DAVACI TARAFI TEMSİL ETTİKTEN SONRA DAVALI TARAFI DA VEKALETNAME İLE TEMSİL EDEREK DAVAYI KABUL ETMEK, AVUKATLIK KANUNU 38/b MADDESİNE AYKIRI BİR EYLEM OLUŞTURMAKTADIR.
T.C.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/3172
Karar No : 2025/3103
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 23.05.2024
SAYISI : 2023/2334 E., 2024/778 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı İbrahim Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; 8 ada 4 ve 5 parsellerin Necla D., 8 ada 47 ve 75 parseller ile 1 ada 1 ve 2 parsellerin Yusuf D. adına kayıtlı iken, davalı Şirket ile adi yazılı şekilde 26.10.2017 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, bir gün sonra tapuda satış göstererek devrettiklerini, devir işlemlerinin sahte olarak düzenlendiği ve iradeleri sakatlanmak suretiyle yapıldığını, okur-yazar olmamalarına rağmen rapor ve tanık hazır edilmemek suretiyle şekle aykırı olarak işlem tesisi edildiğini, davalı Şirket yetkisi tarafından sözleşme için imza gerektiği belirtilerek aldatılarak devrin yapıldığını, taşınmazlar tevhit edilerek 8 ada 78 parsel sayılı taşınmazın oluştuğu ve diğer davalı İbrahim’e temlik edildiğini, devirlerin muvazaalı olup her iki davalının da kötüniyeti olduğunu, temliklerde bedel alınmadığını, imzaların atıldığı tarih ile resmi senetteki tarihinde farklı olduğunu, davalıların yakın olup davalı İbrahim’in durumdan haberdar olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline, olmazsa bedele karar verilmesini istemiş, 15.06.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile, taşınmazların hile ile yaşlı olmalarından faydalanılarak devredildiğini, davalı Şirketin, borçları nedeniyle haciz gelmemesi için taşınmazı diğer davalıya iade edilmek üzere temlik ettiğini, ancak davalı İbrahim’in geri vermediğini beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı İbrahim vekili; taşınmazı diğer davalı Şirketten bedeli karşılığında satın alındığını, satış bedelinin ödendiğini, davalı Şirket ile ticari ilişkisinin 2014 yılında başlayıp 2018 yılında bittiğini, davalı Şirketten çeşitli taşınmazlar satın aldığını, sadece davaya konu taşınmazın satın alınmadığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden bilgisi olmadığını, alım gücü bulunduğunu, davalı Şirketten 1.772.500,00 TL alacaklı iken bu alacağını talep etmesi üzerine şirket yetkilisi Mustafa Ç.’in isteği ile taşınmazı satın aldığını, şirketin halen borcu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların davalı Şirket ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığı ve davalı Şirket tarafından dava konusu taşınmaz üzerinde inşaat yapacağı düşüncesinin davacılarda oluşturulmak suretiyle taşınmazın davalı Şirkete devrinin sağlandığı, taşınmaz üzerinde inşaat yapılmadığı gibi taşınmazın muvazaalı olarak davalı İbrahim Ş.'e devredildiği, satış bedelinin temlikten sonra gönderildiği, davalı Şirketin tacir olması sebebiyle bedel almaksızın taşınmazı devretmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı Şirket vekilinin kabul ettiği üzere yapılan ödeme işleminin yalnızca üçüncü kişilerde yapılan devir işleminin gerçek olduğu inancını oluşturmak maksatlı olduğu, gerçek değer ile temlik değerleri arasında fahiş fark olduğu, davalı Şirket ile davalı İbrahim'in uzun süre ticari iş ve işlem yaptıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı İbrahim vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı D. İnşaat Mimarlık Mühendislik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin önceki temsilcisi Mustafa Ç. ile davalı İbrahim Ş. arasında akrabalık bağı olmasa da aynı köylü oldukları ve öteden beri tanışık oldukları, davacılar ile davalı Şirket arasında gerçekten amacına uygun şekilde kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapma iradesiyle hareket edilerek öncelikle adi yazılı şekilde bu sözleşmenin yapıldığı ve ertesi gün bu amaçla davacıların taşınmazı davalı Şirkete tapuda devrettiği ancak inşaat sektöründeki kriz nedeniyle davalı Şirketin ekonomik olarak dara düştüğü ve davalı İbrahim Ş. ile davalı Şirket arasındaki ticari ilişki ve alacak borç ilişkisi nedeniyle ayrıca davalı Şirketin üçüncü kişilerin icra takiplerine karşı malları muhafaza altına alma kaygısıyla hareket ederek dava konusu taşınmazı davalı Şirketin İbrahim Ş.'e devrettiği, davalı İbrahim’in iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı İbrahim vekili temyiz dilekçesinde; davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, hilenin olmadığını, şirket ve davacıların danışıklı hareket ettiğini, resmi memur önünde işlem yapıldığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin şekil şartlarına uymadığından geçersiz olduğunu ve sözleşmeden haberdar olmadığını, verilen vekaletnamelerin muvazaayı göstermediğini, ekonomik zor durumu bilse dahi bunun davacı ile arasındaki sözleşmeyi bileceği anlamına gelmeyeceğini, davacı vekili ile davalı vekili aynı kişi olup taraflar arasında danışıklı işlem yapıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/b maddesinde, avukata aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa, işi red etmesi gerektiği kuralı yer almaktadır. Yasa ile izlenen amaç, avukatın aldığı vekâlet sonucu vakıf olduğu sırları önceki müvekkilinin aleyhine kullanmayı önlemektir. Yasa maddesi ile öngörülen husus kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece re'sen gözetilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinde; “(1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.” şeklinde olup, tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları, kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde temsilcinin gerekli niteliğe sahip olması, dava takip yetkisine sahip olunması ve vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamesinin bulunması hususlarının dava şartlarından olduğu açıktır.
Somut olayda; davacılar vekili Av. E.B. tarafından 12.01.2021 tarihli yetki belgesi 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nu değiştiren 4667 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile 56. maddesine eklenen hüküm uyarınca vekâletname yerine geçmek üzere Av. Y.S.K.’in dayanak vekaletnamedeki tüm yetkileri kapsar şekilde yetkilendirildiği, davacılar vekili olarak Av. Y.S.K. tarafından 02.11.2022 tarihli beyan dilekçesinin sunulduğu, 12.01.2021 tarihli 1. celse, 19.10.2021 tarihli 3. celse, 04.08.2021 tarihli 4. celse, 21.06.2022 tarihli 5. celse, 17.01.2023 tarihli 6. celse, 30.03.2023 tarihli 7. celse, 08.06.2023 tarihli 8. celse davacılar vekili olarak duruşmalara katıldığı, davalı D. İnşaat Mimarlık Mühendislik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. adına Almatı Başkonsolosluğu 23.06.2023 tarih 643 yevmiye numaralı vekaletname ile Av. Y.S.K.’in yetkilendirildiği, vekilin 13.07.2023 tarihli 9. celsede “Daha önceki celselerde yetki belgesi ile davacı vekili olarak duruşmaya katılmış isek de celse arasında davalı Şirket tarafından tarafımıza vekaletname verilmiş olup sistem üzerinde davacı vekili olarak kaydımız bulunması halinde silinmesini talep ederiz. Islaha karşı beyan dilekçemizi tekrar ederiz. Islaha karşı beyan dilekçemizde belirttiğimiz üzere dava konusu taşınmaz hatır amacıyla muvazaalı olarak diğer davalı İbrahim Ş.'e devredilmiştir. Bu sebeple ve müvekkilim yurt dışında olduğundan davadan yeni haberdar olduğumuz için davayı beyan dilekçemizde belirttiğimiz şekilde kabul ediyoruz. Delillerimiz toplansın. Kabul gereğince işlem tesis edilecekse davanın açılmasına sebebiyet vermediğimiz nazara alınarak yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamızı talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunduğu, bilahare 12.07.2023 dilekçe ile davayı kabul ettiğini belirttiği anlaşılmaktadır. Bu durum, Avukatlık Kanunu 38/b maddesine aykırı bir eylem oluşturmaktadır.
Hal böyle olunca; dosyada davacılar vekili olarak yer alan Av. Y.S.K.’in davalı Şirketi temsile yetkisi olmadığı gözetildiğinde HMK'nın 114/f maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığını tamamlamak için davalı Şirkete süre verilip sürenin sonucuna göre yargılamaya devam olunması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı İbrahim Ş. vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Öznur Kakillioğlu İsmail Aysal Fikret Demir Yakup Moğul İsmail Uçar
DAVACI TARAFI TEMSİL ETTİKTEN SONRA DAVALI TARAFI DA VEKALETNAME İLE TEMSİL EDEREK DAVAYI KABUL ETMEK, AVUKATLIK KANUNU 38/b MADDESİNE AYKIRI BİR EYLEM OLUŞTURMAKTADIR.
T.C.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/3172
Karar No : 2025/3103
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 23.05.2024
SAYISI : 2023/2334 E., 2024/778 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı İbrahim Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; 8 ada 4 ve 5 parsellerin Necla D., 8 ada 47 ve 75 parseller ile 1 ada 1 ve 2 parsellerin Yusuf D. adına kayıtlı iken, davalı Şirket ile adi yazılı şekilde 26.10.2017 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, bir gün sonra tapuda satış göstererek devrettiklerini, devir işlemlerinin sahte olarak düzenlendiği ve iradeleri sakatlanmak suretiyle yapıldığını, okur-yazar olmamalarına rağmen rapor ve tanık hazır edilmemek suretiyle şekle aykırı olarak işlem tesisi edildiğini, davalı Şirket yetkisi tarafından sözleşme için imza gerektiği belirtilerek aldatılarak devrin yapıldığını, taşınmazlar tevhit edilerek 8 ada 78 parsel sayılı taşınmazın oluştuğu ve diğer davalı İbrahim’e temlik edildiğini, devirlerin muvazaalı olup her iki davalının da kötüniyeti olduğunu, temliklerde bedel alınmadığını, imzaların atıldığı tarih ile resmi senetteki tarihinde farklı olduğunu, davalıların yakın olup davalı İbrahim’in durumdan haberdar olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline, olmazsa bedele karar verilmesini istemiş, 15.06.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile, taşınmazların hile ile yaşlı olmalarından faydalanılarak devredildiğini, davalı Şirketin, borçları nedeniyle haciz gelmemesi için taşınmazı diğer davalıya iade edilmek üzere temlik ettiğini, ancak davalı İbrahim’in geri vermediğini beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı İbrahim vekili; taşınmazı diğer davalı Şirketten bedeli karşılığında satın alındığını, satış bedelinin ödendiğini, davalı Şirket ile ticari ilişkisinin 2014 yılında başlayıp 2018 yılında bittiğini, davalı Şirketten çeşitli taşınmazlar satın aldığını, sadece davaya konu taşınmazın satın alınmadığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden bilgisi olmadığını, alım gücü bulunduğunu, davalı Şirketten 1.772.500,00 TL alacaklı iken bu alacağını talep etmesi üzerine şirket yetkilisi Mustafa Ç.’in isteği ile taşınmazı satın aldığını, şirketin halen borcu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların davalı Şirket ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığı ve davalı Şirket tarafından dava konusu taşınmaz üzerinde inşaat yapacağı düşüncesinin davacılarda oluşturulmak suretiyle taşınmazın davalı Şirkete devrinin sağlandığı, taşınmaz üzerinde inşaat yapılmadığı gibi taşınmazın muvazaalı olarak davalı İbrahim Ş.'e devredildiği, satış bedelinin temlikten sonra gönderildiği, davalı Şirketin tacir olması sebebiyle bedel almaksızın taşınmazı devretmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı Şirket vekilinin kabul ettiği üzere yapılan ödeme işleminin yalnızca üçüncü kişilerde yapılan devir işleminin gerçek olduğu inancını oluşturmak maksatlı olduğu, gerçek değer ile temlik değerleri arasında fahiş fark olduğu, davalı Şirket ile davalı İbrahim'in uzun süre ticari iş ve işlem yaptıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı İbrahim vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı D. İnşaat Mimarlık Mühendislik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin önceki temsilcisi Mustafa Ç. ile davalı İbrahim Ş. arasında akrabalık bağı olmasa da aynı köylü oldukları ve öteden beri tanışık oldukları, davacılar ile davalı Şirket arasında gerçekten amacına uygun şekilde kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapma iradesiyle hareket edilerek öncelikle adi yazılı şekilde bu sözleşmenin yapıldığı ve ertesi gün bu amaçla davacıların taşınmazı davalı Şirkete tapuda devrettiği ancak inşaat sektöründeki kriz nedeniyle davalı Şirketin ekonomik olarak dara düştüğü ve davalı İbrahim Ş. ile davalı Şirket arasındaki ticari ilişki ve alacak borç ilişkisi nedeniyle ayrıca davalı Şirketin üçüncü kişilerin icra takiplerine karşı malları muhafaza altına alma kaygısıyla hareket ederek dava konusu taşınmazı davalı Şirketin İbrahim Ş.'e devrettiği, davalı İbrahim’in iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı İbrahim vekili temyiz dilekçesinde; davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, hilenin olmadığını, şirket ve davacıların danışıklı hareket ettiğini, resmi memur önünde işlem yapıldığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin şekil şartlarına uymadığından geçersiz olduğunu ve sözleşmeden haberdar olmadığını, verilen vekaletnamelerin muvazaayı göstermediğini, ekonomik zor durumu bilse dahi bunun davacı ile arasındaki sözleşmeyi bileceği anlamına gelmeyeceğini, davacı vekili ile davalı vekili aynı kişi olup taraflar arasında danışıklı işlem yapıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/b maddesinde, avukata aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa, işi red etmesi gerektiği kuralı yer almaktadır. Yasa ile izlenen amaç, avukatın aldığı vekâlet sonucu vakıf olduğu sırları önceki müvekkilinin aleyhine kullanmayı önlemektir. Yasa maddesi ile öngörülen husus kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece re'sen gözetilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinde; “(1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.” şeklinde olup, tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları, kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde temsilcinin gerekli niteliğe sahip olması, dava takip yetkisine sahip olunması ve vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamesinin bulunması hususlarının dava şartlarından olduğu açıktır.
Somut olayda; davacılar vekili Av. E.B. tarafından 12.01.2021 tarihli yetki belgesi 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nu değiştiren 4667 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile 56. maddesine eklenen hüküm uyarınca vekâletname yerine geçmek üzere Av. Y.S.K.’in dayanak vekaletnamedeki tüm yetkileri kapsar şekilde yetkilendirildiği, davacılar vekili olarak Av. Y.S.K. tarafından 02.11.2022 tarihli beyan dilekçesinin sunulduğu, 12.01.2021 tarihli 1. celse, 19.10.2021 tarihli 3. celse, 04.08.2021 tarihli 4. celse, 21.06.2022 tarihli 5. celse, 17.01.2023 tarihli 6. celse, 30.03.2023 tarihli 7. celse, 08.06.2023 tarihli 8. celse davacılar vekili olarak duruşmalara katıldığı, davalı D. İnşaat Mimarlık Mühendislik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. adına Almatı Başkonsolosluğu 23.06.2023 tarih 643 yevmiye numaralı vekaletname ile Av. Y.S.K.’in yetkilendirildiği, vekilin 13.07.2023 tarihli 9. celsede “Daha önceki celselerde yetki belgesi ile davacı vekili olarak duruşmaya katılmış isek de celse arasında davalı Şirket tarafından tarafımıza vekaletname verilmiş olup sistem üzerinde davacı vekili olarak kaydımız bulunması halinde silinmesini talep ederiz. Islaha karşı beyan dilekçemizi tekrar ederiz. Islaha karşı beyan dilekçemizde belirttiğimiz üzere dava konusu taşınmaz hatır amacıyla muvazaalı olarak diğer davalı İbrahim Ş.'e devredilmiştir. Bu sebeple ve müvekkilim yurt dışında olduğundan davadan yeni haberdar olduğumuz için davayı beyan dilekçemizde belirttiğimiz şekilde kabul ediyoruz. Delillerimiz toplansın. Kabul gereğince işlem tesis edilecekse davanın açılmasına sebebiyet vermediğimiz nazara alınarak yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamızı talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunduğu, bilahare 12.07.2023 dilekçe ile davayı kabul ettiğini belirttiği anlaşılmaktadır. Bu durum, Avukatlık Kanunu 38/b maddesine aykırı bir eylem oluşturmaktadır.
Hal böyle olunca; dosyada davacılar vekili olarak yer alan Av. Y.S.K.’in davalı Şirketi temsile yetkisi olmadığı gözetildiğinde HMK'nın 114/f maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığını tamamlamak için davalı Şirkete süre verilip sürenin sonucuna göre yargılamaya devam olunması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı İbrahim Ş. vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Öznur Kakillioğlu İsmail Aysal Fikret Demir Yakup Moğul İsmail Uçar

