TASARRUFUN İPTALİ DAVALARINDA, ÜÇÜNCÜ VE DÖRDÜNCÜ KİŞİNİN SORUMLULUĞU HER BİRİNİN TAŞINMAZI ELİNDEN ÇIKARDIĞI TARİHTEKİ DEĞERLERİ İLE SINIRLIDIR.
T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/9360
Karar No : 2025/3228
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 17.11.2023
SAYISI : 2021/63 E., 2023/424 K.
Taraflar arasında görülen 6183 sayılı Yasa'dan kaynaklanan tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı Yavuz G. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlular Hamit Önder G. ve P. Dekor Malz. Tar. Peyz. San. ve Tic. Ltd. Şti. Hakkında 6183 sayılı Yasa gereğince takip yaptıklarını, kamu alacağının tahsil edilemediğini, borçlu Hamit Önder G.'ün alacağın tahsilini önlemek amacı ile dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara devrettiğini belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 02.10.2023 tarihli ve 2011/170 Esas, 2013/8849 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 11.10.2017 tarihli ve 2016/5939 Esas, 2017/170 Karar sayılı ilamı ile; "... Dava, 6183 sayılı Yasa'nın 24 devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1- 6183 sayalı Yasa'nın 25. maddesinde "iptal borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerle, bunların mirasçıları ve suiniyet sahibi diğer üçüncü şahıslara karşı istenileceği" belirtilmiştir. Buna göre davalı olarak borçlu ile birlikte lehine tasarrufta bulunan üçüncü kişi ve bunlar tarafından devir halinde diğer üçüncü kişilerin yasal hasım olmaları gerektiği açıktır. Taraf ehliyeti dava koşullarından olup mahkemece öncelikle ve resen incelenmesi gereken hususlardandır.
Somut olayda, davalı borçlu Hamit Önder G. eldeki dava açıldıktan sonra tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının davaya dahil edildiği, mirasçıların Adana 5 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/2168 Esas 2011/2171 Karar sayılı mahkeme kararı ile murisin mirasının reddettiği anlaşılmaktadır. Zorunlu hasım olan borçlunun en yakın mirasçıları mirası reddettiğinden konunun miras hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gereklidir. Bu durumda, anılan mirasın reddi kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmesi halinde mahallin Sulh Hukuk Hakimine durum bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesinin sağlanmalı, anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunmalıdır. Açıklanan nedenlerle taraf teşkili sağlanmadan kurulan hüküm isabetli görülmemiştir. Zira mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerdendir. Talep üzerine yapılabilirliği bu özelliğini ortadan kaldırmaz. (Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 27.1.1995 gün ve 1995/13145,1995/947; HGK'nun 29.1.1975 gün 1682-100 ve 3.7.2002 gün 15/572-577 sayılı kararları aynı doğrultudadır)
2- HMK'nun 167. maddesi gereğince yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için davanın her aşamasında talep halinde veya kendiliğinden ayrılmasına karar verir. Dava konusu olaydaki tasarrufların bağımsız olduğu ayrı ayrı karar vermek gerektiği, taraf ve taşınmaz sayısının fazlalığı dikkati alınarak, yargılamanın daha sağlıklı yürütülmesi için taşınmaz veya davalıların belli gruplar halinde ayrılmasına karar verilmemesi de isabetsiz bulunmuştur.. " gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamından sonra mahkemece dosya tefrik edilmiş, bu davanın konusu olarak İzmir Karabağlar 6.78 ada 1 parsel 18 nolu bağımsız bölümün borçlu Hamit tarafından 23.07.2009 tarihinde davalı Güven A.'a 'ye yapılan satış ile onun tarafından 02.02.2010 tarihinde davalı Yavuz G.'a yapılan satışın iptali olarak belirlenmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu ile üçüncü kişi Güven A. arasında yapılan satışta ivazlar arasında önemli oransızlık olduğu, davalı Yavuz G.'ın ise borçluya ait İzmir ve Niğde İllerinde pek çok taşınmazını zatın aldığı, 6183 sayılı Yasa'nın 20. madde anlamında borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı Yavuz G.'ın taşınmazları elinden çıkardığından 470.000,00 TL tazminatın alacak ile sınırlı olarak tahsilde tekerrür olmayacak şekilde davalı Yavuz G.'dan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Yavuz G. vekili temyiz dilekçesinde, müvekkilinin iyi niyetli alıcı olduğunu, borçlunun satış tarihinde tahakkuk etmiş vergi borcu olmadığını, 2009 yılından sonraki vergi borcunun zaman aşımına uğradığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dosya içeriğine ve bozma kapsamına göre 6183 sayılı Yasa'nın 24 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığından, davalı Yavuz G. vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Tasarrufun iptali davalarında, dava konusu taşınmaz üçüncü kişi tarafından bir başka kişiye satılmış daha sonra bu kişinin elinden çıkmış ve dava üçüncü kişi ve dördüncü kişi yönünden kabul edilmiş ise, bedelden hem üçüncü kişi hemde dördüncü kişi sorumlu olur. Ancak bu sorumluluk her birinin taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki değerleri ile sınırlıdır.
Somut olayda dava konusu taşınmaz 02.02.2010 tarihinde üçüncü kişi Güven A. tarafından davalı Yavuz G.'a satılmıştır. Bu tarihte taşınmazın değeri 76.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Davalı Yavuz G. taşınmazı 10.12.2018 tarihinde elinden çıkarmıştır. Taşınmazın bu tarihteki değeri ise 470.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Bu halde 470.000,00 TL nin 76.000,00 TL lık kısmından davalılar Güven A. ve Yavuz G. müteselsilen, kalan 394.000,00 TL kısmından Yavuz G.'ın sorumlu olması gerekirken bedelden sadece davalı Yavuz G.'ın sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
3. Mahkemece konusunda uzman bilirkişiden, dava konusu gayrımenkullerin davalı 3. şahıslara devredildiği tarihler itibari ile davalı Hamit Önder'in 02.02.2010 itibari ile doğmuş vergi aslı ve ferileri ile sınırlı olarak, davalılar Güven A. ve Yavuz G.'ın müteselsilen, 10.12.2018 tarihi itibari ile davalı Yavuz G.'ın tek başına sorumlu olacağı doğmuş olan vergi aslı ve ferileri belirlenerek , belirlenen miktarlarla sınırlı olarak iptal kararı ve davacı alacaklıya cebri icra yetkisi verilmesi gerekirken, borçlu şirketin vergi borcunun belirlenmesi de doğru görülmemiştir.
VII. KARAR
Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı Yavuz G. vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine (2) ve (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı Yavuz G.'a iadesine ,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Kadri Özerdoğan Ali Çolak Hüseyin Tuztaş Ömer Faruk Aydıner Mehmet Arı
TASARRUFUN İPTALİ DAVALARINDA, ÜÇÜNCÜ VE DÖRDÜNCÜ KİŞİNİN SORUMLULUĞU HER BİRİNİN TAŞINMAZI ELİNDEN ÇIKARDIĞI TARİHTEKİ DEĞERLERİ İLE SINIRLIDIR.
T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/9360
Karar No : 2025/3228
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 17.11.2023
SAYISI : 2021/63 E., 2023/424 K.
Taraflar arasında görülen 6183 sayılı Yasa'dan kaynaklanan tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı Yavuz G. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlular Hamit Önder G. ve P. Dekor Malz. Tar. Peyz. San. ve Tic. Ltd. Şti. Hakkında 6183 sayılı Yasa gereğince takip yaptıklarını, kamu alacağının tahsil edilemediğini, borçlu Hamit Önder G.'ün alacağın tahsilini önlemek amacı ile dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara devrettiğini belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 02.10.2023 tarihli ve 2011/170 Esas, 2013/8849 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 11.10.2017 tarihli ve 2016/5939 Esas, 2017/170 Karar sayılı ilamı ile; "... Dava, 6183 sayılı Yasa'nın 24 devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1- 6183 sayalı Yasa'nın 25. maddesinde "iptal borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerle, bunların mirasçıları ve suiniyet sahibi diğer üçüncü şahıslara karşı istenileceği" belirtilmiştir. Buna göre davalı olarak borçlu ile birlikte lehine tasarrufta bulunan üçüncü kişi ve bunlar tarafından devir halinde diğer üçüncü kişilerin yasal hasım olmaları gerektiği açıktır. Taraf ehliyeti dava koşullarından olup mahkemece öncelikle ve resen incelenmesi gereken hususlardandır.
Somut olayda, davalı borçlu Hamit Önder G. eldeki dava açıldıktan sonra tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının davaya dahil edildiği, mirasçıların Adana 5 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/2168 Esas 2011/2171 Karar sayılı mahkeme kararı ile murisin mirasının reddettiği anlaşılmaktadır. Zorunlu hasım olan borçlunun en yakın mirasçıları mirası reddettiğinden konunun miras hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gereklidir. Bu durumda, anılan mirasın reddi kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmesi halinde mahallin Sulh Hukuk Hakimine durum bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesinin sağlanmalı, anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunmalıdır. Açıklanan nedenlerle taraf teşkili sağlanmadan kurulan hüküm isabetli görülmemiştir. Zira mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerdendir. Talep üzerine yapılabilirliği bu özelliğini ortadan kaldırmaz. (Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 27.1.1995 gün ve 1995/13145,1995/947; HGK'nun 29.1.1975 gün 1682-100 ve 3.7.2002 gün 15/572-577 sayılı kararları aynı doğrultudadır)
2- HMK'nun 167. maddesi gereğince yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için davanın her aşamasında talep halinde veya kendiliğinden ayrılmasına karar verir. Dava konusu olaydaki tasarrufların bağımsız olduğu ayrı ayrı karar vermek gerektiği, taraf ve taşınmaz sayısının fazlalığı dikkati alınarak, yargılamanın daha sağlıklı yürütülmesi için taşınmaz veya davalıların belli gruplar halinde ayrılmasına karar verilmemesi de isabetsiz bulunmuştur.. " gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamından sonra mahkemece dosya tefrik edilmiş, bu davanın konusu olarak İzmir Karabağlar 6.78 ada 1 parsel 18 nolu bağımsız bölümün borçlu Hamit tarafından 23.07.2009 tarihinde davalı Güven A.'a 'ye yapılan satış ile onun tarafından 02.02.2010 tarihinde davalı Yavuz G.'a yapılan satışın iptali olarak belirlenmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu ile üçüncü kişi Güven A. arasında yapılan satışta ivazlar arasında önemli oransızlık olduğu, davalı Yavuz G.'ın ise borçluya ait İzmir ve Niğde İllerinde pek çok taşınmazını zatın aldığı, 6183 sayılı Yasa'nın 20. madde anlamında borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı Yavuz G.'ın taşınmazları elinden çıkardığından 470.000,00 TL tazminatın alacak ile sınırlı olarak tahsilde tekerrür olmayacak şekilde davalı Yavuz G.'dan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Yavuz G. vekili temyiz dilekçesinde, müvekkilinin iyi niyetli alıcı olduğunu, borçlunun satış tarihinde tahakkuk etmiş vergi borcu olmadığını, 2009 yılından sonraki vergi borcunun zaman aşımına uğradığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dosya içeriğine ve bozma kapsamına göre 6183 sayılı Yasa'nın 24 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığından, davalı Yavuz G. vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Tasarrufun iptali davalarında, dava konusu taşınmaz üçüncü kişi tarafından bir başka kişiye satılmış daha sonra bu kişinin elinden çıkmış ve dava üçüncü kişi ve dördüncü kişi yönünden kabul edilmiş ise, bedelden hem üçüncü kişi hemde dördüncü kişi sorumlu olur. Ancak bu sorumluluk her birinin taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki değerleri ile sınırlıdır.
Somut olayda dava konusu taşınmaz 02.02.2010 tarihinde üçüncü kişi Güven A. tarafından davalı Yavuz G.'a satılmıştır. Bu tarihte taşınmazın değeri 76.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Davalı Yavuz G. taşınmazı 10.12.2018 tarihinde elinden çıkarmıştır. Taşınmazın bu tarihteki değeri ise 470.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Bu halde 470.000,00 TL nin 76.000,00 TL lık kısmından davalılar Güven A. ve Yavuz G. müteselsilen, kalan 394.000,00 TL kısmından Yavuz G.'ın sorumlu olması gerekirken bedelden sadece davalı Yavuz G.'ın sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
3. Mahkemece konusunda uzman bilirkişiden, dava konusu gayrımenkullerin davalı 3. şahıslara devredildiği tarihler itibari ile davalı Hamit Önder'in 02.02.2010 itibari ile doğmuş vergi aslı ve ferileri ile sınırlı olarak, davalılar Güven A. ve Yavuz G.'ın müteselsilen, 10.12.2018 tarihi itibari ile davalı Yavuz G.'ın tek başına sorumlu olacağı doğmuş olan vergi aslı ve ferileri belirlenerek , belirlenen miktarlarla sınırlı olarak iptal kararı ve davacı alacaklıya cebri icra yetkisi verilmesi gerekirken, borçlu şirketin vergi borcunun belirlenmesi de doğru görülmemiştir.
VII. KARAR
Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı Yavuz G. vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine (2) ve (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı Yavuz G.'a iadesine ,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Kadri Özerdoğan Ali Çolak Hüseyin Tuztaş Ömer Faruk Aydıner Mehmet Arı

