Karamercan Hukuk

AİLE HUKUKU ALANINDA GÜNCEL GELİŞMELER SEMPOZYUMU

İstanbul Üniversitesi Medenî Hukuk Anabilim Dalı tarafından "Aile Yılında Aile Hukuku Alanında Güncel Gelişmeler Sempozyumu" ismiyle 17 Aralık 2025 tarihinde gerçekleştirilen ve konuşmacı olarak Av. Fatih KARAMERCAN, LL.M. yer aldığı "Boşanma Hukukunda Kusur İlkesinin Kaldırılması ve Yargılama Kanunu İhdas Edilmesi İhtiyacı Üzerine Değerlendirmeler" isimli sunum İstanbul Üniversitesi Merkez Binası Mavi Salonu'nda yapılmıştı.

02 Eylül 2026 tarihinde ise bu sunum, hakem denetiminden geçerek sayın Prof. Dr. Baki İlkay ENGİN, Doç. Dr. Efe Can YILDIRIR, Araş. Gör. Berkay Doğu YILMAZ ve Araş. Gör. Hazal POLAT'ın editörlüğünde "Aile Hukuku Alanında Güncel Gelişmeler Sempozyumu" ismi ile yayımlanmıştır.

https://www.filizkitabevi.com/aile-hukuku-alaninda-guncel-gelismeler-sempozyumu

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı, hukuk biliminin gelişimine katkıda bulunmak, güncel hukuki meseleleri farklı disiplinlerin bakış açılarıyla tartışmaya açmak ve akademisyenleri, uygulamacıları ve lisansüstü öğrencileri ortak platformlarda bir araya getirmek amacıyla düzenli olarak bilimsel toplantılar düzenlemektedir. 2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmiş olması, Anabilim Dalımızı bu yıl aile hukuku alanındaki güncel gelişmeleri konu alan bir sempozyum düzenlemeye yöneltmiştir.

“Aile Yılında Aile Hukuku Alanında Güncel Gelişmeler Sempozyumu” başlığıyla düzenlenen toplantı, aile hukuku alanına ilgi duyan tüm akademisyenlere, hukukçulara ve lisansüstü öğrencilere açık bir çağrıyla duyurulmuş; Sempozyum’un, aile hukuku alanındaki güncel meseleleri bir araya getirerek akademik diyaloğu derinleştirmesi amaçlanmıştır. Çağrıya gösterilen yoğun ilgi üzerine gönderilen tebliğ özetleri Sempozyum Bilim Kurulu tarafından değerlendirilmiş, kabul edilen tebliğler 17 Aralık 2025 Çarşamba günü İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde, Doktora Salonu ve Mavi Salon’da eşzamanlı yürütülen oturumlarda sunularak tartışılmıştır.

Aile hukuku, hem medeni hukukun diğer dallarıyla hem de ceza hukuku, anayasa hukuku, milletlerarası özel hukuk ve medeni usul hukuku gibi farklı disiplinlerle kurduğu sıkı bağ nedeniyle zengin bir tartışma zemini sunmaktadır. Elinizdeki kitapta yer alan makalelerin boşanmadan mal rejimine, evlat edinmeden çocuğun korunmasına, kişisel verilerin korunmasından arabuluculuğa uzanan geniş bir yelpazede kaleme alınmış olması, bu zenginliğin bir yansımasıdır.

Elinizdeki eser, sempozyumda sunulmuş olan tebliğler arasında, yazarlarınca yayınlanmak üzere bilimsel esaslara uygun hâle getirilen makalelerin tarafımızca bir konferans kitabının asgari müşterek şeklini sağlayacak şekilde uyumlaştırılması neticesinde ortaya çıkmıştır. Sempozyumdaki tebliğ ve oturum sırasından farklı olarak, makaleler yazarların soyadlarına göre alfabetik sırayla dizilmiştir

Hasibe Sena Akkışla, Türk hukukunda koruyucu aile kurumunun hukuki niteliğini Alman ve Kaliforniya hukuklarındaki düzenlemelerle karşılaştırarak incelemiş, bu kurumun sosyal hizmet temelli bir bakım modeli mi yoksa kendine özgü nitelikleri bulunan bir özel hukuk sözleşmesi mi olduğu tartışmasını çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde ele almıştır. Ebru Ceylan, anlaşmalı boşanmada maddi tazminat, manevi tazminat ve yoksulluk nafakasının belirlenmesine ilişkin Yargıtay kararlarını incelemişve anlaşma protokollerinde taleplerin yeterince açık ifade edilmemesinden kaynaklanan uygulama sorunlarını irdelemiştir. Furkan Derdiman, aile konutu üzerinde malik olmayan eşin açık rızası alınmadan yapılan tasarrufların, taşınmazın sonradan aile konutu niteliğini kaybetmesi hâlinde kendiliğinden geçerlilik kazanıp kazanmayacağı sorununu, malik veya malik olmayan eşin ölümü, boşanma ve konutun terk edilmesi ihtimalleri üzerinden yargı kararları ışığında incelemiştir. Gökcen Doğan Bandır ise TMK.m.164 I c.2’de düzenlenen “terke zorlama” kavramını değerlendirmiş, Yargıtay uygulaması çerçevesinde, terke zorlayan eşin terk sebebine dayanarak boşanma davası açamayacağını, buna karşılık terke zorlanan eşin bu imkâna sahip olduğunu ortaya koymuştur.

Elif Ergüne, TCK.m.233’te düzenlenen “aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali” suçunu, maddede düzenlenen bakım, eğitim ve destek olma yükümlülüğünün ihlali, gebe kadını terk ve çocuğun ahlak, güvenlik ve sağlığının tehlikeye düşürülmesi şeklindeki üç ayrı suç tipi bağlamında ayrı ayrı ele almış ve bu suç tiplerini ceza hukuku sistematiği ile aile hukukundan doğan yükümlülükler kesişiminde analiz etmiştir. Yasemin Erolu, evlat edinilen ile biyolojik ebeveynler arasında kişisel ilişki kurulması meselesini Türk hukukunda benimsenen sınırlı evlat edinme sistemi çerçevesinde incelemiş, öğretideki görüş ayrılıklarını ve Yargıtay uygulamasını İsviçre hukukuyla karşılaştırmalı olarak değerlendirmiştir. Özkan Cavit Hoşlan, TMK.m.229’da düzenlenen eklenecek değerler kurumunu irdelemiş ve kurumu, eşlerin tasarruf özgürlüğü ile mal gruplarının değişmezliği ilkesi arasında denge kuran bir düzeltme mekanizması şeklinde nitelendirmeye imkân veren genişletici bir yorumu savunmuştur. Fatih Karamercan ise boşanma hukukunda kusur ilkesinin korunmasının kişilik haklarını ve yargılama ilkelerini göz ardı ettirdiğini ileri sürerek, karşılaştırmalı hukuktaki örnekleriyle birlikte, bu ilkenin kaldırılması ve boşanma hukukunu da kapsayacak bağımsız bir yargılama kanunu ihdas edilmesi önerisini sunmuştur.

Emine Aslı Küçükaydın, aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda emojilerin hukuki niteliğini, bir irade açıklaması mı yoksa yalnızca bir duygu açıklaması mı olduğunu, hâkim tarafından nasıl yorumlanması gerektiğini yabancı mahkeme kararları ışığında disiplinlerarası bir bakışla incelemiştir. Nuri Aziz Midyat, yoksulluk nafakasının süresine ilişkin tartışmada Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nin yaklaşımlarını aktarmış, nafakanın süresini yalnızca evlilik süresine bağlı objektif ölçütlerle sınırlamak yerine, İsviçre hukukunda olduğu gibi çeşitli kriterler çerçevesinde hâkimin takdir yetkisini kullanmasına imkân verilmesinin daha isabetli olacağını savunmuştur. M. Serhat Sarısözen, aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda ihtiyari arabuluculuğun sınırlarının genişletilip genişletilemeyeceğini ve dava şartı arabuluculuğun mümkün olup olmadığını sorgulamış, arabulucuların yalnızca hukukçulardan oluşmasının fiilî bir zorunluluk teşkil edip etmediğini tartışmıştır. Zeynep Tanyeri ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 8 bağlamındaki çocuğun koruma altına alınmasına ilişkin içtihadını incelemiş, Taraf Devletin yükümlülüklerinin kapsam ve sınırını, çocuğu aileden ayırmayı son çare olarak görme, çocuğun üstün yararını gözetme ve ailenin yeniden bir araya gelmesini kolaylaştırma amaç ve ilkeleriyle bağlantılı olarak irdelemiştir.

Emre Can Thomson, ortak hayatın yeniden kurulamaması sebebiyle açılacak ikinci boşanma davasındaki bir yıllık sürenin, ilk davanın yabancı bir mahkemede reddedilmiş olması hâlinde hangi andan itibaren işlemeye başlayacağını tartışmış ve sürenin, yabancı mahkeme kararının kendi hukukuna göre kesinleştiği andan başlatılması gerektiğini savunmuştur. Güray Türker, annenin soybağını gizlemesi olgusunu çocuğun kimliği ve soybağını bilme hakkı ekseninde incelemiş, annenin kişilik hakkına ilişkin menfaati ile çocuğun soybağını bilme hakkı arasındaki çatışmanın çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde nasıl dengeleneceğini tartışmıştır. Aslı Uçal, Türk Medeni Kanunu m.181 II hükmünü -boşanma davası devam ederken ölen eşin mirasçısına tanınan davaya devam etme imkânını- öğretide yöneltilen eleştiriler ve Yargıtay’ın konuya ilişkin farklı yaklaşımları çerçevesinde değerlendirmiştir. Nihal Ural, fiili ayrılık (ortak hayatın kurulamaması) sebebiyle boşanmaya ilişkin TMK.m.166 IV hükmünün hukuki niteliğini, bu sebebe dayalı olarak boşanma davasının açılabilmesinin şartlarını ve hükmün amacını ne derece karşıladığını öğretideki görüşler, karşılaştırmalı hukuk ve yargı içtihatları ışığında ele alarak konuya ilişkin çeşitli öneriler getirmiştir. Son olarak Yağmur Öykü Yönet, evlilik birliği bağlamında “paylaşan ebeveynlik (sharenting)” olgusunun çocuğun mahremiyeti ve kişilik hakları üzerindeki etkilerini, bu olguyu evlilik birliği içinde bir boşanma sebebi olarak ve evlilik birliğinin tasfiyesinden sonra doğurabileceği sorunlar bakımından incelemiş ve mevcut aile hukuku düzeninin bu güncel meseleye ne ölçüde cevap verebildiğini tartışmıştır.

Sempozyum Anabilim Dalı Başkanımız Prof. Dr. Saibe Oktay Özdemir’in teşvik ve yardımlarıyla düzenlenmiştir, kendisine teşekkürü bir borç biliriz. Bu kitap, seçtikleri ilgi çekici konuları özenle inceleyen tüm yazarların katkısıyla ortaya çıkmıştır. Tebliğlerini yayına elverişli bilimsel makalelere dönüştürme sürecindeki özverili çalışmaları için tüm yazarlara, ayrıca sempozyumun düzenlenmesinde ve bu makalelerin gün ışığına çıkmasında katkılarını esirgemeyen Sayın Oğuzhan Oruç’a (Filiz Kitabevi) içtenlikle teşekkür ederiz.

Aile hukuku alanındaki güncel tartışmalara katkı sunmak amacıyla hazırlanan bu kitabın akademisyenlere, uygulamacılara ve alana ilgi duyan tüm okuyuculara faydalı olmasını dileriz.

Prof. Dr. Baki İlkay Engin
Beyazıt, 2 Temmuz 2026