SOMUT OLAY AÇISINDAN ZAMANAŞIMI SAVUNMASINDA BULUNMAK, HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASI NİTELİĞİNDEDİR.
T.C.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2022/6905
Karar No : 2024/140
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 20.10.2022
SAYISI : 2021/288 E., 2021/175 K.
Taraflar arasındaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalıların murisi İsmail O. arasında 04.10.2007 tarihli 21321 yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiğini, İsmail O.'un paydaş olduğu 2821 parsel numarasına kayıtlı taşınmazını 4.000,00 TL bedelle davacıya satmayı vaat ve taahhüt ettiğini, satış bedelinin tamamının nakden ve peşinen ödendiğini, müvekkilinin tasarrufuna bırakıldığını, taşınmaz üzerindeki engellerin kaldırılmasından sonra taşınmazın mülkiyetinin müvekkiline devredileceğinin taahhüt edildiğini ileri sürerek davalılara ait hisselerin iptali ile davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın muris ve murisin ölümüyle mirasçıların zilyetliğinde olduğunu, davacının tasarrufuna geçmediğini, bedelinin ödenmediğini belirterek davanın zamanaşımı yönünden usulden reddini mahkeme aksi kanaatte olursa davanın esastan reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; sözleşmede yer alan "işbu gayrimenkulün üzerinde bulunan ipoteğin kaldırılmasına müteakip ilgili tapu sicili müdürlüğünde kat'i ferağ takririni vereceğimi beyan ve taahhüt ederim" şeklindeki şartın geciktirici şart olduğunu, şartın gerçekleşmesiyle birlikte hukuki sonuçların da tam anlamıyla doğacağını, taşınmazın 1/2'si müteveffa İsmail O., diğer 1/2'si Zeki O. adına kayıtlı iken Akbank lehine ipotek tesis edildiğini, icra takibi sonucu Girişim (Güven) Varlık Yönetim tarafından 15.04.2014 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile Zeki O. hissesi devralınarak alacağın tahsil edildiğini, muris İsmail'in 1/2 hissesinin boşa çıkarak borçtan ari konuma geldiğini, ifa kabiliyetinin de bu tarihte doğduğunu belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde yer alan beyanlarını tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Kaynağını Türk Borçlar Kanunu'nun 29 uncu maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 inci maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 ıncı ve Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu'nun 716 ıncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
2. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunu'nun 146 ıncı maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanunu'nun 2 inci maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez.
3. Değerlendirme
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmaz satış vaadi sözleşmesi 04.10.2007 tarihinde akdedilmiş; dava ise, 30.12.2020 tarihinde açılmıştır. Davalılar davaya karşı süresinde sundukları 02.02.2021 tarihli cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunmuşlardır. Sözleşme kapsamında taşınmazın alıcının tasarrufuna terk ve teslim edildiği, vaat borçlusu tarafından açıkça beyan edilmiştir. Bu durumda taşınmazın fiilen olmasa da hukuken vaat alacaklısına teslim edildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda zamanaşımı savunmasında bulunmak, hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Mahkemece davacının esas talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Hikmet Onat Ayşe Tartıcı Ramazan Ülger Suat Arslan Cengiz Balıkçı
Çevikbaş
BİLGİ : Bu konu hakkındaki çalışma için bkz. TOK, Ozan, Zamanaşımı Def’inin İleri Sürülmesinin Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı Çerçevesinde Sınırlandırılması, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C: 21, S: 1, Y: 2015, s. 239-260.
AYNI YÖNDE KARAR:
T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2021/23964
Karar No : 2024/4590
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 29.04.2021
SAYISI : 2020/501 E., 2021/696 K.
Taraflar arasındaki konut sigorta poliçesinden kaynaklı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı şirket arasında 14506610 nolu sigorta poliçesi ile müvekkiline ait D. Mah. Evin Sk. No:14 Daire:1 Nusaybin/MARDİN adresindeki taşınmazını sigortaladığı, 14 Mart 2016 tarihinde Nusaybin'de ilan edilen sokağa çıkma yasağı kapsamında meydana gelen olaylar sebebiyle sözleşme konusu binasının zarar gördüğünü, sokağa çıkma yasaklarının 25.07.2016 tarihinde kaldırılması ile müvekkilinin sigorta şirketine hasar ihbarında bulunduğu, fakat aradan geçen 23 ay süreye rağmen müvekkilin zararının karşılanmadığını, bu nedenle belirsiz alacak olarak 5.000,00 TL ödenmeyen sigorta alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı sigortalı; meydana gelen hasara ilişkin 10.08.2016 tarihinde davalı sigorta şirketine hasar ihbarında bulunduğu iş İş bu tarihe 45 gün eklenmek suretiyle muacceliyet tarihi hesaplandığında; davalı sigorta şirketi 25.09.2016 tarihinde temerrüde düştüğü, davalı sigorta şirketi tarafından yasal süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunulduğu, sonuç olarak dava konusu talep edilen alacağın dava tarihi olan 11.10.2018 tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı sebebi ile reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Nusaybin'de ilan edilen sokağa çıkma yasağının 24.07.2016 tarihinde bitmediğini, sokağa çıkma yasağı devam ettiği için müvekkilinin davalı sigorta şirketini aramasının sadece bilgi verme amaçlı olduğunu, ihbar için müvekkilinin zararı bilmesi ve yasağın kalkmış olması gerektiğini fakat bu sürenin 2018 yılına kadar devam ettiğini, ayrıca müvekkilinin hem Mardin Valiliği zarar ziyan komisyonuna hem de savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, konusu suç teşkil eden iş bu zarar için ceza zamanaşımının baz alınması gerektiğini, yasağın 20.04.2018 tarihine kadar devam etmesi nedeniyle zamanaşımının söz konusu olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava dilekçesinde sigortalının rizikonun gerçekleştiğini 25.07.2016 tarihinde davalı sigortacıya bildirdiğini beyan ettiği, ekspertiz raporunda ise ihbar tarihinin 10.08.2016 olduğunun belirtildiği, birinci durumda ihbardan itibaren 45 gün sonra 09.09.2016 tarihinde, ikinci durumda 25.09.2016 tarihi itibariyle alacağın muaccel olduğu, buna göre iki yıllık zamanaşımı süresinin birinci durum yönünden 09.09.2018 tarihinde, ikinci durum için ise 25.09.2018 tarihinde dolduğu, davanın ise 11.10.2018 tarihinde açılmış olup dava konusu alacağın dava tarihinde zamanaşımına uğradığı, davalı vekili cevap dilekçesinde usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunmuş olduğundan mahkemece, zamanaşımı def'inin değerlendirilerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepler
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Nusaybin'de ilan edilen sokağa çıkma yasağının 24.07.2016 tarihinde bitmediğini, sokağa çıkma yasağı devam ettiği için müvekkilinin davalı sigorta şirketini aramasının sadece bilgi verme amaçlı olduğunu, ihbar için müvekkilinin zararı bilmesi ve yasağın kalkmış olması gerektiğini fakat bu sürenin 2018 yılına kadar devam ettiğini, ayrıca müvekkilinin hem Mardin Valiliği zarar ziyan komisyonuna hem de savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, konusu suç teşkil eden iş bu zarar için ceza zamanaşımının baz alınması gerektiğini, yasağın 20.04.2018 tarihine kadar devam etmesi nedeniyle zamanaşımının söz konusu olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, konut sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2 nci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1420, 1427, 1445 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Mardin ili Nusaybin ilçesinde yaşanan terör olayları nedeni ile 14.03.2016 tarihinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş ve bu yasak sigortalı konutun bulunduğu Dicle Mahallesi'nde 20.04.2018 tarihinde tamamen kaldırılmıştır.
Mahkemece, 10.08.2016 tarihinde davalı sigorta şirketine ihbarın yapıldığı, (6102 sayılı TTK'nın 1427 nci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca) eklenen 45 günlük sürenin sonu olan 09.09.2016 tarihinde alacağın muaccel olduğu, davanın 11.10.2018 tarihinde açılmış olmasına göre, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1420 nci maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin 09.09.2018 tarihi itibariyla dolmuş olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; davacı vekili dava dilekçesinde 25.07.2016 tarihinde hasarın meydana geldiğinin öğrenildiğini belirtmiş, yine dava dilekçesinde tüm ihtarlara rağmen ödeme yapılmadığını, dava dilekçesi ekine de ihtar gönderildiğine dair posta belgelerini sunduğunu belirtmiştir.
Sigorta şirketine yapılan ihbar üzerine hazırlanan 02.12.2016 tarihli eksper raporunda; hasar ihbar tarihinin 10.08.2016 tarihi olarak belirtildiği, 30.09.2016 tarihinde eksper çalışmasının yapılarak konutun tamamen yıkıldığının tespit edildiği, 77.805,00 TL bina hasar bedeli ve 12.952,16 TL eşya hasar bedelinin hesaplandığı belirtilmiştir.
Kendisine süresinde ihbar yapılan ve yapılan ihbar üzerine ekpertiz incelemesi yaptıran sigorta şirketinin, oyalama kastı ile sigorta tazminatını ödeyeceği konusunda sigortalısında bir inanç yaratarak zamanaşımı süresinin bitimini müteakip zamanaşımı def’inde bulunmasının iyi niyet kurallarına aykırı bir davranış olduğu aşikar olduğu gibi bunun varlığının tespiti halinde Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi uyarınca zamanaşımı def’ine dayanma hakkının da yitirilmesi sonucu doğacaktır.
Buna göre, davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu belgelerin dosyaya kazandırılması, sigorta şirketi ile davacı veya vekili arasında yapılan yazışmalar, görüşme kayıtları davalı sigorta şirketi ve ilgili birimlerden doğrulatılarak, davacıda sigorta tazminatının ödeneceğine dair bir inancın yaratılıp yaratılmadığı, davalının ödeme konusunda alacağı zamanaşımına uğratma gayesiyle davacıyı oyalama kastı olup olmadığı ve talebi sürüncemede bırakarak ödeme yapmaktan kaçınıp kaçınmadığı konusunda yapılan araştırma yetersizdir.
Açıklanan nedenlerle yukarıdaki iddialar araştırıldıktan sonra davalı vekilinin zamanaşımı definin değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın zamanaşımına uğradığından bahisle reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Kadri Özerdoğan Gülsüm Mısır Özyurt Mehmet Erol Salim Küçük Mehmet Arı
SOMUT OLAY AÇISINDAN ZAMANAŞIMI SAVUNMASINDA BULUNMAK, HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASI NİTELİĞİNDEDİR.
T.C.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2022/6905
Karar No : 2024/140
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 20.10.2022
SAYISI : 2021/288 E., 2021/175 K.
Taraflar arasındaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalıların murisi İsmail O. arasında 04.10.2007 tarihli 21321 yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiğini, İsmail O.'un paydaş olduğu 2821 parsel numarasına kayıtlı taşınmazını 4.000,00 TL bedelle davacıya satmayı vaat ve taahhüt ettiğini, satış bedelinin tamamının nakden ve peşinen ödendiğini, müvekkilinin tasarrufuna bırakıldığını, taşınmaz üzerindeki engellerin kaldırılmasından sonra taşınmazın mülkiyetinin müvekkiline devredileceğinin taahhüt edildiğini ileri sürerek davalılara ait hisselerin iptali ile davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın muris ve murisin ölümüyle mirasçıların zilyetliğinde olduğunu, davacının tasarrufuna geçmediğini, bedelinin ödenmediğini belirterek davanın zamanaşımı yönünden usulden reddini mahkeme aksi kanaatte olursa davanın esastan reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; sözleşmede yer alan "işbu gayrimenkulün üzerinde bulunan ipoteğin kaldırılmasına müteakip ilgili tapu sicili müdürlüğünde kat'i ferağ takririni vereceğimi beyan ve taahhüt ederim" şeklindeki şartın geciktirici şart olduğunu, şartın gerçekleşmesiyle birlikte hukuki sonuçların da tam anlamıyla doğacağını, taşınmazın 1/2'si müteveffa İsmail O., diğer 1/2'si Zeki O. adına kayıtlı iken Akbank lehine ipotek tesis edildiğini, icra takibi sonucu Girişim (Güven) Varlık Yönetim tarafından 15.04.2014 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile Zeki O. hissesi devralınarak alacağın tahsil edildiğini, muris İsmail'in 1/2 hissesinin boşa çıkarak borçtan ari konuma geldiğini, ifa kabiliyetinin de bu tarihte doğduğunu belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde yer alan beyanlarını tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Kaynağını Türk Borçlar Kanunu'nun 29 uncu maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 inci maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 ıncı ve Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu'nun 716 ıncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
2. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunu'nun 146 ıncı maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanunu'nun 2 inci maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez.
3. Değerlendirme
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmaz satış vaadi sözleşmesi 04.10.2007 tarihinde akdedilmiş; dava ise, 30.12.2020 tarihinde açılmıştır. Davalılar davaya karşı süresinde sundukları 02.02.2021 tarihli cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunmuşlardır. Sözleşme kapsamında taşınmazın alıcının tasarrufuna terk ve teslim edildiği, vaat borçlusu tarafından açıkça beyan edilmiştir. Bu durumda taşınmazın fiilen olmasa da hukuken vaat alacaklısına teslim edildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda zamanaşımı savunmasında bulunmak, hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Mahkemece davacının esas talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Hikmet Onat Ayşe Tartıcı Ramazan Ülger Suat Arslan Cengiz Balıkçı
Çevikbaş
BİLGİ : Bu konu hakkındaki çalışma için bkz. TOK, Ozan, Zamanaşımı Def’inin İleri Sürülmesinin Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı Çerçevesinde Sınırlandırılması, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C: 21, S: 1, Y: 2015, s. 239-260.
AYNI YÖNDE KARAR:
T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2021/23964
Karar No : 2024/4590
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 29.04.2021
SAYISI : 2020/501 E., 2021/696 K.
Taraflar arasındaki konut sigorta poliçesinden kaynaklı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı şirket arasında 14506610 nolu sigorta poliçesi ile müvekkiline ait D. Mah. Evin Sk. No:14 Daire:1 Nusaybin/MARDİN adresindeki taşınmazını sigortaladığı, 14 Mart 2016 tarihinde Nusaybin'de ilan edilen sokağa çıkma yasağı kapsamında meydana gelen olaylar sebebiyle sözleşme konusu binasının zarar gördüğünü, sokağa çıkma yasaklarının 25.07.2016 tarihinde kaldırılması ile müvekkilinin sigorta şirketine hasar ihbarında bulunduğu, fakat aradan geçen 23 ay süreye rağmen müvekkilin zararının karşılanmadığını, bu nedenle belirsiz alacak olarak 5.000,00 TL ödenmeyen sigorta alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı sigortalı; meydana gelen hasara ilişkin 10.08.2016 tarihinde davalı sigorta şirketine hasar ihbarında bulunduğu iş İş bu tarihe 45 gün eklenmek suretiyle muacceliyet tarihi hesaplandığında; davalı sigorta şirketi 25.09.2016 tarihinde temerrüde düştüğü, davalı sigorta şirketi tarafından yasal süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunulduğu, sonuç olarak dava konusu talep edilen alacağın dava tarihi olan 11.10.2018 tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı sebebi ile reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Nusaybin'de ilan edilen sokağa çıkma yasağının 24.07.2016 tarihinde bitmediğini, sokağa çıkma yasağı devam ettiği için müvekkilinin davalı sigorta şirketini aramasının sadece bilgi verme amaçlı olduğunu, ihbar için müvekkilinin zararı bilmesi ve yasağın kalkmış olması gerektiğini fakat bu sürenin 2018 yılına kadar devam ettiğini, ayrıca müvekkilinin hem Mardin Valiliği zarar ziyan komisyonuna hem de savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, konusu suç teşkil eden iş bu zarar için ceza zamanaşımının baz alınması gerektiğini, yasağın 20.04.2018 tarihine kadar devam etmesi nedeniyle zamanaşımının söz konusu olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava dilekçesinde sigortalının rizikonun gerçekleştiğini 25.07.2016 tarihinde davalı sigortacıya bildirdiğini beyan ettiği, ekspertiz raporunda ise ihbar tarihinin 10.08.2016 olduğunun belirtildiği, birinci durumda ihbardan itibaren 45 gün sonra 09.09.2016 tarihinde, ikinci durumda 25.09.2016 tarihi itibariyle alacağın muaccel olduğu, buna göre iki yıllık zamanaşımı süresinin birinci durum yönünden 09.09.2018 tarihinde, ikinci durum için ise 25.09.2018 tarihinde dolduğu, davanın ise 11.10.2018 tarihinde açılmış olup dava konusu alacağın dava tarihinde zamanaşımına uğradığı, davalı vekili cevap dilekçesinde usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunmuş olduğundan mahkemece, zamanaşımı def'inin değerlendirilerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepler
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Nusaybin'de ilan edilen sokağa çıkma yasağının 24.07.2016 tarihinde bitmediğini, sokağa çıkma yasağı devam ettiği için müvekkilinin davalı sigorta şirketini aramasının sadece bilgi verme amaçlı olduğunu, ihbar için müvekkilinin zararı bilmesi ve yasağın kalkmış olması gerektiğini fakat bu sürenin 2018 yılına kadar devam ettiğini, ayrıca müvekkilinin hem Mardin Valiliği zarar ziyan komisyonuna hem de savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, konusu suç teşkil eden iş bu zarar için ceza zamanaşımının baz alınması gerektiğini, yasağın 20.04.2018 tarihine kadar devam etmesi nedeniyle zamanaşımının söz konusu olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, konut sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2 nci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1420, 1427, 1445 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Mardin ili Nusaybin ilçesinde yaşanan terör olayları nedeni ile 14.03.2016 tarihinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş ve bu yasak sigortalı konutun bulunduğu Dicle Mahallesi'nde 20.04.2018 tarihinde tamamen kaldırılmıştır.
Mahkemece, 10.08.2016 tarihinde davalı sigorta şirketine ihbarın yapıldığı, (6102 sayılı TTK'nın 1427 nci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca) eklenen 45 günlük sürenin sonu olan 09.09.2016 tarihinde alacağın muaccel olduğu, davanın 11.10.2018 tarihinde açılmış olmasına göre, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1420 nci maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin 09.09.2018 tarihi itibariyla dolmuş olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; davacı vekili dava dilekçesinde 25.07.2016 tarihinde hasarın meydana geldiğinin öğrenildiğini belirtmiş, yine dava dilekçesinde tüm ihtarlara rağmen ödeme yapılmadığını, dava dilekçesi ekine de ihtar gönderildiğine dair posta belgelerini sunduğunu belirtmiştir.
Sigorta şirketine yapılan ihbar üzerine hazırlanan 02.12.2016 tarihli eksper raporunda; hasar ihbar tarihinin 10.08.2016 tarihi olarak belirtildiği, 30.09.2016 tarihinde eksper çalışmasının yapılarak konutun tamamen yıkıldığının tespit edildiği, 77.805,00 TL bina hasar bedeli ve 12.952,16 TL eşya hasar bedelinin hesaplandığı belirtilmiştir.
Kendisine süresinde ihbar yapılan ve yapılan ihbar üzerine ekpertiz incelemesi yaptıran sigorta şirketinin, oyalama kastı ile sigorta tazminatını ödeyeceği konusunda sigortalısında bir inanç yaratarak zamanaşımı süresinin bitimini müteakip zamanaşımı def’inde bulunmasının iyi niyet kurallarına aykırı bir davranış olduğu aşikar olduğu gibi bunun varlığının tespiti halinde Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi uyarınca zamanaşımı def’ine dayanma hakkının da yitirilmesi sonucu doğacaktır.
Buna göre, davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu belgelerin dosyaya kazandırılması, sigorta şirketi ile davacı veya vekili arasında yapılan yazışmalar, görüşme kayıtları davalı sigorta şirketi ve ilgili birimlerden doğrulatılarak, davacıda sigorta tazminatının ödeneceğine dair bir inancın yaratılıp yaratılmadığı, davalının ödeme konusunda alacağı zamanaşımına uğratma gayesiyle davacıyı oyalama kastı olup olmadığı ve talebi sürüncemede bırakarak ödeme yapmaktan kaçınıp kaçınmadığı konusunda yapılan araştırma yetersizdir.
Açıklanan nedenlerle yukarıdaki iddialar araştırıldıktan sonra davalı vekilinin zamanaşımı definin değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın zamanaşımına uğradığından bahisle reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Kadri Özerdoğan Gülsüm Mısır Özyurt Mehmet Erol Salim Küçük Mehmet Arı

