TEBLİGATTA KOMŞU OLARAK İSMİ GEÇEN KİŞİNİN BAHÇE KAPILARI ORTAK ÇOK KATLI AYRI BİNALARDA OTURDUKLARI VE EN YAKIN KOMŞU OLMADIKLARI SABİT OLDUĞUNDAN YAPILAN TEBLİGAT USÛLSÜZDÜR.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2025/4131
KARAR NO : 2025/5317
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 18/04/2025
NUMARASI : 2025/478 - 2025/690
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi malik tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi Semiha Uyar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçinin icra mahkemesine başvurusunda diğer fesih nedenleri ile birlikte apartmanında Julide Ç. adında birinin oturmadığı iddiası ile satış ilanı tebliğinin usulsüz olduğunu ileri sürerek ihalenin feshini talep ettiği, ilk derece mahkemesince, satış ilanı tebligatında ismi geçen Julide Ç.’ın şikayetçi ile ayrı binada oturduğu ve en yakın komşu olmadığı satış ilanı tebligatının usulsüz olduğu gerekçesi ile ihalenin feshine karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı ve zabıta araştırması ve tanık beyanına dayanılarak satış ilanı tebligatının usulüne uygun olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği, kararın şikayetçi tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.
Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir” hükmüne yer verildiği, Tebligat Kanunu'nun ''Tebliğ Mazbatası'' başlıklı 23. maddesinin 7. bendinde; ''21. maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığının, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebin tebliğ mazbatasına yazılmasının" emredildiği, "Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi'' başlıklı Tebligat Yönetmeliğinin 35. maddesinin (f) bendinde ise; ''30. ve 31. maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığının, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılacağının düzenlendiği görülmüştür.
Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru, tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7. ve Tebligat Yönetmeliğinin 35/f maddeleri gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı hakim tarafından denetlenebilir.
Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün veya tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması halinde Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır. Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliğinin 35. maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır. Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır.
Tebligat Kanunu'nun 21/1. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 30/1. maddeleri uyarınca; yapılacak tebliğ işleminde muhatap adreste bulunmaz ise, adreste bulunmama nedeninin yönetmelikte belirtilen kişilerden beyanının alınması, beyanda bulunan kişinin mutlaka adı ve soyadının ve sıfatının tebligat parçasına yazılması gerekir. Aksi halde yapılan tebliğ işlemi geçersiz olur.
Somut olayda; şikayetçi adına "Alpkent Mah., 1009 Sk., No:4, İç Kapı No:1, Torbalı/İzmir" adresine çıkartılan satış ilanı tebligatı "Muhatabın adresinin kapalı olması sebebiyle komşu Jülide Ç.'dan sorulmuş, muhatabın çarşıya gittiği beyan edilmiş, imzadan imtina edilmiştir. Tebligat Alpkent Mahallesi muhtarına bırakılmıştır. Adres kapısına 2 nolu haber kağıdı yapıştırılarak komşusu Jülide Ç.'a haber verilmiştir." şerhi ile, TK'nın 21/1. maddesi uyarınca 21.02.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Şikayetçi tarafından şikayet dilekçesinde, oturduğu apartmanda Jülide Ç. isminde bir komşusunun olmadığı ve bu kişinin tebliğ adresindeki binada yaşamadığı iddia edilmiştir.
İlk derece mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda yaptırılan zabıta araştırmasında, şikayetçi ile tebligat mazbatasında beyanı alınan Jülide Ç.'ın oturduğu binaların krokisi de çizilmek suretiyle, şahısların oturduğu binanın tek olduğu, bahçe kapılarının tek giriş olduğu, ancak apartman giriş kapılarının aynı binada ve yan yana olduğu, bahçe kapısından sonra ilk giriş kapısının 29 numaralı apartman, 6-7 metre sonra da 4 nolu apartman kapısının bulunduğu, binanın tek, ancak tam iki sokak ve caddenin birleşiminde olduğu için ayrı ayrı yerlerden numara aldığının belirtildiği anlaşılmıştır. Bu yazı cevabı ve ekindeki krokinin birlikte değerlendirilmesinde, şikayetçi ile tebligatta beyanı alınan Jülide Ç.'ın bahçe kapıları ortak olan fakat apartman giriş kapıları ayrı olan çok katlı bitişik farklı binalarda oturdukları anlaşılmıştır. Emniyete yazılan müzekkere cevabında da Jülide Ç. ile şikayetçinin ayrı ayrı binalarda oturdukları belirtilmiştir.
7201 Sayılı Kanunun 21/1. maddesi uyarınca yapılacak tebliğde, muhatabın adresinde bulunmaması halinde mümkün oldukça en yakın komşusuna haber verilmesi gerekir. Bu durumda, şikayetçi ile tebligatta komşu olarak ismi geçen Jülide Ç.'ın bahçe kapıları ortak çok katlı ayrı binalarda oturdukları ve en yakın komşu olmadıkları sabit olup haber verilen kişinin Tebligat Kanunu 21/1. maddesi ve yönetmelikte belirtilen "mümkün olan en yakın komşu" olma kriteri sağlanmamıştır. Bu hali ile şikayetçiye tebliğ edilen satış ilanı tebligatı usulsüzdür.
İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi, başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde şikayetçi borçluya çıkarılan satış ilanı tebligatının usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin ihalenin feshine yönelik kararı isabetli olmakla birlikte, Bölge Adliye Mahkemesince, alacaklı istinafının esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesi Kararı kaldırılarak şikayetin reddine yönelik hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçi borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 18.04.2025 tarihli ve 2025/478 E.-2025/690 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
A. TUNCAL M. ÇAMUR Dr. Ş. KELEŞ M. T. UYAR Y. ÇİFTCİ
TEBLİGATTA KOMŞU OLARAK İSMİ GEÇEN KİŞİNİN BAHÇE KAPILARI ORTAK ÇOK KATLI AYRI BİNALARDA OTURDUKLARI VE EN YAKIN KOMŞU OLMADIKLARI SABİT OLDUĞUNDAN YAPILAN TEBLİGAT USÛLSÜZDÜR.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2025/4131
KARAR NO : 2025/5317
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 18/04/2025
NUMARASI : 2025/478 - 2025/690
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi malik tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi Semiha Uyar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçinin icra mahkemesine başvurusunda diğer fesih nedenleri ile birlikte apartmanında Julide Ç. adında birinin oturmadığı iddiası ile satış ilanı tebliğinin usulsüz olduğunu ileri sürerek ihalenin feshini talep ettiği, ilk derece mahkemesince, satış ilanı tebligatında ismi geçen Julide Ç.’ın şikayetçi ile ayrı binada oturduğu ve en yakın komşu olmadığı satış ilanı tebligatının usulsüz olduğu gerekçesi ile ihalenin feshine karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı ve zabıta araştırması ve tanık beyanına dayanılarak satış ilanı tebligatının usulüne uygun olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği, kararın şikayetçi tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.
Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir” hükmüne yer verildiği, Tebligat Kanunu'nun ''Tebliğ Mazbatası'' başlıklı 23. maddesinin 7. bendinde; ''21. maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığının, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebin tebliğ mazbatasına yazılmasının" emredildiği, "Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi'' başlıklı Tebligat Yönetmeliğinin 35. maddesinin (f) bendinde ise; ''30. ve 31. maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığının, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılacağının düzenlendiği görülmüştür.
Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru, tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7. ve Tebligat Yönetmeliğinin 35/f maddeleri gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı hakim tarafından denetlenebilir.
Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün veya tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması halinde Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır. Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliğinin 35. maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır. Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır.
Tebligat Kanunu'nun 21/1. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 30/1. maddeleri uyarınca; yapılacak tebliğ işleminde muhatap adreste bulunmaz ise, adreste bulunmama nedeninin yönetmelikte belirtilen kişilerden beyanının alınması, beyanda bulunan kişinin mutlaka adı ve soyadının ve sıfatının tebligat parçasına yazılması gerekir. Aksi halde yapılan tebliğ işlemi geçersiz olur.
Somut olayda; şikayetçi adına "Alpkent Mah., 1009 Sk., No:4, İç Kapı No:1, Torbalı/İzmir" adresine çıkartılan satış ilanı tebligatı "Muhatabın adresinin kapalı olması sebebiyle komşu Jülide Ç.'dan sorulmuş, muhatabın çarşıya gittiği beyan edilmiş, imzadan imtina edilmiştir. Tebligat Alpkent Mahallesi muhtarına bırakılmıştır. Adres kapısına 2 nolu haber kağıdı yapıştırılarak komşusu Jülide Ç.'a haber verilmiştir." şerhi ile, TK'nın 21/1. maddesi uyarınca 21.02.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Şikayetçi tarafından şikayet dilekçesinde, oturduğu apartmanda Jülide Ç. isminde bir komşusunun olmadığı ve bu kişinin tebliğ adresindeki binada yaşamadığı iddia edilmiştir.
İlk derece mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda yaptırılan zabıta araştırmasında, şikayetçi ile tebligat mazbatasında beyanı alınan Jülide Ç.'ın oturduğu binaların krokisi de çizilmek suretiyle, şahısların oturduğu binanın tek olduğu, bahçe kapılarının tek giriş olduğu, ancak apartman giriş kapılarının aynı binada ve yan yana olduğu, bahçe kapısından sonra ilk giriş kapısının 29 numaralı apartman, 6-7 metre sonra da 4 nolu apartman kapısının bulunduğu, binanın tek, ancak tam iki sokak ve caddenin birleşiminde olduğu için ayrı ayrı yerlerden numara aldığının belirtildiği anlaşılmıştır. Bu yazı cevabı ve ekindeki krokinin birlikte değerlendirilmesinde, şikayetçi ile tebligatta beyanı alınan Jülide Ç.'ın bahçe kapıları ortak olan fakat apartman giriş kapıları ayrı olan çok katlı bitişik farklı binalarda oturdukları anlaşılmıştır. Emniyete yazılan müzekkere cevabında da Jülide Ç. ile şikayetçinin ayrı ayrı binalarda oturdukları belirtilmiştir.
7201 Sayılı Kanunun 21/1. maddesi uyarınca yapılacak tebliğde, muhatabın adresinde bulunmaması halinde mümkün oldukça en yakın komşusuna haber verilmesi gerekir. Bu durumda, şikayetçi ile tebligatta komşu olarak ismi geçen Jülide Ç.'ın bahçe kapıları ortak çok katlı ayrı binalarda oturdukları ve en yakın komşu olmadıkları sabit olup haber verilen kişinin Tebligat Kanunu 21/1. maddesi ve yönetmelikte belirtilen "mümkün olan en yakın komşu" olma kriteri sağlanmamıştır. Bu hali ile şikayetçiye tebliğ edilen satış ilanı tebligatı usulsüzdür.
İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi, başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde şikayetçi borçluya çıkarılan satış ilanı tebligatının usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin ihalenin feshine yönelik kararı isabetli olmakla birlikte, Bölge Adliye Mahkemesince, alacaklı istinafının esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesi Kararı kaldırılarak şikayetin reddine yönelik hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçi borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 18.04.2025 tarihli ve 2025/478 E.-2025/690 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
A. TUNCAL M. ÇAMUR Dr. Ş. KELEŞ M. T. UYAR Y. ÇİFTCİ

