KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/blog_yargitay.php internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

BASİT YARGILAMA USÛLÜNDE DAVA DİLEKÇESİNDE TANIK DELİLİNE DAYANMAYAN DAVACI HMK 145 HÜKMÜ GEREĞİ TANIKLARINI SONRADAN GÖSTEREBİLİR.

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ

Esas No       : 2021/23658
Karar No      : 2024/5690

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                       :
 Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
TARİHİ                                 : 17.06.2021
SAYISI                                 : 2020/220 E., 2021/1037 K.

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu Hasan U. hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazı 03.03.2017 tarihinde davalı Ahmet T.'a sattığını belirterek, davalılar arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı Ahmet T. vekili cevap dilekçesinde, davacının müvekkili Hasan U. açısından davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacı Osman A.'ın davalı Hasan'dan 130.000,00 TL alacağı olduğunu, müvekkili aleyhinde Antalya 9. İcra Müdürlüğü'nün 2018/7590 sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, ancak borçluya yönelik tahsil çabasında bulunulmadığını, tasarrufun iptali davası açabilmenin koşullarının davacı açısından oluşmadığını, davalı Hasan aleyhinde aciz vesikası bulunmadığını, muvazaalı devredildiği iddia edilen taşınmazın müvekkili Hasan U. tarafından diğer davalı Ahmet T.'a satıldığını, müvekkilinin elinde satış işlemlerine istinaden yapılan ödeme dekontları bulunduğunu, müvekkilinin diğer davalı Ahmet T.'ın kardeşi Ruşen T. ile beraber ortak iş yapmasının tapuyu muvazaalı olarak devrettiği anlamına gelmediğini, dava dışı Ruşen T. ile müvekkilinin uzun yıllardır tanışıklığı olduğunu, iş ortağı Ruşen T.'ın teklifi üzerine diğer davalı Ahmet T.'a rayiç bedel üzerinden satıldığını, müvekkilinin borçlarını ödemek üzere taşınmazını sattığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı Ahmet T. vekili cevap dilekçesinde, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, alacağın muvazaalı olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının alacağın gerçek bir alacak olmadığı, davalı Hasan U. ile davacı arasında her zaman düzenlenmesi mümkün kambiyo senedine dayandığı, yapılan satışın gerçek bir satış olduğu, muvazaalı bir işlem olmadığı, tasarrufun iptalini gerektirecek bir hususun bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece ispat yükünün davacı tarafa ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ispat yükünün davalı tarafta olması gerektiğini, tanıkların dinlenmediğini ve tanık listesi için süre verilmediğini, davalıların müvekkilinin alacağının muacceliyetinden sonra muvazaalı olarak taşınmaz satışı gerçekleştirdiğini, davalı Ahmet T. tarafından ibraz olunan belgelerin muvazaanın aksini ispata elverişli olmadığını belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tasarrufun iptali davalarında davalı üçüncü kişinin dava dayanağı alacağın gerçek olmadığı itirazını ileri sürerse, davacı alacaklı ile ilgili olarak taraf sıfatı itirazında bulunursa davacı alacaklı alacağının gerçek bir alacağa dayandığını bu nedenle taraf sıfatına sahip olduğunu ispatlaması gerektiği, 6100 sayılı HMK'nın 219'uncu maddesi uyarınca taraflar kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorunda oldukları, somut olayda davacı taraf alacağın sebebi olarak borç para verildiğini bu yüzden takip konusu senedin düzenlendiğini belirttiği ancak bu konuda bir ispat vasıtası göstermediği dolayısıyla yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b,1. maddesine göre esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçelerinde, istinaf dilekçelerinde belirttikleri nedenleri yineleyerek ve takip dayanağının kambiyo vasfında bir senet olarak sebepten mücerret olduğunu, imza inkarı olmadığını, gösterdikleri tanıkların dinlenmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Tasarrufun iptali davaları hukuki niteliği itibariyle, dava konusu malın aynına ilişkin olmayıp, şahsi bir davadır. Bunun doğal sonucu olarak da dava ve tasarrufa konu mal devir alanın mal varlığından çıkartılarak borçlunun mal varlığına iade edilmez. Sadece alacaklıya malın bedelinden alacağını alma imkanı sağlar. İptal davasının amacı, İİK 277. ve devamı maddelerinde öngörüldüğü gibi borçlunun mevcudunu azaltmaya yönelik tasarruflarını iptal ettirmektir. İİK.nun 283. maddesi hükmüne göre iptal davasının konusu taşınmaz mal olduğu takdirde, davalı 3. şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan bu taşınmazın haciz ve satışı istenebilir. Diğer söyleyişle bu dava alacaklıya borçlunun mal kaçırma amacıyla yaptığı tasarrufla ilgili mal üzerinde alacağın tahsilini sağlama yetkisini verir. Bu yetki de alacak miktarı ile sınırlıdır.

2. Bu özelliklerin doğal sonucu olarak davanın görülebilirlik şartlarından birisi alacağın varlığı diğer söyleyişle tasarrufta bulunan kişinin borçlu olması, bir diğeri de alacağın aciz vesikasına bağlanmış olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle aciz nedenine dayalı tasarrufun iptali davasında davalı 3. kişi aciz belgesine dayanan alacağın gerçekte olmadığını iddia ve ispat edebilir. Çünkü dava şartlarından birisi de tasarrufta bulunan kişinin borçlu olması gereğidir. Eğer tasarrufta bulunanın alacaklıya gerçek bir borcu olmadığı iddia ediliyorsa bu durumda tasarruf sahibinin öncelikle borçlu sıfatı çözümlenmelidir. Eğer gerçek bir borç yoksa alacak da söz konusu olamayacağından iptal davasının dinlenmesi mümkün olmaz.

3. Diğer bir yönüyle de konu ele alındığında, İİK.277. vd maddelerine göre açılan iptal davalarında takip borçlusundan hak iktisap eden 3. kişilerin davacının takip borçlusundan alacaklı olmadığına ilişkin savunmasının araştırılmasında zorunluluk vardır. Aksi takdirde takip alacaklısıyla anlaşarak veya nasıl olsa kendisinin borca batık olması nedeniyle gerekli çabayı göstermeyerek icra takibine itiraz etmeyen, itiraz üzerine durması söz konusu olmayan kambiyo senetlerine dayalı takibe karşı menfi tespit davası açmayan takip borçlusunun bu davranışı karşısında borçludan mal edinen üçüncü kişilerin yargı eliyle zarara uğratılması söz konusu olur ki bunun kabulüne olanak yoktur. Hatta tasarrufta bulunurken borçlu olmayan kötü niyetli kişilerin malvarlığındaki bir unsuru iyi niyetli üçüncü kişilere devrettikten sonra hileli işbirliği halinde olduğu kimselere eski tarihli borç senedi vererek elinden çıkardığı malları iptal davası yoluyla dolaylı olarak geri alması dahi imkan dahiline sokulabilir. Elbette ki bunlar yasaca amaçlanan durumlar değildir. Tasarrufun iptali davalarında alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlanırken bu alacaklının alacağının şeklen varlığının değil, gerçekliğinin amaçlandığını göz ardı etmemek gerekir.

4. Alacağın gerçek olduğunu ispat yükümlülüğü davacıya aittir. Alacaklı ve borçlu arasındaki ilişkiden, bilgi ve belgeden bu ilişkinin dışında olan üçüncü kişinin haberdar olması veya belgelerin elinde olması beklenemez.

5. Somut olayda, dava konusu taşınmaz satışı 03.03.2017 tarihinde gerçekleşmiştir. Dava dayanağı takip dosyasında 06.01.2017 tanzim 30.01.2017 vadeli senet dayanak yapılarak 148.508,98 TL alacak için 09.07.2018 tarihinde takip başlatılmıştır.

6. Davalı üçüncü kişi vekili davacı alacaklı ile borçlu davalı arasında gerçek bir alacak borç ilişkisinin bulunmadığını, dava konusu taşınmazın borçlu tarafından satışından sonra tekrar geri almak amacı ile gerçekte olmayan bir alacak için senet düzenlendiğini savunmuştur.

7. Tasarrufun iptali davaları basit yargılama usulüne tabi davalardır. HMK'nın 317 ve 318. maddeleri gereği taraflar tüm delillerini dilekçe ile birlikte bildirmek zorundadır. Ancak bu usulde de yazılı yargılama usulündeki hükümler kıyasen uygulanır. HMK'nun 145. maddesine göre sonradan delil gösterilmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülmemesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa mahkeme sonradan delil gösterilmesine izin verebilir. Mahkeme 12.04.2019 tarihli oturumda taraflara tanıklarını bildirmek üzere 2 haftalık süre vermiş, davacı vekili 19.04.2019 tarihinde tanık listesini sunmuştur. Davacı, davalının alacakla ilgili olarak dava açıldıktan sonra ileri sürdüğü iddialarına karşı dava dilekçesi ile delil gösteremeyeceğine göre ve mahkemece verilen talimat gereği süresinde tanık listesini de sunmuş olmasına göre, davacı tanıklarının dinlenmesi gerekirken, 01.11.2019 tarihli oturumda davacının tanık listesini dava dilekçesinde bildirmediği gerekçesi ile red etmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

8. Alacağın gerçekliğini ispat yükü davacıda olduğundan, bu iddiasını ispat için gösterdiği tanıkların dinlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

IV. KARAR

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan karar harcının istek halinde davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan                     Üye               Üye                     Üye                                Üye
Kadri Özerdoğan     Ali Çolak      Yunus Yılmaz     Ömer Faruk Aydıner    Mehmet Arı

BİLGİ : “HMK 145 hükmündeki koşulların bulunması durumunda sonradan gösterilen delillerin basit yargılama usulünde de incelenmesi mümkündür” şeklindeki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17 Şubat 2022 tarihli kararı için bkz.

https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/hmk-145-hukmundeki-kosullarin-bulunmasi-durumunda-sonradan-gosterilen-delillerin-basit-yargilama-usulunde-de-incelenmesi-mumkundur