KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

TAŞINMAZ BİRİNCİ DERECE SİT ALANI İLAN EDİLEREK UZUN YILLAR İDARE TARAFINDAN PASİF KALINARAK TAŞINMAZA MÜDAHALE EDİLMİŞSE DE, KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA OLGUSU GERÇEKLEŞMEMİŞTİR.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU

Esas No        : 2023/5-643
Karar No       : 2025/352

T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                :
 Doğubayazıt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ                          : 28.06.2022
SAYISI                          : 2022/182 E., 2022/243 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 14.03.2022 tarihli ve 2021/9317 Esas,
                                        2022/4542 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın davalı idare vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu tekrar bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait Ağrı ili Doğubayazıt ilçesi Ç. Mahallesi İshakpaşa Sarayı Altı mevkiinde bulunan 169 ada 6 parsel sayılı taşınmaza idare tarafından hukuken el atıldığını, taşınmazın Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 20.09.2000 tarihli ve 1027 sayılı kararıyla Birinci Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edilmesiyle müvekkilinin mülkiyet hakkını kullanamaz duruma geldiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı 500,00 TL tazminat ile 500,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 28.05.2018 havale tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat talebini artırmış, yargılama sırasında davacı vekilinin ecrimisil talebinden vazgeçtiklerine dair beyanı üzerine ecrimisil istemi tefrik edilmiştir.

II. CEVAP

Davalı idare vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 20.09.2000 tarihli ve 1027 sayılı kararıyla birinci derece arkeolojik sit alanı ilan edildiğini, davacının bu hususta uzlaşmak için kendilerine başvurduğunu ancak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca kamulaştırma ödeneğinin yetersiz olması nedeniyle taşınmazın kamulaştırılamadığını ve bu nedenle davacı ile uzlaşma sağlanamadığını, davacının taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahip olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 26.06.2018 tarihli ve 2016/12 Esas, 2018/251 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmaz birinci derece sit alanı olarak ayrılmış ise de; taşınmaza davalı idarece fiilen el atılmadığı, iş bu davaya bakmakla idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle dava şartı olan yargı yolu bakımından adli yargının görevsiz olması sebebiyle dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine, davacının görevli idari yargı mahkemelerinde dava açmaktan muhtariyetine, davacının ecrimisil talebi hakkında vazgeçme sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli ve 2018/2337 Esas, 2020/252 Karar sayılı kararıyla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 18.01.2021 tarihli ve 2020/4116 Esas, 2021/77 Karar sayılı kararı ile;

"… Aşağıda açıklanan gerekçelerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan ret kararı kaldırıldıktan sonra Doğubeyazıt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/12 E.- 251 K. sayılı kararının incelenmesinde,          

Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; dava konusu Doğubeyazıt ilçesi, Ç. mahallesi,169 ada 6 parsel sayılı taşınmazaın Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 20/09/2000 gün ve 1027 sayılı kararıyla 1 derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edildiğini, taşınmaza davalı idarece fiilen el atılmadığı belirtilmiştir.

Bu itibarla; 20.09.2016 tarihinde açılan davada yerel mahkemece fiili el atmanın varlığı kabul edilmeyerek;

20/8/2016 tarihli 6745/34 md.si ile mülga olan Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesinin 10. fıkrasının 3. cümlesi ile öngörülen; “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.” hükmü, gerekse iptal olan geçici 6. maddenin 10. fıkrasının 3. cümlesi yerine 6745 sayılı Yasanın 33. maddesi ile eklenen Kamulaştırma Kanununun EK 1. maddesinin birinci fıkrasının ''Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkanları dahilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her halde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.'' hükmü uyarınca davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden, davanın usulden reddine karar verilmiş ise de;

Anayasa Mahkemesinin 05/04/2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan 20/12/2018 gün 2016/181 Esas, 2018/111 Karar sayılı kararı ile ''Kamulaştırma Kanununun EK 1. maddesinin '' Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir. '' kısmı iptal edilmiştir.

Bu durumda; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 gün ve 1/6 sayılı kararı ile HGK.nun 15.12.2010 gün ve 2010/5-662/651 sayılı kararı da gözetildiğinde, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle İdarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, İdarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açıktır.

Bu itibarla kamulaştırmasız el atma olgusu gerçekleşmiş olup, taşınmazın aynına ilişkin bu davaya bakmak Adli Yargının görevi dahilinde olduğu anlaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, adli yargı görevli olduğundan işin esasına girilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 23.03.2021 tarihli ve 2021/53 Esas, 2021/149 Karar sayılı kararı ile; bozma kararına uyulmasına karar verildikten sonra, davalı idarenin dava konusu 169 ada 6 parsel sayılı taşınmazı kamulaştırmaksızın birinci derece arkeolojik sit alanı ilan etmek suretiyle el attığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile taşınmazın kamulaştırma bedeli olan 166.122,58 TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 169 ada 6 parsel sayılı taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile davalı idare adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

“… Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkindir.

Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm, davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dairemizin 18/01/2021 günlü bozma ilamında; idarenin mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü ile mülkiyetin bedele çevrilmesini eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceğinden bahisle, bozma yapılmışsa da; davacı idarenin 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edilen dava konusu taşınmaz olan Ağrı İli, Doğubayazıt İlçesi, Ç. Mahallesi, İshakpaşa Sarayaltı Mevkiinde bulunan 169 ada, 6 parsel sayılı taşınmazda bilimsel kazı çalışması yapılmadığı, herhangi bir fiili el atma olmadığı; bozma ilamına dayanak olan 2942 sayılı Kanun'un Ek-1 maddesinin de dava konusu olayda uygulanma imkanı bulunmadığı bu kez yapılan incelemede anlaşılmakla,

Dairemizin 18/01/2021 tarih ve 2020/4116 E. - 2021/77 K. sayılı bozma kararı maddi hataya dayanmakta olup, maddi hataya dayalı bozma kararının taraflar bakımından usulü kazanılmış hak oluşturamayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

D. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı idare tarafından dava konusu taşınmazın birinci derece sit alanı ilan edildiği, ancak uzun yıllar idare tarafından pasif ve suskun kalınarak taşınmaza müdahale edildiği, bu hâliyle idarenin mülkiyet hakkının özüne dokunan kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı idare vekili; dava konusu taşınmazın yalnızca sit alanı olarak ilan edildiğini, idarenin fiili el atmasının bulunmadığını, bilirkişi raporunun eksik inceleme ve hatalı değerlendirme içerdiğini, tazminat tutarının hukuka aykırı olarak çok yüksek hesaplandığını, davacı lehine hükmedilen nispi vekâlet ücreti ve yargılama giderinin yanlış hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat istemine ilişkin eldeki davada; birinci derece arkeolojik sit alanı ilan edilen ve idare tarafından fiilen el atılmayan dava konusu taşınmazda, davacının tasarruf imkânının bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davanın reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının (Anayasa) 35. maddesi,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesi,

3. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 6, 11, 12 ve 21. maddeleri

2. Değerlendirme

1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin kısaca açıklanmasında yarar vardır.

2. Öncelikle belirtilmelidir ki, Türk Hukuk Lûgatında "bireylerin bir şey üzerindeki egemenliği" olarak kısaca açıklanan ancak mevzuatta tanımı yapılmayan mülkiyet hakkı, toplum yararı ile sınırlı, sahibine gerek yetki ve gerekse ödevler yükleyen kamu ve özel hukuk karakterli, kendine özgü bir haktır (Türk Hukuk Lûgatı: Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C.1, s. 828).

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının (Anayasa) 35. maddesinde;

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz" düzenlemesine yer verilerek mülkiyet hakkının varlığı Anayasal bir hak olarak belirlenmiş ve ancak kamu yararı ve kamu düzeni amacı ile sınırlandırılabileceği hüküm altına alınmıştır.

4. Mülkiyet hakkının içeriği ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) "Mülkiyet hakkının içeriği" başlıklı 683. maddesinde düzenlenmiştir. TMK'nın 683. maddesinde;

"Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.

Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir" hükmü bulunmaktadır.

5. Malikin taşınmaz üzerindeki egemenliği hukuk düzeninin sınırları içinde üçüncü kişilere karşı korunmuş ve 4721 sayılı Kanun’un 683. maddesinde malike, hukuka aykırı olarak müdahalenin önlenmesini isteme hakkı tanınmıştır. Bir kişinin taşınmazına eylemli olarak el atıp tamamen veya kısmen kullanılmasına engel olunması ile imar uygulaması sonucu o kişinin mülkiyetinde olan taşınmaza hukuken kullanmaya engel sınırlamalar getirilmesi arasında sonucu itibari ile bir fark bulunmamakta, her ikisi de kişinin mülkiyet hakkının sınırlandırılması anlamında aynı sonucu doğurmaktadır.

6. Bu noktada korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları kavramına ve ilgili mevzuata değinmek gerekmektedir.

7. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 6. maddesinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları açıklandıktan sonra aynı Kanun'un 11. maddesi uyarınca, özel hukuk gerçek ve tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz kültür varlıklarının sahipleri, bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm Bakanlığının emir ve talimatlara uygun olarak yerine getirdikleri sürece 2863 sayılı Kanun kapsamında tanınan hak ve muafiyetlerden yararlanabileceklerdir.

8. 2863 sayılı Kanun'un 12. maddesinde korunması gereken kültür varlıklarının korunması, bakım ve onarımı için bu varlıkların maliklerine Kültür ve Turizm Bakanlığınca ayni, nakdi ve teknik yardım yapılacağı öngörülmüştür. Yine aynı Kanun'un 21. maddesinde, korunması gereken taşınmaz kültür varlıklarının ve bu varlıkların korunması amacıyla yapılacak bakım, onarım ve benzeri faaliyetlerin belli koşullarda her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu belirtilmiştir.

9. Somut olay ve dosya kapsamına göre, dava konusu Ağrı ili Doğubayazıt ilçesi Ç. Mahallesi 169 ada 6 parsel sayılı taşınmaz, 20.04.1987 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında belgesizden harabe ev ve arsası vasfı ile davacı adına tespit edilmiş, 10.09.1991 tarihinde kesinleşen komisyon kararı ile tapuya tescil edilmiştir.

10. Sonrasında taşınmazın bulunduğu bölge Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 20.09.2000 tarihli ve 1027 sayılı kararı ile birinci derece arkeolojik sit alanı ilan edilmiştir.

11. Dosya içerisinde yer alan Van Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün yazısı ve yazı ekinde bulunan rapora göre, dava konusu 169 ada 6 parsel hakkında herhangi bir koruma amaçlı imar planının bulunmadığı, dava konusu taşınmazın İshakpaşa Çevre Düzenleme Projesinin dışında kaldığı açıklanmış ve taşınmazda bilimsel kazı çalışması yapılmadığı bildirilmiştir.

12. Yine Doğubayazıt Belediye Başkanlığının 05.10.2016 tarihli cevabi yazısında; dava konusu taşınmazın, imar planı dışında ve birinci derece sit alanında olduğu açıklanmıştır.

13. Dolayısıyla 2863 sayılı Kanun'un mülkiyetin kullanımına sınırlandırma getiren maddeleri ile korunması gereken kültür varlığı maliklerine yardım ve kolaylıklar öngören maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda malikin taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının devam ettiği, malikin Kültür ve Turizm Bakanlığının 2863 sayılı Kanun kapsamında vereceği emir ve talimatlara uygun hareket ettiği sürece 2863 sayılı Kanun'un maliklere tanıdığı hak, muafiyet ve kolaylıklardan yararlanabileceği gibi 2863 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla mülkiyet hakkının tanıdığı tüm yetkileri de kullanmasında engel bulunmamaktadır.

14. Ayrıca dava konusu taşınmazın, uygulama imar planı kapsamında olmaması nedeniyle 6745 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle 2942 sayılı Kanun’na eklenen Ek 1. maddenin somut olaya uygulanması mümkün değildir. Zira Ek 1. madde, uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında uygulanır.

15. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; davalı idare tarafından dava konusu taşınmazın birinci derece sit alanı ilan edildiği, ancak uzun yıllar idare tarafından pasif ve suskun kalınarak taşınmaza müdahale edildiği, kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiği, bu nedenle hükmün onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

16. Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre ve özellikle malikin 2863 sayılı Kanun'un maliklere tanıdığı hak, muafiyet ve kolaylıklardan yararlanabileceği gibi 2863 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla mülkiyet hakkının tanıdığı tüm yetkileri de kullanabileceği cihetle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

17. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

BİLGİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda bulunan 25 üyenin 23’ü BOZMA, 2’si ise ONAMA yönünde oy kullanmışlardır.