TAŞINIR TAŞINMAZ YÖNÜNDEN AYRIM YAPILMAK SURETİYLE ANILI VASİYETNAMENİN TÜRKİYE'DE BULUNAN TAŞINMAZLAR YÖNÜNDEN İPTALİNE KARAR VERİLMESİ DOĞRU GÖRÜLMEMİŞTİR.
T.C.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/3614
Karar No : 2024/5897
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 10.02.2022
SAYISI : 2020/1280 E., 2022/248 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Serap Ö. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; mirasbırakan Mustafa Nuri A.'un 05.03.2011 tarihinde Amerika Birleşik Devletlerinin Pensilvanya Eyaletinde öldüğü, mirasbırakanın 18.02.2011 tarihinde resmî yazılı şekilde vasiyetname düzenlediğini, daha sonra ise bu vasiyetnameyi değiştiren 20.02.2011 tarihli ikinci bir el yazılı vasiyetname düzenlendiğini, el yazılı vasiyetname ile davalı Serap Ö.'nün vasiyeti tenfiz memuru olarak atandığını, müvekkilinin davaya konu vasiyetnamelerden İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1655 Esas sayılı dosyası ile haberdar olduğunu, mirasbırakan tarafından düzenlendiği iddia edilen el yazılı vasiyetnamenin mirasbırakanın kendi el yazısı ile yazılmadığı ve yapıldığı yer hukukuna uygun olarak da düzenlenmediğinden geçersiz olduğunu, 20.02.2011 tarihli vasiyetnamedeki imzanın mirasbırakanın 10.12.1986 tarihli kendi elinden sadır olan mektuptaki imzası ve 18.02.2011 tarihli resmi vasiyetnamedeki imzası ile hiçbir şekilde benzer olmadığını, 18.02.2011 tarihinde düzenlenen vasiyetnamedeki iki tanığın ise davalı Serap Ö.'nün akrabası olduğunu, tanıklıklarının geçerli olmadığını, yasal şekil şartlarının yerine gelmediğini, 18.02.2011 tarihli vasiyetname ile Türkiye'deki diğer malları için kim lehine vasiyet yapıldığının belirli olmadığını, bu yönüyle de vasiyetnamenin geçersiz olduğunu, vasiyetnamenin ölümüne çok yakın olarak düzenlenmiş olması nedeniyle murisin akli melekelerinin de araştırılması gerektiğini ileri sürerek 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetname ile 18.02.2011 tarihli resmi şekilde düzenlenen vasiyetnamelerin iptalini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Ayşe İlknur Ç. vekili cevap dilekçesinde; mirasbırakanın 18.02.2011 tarihinde Amerika Birleşik Devletlerinin Pensilvanya Eyaletinde yerel mevzuata uygun bir resmî vasiyetname düzenlediğini, ölüme bağlı tasarrufların tasarrufun yapıldığı yer hukukunun şekil şartlarına tâbi olduğunu, 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetnamenin önceki vasiyetnameyi ortadan kaldıran bir niteliğe sahip olmadığını ve ek bir vasiyetname olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Serap Ö. vekili cevap dilekçesinde; mirasbırakaın söz konusu iki vasiyetnameyi usul kurallarına uygun olarak düzenlediğini, 20.02.2011 tarihli vasiyetnamenin baştan sona kadar mirasbırakan tarafından el yazısı ile yazıldığını ve imzalandığını, mirasbırakanın vasiyetnameyi düzenlendiği tarihte sağlık durumunun yerinde olduğunu, bu durumun Amerika Birleşik Devletlerinde alınmış resmi ve Apostille şerhli 20.02.2011 tarihli doktor raporu ile sabit olduğunu, müvekkilinin 18.02.2011 tarihli vasiyetname ile iki vasiyetnameyi de kapsayacak şekilde vasiyeti tenfiz memuru olarak atandığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1. Tüm dosya kapsamına göre Adli Tıp Kurumu ve Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen raporlarda 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetnamedeki imza ve yazıların mirasbırakanın eli ürünü olmadığının tespit edilmesi nedeniyle 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetnamenin iptaline,
2. 18.02.2011 tarihli resmî vasiyetnamenin ise Pensilvanya hukukunun yerel mevzuatına uygun olarak yapıldığı ve geçerli olduğu, ancak doktrinde savunulduğu ve Yargıtay kararlarında 5 Ekim 1961 tarihinde Lahey'de düzenlenen Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusunda Sözleşmenin 1.maddesinde de belirtildiği üzere taşınmazlar söz konusu olduğu takdirde bu malların bulundukları yer iç hukukuna uygunsa vasiyetname geçerli olabileceği, mirasbırakanın 18.02.2011 tarihli vasiyetnamesinin Türkiye'de bulunan gayrimenkullere ilişkin kısmının şekil bakımından geçerliliğinin Türk Medeni Kanunu'nun 532 ve devamı maddelerine uygun olması gerektiğini, vasiyetnamede içeriğinde vasiyetname tanıkları olan Justin M. ile Brien M.'nın nüfus kayıtlarına göre Serap Ö. (M.)'nın çocukları olduğu anlaşıldığı, Serap Ö. (M.)'nın vasiyetname ile lehine kazandırmada bulunulması nedeniyle Türk Medeni Kanunu'nun 536. maddesi kapsamında vasiyetnamede düzenlemeye katılma yasağı kapsamında kaldıkları, dolayısıyla taşınmazlar söz konusu olduğu takdirde bu malların bulundukları yer iç hukukuna uygunsa vasiyetnamenin geçerli olması mümkün olabileceğinden 18.02.2011 tarihli resmi şekilde düzenlenen vasiyetnamenin Türkiye'de bulunan gayrimenkullere ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Serap Ö. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında el yazılı vasiyetnamenin birbirini teyit eden Adli Tıp Kurulu ve Jandarma Kriminal Raporları ile mirasbırakanın eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, resmî vasiyetnamenin düzenlendiği yer hukukuna uygun olarak tanzim edildiği, ancak yerleşik Yargıtay uygulamaları ve 5 Ekim 1961 tarihili Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki Lahey Sözleşmesine göre Türkiye'de bulunan taşınmaz mallar hakkında Türk hukuku uygulanacağını, vasiyetname tanıklarının, lehine kazandırma yapılan mirasçı davalının altsoyu olmakla düzenlemeye katılma yasağı gereğince ölüme bağlı tasarrufla yapılan lehine kazandırmanın iptalinin gerektiği, istinaf edenin sıfatı ve istinaf sebepleriyle bağlı kalınarak yapılan inceleme sonucunda yerel Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı Serap Ö. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Serap Ö. vekili; 20.02.2011 tarihli vasiyetnamenin baştan sona kadar mirasbırakan tarafından düzenlendiğini, bahsi geçen vasiyetnamedeki tanıkların imzanın mirasbırakana ait olduğuna dair bir yemin formu düzenleyerek bu formu notere onaylattırdıklarını, bu belgelerin de dosyaya sunulduğunu, müvekkilinin imza taklit etmiş olmasının mümkün olmadığını, yargılama sırasında yapılan teknik incelemelerin imzanın mirasbırakana ait olup olmadığını ispata yeterli olmadığını, kaldı ki vasiyetnamenin mirasbırakan tarafından daha sonra noterde imzalamış olması nedeniyle vasiyetnamenin geçerli hâle de geleceğini, 18.02.2011 tarihli vasiyetname açısından ise Mahkemece taşınır, taşınmaz ayrımı yapılmaksızın vasiyetnamenin düzenlendiği yer millî hukukuna uygun olmasının yeterli olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.
1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 7.maddesinde;
"Hukuki işlemler, yapıldıkları ülke hukukunun veya o hukuki işlemin esası hakkında yetkili olan maddi hukuk hükümlerinin öngördüğü şekle uygun olarak yapılabilir. 20. maddenin 1. fıkrasında "Miras ölenin milli hukukuna tabidir. Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. 4. fıkrasında ise; Ölüme bağlı tasarrufun şekline 7. madde hükmü uygulanır. Ölenin milli hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
2. Ölüme bağlı tasarruflarda şekil konusu menkul miras, gayrimenkul miras ayrımı yapılmadan düzenlenmiştir. (Nomer/Şanlı Devletler Hususi Hukuku, s.288). Bu kapsamda 5718 sayılı MÖHUK 20/4.maddesine göre, ölüme bağlı tasarrufun şekli, tasarrufun yapıldığı yer hukukuna veya işlemin esasına uygulanan hukuka veya ölenin milli hukukuna tabidir. Bu üç seçimli şekil kuralından amaç, ölenin son arzularının sonucu olan işlemin geçerliliğini sağlamaktır. Bu kural gereğince bir Türk vatandaşı yabancı ülkede yapıldığı yer hukukuna ya da Türk Hukukuna uygun bir vasiyetname yapabilir. (Bkz. Milletler Arası Özel Hukuk Aysel Çelikel s.294)
3. Vasiyetnamelerin geçerliliğini sağlamak amacı ile "Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesine Türkiye'de 1983 yılında taraf olmuştur. Anılı sözleşmenin 1. maddesi şöyledir;
"Bir vasiyet tasarrufu şekil yönünden aşağıdaki şartlarla geçerlidir;
a) vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı yer iç hukukuna uygunsa, veya
b) vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı anda veya ölümü anında vatandaşı bulunduğu Devletin iç hukukuna uygunsa, veya
c) vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı veya ölümü anında ikametgahının bulunduğu yer iç hukukuna uygunsa, veya
d) vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı veya ölümü anında mutat meskeninin bulunduğu yer iç hukukuna uygunsa,veya
e) taşınmazlar söz konusu olduğu takdirde, bu malların bulundukları yer iç hukukuna uygunsa.
Bu Sözleşmenin amaçları bakımından, uygulanacak hukuku, milli hukuk birleştirilmemiş bir sistemden oluşmuşsa, bu sistemde yürürlükte olan kurallar; böyle kuralların bulunmaması halinde ise vasiyetçinin bu sistemi oluşturan mevzuattan biri ile olan en sıkı ilişkisi tayin eder."
4. Bir vasiyetnamenin, Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesi'nin 1. maddesinde sayılan kanunlar ihtilafı kurallarının yetkili kıldığı ülke hukuklarından herhangi birisine göre şekli olarak geçerli sayıldığı takdirde, bütün akit devletlerde de şeklen geçerli olacaktır. (Şanlı/Esen/Ataman-Figenmeşe, Milletlerarası Özel Hukuk, 8. Bası, s. 253)
5. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda; uyuşmazlık konusu; iptali istenen Amerika Birleşik Devletleri Pensilvanya Eyaletinde düzenlenen 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetnamesi ile 18.02.2011 tarihli resmî vasiyetnamelerin şekli geçerliliği açısından hangi ülke hukukunun uygulanacağı, bu belirlemeye göre de davaya konu vasiyetnamelerin geçerli olup olmadığı, iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Yabancı unsurlu vasiyetnamelerin şekil şartına uygun düzenlenip düzenlenmediği Türkiye'nin de taraf olduğu Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesi'ne göre belirlenir. 1986 tarihli miras hukukuna ilişkin Lahey toplantısında yabancı unsurlu miras uyuşmazlıklarını doğuran ülkeler arasındaki göçmen hareketliliği, farklı vatandaşlıklara sahip kişilerin evliliği gibi sosyal sebeplerin bulunduğu ortaya konulmuş, bu nedenle Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesi'nin 1. maddesinde birden fazla bağlama kuralı düzenlenerek vasiyetnamelerin ayakta tutulması ve akit devletler arasındaki yeksanaklığın sağlanması amaçlanmıştır. Böylelikle yabancı unsurlu vasiyetnamelerin, sözleşmenin 1. maddesinde sayılan bağlama kurallarından birine uygun olarak düzenlenmesi halinde vasiyetname şeklen geçerli olduğu kabul edilecektir. Bu bakımdan sözleşmenin 1. maddesinin e bendinde, taşınmazlar söz konusu olduğu takdirde taşınmazların bulunduğu yer hukukunun münhasıran uygulanması gerektiği yorumu 1. maddenin lafzına uygun düşmeyeceği gibi sözleşmenin amacına da aykırı bir tutum olacaktır. Bu durumda Mahkemece dava konusu sözleşmelerin şekli geçerliliği yönünden taşınır taşınmaz ayrımı yapmaksızın vasiyetnamenin ayakta tutulması (favor testamenti) amacıyla vasiyetnamelerin 1. maddesinde sayılan kanunlar ihtilafı kurallarına şeklen geçerli olan ülke hukukuna uygun düzenlenmesi halinde sözleşmenin şeklen geçerli olduğunun kabul edilmesi gerekir.
Türk vatandaşı mirasbırakanın Pensilvanya'da düzenlediği dava konusu vasiyetnameler yönünden; 06.11.2018 tarihinde T.C. Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürlüğünce dosya kapsamına tercümesi sunulan Amerika Birleşik Devletleri Pensilvanya Eyaleti'nin miras hukukuna ilişkin yerel mevzuatında vasiyetname şartları olarak, vasiyetçinin en az 18 yaşında olması, zihinsel engelinin bulunmaması yetkinlik şartı olarak sayılmış, vasiyeti vasiyetçinin iki tanığın huzurunda kendi isteği ile beyan etmesi ve tanıkların vasiyetnameyi şahit olarak imzalaması şekil şartları açısından yeterli görülmüş, sözlü vasiyetnameler veya el yazısıyla yazılan ancak tanıklar tarafından imzalanmayan vasiyetnamelerin ise şekli anlamda geçersiz kabul edilmiştir. Amerika Birleşik Devletleri ise Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesi'ne 24 Aralık 1980 tarihinde taraf olmuştur. Bu bakımdan 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetname yönünden alınan Adli Tıp Kurumu ve Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen raporlarda 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetnamedeki imza ve yazıların mirasbırakanın eli ürünü olmadığının tespit edilmesi nedeniyle el yazılı vasiyetnamenin hem vasiyetnamenin düzenlendiği yer hukuku olan Pensilvanya Hukuku hem de taşınmazların bulunduğu yer hukuku olan Türk Hukuku'na göre şekli anlamda geçerli olmadığından, 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi yerinde görülmüştür.
Diğer yandan iptali istenen 18.02.2011 tarihli resmî vasiyetnamelerin şekli geçerliliği yönünden yapılan incelemede ise, vasiyetnamenin Pensilvanya hukukuna uygun olarak düzenlendiği ve o ülke hukukuna göre geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Vasiyetnamede Türkiye'de bulunan taşınmazlar yönünden Türk hukukunun uygulanması hâlinde ise vasiyetnamenin Türk Medeni Kanunu'nun 532 ve devamı maddelerine uygun olarak düzenlenmediği görülmektedir. Ancak, Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesi'nin 1. maddesinde birden fazla bağlama kuralı düzenlenmesi ve vasiyetnamenin maddede sayılan bağlama kurallarından herhangi birine uygun düzenlenmesi halinde favor testamanti gereği geçerli sayılacaktır. Bu nedenle, 18.02.2011 tarihli resmî vasiyetnamenin şekli geçerliliğine ilişkin kanunlar ihtilafında vasiyetnamenin düzenlendiği yer hukuku olan Pensilvanya hukukuna göre şeklen geçerli olması nedeniyle Pensilvanya hukukuna göre uygun olarak yapılan 18.02.2011 tarihli resmi vasiyetname hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle taşınır taşınmaz yönünden ayrım yapılmak suretiyle anılı vasiyetnamenin Türkiye'de bulunan taşınmazlar yönünden iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.12.2024 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Hikmet Onat Gülfem Saygılı Ramazan Ülger Bayram Şen Necmi Apaydın
TAŞINIR TAŞINMAZ YÖNÜNDEN AYRIM YAPILMAK SURETİYLE ANILI VASİYETNAMENİN TÜRKİYE'DE BULUNAN TAŞINMAZLAR YÖNÜNDEN İPTALİNE KARAR VERİLMESİ DOĞRU GÖRÜLMEMİŞTİR.
T.C.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/3614
Karar No : 2024/5897
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 10.02.2022
SAYISI : 2020/1280 E., 2022/248 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Serap Ö. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; mirasbırakan Mustafa Nuri A.'un 05.03.2011 tarihinde Amerika Birleşik Devletlerinin Pensilvanya Eyaletinde öldüğü, mirasbırakanın 18.02.2011 tarihinde resmî yazılı şekilde vasiyetname düzenlediğini, daha sonra ise bu vasiyetnameyi değiştiren 20.02.2011 tarihli ikinci bir el yazılı vasiyetname düzenlendiğini, el yazılı vasiyetname ile davalı Serap Ö.'nün vasiyeti tenfiz memuru olarak atandığını, müvekkilinin davaya konu vasiyetnamelerden İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1655 Esas sayılı dosyası ile haberdar olduğunu, mirasbırakan tarafından düzenlendiği iddia edilen el yazılı vasiyetnamenin mirasbırakanın kendi el yazısı ile yazılmadığı ve yapıldığı yer hukukuna uygun olarak da düzenlenmediğinden geçersiz olduğunu, 20.02.2011 tarihli vasiyetnamedeki imzanın mirasbırakanın 10.12.1986 tarihli kendi elinden sadır olan mektuptaki imzası ve 18.02.2011 tarihli resmi vasiyetnamedeki imzası ile hiçbir şekilde benzer olmadığını, 18.02.2011 tarihinde düzenlenen vasiyetnamedeki iki tanığın ise davalı Serap Ö.'nün akrabası olduğunu, tanıklıklarının geçerli olmadığını, yasal şekil şartlarının yerine gelmediğini, 18.02.2011 tarihli vasiyetname ile Türkiye'deki diğer malları için kim lehine vasiyet yapıldığının belirli olmadığını, bu yönüyle de vasiyetnamenin geçersiz olduğunu, vasiyetnamenin ölümüne çok yakın olarak düzenlenmiş olması nedeniyle murisin akli melekelerinin de araştırılması gerektiğini ileri sürerek 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetname ile 18.02.2011 tarihli resmi şekilde düzenlenen vasiyetnamelerin iptalini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Ayşe İlknur Ç. vekili cevap dilekçesinde; mirasbırakanın 18.02.2011 tarihinde Amerika Birleşik Devletlerinin Pensilvanya Eyaletinde yerel mevzuata uygun bir resmî vasiyetname düzenlediğini, ölüme bağlı tasarrufların tasarrufun yapıldığı yer hukukunun şekil şartlarına tâbi olduğunu, 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetnamenin önceki vasiyetnameyi ortadan kaldıran bir niteliğe sahip olmadığını ve ek bir vasiyetname olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Serap Ö. vekili cevap dilekçesinde; mirasbırakaın söz konusu iki vasiyetnameyi usul kurallarına uygun olarak düzenlediğini, 20.02.2011 tarihli vasiyetnamenin baştan sona kadar mirasbırakan tarafından el yazısı ile yazıldığını ve imzalandığını, mirasbırakanın vasiyetnameyi düzenlendiği tarihte sağlık durumunun yerinde olduğunu, bu durumun Amerika Birleşik Devletlerinde alınmış resmi ve Apostille şerhli 20.02.2011 tarihli doktor raporu ile sabit olduğunu, müvekkilinin 18.02.2011 tarihli vasiyetname ile iki vasiyetnameyi de kapsayacak şekilde vasiyeti tenfiz memuru olarak atandığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1. Tüm dosya kapsamına göre Adli Tıp Kurumu ve Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen raporlarda 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetnamedeki imza ve yazıların mirasbırakanın eli ürünü olmadığının tespit edilmesi nedeniyle 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetnamenin iptaline,
2. 18.02.2011 tarihli resmî vasiyetnamenin ise Pensilvanya hukukunun yerel mevzuatına uygun olarak yapıldığı ve geçerli olduğu, ancak doktrinde savunulduğu ve Yargıtay kararlarında 5 Ekim 1961 tarihinde Lahey'de düzenlenen Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusunda Sözleşmenin 1.maddesinde de belirtildiği üzere taşınmazlar söz konusu olduğu takdirde bu malların bulundukları yer iç hukukuna uygunsa vasiyetname geçerli olabileceği, mirasbırakanın 18.02.2011 tarihli vasiyetnamesinin Türkiye'de bulunan gayrimenkullere ilişkin kısmının şekil bakımından geçerliliğinin Türk Medeni Kanunu'nun 532 ve devamı maddelerine uygun olması gerektiğini, vasiyetnamede içeriğinde vasiyetname tanıkları olan Justin M. ile Brien M.'nın nüfus kayıtlarına göre Serap Ö. (M.)'nın çocukları olduğu anlaşıldığı, Serap Ö. (M.)'nın vasiyetname ile lehine kazandırmada bulunulması nedeniyle Türk Medeni Kanunu'nun 536. maddesi kapsamında vasiyetnamede düzenlemeye katılma yasağı kapsamında kaldıkları, dolayısıyla taşınmazlar söz konusu olduğu takdirde bu malların bulundukları yer iç hukukuna uygunsa vasiyetnamenin geçerli olması mümkün olabileceğinden 18.02.2011 tarihli resmi şekilde düzenlenen vasiyetnamenin Türkiye'de bulunan gayrimenkullere ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Serap Ö. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında el yazılı vasiyetnamenin birbirini teyit eden Adli Tıp Kurulu ve Jandarma Kriminal Raporları ile mirasbırakanın eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, resmî vasiyetnamenin düzenlendiği yer hukukuna uygun olarak tanzim edildiği, ancak yerleşik Yargıtay uygulamaları ve 5 Ekim 1961 tarihili Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki Lahey Sözleşmesine göre Türkiye'de bulunan taşınmaz mallar hakkında Türk hukuku uygulanacağını, vasiyetname tanıklarının, lehine kazandırma yapılan mirasçı davalının altsoyu olmakla düzenlemeye katılma yasağı gereğince ölüme bağlı tasarrufla yapılan lehine kazandırmanın iptalinin gerektiği, istinaf edenin sıfatı ve istinaf sebepleriyle bağlı kalınarak yapılan inceleme sonucunda yerel Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı Serap Ö. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Serap Ö. vekili; 20.02.2011 tarihli vasiyetnamenin baştan sona kadar mirasbırakan tarafından düzenlendiğini, bahsi geçen vasiyetnamedeki tanıkların imzanın mirasbırakana ait olduğuna dair bir yemin formu düzenleyerek bu formu notere onaylattırdıklarını, bu belgelerin de dosyaya sunulduğunu, müvekkilinin imza taklit etmiş olmasının mümkün olmadığını, yargılama sırasında yapılan teknik incelemelerin imzanın mirasbırakana ait olup olmadığını ispata yeterli olmadığını, kaldı ki vasiyetnamenin mirasbırakan tarafından daha sonra noterde imzalamış olması nedeniyle vasiyetnamenin geçerli hâle de geleceğini, 18.02.2011 tarihli vasiyetname açısından ise Mahkemece taşınır, taşınmaz ayrımı yapılmaksızın vasiyetnamenin düzenlendiği yer millî hukukuna uygun olmasının yeterli olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.
1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 7.maddesinde;
"Hukuki işlemler, yapıldıkları ülke hukukunun veya o hukuki işlemin esası hakkında yetkili olan maddi hukuk hükümlerinin öngördüğü şekle uygun olarak yapılabilir. 20. maddenin 1. fıkrasında "Miras ölenin milli hukukuna tabidir. Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. 4. fıkrasında ise; Ölüme bağlı tasarrufun şekline 7. madde hükmü uygulanır. Ölenin milli hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
2. Ölüme bağlı tasarruflarda şekil konusu menkul miras, gayrimenkul miras ayrımı yapılmadan düzenlenmiştir. (Nomer/Şanlı Devletler Hususi Hukuku, s.288). Bu kapsamda 5718 sayılı MÖHUK 20/4.maddesine göre, ölüme bağlı tasarrufun şekli, tasarrufun yapıldığı yer hukukuna veya işlemin esasına uygulanan hukuka veya ölenin milli hukukuna tabidir. Bu üç seçimli şekil kuralından amaç, ölenin son arzularının sonucu olan işlemin geçerliliğini sağlamaktır. Bu kural gereğince bir Türk vatandaşı yabancı ülkede yapıldığı yer hukukuna ya da Türk Hukukuna uygun bir vasiyetname yapabilir. (Bkz. Milletler Arası Özel Hukuk Aysel Çelikel s.294)
3. Vasiyetnamelerin geçerliliğini sağlamak amacı ile "Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesine Türkiye'de 1983 yılında taraf olmuştur. Anılı sözleşmenin 1. maddesi şöyledir;
"Bir vasiyet tasarrufu şekil yönünden aşağıdaki şartlarla geçerlidir;
a) vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı yer iç hukukuna uygunsa, veya
b) vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı anda veya ölümü anında vatandaşı bulunduğu Devletin iç hukukuna uygunsa, veya
c) vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı veya ölümü anında ikametgahının bulunduğu yer iç hukukuna uygunsa, veya
d) vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı veya ölümü anında mutat meskeninin bulunduğu yer iç hukukuna uygunsa,veya
e) taşınmazlar söz konusu olduğu takdirde, bu malların bulundukları yer iç hukukuna uygunsa.
Bu Sözleşmenin amaçları bakımından, uygulanacak hukuku, milli hukuk birleştirilmemiş bir sistemden oluşmuşsa, bu sistemde yürürlükte olan kurallar; böyle kuralların bulunmaması halinde ise vasiyetçinin bu sistemi oluşturan mevzuattan biri ile olan en sıkı ilişkisi tayin eder."
4. Bir vasiyetnamenin, Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesi'nin 1. maddesinde sayılan kanunlar ihtilafı kurallarının yetkili kıldığı ülke hukuklarından herhangi birisine göre şekli olarak geçerli sayıldığı takdirde, bütün akit devletlerde de şeklen geçerli olacaktır. (Şanlı/Esen/Ataman-Figenmeşe, Milletlerarası Özel Hukuk, 8. Bası, s. 253)
5. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda; uyuşmazlık konusu; iptali istenen Amerika Birleşik Devletleri Pensilvanya Eyaletinde düzenlenen 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetnamesi ile 18.02.2011 tarihli resmî vasiyetnamelerin şekli geçerliliği açısından hangi ülke hukukunun uygulanacağı, bu belirlemeye göre de davaya konu vasiyetnamelerin geçerli olup olmadığı, iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Yabancı unsurlu vasiyetnamelerin şekil şartına uygun düzenlenip düzenlenmediği Türkiye'nin de taraf olduğu Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesi'ne göre belirlenir. 1986 tarihli miras hukukuna ilişkin Lahey toplantısında yabancı unsurlu miras uyuşmazlıklarını doğuran ülkeler arasındaki göçmen hareketliliği, farklı vatandaşlıklara sahip kişilerin evliliği gibi sosyal sebeplerin bulunduğu ortaya konulmuş, bu nedenle Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesi'nin 1. maddesinde birden fazla bağlama kuralı düzenlenerek vasiyetnamelerin ayakta tutulması ve akit devletler arasındaki yeksanaklığın sağlanması amaçlanmıştır. Böylelikle yabancı unsurlu vasiyetnamelerin, sözleşmenin 1. maddesinde sayılan bağlama kurallarından birine uygun olarak düzenlenmesi halinde vasiyetname şeklen geçerli olduğu kabul edilecektir. Bu bakımdan sözleşmenin 1. maddesinin e bendinde, taşınmazlar söz konusu olduğu takdirde taşınmazların bulunduğu yer hukukunun münhasıran uygulanması gerektiği yorumu 1. maddenin lafzına uygun düşmeyeceği gibi sözleşmenin amacına da aykırı bir tutum olacaktır. Bu durumda Mahkemece dava konusu sözleşmelerin şekli geçerliliği yönünden taşınır taşınmaz ayrımı yapmaksızın vasiyetnamenin ayakta tutulması (favor testamenti) amacıyla vasiyetnamelerin 1. maddesinde sayılan kanunlar ihtilafı kurallarına şeklen geçerli olan ülke hukukuna uygun düzenlenmesi halinde sözleşmenin şeklen geçerli olduğunun kabul edilmesi gerekir.
Türk vatandaşı mirasbırakanın Pensilvanya'da düzenlediği dava konusu vasiyetnameler yönünden; 06.11.2018 tarihinde T.C. Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürlüğünce dosya kapsamına tercümesi sunulan Amerika Birleşik Devletleri Pensilvanya Eyaleti'nin miras hukukuna ilişkin yerel mevzuatında vasiyetname şartları olarak, vasiyetçinin en az 18 yaşında olması, zihinsel engelinin bulunmaması yetkinlik şartı olarak sayılmış, vasiyeti vasiyetçinin iki tanığın huzurunda kendi isteği ile beyan etmesi ve tanıkların vasiyetnameyi şahit olarak imzalaması şekil şartları açısından yeterli görülmüş, sözlü vasiyetnameler veya el yazısıyla yazılan ancak tanıklar tarafından imzalanmayan vasiyetnamelerin ise şekli anlamda geçersiz kabul edilmiştir. Amerika Birleşik Devletleri ise Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesi'ne 24 Aralık 1980 tarihinde taraf olmuştur. Bu bakımdan 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetname yönünden alınan Adli Tıp Kurumu ve Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen raporlarda 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetnamedeki imza ve yazıların mirasbırakanın eli ürünü olmadığının tespit edilmesi nedeniyle el yazılı vasiyetnamenin hem vasiyetnamenin düzenlendiği yer hukuku olan Pensilvanya Hukuku hem de taşınmazların bulunduğu yer hukuku olan Türk Hukuku'na göre şekli anlamda geçerli olmadığından, 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi yerinde görülmüştür.
Diğer yandan iptali istenen 18.02.2011 tarihli resmî vasiyetnamelerin şekli geçerliliği yönünden yapılan incelemede ise, vasiyetnamenin Pensilvanya hukukuna uygun olarak düzenlendiği ve o ülke hukukuna göre geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Vasiyetnamede Türkiye'de bulunan taşınmazlar yönünden Türk hukukunun uygulanması hâlinde ise vasiyetnamenin Türk Medeni Kanunu'nun 532 ve devamı maddelerine uygun olarak düzenlenmediği görülmektedir. Ancak, Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesi'nin 1. maddesinde birden fazla bağlama kuralı düzenlenmesi ve vasiyetnamenin maddede sayılan bağlama kurallarından herhangi birine uygun düzenlenmesi halinde favor testamanti gereği geçerli sayılacaktır. Bu nedenle, 18.02.2011 tarihli resmî vasiyetnamenin şekli geçerliliğine ilişkin kanunlar ihtilafında vasiyetnamenin düzenlendiği yer hukuku olan Pensilvanya hukukuna göre şeklen geçerli olması nedeniyle Pensilvanya hukukuna göre uygun olarak yapılan 18.02.2011 tarihli resmi vasiyetname hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle taşınır taşınmaz yönünden ayrım yapılmak suretiyle anılı vasiyetnamenin Türkiye'de bulunan taşınmazlar yönünden iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.12.2024 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Hikmet Onat Gülfem Saygılı Ramazan Ülger Bayram Şen Necmi Apaydın

