DAVACI TARAFÇA İSTİNAF EDİLMEYEN HÜKÜM DİKKATE ALINDIĞINDA ÖDEMENİN YAPILDIĞI AYDA DA PRİME ESAS KAZANÇ, TAVAN ÜCRETTEN BİLDİRİLDİĞİNDEN PRİME ESAS KAZANCA EKLENECEK MİKTAR BULUNMAMAKTADIR.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No : 2024/10-462
Karar No : 2025/739
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 05.10.2022
SAYISI : 2022/1405 E., 2022/1484 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 12.05.2022 tarihli ve 2022/1632 Esas,
2022/7087 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davacı vekilince temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin prime esas kazancının eksik bildirildiğini, Adıyaman İş Mahkemesinde açılan ücret alacağı davasında karar tarihi itibariyle son yevmiyesinin 41,25 TL olduğunun tespit edildiğini ve ücret farklarının davalı işveren tarafından ödendiğini, eksik bildirilen primlerin davalı işverenden tahsil edilmesi için Kuruma yapılan başvurunun sigortalıya ödenmesi gereken ücretin sigorta primine esas kazanca dahil edilecek ücret niteliğinde olup olmadığı ve hangi dönemlere ait olduğuna ilişkin mahkeme kararında bilgi bulunmadığından yapılacak işlem olmadığından bahisle reddedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Adıyaman İş Mahkemesinin 25.03.2011 tarihli ve 2008/981 Esas, 2011/106 Karar sayılı kararına göre ödenen ücret farklarının prime esas kazanç kapsamında olduğunun tespitine, eksik bildirilen prime esas kazançların ve karşılığı primlerin ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazancına dâhil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK/Kurum) vekili; mahkeme kararında hangi dönemde ne kadar prime esas kazanç bildirileceği ya da kararda belirtilen ücretin prime esas kazanca dâhil edilecek ücret niteliğinde olup olmadığına ilişkin bilgi olmadığından davacının talebine istinaden yapılacak işlem bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı T.P. Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü (TPAO Genel Müdürlüğü) vekili; davacının primlerinin gerçek ücreti üzerinden Kuruma bildirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2019 tarihli ve 2018/188 Esas, 2019/547 Karar sayılı kararı ile; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 80. maddesi gereğince kesinleşen işçilik alacakları davasında hüküm altına alınan ve ücret niteliğinde olan alacakların brüt tutarının prime esas kazanç hesabında gözetilmesi gerektiği, işçilik alacakları davasında davacıya ödenmesi gereken tutarların hükümde toplu olarak gösterildiği, hükme esas alınan TPAO belirlemesinde yer verilen alacak kalemleri incelendiğinde Kanun'da yer verilen istisnalar kapsamında bulunmadığı anlaşıldığından tüm kalemlerin prime esas alınması gerektiği, işçilik alacakları davasında hüküm altına alınan alacağın 13.04.2011 tarihinde davacıya ödendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Adıyaman İş Mahkemesinin kesinleşen 25.03.2011 tarihli ve 2008/981 Esas, 2011/106 Karar sayılı kararında hüküm altına alınan 11.884,43 TL'nin prime esas kazanç niteliğinde bulunduğunun ve 11.884,43 TL'nin karşılığı primlerin SGK'ya ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazancına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine, infaz aşamasında prime esas kazanç tavanının dikkate alınmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2021 tarihli ve 2020/413 Esas, 2021/1558 Karar sayılı kararı ile; Adıyaman İş Mahkemesinin 25.03.2011 tarihli ve 2008/981 Esas, 2011/106 Karar sayılı kararında "davacının son yevmiyesinin 41,25 TL olarak tespitine, davacının ilave tediye alacağına ilişkin talebin kısmen kabulü ile 990,26 TL alacağın tahsiline,.... toplam 10.894,20 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin zamanaşımı nedeniyle reddine" karar verildiği ve kararın temyiz edilmesi üzerine onanarak kesinleştiği, hüküm altına alınan alacağın 13.04.2011 tarihinde davacıya ödendiği, yapılan ödemenin, ödemenin yapıldığı aya mal edilmesi gerekmekte ise de davacının hizmet cetveli incelendiğinde ödemenin yapıldığı ayda prime esas kazanç tavan ücretten bildirildiğinden prime esas kazanca eklenecek miktar bulunmadığı ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Uyuşmazlık; davalı idare tarafından davacı adına gerçekleştirilen davacının kıdemi ve yaptığı işe göre yeniden belirlenerek bulunan kesinleşmiş işçilik alacakları ilamında yer alan ücret ve fark tutarlarının gerçek prime esas kazancına yansıtılarak yeniden tespiti yönünde Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağı, sigortalılar ile işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri primlerin hesabında sigorta primine esas olan sigortalı kazançlarının nelerden ibaret olduğu ve bunun istisnalarını gösteren (mülga) 506 sayılı Kanun'un 77. maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 80. maddesidir.
Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 4958 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile değişik 77. maddesi “Sigortalılarla işverenlerin bir ay için ödeyecekleri primlerin hesabında:
a) Sigortalıların o ay için hak ettikleri ücretlerin,
b) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,
c) İdare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.
Şu kadar ki, ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, aynî yardımlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibariyle belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz. Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur..” hükmünü içermektedir.
Madde hükmünde belirtilen “ayni yardımlardan” amaç, sosyal veya kişisel bir ihtiyacın karşılanması yolunda yapılan yardım niteliğinde olmasıdır. Yardımın ayni veya parasal olarak yapılmasının bir önemi bulunmamaktadır. Somut biçimde belli edilmiş bir ihtiyaca yönelik yardımlar ayni yardım olarak kabul edilmeli ve prim hesabında dikkate alınmamalıdır. Bu anlamda, sosyal yardım adı altında ödenen “izin harçlığı, bayram harçlığı ve öğrenim yardımı” anılan yasa hükmü kapsamında ayni yardım özelliğinde olması nedeniyle, sigortalının (ücret) gelirine dâhil değildir ve prime esas kazanca dâhil edilmez. (10. H.D'sinin 2009/5052 E, 2011/4939 K sayılı kararı)
Görüldüğü üzere, anılan madde hükmünde hangi kazançların prim hesabına esas alınamayacağı sayma yöntemiyle belirlenmiş olup, Türk pozitif hukukunda egemen olan kurala göre, ayrık hükümler genişletici değil, daraltıcı yoruma tabidirler ve anılan kural, 23.05.1960 tarihli 11/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulanmıştır. Bu kararda sigortalılara ödenen yemek paralarının ayni yardım niteliğinde bulunduğu sonucuna varılmış ve prime esas kazancın belirlenmesinde dikkate alınamayacağı görüşü benimsenmiştir. Bunun dışında Yargıtay uygulamasında bazı kararlarda, teknik personele ödenen şantiye ve arazi zammını, hasta sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği, toplu iş sözleşmesi gereğince sigortalıya ödenen araç ücreti, çiğden verilen erzak, elbise dikiş ücreti, yakacak ve yakıt parası ve toplu iş sözleşmesi gereğince sigortalıya ödenen yemek parası aynî yardım niteliğinde görülmüştür. Yine somut bir biçimde belli bir ihtiyaca yönelik, ayni yardım niteliğinde olan giyim yardımı da sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançlardan değildir. (10. H.D’sinin 2014/1398 E, 2014/6794 K sayılı kararı)
İkramiye adı atındaki ödemeler ise; 11.07.1956 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6772 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile “… belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller, 3460 ve 3659 sayılı kanunların şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve diğer bilcümle kurum, banka, ortaklık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan İş Kanununun şümulüne giren veya girmeyen yerlerde çalışmakta olan ve İş Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre işçi vasfında olan kimselere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her yıl için birer aylık istihkakları tutarında ilave tediye yapılır.” hükmü getirilmiş, anılan Kanunun 4. maddesinin 2. fıkrasında ise “… Bu tediyelerden çeşitli işçi sigortalarının icap ettirdiği primler kesilmez ve bu paralar borç için haczedilemez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Kanun gereğince, maddenin 2. fıkrasındaki istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen her türlü gelirden sigorta primi kesilmesi söz konusu olmaktadır.
506 sayılı Kanun'da ücretin tanımı yapılmamıştır. Fakat 506 sayılı Yasa'nın 77. maddesinin birinci fıkrasının a alt bendinde sözü edilen “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi ücretlerinde girdiği kabul olunmaktadır. Bu ücretlerin sigortalıya fiilen ödenmesi şart olmayıp, onun adına o ay için tahakkuk ettirilmiş olması prime esas kazanca dâhil edilmesi için yeterlidir.
Asıl ücretin eki niteliğinde bulunan prim ve ikramiyeler, prime esas kazançlar olarak brüt tutarları üzerinden ödendikleri aylar itibariyle prime esas tutulur. Bunların tahakkuk etmiş olması prime esas tutulmaları için yeterli olmamakta “ödenmiş olması da” aranmaktadır. (m.77/I-b).
İdare veya kaza mercileri tarafından verilen karar uyarınca sigortalılara yapılan ödemeler (a) ve (b) bentlerinde öngörülen ücret türlerinden ayrımsızdır. Fark, bunların yönetim ve yargı mercilerince verilmiş kararlardan kaynaklanmalarıdır.
İşveren ile sigortalı işçi arasında “fazla çalışma ücreti” veya “prim, ikramiye” gibi konularda uyuşmazlık çıkar ve mahkemece, bu işçilik haklarının ödenmesine karar verilir ve sigorta primlerinin ödeneceği ay içinde bu paralar sigortalıya verilirse, bu ödemelerde prim matrahına dâhil edilerek, prim hesabında göz önünde tutulur. Bu tür kazançlara salt hak kazanmak, bu kazançların prime esas alınması için yeterli bulunmamaktadır (Mustafa Çemberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi, Olgaç Matbaası, 1985 Baskı, s.439)
Öte yandan 01.07.2008 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesi “4'üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.
a) Prime esas kazançların hesabında;
1) Hak edilen ücretlerin,
2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,
3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.
b) Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin % 30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca tabi tutulmaz.
c) (b) bendinde belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemeler prime esas kazanca tabi tutulur. Diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnalar bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınmaz.
d) Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dâhil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir. Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82'nci madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dâhil edilir. Bu durumlarda sigorta primlerinin, yukarıda belirtilen mercilerin kararlarının kesinleşme tarihini izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi halinde, gecikme cezası ve gecikme zammı alınmaz ve 102'nci madde hükümleri uygulanmaz." hükmünü içermektedir.
Yukarıdaki maddi ve hukuki olgular birlikte gözetilerek; Mahkemece işçilik alacağı dava dosyasında hüküm altına alınan alacağın; 13/04/2011 tarihinde davacıya ödendiği, yapılan ödemenin, ödemenin yapıldığı aya mal edilmesi gerekmekte ise de davacının hizmet cetveli incelendiğinde ödemenin yapıldığı 2011 yılı 4. ayda prime esas kazancın tavan ücretten bildirilmiş olduğu bu nedenle prime esas kazanca eklenecek miktarın bulunmadığı belirtilerek yazılı şekilde sonuca gidilmiş ise de işçilik alacağı davasında davacının ücreti, davacı toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmak suretiyle yapılan hesaplama neticesi yeniden belirlenmiştir. Toplu iş sözleşmesi yazılı belge niteliğindedir. Bu durumda toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücrete göre de davacının Kuruma bildirilmesi gereken fark sigorta primine esas kazancın yeniden belirlenmesi gerekir iken bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; aynı işveren aleyhine açılan prime esas kazancın tespiti davasında "dava sonunda verilen ödemenin yapıldığı ayda prime esas kazancın tavandan bildirilmiş olması nedeniyle, prime esas kazancın 5510 sayılı Kanunun 82. maddesinde öngörülen tavanı geçemeyeceğinden davanın reddine" dair verilen kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2022/215 Esas, 2022/5395 Karar sayılı kararı ile onandığı, davacının dava dilekçesindeki talebinin "primlerin yapılan ödemenin son ayın prime esas kazancına dahil edilmesi" şeklinde olduğu, İlk Derece Mahkemesinin kararı ile de ödenen primlerin son ayın primine dahil edilmesi gerektiğine karar verildiği ve bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmediği, kesinleşen mahkeme kararında hüküm altına alınan alacağın 13.04.2011 tarihinde davacıya ödendiği, davalı işveren tarafından yapılan ödemenin, ödemenin yapıldığı aya mal edilmesi gerekmekte ise de davacının hizmet cetveli incelendiğinde ödemenin yapıldığı ayda prime esas kazanç tavan ücretten bildirildiğinden prime esas kazanca eklenecek miktar bulunmadığı, taleple bağlılık ilkesi gereği davacının talebinden fazlasına da hükmedilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunun belirtildiğini, müvekkilinin çalıştığı dönemlere ait sigorta bildirimlerinde prime esas kazançların almış olduğu ücretten eksik bildirilerek sigorta primlerinin de eksik yatırıldığını, müvekkilinin davalı TPAO Adıyaman Bölge Müdürlüğünde sigortalı olarak işe başladığını ve hâlen de çalıştığını, Kanun gereği hâlen çalışan işçilerin prime esas kazançlarının SGK'ya ödemenin yapıldığı aylara ilişkin olarak ay be ay prime esas kazancına dahil edilmesi gerektiğini, işçilik alacağı davasında müvekkilinin ücretinin toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmak suretiyle yapılan hesaplama neticesinde yeniden belirlendiğini, toplu iş sözleşmesi yazılı belge niteliğinde olduğundan toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücrete göre de Kuruma bildirilmesi gereken fark sigorta primine esas kazancın yeniden belirlenmesi gerektiğini belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı TPAO Genel Müdürlüğü aleyhine açılan alacak davasında davacının son yevmiyesi tespit edilerek bir kısım alacakların hüküm altına alınması sonrasında sözü edilen davada hükmedilen ücret ve fark tutarlarının prime esas kazanç kapsamında olduğunun tespiti istemine ilişkin açılan eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince alacak davasında hükmedilen ve 13.04.2011 tarihinde davacıya yapılan ödemelerin prime esas kazanç niteliğinde bulunduğunun tespiti ile karşılığı primlerin SGK'ya ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazancına dahil edilmesi gerektiğine yönelik verilen kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan alacağın ödendiği ayda prime esas kazanç tavan ücretten bildirildiğinden prime esas kazanca eklenecek miktar bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi karşısında, davacının talebi ve İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmediği de dikkate alındığında Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre kesinleşmiş alacak davasında davacının ücretinin toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmak suretiyle yapılan hesaplama neticesinde yeniden belirlenmesi nedeniyle toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücrete göre de davacının Kuruma bildirilmesi gereken fark sigorta primine esas kazancının yeniden belirlenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. Değerlendirme
1. Somut olayda davacının, TPAO Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı işçilik alacağı davasında davacının ilk işe giriş tarihi esas alınarak kapsam içi personel ücret yönetmeliğine göre kök ücreti belirlenerek bir kısım alacaklar hüküm altına alınmış, eldeki dava ile de kesinleşen mahkeme kararına göre ödenen ücret farklarının prime esas kazanç kapsamında olduğunun tespitine, eksik bildirilen prime esas kazançların ve karşılığı primlerin SGK'ya ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazancına dâhil edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Adıyaman İş Mahkemesinin kesinleşen 25.03.2011 tarihli ve 2008/981 Esas, 2011/106 Karar sayılı kararında hüküm altına alınan 11.884,43 TL'nin prime esas kazanç niteliğinde bulunduğunun ve 11.884,43 TL'nin karşılığı primlerin SGK'ya ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazancına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine, infaz aşamasında prime esas kazanç tavanının dikkate alınmasına karar verilmiş, verilen kararın sadece davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ödemenin yapıldığı 2011 yılının 4. ayında prime esas kazanç tavan ücretten bildirildiğinden prime esas kazanca eklenecek miktar bulunmadığı ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
3. Somut olayda gerçekleşen yargısal süreç değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesi kararının davacı tarafça istinaf edilmediği dikkate alındığında talebin primlerin SGK'ya ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazancına dahil edilmesiyle sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Ödemenin yapıldığı ayda da prime esas kazanç tavan ücretten bildirildiğinden prime esas kazanca eklenecek miktarın bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddi yönünde verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı isabetlidir.
4. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; eldeki davanın kamu düzeninden olduğu ve prim alacağının da kamu alacağı olduğu, ücretin ödeme olgusuna bağlı olmaksızın ilgili aya mal edilmesi gerektiği, işçilik alacağı davasında davacının ücretinin kapsam içi personel ücret yönetmeliği dikkate alınarak ay be ay yeniden belirlendiği, yönetmelik yazılı belge olmakla davacının Kuruma bildirilmesi gereken fark sigorta primine esas kazancın yönetmelik hükümleri de dikkate alınarak yeniden belirlenmesi ve direnme kararının bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de Kurul çoğunluğu tarafından bu görüş benimsenmemiştir.
5. Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
"K A R Ş I O Y"
I. Temel Uyuşmazlık:
1. Davacı, 2004-2008 yılları, yönetmeliğe göre kök ücretin eksik alınması nedeni ile fark ücret alacaklarının işçilik alacakları dosyasında hüküm altına alınması ve ödenmesi nedeni ile ücret farklarından dolayı prime esas kazanç tespitini talep etmiştir.
2. İlk derece mahkemesince davanın kabulü ile ücretin toptan ödenmesi nedeni ile prime esas kazancın ödendiği aya mal edilmesine karar verilmiştir.
3. Kararın kurumun istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "mal edilen ayda primin tavandan ödenmesi nedeni ile prime esas kazanca eklenecek miktarın bulunmadığı" gerekçesi ile ilk derece mahkeme kararını kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
4. Kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Özel Dairece, "işçilik alacağı davasında davacının ücreti, davacı toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmak suretiyle yapılan hesaplama neticesi yeniden belirlendiği, Toplu iş sözleşmesinin yazılı belge niteliğinde olduğu, bu durumda toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücrete göre de davacının Kuruma bildirilmesi gereken fark sigorta primine esas kazancın yeniden belirlenmesi gerektiği" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bölge Adliye Mahkemesince bozma sonrası yapılan yargılama sonunda "emsal kararın son aya mal etme şeklinde olduğu, davacının dava dilekçesindeki talebinin primlerin yapılan ödemenin son ayın prime esas kazancına dahil edilmesi” şeklinde olduğu, İlk Derece Mahkemesinin kararı ile de ödenen primlerin son ayın primine dahil edilmesi gerektiğine karar verildiği ve bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmediği, kesinleşen mahkeme kararında hüküm altına alınan alacağın 13.04.2011 tarihinde davacıya ödendiği, davalı işveren tarafından yapılan ödemenin, ödemenin yapıldığı aya mal edilmesi gerekmekte ise de davacının hizmet cetveli incelendiğinde ödemenin yapıldığı 2011 yılı 4. ayda prime esas kazancın tavan ücretten bildirilmiş olduğu, bu nedenle prime esas kazanca eklenecek miktarın bulunmadığı, taleple bağlılık ilkesi gereği davacının talebinden fazlasına da hükmedilemeyeceği" gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
6. Direnme kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine çoğunluk tarafından, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi benimsenerek kararın onanmasına karar verilmiştir.
7. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, işçilik alacakları davası ile kesinleşen fark ücret alacaklarının ödeme olgusuna bağlı olarak "son aya (ödendiği aya) mal edilip edilmeyeceği, prime esas kazanç tespitinde taleple bağlılık kuralının uygulanıp uygulanmayacağı, son aya mal etme yönünde kabul kararının davacı sigortalı tarafından istinaf etmemesinin usulü kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağı" noktasında toplanmaktadır.
II. Normatif düzenlemeler, açıklamalar ve içtihatlar:
8. Sosyal Güvenlik Hakkının niteliği: Anayasanın 60. maddesi uyarınca “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar”. Belirtmek gerekir ki; Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu, sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. Sosyal güvenlik hakkı vazgeçilmez bir anayasal haktır ve kamu düzenindendir. Hizmet tespiti, prime esas kazancın tespiti ve buna bağlı olarak yaşlılık aylığı, bir sosyal güvenlik hakkıdır.
9. 5510 sayılı Kanunu'nun 92. maddesi uyarınca, kısa ve uzun vadeli sigorta kapsamındaki kişilerin sigortalı ve genel sağlık sigortalısı olması, genel sağlık sigortası kapsamındaki kişilerin ise genel sağlık sigortalısı olması zorunludur. Bu Kanunda yer alan sigorta hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmak, azaltmak, vazgeçmek veya başkasına devretmek için sözleşmelere konulan hükümler geçersizdir. Görüldüğü gibi sosyal güvenlik hakkının temel ilkeleri vardır. Zorunluluk, tasarruf edilmezlik, vazgeçilmezlik ve resen tescil ilkeleri.
10. Sosyal güvenlik hakkı, sosyal hukuk devletinde geçerli olan sosyal güvenlik ve sosyal adalet ilkelerinin bir gereği olarak insanlara asgari yaşam düzeyi sağlamak ve onları korumakla görevli devletten bu yönde gerekli tedbirleri almasını ve teşkilatlarını kurmasını talep etme hakkı sunar. Sosyal güvenlik hakkının nitelikleri ise vazgeçilmez ve devredilmez bir hak olduğu, bu haktan yararlanmanın zorunlu bulunduğu ve devletin sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesinde müdahalesinin gerekliliği olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla vazgeçilmez ve anayasal bir hak olan sosyal güvenlik hakkı bu niteliği itibariyle kamu düzenindendir. Kamu düzeninden olma koşulu resen araştırma ilkesini ve sonuç olarak hâkimin delilleri serbestçe, kendiliğinden toplayarak sonuca gitmesini beraberinde getirir.
Sigortalı kavramı, kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sosyal güvence sistemine adına prim ödenmesi gereken yahut kendi adına prim ödemesi gereken kişiyi ifade eder. Görüldüğü gibi sigortalı olmak çalışma ve prim ödeme ilkesine bağlı olduğundan, “hizmet tespiti” ve “prime esas kazancın tespiti” davaları sosyal güvenlik hakkının özünü oluşturmaktadır. Bu nedenle prime esas kazancın tespiti davaları kamu düzeninden olmaları nedeniyle özel bir titizlik ve duyarlılıkla yürütülmelidir (Y. HGK. 08.06.2022 tarih ve 2020/(21)10-280 Esas, 2022/871 Karar).
11. Hizmet tespit davası niteliğindeki davaların amacı, çalışmalarının karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Bu nedenle feragat etmekle davacı sadece açılan davadan değil ‘sigortalı olduğunun tespitinden’ giderek ‘sosyal güvenlik hakkından’ vazgeçilmesi Anayasa ve kanuna aykırıdır (Karar için bkz. Yargıtay HGK 11.2.2004 tarih 2004/21-54 Esas, 2004/54 Karar, YKD, 30(6), Haziran 2004, ss.835-838).
12. Sosyal güvenlik hakkından doğan davadan feragat mümkün değildir. Dolayısıyla hâkimin tespit davalarında gerektiğinde soruşturmayı genişletme ve kanıtları resen toplama yükümü de vardır. Sosyal güvenlik hakkı ile ilgili yükümlülükler tarafların iradesine bağlı değildir. Kanunun zorlaması söz konusudur. Bu sosyal sigorta sisteminde zorunluluk ilkesine dayanmaktadır (Y. HGK 03.06.2020 tarih ve 2016/10-2671 Esas, 2020/331 Karar, Y. HGK 05.03.2008 tarih ve 2008/21-215 Esas, 2008/222 Karar).
13. Mülga) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 6. maddesinde ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 92. maddesinde de, bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu hâliyle sigortalı olmak, kişi bakımından sadece bir hak olmayıp aynı zamanda bir yükümlülüktür (Yargıtay 10. HD, 05.02.2013 tarih ve 2013/327 Esas, 2013/1329 Karar).
15. Resen araştırma ilkesi uyarınca da;
- Resen araştırma ilkesinin uygulama alanı bulduğu ve hâkimin verdiği hükme esas teşkil edecek olan dava malzemesinin toplanması ile görevli olduğu davalarda, iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağı uygulanmaz (Abdurrahim Karslı, Medeni Muhakeme Hukuku, 4. Baskı, İstanbul, 2014,I, s. 469. Bu konuda ayrıca Bkz Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.II, 6. Baskı, İstanbul, 2001, s.1732; Hakan Pekcanıtez/Oğuz Atalay/ Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku, 14. Baskı, Ankara, 2013, s.366).
- Resen araştırma ilkesinin uygulanma alanı bulduğu uyuşmazlıklarda, ortaya çıkan hukuki sonuçlardan bir başkası delil sözleşmesinin yapılamamasıdır (Karslı, s.261).
- Resen araştırma ilkesinin uygulanma alanı bulduğu uyuşmazlıklarda, isticvap hükümleri uygulama alanı bulmaz ve tarafların ikrarı da hâkimi bağlamaz (Karslı, s.261).
- Resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalarda, kural olarak ikinci tanık listesi verilebilir (Kuru (C.II), s.1924; Karslı, s. 262,469).
- Resen araştırma ilkesi, tarafların hareket özgürlüklerini kısıtlamaktadır. Bu ilkenin uygulandığı davalarda yemin teklif edilemez (Kuru (C.II), s.1924; Karslı, s. 262, 469).
- Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulama alanı bulduğu davalarda, hâkimin kendiliğinden keşfe karar verdiği hâllerde, keşif giderlerinin taraflarca ödenmemesi durumunda, hâkim bu giderlerin Devlet Hazinesi tarafından ödenmesine karar verebilir (Kuru (C.III), s.2847-2850; Karslı, s.469).
- En önemlisi tasarruf ilkesinin uygulandığı davalarda, hâkim kesin deliller ile bağlı olduğu hâlde, resen araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda hâkim kesin delillerle bağlı değildir (Özmumcu, Seda. Türk Hukukunda Yargıtay Kararları Işığında Re’sen Araştırma İlkesi. Medeni Usul ve İcra İflas Hukukçuları Toplantısı. S.D.U. Hukuk Fakültesi Dergisi Mihbir Özel Sayısı, s: 145-171).
14. Sosyal güvenliğin finansmanı genel olarak dünyada işçi, işveren ve devletten tahsil edilen prim veya katkı payları ile sağlanmaktadır. Sosyal güvenlikte prim, işçi ve işverenden tahsil edilen ve genelde hak edilen ücretin belli bir oranı üzerinde alınan bir finansman kaynağıdır. Sosyal sigorta primi, kanunun kendilerine karşı güvence sağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi hâlinde yapılacak sigorta yardımları ile kurum giderlerinin karşılığı olarak kanuna göre belirlenen oranlar üzerinden sigortalının kazancından bir meblağ üzerinden alınan parayı ifade eder. 5510 sayılı Kanun'un 79. maddesi uyarınca prim gelirleri iki alanda kullanılmalıdır. Bu düzenleme emredici bir kuraldır. Buna göre prim gelirleri;
a) Sigorta kollarının gerektirdiği yardım ve ödemeler ile
b) Kurumun yönetim giderlerinde kullanılmalıdır (Güzel / Okur / Caniklioğlu, Sosyal Güvenlik Hukuku. Yenilenmiş 17. Bası. s: 226). Bu nedenle prim alacağı kamu alacağıdır. Kamu alacağının sözkonusu olduğu yerde kesin delillerin de delil serbestisi kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
15. Hizmet tespiti, prime esas kazancın tespiti ve buna bağlı olarak sigortalıya yaşlılık aylığı bağlanması vazgeçilmez bir sosyal güvenlik hakkıdır. Bu hak Yargıtayın da sıkça vurguladığı üzere kamu düzenindendir ve resen araştırma ilkesi bu davaya hakim ilkelerdendir. Resen araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda hâkim kesin delillerle bağlı değildir. O nedenle bu tür davalarda mahkemece resen araştırma yapılarak, hizmet ve prime esas kazanç tespiti yapılmalıdır.
16. 5510 sayılı Kanun'un 80/1.d maddesindeki son aya mal etme uygulaması, yanlış bir yorumla yapılmaktadır. Zira maddeye göre “Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tâbi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dahil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tâbi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir. Toplu iş sözleşmelerine tâbi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82. madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tâbi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir”. Görüldüğü gibi son aya mal edilecek ödeme, ücret dışındaki ödemelerdir. Oysa burada karar altına alınan ücret olduğuna göre son aya değil, tüm hizmet süresine mal edilmesi ve ödenip ödenmemesine bakılmaması gerekecektir.
17. Kanun'un 80. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince prime esas kazançların hesabında, “hak edilen ücretlerin brüt toplamı” esas alınmaktadır. Aynı maddenin (d) bendi, “Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur”, düzenlemesi gereğince ücretler, hak edilen ay esas alınmak sureti ile prime tâbi tutulur. Ücretlerin, hak edildiği ayın prime esas kazancına dahil edilmesi için hak edilmesi yeterli olup, ödenip ödenmediğine bakılmaz (Bünyamin, B.O. Yargı Kararları ile Sigortalılara Yapılan Ödemelerin Prime Tabi Tutulması. (NEÜHFD). Cilt 6. Sayı: 2 2023. s: 553-580, Şakar, Müjdat. Sosyal Sigortalar Uygulaması. Beta. İstanbul. 2017. s.464; Sümer, H. H. Sosyal Güvenlik hukuku. 3. Baskı. Seçkin. Ankara. 2022. s.109; Özdamar, Murat. 5510 Sayılı Kanuna Göre Sigor-ta Primine Esas Kazançların Hesaplanması. Mali Çözüm Dergisi. Sayı. 93. 2009. s.316; Tuncay/Ekmekçi, Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri. 20. Baskı. Beta. İstanbul. 2019. s.176; Güzel/Okur/Caniklioğlu, Sosyal Güvenlik Hukuku. 18. Baskı. Beta. İstanbul 2020. s.236; Uşan, M. F. Sosyal Güvenlik Hukukunun Esasları. 2. Baskı. Seçkin. Ankara. 2009, s.135; Alper, Y. Sosyal Güvenlik Hukuku. 11. Baskı. Dora. Bursa. 2020. s.166.).
18. 5510 sayılı Kanun'un 88/16 maddesine göre Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun'un 51., 102. ve 106. maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Aynı maddenin 18. fıkrasına göre ise Kurumun 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen prim ve diğer alacakları amme alacağı niteliğinde olup, imtiyazlı alacaktır.
20. 6100 sayılı HMK'nın 24/3 maddesi uyarınca "Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri dava konusu hakkında, dava açıldıktan sonra da tasarruf yetkisi devam eder". Prime esas kazanç tespitinde sigortalı dava açtıktan sonra tasarruf edemez. Yine aynı Kanun'un 25. maddesi uyarınca da taraflarca getirilme ilkesi değil, resen araştırma ilkesi uygulanır. Keza 26/2 maddesi gereğince taleple bağlılık kuralı açık yasal düzenleme varsa uygulanmaz. 5510 sayılı Kanundan doğan hak ve yükümlülükler bu kapsamdadır.
21. Prime esas kazanç tespiti davası kamu düzeninden olduğundan ve tasarruf edilmezlik söz konusu olduğundan, usulü kazanılmış hak da oluşmayacaktır.
III. DEĞERLENDİRME:
22. Somut uyuşmazlıkta, davacının talebi incelendiğinde son aya mal etmesine yönelik talebi olmadığı gibi ilgili ödenen aya mal edilme şeklinde de değerlendirilebilir. Davanın kabulüne karar verilmiştir. Kaldı ki taleple bağlılık kuralının burada uygulanma olanağı da yoktur. İlk derece mahkemesi de son aya mal etme şeklinde hüküm kurmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi bu şekilde değerlendirmiştir. Davacı da bu kararı temyiz etmiştir. Burada istinaf etmediğinden söz edilemez. Zira ilk karar kabul olduğu gibi bu dava kamu düzenindendir ve tasarruf yetkisi yoktur. Bu açıdan da usulü müktesep hak da teşkil etmeyecektir.
23. Prime esas kazanç tespiti kamu düzeninden ve kamu alacağı olduğuna göre yasal düzenleme gereği ücretin ödeme olgusuna bağlı olmadan ilgili aya mal edilmesi gerekir. Hak edilen ücret alacağı olduğuna göre ödeme olgusuna ve sona aya mal edilme yönündeki gerekçe açıkça yasaya açıkça aykırıdır.
IV. SONUÇ:
24. Direnme kararın Özel Daire kararı ve yukarıda yazılan hukuki gerekçelerle bozulması gerekirken, sosyal güvenlik hakkı kapsamındaki prime esas kazanç tespiti davasının kamu düzeninden olması, üzerine tasarruf etme yetkisinin bulunmaması, usulü müktesep hak teşkil etmemesi ilkelerinin gözardı edilerek kararın onanması isabetli olmamıştır.
Üye Üye
Bektaş Kar Zeki Gözütok
BİLGİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda bulunan 25 üyenin 13’ü ONAMA, 12’si ise DEĞİŞİK GEREKÇE İLE BOZMA yönünde oy kullanmışlardır.
DAVACI TARAFÇA İSTİNAF EDİLMEYEN HÜKÜM DİKKATE ALINDIĞINDA ÖDEMENİN YAPILDIĞI AYDA DA PRİME ESAS KAZANÇ, TAVAN ÜCRETTEN BİLDİRİLDİĞİNDEN PRİME ESAS KAZANCA EKLENECEK MİKTAR BULUNMAMAKTADIR.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No : 2024/10-462
Karar No : 2025/739
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 05.10.2022
SAYISI : 2022/1405 E., 2022/1484 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 12.05.2022 tarihli ve 2022/1632 Esas,
2022/7087 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davacı vekilince temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin prime esas kazancının eksik bildirildiğini, Adıyaman İş Mahkemesinde açılan ücret alacağı davasında karar tarihi itibariyle son yevmiyesinin 41,25 TL olduğunun tespit edildiğini ve ücret farklarının davalı işveren tarafından ödendiğini, eksik bildirilen primlerin davalı işverenden tahsil edilmesi için Kuruma yapılan başvurunun sigortalıya ödenmesi gereken ücretin sigorta primine esas kazanca dahil edilecek ücret niteliğinde olup olmadığı ve hangi dönemlere ait olduğuna ilişkin mahkeme kararında bilgi bulunmadığından yapılacak işlem olmadığından bahisle reddedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Adıyaman İş Mahkemesinin 25.03.2011 tarihli ve 2008/981 Esas, 2011/106 Karar sayılı kararına göre ödenen ücret farklarının prime esas kazanç kapsamında olduğunun tespitine, eksik bildirilen prime esas kazançların ve karşılığı primlerin ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazancına dâhil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK/Kurum) vekili; mahkeme kararında hangi dönemde ne kadar prime esas kazanç bildirileceği ya da kararda belirtilen ücretin prime esas kazanca dâhil edilecek ücret niteliğinde olup olmadığına ilişkin bilgi olmadığından davacının talebine istinaden yapılacak işlem bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı T.P. Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü (TPAO Genel Müdürlüğü) vekili; davacının primlerinin gerçek ücreti üzerinden Kuruma bildirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2019 tarihli ve 2018/188 Esas, 2019/547 Karar sayılı kararı ile; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 80. maddesi gereğince kesinleşen işçilik alacakları davasında hüküm altına alınan ve ücret niteliğinde olan alacakların brüt tutarının prime esas kazanç hesabında gözetilmesi gerektiği, işçilik alacakları davasında davacıya ödenmesi gereken tutarların hükümde toplu olarak gösterildiği, hükme esas alınan TPAO belirlemesinde yer verilen alacak kalemleri incelendiğinde Kanun'da yer verilen istisnalar kapsamında bulunmadığı anlaşıldığından tüm kalemlerin prime esas alınması gerektiği, işçilik alacakları davasında hüküm altına alınan alacağın 13.04.2011 tarihinde davacıya ödendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Adıyaman İş Mahkemesinin kesinleşen 25.03.2011 tarihli ve 2008/981 Esas, 2011/106 Karar sayılı kararında hüküm altına alınan 11.884,43 TL'nin prime esas kazanç niteliğinde bulunduğunun ve 11.884,43 TL'nin karşılığı primlerin SGK'ya ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazancına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine, infaz aşamasında prime esas kazanç tavanının dikkate alınmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2021 tarihli ve 2020/413 Esas, 2021/1558 Karar sayılı kararı ile; Adıyaman İş Mahkemesinin 25.03.2011 tarihli ve 2008/981 Esas, 2011/106 Karar sayılı kararında "davacının son yevmiyesinin 41,25 TL olarak tespitine, davacının ilave tediye alacağına ilişkin talebin kısmen kabulü ile 990,26 TL alacağın tahsiline,.... toplam 10.894,20 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin zamanaşımı nedeniyle reddine" karar verildiği ve kararın temyiz edilmesi üzerine onanarak kesinleştiği, hüküm altına alınan alacağın 13.04.2011 tarihinde davacıya ödendiği, yapılan ödemenin, ödemenin yapıldığı aya mal edilmesi gerekmekte ise de davacının hizmet cetveli incelendiğinde ödemenin yapıldığı ayda prime esas kazanç tavan ücretten bildirildiğinden prime esas kazanca eklenecek miktar bulunmadığı ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Uyuşmazlık; davalı idare tarafından davacı adına gerçekleştirilen davacının kıdemi ve yaptığı işe göre yeniden belirlenerek bulunan kesinleşmiş işçilik alacakları ilamında yer alan ücret ve fark tutarlarının gerçek prime esas kazancına yansıtılarak yeniden tespiti yönünde Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağı, sigortalılar ile işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri primlerin hesabında sigorta primine esas olan sigortalı kazançlarının nelerden ibaret olduğu ve bunun istisnalarını gösteren (mülga) 506 sayılı Kanun'un 77. maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 80. maddesidir.
Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 4958 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile değişik 77. maddesi “Sigortalılarla işverenlerin bir ay için ödeyecekleri primlerin hesabında:
a) Sigortalıların o ay için hak ettikleri ücretlerin,
b) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,
c) İdare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.
Şu kadar ki, ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, aynî yardımlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibariyle belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz. Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur..” hükmünü içermektedir.
Madde hükmünde belirtilen “ayni yardımlardan” amaç, sosyal veya kişisel bir ihtiyacın karşılanması yolunda yapılan yardım niteliğinde olmasıdır. Yardımın ayni veya parasal olarak yapılmasının bir önemi bulunmamaktadır. Somut biçimde belli edilmiş bir ihtiyaca yönelik yardımlar ayni yardım olarak kabul edilmeli ve prim hesabında dikkate alınmamalıdır. Bu anlamda, sosyal yardım adı altında ödenen “izin harçlığı, bayram harçlığı ve öğrenim yardımı” anılan yasa hükmü kapsamında ayni yardım özelliğinde olması nedeniyle, sigortalının (ücret) gelirine dâhil değildir ve prime esas kazanca dâhil edilmez. (10. H.D'sinin 2009/5052 E, 2011/4939 K sayılı kararı)
Görüldüğü üzere, anılan madde hükmünde hangi kazançların prim hesabına esas alınamayacağı sayma yöntemiyle belirlenmiş olup, Türk pozitif hukukunda egemen olan kurala göre, ayrık hükümler genişletici değil, daraltıcı yoruma tabidirler ve anılan kural, 23.05.1960 tarihli 11/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulanmıştır. Bu kararda sigortalılara ödenen yemek paralarının ayni yardım niteliğinde bulunduğu sonucuna varılmış ve prime esas kazancın belirlenmesinde dikkate alınamayacağı görüşü benimsenmiştir. Bunun dışında Yargıtay uygulamasında bazı kararlarda, teknik personele ödenen şantiye ve arazi zammını, hasta sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği, toplu iş sözleşmesi gereğince sigortalıya ödenen araç ücreti, çiğden verilen erzak, elbise dikiş ücreti, yakacak ve yakıt parası ve toplu iş sözleşmesi gereğince sigortalıya ödenen yemek parası aynî yardım niteliğinde görülmüştür. Yine somut bir biçimde belli bir ihtiyaca yönelik, ayni yardım niteliğinde olan giyim yardımı da sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançlardan değildir. (10. H.D’sinin 2014/1398 E, 2014/6794 K sayılı kararı)
İkramiye adı atındaki ödemeler ise; 11.07.1956 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6772 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile “… belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller, 3460 ve 3659 sayılı kanunların şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve diğer bilcümle kurum, banka, ortaklık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan İş Kanununun şümulüne giren veya girmeyen yerlerde çalışmakta olan ve İş Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre işçi vasfında olan kimselere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her yıl için birer aylık istihkakları tutarında ilave tediye yapılır.” hükmü getirilmiş, anılan Kanunun 4. maddesinin 2. fıkrasında ise “… Bu tediyelerden çeşitli işçi sigortalarının icap ettirdiği primler kesilmez ve bu paralar borç için haczedilemez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Kanun gereğince, maddenin 2. fıkrasındaki istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen her türlü gelirden sigorta primi kesilmesi söz konusu olmaktadır.
506 sayılı Kanun'da ücretin tanımı yapılmamıştır. Fakat 506 sayılı Yasa'nın 77. maddesinin birinci fıkrasının a alt bendinde sözü edilen “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi ücretlerinde girdiği kabul olunmaktadır. Bu ücretlerin sigortalıya fiilen ödenmesi şart olmayıp, onun adına o ay için tahakkuk ettirilmiş olması prime esas kazanca dâhil edilmesi için yeterlidir.
Asıl ücretin eki niteliğinde bulunan prim ve ikramiyeler, prime esas kazançlar olarak brüt tutarları üzerinden ödendikleri aylar itibariyle prime esas tutulur. Bunların tahakkuk etmiş olması prime esas tutulmaları için yeterli olmamakta “ödenmiş olması da” aranmaktadır. (m.77/I-b).
İdare veya kaza mercileri tarafından verilen karar uyarınca sigortalılara yapılan ödemeler (a) ve (b) bentlerinde öngörülen ücret türlerinden ayrımsızdır. Fark, bunların yönetim ve yargı mercilerince verilmiş kararlardan kaynaklanmalarıdır.
İşveren ile sigortalı işçi arasında “fazla çalışma ücreti” veya “prim, ikramiye” gibi konularda uyuşmazlık çıkar ve mahkemece, bu işçilik haklarının ödenmesine karar verilir ve sigorta primlerinin ödeneceği ay içinde bu paralar sigortalıya verilirse, bu ödemelerde prim matrahına dâhil edilerek, prim hesabında göz önünde tutulur. Bu tür kazançlara salt hak kazanmak, bu kazançların prime esas alınması için yeterli bulunmamaktadır (Mustafa Çemberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi, Olgaç Matbaası, 1985 Baskı, s.439)
Öte yandan 01.07.2008 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesi “4'üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.
a) Prime esas kazançların hesabında;
1) Hak edilen ücretlerin,
2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,
3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.
b) Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin % 30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca tabi tutulmaz.
c) (b) bendinde belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemeler prime esas kazanca tabi tutulur. Diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnalar bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınmaz.
d) Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dâhil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir. Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82'nci madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dâhil edilir. Bu durumlarda sigorta primlerinin, yukarıda belirtilen mercilerin kararlarının kesinleşme tarihini izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi halinde, gecikme cezası ve gecikme zammı alınmaz ve 102'nci madde hükümleri uygulanmaz." hükmünü içermektedir.
Yukarıdaki maddi ve hukuki olgular birlikte gözetilerek; Mahkemece işçilik alacağı dava dosyasında hüküm altına alınan alacağın; 13/04/2011 tarihinde davacıya ödendiği, yapılan ödemenin, ödemenin yapıldığı aya mal edilmesi gerekmekte ise de davacının hizmet cetveli incelendiğinde ödemenin yapıldığı 2011 yılı 4. ayda prime esas kazancın tavan ücretten bildirilmiş olduğu bu nedenle prime esas kazanca eklenecek miktarın bulunmadığı belirtilerek yazılı şekilde sonuca gidilmiş ise de işçilik alacağı davasında davacının ücreti, davacı toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmak suretiyle yapılan hesaplama neticesi yeniden belirlenmiştir. Toplu iş sözleşmesi yazılı belge niteliğindedir. Bu durumda toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücrete göre de davacının Kuruma bildirilmesi gereken fark sigorta primine esas kazancın yeniden belirlenmesi gerekir iken bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; aynı işveren aleyhine açılan prime esas kazancın tespiti davasında "dava sonunda verilen ödemenin yapıldığı ayda prime esas kazancın tavandan bildirilmiş olması nedeniyle, prime esas kazancın 5510 sayılı Kanunun 82. maddesinde öngörülen tavanı geçemeyeceğinden davanın reddine" dair verilen kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2022/215 Esas, 2022/5395 Karar sayılı kararı ile onandığı, davacının dava dilekçesindeki talebinin "primlerin yapılan ödemenin son ayın prime esas kazancına dahil edilmesi" şeklinde olduğu, İlk Derece Mahkemesinin kararı ile de ödenen primlerin son ayın primine dahil edilmesi gerektiğine karar verildiği ve bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmediği, kesinleşen mahkeme kararında hüküm altına alınan alacağın 13.04.2011 tarihinde davacıya ödendiği, davalı işveren tarafından yapılan ödemenin, ödemenin yapıldığı aya mal edilmesi gerekmekte ise de davacının hizmet cetveli incelendiğinde ödemenin yapıldığı ayda prime esas kazanç tavan ücretten bildirildiğinden prime esas kazanca eklenecek miktar bulunmadığı, taleple bağlılık ilkesi gereği davacının talebinden fazlasına da hükmedilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunun belirtildiğini, müvekkilinin çalıştığı dönemlere ait sigorta bildirimlerinde prime esas kazançların almış olduğu ücretten eksik bildirilerek sigorta primlerinin de eksik yatırıldığını, müvekkilinin davalı TPAO Adıyaman Bölge Müdürlüğünde sigortalı olarak işe başladığını ve hâlen de çalıştığını, Kanun gereği hâlen çalışan işçilerin prime esas kazançlarının SGK'ya ödemenin yapıldığı aylara ilişkin olarak ay be ay prime esas kazancına dahil edilmesi gerektiğini, işçilik alacağı davasında müvekkilinin ücretinin toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmak suretiyle yapılan hesaplama neticesinde yeniden belirlendiğini, toplu iş sözleşmesi yazılı belge niteliğinde olduğundan toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücrete göre de Kuruma bildirilmesi gereken fark sigorta primine esas kazancın yeniden belirlenmesi gerektiğini belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı TPAO Genel Müdürlüğü aleyhine açılan alacak davasında davacının son yevmiyesi tespit edilerek bir kısım alacakların hüküm altına alınması sonrasında sözü edilen davada hükmedilen ücret ve fark tutarlarının prime esas kazanç kapsamında olduğunun tespiti istemine ilişkin açılan eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince alacak davasında hükmedilen ve 13.04.2011 tarihinde davacıya yapılan ödemelerin prime esas kazanç niteliğinde bulunduğunun tespiti ile karşılığı primlerin SGK'ya ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazancına dahil edilmesi gerektiğine yönelik verilen kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan alacağın ödendiği ayda prime esas kazanç tavan ücretten bildirildiğinden prime esas kazanca eklenecek miktar bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi karşısında, davacının talebi ve İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmediği de dikkate alındığında Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre kesinleşmiş alacak davasında davacının ücretinin toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmak suretiyle yapılan hesaplama neticesinde yeniden belirlenmesi nedeniyle toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücrete göre de davacının Kuruma bildirilmesi gereken fark sigorta primine esas kazancının yeniden belirlenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. Değerlendirme
1. Somut olayda davacının, TPAO Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı işçilik alacağı davasında davacının ilk işe giriş tarihi esas alınarak kapsam içi personel ücret yönetmeliğine göre kök ücreti belirlenerek bir kısım alacaklar hüküm altına alınmış, eldeki dava ile de kesinleşen mahkeme kararına göre ödenen ücret farklarının prime esas kazanç kapsamında olduğunun tespitine, eksik bildirilen prime esas kazançların ve karşılığı primlerin SGK'ya ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazancına dâhil edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Adıyaman İş Mahkemesinin kesinleşen 25.03.2011 tarihli ve 2008/981 Esas, 2011/106 Karar sayılı kararında hüküm altına alınan 11.884,43 TL'nin prime esas kazanç niteliğinde bulunduğunun ve 11.884,43 TL'nin karşılığı primlerin SGK'ya ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazancına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine, infaz aşamasında prime esas kazanç tavanının dikkate alınmasına karar verilmiş, verilen kararın sadece davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ödemenin yapıldığı 2011 yılının 4. ayında prime esas kazanç tavan ücretten bildirildiğinden prime esas kazanca eklenecek miktar bulunmadığı ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
3. Somut olayda gerçekleşen yargısal süreç değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesi kararının davacı tarafça istinaf edilmediği dikkate alındığında talebin primlerin SGK'ya ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazancına dahil edilmesiyle sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Ödemenin yapıldığı ayda da prime esas kazanç tavan ücretten bildirildiğinden prime esas kazanca eklenecek miktarın bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddi yönünde verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı isabetlidir.
4. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; eldeki davanın kamu düzeninden olduğu ve prim alacağının da kamu alacağı olduğu, ücretin ödeme olgusuna bağlı olmaksızın ilgili aya mal edilmesi gerektiği, işçilik alacağı davasında davacının ücretinin kapsam içi personel ücret yönetmeliği dikkate alınarak ay be ay yeniden belirlendiği, yönetmelik yazılı belge olmakla davacının Kuruma bildirilmesi gereken fark sigorta primine esas kazancın yönetmelik hükümleri de dikkate alınarak yeniden belirlenmesi ve direnme kararının bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de Kurul çoğunluğu tarafından bu görüş benimsenmemiştir.
5. Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
"K A R Ş I O Y"
I. Temel Uyuşmazlık:
1. Davacı, 2004-2008 yılları, yönetmeliğe göre kök ücretin eksik alınması nedeni ile fark ücret alacaklarının işçilik alacakları dosyasında hüküm altına alınması ve ödenmesi nedeni ile ücret farklarından dolayı prime esas kazanç tespitini talep etmiştir.
2. İlk derece mahkemesince davanın kabulü ile ücretin toptan ödenmesi nedeni ile prime esas kazancın ödendiği aya mal edilmesine karar verilmiştir.
3. Kararın kurumun istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "mal edilen ayda primin tavandan ödenmesi nedeni ile prime esas kazanca eklenecek miktarın bulunmadığı" gerekçesi ile ilk derece mahkeme kararını kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
4. Kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Özel Dairece, "işçilik alacağı davasında davacının ücreti, davacı toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmak suretiyle yapılan hesaplama neticesi yeniden belirlendiği, Toplu iş sözleşmesinin yazılı belge niteliğinde olduğu, bu durumda toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücrete göre de davacının Kuruma bildirilmesi gereken fark sigorta primine esas kazancın yeniden belirlenmesi gerektiği" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bölge Adliye Mahkemesince bozma sonrası yapılan yargılama sonunda "emsal kararın son aya mal etme şeklinde olduğu, davacının dava dilekçesindeki talebinin primlerin yapılan ödemenin son ayın prime esas kazancına dahil edilmesi” şeklinde olduğu, İlk Derece Mahkemesinin kararı ile de ödenen primlerin son ayın primine dahil edilmesi gerektiğine karar verildiği ve bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmediği, kesinleşen mahkeme kararında hüküm altına alınan alacağın 13.04.2011 tarihinde davacıya ödendiği, davalı işveren tarafından yapılan ödemenin, ödemenin yapıldığı aya mal edilmesi gerekmekte ise de davacının hizmet cetveli incelendiğinde ödemenin yapıldığı 2011 yılı 4. ayda prime esas kazancın tavan ücretten bildirilmiş olduğu, bu nedenle prime esas kazanca eklenecek miktarın bulunmadığı, taleple bağlılık ilkesi gereği davacının talebinden fazlasına da hükmedilemeyeceği" gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
6. Direnme kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine çoğunluk tarafından, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi benimsenerek kararın onanmasına karar verilmiştir.
7. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, işçilik alacakları davası ile kesinleşen fark ücret alacaklarının ödeme olgusuna bağlı olarak "son aya (ödendiği aya) mal edilip edilmeyeceği, prime esas kazanç tespitinde taleple bağlılık kuralının uygulanıp uygulanmayacağı, son aya mal etme yönünde kabul kararının davacı sigortalı tarafından istinaf etmemesinin usulü kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağı" noktasında toplanmaktadır.
II. Normatif düzenlemeler, açıklamalar ve içtihatlar:
8. Sosyal Güvenlik Hakkının niteliği: Anayasanın 60. maddesi uyarınca “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar”. Belirtmek gerekir ki; Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu, sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. Sosyal güvenlik hakkı vazgeçilmez bir anayasal haktır ve kamu düzenindendir. Hizmet tespiti, prime esas kazancın tespiti ve buna bağlı olarak yaşlılık aylığı, bir sosyal güvenlik hakkıdır.
9. 5510 sayılı Kanunu'nun 92. maddesi uyarınca, kısa ve uzun vadeli sigorta kapsamındaki kişilerin sigortalı ve genel sağlık sigortalısı olması, genel sağlık sigortası kapsamındaki kişilerin ise genel sağlık sigortalısı olması zorunludur. Bu Kanunda yer alan sigorta hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmak, azaltmak, vazgeçmek veya başkasına devretmek için sözleşmelere konulan hükümler geçersizdir. Görüldüğü gibi sosyal güvenlik hakkının temel ilkeleri vardır. Zorunluluk, tasarruf edilmezlik, vazgeçilmezlik ve resen tescil ilkeleri.
10. Sosyal güvenlik hakkı, sosyal hukuk devletinde geçerli olan sosyal güvenlik ve sosyal adalet ilkelerinin bir gereği olarak insanlara asgari yaşam düzeyi sağlamak ve onları korumakla görevli devletten bu yönde gerekli tedbirleri almasını ve teşkilatlarını kurmasını talep etme hakkı sunar. Sosyal güvenlik hakkının nitelikleri ise vazgeçilmez ve devredilmez bir hak olduğu, bu haktan yararlanmanın zorunlu bulunduğu ve devletin sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesinde müdahalesinin gerekliliği olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla vazgeçilmez ve anayasal bir hak olan sosyal güvenlik hakkı bu niteliği itibariyle kamu düzenindendir. Kamu düzeninden olma koşulu resen araştırma ilkesini ve sonuç olarak hâkimin delilleri serbestçe, kendiliğinden toplayarak sonuca gitmesini beraberinde getirir.
Sigortalı kavramı, kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sosyal güvence sistemine adına prim ödenmesi gereken yahut kendi adına prim ödemesi gereken kişiyi ifade eder. Görüldüğü gibi sigortalı olmak çalışma ve prim ödeme ilkesine bağlı olduğundan, “hizmet tespiti” ve “prime esas kazancın tespiti” davaları sosyal güvenlik hakkının özünü oluşturmaktadır. Bu nedenle prime esas kazancın tespiti davaları kamu düzeninden olmaları nedeniyle özel bir titizlik ve duyarlılıkla yürütülmelidir (Y. HGK. 08.06.2022 tarih ve 2020/(21)10-280 Esas, 2022/871 Karar).
11. Hizmet tespit davası niteliğindeki davaların amacı, çalışmalarının karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Bu nedenle feragat etmekle davacı sadece açılan davadan değil ‘sigortalı olduğunun tespitinden’ giderek ‘sosyal güvenlik hakkından’ vazgeçilmesi Anayasa ve kanuna aykırıdır (Karar için bkz. Yargıtay HGK 11.2.2004 tarih 2004/21-54 Esas, 2004/54 Karar, YKD, 30(6), Haziran 2004, ss.835-838).
12. Sosyal güvenlik hakkından doğan davadan feragat mümkün değildir. Dolayısıyla hâkimin tespit davalarında gerektiğinde soruşturmayı genişletme ve kanıtları resen toplama yükümü de vardır. Sosyal güvenlik hakkı ile ilgili yükümlülükler tarafların iradesine bağlı değildir. Kanunun zorlaması söz konusudur. Bu sosyal sigorta sisteminde zorunluluk ilkesine dayanmaktadır (Y. HGK 03.06.2020 tarih ve 2016/10-2671 Esas, 2020/331 Karar, Y. HGK 05.03.2008 tarih ve 2008/21-215 Esas, 2008/222 Karar).
13. Mülga) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 6. maddesinde ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 92. maddesinde de, bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu hâliyle sigortalı olmak, kişi bakımından sadece bir hak olmayıp aynı zamanda bir yükümlülüktür (Yargıtay 10. HD, 05.02.2013 tarih ve 2013/327 Esas, 2013/1329 Karar).
15. Resen araştırma ilkesi uyarınca da;
- Resen araştırma ilkesinin uygulama alanı bulduğu ve hâkimin verdiği hükme esas teşkil edecek olan dava malzemesinin toplanması ile görevli olduğu davalarda, iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağı uygulanmaz (Abdurrahim Karslı, Medeni Muhakeme Hukuku, 4. Baskı, İstanbul, 2014,I, s. 469. Bu konuda ayrıca Bkz Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.II, 6. Baskı, İstanbul, 2001, s.1732; Hakan Pekcanıtez/Oğuz Atalay/ Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku, 14. Baskı, Ankara, 2013, s.366).
- Resen araştırma ilkesinin uygulanma alanı bulduğu uyuşmazlıklarda, ortaya çıkan hukuki sonuçlardan bir başkası delil sözleşmesinin yapılamamasıdır (Karslı, s.261).
- Resen araştırma ilkesinin uygulanma alanı bulduğu uyuşmazlıklarda, isticvap hükümleri uygulama alanı bulmaz ve tarafların ikrarı da hâkimi bağlamaz (Karslı, s.261).
- Resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalarda, kural olarak ikinci tanık listesi verilebilir (Kuru (C.II), s.1924; Karslı, s. 262,469).
- Resen araştırma ilkesi, tarafların hareket özgürlüklerini kısıtlamaktadır. Bu ilkenin uygulandığı davalarda yemin teklif edilemez (Kuru (C.II), s.1924; Karslı, s. 262, 469).
- Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulama alanı bulduğu davalarda, hâkimin kendiliğinden keşfe karar verdiği hâllerde, keşif giderlerinin taraflarca ödenmemesi durumunda, hâkim bu giderlerin Devlet Hazinesi tarafından ödenmesine karar verebilir (Kuru (C.III), s.2847-2850; Karslı, s.469).
- En önemlisi tasarruf ilkesinin uygulandığı davalarda, hâkim kesin deliller ile bağlı olduğu hâlde, resen araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda hâkim kesin delillerle bağlı değildir (Özmumcu, Seda. Türk Hukukunda Yargıtay Kararları Işığında Re’sen Araştırma İlkesi. Medeni Usul ve İcra İflas Hukukçuları Toplantısı. S.D.U. Hukuk Fakültesi Dergisi Mihbir Özel Sayısı, s: 145-171).
14. Sosyal güvenliğin finansmanı genel olarak dünyada işçi, işveren ve devletten tahsil edilen prim veya katkı payları ile sağlanmaktadır. Sosyal güvenlikte prim, işçi ve işverenden tahsil edilen ve genelde hak edilen ücretin belli bir oranı üzerinde alınan bir finansman kaynağıdır. Sosyal sigorta primi, kanunun kendilerine karşı güvence sağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi hâlinde yapılacak sigorta yardımları ile kurum giderlerinin karşılığı olarak kanuna göre belirlenen oranlar üzerinden sigortalının kazancından bir meblağ üzerinden alınan parayı ifade eder. 5510 sayılı Kanun'un 79. maddesi uyarınca prim gelirleri iki alanda kullanılmalıdır. Bu düzenleme emredici bir kuraldır. Buna göre prim gelirleri;
a) Sigorta kollarının gerektirdiği yardım ve ödemeler ile
b) Kurumun yönetim giderlerinde kullanılmalıdır (Güzel / Okur / Caniklioğlu, Sosyal Güvenlik Hukuku. Yenilenmiş 17. Bası. s: 226). Bu nedenle prim alacağı kamu alacağıdır. Kamu alacağının sözkonusu olduğu yerde kesin delillerin de delil serbestisi kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
15. Hizmet tespiti, prime esas kazancın tespiti ve buna bağlı olarak sigortalıya yaşlılık aylığı bağlanması vazgeçilmez bir sosyal güvenlik hakkıdır. Bu hak Yargıtayın da sıkça vurguladığı üzere kamu düzenindendir ve resen araştırma ilkesi bu davaya hakim ilkelerdendir. Resen araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda hâkim kesin delillerle bağlı değildir. O nedenle bu tür davalarda mahkemece resen araştırma yapılarak, hizmet ve prime esas kazanç tespiti yapılmalıdır.
16. 5510 sayılı Kanun'un 80/1.d maddesindeki son aya mal etme uygulaması, yanlış bir yorumla yapılmaktadır. Zira maddeye göre “Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tâbi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dahil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tâbi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir. Toplu iş sözleşmelerine tâbi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82. madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tâbi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir”. Görüldüğü gibi son aya mal edilecek ödeme, ücret dışındaki ödemelerdir. Oysa burada karar altına alınan ücret olduğuna göre son aya değil, tüm hizmet süresine mal edilmesi ve ödenip ödenmemesine bakılmaması gerekecektir.
17. Kanun'un 80. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince prime esas kazançların hesabında, “hak edilen ücretlerin brüt toplamı” esas alınmaktadır. Aynı maddenin (d) bendi, “Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur”, düzenlemesi gereğince ücretler, hak edilen ay esas alınmak sureti ile prime tâbi tutulur. Ücretlerin, hak edildiği ayın prime esas kazancına dahil edilmesi için hak edilmesi yeterli olup, ödenip ödenmediğine bakılmaz (Bünyamin, B.O. Yargı Kararları ile Sigortalılara Yapılan Ödemelerin Prime Tabi Tutulması. (NEÜHFD). Cilt 6. Sayı: 2 2023. s: 553-580, Şakar, Müjdat. Sosyal Sigortalar Uygulaması. Beta. İstanbul. 2017. s.464; Sümer, H. H. Sosyal Güvenlik hukuku. 3. Baskı. Seçkin. Ankara. 2022. s.109; Özdamar, Murat. 5510 Sayılı Kanuna Göre Sigor-ta Primine Esas Kazançların Hesaplanması. Mali Çözüm Dergisi. Sayı. 93. 2009. s.316; Tuncay/Ekmekçi, Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri. 20. Baskı. Beta. İstanbul. 2019. s.176; Güzel/Okur/Caniklioğlu, Sosyal Güvenlik Hukuku. 18. Baskı. Beta. İstanbul 2020. s.236; Uşan, M. F. Sosyal Güvenlik Hukukunun Esasları. 2. Baskı. Seçkin. Ankara. 2009, s.135; Alper, Y. Sosyal Güvenlik Hukuku. 11. Baskı. Dora. Bursa. 2020. s.166.).
18. 5510 sayılı Kanun'un 88/16 maddesine göre Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun'un 51., 102. ve 106. maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Aynı maddenin 18. fıkrasına göre ise Kurumun 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen prim ve diğer alacakları amme alacağı niteliğinde olup, imtiyazlı alacaktır.
20. 6100 sayılı HMK'nın 24/3 maddesi uyarınca "Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri dava konusu hakkında, dava açıldıktan sonra da tasarruf yetkisi devam eder". Prime esas kazanç tespitinde sigortalı dava açtıktan sonra tasarruf edemez. Yine aynı Kanun'un 25. maddesi uyarınca da taraflarca getirilme ilkesi değil, resen araştırma ilkesi uygulanır. Keza 26/2 maddesi gereğince taleple bağlılık kuralı açık yasal düzenleme varsa uygulanmaz. 5510 sayılı Kanundan doğan hak ve yükümlülükler bu kapsamdadır.
21. Prime esas kazanç tespiti davası kamu düzeninden olduğundan ve tasarruf edilmezlik söz konusu olduğundan, usulü kazanılmış hak da oluşmayacaktır.
III. DEĞERLENDİRME:
22. Somut uyuşmazlıkta, davacının talebi incelendiğinde son aya mal etmesine yönelik talebi olmadığı gibi ilgili ödenen aya mal edilme şeklinde de değerlendirilebilir. Davanın kabulüne karar verilmiştir. Kaldı ki taleple bağlılık kuralının burada uygulanma olanağı da yoktur. İlk derece mahkemesi de son aya mal etme şeklinde hüküm kurmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi bu şekilde değerlendirmiştir. Davacı da bu kararı temyiz etmiştir. Burada istinaf etmediğinden söz edilemez. Zira ilk karar kabul olduğu gibi bu dava kamu düzenindendir ve tasarruf yetkisi yoktur. Bu açıdan da usulü müktesep hak da teşkil etmeyecektir.
23. Prime esas kazanç tespiti kamu düzeninden ve kamu alacağı olduğuna göre yasal düzenleme gereği ücretin ödeme olgusuna bağlı olmadan ilgili aya mal edilmesi gerekir. Hak edilen ücret alacağı olduğuna göre ödeme olgusuna ve sona aya mal edilme yönündeki gerekçe açıkça yasaya açıkça aykırıdır.
IV. SONUÇ:
24. Direnme kararın Özel Daire kararı ve yukarıda yazılan hukuki gerekçelerle bozulması gerekirken, sosyal güvenlik hakkı kapsamındaki prime esas kazanç tespiti davasının kamu düzeninden olması, üzerine tasarruf etme yetkisinin bulunmaması, usulü müktesep hak teşkil etmemesi ilkelerinin gözardı edilerek kararın onanması isabetli olmamıştır.
Üye Üye
Bektaş Kar Zeki Gözütok
BİLGİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda bulunan 25 üyenin 13’ü ONAMA, 12’si ise DEĞİŞİK GEREKÇE İLE BOZMA yönünde oy kullanmışlardır.

