TAŞINMAZ BİR YARGI KARARI VEYA İCRA MARİFETİYLE TAHLİYE EDİLMEDİĞİNDEN TAZMİNAT HAKKI DOĞMAMIŞTIR.
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
BAŞKANLIĞI
ESAS NO : 2018/5894
KARAR NO : 2019/6781
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15. HUKUK DAİRESİ
TARİHİ : 11/07/2018
NUMARASI : 2018/447 - 2018/1617
DAVACI : C.E. VEK. AV. O.U.
DAVALI : A.N.Ö. VEK. AV. M.Ö.
İLK DERECE
MAHKEMESİ : KONYA 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/11/2017
NUMARASI : 2016/351 - 2017/1802
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulüne yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine; daha önceden belirlenen, 17/09/2019 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; davacı vekili Av. O.U. ile davalı vekili Av. Z.A. geldiler. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı ile yapılan 01.11.2005 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesi ile taşınmazı kiraladığını, 10 yıllık kira bedeli olan toplam 72.000 TL'nin peşin ödendiğini, davalıdan mesken olarak teslim aldığı taşınmazı ciddi şekilde masraf yaparak iş yerine dönüştürdüğünü, sonrasında, taşınmazı 01.12.2005 başlangıç tarihli sözleşme ile 5 yıllığına dava dışı G. Sigorta A.Ş'ye iş yeri olarak alt kiraya verdiğini; davalının, sözleşmeye aykırı olarak taşınmazı 2010 yılının Eylül ayında üçüncü bir kişiye sattığını; yıllık kira artışları dikkate alındığında alt kira kontratında yazılı bulunan artış oranı doğrultusunda 2011 yılına tekabül eden yıllık kira bedelinin 19.645 TL olduğunu, 2012-2013 -2014 ve 2015 yıllarına ait kira gelirinden mahrum kalınan toplam 5 yıla isabet eden kaybının en az 98.225 TL olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 98.225TL tazminatın öncelikle davalının taşınmazı haksız yere sattığı 2010 yılı Eylül ayından itibaren, olmaz ise konuya ilişkin olarak önceden ikame ettikleri karşı dava tarihi olan 08.11.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, müvekkiline ait taşınmazın davacıya verdiği sözlü yetki ile kiraya verildiğini, kira sözleşmesinin 01.12.2005 tarihinde başladığını, davacının, kira akdinin kurulduğu tarihten azledildiği 08.01.2010 tarihine kadar tahakkuk etmiş tüm kira bedellerini aldığını, müvekkiline ödenmesi gereken 5 yıllık kira bedellerinin tüm ihtarlara karşı verilmemesi üzerine Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/4.0 Esas sayılı davasının açıldığını; 01.11.2005 tarihli kira sözleşmesinin boş olarak imzalandığını, kira sözleşmesinin daha sonra davacı tarafından doldurulduğunu, kira sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olduğunu; ancak, kira sözleşmesinde daktilo ile yazılan yerlerin daha sonra doldurulduğunu; yine, mecurun 2005 yılındaki rayiç değerinin 70.000 TL olduğunu, dolayısıyla 72.000 TL kira bedelinin peşin ödenilerek mecurun kiralanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, olayın müvekkiline açığa imza attırılması ve bu imzanın kötüye kullanılmasından kaynaklandığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile 98.225 TL maddi zararın dava tarihinden 27.523,91 TL zararın ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak 98.225TL maddi zararın 08.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 6098 sayılı TBK'nun 310. maddesinde ''Sözleşmenin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur '' düzenlemesi mevcuttur.
TBK m. 355/1'e göre kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında, haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz ve TBK m. 355/3'e göre kiraya veren, bu hükümlere aykırı davrandığı takdirde, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür.
Somut olayda; Dava konusu taşınmaz davacı ile davalı arasında 01.11.2005 tarihinden başlayarak 10 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiralanmış, kiralananın satılmasıyla dava dışı yeni malik TBK'nun 310. maddesi gereğince kira sözleşmesinin tarafı haline gelmiştir. Taşınmazın satılması kira sözleşmesinin fesh edilmesi ve tahliye edilmesini gerektirmez. Kaldı ki; Dava dışı yeni maliğin, gereksinim amacıyla bir tahliye davası açmadığı anlaşılmakta olup, davacı kiracı, taşınmazı bir yargı kararı veya icra marifetiyle tahliye etmemiştir. Bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 355. maddesi uyarınca tazminat koşulları oluşmamıştır. O halde, mahkemece; davacının peşin ödediği kira bedelinden, sözleşmenin feshi tarihinden sözleşme süresi sonuna kadar olan kısmın iadesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Davalının faiz başlangıç tarihine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde, Yargıtay, hükmü temyiz edenin aleyhine bozamaz. (Aleyhe bozma yasağı). Bundan başka, taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde, Yargıtay'ın (temyiz eden tarafın lehine olarak) verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de artık, temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna da "aleyhe hüküm verme yasağı" denir. Taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm vermemesi ilkesi, usule ilişkin kazanılmış hak müessesesi ile de yakından ilgilidir." (Prof.Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt ;5, 2001, s; 4732 -4737)
İlk derece Mahkemesince oluşturulan hükümde; 98.225 TL tazminatın dava tarihinden (25.02.2016) itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, bu hükme karşı sadece davalı tarafından istinaf incelemesi talep edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; sadece davalı tarafından istinaf incelemesinin talep edildiği göz ardı edilerek, davalı yararına oluşan (aleyhe karar verme yasağı) hakkı ihlal edilerek 08.11.2011 tarihinden itibaren faiz işletilmesine şeklinde hüküm tesisi de usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nun 371. maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.037 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davcıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
M. DUMAN M. ÖZER H. KANIK M. GÜRKANLI İ. ULUKUL
AYNI YÖNDE KARAR:
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2023/3548
Karar No : 2024/3863
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 22.03.2023
SAYISI : 2020/1743 E., 2023/509 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 26.11.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat E.Ş.’in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 23.12.1994 tarihli kira sözleşmesi ile kiracısı olduğu taşınmazda onarım ve güçlendirme yapacağı gerekçesiyle tahliye davası açıldığını, 18.06.2013 tarihinde tadil, onarım ve güçlendirme sona erdiğinde öncelikli kiracılık hakları saklı kalmak üzere taşınmazın tahliye edildiği hususunda karşılıklı mutakabata varıldığını, taşınmazın onarım, güçlendirme ve yenilenmesinin sona ermesinden sonra davalıların rayicinin çok üzerinde bir kira bedeli talep ettiğini, mahkemece belirlenecek kira bedeli üzerinden taşınmazı kiralamaya hazır olduklarını bildirdikleri halde taşınmazın üçüncü bir kişiye kiraya verilerek öncelikle kiralama hakkının ihlal edildiğini, davalıların sözleşmenin kurulumamış olması nedeniyle müvekkilinin doğan zararlarını tazmin etmekle yükümlü olduklarını ileri sürerek; maddi zararının belirlenmesi ve davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile 150.000,00 USD ve 104.500,00 TL’nin davalılardan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; taraflar arasındaki kira sözleşmesinin mahkeme kararı ile fesholunduğunu ve iş yerinin 18.06.2013 tarihinde düzenlenen tahliye ve teslim tutanağı ile davacı tarafça tahliye edildiğini, taşınmazın onarım ve güçlendirmesini müteakip ihtarname keşide edilerek rayiç bedellerde davacıya kiralanabileceğinin belirtildiğini, davacının menfi cevabı üzerine sözü edilen iş yerinin müvekilleri tarafından kiraya verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalıların yasal düzenlemeye göre usulüne uygun ihtarname gönderdiği ancak tarafların kira bedelinde anlaşamamaları nedeniyle akdin kurulamadığı, öncelik hakkının kiracıya kira bedelini de belirleme hakkını vermeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; davalılar tarafından, öncelikle kiralama haklarının ihlal edildiğini, bilerek kira bedeli tutarının yüksek tutulduğunu, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı davranıldığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kiralanan yeniden kiralanmadan önce davacıya yazılı bildirim ile kiralama konusunda öncelik tanınmış olduğu, ancak kira bedelinde anlaşamamaları nedeniyle akdin kurulamadığı, dava yoluyla davalının sözleşme yapmaya zorlanamayacağı, dolayısıyla tazminat koşullarının da oluşmadığı, Mahkemece verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebeplerini tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yeniden kiralama yasağına aykırı davranıldığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 355 inci maddesi,
2. Emsal niteliğindeki Dairemizin 2017/4122 E., 2019/282 K., 2017/4956 E., 2019/871 K. ve Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin 2015/6530 E., 10458 K. sayılı ilamları.
3. Değerlendirme
1. 6098 sayılı Kanun'un yeniden kiralama yasağı başlıklı 355 inci maddesinde; "...Yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılması sağlanan taşınmazlar, eski hâli ile, haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe başkasına kiralanamaz. Eski kiracının, yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazları, yeni durumu ve yeni kira bedeli ile kiralama konusunda öncelik hakkı vardır. Bu hakkın, kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılması gerekir; bu öncelik hakkı sona erdirilmedikçe, taşınmaz üç yıl geçmeden başkasına kiralanamaz.” düzenlemesi bulunmaktadır.
2. Söz konusu düzenleme uyarınca; kiracının, yeniden inşa veya imarı öncesi mahkeme kararı ve icra marifetiyle tahliye edilmesi, üç yıl geçmeden ve tercih hakkı bertaraf edilmeden kiracı dışında kiralananın üçüncü bir şahsa kiraya verilmesi halinde kiraya verenin tazminat sorumluluğu doğmaktadır. Yasa ile kiralananın tahliyesi için, dava açılması ve tahliye davasında verilecek olan kiralananın tahliyesine dair hükmün ilamlı icra yolu ile infazı sonucunda kiralananın tahliye edilmesi hali öngörülmüştür.
3. Somut olayda; taraflar arasında düzenlenen 18.06.2013 tarihli tahliye ve teslim tutanağı ile davacı kiralananı tahliye ederek davalı kiraya verenlere teslim etmiştir. Davacı, tahliyeye ilişkin icra işlemi olmadan taşınmazı tahliye ettiğinden 6098 sayılı Kanun’un 355 inci maddesi uyarınca tazminat koşulları oluşmamıştır.
4. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince; koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, davacıya öncelik hakkı tanınmış olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, İlk Derece Mahkemesi kararı sonucu itibariyle doğru bulunduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereğidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Battal Yılmaz Hikmet Kanık Ferhan Temel İsmail Ulukul Osman Kiper
AYNI YÖNDE KARAR:
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/3099
Karar No : 2025/3540
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 22.02.2023
SAYISI : 2022/3155 E., 2023/515 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin kiracı olarak kullandığı taşınmazı, davalı tarafça açılan ihtiyaç nedeniyle tahliye davası sonucunda verilen ilam gereği tahliye etmek zorunda kaldığını, ancak davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 355. maddesinde öngörülen yeniden kiralama yasağına uymayarak taşınmazı dava dışı üçüncü kişiye kiraya verdiğini ileri sürerek; tahliye davası nedeniyle ödenen 4.178,25 TL yargılama giderinin, son ödenen kira bedeli üzerinden belirlenecek bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere şimdilik 10.000,00 TL tazminatın ve taşınmazdaki işletmenin kapalı kaldığı süre içerisinde mahrum kalınan gelirlere karşılık şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 03.12.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle bir yıllık kira bedeli talebini 30.000,00 TL olarak belirlemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; tahliye sonrasında yaklaşık 6 ay kadar taşınmazın boş kaldığını, müvekkilinin taşınmazı işletme olarak kullanmak için bir kısım girişimlerde bulunduğunu, ancak yaşanan olumsuzluklar nedeniyle şehir değişikliği yapmak zorunda kaldığını, haklı nedenlerle taşınmazın davacıya yeniden kiralanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hali hazırda taşınmazın üçüncü kişi tarafından kiracı sıfatı ile kullanıldığı, davalının 6098 sayılı Kanun'un 355. maddesindeki yeniden kiralama yasağına aykırı davranması sebebiyle tazminattan sorumlu olduğu, iddia edilen haklı sebeplerin varlığının davalı tarafça ispatlanamadığı, son ödenen aylık kira bedelinin 2.500,00 TL olması sebebi ile 1 yıllık kira bedeli olan 30.000,00 TL tazminatın davacıya verilmesi gerektiği, kâr mahrumiyetine ilişkin davacının zararının bilirkişi raporu ile belirlenememesi sebebi ile bu yöne ilişkin talebin ispatlanamadığı gerekçesiyle; bir yıllık kira bedeli üzerinden davanın kısmen kabulüne, toplam 30.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; 6098 sayılı Kanun ile kiralananın tahliyesi için dava açılması ve tahliye davasında verilecek olan tahliyeye yönelik hükmün ilamlı icra yolu ile infazı sonucunda kiralananın tahliye edilmesi halinin düzenlendiği, davacının, tahliyeye ilişkin mahkeme ilamının kesinleşmesinden sonra, taşınmazı icra işlemi olmadan kendi rızasıyla tahliye ettiği, bu nedenle koşulları oluşmayan maddi tazminat isteminin reddi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine oy çokluğuyla karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalının 6098 sayılı Kanun'un 355. maddesi uyarınca yeniden kiralama yasağına uymayarak, dava konusu taşınmazı üçüncü kişiye kiraya verdiğini, gönderilen ihtarname ile davalı taraftan söz konusu taşınmazın eski hali ile müvekkiline yeniden kiralanması talep edilmesine rağmen, taşınmaz eski hale getirilmediği gibi zararlarının da karşılanmadığını, davalı tarafça tahliyeye ilişkin anılan Mahkeme ilamının icrası amacıyla, Ankara 22. İcra Dairesinin 2017/6577 E. sayılı dosyası ile müvekkili hakkında avukatlık ücreti, yargılama giderleri ve tahliye konulu takip başlatıldığını, saygın bir firma olması, iş yerine gelinip cebri icra işlemleri başlanmaması, çevrede saygınlığının zedelenmemesi için cebri icra olmadan basiretli tacir gibi davranılarak kiralananın tahliye edildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yeniden kiralama yasağına aykırı davranıldığı iddiasıyla tazminat ve kazanç kaybının tahsili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, 6098 sayılı Kanun'un yeniden kiralama yasağı başlıklı 355. maddesinde; "Kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında, haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz.” düzenlemesi bulunmakta olup, Kanun maddesinde kiraya verenin kiralananın boşaltılmasını "sağlaması" halinde haklı bir sebep olmaksızın kiralananın başkasına kiraya verilmesinin yasaklandığı, yine ilgili maddenin gerekçesinde, kiralama yasağının başlayabilmesi için ön koşulun, kiraya verenin, aldığı mahkeme kararını uygulatmak suretiyle, kiracının kiralanandan tahliyesini sağlaması gerektiğinin açıkça belirtilmesine, bu durumda davacının icra marifeti olmaksızın kiralananı tahliye etmesi nedeniyle maddede öngörülen tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Battal Yılmaz Filiz Pınarcı Adviye Füsun Ayaz Hikmet Kanık Muzaffer Gürkanlı
(Muhalif)
KARŞI OY
Davacı kiracı olarak kullandığı taşınmazı, davalının açtığı ihtiyaç nedeniyle tahliye davası sonucunda verilen tahliye ilamı gereği başlatılan icra takibi neticesinde, saygınlığının zedelenmemesi için basiretli davranarak tahliye etmek zorunda kaldığını, ancak davalının, 6098 sayılı Kanunun 355. maddesinde öngörülen yeniden kiralama yasağına uymayarak taşınmazı dava dışı üçüncü kişiye kiraya verdiğini ileri sürerek, bir yıllık kira bedeli tazminatı ile oluşan zararlarının tazminini talep etmiştir.
Davalı, haklı nedenlerle kiralananın başkasına kiraya verildiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yeniden kiralama yasağına aykırılık nedeniyle bir yıllık kira tazminatına hükmedilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Tarafların istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince oy çokluğuyla; davacı kiracı, tahliyeye ilişkin ilamın kesinleşmesinden sonra icra işlemi olmadan taşınmazı kendi rızasıyla tahliye ettiğinden, 6098 sayılı Kanunun 355. maddesi gereği tazminat koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, yeniden kiralama yasağı nedeniyle verilen kısmen kabul kararı kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmiştir.
Davacının temyizi üzerine; Dairemizin çoğunluğu tarafından hükmün onanmasına karar verilmiştir. Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, 6098 sayılı Kanunun 355. maddesi ile belirlenen tazminat koşulunun uygulanabilmesi için kiracının icra marifeti ile tahliye edilmesi gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda iş yeri ihtiyacı nedeniyle davacı aleyhinde açılan tahliye davasının kabul edilerek kesinleşmesi üzerine davacı aleyhinde Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2017/6577 E. sayılı dosyası ile ilamlı icraya ilişkin takip başlatıldığı, düzenlenen icra emrinin davacıya tebliği üzerine davacının iş yerini tahliye ettiği, şu halde icrai işlemlerin başladığı hususunda bir tereddüt bulunmadığı, davacının tacir olup, toplum nezdinde itibarının zedelenmemesi, iş yerinden icra yolu ile çıkarılmasının önlenmesi ve cebri icra masraflarına katlanmamayı tercih etmesi nedeniyle kiralananı tahliye ettiği, dolayısıyla 6098 sayılı Kanunun 355. maddesinde yazılı olan "..kiralananın boşaltılmasının sağlandığı" şartının gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle; davacı kiracının, alınan tahliye ilamının kesinleşmesi ve aleyhinde ilamlı icra takibi başlatılması ile taşınmazı tahliye etmesi hayatın olağan akışına uygun olup, aleyhinde icrai işlem başlatılan kiracının taşınmazı kendi isteği ile tahliye ettiği kabul edilemeyeceği gibi kiracı aleyhinde icrai işlemin başlatılmış olmasının, 6098 sayılı Kanunun 355. maddesinde yazılı olan kiralananın boşaltılmasının sağlanması için yeterli olup, kiracının cebri icra yolu ile tahliye edilmesinin şart olmadığı gerekçesiyle, davacının sair temyiz itirazlarının reddi ile yeniden kiralama yasağına aykırılık nedeniyle tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaati ile Sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 24.06.2025
Üye
Muzaffer Gürkanlı
TAŞINMAZ BİR YARGI KARARI VEYA İCRA MARİFETİYLE TAHLİYE EDİLMEDİĞİNDEN TAZMİNAT HAKKI DOĞMAMIŞTIR.
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
BAŞKANLIĞI
ESAS NO : 2018/5894
KARAR NO : 2019/6781
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15. HUKUK DAİRESİ
TARİHİ : 11/07/2018
NUMARASI : 2018/447 - 2018/1617
DAVACI : C.E. VEK. AV. O.U.
DAVALI : A.N.Ö. VEK. AV. M.Ö.
İLK DERECE
MAHKEMESİ : KONYA 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/11/2017
NUMARASI : 2016/351 - 2017/1802
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulüne yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine; daha önceden belirlenen, 17/09/2019 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; davacı vekili Av. O.U. ile davalı vekili Av. Z.A. geldiler. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı ile yapılan 01.11.2005 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesi ile taşınmazı kiraladığını, 10 yıllık kira bedeli olan toplam 72.000 TL'nin peşin ödendiğini, davalıdan mesken olarak teslim aldığı taşınmazı ciddi şekilde masraf yaparak iş yerine dönüştürdüğünü, sonrasında, taşınmazı 01.12.2005 başlangıç tarihli sözleşme ile 5 yıllığına dava dışı G. Sigorta A.Ş'ye iş yeri olarak alt kiraya verdiğini; davalının, sözleşmeye aykırı olarak taşınmazı 2010 yılının Eylül ayında üçüncü bir kişiye sattığını; yıllık kira artışları dikkate alındığında alt kira kontratında yazılı bulunan artış oranı doğrultusunda 2011 yılına tekabül eden yıllık kira bedelinin 19.645 TL olduğunu, 2012-2013 -2014 ve 2015 yıllarına ait kira gelirinden mahrum kalınan toplam 5 yıla isabet eden kaybının en az 98.225 TL olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 98.225TL tazminatın öncelikle davalının taşınmazı haksız yere sattığı 2010 yılı Eylül ayından itibaren, olmaz ise konuya ilişkin olarak önceden ikame ettikleri karşı dava tarihi olan 08.11.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, müvekkiline ait taşınmazın davacıya verdiği sözlü yetki ile kiraya verildiğini, kira sözleşmesinin 01.12.2005 tarihinde başladığını, davacının, kira akdinin kurulduğu tarihten azledildiği 08.01.2010 tarihine kadar tahakkuk etmiş tüm kira bedellerini aldığını, müvekkiline ödenmesi gereken 5 yıllık kira bedellerinin tüm ihtarlara karşı verilmemesi üzerine Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/4.0 Esas sayılı davasının açıldığını; 01.11.2005 tarihli kira sözleşmesinin boş olarak imzalandığını, kira sözleşmesinin daha sonra davacı tarafından doldurulduğunu, kira sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olduğunu; ancak, kira sözleşmesinde daktilo ile yazılan yerlerin daha sonra doldurulduğunu; yine, mecurun 2005 yılındaki rayiç değerinin 70.000 TL olduğunu, dolayısıyla 72.000 TL kira bedelinin peşin ödenilerek mecurun kiralanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, olayın müvekkiline açığa imza attırılması ve bu imzanın kötüye kullanılmasından kaynaklandığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile 98.225 TL maddi zararın dava tarihinden 27.523,91 TL zararın ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak 98.225TL maddi zararın 08.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 6098 sayılı TBK'nun 310. maddesinde ''Sözleşmenin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur '' düzenlemesi mevcuttur.
TBK m. 355/1'e göre kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında, haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz ve TBK m. 355/3'e göre kiraya veren, bu hükümlere aykırı davrandığı takdirde, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür.
Somut olayda; Dava konusu taşınmaz davacı ile davalı arasında 01.11.2005 tarihinden başlayarak 10 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiralanmış, kiralananın satılmasıyla dava dışı yeni malik TBK'nun 310. maddesi gereğince kira sözleşmesinin tarafı haline gelmiştir. Taşınmazın satılması kira sözleşmesinin fesh edilmesi ve tahliye edilmesini gerektirmez. Kaldı ki; Dava dışı yeni maliğin, gereksinim amacıyla bir tahliye davası açmadığı anlaşılmakta olup, davacı kiracı, taşınmazı bir yargı kararı veya icra marifetiyle tahliye etmemiştir. Bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 355. maddesi uyarınca tazminat koşulları oluşmamıştır. O halde, mahkemece; davacının peşin ödediği kira bedelinden, sözleşmenin feshi tarihinden sözleşme süresi sonuna kadar olan kısmın iadesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Davalının faiz başlangıç tarihine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde, Yargıtay, hükmü temyiz edenin aleyhine bozamaz. (Aleyhe bozma yasağı). Bundan başka, taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde, Yargıtay'ın (temyiz eden tarafın lehine olarak) verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de artık, temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna da "aleyhe hüküm verme yasağı" denir. Taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm vermemesi ilkesi, usule ilişkin kazanılmış hak müessesesi ile de yakından ilgilidir." (Prof.Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt ;5, 2001, s; 4732 -4737)
İlk derece Mahkemesince oluşturulan hükümde; 98.225 TL tazminatın dava tarihinden (25.02.2016) itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, bu hükme karşı sadece davalı tarafından istinaf incelemesi talep edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; sadece davalı tarafından istinaf incelemesinin talep edildiği göz ardı edilerek, davalı yararına oluşan (aleyhe karar verme yasağı) hakkı ihlal edilerek 08.11.2011 tarihinden itibaren faiz işletilmesine şeklinde hüküm tesisi de usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nun 371. maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.037 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davcıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
M. DUMAN M. ÖZER H. KANIK M. GÜRKANLI İ. ULUKUL
AYNI YÖNDE KARAR:
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2023/3548
Karar No : 2024/3863
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 22.03.2023
SAYISI : 2020/1743 E., 2023/509 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 26.11.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat E.Ş.’in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 23.12.1994 tarihli kira sözleşmesi ile kiracısı olduğu taşınmazda onarım ve güçlendirme yapacağı gerekçesiyle tahliye davası açıldığını, 18.06.2013 tarihinde tadil, onarım ve güçlendirme sona erdiğinde öncelikli kiracılık hakları saklı kalmak üzere taşınmazın tahliye edildiği hususunda karşılıklı mutakabata varıldığını, taşınmazın onarım, güçlendirme ve yenilenmesinin sona ermesinden sonra davalıların rayicinin çok üzerinde bir kira bedeli talep ettiğini, mahkemece belirlenecek kira bedeli üzerinden taşınmazı kiralamaya hazır olduklarını bildirdikleri halde taşınmazın üçüncü bir kişiye kiraya verilerek öncelikle kiralama hakkının ihlal edildiğini, davalıların sözleşmenin kurulumamış olması nedeniyle müvekkilinin doğan zararlarını tazmin etmekle yükümlü olduklarını ileri sürerek; maddi zararının belirlenmesi ve davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile 150.000,00 USD ve 104.500,00 TL’nin davalılardan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; taraflar arasındaki kira sözleşmesinin mahkeme kararı ile fesholunduğunu ve iş yerinin 18.06.2013 tarihinde düzenlenen tahliye ve teslim tutanağı ile davacı tarafça tahliye edildiğini, taşınmazın onarım ve güçlendirmesini müteakip ihtarname keşide edilerek rayiç bedellerde davacıya kiralanabileceğinin belirtildiğini, davacının menfi cevabı üzerine sözü edilen iş yerinin müvekilleri tarafından kiraya verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalıların yasal düzenlemeye göre usulüne uygun ihtarname gönderdiği ancak tarafların kira bedelinde anlaşamamaları nedeniyle akdin kurulamadığı, öncelik hakkının kiracıya kira bedelini de belirleme hakkını vermeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; davalılar tarafından, öncelikle kiralama haklarının ihlal edildiğini, bilerek kira bedeli tutarının yüksek tutulduğunu, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı davranıldığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kiralanan yeniden kiralanmadan önce davacıya yazılı bildirim ile kiralama konusunda öncelik tanınmış olduğu, ancak kira bedelinde anlaşamamaları nedeniyle akdin kurulamadığı, dava yoluyla davalının sözleşme yapmaya zorlanamayacağı, dolayısıyla tazminat koşullarının da oluşmadığı, Mahkemece verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebeplerini tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yeniden kiralama yasağına aykırı davranıldığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 355 inci maddesi,
2. Emsal niteliğindeki Dairemizin 2017/4122 E., 2019/282 K., 2017/4956 E., 2019/871 K. ve Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin 2015/6530 E., 10458 K. sayılı ilamları.
3. Değerlendirme
1. 6098 sayılı Kanun'un yeniden kiralama yasağı başlıklı 355 inci maddesinde; "...Yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılması sağlanan taşınmazlar, eski hâli ile, haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe başkasına kiralanamaz. Eski kiracının, yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazları, yeni durumu ve yeni kira bedeli ile kiralama konusunda öncelik hakkı vardır. Bu hakkın, kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılması gerekir; bu öncelik hakkı sona erdirilmedikçe, taşınmaz üç yıl geçmeden başkasına kiralanamaz.” düzenlemesi bulunmaktadır.
2. Söz konusu düzenleme uyarınca; kiracının, yeniden inşa veya imarı öncesi mahkeme kararı ve icra marifetiyle tahliye edilmesi, üç yıl geçmeden ve tercih hakkı bertaraf edilmeden kiracı dışında kiralananın üçüncü bir şahsa kiraya verilmesi halinde kiraya verenin tazminat sorumluluğu doğmaktadır. Yasa ile kiralananın tahliyesi için, dava açılması ve tahliye davasında verilecek olan kiralananın tahliyesine dair hükmün ilamlı icra yolu ile infazı sonucunda kiralananın tahliye edilmesi hali öngörülmüştür.
3. Somut olayda; taraflar arasında düzenlenen 18.06.2013 tarihli tahliye ve teslim tutanağı ile davacı kiralananı tahliye ederek davalı kiraya verenlere teslim etmiştir. Davacı, tahliyeye ilişkin icra işlemi olmadan taşınmazı tahliye ettiğinden 6098 sayılı Kanun’un 355 inci maddesi uyarınca tazminat koşulları oluşmamıştır.
4. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince; koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, davacıya öncelik hakkı tanınmış olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, İlk Derece Mahkemesi kararı sonucu itibariyle doğru bulunduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereğidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Battal Yılmaz Hikmet Kanık Ferhan Temel İsmail Ulukul Osman Kiper
AYNI YÖNDE KARAR:
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/3099
Karar No : 2025/3540
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 22.02.2023
SAYISI : 2022/3155 E., 2023/515 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin kiracı olarak kullandığı taşınmazı, davalı tarafça açılan ihtiyaç nedeniyle tahliye davası sonucunda verilen ilam gereği tahliye etmek zorunda kaldığını, ancak davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 355. maddesinde öngörülen yeniden kiralama yasağına uymayarak taşınmazı dava dışı üçüncü kişiye kiraya verdiğini ileri sürerek; tahliye davası nedeniyle ödenen 4.178,25 TL yargılama giderinin, son ödenen kira bedeli üzerinden belirlenecek bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere şimdilik 10.000,00 TL tazminatın ve taşınmazdaki işletmenin kapalı kaldığı süre içerisinde mahrum kalınan gelirlere karşılık şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 03.12.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle bir yıllık kira bedeli talebini 30.000,00 TL olarak belirlemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; tahliye sonrasında yaklaşık 6 ay kadar taşınmazın boş kaldığını, müvekkilinin taşınmazı işletme olarak kullanmak için bir kısım girişimlerde bulunduğunu, ancak yaşanan olumsuzluklar nedeniyle şehir değişikliği yapmak zorunda kaldığını, haklı nedenlerle taşınmazın davacıya yeniden kiralanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hali hazırda taşınmazın üçüncü kişi tarafından kiracı sıfatı ile kullanıldığı, davalının 6098 sayılı Kanun'un 355. maddesindeki yeniden kiralama yasağına aykırı davranması sebebiyle tazminattan sorumlu olduğu, iddia edilen haklı sebeplerin varlığının davalı tarafça ispatlanamadığı, son ödenen aylık kira bedelinin 2.500,00 TL olması sebebi ile 1 yıllık kira bedeli olan 30.000,00 TL tazminatın davacıya verilmesi gerektiği, kâr mahrumiyetine ilişkin davacının zararının bilirkişi raporu ile belirlenememesi sebebi ile bu yöne ilişkin talebin ispatlanamadığı gerekçesiyle; bir yıllık kira bedeli üzerinden davanın kısmen kabulüne, toplam 30.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; 6098 sayılı Kanun ile kiralananın tahliyesi için dava açılması ve tahliye davasında verilecek olan tahliyeye yönelik hükmün ilamlı icra yolu ile infazı sonucunda kiralananın tahliye edilmesi halinin düzenlendiği, davacının, tahliyeye ilişkin mahkeme ilamının kesinleşmesinden sonra, taşınmazı icra işlemi olmadan kendi rızasıyla tahliye ettiği, bu nedenle koşulları oluşmayan maddi tazminat isteminin reddi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine oy çokluğuyla karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalının 6098 sayılı Kanun'un 355. maddesi uyarınca yeniden kiralama yasağına uymayarak, dava konusu taşınmazı üçüncü kişiye kiraya verdiğini, gönderilen ihtarname ile davalı taraftan söz konusu taşınmazın eski hali ile müvekkiline yeniden kiralanması talep edilmesine rağmen, taşınmaz eski hale getirilmediği gibi zararlarının da karşılanmadığını, davalı tarafça tahliyeye ilişkin anılan Mahkeme ilamının icrası amacıyla, Ankara 22. İcra Dairesinin 2017/6577 E. sayılı dosyası ile müvekkili hakkında avukatlık ücreti, yargılama giderleri ve tahliye konulu takip başlatıldığını, saygın bir firma olması, iş yerine gelinip cebri icra işlemleri başlanmaması, çevrede saygınlığının zedelenmemesi için cebri icra olmadan basiretli tacir gibi davranılarak kiralananın tahliye edildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yeniden kiralama yasağına aykırı davranıldığı iddiasıyla tazminat ve kazanç kaybının tahsili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, 6098 sayılı Kanun'un yeniden kiralama yasağı başlıklı 355. maddesinde; "Kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında, haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz.” düzenlemesi bulunmakta olup, Kanun maddesinde kiraya verenin kiralananın boşaltılmasını "sağlaması" halinde haklı bir sebep olmaksızın kiralananın başkasına kiraya verilmesinin yasaklandığı, yine ilgili maddenin gerekçesinde, kiralama yasağının başlayabilmesi için ön koşulun, kiraya verenin, aldığı mahkeme kararını uygulatmak suretiyle, kiracının kiralanandan tahliyesini sağlaması gerektiğinin açıkça belirtilmesine, bu durumda davacının icra marifeti olmaksızın kiralananı tahliye etmesi nedeniyle maddede öngörülen tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Battal Yılmaz Filiz Pınarcı Adviye Füsun Ayaz Hikmet Kanık Muzaffer Gürkanlı
(Muhalif)
KARŞI OY
Davacı kiracı olarak kullandığı taşınmazı, davalının açtığı ihtiyaç nedeniyle tahliye davası sonucunda verilen tahliye ilamı gereği başlatılan icra takibi neticesinde, saygınlığının zedelenmemesi için basiretli davranarak tahliye etmek zorunda kaldığını, ancak davalının, 6098 sayılı Kanunun 355. maddesinde öngörülen yeniden kiralama yasağına uymayarak taşınmazı dava dışı üçüncü kişiye kiraya verdiğini ileri sürerek, bir yıllık kira bedeli tazminatı ile oluşan zararlarının tazminini talep etmiştir.
Davalı, haklı nedenlerle kiralananın başkasına kiraya verildiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yeniden kiralama yasağına aykırılık nedeniyle bir yıllık kira tazminatına hükmedilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Tarafların istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince oy çokluğuyla; davacı kiracı, tahliyeye ilişkin ilamın kesinleşmesinden sonra icra işlemi olmadan taşınmazı kendi rızasıyla tahliye ettiğinden, 6098 sayılı Kanunun 355. maddesi gereği tazminat koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, yeniden kiralama yasağı nedeniyle verilen kısmen kabul kararı kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmiştir.
Davacının temyizi üzerine; Dairemizin çoğunluğu tarafından hükmün onanmasına karar verilmiştir. Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, 6098 sayılı Kanunun 355. maddesi ile belirlenen tazminat koşulunun uygulanabilmesi için kiracının icra marifeti ile tahliye edilmesi gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda iş yeri ihtiyacı nedeniyle davacı aleyhinde açılan tahliye davasının kabul edilerek kesinleşmesi üzerine davacı aleyhinde Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2017/6577 E. sayılı dosyası ile ilamlı icraya ilişkin takip başlatıldığı, düzenlenen icra emrinin davacıya tebliği üzerine davacının iş yerini tahliye ettiği, şu halde icrai işlemlerin başladığı hususunda bir tereddüt bulunmadığı, davacının tacir olup, toplum nezdinde itibarının zedelenmemesi, iş yerinden icra yolu ile çıkarılmasının önlenmesi ve cebri icra masraflarına katlanmamayı tercih etmesi nedeniyle kiralananı tahliye ettiği, dolayısıyla 6098 sayılı Kanunun 355. maddesinde yazılı olan "..kiralananın boşaltılmasının sağlandığı" şartının gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle; davacı kiracının, alınan tahliye ilamının kesinleşmesi ve aleyhinde ilamlı icra takibi başlatılması ile taşınmazı tahliye etmesi hayatın olağan akışına uygun olup, aleyhinde icrai işlem başlatılan kiracının taşınmazı kendi isteği ile tahliye ettiği kabul edilemeyeceği gibi kiracı aleyhinde icrai işlemin başlatılmış olmasının, 6098 sayılı Kanunun 355. maddesinde yazılı olan kiralananın boşaltılmasının sağlanması için yeterli olup, kiracının cebri icra yolu ile tahliye edilmesinin şart olmadığı gerekçesiyle, davacının sair temyiz itirazlarının reddi ile yeniden kiralama yasağına aykırılık nedeniyle tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaati ile Sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 24.06.2025
Üye
Muzaffer Gürkanlı

