KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

BAĞIŞLANAN OKULUN BAKANLIK TARAFINDAN KAPATILMASINDA DAVALININ BİR ETKİSİ OLMADIĞINDAN VE YÜKLEMELİ BAĞIŞLAMANIN ŞARTI YERİNE GETİRİLDİĞİNDEN BAĞIŞLAMADAN RÜCUNUN KOŞULLARI OLUŞMAMIŞTIR

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU

Esas No        : 2024/1-571
Karar No       : 2025/582

T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                :
 Trabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ                          : 19.12.2023
SAYISI                          : 2023/337 E., 2023/376 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 04.07.2023 tarihli ve 2023/2229 Esas,
                                        2023/3925 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda dava tarihi itibarıyla bir yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğine değinilerek bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca yapılan inceleme sonunda dava tarihi itibarıyla hak düşürücü sürenin geçmediği, bu nedenle davalı vekilinin işin esasına yönelik diğer temyiz itirazları ile ilgili inceleme yapılması için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğine değinilerek hüküm bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Davacı İbrahim U. vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin doğup büyüdüğü ve okuduğu İkisu Köyüne hizmet amacıyla 1990 yılında taşınmazı üzerine Dr. İbrahim U. İlköğretim Okulu yaptırdığını ve eğitim hizmetine tahsis ettiğini, okulun 22 yıl hizmet verdikten sonra kapatıldığını, okul yaptırdığı taşınmazın geldi kaydının 398 sayılı parsel olduğunu, bilahare bu taşınmazı ikiye ifraz ederek üzerine okul yaptırdığı 1616 sayılı parseli (1.120 m2) ve 1615 sayılı parseli (10.340 m2-gittisi 9929,56 m2’lik 1675 sayılı parsel) İkisi Köyü Tüzel Kişiliğine bağışladığını, müvekkilinin bağış amacının taşınmazdan elde edilecek fındık geliri ile merkez cami ve okul giderlerini karşılamak olduğunu, bu hususun köy karar defterinde de yazılı olduğunu, ancak Trabzon ilinin 6360 sayılı Kanun ile büyükşehir olması neticesinde valiliğin 25.03.2014 tarihli ve 72 sayılı kararı ile dava konusu 1675 ve 1616 sayılı parsellerin davalı belediyeye devir ve tapuda tescil edildiğini, bu durumda davalı belediye tarafından merkez cami giderlerinin karşılanmasının mümkün olmadığını, ilköğretim okulunun da kapatıldığını, artık bağış şartlarının yerine getirilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

2. Davacı İbrahim U.’nun yargılamanın devamı sırasında 11.01.2018 tarihinde ölümü üzerine tüm mirasçıları tarafından davayı takip eden vekile vekâletname verilmek suretiyle taraf teşkili sağlanmıştır.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların 6360 sayılı Kanun kapsamında Trabzon Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun 30.05.2013 tarih ve 72 numaralı kararı ile müvekkiline devredildiğini ve Trabzon Valisinin 31.05.2013 tarihli oluru ile kesinleştiğini, idari işleme karşı süresi içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabileceğini, bu nedenle öncelikle hem görev hem de zamanaşımı yönünden davanın reddi gerektiğini, öte yandan çekişmeli devrin Kanun gereği, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun yapıldığını, kapanan köy ve beldelerin belediye sınırları içerisinde yer alması nedeniyle kamu hizmetlerinin müvekkili tarafından sağlanacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 22.12.2016 tarihli ve 2015/26 Esas, 2016/1807 Karar sayılı kararıyla; İkisu Köyü İhtiyar Heyetinin 12.03.2001 tarihli ve 18 sayılı (doğrusu 1 numaralı) kararı ile davacının taşınmazı ikiye ifraz edilerek birinci yarısı gelirinin merkez camisi giderlerinde, ikinci yarısı gelirinin okulun ihtiyaçlarında kullanılması şartıyla bağışlandığını kabul ettikleri, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre davacının dava konusu taşınmazları şartlı bağışladığı, resmî senede sehven şartın yazılmadığı, ancak 12.03.2001 tarihli ve 18 sayılı (doğrusu 1 numaralı) karar ile köy tüzel kişiliğinin şartı kabul ettiği, tanık beyanlarına göre yıllarca şartın yerine getirildiği, ancak Trabzon ilinin Kanun gereğince büyükşehir olması neticesinde dava konusu taşınmazların davalı belediyeye devredildiği, okulun kapatıldığı ve atıl olarak durduğu, davacının devretme şartının davalı belediyeyi de bağlayacağı, belediyenin üçüncü kişi olarak kabul edilemeyeceği, taşınmazların davacının bağış amacına uygun kullanılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 465 ada 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların (eski 1616 ve 1675 sayılı parseller) tapu kayıtlarının iptaline ve davacı adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 21.03.2017 tarihli ve 2017/195 Esas, 2017/193 Karar sayılı kararıyla; akit tablolarında taşınmazların kayıtsız şartsız bağışlandığı yazılı olsa da davacının köy tüzel kişiliğine verdiği dilekçe, köy tüzel kişiliği tarafından alınan karar, 465 ada 5 sayılı parsel üzerine okul inşa edilerek bağışlanması ve tanık beyanlarına göre 465 ada 5 sayılı parselin okul olarak kullanılması, fındık gelirinin okula harcanması, 465 ada 6 sayılı parsel gelirinin yarısının okula yarısının da köy camisine harcanması şartıyla bağışlama yapıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 297. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü sürenin araştırılması gerektiği, davacının okul olarak kullanmanın sona erdiğini ve taşınmazların davalıya devredildiğini öğrenme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinin iddia ve ispat edilemediği, taşınmazın okul olarak kullanılma ve gelirinin okula harcanma koşulunun artık yerine getirilmediği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, fındık gelirlerinin köy camisi giderlerinde harcanma koşulunun da köy tüzel kişiliğinin kalkması ve büyükşehir belediye sınırlarına alınması ile işlevsiz hâle geldiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine oy çokluğu ile karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 19.11.2018 tarihli ve 2017/3391 Esas, 2018/14648 Karar sayılı kararıyla; ''... Somut olaya gelince; davacı dava dilekçesinde 1616 parsel (yenileme ile 465 ada 5 parsel) sayılı taşınmaz üzerindeki okulun 1990 yılında yapıldığını, 22 yıl hizmet verdikten sonra kapatıldığını bildirmiştir. Bu tarih 2012 yılına tekabül etmektedir. Dava tarihinin 16.01.2015 olduğu gözetildiğinde, davacının okulun kapatılmasını öğrendiği tarih ile dava tarihi arasında BK. nin 246. TBK. nin 297. maddesine göre bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği tartışmasızdır.

Öte yandan, yine davacı dava dilekçesinde çekişme konusu taşınmazların ilçe belediyesine devredilmesi nedeniyle, köy camiinin giderlerinin karşılanmasının artık mümkün olmadığını ileri sürmüş ise de, il ve ilçe sınırlarının değiştirilmesi bir idari tasarruf olup, bunda davalının bir kusurunun bulunduğundan söz etme imkanı da yoktur.

Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir…'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Birinci Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli ve 2019/542 Esas, 2020/528 Karar sayılı kararıyla; önceki gerekçe yanında, dava dilekçe içeriği gözetildiğinde dava konusu taşınmazın amaca uygun kullanılmayacağının anlaşılma tarihinin davalı adına tescil tarihi olduğu, 6360 sayılı Kanun kapsamında dava konusu taşınmazların tashihen davalı adına tescil işlemlerinden davacı tarafın bilgisi olmadığı, tapu sicilinin aleniliği ilkesi gereğince davacının tescil ile durumu öğrendiği, bu nedenle okulun atıl bırakılma tarihinin bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki atıl bırakmanın eğitime son verme amacı dışında binanın yenilenebileceği anlamı da taşıyabileceği, ayrıca Trabzon Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun 30.05.2013 tarihli ve 72 numaralı kararının Yomra Kaymakamlığına 25.03.2014 tarihli ve 2921 sayılı yazı ile bildirildiği ve davacının bu tarihte haberdar olduğu varsayılsa bile dava tarihi itibarıyla hak düşürücü sürenin geçmediği belirtilerek direnme kararı verilmiştir.

C. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

D. Hukuk Genel Kurulu Kararı

Hukuk Genel Kurulunun 01.02.2023 tarihli ve 2021/1-826 Esas, 2023/22 Karar sayılı kararıyla; ''... 8. Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazların geldisi 398 parsel sayılı taşınmazın 11.460 m2'lik fındıklık niteliğinde olduğu, bilahare ifraz işlemi ile 1615 (10.340 m2'lik fındıklık) ve 1616 (1120 m2'lik fındıklık) sayılı parsellere gittiği, 1615 sayılı parselin 14.03.2002 tarihinde dava dışı 400 ve 402 sayılı parseller ile tevhit, ifraz ve taksim işlemleri neticesinde 9.929,56 m2'lik 1675 sayılı parsele revizyon gördüğü, 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi uyarınca 13.10.2015 tarihinde kesinleşen yenileme ile 1675 sayılı parselin 465 ada 5 (9.589,59 m2'lik fındık bahçesi) ve 1616 sayılı parselin ise 465 ada 6 (1.137,12 m2'lik fındıklık) sayılı parsellere gittiği kayda dayalı saptanmıştır.

9. Davacı İbrahim'in 1990 yılında üzerine okul inşa ettirdiği dava konusu 1616 sayılı parselin tamamını 16.11.1990 tarihli ve 530 yevmiye numaralı akitle, dava konusu 1615 (gittisi 1675) sayılı parselin tamamını ise 02.03.2001 tarihli ve 112 yevmiye numaralı akitle kayıtsız ve şartsız İkisu Köyü Tüzel Kişiliğine bağışladığı, ikinci devir öncesi davacı İbrahim'in İkisu köyü muhtarlığına hitaben yazdığı 28.02.2001 tarihli dilekçesi ile; 1615 sayılı parselinin yarı yarıya ifraz edilmesini, bir bölümünün gelirinin İkisu köyü merkez camisi, diğer bölümünün gelirinin Dr. İbrahim U. İlköğretim Okulu için kullanılmasını, okulun ihtiyacı hâlinde bir kısmının arsa olarak kullanılmasını istediği, dilekçe ve devir sonrası İkisu Köyü İhtiyar Heyetinin 12.03.2001 tarih ve 1 numaralı kararı ile şartların aynen kabul edildiği anlaşılmaktadır.

10. Bu aşamada, 6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna kısaca değinilmesinde yarar vardır. Anılan Kanun'un 1 inci maddesi gereğince Trabzon ili büyükşehir belediyesine dönüştürülmüş, 3 üncü maddesi gereğince Trabzon iline bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. Aynı Kanun'un Geçici 1 inci maddesinde ise; ''(1)Bu Kanundaki devir, tasfiye ve paylaştırma işlemlerini yürütmek üzere vali tarafından, bir vali yardımcısının başkanlığında, valinin uygun göreceği kurum ve kuruluş temsilcilerinin ve ilgili belediye başkanlarının katılımıyla devir, tasfiye ve paylaştırma komisyonu kurulur. Bu komisyona yardımcı olmak üzere valinin görevlendirmesi ile alt komisyonlar da kurulabilir.

...

(3) 1 inci maddeye göre tüzel kişilikleri kaldırılan belediye ve köylerin personeli, her türlü taşınır ve taşınmaz malları, hak, alacak ve borçları, komisyon kararıyla ilgisine göre bakanlıklara, büyükşehir belediyesi, bağlı kuruluşu veya ilçe belediyesine devredilir. Devir işlemi ilk mahalli idareler genel seçimi itibarıyla uygulamaya konulur.

...'' düzenlemesine yer verilmiştir.

11. Eldeki davada, 6360 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesi gereğince oluşturulan Trabzon Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun 30.05.2013 tarihli ve 72 sayılı kararı ile; Ek-1 listedeki taşınmazların ilgisine göre ve listede gösterildiği gibi Yomra Belediye Başkanlığına, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığına (bağlı kuruluşlarına), Büyükşehir İlçe Belediye Başkanlığına ve Hazine'ye devrine karar verildiği, Ek-1 liste uyarınca dava konusu taşınmazların Yomra Belediye Başkanlığına devredildiği, Trabzon Valiliği İl Mahalli İdareler Müdürlüğü tarafından Yomra Kaymakamlığına yazılan 25.03.2014 tarih ve 2921 sayılı yazı ile; bilgi ve gereği için Trabzon Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun 30.05.2013 tarihli ve 72 sayılı kararı ve eklerinin gönderildiği, dava konusu 1616 ve 1675 sayılı parsellerin 21.11.2014 tarih ve 3283 yevmiye numaralı işlemle Yomra Belediye Başkanlığı adına tahsisen devir ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.

12. Hemen belirtilmelidir ki, dava dilekçesinde yer verilen ''... Davacı da bu amaçla doğup büyüdüğü, okuduğu ve yetiştiği İkisu Köyüne hizmet amacıyla taşınmazı üzerinde Dr. İbrahim U. İlköğretim okulu ismiyle bir okul yaptırmış ve eğitime tahsis etmiş idi. Okul 1990 yılında yapıldı ve 22 yıl gibi bir zaman hizmet verdi. Sonra da kapatıldı...'' ibaresi nedeniyle davacı tarafın bağıştan rücu sebebini 2012 yılında (1990+22) öğrendiğini ve dava tarihi itibarıyla 6098 sayılı Kanun'un 297/1 inci fıkrasında düzenlenen bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığını kabul etme olanağı bulunmamaktadır. Hak düşürücü sürenin hukuki niteliği uyarınca hakkın özünü (mülkiyet hakkı) ortadan kaldırdığı gözetildiğinde dava dilekçesinde yer verilen ve delillerle doğrulanmayan soyut bir beyanın hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak değerlendirilmesi doğru değildir.

13. Öte yandan, dava dilekçesi içeriği ve ileri sürülen vakıalar bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; davacı taraf, taşınmaz üzerindeki okulun kapatıldığı iddiası yanında dava konusu taşınmazların Yomra Belediye Başkanlığına devri ile bağış şartlarının artık yerine getirilme olanağının kalmadığını ileri sürmüştür. Yukarıda açıklandığı üzere dava konusu taşınmazlar 21.11.2014 tarihinde davalı belediye adına tapuda tescil edilmiştir. Tapu sicilinin aleniyeti ilkesi gereğince ilgili kişi olan davacı İbrahim U.'nun dava konusu taşınmazların davalı belediye adına tescili tarihinde geri alma sebebini öğrendiğinin kabulü gerekecektir. Trabzon Valiliği İl Mahalli İdareler Müdürlüğü tarafından Yomra Kaymakamlığına yazılan 25.03.2014 tarihli yazı sürenin başlangıcında dikkate alınsa dahi dava tarihi itibarıyla hak düşürücü sürenin geçmediği de ortadadır.

14. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, davacının dava dilekçesindeki beyanı dikkate alındığında hak düşürücü sürenin geçtiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı Kurulu çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

15. Hâl böyle olunca, mahkemenin davacı tarafın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açtığı yönündeki direnme kararı uygun olup yerindedir.

16. Ne var ki, Özel Dairece bozma nedenine göre işin esası yönünden bir inceleme yapılmadığından diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir’’ gerekçesiyle davalı vekilinin işin esasına yönelik diğer temyiz itirazları ile ilgili inceleme yapılması için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir.

E. İkinci Bozma Kararı

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''... Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı İbrahim'in 1990 yılında üzerine okul inşa ettirdiği dava konusu 1616 sayılı parselin tamamını 16.11.1990 tarihinde, dava konusu 1615 (gittisi 1675) sayılı parselin tamamını ise 02.03.2001 tarihinde akitle kayıtsız ve şartsız İkisu Köyü Tüzel Kişiliğine bağışladığı, ikinci devir öncesi davacı İbrahim'in İkisu köyü muhtarlığına hitaben yazdığı 28.02.2001 tarihli dilekçesi ile; 1615 sayılı parselinin yarı yarıya ifraz edilmesini, bir bölümünün gelirinin İkisu köyü merkez camisi, diğer bölümünün gelirinin Dr. İbrahim U. İlköğretim Okulu için kullanılmasını, okulun ihtiyacı hâlinde bir kısmının arsa olarak kullanılmasını istediği, İkisu Köyü İhtiyar Heyetinin 12.03.2001 tarih ve 1 numaralı kararı ile de şartların aynen kabul edildiği, 2012 yılında Trabzon’un Büyükşehir olması sonucunda İkisu Köyü Tüzel Kişiliğinin sona erdiği ve Yomra Belediyesi’ne mahalle olarak bağlandığı ve dava konusu taşınmazların 21.11.2014 tarihinde de Yomra Belediyesi adına tashihen devir ve tescil edildiği, 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi uyarınca yenileme çalışmaları sonucunda 1675 sayılı parselin 465 ada 5 ve 1616 sayılı parselin ise 465 ada 6 sayılı parsellere gittiği anlaşılmaktadır.

Somut olaya gelince; davacı, dava konusu taşınmazların ilçe belediyesine devredilmesi nedeniyle köy camiinin giderlerinin karşılanmasının mümkün olmadığını, okulun da kapatılarak kullanılmadığını atıl durumda olduğunu ileri sürmüş ise de; il ve ilçe sınırlarının değiştirilmesi bir idari tasarruf olup, bunda davalının bir kusurunun bulunduğundan söz etme imkanının bulunmadığı gibi okulun da 22 yıl boyunca hizmet verdikten sonra idari işlem sonucunda kapatıldığı, belediyeden gelen yazı cevabında Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve Yomra İlçe Belediyesi tarafından yapılacak imar planında dava konusu taşınmazların eğitim tesisi-okul alanı olarak planlandığının belirtildiği, tüm dosya kapsamına göre bağıştan dönme koşullarının gerçekleşmediği sonuç ve kanaatine varılmaktadır.

Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir’’ gerekçesiyle karar bozulmuştur.

F. İlk Derece Mahkemesince Verilen İkinci Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçe yanında, dava tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazların eğitim tesisi-okul alanı olarak planlandığına ilişkin imar planının bulunmadığı, gelinen aşamada dava konusu taşınmazların bağış amacına uygun kullanılmayacağının anlaşıldığı belirtilerek direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili; dava tarihi itibarıyla 6098 sayılı Kanun'un 297. maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu taşınmazların ne şekilde kullanılacağının imar planında belli olduğunu, taşınmaz üzerindeki okul binasının hâlen mevcut olduğunu ve geçici süre kapatıldığını, taşınmazların belediye adına tescilinin idari bir karar olduğunu, müvekkil belediyenin bir kusurunun bulunmadığını, bağıştan dönme koşullarının oluşmadığını ileri sürerek direnme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 295. maddesine dayalı (bağıştan rücu) tapu iptali ve tescil istemli eldeki davada; dosya kapsamı ve toplanan deliller gözetildiğinde davalının (bağışlanan) haklı bir sebep olmaksızın bağışlama sözleşmesindeki yüklemeyi yerine getirip getirmediği, bir başka ifadeyle dava konusu taşınmazlar bakımından bağıştan rücu koşullarının oluşup oluşmadığı, buradan varılacak sonuca göre davanın reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 290 vd. maddeleri.

2. 6360 sayılı Kanunun 3. maddesi.

3. 5216 sayılı Kanunun 7. maddesi.

2. Değerlendirme

1. Dava, bağıştan rücu hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın çözümü bakımından konu ile ilgili mevzuat ve yargısal içtihatlar çerçevesinde bir kısım açıklamalarda bulunulmasında yarar vardır.

2. Bilindiği üzere, bağıştan dönme (rücu) bağışlayanın tek yanlı, bağışlanana varması gereken beyanıyla geriye yürüyen (makable şamil) ve hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlayan koşullu veya mükellefiyetli şekilde bağışta bulunmuşsa, bağışlanandan hukuka, ahlaka aykırı veya imkânsız olmadığı sürece 6098 sayılı Kanunun 291. maddesi uyarınca koşul veya mükellefiyetin yerine getirilmesini isteyebilir. Haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi hâlinde de 6098 sayılı Kanunun 295. maddesine dayanarak bağıştan dönme hakkını kullanıp verdiğini geri isteyebilir.

3. Hemen belirtmek gerekir ki, bağış sözleşmesindeki koşul veya mükellefiyetin niteliğinin, kapsamının yerine getirilme zamanının tam olarak tespiti büyük önem taşır. Bu itibarla salt kullanılan sözlerin değil, tarafların gerçek iradeleri ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekir. Ayrıca amacın gerçekleşmeyeceğinin kesin biçimde anlaşılması tarihi ile bu tarihten itibaren 6098 sayılı Kanunun 297. maddesine göre bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde bağıştan dönme (rücu) hakkının kullanılıp kullanılmadığının araştırılması da zorunludur.

4. Celp edilen tapu kayıtları incelendiğinde; dava konusu taşınmazların geldisi 398 parsel sayılı taşınmazın 11.460 m2'lik fındıklık niteliğinde olduğu, bilahare ifraz işlemi ile 1615 (10.340 m2'lik fındıklık) ve 1616 (1120 m2'lik fındıklık) sayılı parsellere gittiği, 1615 sayılı parselin 14.03.2002 tarihinde dava dışı 400 ve 402 sayılı parseller ile tevhit, ifraz ve taksim işlemleri neticesinde 9.929,56 m2'lik 1675 sayılı parsele revizyon gördüğü, 3402 sayılı Kanunun 22/A maddesi uyarınca 13.10.2015 tarihinde kesinleşen yenileme ile 1675 sayılı parselin 465 ada 5 (9.589,59 m2'lik fındık bahçesi) ve 1616 sayılı parselin ise 465 ada 6 (1.137,12 m2'lik fındıklık) sayılı parsellere gittiği kayda dayalı saptanmıştır.

5. Davacı İbrahim'in 1990 yılında üzerine okul inşa ettirdiği dava konusu 1616 sayılı parselin tamamını 16.11.1990 tarihli ve 530 yevmiye numaralı akitle, dava konusu 1615 (gittisi 1675) sayılı parselin tamamını ise 02.03.2001 tarihli ve 112 yevmiye numaralı akitle kayıtsız ve şartsız İkisu Köyü Tüzel Kişiliğine bağışladığı, ikinci devir öncesi davacı İbrahim'in İkisu Köyü muhtarlığına hitaben yazdığı 28.02.2001 tarihli dilekçesi ile; 1615 sayılı parselinin yarı yarıya ifraz edilmesini, bir bölümünün gelirinin İkisu Köyü merkez camisi, diğer bölümünün gelirinin Dr. İbrahim U. İlköğretim Okulu için kullanılmasını, okulun ihtiyacı hâlinde bir kısmının arsa olarak kullanılmasını istediği, dilekçe ve devir sonrası İkisu Köyü İhtiyar Heyetinin 12.03.2001 tarih ve 1 numaralı kararı ile talebin aynen kabul edildiği anlaşılmaktadır.

6. Bu aşamada, 6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna kısaca değinilmesinde yarar vardır. Anılan Kanunun 1. maddesi gereğince Trabzon ili büyükşehir belediyesine dönüştürülmüş, 3. maddesi gereğince Trabzon iline bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. Aynı Kanunun Geçici 1. maddesinde ise; ''(1) Bu Kanundaki devir, tasfiye ve paylaştırma işlemlerini yürütmek üzere vali tarafından, bir vali yardımcısının başkanlığında, valinin uygun göreceği kurum ve kuruluş temsilcilerinin ve ilgili belediye başkanlarının katılımıyla devir, tasfiye ve paylaştırma komisyonu kurulur. Bu komisyona yardımcı olmak üzere valinin görevlendirmesi ile alt komisyonlar da kurulabilir.

...

(3) 1 inci maddeye göre tüzel kişilikleri kaldırılan belediye ve köylerin personeli, her türlü taşınır ve taşınmaz malları, hak, alacak ve borçları, komisyon kararıyla ilgisine göre bakanlıklara, büyükşehir belediyesi, bağlı kuruluşu veya ilçe belediyesine devredilir. Devir işlemi ilk mahalli idareler genel seçimi itibarıyla uygulamaya konulur.

...'' düzenlemesine yer verilmiştir.

7. Eldeki davada, 6360 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi gereğince oluşturulan Trabzon Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun 30.05.2013 tarih ve 72 sayılı kararı ile; Ek-1 listedeki taşınmazların ilgisine göre ve listede gösterildiği gibi Yomra Belediye Başkanlığına, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığına (bağlı kuruluşlarına), Büyükşehir İlçe Belediye Başkanlığına ve Hazine'ye devrine karar verildiği, Ek-1 liste uyarınca dava konusu taşınmazların Yomra Belediye Başkanlığına devredildiği, Trabzon Valiliği İl Mahalli İdareler Müdürlüğü tarafından Yomra Kaymakamlığına yazılan 25.03.2014 tarih ve 2921 sayılı yazı ile; bilgi ve gereği için Trabzon Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun 30.05.2013 tarihli ve 72 sayılı kararı ve eklerinin gönderildiği, dava konusu 1616 ve 1675 sayılı parsellerin 21.11.2014 tarih ve 3283 yevmiye numaralı işlemle Yomra Belediye Başkanlığı adına tahsisen devir ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.

8. Kayda dayalı bu tespitlerden sonra uyuşmazlığın çözümüne gelince; davacı İbrahim'in maliki olduğu 1616 parsel sayılı taşınmazı üzerine 1990 yılında okul inşa ettirerek; 1615 parsel sayılı taşınmazını ise İkisu Köyü muhtarlığına hitaben yazdığı 28.02.2001 tarihli dilekçesi ve İkisu Köyü İhtiyar Heyetinin 12.03.2001 tarih ve 1 numaralı kararı ile bağışlaması gözetildiğinde yapılan iki ayrı bağışlamanın da yüklemeli olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar dava konusu taşınmazların bağışlama akitlerinde kayıtsız ve şartsız bağışlandıkları yazılmış ise de yukarıda değinildiği üzere tarafların gerçek iradeleri ve bağışlayanın asıl amacının yüklemelere bağlandığı ortadadır. 6360 sayılı Kanunun 3/4. fıkrası gereğince İkisu Köyü Tüzel Kişiliğinin son bulması nedeniyle dava konusu taşınmazları tahsisen devir alan davalı belediyenin de yüklemeler ile bağlı olduğu muhakkaktır.

9. Mahkemece, dava konusu taşınmazların başında fen, inşaat ve ziraat bilirkişileri eşliğinde 13.11.2015 tarihinde keşif icra edilmiştir. Fen bilirkişinin 18.11.2015 tarihli raporu incelendiğinde, dava konusu 1616 parsel sayılı taşınmaz (yenileme ile 465 ada 6) üzerinde 1990 yılında inşa edilen okul binasının hâlen durduğu tespit edilmiştir. İnşaat ve ziraat bilirkişilerin 17.12.2015 tarihli ortak raporu incelendiğinde ise, dava konusu 1675 parsel sayılı taşınmaz (yenileme ile 465 ada 5) üzerinde hâlihazırda 40-45 yıl önce tesis edilmiş ekonomik verime sahip fındık ocaklarının bulunduğu anlaşılmıştır.

10. Her ne kadar 1616 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan okul dava tarihi itibarıyla kapalı ise de, okulun kapatılması kararının Milli Eğitim Bakanlığının inisiyatifinde olduğu, davalı belediyenin okulun kapatılması yönündeki idari işlemde bir dahlinin bulunmadığı, yine 6360 sayılı Kanun kapsamında İkisu Köyü Tüzel Kişiliğinin (bağışlanan) son bulması nedeniyle dava konusu taşınmazların davalı ilçe belediyesine devredildiği ve bu durumun davalı belediyenin takdirine bağlı bir husus olmadığı açıktır.

11. Bilindiği üzere, bağışlamanın geri alınması nedenlerinden biri olarak 6098 sayılı Kanun'un 295/3. fıkrasında bağışlananın, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemesi sayılmıştır. Gelinen aşamada, davalı belediye yüklenen yükümlülüklere aykırı bir işlem yapmamıştır. Bir başka ifadeyle davalı belediyenin haklı bir sebep olmaksızın yüklemeleri yerine getirmediğinden bahsedilemez. Kaldı ki, dinlenen davacı tanıkları dava konusu taşınmazlardan elde edilen fındık gelirlerinin hâlen köy camisi giderleri ile okul bakımı için kullanıldığını ifade etmişlerdir. Ortaya konulan tüm deliller değerlendirildiğinde, bağıştan rücu koşullarının gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.

12. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; okulun kapatılması ve dava konusu taşınmazların davalı belediyeye geçmesi ile birlikte yüklemelerin yerine getirilme olanağının kalmadığı, bağıştan dönme koşullarının gerçekleştiği, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş, Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

13. Hâl böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

BİLGİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda bulunan 25 üyenin 24’ü BOZMA, 1’i ise ONAMA yönünde oy kullanmışlardır.