinde icra takibi açısından da takip şartıdır. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup süresiz şikayete tabiidir. İcra mahkemesince derdestlik şikayetinin esası incelenerek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken derdestlik (mükerrerlik) itirazının borca itiraz olarak değerlendirilerek İİK'nın 62/1 maddesi uyarınca bu itirazın icra dairesine yapılması gerekirken icra mahkemesine yapılan itirazın fuzuli olup sonuç doğurmayacağı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir. Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının kaldırılarak icra mahkeme kararının bozulması yerine onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 02.05.2023

Üye
Dr. Şanver Keleş

 

AYNI YÖNDE KARAR:

T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi

ESAS NO       : 2024/3828
KARAR NO    : 2024/9384

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L A M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ           :
 Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
TARİHİ                     : 08.03.2024
NUMARASI             : 2023/1570 - 2024/525

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yeliz Aziz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Alacaklı tarafından borçlular aleyhine genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı borçlu Hasan Varol’un İcra Mahkemesine başvurusunda; aynı alacağa dayalı olarak alacaklı tarafından şikayete konu ilamsız takipten önce Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2018/152281 E. sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatılması nedeniyle iş bu ilamsız takibin mükerrer olduğunu ileri sürerek Kahramanmaraş İcra Müdürlüğünün 2021/15573 E. sayılı icra takibinin iptalini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, her iki takibin dayanaklarının farklı olduğu belirtilerek şikayetin reddine hükmedildiği, kararın şikayetçi borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi benimsenmek suretiyle başvurunun esastan reddine karar verildiği, kararın şikayetçi borçlu tarafından temyiz edildiği görülmüştür.

İcra hukukunda “derdestlik” hususunda pozitif bir düzenleme yer almamakla birlikte, İcra ve İflas Kanunun da açık bir düzenleme bulunmadığı durumlarda medeni usul hukuku hükümlerinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde kıyas yoluyla icra hukukunda da uygulanacağı tabiidir. Borçlu hakkında devam etmekte olan bir icra takibinin mevcudiyetine rağmen, aynı alacaklının, aynı borçluya karşı, aynı alacak sebebi ile yeniden icra takibi başlatmasının usulsüz olduğuna dair iddia, takip hukukunda mükerrerlik şeklinde nitelendirilmiş olup, medeni usul hukukundaki karşılığı ise derdestliktir. 1086 sayılı HUMK’nın 187/1-4 ve 194. maddelerindeki düzenlemede derdestlik, ilk itiraz olarak nitelendirilmiş iken, 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girmesi ile 114/1-ı maddesinde yapılan düzenleme ile dava şartı haline getirilmiştir. İİK’da derdestlik iddiasının ileri sürülme şartları yönünden bir düzenleme bulunmadığından, HMK’da dava şartı olan derdestlik, icra takibi bakımından takip şartı haline gelmiştir.

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 20.01.2023 tarih ve 2021/2 E. - 2023/1 K. sayılı kararı ile; derdestliğin takip şartı olduğu, derdest bir takip varken aynı alacak ile ilgili aynı taraflar arasında ikinci bir takip yapmakta, alacaklının hukuki yararı bulunmadığı gerekçelerine dayanılarak, aynı anda hem kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip hem de rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılamayacağı yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir. Böylece, aynı alacak için değişik takip yollarına başvurulmasında yasal engel bulunmadığından yola çıkılarak, mevcut bir icra takibi devam ederken, alacaklının “tahsilde tekerrür etmeme kaydıyla” aynı alacak için, aynı borçluya, yeni bir icra takibi başlatmasında mükerrerliğin oluşmadığı görüşünün, söz konusu içtihadı birleştirme kararı karşısında uygulama kabiliyeti de kalmamıştır. Bu cümleden olmak üzere; icra takibinde derdestlik için takip türlerinin aynı olmasının gerekmediğinin de kabulü gerekir.

Dairemizce, ilamsız icra takiplerinde mükerrerlik iddiası, borca itiraz niteliğinde görülerek, bu itirazın İİK’nın 62. maddesi gereğince icra dairesine yapılması gerektiğine dair görüş istikrarlı şekilde uygulanmış ise de derdestliğin HMK’da dava şartı olarak düzenlenmesine ve bu hususun Yargıtay Büyük Genel Kurulunun içtihadı birleştirme kararı ile de benimsenmesine paralel olacak şekilde görüş değişikliğine gidilerek, icra takibinin ilamlı ya da ilamsız olduğuna bakılmaksızın, mükerrer takibin iptali talebinin, takip şartı olarak değerlendirilmesi ve buna bağlı olarak İcra Mahkemesine şikayet yolu ile getirileceği, söz konusu şikayetin ise süresiz olarak ileri sürülebileceği sonucuna varılmıştır.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığın incelenmesinde; borçlu aleyhinde Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2018/152281 E. sayılı dosyası ile bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile ilamsız icra takibi derdest olduğu halde, bu kez de Kahramanmaraş İcra Müdürlüğünün 2021/15573 E. sayılı dosyası ile genel kredi sözleşmesine dayanılarak genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığı ve her iki takibin dayanağının farklı olduğu görülmekte ise de, alacaklının istinafa cevap dilekçesinde yer alan, “ kamu alacağı niteliğindeki banka alacağının tahsil edilmesi adına ikame edilen takip dosyaları tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile açılmıştır. Sayın Başkanlığınızca da bilindiği üzere Hukuk Genel Kurulunun 07.06.1995 tarih 1995/12-409 E. 1995/592 K. sayılı ilamı ile de aynı alacak için değişik takip yollarına başvurulmasında yasal bir engel olmadığına karar verilmiştir” beyanı karşısında, icra takiplerinin aynı alacaktan kaynaklandığının kabulü gerekir.

O halde; İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile Kahramanmaraş İcra Müdürlüğünün 2021/15573 E. sayılı dosyasındaki takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin reddi ve Bölge Adliye Mahkemesince de borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 08.03.2024 tarih ve 2023/1570 E. - 2024/525 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve Kahramanmaraş İcra Hukuk Mahkemesinin 18.11.2021 tarih ve 2021/744 E. - 2021/1038 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan            Üye                 Üye                    Üye                   Üye
A. TUNCAL     M. ÇAMUR      Dr. Ş. KELEŞ     S. ÖZTEMİZ     M. T. UYAR