BELİRSİZ ALACAK DAVASINDA ALACAĞIN BİR KISMININ DAVA EDİLMESİ VE DAVANIN TÜMDEN REDDEDİLMİŞ OLMASI HÂLİNDE DAVACI YÖNÜNDEN KARARIN KESİNLİK SINIRININ ALTINDA KALDIĞINDAN SÖZ EDİLEMEZ.
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/2491
Karar No : 2025/8879
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1564 E., 2024/63 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen 23.01.2024 tarihli ek karar davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 23.01.2024 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Temyiz istemi, temyiz konusu miktar veya değerin kesinlik sınırının altında olduğu gerekçesiyle davacı erkek vekilinin temyiz dilekçesinin reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 23.01.2024 tarihli ek kararına ilişkindir.
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgili olup temyiz kesinlik sınırı belirlenirken dava konusu edilen alacağın değeri dikkate alınır. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. Dosya içeriğine göre, somut olayda, davacı erkek vekilinin dava dilekçesinin talep sonucunda ''...4 nolu dairenin 1/2 payına tekabül eden tutarın edinilmiş kapsamında davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini ...'' talep ettiği, ayrıca dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirterek harca esas değer olarak şimdilik dava değerinin 20.000,00 TL olduğunun belirtildiği, davacı erkek vekilinin 20.04.2022 tarihli dilekçesiyle de talep miktarı bilirkişi raporunda belirlenen 175.794,43 TL'ye yükselttiği, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, bu haliyle dava 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinde belirtilen belirsiz alacak davası niteliğinde olup belirsiz alacak davasında alacağın bir kısmının dava edilmesi ve Mahkemece bu alacağa ilişkin davanın tümden reddedilmiş olması halinde davacı yönünden kararın kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemeyeceğinden kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen 23.01.2024 tarihli ek kararın 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesine aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda temyiz dilekçesinin kesinlik sebebiyle reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 23.01.2024 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekmiştir.
2. Davacı erkek vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı erkek vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 23.01.2024 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
M. Kasım Çetin Seydi Kahveci Çetin Durak Sevil Kartal Necmi Apaydın
İÇTİHAT YORUMU : Belirsiz alacak davasının hukukî niteliğini Türk, İsviçre ve Alman Hukuku’nda yer alan doktrin görüşleri doğrultusunda, sonrasında ise kısmî davanın genel anlamda tanımını ortaya koymak gerekir.
Belirsiz alacak davası, davacının, alacağının tümünün hüküm altına alınması amacıyla açtığı bir davadır. (PEKCANITEZ, Hakan, Belirsiz Alacak Davası (HMK m. 107), Yetkin Yayıncılık, Ankara, 2011, s. 59; SİMİL, Cemil, Belirsiz Alacak Davası, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2013, s. 23, 111, 299, 343; AKİL, Cenk, Kısmî Dava, Yetkin Yayıncılık, Ankara, 2013, s. 105; BAHADIR, Zeynep, Medenî Usûl Hukukunda Kısmî Karar, Yetkin Yayıncılık, Ankara, 2018, s. 155)
Doktrindeki katıldığımız hâkim görüşe göre belirsiz alacak davası, hukukî niteliği itibarı ile tam bir eda davasıdır. (PEKCANITEZ, s. 31; SİMİL, s. 23, 111, 299, 343; KİRAZ, Taylan Özgür, “Belirsiz Alacak Dâvası”, Çatı Dergisi, S: 30, Y: 2012, s. 16; AKİL, s. 105; ASLAN, Kudret/ AKYOL ASLAN, Leyla/ KİRAZ, Taylan Özgür, “Koşulları Oluşmadan Açılan Belirsiz Alacak Davasında Mahkemece Verilecek Karar”, DEÜHFD, C: 16, Özel Sayı (Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez’e Armağan), Y: 2014, s. 998, 999; TANRIVER, Süha, Medenî Usûl Hukuku, C: I, Tümüyle Gözden Geçirilmiş, Yenilenmiş ve Genişletilmiş 3. Bası, Yetkin Yayıncılık, Ankara, 2020, s. 597; KARAASLAN, Varol, “Belirsiz Alacak Davası/Kısmi Dava - Bir Madalyonun İki Yüzü Mü?”, YÜHFD, C: VIII, Özel Sayı (Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin Kuruluşunun 20. Yılı Armağanı), Y: 2016, s. 214, 217; PEKCANITEZ, Hakan, Pekcanıtez Usûl Medenî Usûl Hukuku, 15. Bası, C: II, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2017, s. 1025; YILMAZ, Ejder, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Genişletilmiş 4. Baskı, C: 2, Yetkin Yayıncılık, Ankara, 2021, s. 2378; BAHADIR, s. 153, 154; BUDAK, Ali Cem/ KARAASLAN, Varol, Medenî Usul Hukuku, Genişletilmiş ve Gözden Geçirilmiş 4. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, s. 148; ERCAN ÖZLER, Meltem, Medenî Usûl Hukuku’nda Dava Konusu, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2019, s. 318; EROĞLU, Orhan, Islah, Güncelleştirilmiş ve Genişletilmiş 3. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2020, s. 228; DURAN, Osman, Medeni Usul Hukukunda Taleple Bağlılık İlkesi, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2020, s. 116. Doktrinde İYİLİKLİ, belirsiz alacak davasının nitelik itibarı ile tespit davasından çok eda davasına yakın olduğu görüşündedir. (İYİLİKLİ, Ahmet Cahit, Hukuk Yargılamasında Kesin Hüküm, 2. Baskı, Yetkin Yayıncılık, Ankara, 2020, s. 604). İsviçre ve Alman hukukunda belirsiz alacak davası ile ilgili yazılan monografik eserlerde de, belirsiz alacak davası, eda davası olarak kabul edilmektedir. (BAUMANN WEY, Sabine, Die unbezifferte Forderungsklage nach Art. 85 ZPO, Schulthess Verlag, Zürich, 2013, s. 7; GUT, Nicolas, Die unbezifferte Forderungsklage nach der Schweizerischen Zivilprozessordnung, Helbing Lichtenhahn Verlag, Basel, 2014, s. 4; KURTOĞLU, Bahar Tuna, Die unbezifferte Forderungsklage Analyse, Problemstellungen und Lösungsansätze, bezogen auf das türkische, schweizerische und deutsche Recht, Peter Lang Verlag, Berlin, 2019, s. 46, 122, 312)
Kısmî dava ise davacının aynı hukukî ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı dava şeklinde tanımlanabilir. (PEKCANITEZ (Pekcanıtez Usûl), s. 990; AKİL, s. 63; ARSLAN, Ramazan/ YILMAZ, Ejder/ TAŞPINAR AYVAZ, Sema/ HANAĞASI, Emel, Medenî Usul Hukuku, Güncellenmiş ve 7251 sayılı Kanun Değişiklikleri İşlenmiş 6. Baskı, Yetkin Yayıncılık, Ankara, 2020, s. 290; GÖRGÜN, L. Şanal/ BÖRÜ, Levent/ TORAMAN, Barış/ KODAKOĞLU, Mehmet, Medenî Usûl Hukuku, 28.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanunla Değiştirilmiş, Güncellenmiş 9. Baskı, Yetkin Yayıncılık, Ankara, 2020, s. 287; BUDAK/KARAASLAN, s. 146)
Belirsiz alacak davası, TAM BİR EDA DAVASI olduğu için kısmî davanın aksine sonradan EK DAVA AÇILAMAZ.
“Belirsiz alacak davasının açılmasından sonra ek dava açılamaz” şeklindeki Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 17 Mayıs 2023 ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 20 Eylül 2023 tarihli kararı için bkz.
"Belirsiz alacak davasından sonra ek dava açılamaz" şeklindeki Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 29 Haziran 2021 ve 14 Mart 2022 tarihli kararları için bkz.
http://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/belirsiz-alacak-davasindan-sonra-ek-dava-acilamaz
Bu konudaki daha detaylı açıklamaların yer aldığı internet erişimine açık çalışma için bkz. KARAMERCAN, Fatih, Belirsiz Alacak Davasından Sonra Ek Dava Açılabilir Mi?, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 7, S: 12, Y: 2022, s. 83-107.
İlgili makale için bkz.
“Belirsiz alacak davasında tümden red kararı verilmesi durumunda karar davacı yönünden kesin olamaz” şeklindeki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 09 Ocak 2017, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 22 Haziran 2020 ve 11 Mart 2021 tarihli kararı için bkz.
https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/belirsiz-alacak-davasi-tumden-red-kesin-karar-olamaz
“Belirsiz alacak davasının dava dilekçesindeki talebe bakılarak alacağın kesin nitelikte olduğundan bahisle istinaf başvurusunun usûlden reddine karar verilemez.” şeklindeki Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 06 Kasım 2024 tarihli kararı için bkz.
“Kısmî veya belirsiz alacak davalarında, kanun yolu sınırının alacağın tamamına bakılarak belirlenmesi gereklidir” şeklindeki Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 13 Şubat 2025 tarihli kararı için bkz.
Sonuç olarak, yukarıda belirtilen doktrin görüşleri ve Yargıtay içtihatları ışığında, belirsiz alacak davası, davacının, alacağının tümünün hüküm altına alınması amacıyla açtığı bir dava olduğundan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 16 Ekim 2025 tarihli kararında “… belirsiz alacak davasında alacağın bir kısmının dava edilmesi ve Mahkemece bu alacağa ilişkin davanın tümden reddedilmiş olması halinde … ” ifadesi kısmen hukukî olarak hatalıdır. Belirsiz alacak davasında, alacağın bir kısmının, kısmî davanın aksine dava edilmesi hukukî niteliği itibarı ile mümkün değildir. Devamında ise belirsiz alacak davasının tümden reddi durumunda verilen hüküm, kesinlik sınırına tabi olmamaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 16 Ekim 2025 tarihli kararı, gerekçe anlamında hukukî olarak hatalı ancak sonuç olarak yerinde bir karardır.
BELİRSİZ ALACAK DAVASINDA ALACAĞIN BİR KISMININ DAVA EDİLMESİ VE DAVANIN TÜMDEN REDDEDİLMİŞ OLMASI HÂLİNDE DAVACI YÖNÜNDEN KARARIN KESİNLİK SINIRININ ALTINDA KALDIĞINDAN SÖZ EDİLEMEZ.
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/2491
Karar No : 2025/8879
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1564 E., 2024/63 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen 23.01.2024 tarihli ek karar davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 23.01.2024 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Temyiz istemi, temyiz konusu miktar veya değerin kesinlik sınırının altında olduğu gerekçesiyle davacı erkek vekilinin temyiz dilekçesinin reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 23.01.2024 tarihli ek kararına ilişkindir.
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgili olup temyiz kesinlik sınırı belirlenirken dava konusu edilen alacağın değeri dikkate alınır. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. Dosya içeriğine göre, somut olayda, davacı erkek vekilinin dava dilekçesinin talep sonucunda ''...4 nolu dairenin 1/2 payına tekabül eden tutarın edinilmiş kapsamında davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini ...'' talep ettiği, ayrıca dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirterek harca esas değer olarak şimdilik dava değerinin 20.000,00 TL olduğunun belirtildiği, davacı erkek vekilinin 20.04.2022 tarihli dilekçesiyle de talep miktarı bilirkişi raporunda belirlenen 175.794,43 TL'ye yükselttiği, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, bu haliyle dava 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinde belirtilen belirsiz alacak davası niteliğinde olup belirsiz alacak davasında alacağın bir kısmının dava edilmesi ve Mahkemece bu alacağa ilişkin davanın tümden reddedilmiş olması halinde davacı yönünden kararın kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemeyeceğinden kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen 23.01.2024 tarihli ek kararın 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesine aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda temyiz dilekçesinin kesinlik sebebiyle reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 23.01.2024 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekmiştir.
2. Davacı erkek vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı erkek vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 23.01.2024 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
M. Kasım Çetin Seydi Kahveci Çetin Durak Sevil Kartal Necmi Apaydın
İÇTİHAT YORUMU : Belirsiz alacak davasının hukukî niteliğini Türk, İsviçre ve Alman Hukuku’nda yer alan doktrin görüşleri doğrultusunda, sonrasında ise kısmî davanın genel anlamda tanımını ortaya koymak gerekir.
Belirsiz alacak davası, davacının, alacağının tümünün hüküm altına alınması amacıyla açtığı bir davadır. (PEKCANITEZ, Hakan, Belirsiz Alacak Davası (HMK m. 107), Yetkin Yayıncılık, Ankara, 2011, s. 59; SİMİL, Cemil, Belirsiz Alacak Davası, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2013, s. 23, 111, 299, 343; AKİL, Cenk, Kısmî Dava, Yetkin Yayıncılık, Ankara, 2013, s. 105; BAHADIR, Zeynep, Medenî Usûl Hukukunda Kısmî Karar, Yetkin Yayıncılık, Ankara, 2018, s. 155)
Doktrindeki katıldığımız hâkim görüşe göre belirsiz alacak davası, hukukî niteliği itibarı ile tam bir eda davasıdır. (PEKCANITEZ, s. 31; SİMİL, s. 23, 111, 299, 343; KİRAZ, Taylan Özgür, “Belirsiz Alacak Dâvası”, Çatı Dergisi, S: 30, Y: 2012, s. 16; AKİL, s. 105; ASLAN, Kudret/ AKYOL ASLAN, Leyla/ KİRAZ, Taylan Özgür, “Koşulları Oluşmadan Açılan Belirsiz Alacak Davasında Mahkemece Verilecek Karar”, DEÜHFD, C: 16, Özel Sayı (Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez’e Armağan), Y: 2014, s. 998, 999; TANRIVER, Süha, Medenî Usûl Hukuku, C: I, Tümüyle Gözden Geçirilmiş, Yenilenmiş ve Genişletilmiş 3. Bası, Yetkin Yayıncılık, Ankara, 2020, s. 597; KARAASLAN, Varol, “Belirsiz Alacak Davası/Kısmi Dava - Bir Madalyonun İki Yüzü Mü?”, YÜHFD, C: VIII, Özel Sayı (Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin Kuruluşunun 20. Yılı Armağanı), Y: 2016, s. 214, 217; PEKCANITEZ, Hakan, Pekcanıtez Usûl Medenî Usûl Hukuku, 15. Bası, C: II, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2017, s. 1025; YILMAZ, Ejder, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Genişletilmiş 4. Baskı, C: 2, Yetkin Yayıncılık, Ankara, 2021, s. 2378; BAHADIR, s. 153, 154; BUDAK, Ali Cem/ KARAASLAN, Varol, Medenî Usul Hukuku, Genişletilmiş ve Gözden Geçirilmiş 4. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, s. 148; ERCAN ÖZLER, Meltem, Medenî Usûl Hukuku’nda Dava Konusu, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2019, s. 318; EROĞLU, Orhan, Islah, Güncelleştirilmiş ve Genişletilmiş 3. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2020, s. 228; DURAN, Osman, Medeni Usul Hukukunda Taleple Bağlılık İlkesi, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2020, s. 116. Doktrinde İYİLİKLİ, belirsiz alacak davasının nitelik itibarı ile tespit davasından çok eda davasına yakın olduğu görüşündedir. (İYİLİKLİ, Ahmet Cahit, Hukuk Yargılamasında Kesin Hüküm, 2. Baskı, Yetkin Yayıncılık, Ankara, 2020, s. 604). İsviçre ve Alman hukukunda belirsiz alacak davası ile ilgili yazılan monografik eserlerde de, belirsiz alacak davası, eda davası olarak kabul edilmektedir. (BAUMANN WEY, Sabine, Die unbezifferte Forderungsklage nach Art. 85 ZPO, Schulthess Verlag, Zürich, 2013, s. 7; GUT, Nicolas, Die unbezifferte Forderungsklage nach der Schweizerischen Zivilprozessordnung, Helbing Lichtenhahn Verlag, Basel, 2014, s. 4; KURTOĞLU, Bahar Tuna, Die unbezifferte Forderungsklage Analyse, Problemstellungen und Lösungsansätze, bezogen auf das türkische, schweizerische und deutsche Recht, Peter Lang Verlag, Berlin, 2019, s. 46, 122, 312)
Kısmî dava ise davacının aynı hukukî ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı dava şeklinde tanımlanabilir. (PEKCANITEZ (Pekcanıtez Usûl), s. 990; AKİL, s. 63; ARSLAN, Ramazan/ YILMAZ, Ejder/ TAŞPINAR AYVAZ, Sema/ HANAĞASI, Emel, Medenî Usul Hukuku, Güncellenmiş ve 7251 sayılı Kanun Değişiklikleri İşlenmiş 6. Baskı, Yetkin Yayıncılık, Ankara, 2020, s. 290; GÖRGÜN, L. Şanal/ BÖRÜ, Levent/ TORAMAN, Barış/ KODAKOĞLU, Mehmet, Medenî Usûl Hukuku, 28.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanunla Değiştirilmiş, Güncellenmiş 9. Baskı, Yetkin Yayıncılık, Ankara, 2020, s. 287; BUDAK/KARAASLAN, s. 146)
Belirsiz alacak davası, TAM BİR EDA DAVASI olduğu için kısmî davanın aksine sonradan EK DAVA AÇILAMAZ.
“Belirsiz alacak davasının açılmasından sonra ek dava açılamaz” şeklindeki Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 17 Mayıs 2023 ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 20 Eylül 2023 tarihli kararı için bkz.
"Belirsiz alacak davasından sonra ek dava açılamaz" şeklindeki Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 29 Haziran 2021 ve 14 Mart 2022 tarihli kararları için bkz.
http://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/belirsiz-alacak-davasindan-sonra-ek-dava-acilamaz
Bu konudaki daha detaylı açıklamaların yer aldığı internet erişimine açık çalışma için bkz. KARAMERCAN, Fatih, Belirsiz Alacak Davasından Sonra Ek Dava Açılabilir Mi?, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 7, S: 12, Y: 2022, s. 83-107.
İlgili makale için bkz.
“Belirsiz alacak davasında tümden red kararı verilmesi durumunda karar davacı yönünden kesin olamaz” şeklindeki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 09 Ocak 2017, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 22 Haziran 2020 ve 11 Mart 2021 tarihli kararı için bkz.
https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/belirsiz-alacak-davasi-tumden-red-kesin-karar-olamaz
“Belirsiz alacak davasının dava dilekçesindeki talebe bakılarak alacağın kesin nitelikte olduğundan bahisle istinaf başvurusunun usûlden reddine karar verilemez.” şeklindeki Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 06 Kasım 2024 tarihli kararı için bkz.
“Kısmî veya belirsiz alacak davalarında, kanun yolu sınırının alacağın tamamına bakılarak belirlenmesi gereklidir” şeklindeki Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 13 Şubat 2025 tarihli kararı için bkz.
Sonuç olarak, yukarıda belirtilen doktrin görüşleri ve Yargıtay içtihatları ışığında, belirsiz alacak davası, davacının, alacağının tümünün hüküm altına alınması amacıyla açtığı bir dava olduğundan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 16 Ekim 2025 tarihli kararında “… belirsiz alacak davasında alacağın bir kısmının dava edilmesi ve Mahkemece bu alacağa ilişkin davanın tümden reddedilmiş olması halinde … ” ifadesi kısmen hukukî olarak hatalıdır. Belirsiz alacak davasında, alacağın bir kısmının, kısmî davanın aksine dava edilmesi hukukî niteliği itibarı ile mümkün değildir. Devamında ise belirsiz alacak davasının tümden reddi durumunda verilen hüküm, kesinlik sınırına tabi olmamaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 16 Ekim 2025 tarihli kararı, gerekçe anlamında hukukî olarak hatalı ancak sonuç olarak yerinde bir karardır.

