TENKİS HESABININ ÖDENEN PARA ÜZERİNDEN YAPILMASI GEREKTİĞİ, TAŞINMAZ DEĞERİNİN ESAS ALINMAMASI GEREKTİĞİ HUSUSLARINA ÖZELLİKLE DİKKAT EDİLMELİDİR.
T.C.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/3533
Karar No : 2025/2496
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 12.07.2024
SAYISI : 2024/1769 E., 2024/1905 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 05.12.2010'da ölen muris Cemal K.'nın davalı Satı lehine Merzifon Noterliğinde düzenlediği 29.11.2010 tarihli vasiyetnamesinin ehliyetsizlik, korkutma ve zorlama nedenleriyle geçersiz olduğunu ileri sürerek vasiyetnamenin iptali terditli tenkisini, ayrıca murisin bakımıyla geçinen ve kendi geliri olmayan davalı Satı adına satın alınan Merzifon ilçesi, M. Mahallesinde bulunan 823 ada 13 parsel 1 numaralı mesken niteliğindeki bağımsız bölümün taksit ödemelerinin muris tarafından yapıldığı hâlde tapunun mal kaçırma amacıyla Satı üzerine tescil edildiğini ileri sürerek tenkis hesabına bu kazandırmanın da dâhil edilmesini; bunun yanı sıra murisin Kazanlı Köyünde bulunan 112 parselini de davalı Satı E.'e tapuda satış göstermek suretiyle muvazaalı işlemle devrettiğini ve karşılığında para almadığı ileri sürerek tapunun muris muvazaası sebebiyle iptalini ve müvekkilleri adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Satı E. vekili cevap dilekçesinde özetle; muris Cemal K.'nın sağlığında davacılara karşılıksız kazandırmalarda bulunduğunu, buna karşın davacıların murisin hastalığı ile hiç ilgilenmediklerini, murisin tedavi masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, murisin 112 parseli kanser tedavisinin masraflarını gidermek için satmak istemesi üzerine müvekkilinin kendi parası ile satın aldığını, M. Mahallesindeki taşınmazı da müvekkilinin kendi birikimleri ve ailesinin yardımıyla satın aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın vasiyetnamenin iptali talebi yönünden reddine, diğer talepler yönünden kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, 823 ada 13 parsel için dava dilekçesinde talep olmamasına karşın talep aşılarak hüküm kurulduğunu, müvekkilin kendi parasıyla satın aldığı kanıtlanan taşınmaz için muvazaanın kabul edilmesinin hatalı olduğunu, murisin mal kaçırma kastının ispatlanamadığını, bilirkişi raporunda taşınmazların değerinin çok yüksek hesaplandığını, hesap yapılırken murise düşen hissenin göz ardı edildiğini, emsal üzerinden hesap yapılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muris muvazaası nedeniyle tapu iptali, tescil, vasiyetnamenin (ölüme bağlı tasarrufun) iptali terditli tenkis ve sağlar arası tasarrufun (gizli bağışın) tenkisi istemlerine ilişkindir.
1. Muris muvazaasında; 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmî sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
2. 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere ''muris muvazaası, mirasbırakanın danışıklı olarak mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği tapuda kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklaması hâlinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların görünürdeki satış sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun'un 18. maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinde şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabilmelerine olanak veren hukuki bir olgu'' olarak tanımlanmaktadır.
3. Tenkis (indirim) davası ise miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür.
4. Saklı payların ihlal edilip edilmediği, "tenkise esas tereke" kavramıyla anılan farazi bir tereke esas alınarak hesaplanır. "Tenkise esas tereke", miras bırakanın ölüm tarihinde sahip olduğu ve mirasçılara intikali elverişli olan mal, hak, alacak ve borçların tümü dikkate alınarak aktiflerden pasiflerin çıkarılması suretiyle belirlenecek olan net tereke ile net terekeye kanunda belirtilen değerlerin eklenip çıkarılmasıyla hesaplanan "farazi terekedir". Tenkise esas alınan terekenin hesaplanması için çıkarılması gereken değerler, 4721 sayılı Kanun'un 507/2 hükmünde gösterilmiştir. Bunun yanı sıra "tenkise esas alınan tereke", mirasbırakanın denkleştirmeye tâbi tasarrufları (4721 sayılı Kanun md. 669), tenkise tâbi sağlararası tasarrufları (4721 sayılı Kanun md. 508, 565) ve hayat sigortası satın alma bedeli (4721 sayılı Kanun md. 509, 567) değerlerinin net terekeye eklenmesi suretiyle belirlenir. Her ne kadar bu değerler, sağlararası tasarruf ile ölümden önce terekeden çıkarılmış olmaları nedeniyle mirasbırakanın ölümü tarihinde mevcut olmasa da saklı paylı mirasçıları korumak amacıyla yine de "tenkise esas terekeye" eklenmektedir. Tereke bu şekilde belirlendikten sonra mirasın açıldığı tarihteki, yani mirasbırakanın ölümü anındaki niteliklerine uygun fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespit edilmesi gerekir. Çünkü mirasbırakanın 4721 sayılı Kanun'un 564. maddesinde düzenlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır.
5. Tenkiste sıra ise 4721 sayılı Kanun’un 570. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre “Tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar, önce ölüme bağlı tasarruflardan; bu yetmezse, en yeni tarihlisinden en eskisine doğru geriye gidilmek üzere sağlararası kazandırmalardan yapılır. Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar en son sırada tenkis edilir”.
6. Mirasbırakan tenkise tâbi olan tek bir kazandırmada bulunmuşsa, bu kazandırma saklı payın ihlali ölçüsünde tenkis edilir. Tenkise tâbi hem ölüme bağlı kazandırma hem de sağlararası kazandırma mevcut ise saklı pay tamamlanıncaya kadar öncelikle ölüme bağlı tasarruflar tenkis edilir. Ölüme bağlı tasarruflar, 4721 sayılı Kanun’un 563 ve 561. maddeleri uyarınca kendi içinde orantılı olarak tenkis edilir. Ölüme bağlı tasarruf yapılmamış veya ölüme bağlı tasarrufların tenkisi saklı paya tecavüzü ortadan kaldırmaya yetmemişse, sağlararası kazandırmaların tenkisine geçilir. Sağlararası işlemlerin kendi içindeki tenkis sırası da en yeni tarihlisinden en eski tarihlisine doğru olmak üzere belirlenir. Buna rağmen saklı paya tecavüz giderilememişse, kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar tenkis edilir.
7. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tâbi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
8. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (4721 sayılı Kanun m.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm hâlinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
9. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde, sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. 4721 sayılı Kanun'un 564. maddesine göre davalının nizalı taşınmazda tercih hakkını sadece tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın kendisine verilmesi, dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebileceği, bunun dışında taşınmazın paylı mülkiyete dönüştürülmesi yönünde seçme hakkı kullanamayacağı dikkate alınmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2010 tarihli ve 2009/528 Esas, 2010/77 Karar sayılı kararı).
10. Yukarıda da belirtildiği üzere tenkise tâbi tasarruflar, sağlararası ve ölüme bağlı tasarruflar olarak ikiye ayrılmaktadır. Belirtmek gerekir ki, bu ayrımın yapılması tenkis davası bakımından oldukça önemlidir. Zira miras bırakanın tasarruf nisabını aşan tüm ölüme bağlı tasarrufları tenkise tâbi iken, sağlararası tasarrufları ise sadece 4721 sayılı Kanun'un 565. maddesinde sayılan gruplardan birine ait olması durumunda tenkise tâbi tutulur. Ayrıca 565. maddenin son bendi kapsamında bir sağlararası tasarrufun tenkis edilebilmesi için tasarrufun saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacıyla yapıldığının açık olması gerekmektedir.
11. Öte yandan, tenkise tâbi kazandırmanın konusu, taşınmaz olabileceği gibi taşınmaza ödenen bedel de olabilir. Bu ayrımın yapılması tenkis hesabı bakımından oldukça önemlidir. Tenkis davalarında ileri sürülen iddianın, mirasbırakan tarafından parası ödenmek suretiyle davalı adına taşınmaz satın alındığına ilişkin olması, bir diğer deyişle iddianın gizli bağış (para bağışı) niteliğinde olması durumunda, mirasbırakan tarafından davalıya kayda dayalı bir devir yapılmamış olduğundan, mirasbırakanın davalıya para bağışladığı gözetilerek elden bağışlanan bu paranın mirasbırakanın ölüm tarihinde ulaşacağı miktarın denkleştirici adalet ilkesi uyarınca tespit edilmesi ve tespit edilen bu değer üzerinden tenkis hesabının yapılması gerekmektedir. Bu hâlde, tenkis hesabının ödenen para üzerinden yapılması gerektiği, taşınmaz değerinin esas alınmaması gerektiği hususlarına özellikle dikkat edilmelidir.
12. Tenkis davasında ispat yükü, 4721 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 6100 sayılı Kanun’un 190. maddesinde yer alan genel hükümler uyarınca, anılan iddiayı ileri süren davacı tarafa aittir. Tenkis davası saklı paylı mirasçılar tarafından açılacağından davacı taraf, öncelikle saklı paylı mirasçı olduğunu, mirasbırakanın davalıya tenkise tâbi bir kazandırmada bulunduğunu ve bu kazandırma sonucunda saklı payının ihlal edildiğini ispat yükü altındadır.
13. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141/3 hükmünde, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır." hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesine göre de bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde de; “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklamaya yer verilmiştir.
14. Temyizen incelenen karar ise gerekçesiz olup eksik inceleme sonucunda tesis edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacının istemi;
A. Merzifon Noterliğinin 29.11.2010 tarihli vasiyetnamesinin (ölüme bağlı tasarrufunun) iptali terditli tenkisine,
B. Merzifon ilçesi, M. Mahallesinde bulunan 823 ada 13 parsel 1 numaralı bağımsız bölümün davalı adına satın alınmasında muris tarafından davalıya para bağışı (gizli bağış) yapılmasına yönelik olarak murisin sağlararası tasarrufunun (gizli bağışın/para bağışının) tenkisine,
C. Kazanlı Köyünde bulunan 112 parselin muris tarafından davalıya satışına yönelik olarak muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tesciline ilişkindir.
15. Bu itibarla, davacının her talebi yönünden özel olarak ilgili hukuksal nedene yönelik ayrı ayrı araştırma yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi, ayrıca verilen kararın gerekçeli olması gerekmektedir. Buna karşın tekrar vurgulamak gerekir ki, İlk Derece Mahkemesince verilen karar, hem gerekçesizdir hem de eksik araştırma sonucunda tesis edilmiştir.
16. Bu durumda, öncelikle davacının 112 parsele yönelik olarak muris muvazaası nedeniyle tapu iptal tescil davasının eldeki davadan tefrik edilerek sonucu beklenmelidir. Zira, muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davasının kabul edilmesi durumunda terekenin, dolayısıyla tenkis hesabının değişeceği kuşkusuzdur.
17. Öte yandan, davacının, 823 ada 13 parsel 1 numaralı bağımsız bölümün parasının muris tarafından ödenerek davalı adına satın alındığını ve bu gizli bağışa (para bağışına) ilişkin sağlararası tasarrufun 4721 sayılı Kanun'un 565. maddesine göre tenkise tâbi olduğunu ispatlaması durumunda para bağışına yönelik yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda tenkis hesabı yapılması gerekecektir. Ne var ki, anılan hususlarda yeterince araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuştur. Bunun yanı sıra, 1 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydında davalının edinme nedeni olarak gösterilen ferdileşme işlemi ve dayanak evrakları ile taşınmazın edinilmesinde ödenen parayı tespite yarar belgeler temin edilmeksizin karar verilmiştir. Bu nedenle, eksik belgeler temin edilerek, taşınmaz başında keşif yapılmalı ve tanıklar belirtilen hususlarda dinlenerek sonuca gidilmelidir.
18. Kabule göre de, 4721 sayılı Kanun'un 564. maddesine göre davalının nizalı taşınmazda tercih hakkını sadece tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın kendisine verilmesi, dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebileceği, bunun dışında taşınmazın paylı mülkiyete dönüştürülmesi yönünde seçme hakkı kullanamayacağı dikkate alınmaksızın (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2010 tarihli ve 2009/528 Esas, 2010/77 Karar sayılı kararı) tenkise tâbi tutulan taşınmazların taraflar adına paylı olarak tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Başkan V. Üye Üye Üye Üye
Ayşe Tartıcı Çevikbaş Ramazan Ülger Mustafa Erol Bayram Şen Dr. Hamit Yelken
TENKİS HESABININ ÖDENEN PARA ÜZERİNDEN YAPILMASI GEREKTİĞİ, TAŞINMAZ DEĞERİNİN ESAS ALINMAMASI GEREKTİĞİ HUSUSLARINA ÖZELLİKLE DİKKAT EDİLMELİDİR.
T.C.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/3533
Karar No : 2025/2496
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 12.07.2024
SAYISI : 2024/1769 E., 2024/1905 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 05.12.2010'da ölen muris Cemal K.'nın davalı Satı lehine Merzifon Noterliğinde düzenlediği 29.11.2010 tarihli vasiyetnamesinin ehliyetsizlik, korkutma ve zorlama nedenleriyle geçersiz olduğunu ileri sürerek vasiyetnamenin iptali terditli tenkisini, ayrıca murisin bakımıyla geçinen ve kendi geliri olmayan davalı Satı adına satın alınan Merzifon ilçesi, M. Mahallesinde bulunan 823 ada 13 parsel 1 numaralı mesken niteliğindeki bağımsız bölümün taksit ödemelerinin muris tarafından yapıldığı hâlde tapunun mal kaçırma amacıyla Satı üzerine tescil edildiğini ileri sürerek tenkis hesabına bu kazandırmanın da dâhil edilmesini; bunun yanı sıra murisin Kazanlı Köyünde bulunan 112 parselini de davalı Satı E.'e tapuda satış göstermek suretiyle muvazaalı işlemle devrettiğini ve karşılığında para almadığı ileri sürerek tapunun muris muvazaası sebebiyle iptalini ve müvekkilleri adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Satı E. vekili cevap dilekçesinde özetle; muris Cemal K.'nın sağlığında davacılara karşılıksız kazandırmalarda bulunduğunu, buna karşın davacıların murisin hastalığı ile hiç ilgilenmediklerini, murisin tedavi masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, murisin 112 parseli kanser tedavisinin masraflarını gidermek için satmak istemesi üzerine müvekkilinin kendi parası ile satın aldığını, M. Mahallesindeki taşınmazı da müvekkilinin kendi birikimleri ve ailesinin yardımıyla satın aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın vasiyetnamenin iptali talebi yönünden reddine, diğer talepler yönünden kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, 823 ada 13 parsel için dava dilekçesinde talep olmamasına karşın talep aşılarak hüküm kurulduğunu, müvekkilin kendi parasıyla satın aldığı kanıtlanan taşınmaz için muvazaanın kabul edilmesinin hatalı olduğunu, murisin mal kaçırma kastının ispatlanamadığını, bilirkişi raporunda taşınmazların değerinin çok yüksek hesaplandığını, hesap yapılırken murise düşen hissenin göz ardı edildiğini, emsal üzerinden hesap yapılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muris muvazaası nedeniyle tapu iptali, tescil, vasiyetnamenin (ölüme bağlı tasarrufun) iptali terditli tenkis ve sağlar arası tasarrufun (gizli bağışın) tenkisi istemlerine ilişkindir.
1. Muris muvazaasında; 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmî sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
2. 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere ''muris muvazaası, mirasbırakanın danışıklı olarak mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği tapuda kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklaması hâlinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların görünürdeki satış sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun'un 18. maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinde şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabilmelerine olanak veren hukuki bir olgu'' olarak tanımlanmaktadır.
3. Tenkis (indirim) davası ise miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür.
4. Saklı payların ihlal edilip edilmediği, "tenkise esas tereke" kavramıyla anılan farazi bir tereke esas alınarak hesaplanır. "Tenkise esas tereke", miras bırakanın ölüm tarihinde sahip olduğu ve mirasçılara intikali elverişli olan mal, hak, alacak ve borçların tümü dikkate alınarak aktiflerden pasiflerin çıkarılması suretiyle belirlenecek olan net tereke ile net terekeye kanunda belirtilen değerlerin eklenip çıkarılmasıyla hesaplanan "farazi terekedir". Tenkise esas alınan terekenin hesaplanması için çıkarılması gereken değerler, 4721 sayılı Kanun'un 507/2 hükmünde gösterilmiştir. Bunun yanı sıra "tenkise esas alınan tereke", mirasbırakanın denkleştirmeye tâbi tasarrufları (4721 sayılı Kanun md. 669), tenkise tâbi sağlararası tasarrufları (4721 sayılı Kanun md. 508, 565) ve hayat sigortası satın alma bedeli (4721 sayılı Kanun md. 509, 567) değerlerinin net terekeye eklenmesi suretiyle belirlenir. Her ne kadar bu değerler, sağlararası tasarruf ile ölümden önce terekeden çıkarılmış olmaları nedeniyle mirasbırakanın ölümü tarihinde mevcut olmasa da saklı paylı mirasçıları korumak amacıyla yine de "tenkise esas terekeye" eklenmektedir. Tereke bu şekilde belirlendikten sonra mirasın açıldığı tarihteki, yani mirasbırakanın ölümü anındaki niteliklerine uygun fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespit edilmesi gerekir. Çünkü mirasbırakanın 4721 sayılı Kanun'un 564. maddesinde düzenlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır.
5. Tenkiste sıra ise 4721 sayılı Kanun’un 570. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre “Tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar, önce ölüme bağlı tasarruflardan; bu yetmezse, en yeni tarihlisinden en eskisine doğru geriye gidilmek üzere sağlararası kazandırmalardan yapılır. Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar en son sırada tenkis edilir”.
6. Mirasbırakan tenkise tâbi olan tek bir kazandırmada bulunmuşsa, bu kazandırma saklı payın ihlali ölçüsünde tenkis edilir. Tenkise tâbi hem ölüme bağlı kazandırma hem de sağlararası kazandırma mevcut ise saklı pay tamamlanıncaya kadar öncelikle ölüme bağlı tasarruflar tenkis edilir. Ölüme bağlı tasarruflar, 4721 sayılı Kanun’un 563 ve 561. maddeleri uyarınca kendi içinde orantılı olarak tenkis edilir. Ölüme bağlı tasarruf yapılmamış veya ölüme bağlı tasarrufların tenkisi saklı paya tecavüzü ortadan kaldırmaya yetmemişse, sağlararası kazandırmaların tenkisine geçilir. Sağlararası işlemlerin kendi içindeki tenkis sırası da en yeni tarihlisinden en eski tarihlisine doğru olmak üzere belirlenir. Buna rağmen saklı paya tecavüz giderilememişse, kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar tenkis edilir.
7. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tâbi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
8. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (4721 sayılı Kanun m.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm hâlinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
9. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde, sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. 4721 sayılı Kanun'un 564. maddesine göre davalının nizalı taşınmazda tercih hakkını sadece tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın kendisine verilmesi, dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebileceği, bunun dışında taşınmazın paylı mülkiyete dönüştürülmesi yönünde seçme hakkı kullanamayacağı dikkate alınmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2010 tarihli ve 2009/528 Esas, 2010/77 Karar sayılı kararı).
10. Yukarıda da belirtildiği üzere tenkise tâbi tasarruflar, sağlararası ve ölüme bağlı tasarruflar olarak ikiye ayrılmaktadır. Belirtmek gerekir ki, bu ayrımın yapılması tenkis davası bakımından oldukça önemlidir. Zira miras bırakanın tasarruf nisabını aşan tüm ölüme bağlı tasarrufları tenkise tâbi iken, sağlararası tasarrufları ise sadece 4721 sayılı Kanun'un 565. maddesinde sayılan gruplardan birine ait olması durumunda tenkise tâbi tutulur. Ayrıca 565. maddenin son bendi kapsamında bir sağlararası tasarrufun tenkis edilebilmesi için tasarrufun saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacıyla yapıldığının açık olması gerekmektedir.
11. Öte yandan, tenkise tâbi kazandırmanın konusu, taşınmaz olabileceği gibi taşınmaza ödenen bedel de olabilir. Bu ayrımın yapılması tenkis hesabı bakımından oldukça önemlidir. Tenkis davalarında ileri sürülen iddianın, mirasbırakan tarafından parası ödenmek suretiyle davalı adına taşınmaz satın alındığına ilişkin olması, bir diğer deyişle iddianın gizli bağış (para bağışı) niteliğinde olması durumunda, mirasbırakan tarafından davalıya kayda dayalı bir devir yapılmamış olduğundan, mirasbırakanın davalıya para bağışladığı gözetilerek elden bağışlanan bu paranın mirasbırakanın ölüm tarihinde ulaşacağı miktarın denkleştirici adalet ilkesi uyarınca tespit edilmesi ve tespit edilen bu değer üzerinden tenkis hesabının yapılması gerekmektedir. Bu hâlde, tenkis hesabının ödenen para üzerinden yapılması gerektiği, taşınmaz değerinin esas alınmaması gerektiği hususlarına özellikle dikkat edilmelidir.
12. Tenkis davasında ispat yükü, 4721 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 6100 sayılı Kanun’un 190. maddesinde yer alan genel hükümler uyarınca, anılan iddiayı ileri süren davacı tarafa aittir. Tenkis davası saklı paylı mirasçılar tarafından açılacağından davacı taraf, öncelikle saklı paylı mirasçı olduğunu, mirasbırakanın davalıya tenkise tâbi bir kazandırmada bulunduğunu ve bu kazandırma sonucunda saklı payının ihlal edildiğini ispat yükü altındadır.
13. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141/3 hükmünde, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır." hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesine göre de bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde de; “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklamaya yer verilmiştir.
14. Temyizen incelenen karar ise gerekçesiz olup eksik inceleme sonucunda tesis edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacının istemi;
A. Merzifon Noterliğinin 29.11.2010 tarihli vasiyetnamesinin (ölüme bağlı tasarrufunun) iptali terditli tenkisine,
B. Merzifon ilçesi, M. Mahallesinde bulunan 823 ada 13 parsel 1 numaralı bağımsız bölümün davalı adına satın alınmasında muris tarafından davalıya para bağışı (gizli bağış) yapılmasına yönelik olarak murisin sağlararası tasarrufunun (gizli bağışın/para bağışının) tenkisine,
C. Kazanlı Köyünde bulunan 112 parselin muris tarafından davalıya satışına yönelik olarak muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tesciline ilişkindir.
15. Bu itibarla, davacının her talebi yönünden özel olarak ilgili hukuksal nedene yönelik ayrı ayrı araştırma yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi, ayrıca verilen kararın gerekçeli olması gerekmektedir. Buna karşın tekrar vurgulamak gerekir ki, İlk Derece Mahkemesince verilen karar, hem gerekçesizdir hem de eksik araştırma sonucunda tesis edilmiştir.
16. Bu durumda, öncelikle davacının 112 parsele yönelik olarak muris muvazaası nedeniyle tapu iptal tescil davasının eldeki davadan tefrik edilerek sonucu beklenmelidir. Zira, muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davasının kabul edilmesi durumunda terekenin, dolayısıyla tenkis hesabının değişeceği kuşkusuzdur.
17. Öte yandan, davacının, 823 ada 13 parsel 1 numaralı bağımsız bölümün parasının muris tarafından ödenerek davalı adına satın alındığını ve bu gizli bağışa (para bağışına) ilişkin sağlararası tasarrufun 4721 sayılı Kanun'un 565. maddesine göre tenkise tâbi olduğunu ispatlaması durumunda para bağışına yönelik yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda tenkis hesabı yapılması gerekecektir. Ne var ki, anılan hususlarda yeterince araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuştur. Bunun yanı sıra, 1 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydında davalının edinme nedeni olarak gösterilen ferdileşme işlemi ve dayanak evrakları ile taşınmazın edinilmesinde ödenen parayı tespite yarar belgeler temin edilmeksizin karar verilmiştir. Bu nedenle, eksik belgeler temin edilerek, taşınmaz başında keşif yapılmalı ve tanıklar belirtilen hususlarda dinlenerek sonuca gidilmelidir.
18. Kabule göre de, 4721 sayılı Kanun'un 564. maddesine göre davalının nizalı taşınmazda tercih hakkını sadece tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın kendisine verilmesi, dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebileceği, bunun dışında taşınmazın paylı mülkiyete dönüştürülmesi yönünde seçme hakkı kullanamayacağı dikkate alınmaksızın (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2010 tarihli ve 2009/528 Esas, 2010/77 Karar sayılı kararı) tenkise tâbi tutulan taşınmazların taraflar adına paylı olarak tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Başkan V. Üye Üye Üye Üye
Ayşe Tartıcı Çevikbaş Ramazan Ülger Mustafa Erol Bayram Şen Dr. Hamit Yelken

