KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

MİRASIN HÜKMEN REDDİ MİRASÇILAR ALEYHİNE AÇILAN BİR DAVAYA KARŞI DEF’İ OLARAK DA İLERİ SÜRÜLEBİLİR.

T.C.
YARGITAY
14. Hukuk Dairesi

ESAS NO       : 2017/3072
KARAR NO    : 2021/1038

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L A M I

MAHKEMESİ          : Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ                    : 19/01/2017
NUMARASI            : 2015/170 - 2017/31
DAVACILAR          : A.Ş. vd.
DAVALI                  : Türkiye Sigorta Ve Reasürans Şirketler Birliği

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 07.03.2012 gününde verilen dilekçe ile Mirasın Hükmen Reddi istenmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19/01/2017 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, mirası hükmen reddin tespitine ilişkindir. 

Davacılar vekili, 10/08/2008 tarihinde ölen mirasbırakan Mustafa A.'ın terekesinin borca batık olması nedeni ile mirası hükmen reddin tespitini istemiştir. 

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. 

Davanın kabulüne ilişkin hükmün, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.11.2014 gün ve 2014/2194 Esas ve 2014/21601 Karar sayılı ilamıyla bozulması üzerine bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. 

Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir. 

Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin açıkça borca batık olup olmadığının ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelen işlemler yapıp yapmadıklarının araştırılması gerekmektedir. Yasal mirasçılar, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işleri yapmamış olmaları veya terekeyi sahiplenmemiş bulunmaları halinde terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğu yönünde tespit kararı verilmesini süreye tabi olmaksızın isteyebilirler. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2). Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca TMK'nun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına ilişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması zorunludur. 

Mirasın hükmen reddi, mirasçılar aleyhine açılan bir davaya karşı def’i olarak ileri sürülebileceği gibi mahkemeden ayrı bir dava açmak sureti ile hükmen reddin tespiti de istenebilir. Mirasçıların kendilerine yönelik icra takibi ve davalarda mirasın reddine ilişkin def’i ileri sürme zorunluluğu bulunmaktadır. 

Somut olayda da, mirasçılar ayrı bir dava açmak sureti ile mirası hükmen reddin tespitini talep etmişlerdir. Mahkemece mirasbırakanın motosikletlerinin akıbeti ve ölüm tarihi itibari ile değeri belirlenmelidir. Ayrıca davacı tanıklarından Ali G.’in 07.05.2013 tarihli celsedeki “mirasbırakan öldükten sonra bir miktar borcu vardı onu da abisi ödedi” şeklindeki beyanı açıklattırılarak ne miktarda borcun kim tarafından ödendiği ve davacıların terekenin olağan yönetimini aşan işlemleri bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. 

Mahkemece, talep hakkında yukarıda belirtilen usulde gerekli araştırmalar yapılarak ölüm tarihi itibari ile terekenin aktif ve pasifi ile mirasçıların terekenin sahiplenilmesi anlamına gelebilecek işlemleri tereddüde neden olmayacak şekilde tespit edildikten sonra bir karar verilmesi gerekirken yasal olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. 

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.02.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan        Üye                 Üye             Üye               Üye
H. ONAT      S. ARSLAN     M. EROL    C. BALIKÇI    M. AKGÜN

 

AYNI YÖNDE KARAR:

T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ

Esas No       : 2024/2242
Karar No      : 2025/1928

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                       : 
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
TARİHİ                                 : 20.03.2024
SAYISI                                 : 2023/1134 E., 2024/391 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Türk Eğitim Vakfı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı; eşi muris Nazım T. ile 41 yıl evli kaldıklarını, eşi ile birlikte eşinin şirketlerinde 20 yıl çalıştığını, bu dönemde eşinin sahibi olduğu D. Film A.Ş.yi satmaya karar verdiğini, bu satışın gerçekleşmesi halinde eşi tarafından, gerek bu şirketteki gerekse bütün çalışma hayatı boyunca emek ve desteklerinden dolayı kendisine 1.000.000 ABD doları ödenmesinin taahhüt edildiğini ve dava konusu belgenin verildiğini, ancak firmanın satılmasına rağmen eşinin taahhüt ettiği parayı kendisine ödeyemeden 01.07.2000 tarihinde vefat ettiğini, davalılardan Pelin ve Ragıp Necip'in eşinin yasal mirasçıları, Türk Eğitim Vakfı'nın ise atanmış mirasçı olduklarını ve bedelden sorumlu olduklarını ileri sürerek; 1.000.000 ABD dolarının ödeme tarihindeki kur üzerinden davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı Türk Eğitim Vakfı vekili; davanın zaman aşımına uğradığını, davanın terekeye yöneltilmesi gerektiğini, dava konusu belge tarihinde muris ve davacının boşanma aşamasında olduklarını, boşanma davasında her ikisinin de ayrı yaşadıklarını belirttiklerini, dava konusu belge ile boşanma davasının açılma tarihi arasında 16 günlük bir süre olduğunu, murisin boşanma davası açtığı eşi için böyle bir borçlandırıcı belge vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, murisin hesaplarına şirket satışı ile ilgili bir meblağın girmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

2. Davalı Ragıp Necip vekili; davaya kabul etmiştir.

3. Davalı Pelin; davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

1. İlk Derece Mahkemesinin 27.06.2019 tarihli kararıyla; 02.12.1996 tarihli imzası muris Nazım T.'e ait olan ancak içeriği daktilo ile yazılan borç taahüdünü içeren belge içeriği yazıların murise ait imza ile aynı anda yazılıp yazılmadığının bilimsel olarak tespitinin mümkün olmadığı, murisin bu belgenin verilmesinden yaklaşık 16 gün sonra davacıya karşı boşanma davası açtığı ve dava dilekçesinde tahminen 10 yıldan beri ayrı yaşadıklarını iddia ettiği, davacının da cevap dilekçesinde evi terk eden kişinin muris olduğunu kabullendiği, bu şartlar altında borçlandırıcı belgenin ayrı yaşayan muris tarafından davacıya verilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, murisin bütün mal varlığını dava konusu belgeden sonra düzenlemiş olduğu vasiyetname ile mirasçı atadığı Türk Eğitim Vakfı'na bıraktığı, vasiyetnamede taahhüt ettiği borcun ödenmesi ile ilgili bir bilginin yer almadığı, davacı ve diğer yasal mirasçılar tarafından açılan vasiyetnamenin iptali ve tenkisine ilişkin davaların da reddedilerek kesinleştiği, bu belge içeriğinin muris tarafından düzenlenmiş olduğunun kabulü halinde dahi murisin vefat tarihi olan 01.07.2000 tarihine kadar belge içeriğinde şart olarak belirlenen D. Film A.Ş.'deki hisselerin satışdan elde ettiği gelirden ödeme imkanı varken ödememiş olmasının davalı iddialarını doğruladığı, sadece murisin imzasını taşıyan içeriği daktilo ile doldurulmuş belgeye dayalı olarak yüklü miktarda alacak talebinde bulunulmuş olmasının, bu belgenin imzalı olarak murisden bir şekilde sağlığında aynı şirket ve iş yerlerinde birlikte çalıştığı eşi tarafından boş olarak elde edilme imkanının bulunduğu da göz önünde tutulduğunda hukuken ispat için elverişli sayılmasının mümkün olamayacağı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılardan Türk Eğitim Vakfı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

2. Bölge Adliye Mahkemesinin 02.03.2022 tarihli kararıyla; imza incelemesi konusundaki raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, Üniversitelerin (grafoloji alanında uzman) Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyelerinden oluşturulacak bilirkişi kurulundan, dava konusu belgedeki imzanın murisin eli ürünü olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve varsayıma dayalı olarak karar verildiği gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

3. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kaldırma kararı doğrultusunda dosyanın Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişi kuruluna tevdi edildiği, grafoloji uzmanı bilirkişi heyetindeki iki bilirkişinin belgedeki imzanın Nazım T. el ürünü olduğunun kuvvetle muhtemel olduğunu, muhalif kalan bilirkişinin de Nazım T.'in el ürünü olmadığının kuvvetle muhtemel olduğu yönünde rapor düzenledikleri, İstanbul ATK Fizik Dairesinden ve Jandarma Genel Komutanlığından alınan raporlarda da, belge aslındaki imzanın Nazım T.'in eli ürünü olduğunun tespit edildiği, yapılan tespitlere göre davaya dayanak belgedeki imzanın Nazım T.'e ait olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, bu belgeye göre murisin sahibi olduğu D. Film şirketindeki hisselerin satıldığı, muris tarafından taahhüt edilen 1 milyon USD'nin bu satış bedelinden davacı muris eşine ödenmesi taahhüt edildiği halde ödenmediği, davalıların mirasın gerçek ya da hükmen reddi talebinde bulunmadıkları, muris mal varlığından yararlandıkları gibi borçlarını da olduğu gibi ödeme yükümlülüklerinin olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 1.000.000 USD'nin ödeme tarihindeki TC Merkez bankasındaki efektif satış TL kuru üzerinden hesaplanacak değerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ve davalılardan Türk Eğitim Vakfı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olduğu, davaya konu 02.12.1996 tarihli belgede bulunan imzanın murise ait olduğu, murisin yasal ve atanmış mirasçılarının belgede yer alan borçtan sorumlu oldukları ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ancak harç ve vekalet ücreti hesabının hatalı yapıldığı gerekçesiyle; davalı Türk Eğitim Vakfı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulüne, 1.000.000 USD'nin ödeme tarihindeki TC Merkez bankasındaki USD'nin efektif satış TL kuru üzerinden hesaplanacak karşılığındaki TL cinsinden alacağın TL olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı Türk Eğitim Vakfı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı Türk Eğitim Vakfı vekili; murisin terekesinin müvekkil vakfa intikal etmediğini, terekenin tereke idare memuru tarafından yönetildiğini, davada müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın kesinleşmesi halinde murisin terekesinin borca batık hale geleceğini, bu nedenle müvekkili Vakıf tarafından mirasın hükmen reddi davası ikame edildiğini, müteveffanın 10 yıldır ayrı yaşadığı ve boşanma davası açma safhasında olduğu eşine davaya konu borçlandırıcı belge vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu hususun istinaf incelemesinde değerlendirilmediğini, kaldırma kararı sonrası alınan raporun kendi içerisinde dahi tereddüt barındırdığını ve kesin olmadığını, Mahkemece rapora karşı itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, tarafların ortak murisinin yazılı belge ile davacıya ödeyeceğini taahhüt ettiği bedelin mirasçılarından tahsili istemine istemine ilişkindir.

1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere göre; davalı Türk Eğitim Vakfı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2. Türk Medenî Kanununun 605/1. maddesinde gerçek ret, 605/2. maddesinde ise hükmen ret düzenlenmiştir. TMK'nın 605/1. maddesi uyarınca miras ancak üç ay içinde reddolunabilir. (TMK m. 606) Ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. Bu hüküm çerçevesinde, mirasın hükmen reddi bir süreye tabi olmayıp, mirasçılar, alacaklılara karşı açacakları tespit davası ile terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilecekleri gibi, mirasçılara karşı açılacak davada defi olarak da her zaman terekenin borca batık olduğu ileri sürülebilecektir.

3. Somut olayda; davalı Türk Eğitim Vakfı tarafından Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/50 E. sayılı dosyası ile mirasın hükmen reddi davası açıldığı ve henüz karar verilmediği anlaşılmıştır.

O halde, Bölge Adliye Mankemesince açılan mirasın hükmen reddi davasının temyize konu davanın sonucunu etkileyecek nitelikte olduğu değerlendirilerek, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/50 E. sayılı dava dosyasının bekletici mesele yapılıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalı Türk Eğitim Vakfı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan               Üye                   Üye                       Üye                          Üye 
Battal Yılmaz       Filiz Pınarcı      Dr. Adem Aslan     Muzaffer Gürkanlı     İsmail Ulukul